T.C. İSTANBUL BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 13. HUKUK DAİRESİ DOSYA NO: 2023/346 Esas KARAR NO : 2025/1328 Karar T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A B Ö L G E A D L İ Y E M A H K E M E S İ K A R A R I İNCELENEN DOSYANIN MAHKEMESİ: İstanbul 7. Asliye Ticaret Mahkemesi ESAS NO : 2022/193 - 2022/755 Karar TARİHİ: 29/11/2022 DAVA: Menfi Tespit KARAR TARİHİ: 11/09/2025 İlk derece Mahkemesinde yapılan inceleme sonucunda verilen karara karşı istinaf kanun yoluna başvurulmuş olmakla dava dosyas…
T.C. İSTANBUL BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 13. HUKUK DAİRESİ DOSYA NO: 2023/346 Esas KARAR NO : 2025/1328 Karar T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A B Ö L G E A D L İ Y E M A H K E M E S İ K A R A R I İNCELENEN DOSYANIN MAHKEMESİ: İstanbul 7. Asliye Ticaret Mahkemesi ESAS NO : 2022/193 - 2022/755 Karar TARİHİ: 29/11/2022 DAVA: Menfi Tespit KARAR TARİHİ: 11/09/2025 İlk derece Mahkemesinde yapılan inceleme sonucunda verilen karara karşı istinaf kanun yoluna başvurulmuş olmakla dava dosyası incelendi: TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMASININ ÖZETİ: Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; davalı ... Bankası A.Ş. ile dava dışı ...'in kredi sözleşmesi yaptıklarını ve bu kişiye kredi kullandırdıklarını, kendisinin de sözleşmeye müteselsil kefil olduğunu, dava dışı ...'in kredi borcunu ödememesi üzerine şirketin kredi hesaplarının kat edildiğini, bankanın alacağının tahsili için kendisi aleyhine İstanbul 14. İcra Dairesinin... sayılı dosyasından icra takibi başlatıldığını, kendisinin 172.500,00 TL'ye kadar kefil olduğunu, eşinin ise sadece 90.000,00 TL'ye kadar kefalete yazılı izin verdiğini, arada kalan 27.900,00 TL için haksız icra takibi başlatıldığını, 27.966,79 TL borçlu olmadıklarının tespitine karar verilmesini talep etmiştir.Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; dava dışı ... ile kredi sözleşmesi yaptıklarını ve bu kişiye kredi kullandırdıklarını, davacının da sözleşmeye müteselsil kefil olduğunu, dava dışı ...'in kredi borcunu ödememesi üzerine Ankara 18. Noterliğinin 12.01.2017 tarih ve ihtarnamesi ile şirketin kredi hesaplarının kat edildiğini, İstanbul 14. İcra Dairesinin... sayılı dosyasından icra takibi başlatıldığını, itiraz edilmesi üzerine de İstanbul 18. Asliye Ticaret Mahkemesinin 2017 / 411 Esas sayılı dosyası üzerinden itirazın iptali davası açıldığını, kullandırılan kredinin ticari kredi olması nedeniyle eş iznine gerek olmadığını, bu nedenle de açılan davanın reddini talep etmiştir. İLK DERECE MAHKEMESİNİN KARARININ ÖZETİ: İlk Derece Mahkemesi 29/11/2022 tarih ve 2022/193 Esas - 2022/755 Karar sayılı kararında; "........Tüm bu açıklamalar ışığında somut uyuşmazlık değerlendirildiğinde; Davacı tarafça davalı ... Bankası A.Ş. ile dava dışı ...'in genel kredi sözleşmesi imzaladıklarını, kendisinin de sözleşmeye müteselsil kefil olduğunu, dava dışı ...'in kredi borcunu ödememesi üzerine şirketin kredi hesaplarının kat edildiğini, bankanın alacağının tahsili için kendisi aleyhine İstanbul 14. İcra Dairesinin... sayılı dosyasından icra takibi başlatıldığını, kendisinin 172.500,00 TL'ye kadar kefil olduğunu, eşinin ise sadece 90.000,00 TL'ye kadar kefalete yazılı izin verdiğini, arada kalan 27.900,00 TL için eş muvafakati olmadığından geçerli kefaletinin olmadığından bahisle iş bu davanın açıldığı, mahkememizce davalı bankaca kullandırılan kredinin niteliği hususunda yazılan müzekkereye 5570 sayılı Kamu Sermayeli Bankalar Tarafından Yürütülen Faiz Destekli Kredi Kullandırılmasına Dair Kanun kapsamında kullanılacak kredilerden olmadığından bahisle cevap verildiği, bu durumda aşan bedel üzerinden eş muvafakatinin zorunlu olduğu ve eş muvafakatinin bulunmadığı anlaşılmakla aşan bedel üzerinden; davanın kabulü ile; davacının İstanbul 14. İcra Müdürlüğü'nün... esas sayılı dosyasından 27.966,79-TL bedel ile borçlu olmadığının tespitine, takip başlatılmakta davalı yanın ağır kusuru ispat edilemediğinden yasal şartları oluşmayan kötüniyet tazminatı talebinin reddine karar vermek gerekmiş ve davacı yanın sorumlu olmadığı bedel sabit olduğundan dosyamız arasına getirtilen İstanbul 18 Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 2017/411 esas sayılı dosyası yargılamanın geldiği aşamada dikkate alınarak bekletici mesele yapılmamıştır." gerekçesi ile, ''1-Davanın KABULÜ İLE;Davacının İstanbul 14. İcra Müdürlüğü'nün... esas sayılı dosyasından 27.966,79-TL bedel ile borçlu olmadığının tespitine,2-Yasal şartları oluşmayan kötüniyet tazminatı talebinin reddine,'' karar verilmiş ve karara karşı davalı vekili tarafından istinaf başvurusunda bulunulmuştur. İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ: Davalı vekili istinaf dilekçesinde özetle; müvekkil banka ile takip borçluları ... ve ... arasında Genel Kredi Sözleşmesi (Ticari Kredi Sözleşmesi) imzalanarak müvekkil banka tarafından mezkur borçlular lehine kredi kullandırıldığını, ... Ticari Kredi Sözleşmesinin borçlusuyken davacı olarak yer alan ...'ın ise Ticari Kredi Sözleşmesinde müteselsil kefil olduğunu, borçluların kredi borçlarını ödemede temerrüde düşmeleri üzerine müvekkil banka tarafından Genel Kredi Sözleşmesinin ilgili maddeleri uyarınca T.C. Ankara 18. Noterliği 13.01.2017 tarihli ve ... yevmiye numaralı noter ihtarnamesiyle kredi borcunun müvekkil bankaya ödenmesi hususunun borçlulara ihtar edildiğini, borçluların herhangi bir ödemede bulunmaması üzerine taraflarınca ihtiyati hacze başvurulduğunu ve İstanbul 13. Asliye Ticaret Mahkemesi 2017/281 Değişik İş, 2017/284 Karar sayılı kararı ile ihtiyati haciz kararı alındığını, anılan karara istinaden İstanbul 14. İcra Dairesi... Esas sayılı icra dosyası ile icra takibine başlandığını, mezkur icra takibinde borçlular ... ve ...'ın ödeme emrini tebliğ aldığını ve 10.03.2017 tarihinde aleyhlerinde başlatılan icra takibindeki borca ve ferilerine haksız olarak itirazda bulunduklarını, itiraz sebebiyle borçlular açısından söz konusu takibin durduğunu, davalı/borçlunun da ihtarlara ve icra takibine rağmen herhangi bir ödemede bulunmadığından halen borcunun devam ettiğini, bu nedenle davalının yapmış olduğu itirazın haksız ve kötüniyetli olduğunu, borçluların itirazlarına karşı İstanbul 18. Asliye Ticaret Mahkemesi 2017/411 Esas, 2019/1076 Karar sayılı dosyası ile itirazlarının iptali hususunda dava görüldüğünü, takibin devamına karar verildiğini, karara karşı davalı/borçluların istinaf kanun yoluna başvurduğunu, Davacının imzaladığı ticari kredi sözleşmesinde adi kefil olarak değil, müteselsil kefil olarak yer aldığını, müteselsil kefilin sözleşmenin doğurduğu hak ve borçlardan kredi borçlusu ile aynı şekilde sorumlu olduğunu, ticari işten kaynaklanan borçlara kefil olunduğu takdirde, TTK'na göre kefilin sözleşmede aksi kararlaştırılmadıkça müteselsil kefil olduğunu, alacaklının borcun vadesi gelince borcu ödemesi için ister asıl borçluya ister kefile başvurabileceğini, TTK'na göre müteselsil kefilin asıl borç ile beraber borçlunun kusur veya temerrüdünün kanuni neticelerinden sorumlu olduğunu, Müvekkili bankanın kullandırdığı kredi türünün ticari kredi sözleşmesi olduğunu, ticari kredi borçlusu olan davacı borçlu bakımından eş muvafakatı alınmasının zorunlu olmadığını, davacı ile müvekkil banka arasında imzalanan Ticari Kredi Sözleşmesinin Kefalet Başlıklı 9. maddesi kefaletin şartlarının düzenlendiğini, bu madde uyarınca yerel mahkemedeki dava konusu olan eş muvafakatinin kefaleti sınırladığı hususunda bir kayıt bulunmadığını, Nitekim TBK 584/3'e maddesine rağmen, yerel mahkemenin eksik inceleme ile hatalı hüküm kurduğunu, ayrıca davacı/borçlunun dava konusu ticari kredi sözleşmesinin 19. sayfasında müteselsil kefil olarak imzaladığı bölümde kefil olunan miktar olarak 172.500-TL üzerinden imza atıldığını, dosyaya sunulan ticari kredi sözleşmesinden de bu hususun anlaşıldığını, buna rağmen davanın kabulünün hukuka uygun olmadığını, Davacı tarafa, icra takibi yöneltilmeden önce ihtarname gönderildiğini, davacının kendisine gönderilen ihtarnameye karşı herhangi bir itirazda bulunmadığını, icra takibi açıldıktan sonra takibe itiraz ettiğini, fakat itirazında yerel mahkeme dosyasında öne sürdüğü hususlara ilişkin hiçbir beyanda bulunmadığını, Davacının borcun tamamına haksız olarak itiraz ettiğini, icra takibine yapılan itirazlarına karşı İstanbul 18. Asliye Ticaret Mahkemesi 2017/411 Esas sayılı dosyayla itirazın iptali davası açıldığını ve karara bağlandığını, davacının huzurdaki davada öne sürdüğü beyanlarını, taraflarınca açılan itirazın iptali davasında da ileri sürebileceklerini, ancak buna karşın davacının hukuki yararı olmaksızın yerel mahkemedeki davayı açtığını, Davacı tarafın bu davadaki beyanları ile icra takibine yaptıkları itirazlarının birbiriyle çeliştiğini, icra takibindeki borcun tamamına itiraz etmişken, işbu davada borcun bir kısmına itiraz ettiğini, bu durumda borcun geri kalan kısmını kabul edip etmediğinin anlaşılmadığını, Davacı tarafın kötüniyetli olduğunu, ticari kredi sözleşmesi uyarınca vadesi gelmiş borcun ödenmesini geciktirmek ve engellemek için bütün hukuki yollara başvurduğunu, ancak bugüne kadar herhangi bir ödeme yapılmadığı gibi, ödeme yapılması için yapılan görüşmelerin de olumsuz sonuçlandığını, yerel mahkemede derdest ettiği davayla birlikte yaptığı diğer dava ve itirazlar birlikte değerlendirildiğinde davacının taleplerinin iyiniyetle bağdaşmadığını, TTK hükümlerine göre her tacirin, ticaretine ait bütün faaliyetlerinde basiretli bir iş adamı gibi hareket etmesinin şart olduğunu, aynı şekilde TBK hükümleri uyarınca mütemerrit temerrüdün sonuçlarına katlanacağını, davacının basiretli bir tacir gibi davranmadığını, tacir olarak kendi elyazısıyla ticari kredi sözleşmesine 172.500 TL'ye kadar müteselsil olarak kefaleti kabul ettiğini, ancak eş rızasına dayanarak yalnızca 90.000-TL'ye kadar sorumlu olunduğuna ilişkin açtığı yerel mahkemedeki menfi tespite ilişkin davanın haksız, hukuka aykırı ve tamamen kötüniyetli olduğunu belirterek ilk derece mahkemesi kararının kaldırılarak davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir. İSTİNAF SEBEPLERİNİN DEĞERLENDİRİLMESİ: HMK'nın 355. maddesine göre istinaf incelemesi; istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak ve kamu düzenine aykırılık görüldüğü takdirde ise resen gözetilmek suretiyle yapılmıştır.Dairemizin 02/03/2022 Tarih ve 2020/493 Esas -2022/321 Karar sayılı kaldırma kararımız doğrultusunda yapılan yargılama sonucunda istinafa konu karar verilmiştir.Dava, genel kredi sözleşmesinden kaynaklanan menfi tesbit davasıdır. Mahkemece, davanın kabulüne, karar verilmiş ve karara karşı davalı vekili tarafından istinaf başvurusunda bulunulmuştur. Dairemizin kaldırma kararı doğrultusunda mahkemece davalı bankaya müzekkere yazıldığı, 19/10/2022 tarihli cevabi yazıda;''İlgili yazınızda bildirmiş olduğunuz ...16 TC Kimlik numaralı ... ile 20/12/2013 tarihinde imzalanan kredi sözleşmesinin 5570 sayılı Kamu Sermayeli Bankalar Tarafından Yürütülen Faiz Destekli Kredi Kullandırılmasına Dair Kanun kapsamında kullanılacak kredilerden olmadığı,'' belirtilmiştir.Dairemizin kaldırma kararı doğrultusunda mahkemece İstanbul 18 ATM. Nin 2017/411 esas sayılı dosyasının akıbetinin sorulduğu, ilgili mahkemece verilen karar suretinin uyap sisteminden gönderildiği, incelendiğinde; aynı icra takibinden kaynaklı davalı banka tarafından davacı ile dava dışı asıl borçlu hakkında İstanbul 18 ATM. Nin 2017/411 esas sayılı dosyası ile açılan itirazın iptali davasının yapılan yargılaması sonucunda 17/12/2019 Tarih ve 2017/411 Esas - 2019/1076 Karar sayılı kararı ile; 1-A- Asıl dava yönünden; Davacının davasının kısmen kabulü ile (İstanbul 13. İcra Müdürlüğünün 2017/17977 Esas sayılı takip dosyası yönünden tahsilde tekerrür olmamak üzere ) davalıların İstanbul 14. İcra Dairesinin... Esas sayılı takip dosyasına yapmış oldukları itirazın kısmen iptali ile takibin davalı ... yönünden 115.036,39TL asıl alacak, 2.207,71TL işlemiş faiz, 168,29TL BSMV, 440,00TL ihtiyati haciz vekalet ücreti olmak üzere 117.852,39TL üzerinden devamına, Davalı ... yönünden ise 90.000,00TL asıl alacak üzerinden devamına, B-birleşen İstanbul 3.Asliye Ticaret Mahkemesinin 2017/515 Esas sayılı dosyası yönünden davacının davasının reddine,C- birleşen İstanbul 1.Asliye Ticaret Mahkemesinin 2017/532 Esas sayılı dosyası yönünden davacının davasının reddine," karar verildiği, verilen kararın istinaf edildiği, dairemizce uyap sisteminden yapılan sorgulama neticesinde istinaf incelemesinin İstanbul BAM 14 HD. tarafından yapıldığı ve İstanbul BAM 14 HD.'nin 02/11/2023 Tarih ve 2020/1878 Esas- 2023/1775 Karar sayılı kararı ile; Asıl davada davalılar-birleşen davalarda davacılar vekilinin istinaf başvurusunun HMK. 353/1-b.1. Maddesi uyarınca esastan reddine, kesin olarak karar verildiği anlaşılmıştır.Yargıtay 11 HD. Nin 2007/7319 Esas, 2008/9068 Karar sayılı içtihadında ve yerleşik yargıtay içtihatlarında da belirtildiği üzere, borçlunun icra takibine yaptığı itiraz sebepleri ile bağlı olduğu kuralı,itirazın kaldırılması için icra tetkik merciine başvurma hali için geçerli olup,itirazın iptali davasında ve menfi tespit davasında ise icra takibine yaptığı itiraz sebepleri ile bağlı olmaksızın her türlü savunma nedenlerini ileri sürebileceğinden bu yöndeki istinaf sebebi yerinde görülmemiştir.Dava dışı ... ile davalı banka arasında 20/12/2013 tarihinde 150.000,00 TL. miktarlı Genel Kredi Sözleşmesi imzalanmış olup, davacı ... ise sözleşmeyi müteselsil kefil sıfatıyla imzaladığı, kefalet miktarının 172.500,00 TL. olup davacının kredi sözleşmesinin imzalandığı tarihte evli olduğu ve kefaleti bakımından 90.000,00 TL. yönünden eş muvafakatinin bulunduğu, dava konusu kredinin 5570 sayılı Kamu Sermayeli Bankalar Tarafından Yürütülen Faiz Destekli Kredi Kullandırılmasına Dair Kanun kapsamında kullandırılan kredilerden olmadığından TBK. 584 Maddesi uyarınca davacının eş muvafatinin bulunmadığı miktar yönünden kefaletinin geçerli olmadığı, bu durumun kesinleşen İstanbul 18 ATM. Nin 17/12/2019 Tarih ve 2017/411 Esas - 2019/1076 Karar sayılı kararı ile de tesbit edildiği, TBK'nın emredici nitelikteki 584. Maddesindeki hükmü gereği kefalet aktinin kurulduğu sırada akdin tamamlanabilmesi, geçerli olabilmesi için eş rızası alınması gerekli olduğundan, anonim şirket olarak kurulan dolayısıyla tacir olan davalı bankanın TTK'nın 18/2. Maddesi gereği basiretli davranma yükümlülüğüne aykırı bir şekilde TBK'nın emredici nitelikteki kefaletin tamamının geçerliliği için kefalet miktarı yönünden eş rızasını alma yükümlüğünü gözetmeksizin kefalet akdini imzalamasında kusur davalı bankaya aittir. Davacı taraf, eldeki menfi tespit davasını itirazın iptali davasından önce açtığından bu davayı açmakta hukuki menfaatinin olduğu, bu tespitlere göre Mahkemece, davanın kabulüne yönelik verilen hüküm ve gerekçesinde yasa ve usule aykırılık bulunmadığı gibi kamu düzenine aykırılık da görülmediğinden, mahkemenin kabul ve gerekçesine yönelik davalı banka vekilinin aksi yöndeki istinaf sebepleri yerinde görülmemiştir.Sonuç itibariyle, davalı banka vekilinin istinaf başvurusunun HMK'nın 353/1-b1 maddesi gereğince esastan reddine, karar verilerek aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur. HÜKÜM : Yukarıda açıklanan nedenlerle; 1-Davalının istinaf başvurusunun 6100 sayılı HMK' nın 353/1-b1 maddesi gereğince ESASTAN REDDİNE, 2-Harçlar Kanunu gereğince istinaf eden davalı tarafından yatırılan istinaf kanun yoluna başvurma harcının hazineye gelir kaydına, 3-Karar tarihi itibariyle Harçlar Kanunu gereğince alınması gereken 1.910,41 TL istinaf karar harcından istinaf eden davalı tarafından peşin olarak yatırılan 477,6 TL harcın mahsubu ile bakiye 1.432,81 TL'nin davalıdan tahsili ile hazineye gelir kaydına, 4-İstinaf yargılama giderlerinin istinaf eden davalı üzerinde bırakılmasına, 5-Artan gider avansı bulunması ve talep halinde yatıran tarafa iadesine, 6-Kararın ilk derece mahkemesince taraflara tebliğe gönderilmesine, 7-Dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda 11/09/2025 tarihinde HMK'nın 362/1-a maddesi gereğince kesin olarak oy birliği ile karar verildi.