11. Hukuk Dairesi 2011/1674 E. , 2012/10916 K. "İçtihat Metni" MAHKEMESİ :Ticaret Mahkemesi Taraflar arasında görülen davada Antalya 1. Asliye Ticaret Mahkemesi’nce verilen 08.10.2010 tarih ve 2009/43-2010/428 sayılı kararın Yargıtayca incelenmesi davacı vekili tarafından istenmiş ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi ... tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm
**11. Hukuk Dairesi 2011/1674 E. , 2012/10916 K.** **"İçtihat Metni"** MAHKEMESİ :Ticaret Mahkemesi Taraflar arasında görülen davada Antalya 1. Asliye Ticaret Mahkemesi’nce verilen 08.10.2010 tarih ve 2009/43-2010/428 sayılı kararın Yargıtayca incelenmesi davacı vekili tarafından istenmiş ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi ... tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü: Davacı vekili, müvekkili tarafından Moskova’ya gönderilen 20.500 kg. salatalık emtiasının davalıların sahibi ve sürücüsü oldukları araç ile taşındığını, araç alıcıya ulaştığında içindeki malların bozuk ve çürümüş olduğunun alıcı tarafından tespit ettirildiğini, zararın aracın soğutucularının düzenli çalıştırılmamasından ve ulaşım esnasında oluşan gecikmeden kaynaklandığını, malın bozulması nedeniyle müvekkiline alıcı tarafından ödeme yapılmadığını, yüklenen malın değerinin asgari 5.550 USD olduğunu, bu zarardan davalı taşıma şirketi ile diğer davalı araç şoförünün sorumlu bulunduğunu ileri sürerek, anılan miktarın faizi ile tahsilini, yabancı para olarak yaptıkları istemin uygun görülmemesi halinde ise 9.300 TL tazminatın reeskont faizi ile birlikte davalılardan tahsilini talep ve dava etmiştir. Davalılar vekili, malların yüklendiği tırın gemi aracılığı ile Rusya’ya ulaştığını, hava muhalefeti nedeniyle tırın limanda ve denizde beklemek zorunda kaldığını, müvekkillerinin bu şekilde elinde olmayan nedenlerle meydana gelen gecikmeden sorumlu olmadıklarını, davacının iddialarının yerinde bulunmadığını savunarak davanın reddini istemiş, açılan karşı davada ise davacının müvekkillerinden Özçalıcılar Uluslararası Nak. Ve Tic.Ltd.Şti.’ne navlun bedeli olan 7.340,39 TL, diğer davacıya ise gümrükte 6 gün fazla bekletildiği için 1.508,40 TL ödemesini, % 40 kötüniyet tazminatının tahsilini, asıl davanın kabulü halinde ise bu miktarın mahsubunu talep ve dava etmiştir. Davacı vekili karşı davaya yanıtında, navlun bedelinin alıcıya ait bulunduğunu, ayrıca malın zayi olması nedeniyle navlun bedelinin istenemeyeceğini savunarak, karşı davanın reddini istemiştir. Mahkemece, iddia, savunma, uyulan bozma ilamı ve tüm dosya kapsamına göre, araç sürücüsü olan davalı ...'nın, meydana gelen zarardan sorumlu olmasını gerektirir bir haksız fiilinin bulunmadığı, dava konusu emtianın davalı tarafça gönderilene hasarlı teslim edildiğine ilişkin CMR Konvansiyonu hükümlerine uygun bir bildirim yapılmadığı, dolayısıyla emtianın gönderilene sağlam olarak teslim edildiğinin kabulünün gerektiği, davacının tazminat isteminin yerinde olmadığı, karşı dava yönünden ise taşıma süresinde gecikme olmadığından bekleme ücret talebinin yersiz bulunduğu, CMR hamule senedinde navlun ücretinin peşin ödendiğinin yazıldığı, bunun aksinin karşı davacı tarafından kanıtlanmadığı gerekçesiyle asıl ve karşılık davanın ayrı ayrı reddine karar verilmiştir. Kararı, davacı karşı davalı vekili temyiz etmiştir. Asıl dava, CMR Konvansiyonu'na tabi taşıma sözleşmesine dayalı tazminat istemine, karşı davadaki talep ise navlun ücretinin tahsiline ilişkindir. Mahkemece, uyulan bozma ilamı gereğince hüküm kurulmuşsa da bozma ilamının gerekleri tam olarak yerine getirilmemiştir. Zira, uyulmasına karar verilen Dairemizin 2009/547-1002 sayılı bozma ilamında, mahkemece CMR Konvansiyonu'nun 30. maddesi üzerinde durulması, bu maddede yazılı süre ve usul bakımından somut olayın tartışılması, davalı taşıyıcı lehine karine oluşması halinde karinenin aksini davacının kanıtlayabilme olanağının var olduğunun kabul edilerek davacı delillerinin bu yönden ele alınması gerektiği belirtildiği halde, gerek hükme esas alınan bilirkişi raporunda ve gerekse de hükümde bu hususlar tartışılmamıştır. O halde, mahkemece özellikle davacı tarafından sunulan hasar denetim raporu da dikkate alınmak suretiyle davalı taşıyıcı lehine CMR Konvansiyonu'nun 30. maddesi kapsamında oluşan karinenin aksinin davacı yanca kanıtlanıp kanıtlanmadığının değerlendirilmesi ve oluşacak sonuç çerçevesinde karar verilmesi gerekirken yazılı şekilde hüküm tesisi doğru olmamış, hükmün bu nedenle davacı yararına bozulması gerekmiştir. SONUÇ: Yukarıda açıklanan nedenlerle davacı vekilinin temyiz itirazının kabulü ile kararın davacı yararına BOZULMASINA, ödediği temyiz peşin harcın isteği halinde temyiz edene iadesine, 26.06.2012 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.