İSTİNAF KARAR TARİHİ: 06/11/2025 Taraflar arasında görülen dava neticesinde ilk derece mahkemesince verilen hükmün davalı ... vekilince istinaf edilmesi üzerine düzenlenen rapor ve dosya kapsamı incelenip gereği görüşülüp düşünüldü; TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMALARININ ÖZETİ DAVA : Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; İstanbul Tic. Sic. Md. de ... sicil noda kayıtlı bulunan müvekkili şirketin 600.000 TL tutarlı sermayesinin 599.825,00 TL lik kısmının Bulgaristan uyruklu ... …
T.C. İSTANBUL BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 43. HUKUK DAİRESİ DOSYA NO: 2022/292 KARAR NO : 2025/1567 T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A B Ö L G E A D L İ Y E M A H K E M E S İ K A R A R I İNCELENEN KARARIN MAHKEMESİ: İSTANBUL ANADOLU 3. ASLİYE TİCARETMAHKEMESİ TARİHİ: 23/05/2018 NUMARASI : 2014/1118 Esas - 2018/478 Karar DAVA: Tazminat (Şirket Yöneticilerinin SorumluluğundanKaynaklanan) İSTİNAF KARAR TARİHİ: 06/11/2025 Taraflar arasında görülen dava neticesinde ilk derece mahkemesince verilen hükmün davalı ... vekilince istinaf edilmesi üzerine düzenlenen rapor ve dosya kapsamı incelenip gereği görüşülüp düşünüldü; TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMALARININ ÖZETİ DAVA : Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; İstanbul Tic. Sic. Md. de ... sicil noda kayıtlı bulunan müvekkili şirketin 600.000 TL tutarlı sermayesinin 599.825,00 TL lik kısmının Bulgaristan uyruklu ... Ad firmasına, 100,00 TL lik kısmının ...'na 25,00 TL lik kısmının ...'ye, 25,00 TL lik kısmının ...'a, 25,00 TL lik kısmının ise ...'a ait olduğunu, davacı şirketin 04/11/2011 tarihinde yapılan olağan genel kurul toplantısında davalıların şirketin yönetim kurulu üyeliklerine seçildiklerini ayrıca ...'nin yönetim kurulu başkan yardımcısı ve genel müdürü olarak atandığı, Yönetim Kurulu üyeliğine seçilen ...'a şirketi temsil yetkisi verilmediği, Yönetim Kurulu Başkanı seçilen ...'un ise Bulgaristan'da ikamet ettiği için şirketin işlerine nezaret etmediğini, ...'nin müvekkili şirketi Yönetim Kurulu Başkan Vekili ve Genel Müdür sıfatı ile 04/11/2011- 18/02/2013 tarihleri arasında yönettiğini, 18/04/2013 tarihinde şirketin 2011-2012 yıllarına ait genel kurul toplantısında gündemin 6. maddesinin müzakeresinde gündemin 5. md. si görüşülürken yönetim kurulu üyelerinin görevlerini layıkı ile yapmadıkları, şirketi 2012 yılı ile 2013 yılının ilk 2 ayında yönetmiş olan ...'nin görevini su istimal ettiği, şaibeli harcamalar yaptığı ve şirketi zarara uğratacak sözleşmelere imza attığı anlaşıldığı, 2011 yılı faaliyetlerinin oybirliği ile ibra edildiği, 2012 yılı ile 2013 yılı ilk 2 ayında şirkete verdikleri zarar nedeniyle ...'nin cezalandırılması için İstanbul C. Başsavcılığına şikayette bulunulmasına ve zararların tazmini için dava açılmasına karar verildiğini, ...'nin şirkete verdiği zarardan dolayı mali sorumluluk davası açılabilmesi ve ayrıca hizmet nedeniyle emniyeti su istimalden dolayı savcılığa şikayette bulunulması için YMM ... 'den bu konuda özel denetim raporu alındığı, alınan rapora göre yetki sınırının üzerinde kavanoz ve bardak aldığı, şirket avukatına 2012 yılında 146.528,00 TL danışmanlık ücreti ödediği, şirketin kapak satışlarının talimata rağmen zararına yapıldığı, sadece 082 ATS kapaklardan 709.527,00 TL zarar edildiği, kapak satışlarında şirketin kurallara aykırı olarak uzun vadeli çeklerle mal satıldığı, şirketin ... 'ya ödediği 53.100,00 TL kira ve 31.856,00 TL fuara katılım bedelinin davacı şirketle ilgisinin bulunmadığı, davalı ... ve ...'a SGK primi ve projeler dahil 220.502,00 TL ödendiği, hukuki dayanağı olmadığı halde 30.000 TL jestiyon primi, ...'ye 190.420,00 TL, ...'a 112.494,00 TL maaş ve prim farkı ödemesi yapıldığı, belgeye dayanmayan 14.794,00 TL harcama yapıldığı, mevzuat gereği ... ve ...'a ait olan 28.236,23 TL tutarında Bağkur primlerinin şirket tarafından ödetildiği, yemek ve nakil vasıta giderlerinin şirketin iş hacmi ve kapasitesi ile örtüşmediği, şirkete ait 082 RTS ve ... tip üründe sırası ile 5.383.670 adet ve 231.300 adet eksik olduğu, 082 RTS stokları 6.510,49 TL, 043 RTS ürün stokları ise 88.514,00 TL değerlendirilerek şirket kayıtlarında şirket zararının azatılmaya çalışıldığı, ... Ambalaj AŞ den olan tahsili şüpheli alacaklar olduğu bunun 31/12/2012 tarihi itibarı ile 473.053,45 TL olduğu, ...'nin de ortağı bulunduğu, ... Ambalaj AŞ ye davacı ... Ambalaj Şirketinin imkanları kullanılarak ...'nın zararına olarak mal temin edilmiş olduğu, 31/12/2012 tarihi itibarı ile 101 Alınan Çekler hesabında kayıtlı toplam tutarı 126.523,01 TL olan 4 adet çekin bankaya ibraz edilmediği, ... tarafından şirkete de teslim edilmediği, dolayısı ile ...'nin zimmetinde kaldığı açıklanmış olduğu belirtilerek şirketin uğradığı zarardan dolayı fazlaya ilişkin dava ve talep hakkı saklı kalmak üzere şimdilik 100.000 TL lik şirket zararının, zararın meydana geldiği tarihten itibaren işleyecek faizle birlikte davalılardan sorumlulukları oranında müştereken müteselsilen tahsiline karar verilmesini talep ve dava etmiştir. CEVAP : Davalı ... vekili 22/11/2013 tarihli cevap dilekçesinde özetle; her türlü kapak satışlarının pazar payını genişletme açısından uygun olduğu, stoklarla ilgili sorumluluğu bulunmadığı, önceki yönetimden hiçbir stok devralmadığı, ... Ambalaj ürünlerinin satışının uygun olduğu, ayrıca avukatlık, SGK, maaş farkı, jestiyon vs. harcamalarında uygun olduğunu belirterek davanın reddini talep etmiştir.Davalı ... 13/11/2013 günlü cevap dilekçesinde, şirketi zarara uğratının kendisi olmadığını, şirketi tek başına ...'nin yönettiğini, uğranılan zarar varsa sorumlusunun ... olduğunu, şirketin kendisi adına 03/01/2013 tarihinde kendisine 64.145,40 TL Bağkur prim farkı ödediğini kabul ederek, kendi adına 48.348,60 TL maaş farkı ödemesi için muhasebeye ... tarafından talimat verilmiş olmasına rağmen kendisinin bunu kabul etmemesinden dolayı, kendisine böyle bir ödeme yapılmadığını bildirerek davanın reddini talep etmiştir.Davalı ..., Bulgaristan'da ikamet ettiğini, davalı şirketin yönetim kurulu toplantısı yapılacağı zaman İstanbul'a geldiğini, toplantı bitince Bulgaristan'a döndüğünü, bu nedenle davacı şirketi yönetim kurulu başkanı ve aynı zamanda genel müdürü olan ...'nin yönettiğini, iddia edilmişse bir zarar oluşmuşsa bundan ...'nin sorumlu olduğunu, şirketi temsilen ve münferiden ve müştereken herhangi bir imza atmadığını belirterek davanın reddini talep etmiştir. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI: İstinaf incelemesine konu kararı veren ilk derece Mahkemesince eldeki dava hakkında yapılan yargılama sonunda, "Davacı şirketin 04/11/2011 tarihinde yapılan olağan genel kurul toplantısında davalıların şirketin yönetim kurulu üyeliklerine seçildikleri, ...'nin yönetim kurulu başkan yardımcısı ve genel müdür olarak atandığı, Yönetim Kurulu üyeliğine seçilen ...'a şirketi temsil yetkisi verilmediği, Yönetim Kurulu Başkanı seçilen ...'un ise Bulgaristan'da ikamet ettiği, savunmasında belirttiği üzere şirketin yönetim kurulu başkanı olarak toplantılarına katıldığı ve yönetim kurulu olarak kararlar aldıkları, alınan kararlar nedeni ile de, tüm davalıların şirkete verilen zararlardan "Şirket yöneticilerinin sorumluluğu gereğince" müştereken müteselsilen sorumlu oldukları tartışmasızdır. ...'nin Yönetim Kurulu Başkan Vekili ve Genel Müdür sıfatı ile 04/11/2011- 18/02/2013 tarihleri arasında yönettiği, 18/04/2013 tarihinde şirketin 2011-2012 yıllarına ait genel kurul toplantısında gündemin 6. maddesinin müzakeresinde gündemin 5. md. si görüşülürken yönetim kurulu üyelerinin görevlerini layıkı ile yapmadıkları, şirketi 2012 yılı ile 2013 yılının ilk 2 ayında yönetmiş olan ...'nin görevini su istimal ettiği, şaibeli harcamalar yaptığı ve şirketi zarara uğratacak sözleşmelere imza attığı, bilirkişi heyetinin tespitleri ile anlaşılmış olup, şirketin 2011 yılı faaliyetlerinin oybirliği ile ibra edildiği, 2012 yılı ile 2013 yılı ilk 2 ayında şirkete verdikleri zarar nedeniyle ...'nin cezalandırılması için davacı tarafından İstanbul C. Başsavcılığına şikayette bulunulduğu ve zararların tazmini için dava açılmasına karar verildiği anlaşılmıştır. Davacı şirketin vekillerinin azil tarihi olan 04/03/2013 tarihine kadar davalılar, davacı şirketin yöneticileridir. Alınan kararlara imza attıkları ve şirketin uğratıldığı zarar var ise bunlardan sorumlu olduklarının da kabulüne karar verilmesi gerekir. Nitekim davacı şirketin ticari defter ve kayıtları üzerinde yaptırılan inceleme ve alınan rapor ve ek rapor esas alınmış, dava konusu zarar kalemleri arasında kapak zararı ve cam eşyayla ilgili bir değerlendirme olmaksızın rapor verilmiş olmakla; bu konuda 14. celse kararı ile cam eşya -kapak yönünden ek rapor alınmasına ilişkin talep hakkında davacının dava ve talebi bulunmadığı, 16/03/2018 günlü dilekçesi üzerine bu konuda verilen 20/03/2018 günlü ara kararla dönülmekle, reddini gerektirir bir neden bulunmayan, denetlemeye imkan veren ve benimsenen bilirkişi heyet raporu esas alınarak : Av. ...'ye yapılan 93.314,42 TL,...'e yapılan 38.360,40 TL ücret ödemesi, davalı ... ve ...'a yapılan 220.502,07 TL, 190.420,54 TL, 64.145,40 TL, 28.236,23 TL ve 30.000,00 TL muhtelif kalemler ile ilgili ödemelerin iadesi gerektiği, yine (bir tanesi Av. ...'ye verilen ve iadesi gereken tutar içerisinde kalmakla, bu çek dışında kalan) ... üzerinde görülen 3 adet çek tutarı olan 76.523,01 TL dahil olmak üzere toplam 741.502,07 TL üzerinden davanın kabulü gerekmiş olmakla; açıklanan nedenler ve tüm dosya kapsamı karşısında Davacının ıslah talepli davasının 741.502,07 TL üzerinden kabulüne, (davadan önce davalılardan ...'ye keşide olunan 29/01/2013 tarihli ihtarnamede iadesi gereken zarar tutarı açıklanmadığından ve diğer davalılara da ihtar gönderilmediği gibi davalılar yönünden davadan önce temerrüt gerçekleşmediğinden) bu tutarın 100.000 TL sine dava tarihinden itibaren, 641.502,07 TL sine ıslah tarihi olan 02/11/2017 tarihinden itibaren yasal faiz yürütülmesine ve davalılardan müştereken -müteselsilen tahsili ile davacıya ödenmesine, , ..." karar verilmiştir. İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ : Davalı ... vekili istinaf dilekçesinde özetle; Mahkemenin son duruşma kararı ile gerekçeli kararının birbiriyle uyuşmadığını, dosyada mübrez olan davaya cevap dilekçesi ile birlikte sunduğu delil listesinde ve eklerinde yer alan (1) ve (2) nolu delillin Mahkemenin HMK. nın kesin ispata yarayan, delil niteliğini açıklayan ilgili hükümlerine aykırı olarak kabul etmediğini, (1) ve (2) nolu delilde, davacı şirketin hakim bağlı şirket yetkilisi ... tarafından imzalanmış, davalı ...'yi açıkça yapılan tüm işlemler nedeniyle ibra ettiğini gösteren belgeler olduğunu, bu belgelerde, davacının davasında iddia ettiği ve tazminini istediği tüm hususların yer aldığının açıkça anlaşıldığını, davacının bu iki delil için herhangi bir sahtelik veyahut imza inkarında da bulunmadığı yine sabit olup İstanbul Anadolu 14. Sulh Hukuk Mahkemesi'nin 2012/167 D.İş sayılı dosyası ve burada verilen bilirkişi raporu olduğunu ancak bu delilin ve buradaki mahkemenin aldığı uzman bilirkişi raporunun hiç değerlendirmeye dahi alınmadığını, kararda bu hususlarda o kadar büyük bir hataya düşüldüğünü, bu ödemelerden sosyal sigortalar için yapılan SGK ödemesini bağkur ödemesi olarak beyan ettiğini SGK ödemesinde sigortalı bir yerde, bir kurumda işçi sıtatüsüyle çalışır ve sigortası ödenir bağkur ise serbest meslek sahibinin veya iş sahibinin başkasının yanında çalışmadığı için, kendisinin ödediği sigorta primi olup bu hususun gözden kaçması, bu kadar SGK'lı çalışanın kontrolden kaçması, davacı şirketin bunu bilmemesinin mümkün olmadığını beyanla, ilk derece Mahkemesince verilen kararın kaldırılmasını ve davanın reddine karar verilmesini talep ve istinaf etmiştir. GEREKÇE : Dava, anonim şirket yöneticilerinin TTK'nın 553/1 maddesi uyarınca sorumluluğuna ilişkin tazminat davasıdır.İstinafa gelen uyuşmazlık temelde, şirket yöneticisinin şirketi zarara uğratıp uğratmadıkları noktasındadır. Davacı şirketin 18/11/2011 tarihli Ticaret Sicil Gazetesinde yayımlanan 04/11/2011 tarihli olağan genel kurulunda yönetim kurulu başkanlığına ... AD firmasını temsilen ..., yönetim kurulu başkan yardımcılığına ..., yönetim kurulu üyeliğine ... 3 yıllığına seçilmiştir. Ayrıca 80.000,00 TL'ye kadar olan işlemlerde yönetim kurulu başkanı ve başkan yardımcısına münferit imza yetkisi tanınmış, 80.000,00 TL'yi aşan kısımda ise müşterek temsil kabul edilmiştir.28/01/2013 tarihli Ticaret Sicil Gazetesinde yayımlanan 18/01/2013 tarih ve 2013-2 sayılı yönetim kurulu kararı ile yönetim kurulu başkanlığına ..., yönetim kurulu başkan vekilliğine ... getirilmiş ve ...'nin şirketi temsil ve imza yetkisi kaldırılmıştır.Davacı şirketin 2011 ve 2012 yıllarına ilişkin olarak yapılan 218/04/2013 tarihinde yapılan olağan genel kurulunda, yönetim kurulunun 2011 yılına ilişkin faaliyetleri ibra edilmiş ancak 2012 yılı faaliyetleri ibra edilmemiştir. Ayrıca alnı genel kurulda, 2012 yılı ve 2013 yılının ilk iki ayı bakımından ... bakımından şirkete verdiği zararların tazmini için dava açılmasına karar verilmiştir.Davacı tarafça, davalı yönetim kurulu üyelerinin 04/11/2011-18/02/2013 tarihleri arasındaki faaliyetleri nedeniyle şirkete zarar verdiklerinden bahisle uğranılan zararın tazminine karar verilmesi istemiyle eldeki dava açılmıştır. Şirket tarafından yöneticiler hakkında sorumluluk davası açılabilmesi için anonim şirket yönünden TTK'nın 479/3-c maddesi uyarınca genel kurul kararı alınması gerekir. Buna ilişkin genel kurul kararı dosyada mevcuttur.6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu(TTK)'nun 553/1. maddesi uyarınca, kurucular, yönetim kurulu üyeleri, yöneticiler ve tasfiye memurları, kanundan ve esas sözleşmeden doğan yükümlülüklerini kusurlarıyla ihlal ettikleri takdirde, hem şirkete hem pay sahiplerine hem de şirket alacaklılarına karşı verdikleri zarardan sorumludurlar.Yönetim kurulu üyeleri ve yönetimle görevli üçüncü kişiler, görevlerini tedbirli bir yöneticinin özeniyle yerine getirmek ve şirketin menfaatlerini dürüstlük kurallarına uyarak gözetmek yükümlülüğü altındadırlar(TTK m. 369/1) Yönetim kurulu üyelerinin özen ve dikkat yükümlülüğünün kapsamı, şirket ana sözleşmesi, kanun, iç yönerge ve yönetim kurulu tarafından verilen tüm yetki ve görevleri kapsar. Ancak, yönetim kurulu üyesinin özen yükümlülüğünün, kurulda kendisine tanınan yetki ile sınırlı olduğuna şüphe yoktur. Bunun yanı sıra yönetim kurulunun sorumluluğu kusura dayanan bir sorumluluktur. Ayrıca, yönetim kurulu üyesinin sorumlu tutulabilmesi için kusurlu hareketin o üyeye izafe edilmesi de gereklidir. Yönetim kurulu üyelerinin şirket nam ve hesabına yapmış oldukları işlem ve sözleşmeler nedeniyle sorumlu tutulabilmeleri, ancak kendilerine kusurlu bir eylemin yüklenmesi durumunda mümkündür.Ancak, “yönetim kusuru” açık bir sorumluluk hâli olarak düzenlenmemiştir. Bunun gibi, mahkemenin yerindelik incelemesi yapıp bu yaklaşımla sorumluluğa varması, hükmümüzde yer alan “kanun ve esas sözleşmeden doğan yükümler” somutlaşması karşısında güçtür; meğerki her iki hâl de özen yükümüne aykırılık olarak kabul edilsin(TTK m. 553 gerekçesinden).İlk derece mahkemesince alınan kök raporda, ... Ambalaj ile olan ilişkiler kapsamında ileri sürülen diğer hiçbir talebin yeterli şekilde ispat edilemediği, buna karşılık ...'e yapılan 38.360,40 TL ücret ödemesinin iadesi gerektiği, davalılar ... ve ... için yapılan ücret ve feri ödemelerinin haksız olduğu, ...'a yapıldığı ileri sürülen 48.348,60 TL maaş farkından daha sonra vazgeçildiği, buna göre 220.502,07 TL+ 190.420,54 TL+ 64.145,40 TL+ 28.236,23 TL + 30.000 TL muhtelif kalem ödemelerin iadesi gerektiği, Av. ... 'ye 2013 için yapılan 93.314,42 TL ödemenin haksız olduğu ve iadesi gerektiği, 2012 için yapılan ödemeler arasında da fahiş ve haksız görünen çeşitli kalemler bulunduğu, fakat bunların teknik bilirkişiye sorulması gerektiği, diğer kalemlerden ise sadece ... üzerinde görünen dört çekin iadesi gerektiği, bunlardan bir tanesinin Av. ... 'ye verilen ve iadesi gereken tutar içinde olduğu anlaşılmakla, geriye kalan üç çekin toplam bedelinin 76.523,01 TL olduğu kanaati bildirilmiştir. Davalı ... tarafından sunulan cevap dilekçesinde ... Ambalaj şirketinin grup müdürü olan ... tarafından imzalanan 04/12/2012 tarihli tutanak ile, dava dilekçesinde ileri sürülen tüm iddiaları ve talepleri kapsayan konuların belirtilerek davalı ...'nin tüm işlemlerinin uygun olduğunun beyan edildiği ileri sürülmüştür. Bilirkişi raporunda bu belgeye ilişkin olarak, huzurdaki davaya konu bütün alacak kalemleri hususunda tek cümle ile bir menfi borç ikrarı yapıldığı, ... AD ile ... Ambalaj arasındaki hakim bağlı şirket ilişkisi olduğu, dolayısıyla, bu kişinin hakim şirket yetkilisi olduğu, ekibindeki diğer kişilerle birlikte bağlı şirketi denetim amacıyla İstanbul'a geldiği, nitekim bunu yaptığı, 03.12.2012 tarihli depo sayım tutanağını düzenlendiği, buna karşılık, ertesi gün düzenlenen bu belge ile bir önceki gün düzenlenen depo sayım tutanağının çelişkili olduğu, sayım tutanağının ... tarafından ihtirazi kayıtla imzalandığı, bu belgede ise stok eksikliği için ...'nin sorumluluğu bulunmadığının kabul edildiği, fakat bununla sınır olmayacak şekilde, belge tarihinden çok sonra çıkacak uyuşmazlık kalemleri de dahil olmak üzere, huzurdaki davaya konu bütün alacak kalemlerini kapsayan bir menfi borç ikrarı yapıldığı tespitleri yapılmıştır.Davacının dayandığı ve bir örneği dosyada bulunan 04/12/2012 tarihli tutanağın dava konusu hususlarla neredeyse bire bir örtüşen konuların ele alınmış olması ve bilirkişi raporunda belirtildiği gibi belge tarihinden sonra çıkacak uyuşmazlık kalemlerinin de tutanakta yer alması, belgeyi imzalayan ...'un hakim şirket yetkilisi olmakla birlikte davacı şirkette doğrudan yetkili bulunmaması ve hakim şirket yetkilisinin davacı şirket kaşesi üzerine attığı imza ile düzenlenen tutanağın tek başına dava konusu işlemlere uygunluk kazandırmayacak olması karşısında söz konusu belgeye itibar edilmesi mümkün değildir.Ayrıca, avukata ödenen ücretlerle ilgili olarak bilirkişi heyetinin uzmanlığının bulunmadığını belirtmesine rağmen söz konusu tutardan davalı ...'yi sorumlu gördüğü ileri sürülmüş ise de, Aralık 2012 tarihli 93.314,42 TL ödemenin yetki sınırı üzerinde olduğu ve şirketi zarara soktuğu iddiası bakımından davacı ... Ambalaj ile Av. ... arasında yapılan 01.01.2013 başlangıç tarihli ve 1 yıllık danışmanlık sözleşmesi üzerinden inceleme yapılarak söz konusu 93.314,42 TL'nin davalıdan istenebileceği kanaati açıklanmıştır. Anılan protokolün sadece sözlü danışmaya ilişkin olduğu nazara alındığı ve bu hizmetin alındığına ilişkin bir belge bulunmadığı nazara alındığında bu tatarın iadesinin gerektiği yönündeki bilirkişi tespiti yerindedir. Serbest meslek makbuzu sunulması tek başına sözlü danışma hizmetinin alındığını ispata elverişli değildir. Ayrıca, bilirkişi heyetinin uzmanlık gerektiğine ilişkin tespitleri Aralık 2012 tarihli 93.314,42 TL ödemeye ilişkin olmayıp, geçmişten gelen, 21.11.2012 tarihli makbuza konu 24.132,50 TL ödeme, kalan işlerin bir kısmı 17.12.2012 tarihli makbuza konu 36.750,00 TL ödeme, kalan işlerden bir diğeri, 04.12.2012 tarihli makbuza konu 12.250,00 + 18.375,00 TL bedelli iki ödeme, kalan işlerden sonuncusu ise, 18.12.2012 tarihli makbuza konu 25.939,42 TL bedelli ödemeye ilişkin olup, bu tutarlar zaten hüküm altına alınmamıştır.Bu durumda, bilirkişi raporu somut olaya uygun, denetime elverişli ve gerekçeli olması nedeniyle hükme esas alınmasında bir isabetsizlik görülmemiştir. Davalı ... vekili tarafından SGK ödemesinin Bağkur ödemesi gibi değerlendirildiği ileri sürülmüş ise de, bu davalının SGK Bağkur bölümüne verdiği dilekçe nazara alındığında bu savunmaya itibar olunmamıştır. İstanbul Anadolu 14. Sulh Hukuk Mahkemesinin 2021/167 D.İş sayılı dosyasında alınan ve bir kısım usulsüzlükleri tespit eden raporun davalı tarafın sorumluluğunu kaldıran nitelikte değildir. Bu nedenlerle, ilk derece mahkemesince davanın kabulüne karar verilmesinde bir isabetsizlik görülmemiştir.Davalı ... vekili tarafından, mahkemenin son duruşma kararı ile gerekçeli kararı birbiriyle uyuşmadığını, son duruşma karar zabtında davalı olarak sadece müvekkili ... için hüküm kurulduğunu, diğer iki davalı için herhangi bir hüküm kurulmamışken, gerekçeli kararda bundan farklı olarak her üç davalı için hüküm kurulduğunu ileri sürmüştür. İlk derece mahkemesince duruşmada verilen kısa kararda, "Davacının ıslah talepli davasının 741.502,07 TL üzerinden KABULÜNE, bu tutarın 100.000 TL sine dava tarihinden itibaren, 641.502,07 TL sine ıslah tarihi olan 02/11/2017 tarihinden itibaren yasal faiz yürütülmesine," karar verilmiştir. Görüldüğü üzere kısa kararda herhangi bir davalının adı belirtilmemiştir. Ancak, kısa kararda tahsil hükmü kurulmamıştır. Maddi hata niteliğindeki bu eksiklik, davalı ... vekilinin sunduğu 05/06/2018 tarihli dilekçede de bu hususa dikkat çekilmesiyle, gerekçeli kararda hükme "davalılardan müştereken ve müteselsilen tahsil ile davacıya ödenmesine," ibaresinin eklenmesiyle giderilmiştir. Bahsi geçen maddi hata gerekçe aşamasında düzeltilmiş olup, bu yöndeki davalı yan istinaf sebebi yerinde görülmemiştir. HMK'nın 355. maddesi uyarınca kamu düzenine aykırılık ve istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak yapılan istinaf incelemesi sonunda; ilk derece mahkemesi kararının usul ve esas yönünden hukuka uygun olduğu anlaşıldığından davalı ... vekilinin yerinde görülmeyen istinaf başvurusunun reddine karar vermek gerekmiştir. KARAR : Yukarıda ayrıntısı ile açıklanan nedenlerle; 1-Davalı ... vekilinin istinaf başvurusunun HMK'nın 353(1)b-1 maddesi uyarınca ESASTAN REDDİNE,2-Davalı ... tarafından başvuru sırasında peşin olarak yatırılan 12.791,00 TL harcın, alınması gerekli olan 50.652,00 TL harçtan mahsubu ile bakiye 37.861 TL istinaf karar harcının davalıdan alınarak hazineye irat kaydına,3-Davalı ... tarafından istinaf aşamasında yapılan yargılama giderlerinin kendi üzerinde bırakılmasına,4-Karardan sonra davacı yan gider avansından karşılanan 72,00 TL posta masrafının Davalı ...'den alınarak davacıya verilmesine,5-Kararın, HMK'nın 359/4 maddesi uyarınca Dairemiz Yazı İşleri Müdürlüğünce taraflara resen tebliğine,Dair, dosya üzerinden yapılan inceleme sonunda, gerekçeli kararın taraflara tebliğinden itibaren 2(iki) hafta içerisinde Yargıtay'a temyiz yasa yolu açık olmak üzere oy birliğiyle karar verildi. 06/11/2025