11. Hukuk Dairesi 2021/5647 E. , 2023/2463 K. SAYISI : 2017/418 Esas, 2021/44 Karar HÜKÜM : Kısmen kabul Taraflar arasındaki menfi tespit davasının bozma ilamına uyularak yapılan yargılama sonucunda Mahkemece davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir. İlk Derece Mahkemesi kararı, Yargıtayca duruşma istemli olarak davacı vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulü…
**11. Hukuk Dairesi 2021/5647 E. , 2023/2463 K.** **"İçtihat Metni"** SAYISI : 2017/418 Esas, 2021/44 Karar HÜKÜM : Kısmen kabul Taraflar arasındaki menfi tespit davasının bozma ilamına uyularak yapılan yargılama sonucunda Mahkemece davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir. İlk Derece Mahkemesi kararı, Yargıtayca duruşma istemli olarak davacı vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildi. Duruşma için belirlenen 25.04.2023 günü başkaca gelen olmadığı yoklama ile anlaşılmış olup hazır bulunan davacı vekili Av. ... dinlenildikten sonra duruşmalı işlerin yoğunluğu ve süre darlığından ötürü işin incelenerek karara bağlanması ileriye bırakıldı. Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip, gereği düşünüldü: I. DAVA Davacı asil dava dilekçesinde; davalı ile arasında mısır tohumu alım satımı konusunda anlaşma olduğunu, her mal aldığında davalıya borcunu ödediğini, 50.000,00 TL’ye yakın ödemenin banka aracılığı ile yapıldığını, diğer ödemelerin ise elden yapıldığını, davalıya borcunun bulunmadığını, takibe konu senedin bedelsiz olduğunu ve sonradan doldurulduğunu ileri sürerek iddia ederek takibe konu bonodan dolayı borçlu olmadığının tespitine, %40 oranında kötü niyet tazminatına karar verilmesini talep etmiştir. II. CEVAP Davalı vekili cevap dilekçesinde; davacının ödeme iddiası ile senedin sonradan anlaşmaya aykırı doldurulduğu iddiasını yazılı belge ile ispat etmesi gerektiğini savunarak, davanın reddi ile % 20 oranında tazminat istemiştir. III.MAHKEME KARARLARI, BOZMA VE BOZMADAN SONRAKİ YARGILAMA SÜRECİ A. Mahkemece Verilen Karar Mahkemece 07.07.2015 tarih, 2014/896 E. ve 2015/494 K. sayılı kararı ile davacının senedin bedelsiz olduğu yönündeki iddiası ile açık senedin aradaki anlaşmaya aykırı doldurulduğu yönündeki iddiasını usulüne uygun delillerle ispat edemediği, davacı yanca teklif edilen yeminin eda edildiği, öte yandan davacının aynı zamanda bononun davalı işyerine işe girerken teminat amaçlı alındığını, işçi-işveren ilişkisi bulunduğunu iddia ettiği, ancak bonoda teminat olarak verildiğine ilişkin bir verinin bulunmadığı gibi bu yönde taraflar arasında düzenlenmiş bir sözleşmenin de olmadığı, taraflar arasında işçi-işveren ilişkisinin de bulunmadığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiş, hüküm davacı vekilince temyiz edilmiştir. B. Bozma Kararı Dairemizin 09.02.2017 tarih, 2016/12978 E. ve 2017/996 K. sayılı kararıyla davacının ödeme iddiası üzerinde durulup, bu hususta sunulan belgeler incelenip değerlendirilerek bir karar verilmesi gerekirken eksik inceleme ile karar verildiğine işaret edilerek bozulmuştur. C. Mahkemece Bozmaya Uyularak Verilen Karar Mahkemenin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen karar ile davalının davacıdan takip tarihi olan 17.06.2013 itibarı ile 30.632,42 TL alacağının bulunduğu gerekçesiyle davanın kısmen kabulü ile takipte talep edilen 95.517,13 TL'den sorumlu olunan tutar olan 30.632,42 TL'nin tenzili neticesinde davacının davalıya 64.884,71 TL borçlu bulunmadığının tespitine, gerek tedbire karar verilmediğinden davalı lehine, şartları oluşmadığından tazminat taleplerinin reddine karar verilmiştir. IV. TEMYİZ A. Temyiz Yoluna Başvuranlar Mahkemenin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı vekili temyiz isteminde bulunmuştur. B. Temyiz Sebepleri Davacı vekili temyiz dilekçesinde özetle; iş mahkemelerinin görevli olduğunu, davalı ile müvekkili arasında işçi işveren ilişkisi bulunduğunu, müvekkilinin davalı şirket için mal alım satımında aracılık yaptığını, işe başlarken boş teminat senedi verdiğini, davalıya borcunun bulunmadığını, senette kriminal inceleme yapılmasını ve tanık beyanlarının dikkate alınmasını, ayrıca kötü niyet tazminatına hükmedilmesi gerektiğini belirterek kararın bozulmasını istemiştir. C. Gerekçe 1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme Uyuşmazlık, davacının keşide ettiği bono nedeniyle borçlu olup olmadığına ilişkindir. 2. İlgili Hukuk 2004 sayılı İcra ve İflâs Kanunu'nun (2004 sayılı Kanun) 72 nci maddesi. 3. Değerlendirme 1.Dosyadaki yazılara, mahkemece uyulan bozma kararı gereğince hüküm verilmiş olmasına, delillerin takdirinde bir isabetsizlik bulunmamasına göre, davalı vekilinin aşağıdaki bendin kapsamı dışında kalan diğer temyiz itirazları yerinde değildir. 2. Dava, menfi tespit istemine ilişkin olup, mahkemece davalının davacıdan takip tarihi itibarı ile 30.632,42 TL alacağının bulunduğunun belirlenmesi nedeniyle takipte talep edilen 95.517,13 TL'den tenzili neticesinde davacının davalıya 64.884,71 TL borçlu bulunmadığı, şartları oluşmadığından her iki tarafın da tazminat taleplerinin reddine karar verilmiştir. Oysa icra takibi öncesi davacı tarafından davalıya 64.884,71 TL ödeme yapıldığı, 2004 sayılı Kanun'un 72 nci maddesinin beşinci fıkrasına gereğince davacının kısmi ödemesine rağmen davalı tarafından ödeme miktarı düşülmeksizin 95.517,13 TL üzerinden takip başlatıldığı, ödeme miktarı tenzil edilmeksizin başlatılan takip nedeniyle davalının takipte haksız ve kötü niyetli olduğunun kabulü ile 64.884,71 TL üzerinden %20'den aşağı olmamak üzere davacı lehine kötü niyet tazminatına hükmedilmesi gerekirken talebin tamamen reddine karar verilmiş olması bozmayı gerektirmiştir. Ne var ki tek başına bu yanlışlığın giderilmesi yeniden yargılama yapılmasını gerektirmediğinden 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun geçici 3 üncü maddesi ve 5236 sayılı Kanun’un geçici 2 nci maddesi yollamasıyla 1086 sayılı Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanunu’nun 5236 sayılı Kanun’un 16 ncı maddesi ile değiştirilmeden önceki 438 inci maddesinin yedinci fıkrası gereğince mahkeme kararının düzeltilerek onanmasına karar vermek gerekmiştir. V. KARAR Açıklanan sebeplerle; 1. Davacı vekilinin diğer temyiz itirazlarının REDDİNE, 2. Davacı vekilinin kötü niyet tazminatına ilişkin temyiz itirazlarının kabulü ile mahkeme kararının hüküm fıkrasının (2) numaralı bendinde yer alan “Şartları oluşmadığından tazminat talebinin reddine” ibaresinin çıkartılarak yerine “Şartları oluşmadığından davalının tazminat talebinin reddine, 64.884,71 TL yönünden takibin kötü niyetli yapıldığının kabulü ile bu tutarın %20'sine tekabül eden 12.976,94 TL tutarında kötü niyet tazminatının davalıdan alınarak davacıya verilmlesine” ibaresinin yazılması suretiyle DÜZELTİLEREK ONANMASINA, Takdir olunan 8.400,00 TL duruşma vekâlet ücretinin davalıdan alınarak davacıya verilmesine, Peşin alınan temyiz karar harcının istek halinde ilgiliye iadesine, Dosyanın Mahkemesine gönderilmesine, 26.04.2023 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.