12. Hukuk Dairesi 2025/4774 E. , 2025/8461 K. "" MAHKEMESİ : Diyarbakır Bölge Adliye Mahkemesi 3. Hukuk Dairesi Yukarıda tarih ve numarası yazılı Bölge Adliye Mahkemesince verilen kararın müddeti içinde temyizen tetkiki davalı ... vekili ve davalı ... vekili tarafından istenmesi üzerine bu işle ilgili dosya daireye gönderilmiş olup, dava dosyası için Tetkik Hakimi ... tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve dosya içerisindeki tüm belgeler okunup incelendikten sonra işin g…
12. Hukuk Dairesi 2025/4774 E. , 2025/8461 K. "İçtihat Metni" MAHKEMESİ : Diyarbakır Bölge Adliye Mahkemesi 3. Hukuk Dairesi Yukarıda tarih ve numarası yazılı Bölge Adliye Mahkemesince verilen kararın müddeti içinde temyizen tetkiki davalı ... vekili ve davalı ... vekili tarafından istenmesi üzerine bu işle ilgili dosya daireye gönderilmiş olup, dava dosyası için Tetkik Hakimi ... tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve dosya içerisindeki tüm belgeler okunup incelendikten sonra işin gereği görüşülüp düşünüldü: Davacı vekili dava dilekçesinde; müvekkilinin, davalı ...'den alacaklı olduğunu, davalı borçlu aleyhine Nusaybin İcra Müdürlüğünde kambiyo takibi yapıldığını, takibin kesinleştiğini, davalı borçlunun acz halinde olduğunu, adına kayıtlı arsa vasfındaki gayrimenkulünü de düşük bedel ile kiracısı olan diğer davalıya devredildiğinin tespit edildiğini beyan ederek davalılar arasındaki tasarrufun iptalini talep ve dava etmiştir. Davalı ... vekili cevap dilekçesinde; davacının haksız ve mesnetsiz olarak açılan davasının öncelikle icra hukuk mahkemesinde açılmış bulunan itiraz davalarının ve Cumhuriyet Başsavcılığında yapılan soruşturma sonucunun beklenilmesini, nihayetinde de haksız ve mesnetsiz davasının reddine, yargılama giderleri ve avukatlık ücretinin karşı taraf üzerine bırakılmasına karar verilmesini savunmuştur. Davalı ...'ye usulüne uygun tebligat yapılmasına rağmen davaya cevap vermediği anlaşılmıştır. İlk Derece Mahkemesince yapılan yargılama ve toplanan deliller neticesinde davalı ...'in oturduğu evin bulunduğu taşınmazı icra takibinin başlatılmasından hemen sonra kiracısı olan diğer davalıya satmasının hayatın olağan akışına uygun olmadığı; davaya konu taşınmazın devir tarihindeki değerinin 472.600,00 TL olmasına rağmen, tapuda 5.000,00 TL bedel gösterilerek satıldığı; bu nedenle tapuda gösterilen satış bedelinin mahkemece keşfen belirlenen değerin çok altında olduğu; keza satıştan sonra da davalı ...'in ve çocuklarının dava konusu taşınmazda oturmaya devam ettiği; devirden sonrada dava konusu taşınmazdaki tüm elektrik aboneliklerinin davalı ... adına kayıtlı olduğu, dosyadaki mevcut delil durumuna göre; davalılar arasında satış işleminin gerçek olmadığı, satış işleminin davacının başlattığı icra takibinin tahsilini karşılıksız bırakmak amacı güdüldüğü anlaşılmakla, dava konusu taşınmazın satış işleminin muvazaalı olduğu vicdanî kanaatine varılarak dava konusu taşınmaz yönünden davacıya, 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu madde 19 hükmüne kıyas yoluyla uygulanan İİK m. 283/1 hükmü uyarınca, icra takip alacağı ile sınırlı olacak şekilde taşınmazın haciz ve satışını isteyebilme yetkisi verilmiş karar davalı ... vekili ve davalı ... vekili tarafından istinaf edilmiştir. Bölge Adliye Mahkemesince yapılan istinaf incelemesi neticesinde İlk derece Mahkemesince verilen kararın usul ve yasaya uygun olduğu anlaşıldığından davalıların istinaf başvurularının ayrı ayrı esastan reddine karar verilmiş, karar davalı ... vekili ve davalı ... vekili tarafından temyiz edilmiştir. 1-Dava BK'nın 19. maddesine dayalı olarak açılan muvazaalı işlemin iptaline ilişkindir. BK'nın 19. maddesinde anlamını bulan muvazaa, tarafların 3. kişileri aldatmak amacı ile ve fakat kendi gerçek iradelerine uygun olmayan ve aralarında hüküm ve sonuç doğurmayan bir görünüş yaratmak hususunda anlaşmalarıdır şeklinde tanımlanabilir. Tarafların görünüşte yaptıkları işlemle, iradelerinin birleştiği işlem birbirinden farklılık taşıdığı durumlarda muvazaanın söz konusu olduğu kabul edilmelidir. Kural olarak üçüncü kişiler muvazaa nedeniyle zarara uğradıkları takdirde tek taraflı ve çok taraflı hukuki muamelelerin geçersizliğini ileri sürebilirler. Çünkü muvazaalı bir işlem ile üçüncü kişinin zarar görmesi ona karşı işlenmiş bir haksız eşlem niteliğindedir. Ancak, üçüncü kişilerin muvazaalı işlem ile zararı gördüklerinin benimsenebilmesi için onun işlemi yapandan alacağının bulunması ve alacağın ödenmesini önlemek için muvazaalı işlemin yapılmış olması gerekir. Mahkemece davanın kabulüne karar verilmişse de varılan sonuç dosya kapsamına uygun düşmemektedir. Somut olayda; dava konusu ... Mahallesi, 492 Ada, 8 Parselde kayıtlı taşınmazın davacı tarafından davalı borçlu aleyhine yapılan icra takibinden 9 gün sonra düşük bedel ile davalı borçlunun kiracısı olan diğer davalıya muvazaalı olarak devredildiği iddia edilmiştir. Davalı ... vekili temyiz dilekçesinde; davacı tarafından davalı borçlu aleyhine yapılan takip neticesinde davalı borçlunun 6 adet gayrimenkulüne 1. dereceden haciz koyduğu, iş bu gayrimenkuller ile ilgili takip işlemleri yapılmış olsa idi alacağını karşılayabileceği, davacının iş bu davayı açmakta kötü niyetli olduğunu beyan etmiştir. Mahkemece davalı borçlunun adına kayıtlı olup, davacı tarafından kaydına 1. dereceden haciz konulan gayrimenkullerin kıymeti bilirkişi raporu ile belirlenerek davacının mevcut borcunu karşılayıp karşılamadığı, davacının iş bu davayı açmakta hukuki yararının da olup olmadığı belirlenmeksizin eksik incelemeye dayalı olarak karar verilmesi doğru görülmemiştir. 2-Bozma neden ve şekline göre davalı ... ve ... vekilinin sair temyiz itirazlarının şimdilik incelenmesine yer olmadığına karar verilmiştir. SONUÇ: Yukarıda açıklanan nedenlerle; temyiz edilen Bölge Adliye Mahkemesi kararının HMK 373/1. maddesi gereğince KALDIRILMASINA ve İlk Derece Mahkemesi kararının BOZULMASINA, peşin alınan temyiz harcının istek halinde ilgililere iadesine, dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin de Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine, 24.12.2025 tarihinde oy birliği ile karar verildi.