11. Hukuk Dairesi 2010/7548 E. , 2012/160 K. MAHKEMESİ :Ticaret Mahkemesi VEKİLİ : AV.... VEKİLİ : AV.... Taraflar arasında görülen davada İzmir 4. Asliye Ticaret Mahkemesi’nce verilen 10/12/2009 tarih ve 2008/296-2009/604 sayılı kararın Yargıtayca incelenmesi taraf vekilleri tarafından istenmiş ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi ... tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, lay…
**11. Hukuk Dairesi 2010/7548 E. , 2012/160 K.** **"İçtihat Metni"** MAHKEMESİ :Ticaret Mahkemesi VEKİLİ : AV.... VEKİLİ : AV.... Taraflar arasında görülen davada İzmir 4. Asliye Ticaret Mahkemesi’nce verilen 10/12/2009 tarih ve 2008/296-2009/604 sayılı kararın Yargıtayca incelenmesi taraf vekilleri tarafından istenmiş ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi ... tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü: Davacı vekili, müvekkilinin davalı nezdindeki hesabından yetkisi bulunmayan 3. kişiye usulsüz ödeme yapıldığını, 03/06/2005 tarihinde davalı bankanın Kadıköy Rıhtım Şubesinden müvekkilinin Karabağlar İzmir Şubesindeki hesaplarından toplam 10.000,00-TL, 7.700-USD ve 15.500 Euro'nun nakden çekildiğini, dekontlarda bulunan imzaların şirket temsilcisi F......'a ait olmadığını ileri sürerek fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak kaydıyla 10.000,00-TL'nin 03/06/2005 tarihinden itibaren reeskont faiziyle davalıdan tahsilini talep ve dava etmiştir. Davalı vekili, müvekkiline nüfus cüzdanı ibraz edilerek ödeme yaptığını, kusurunun olmadığını, davacının işlem tarihinden sonra defalarca hesaplarında hareketler yapmasının işleme icazet verdiğini gösterdiğini, işlem yapanın davacının çalışanı olduğunu savunarak davanın reddini istemiştir. Mahkemece, bilirkişi raporları da dikkate alınarak, dekontlardaki imzaların davacı şirket yetkilisi Fuat Gözaçan'a ait olmadığı, davalı banka şubelerinden çekilen toplam paranın 51.446,75-TL olduğu, bu eylemin meydana gelmesinde tarafların müterafik kusurlu oldukları, davalı bankanın kusurunun %50, davacının %50 kusurunun olduğu gerekçesiyle davacının talebi de gözönünde bulundurularak davanın kabulüne, 10.000,00-TL'nin dava tarihinden itibaren reeskont faiziyle tahsiline karar verilmiştir. Kararı, taraf vekilleri temyiz etmiştir. 1-Dava dosyası içerisindeki bilgi ve belgelere, mahkeme kararının gerekçesinde dayanılan delillerin tartışılıp, değerlendirilmesinde usul ve yasaya aykırı bir yön bulunmamasına göre, davalı vekilinin temyiz itirazlarının reddi gerekmiştir. 2-Dava, davalı banka nezdinde bulunan hesaptan davacının bilgisi dışında sahte imza ile para çekildiği iddiasına dayalı alacak istemine ilişkindir. Bankalar, kendilerine yatırılan paraları mudilere istendiğinde veya belli bir vadede ayni veya misli olarak iade etmekle yükümlüdür (4491 sayılı Yasa ile değişik 4389 sayılı Bankalar Kanunu'nun 10/4 ve 5411 sayılı Bankacılık Kanunu’nun 61. maddesi). Bu tanımlamaya göre mevduat, ödünç ile usulsüz tevdi sözleşmelerinin niteliklerini taşıyan kendine özgü bir sözleşmedir. Borçlar Kanunu’nun 306 ve 307. maddeleri uyarınca ödünç alan akdin sonunda ödünç verilen parayı eğer kararlaştırılmışsa faizi ile iadeye mecburdur. .../... -2- Aynı Yasa’nın 472/1. maddesi uyarınca usulsüz tevdide paranın nef’i ve hasarı mutlak şekilde saklayana geçtiği için ayrıca açıklamaya gerek kalmadan saklayan bu parayı kendi yararına kullanabilir. Bu açıdan değerlendirildiğinde, usulsüz işlemle çekilen paralar aslında doğrudan doğruya bankanın zararı niteliğinde olup, mevduat sahibinin bankaya karşı alacağı aynen devam etmektedir. Usulsüz işlemlerin gerçekleşmesinde ispatlandığı takdirde mevduat sahibinin müterafik kusurundan söz edilebilir ve banka bu kusur oranı üzerinden hesap sahibinin alacağından mahsup talebinde bulunabilir. Somut olayda, grafoloji bilirkişisinin raporuna göre, dekontlardaki imzanın davacı şirket temsilcisine ait olmadığı anlaşılmıştır. Bilirkişi heyeti raporunda da, davalı Banka'nın BK. 100. maddesi gereği sorumlu olduğu, ancak zararın meydana gelmesinde sahte nüfus cüzdanı ibraz ederek hesaptan sahte imza ile para çeken 3. kişinin de %50 oranında katkısı olduğu belirtildiği halde, mahkemece bu kusur oranının davacıya tahmili ile davacının %50 oranında kusuru olduğu gerekçesiyle davanın kabulüne karar verilmesi doğru olmamıştır. Yukarıda açıklandığı üzere sahtecilik işlemi davalıya karşı gerçekleştirildiği ve sahte imza ile çekilen paralar doğrudan doğruya davalının zararı niteliğinde olup davacı tarafından icazet de verilmediğine göre, davalı meydana gelen zarardan tamamen sorumlu olmasına rağmen davacının %50 oranında kusurlu olduğunun kabulü doğru görülmemiş, kararın bozulması gerekmiştir. 3-Kabule göre de tam kusur esasına göre açılan davada mahkemece davacının %50 oranında kusurlu olduğu kabul edildiği halde, davacı tarafın istemi doğrultusunda davanın tamamen kabulüne karar verilmesi de doğru olmamış bozmayı gerektirmiştir. SONUÇ : Yukarıda (1) nolu bentte açıklanan nedenlerle davalı vekilinin temyiz itirazlarının reddine, (2) ve (3) nolu bentlerde açıklanan nedenlerle kararın BOZULMASINA, aşağıda yazılı bakiye 459,00 TL temyiz ilam harcının temyiz eden davalı ...Ş.'den alınmasına, ödediği temyiz peşin harcın isteği halinde temyiz eden davacıya iadesine, 16/01/2012 tarihinde oybirliğiyle karar verildi. Davalı 594,00 H 135,00 P 459,00 BK 23/01/2012-S/E