T.C. İSTANBUL BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 14. HUKUK DAİRESİ DOSYA NO: 2022/1687 KARAR NO : 2025/1877 T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A İ S T İ N A F K A R A R I İNCELENEN KARARIN MAHKEMESİ: İSTANBUL ANADOLU 2. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ TARİHİ: 08/06/2022 NUMARASI : 2011/1054 Esas - 2022/540 Karar DAVA: Alacak BİRLEŞEN İSTANBUL ANADOLU 3. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ'NİN 2012/233 ESAS SAYILI DOSYASI DAVA: Alacak BİRLEŞEN İSTANBUL ANADOLU 13. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ'NİN 2013/761 ESAS SAYI…
T.C. İSTANBUL BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 14. HUKUK DAİRESİ DOSYA NO: 2022/1687 KARAR NO : 2025/1877 T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A İ S T İ N A F K A R A R I İNCELENEN KARARIN MAHKEMESİ: İSTANBUL ANADOLU 2. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ TARİHİ: 08/06/2022 NUMARASI : 2011/1054 Esas - 2022/540 Karar DAVA: Alacak BİRLEŞEN İSTANBUL ANADOLU 3. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ'NİN 2012/233 ESAS SAYILI DOSYASI DAVA: Alacak BİRLEŞEN İSTANBUL ANADOLU 13. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ'NİN 2013/761 ESAS SAYILI DOSYASI DAVANIN KONUSU: Alacak - İtirazın İptali (Ticari Satımdan Kaynaklanan) Taraflar arasındaki asıl ve birleşen davalarının ilk derece mahkemesince yapılan yargılaması sonunda ilamda yazılı nedenlerle asıl ve birleşen davaların kabulüne dair verilen hükme karşı, taraf vekillerince istinaf yoluna başvurulması üzerine Dairemize gönderilmiş olan dava dosyası incelendi, gereği konuşulup düşünüldü. TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMALARININ ÖZETİ Davacı vekili, dava dilekçesinde özetle; müvekkili şirketin, önceden beri devam eden ve son olarak 01.01.2011 tarihinde imzalanan distribütörlük sözleşmesi uyarınca ürünlerinin Türkiye'de satış ve dağıtımı hususunda davalı şirketi yetkilendirdiğini, ancak davalının, görev ve sorumluklarını yerine getirmediğini, şöyle ki; Mersin'de yerleşik ... Gıda Mad.Ltd.Şti'nin, transit ticaret kapsamında Türkiye üzerinden İran'a gönderilmek üzere müvekkili firmadan ... isimli ürünü sipariş ettiğini, bu ticaretin teminatı olarak ... firmasının keşide ettiği, 126.000 USD değerindeki çekin, davacı nam ve hesabına davalı şirkete teslim edildiğini, ne var ki Türkiye üzerinden İran'a gönderilen malın, İran'lı ithalatçı tarafından kabul edilmediğini, paralarını İran'lı firmadan alamayacağını düşünen ... (ve/veya ...) firmalarının çekin iadesini istediğini, ancak bu talebin haklı görülmediğini, söz konusu çeki elinde bulunduran davalının, davacı firmanın talimatı üzerine Mersin 8. İcra Müdürlüğünün ... E sayılı dosyası üzerinden, çeki keşide eden ... ve ciro eden ... firmalarına karşı icra takibi başlattığını, burada malı satan ve parasını talep hakkı olan davacı firma olduğunu, davalı ile sadece tahsilatla ve icra takibini yürütmekle görevli olduğunu, söz konusu firmaların, takip konusu miktarı icra dosyasına yatırarak Mersin 2.Asliye Ticaret Mahkemesinde 2007/306 E sayılı menfi tespit davasını açtığını, yapılan yargılama sonucunda bu firmaların haksız bulunduğunu ve davalarının reddedildiğini, firmaların temyizi üzerine Yargıtayın, kararı alacaklı lehine bozduğunu ve asıl alacağa ilaveten % 40 tazminat ödemesi gerektiğini bildirdiğini ve netice olarak 126.000 USD'yi, % 40 tazminat ve masraflarıyla birlikte tahsil ettiğini; bu çek alacağının davalı firma tarafından takip ve tahsil edilmiş ise de bugüne kadar müvekkili şirkete herhangi bir ödemede bulunulmadığını belirterek, davalı şirketin, Mersin 8. İcra Müdürlüğünün ... E sayılı icra dosyası (Mersin 2, Asliye Ticaret Mahkemesinin 2007/306 E sayılı kararı ile) tahsil ettiği davalıdan olan cari alacağının bir kısmını oluşturan miktarın tespiti ile bu miktarın davalıdan avans faizi ile birlikte tahsiline karar verilmesini talep ve dava etmiştir.Davalı vekili, savunmasında özetle; dava konusu çekin, dava dışı ... firması ve ... ile müvekkili arasındaki hukuki ilişki nedeniyle müvekkilinde bulunduğunu ve hukuki yollarla tahsil edildiğini, davacının taraf ehliyetinin bulunmadığını, husumet yönünden itirazlarının bulunduğunu, dava konusu çekin müvekkili firma ile dava dışı firmalar arasındaki ilişkiye dayalı alındığını, davacının alacağına yahut satışına ilişkin bir belge olmadığını savunarak, davanın reddine karar verilmesini istemiştir. BİRLEŞEN İSTANBUL ANADOLU 3. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİNİN 2012/233 E SAYILI DAVASINDA: Davacı vekili dava dilekçesi özetle; davalı tarafından 2011-1054 E dosyası ile alacak davası açıldığını, davalı firmanın aralarındaki sözleşmeyi ihlal ettiğini, davalının her ne kadar Beyoğlu 19. Noterliğinin 22.09.2011 tarih ... yevmiye sayılı ihtarnamesiyle sözleşmeyi feshettiğini bildirmiş ise de sözleşmenin her iki tarafa hak ve borçlar yükleyen bir sözleşme olduğundan tek yanlı feshinin mümkün olmadığını, davalının Türkiye'deki müşterilerine doğrudan yaptığı satışlar nedeniyle sözleşmenin 2. maddesi gereğince müvekkiline komisyon ödeme yükümlülüğünün olduğunu, ayrıca müvekkilinin bilgisi dışında Türkiye'de satış temsilciliği oluşturduğunu öne sürerek, fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak kaydıyla şimdilik 10.000,00 TL'nin reeskont faizi ile davalıdan tahsiline karar verilmesini talep ve dava etmiştir. Davalı vekili, savunmasında özetle; taraflar arasında akdedilen sözleşmenin davalı firmanın tek satıcı/dağıtıcı olarak vasıflandırıldığı tek satıcılık sözleşmesi olduğunu, tek satıcı/distribütörlük sözleşmelerinin, bilindiği üzere, irade özerkliği ve sözleşme serbestisi ilkesinin etkisi ile doğan, iki tarafa borç yüzleyen atipik sözleşmelerden olduğunu, bu tür sözleşmelerin, haklı bir sebebin ortaya çıkması hâlinde, akdin süreli veya süresiz olmasına bakılmaksızın, sözleşmenin önelsiz ve ileriye etkili olarak feshedilebileceğini, haklı sebeple fesihten söz edilebilmesi için sözleşmenin devamının beklenemez ağırlıkta vakıalara dayandıracak sebeplerin varlığının arandığını, davalı/karşı davacı tarafa gönderilen Beyoğlu 19. Noterliğinin 22.09.2011 tarih, ... yevmiye numaralı ihtarnamesinde açıklanan tüm sebeplerle, sözleşmenin sürdürülemeyeceği ağırlıkta vakıalara dayandığını, söz konusu ihtarnamede açıklanan şartlar altında, müvekkili firmanın Türkiye Cumhuriyeti sınırları dâhilinde münhasır yetkiler verdiğini ve temsilcisi kıldığı muhatap şirkete olan güveni aşırı şekilde sarsılmış olduğunu, bahsedilen sözleşme ilişkisinin hukuki, ticari ve fiili sebeplerle devam etmesinin mümkün olmayacağının anlaşıldığını, davalı/karşı davacı taraf, kendilerine müvekkili firma tarafından hiçbir yazılı ya da sözlü bildirimde bulunmaksızın Türkiye'deki müşteriler ile ticari ilişkiler kurulduğunu ve ürün satışı yapıldığını ileri sürerek 03.01.2012 tarihli faturayı mahkemeye ibraz ettiklerini, bunun dışında başkaca satış işlemleri olduğunu, bunların da müvekkili firmanın ticari defterleri incelendiğinde açıkça görüleceğini, haklı bir nedenin varlığı hâlinde sözleşmelerin tek taraflı irade beyanıyla feshedilebileceğini, önemli olanın müvekkili firmanın sözleşmenin feshinden önce sozleşmeyi ihlal eder bir işleminin olup olmadığı olduğunu, müvekkili firmanın fesih bildiriminden önce sözleşmeyi ihlal eder hiçbir işlemi olmadığını, fesih bildiriminden sonra müvekkili firmanın yaptığı işlemlerin ise davalı firmayı ilgilendirmediğini, bu kapsamda davalı tarafın, müvekkili firmanın Türkiye de başka bir satış temsilciliği kurduğu iddiasının da mesnetsiz olduğunu, adı geçen firmanın sözleşmenin feshi tarihinden sonra faaliyete geçtiğini, aksine, görülmekte olan dava konusu alacak dışında, müvekkili firmanın davacıdan yüklü bir miktar alacağı olduğunu, bu alacağın ayrıca icra takibi konusu yapılacağını, bu nedenle takas def'inde bulunduğunu belirterek, birleşen davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir. Davacı ... İnş. Gıda Makina San. ve Tic. AŞ vekili, 23/10/2018 tarihli ıslah dilekçesi ile; birleşen iş bu dosyada davalı tarafın sözleşmeyi ihlalinden kaynaklı müsbet zararın bilirkişi marifetiyle tespiti ile davalıdan tahsili için fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak kaydıyla 10.000 TL tutarlı dava açıldığını, raporda bu dosyaya ilişkin alacağın/ tazminatın 123.533,70 Euro olduğunun tespit edildiğini, TCMB efektif satış kuru üzerinden 10.000 TL karşılığı olan 1.506,02 Euro düşülmek suretiyle davanın ıslah edilerek 122.027,68 Euro karşılığı olan 810.263,79 TL nin reeskont faiziyle birlikte davalıdan tahsili ile müvekkiline ödenmesine karar verilmesini, asıl talep olan 10.000 TL ile ıslah tutarı olan 810.263,79 TL nin (toplamda 820.263,79 TL nin) reeskont faiziyle birlikte davalıdan tahsili ile müvekkiline ödenmesine karar verilmesini talep etmiştir. BİRLEŞEN İSTANBUL ANADOLU 13. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİNİN 2013/761 E SAYISI DAVASINDA: Davacı vekili dava dilekçesi özetle; taraflar arasında 01.01.2011 tarihinde imzalanan distribütörlük sözleşmesiyle davacı ürünlerinin Türkiye'de satış ve dağıtımı için davalı firmayı yetkilendirdiğini, ancak davalının sözleşme yükümlülüklerini yerine getirmemesi nedeniyle sözleşmenin müvekkili tarafından tek taraflı feshedildiğini, asıl dava olan İstanbul Anadolu 2. ATM 2011/1054 E sayılı dosyası ile talep edilen alacaktan ayrı olarak başka alacağın da bulunduğunu, bu alacağın toplam 1.192.372,00 TL olup, bu alacağın tahsili amacıyla İstanbul Anadolu 24. İcra Müdürlüğünün ... E dosyası üzerinden takibe geçildiğini, itiraz üzerine takibin durduğunu, itirazın haksız olduğunu iddia ederek, itirazın iptaline ve % 20 oranındaki icra inkâr tazminatının davalıdan tahsiline karar verilmesini talep ve dava etmiştir. Davalı vekili, savunmasında ve karşı davasında özetle; 64, 77, 93, 107, 75, 115 ve 34 nolu faturalar hakkında zamanaşımı itirazlarının olduğunu, davacının, müvekkilinin bilgisi haricinde Türkiye sınırları içerisinde başka firmalarla sözleşmeye konu işlerde ticari faaliyette bulunamayacağını, bu hususun “komisyon ödemesi” başlıklı 2. maddesinde de yazılı olduğunu, müvekkiline yazılı bildirimde bulunmak kaydıyla bölge müşterilerine doğrudan satış yapma hakkı bulunduğunu, bu şekildeki satışları için müvekkiline komisyon ödemek yükümlülüğünün bulunduğunu, davacının bu kuralı ihlal ederek Türkiye'deki müşterilerle ticari ilişki kurup ürün sattığını ve müvekkiline komisyon ödemediğini, müvekkilinin sözleşmesi devam ederken Türkiye'de ... ... Gıda Hammadde ve Kimyevi Maddeler San.Tic. ve Mümes.Ltd.Şti. unvanı ile faaliyete geçtiğini, davacı defterlerinden bu tür satışların tespiti ile komisyon alacaklarının tespit edilebileceğini savunarak, davanın reddine ve % 40 oranında kötü niyet tazminatının tahsiline karar verilmesini talep etmiştir. Karşı davada dava dilekçesinde özetle; distribütörlük sözleşmesi devam ederken yapılmış olan tüm satışlardan müvekkilinin komisyon ücretlerinin tamamını alamadığını, davanın icra takibine konu ettiği alacaklarının kendilerine ödendiğini, ancak komisyon alacaklarını ödemediğini, davacının ... firmasına doğrudan yapılan satışları nedeniyle (dosyaya sundukları 13 adet ödeme dekontu üzerinden) müvekkiline ödenecek komisyon bedelinin de tespitini talep ettiklerini belirterek ,davanın reddi ile karşı davanın kabulünü talep etmiştir. Davacı- karşı davalı vekili, karşı davaya yönelik savunmasında özetle; davalı aleyhine yapılan icra takibinin belirli faturalara hasredilerek başlatılmadığını, cari hesapta birikmiş olan 267.470,79 Euro alacağını tahsile konduğunu, bu alacağın çok sayıda fatura ve bu faturalara yapılan kısmi ödemeler sonucu oluştuğunu, faturalara itiraz edilmediğine göre davalının bu faturaların ödendiğini ispat etmesi gerektiğini, davalının bazı makbuz beyanlarının da yanıltıcı nitelikte olduğunu, 16.4.2004 tarihli 64-2004 nolu 39.500 Euro faturaya ait ödemenin 35.000 Euro olarak 01.06.2004 tarihinde yapıldığının iddia edildiğini, ama transfer belgesinde bu ödemenin 06.5.2004-77 nolu fatura ile ilgili olduğunun yazıldığını belirterek, karşı davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.Karşı dava yönünden davacı ... İnş. Gıda Makina San. ve Tic. A.Ş. vekilinin 23/10/2018 tarihli ıslah dilekçesi ile; birleşen iş bu dosyada davacı tarafın açmış olduğu davaya karşı cevap dilekçesinde davacı aleyhine ikame edilen karşı davada 148.058,00 Euro'nun faiziyle birlikte davalıdan tahsilini, bilirkişi raporunda bu dosyaya ilişkin alacağın 649.124,15 Euro olduğu bu miktarın 48.903,80 eurosunun tahsilinin fatura kesilmesine bağlı olduğu, 600.220,35 Euro'nun ise sözleşme gereğince fatura kesilmesi şartına bağlanmadığının tespit edildiğini, karşı dava dilekçesi ile birlikte 148.058,00 Euro alacak talep edilmiş olduğundan, bu talebini ıslah edilerek 452.162,35 euro ile birlikte toplamda 600.220,35 Euro'nun fiili ödeme tarihindeki kur üzerinden TCMB nın dövizli mevduata uyguladığı en yüksek faiziyle birlikte davalıdan tahsiline karar verilmesini talep etmiştir. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARININ ÖZETİ İlk Derece Mahkemesince yapılan yargılama sonucunda; "...Asıl dava ( Mahkememizin 2011/1054 Esas ) yönünden ; Taraflar arasında 01.06.2000 tarihli ve üç yıl süreli Distribütörlük Sözleşmesi düzenlenmiştir. Sözleşmenin konusu, ... ... şirketinin, ... şirketini, Türkiye'de ürünlerin dağıtımı ve satışı için münhasir distribütör olarak görevlendirilmesi hususunu kapsamaktadır.Sözleşmenin 4.maddesinde; ... şirketinin, kesilen satış faturaları üzerinden net % 5 tutarında bir komisyon ödemesi alacağı, ...'nun, komisyon bedelini ...'ya ödemek şartıyla ürünleri bölge dahilinde müşterilere doğrudan doğruya satma hakkına sahip olduğu,Sözleşmenin sona erme tarihinden itibaren tarafların üç ay öncesinde sözleşmenin feshedilmemesi halinde sözleşmenin kendiliğinden 3 yıl daha uzayacağı, kararlaştırılmıştır.Taraflar arasında 01.01.2011 tarihli Dağıtım Sözleşmesi düzenlenmiştir.Sözleşmenin konusu, ... ... şirketinin, ... şirketini, Türkiye'de ürünlerin dağıtımı ve satışı için münhasır distribütör olarak görevlendirilmesi hususunu kapsamaktadır.Sözleşmenin 2.maddesinde, ... şirketinin, her bir fatura için kararlaştırılacak bir komisyon ödemesini, EURO üzerinden alma hakkına sahip olduğu, ... şirketinin resmi faturasının tebliğini müteakip 5 iş günü içinde ...'nun banka hesabına komisyon ücretinin ödeneceğinin taahhüt edildiği,Sözleşmenin 5.maddesinde FESİH koşullarının düzenlendiği, bu maddede; sözleşme süresinin 01.01.2011-31.12.2013 olduğu, sona erme tarihinden altı ay önce taraflarca yazılı itiraz olmadığı takdirde sözleşmenin kendiliğinden 1 yıl daha uzayacağı, kararlaştırılmıştır....-... şirketi, Beyoğlu 19. Noterliğinden, davalı ... şirketine gönderdiği 22,09.201/... yevmiye sayılı ihtarnamede; 01.01.2011 tarihinde imzalanan sözleşme uyarınca muhatap şirketin Distribütör olarak görev aldığı, ancak muhatap şirketin, görev ve sorumluluklarını yerine getirmediği, kendilerine ulaşmak ve irtibat kurmanın mümkün olmadığı, şirket faaliyetleri hakkında bilgi vermediği, müşterilerin birlikte ziyaret edilmesi teklifinin açıkça veya zımnen reddedildiği, icra ve davalar hakkında yanıltıcı bilgi verildiği, müvekkil adına tahsil edilen paranın gönderilmediği, müvekkil firmaya karşı haksız rekabet yaratacak bir takım işlemlere girildiği, müvekkile ait ... markasının haksız olarak kendi adına tescil ettirildiği ve sözleşmenin ihlal edildiği belirtilerek 01.01.2011 tarihli sözleşme ile birlikte taraflar arasında akdedilen tüm sözleşmelerin tek taraflı olarak feshedildiği bildirilmiştir.Dosyada mübrez 08.05.2007 keşide tarihli 0000288 nolu 126.000 USD bedelli bu çek; dava dışı ... Gıda Mad.San.Tic.Ltd.Şirketi tarafından, dava dışı ... Süt ve Süt Ürünleri San.Tic.A.Ş lehine düzenlenmiş ve ... tarafından davalı ... şirketine ciro edilen çekin, men talimatı nedeniyle ödenemediği hususu, muhatap banka tarafından çekin arkasına düşülmüştür.... şirketi, Mersin 8.icra müdürlüğünün ... E sayılı dosyasında, 23.05.2007 tarihinde, kambiyo senetlerine mahsus haciz yoluyla ... Süt ve Süt Ürünleri Tic. San.A.Ş ile ... Gıda Mad.San.Tic.Ltd.Şti. aleyhine takibe geçerek, 168.840.00 TL (126.000 Usd'nin 8.5.2007 tarihli kur karşılığı)1.360.10 TL işlemiş faiz8.442.00 TL 94 5 tazminat506.52 TL komisyon tutarı olmak üzere toplam 179.148.62 TL alacağın tahsilini talep etmiştir.PTS Gıda tarafından 01.08.2009 tarihinde 170.863,50 TL ve 12.02.2009 tarihinde 88.101,80 TL olmak üzere toplam 258.965.30 TL ödeme yapıldığı görülmüştür.Bu çek hakkında Mersin 2.Asliye Ticaret Mahkemesinin 27.11.2008 E. 2007/306 E. 2008/292 K. sayılı kararında; dava konusu 126.000 USD bedelli çekin, davacı ... şirketi tarafından ... Süt Ürünleri A.Ş lehine keşide edildiği, çekin bankaya ibraz edildiği, Mersin 8. İcra müdürlüğünün ... E sayılı dosyasında takibin devam ettiği, dava konusu çekin, tarafların ticari defter kayıtlarında alım ve satım kaydının bulunmadığı, nazım hesaplarda gösterildiği, davacı, keşideci ve lehtarın kendisi ile dava dışı olan ... firmasına karşı ileri sürebileceği defileri, şahsi ilişkiye ilişkin itirazlarını iyi niyetli hamile karşı ileri süremeyeceği, ancak alım satım sözleşmesini yaptığı dava dışı şirkete karşı ileri sürebileceği, bu iddiasında yazılı belge ile ispatlaması gerektiği, kaldı ki alım satım ile ilgili dava dışı şirketin dosyaya celp edilen satıma ilişkin , davacı şirketçe Türkiye dışında başka bir yere satılmaması hususunda anlaşma bulunduğu, bu nedenle davacıların dava konusu çekin bedelsiz kaldığı, sözleşmenin geçersiz olduğu yönündeki iddialarını ispatlayamadığı, bu nedenle davanın reddi gerektiği kararı verilmiş ve bu kararın kesinleştiği görülmüştür.Huzurdaki davada, davacı ...vekili, Mersin'de yerleşik ... Gıda şirketinin, Türkiye üzerinden İran'a gönderilmek üzere müvekkil şirketten ürün sipariş ettiğini, ürüne ilişkin fatura bedelinin 138.000 USD olduğunu, ... firmasının, ...'e ciro ettiği 126.000 USD değerli çeki, müvekkilinin nam ve hesabına davalı ... şirketine verdiğini, ancak ... şirketi, bu çeki icra yoluyla tahsil ettiği halde, bedelini müvekkiline vermediğini, icra dosyasından yaptığı tahsilat tutarını müvekkil şirkete ödemesi gerektiğini öne sürmüştür.Davalı ... vekili ise; dava konusu çekin, müvekkil firma ile dava dışı firmalar arasındaki ilişkiye dayalı olup, davacı tarafın alacağına veyahut satışına ilişkin bir belge olmadığını, davacı tarafın bu belgeye ilişkin bir hak ve alacağının bulunmadığını, nitekim Mersin 2. Asliye Ticaret Mahkemesinin 2007/306 E dosyasında müvekkilinin savunmalarına itibar edilerek dava konusu çekin dava dışı ... ... ile davacılar arasındaki ilişkiden kaynaklı olmadığı hususunun hüküm altına alındığını savunmuştur.Davacıya ait defter kayıtlarına göre ; davacı şirketin, dava dışı ... firmasına düzenlediği 138.600 USD karşılığı faturanın 106.436.00 Euro olarak deftere kayıt edildiği, ancak fatura bedelinin ödenmediği, davacı şirketin, ... firmasından 138.600 USD karşılığı 106.436.00 Euro alacağın olduğu, kur farkı tenzili ile bu alacağın 94.337.05 Euro olduğu tespit edilmektedir.Davalı ...'nun ticari defterlerinde, dava konusu 126.000 USD tutarlı çek kaydının olmadığı, 900 kodlu nazım hesaplarında, 126.000 USD kaydının olduğu, davalının, çeki ciro yoluyla devir aldığı ... Süt şirketinden, çek tarihi itibariyle bir alacağın bulunmadığı, zaten davalı da, ... şirketinden aldığı bu çeki, ... şirketinden olan alacağına mukabil cari hesap kayıtlarına işlemediği, 900 kodlu nazım hesaplarda muhasebeleştirildiği, görülmektedir. Nitekim çeki ciro eden ... şirketi kayıtlarında da bu çekin nazım hesaplar içerisinde izlendiğinin görülmesi, buu çekin, ticari münasebet (mal alım-satım) karşılığında alınmadığını teyit etmektedir.O halde davalı ... şirketinin, davacı şirketin tek yetkili distribütör sıfatını haiz olması bağlamında dava konusu çeki aldığı, icra yoluyla tahsilatını yaptığı halde, bedelini davacıya göndermediği, dolayısıyla da dava konusu çek bedelinin, davalının uhdesinde bedelsiz kaldığı, bu durumda davalı, icra yoluyla tahsil ettiği çek bedelini, davacı şirkete ödemek yükümlülüğü olduğu, davacının, dava tarihi itibariyle davalıdan 258.965.30 TL ana para alacağı olduğu kanı ve sonucuna varılmıştır.Birleşen 2013 /761 E sayılı Birleşen itirazın iptali konulu dava yönünden ; Davacının ; İstanbul Anadolu 24. İcra Müdürlüğünün ... Esas sayılı icra dosyası ile 267.470,79 Euro alacağın tahsili için ilamsız icra takibine başladığı, davalının süresinde itiraz ettiği ve davanın süresinde açıldığı anlaşılmıştır.Davacı takipteki alacağını, “cari hesap bakiye” alacağına dayandırmıştır.Davacının incelenen ticari defter kayıtlarına göre ; davacı ...'nun, davalı ... şirketine, 06.10.2000-08.03.2011 arasında toplam 2.241.952.50 Euro tutarında fatura kestiği, buna mukabil davalıdan 1.974.985.00 Euro tahsil ettiği, davacının, davalıdan, (2.241.952.50 - 1.974.985.00) = 267.470.79 Euro alacağının bulunduğu, görülmüştür.Davalıya ait defter kayıtlarına göre ise ; Davalı ... şirketinin, cari hesap ilişkisi olarak 13.05.2011 hesap kesim tarihi itibariyle davacı şirkete bakiye, (10.865.013.00 - 10.490.555.55) = 374.457.45 Euro (511.533.77 TL) borcunun olduğu tespit edilmiştir.Görüleceği üzere her iki şirketin borç / alacak bakiyelerinin sonuçlandığı tarihler farklı olup, davacının 267.470.79 Euro alacağı 08.03.2011 tarihi itibariyle oluşmuştur. Davalının defterindeki 374.457.45 Euro tutarlı borç ise 13.05.2011 tarihi itibariyle oluşmuş bir rakamdır. Davalı ... defterinde, 08.03.2011 tarihi itibariyle davacıya bakiye 409.441.45 Euro borçlu durumdadır. (davacı İse 267.470.79 Euro alacaklı durumdadır. Bu tarihten sonra davalı, davacı şirketten 432.216.00 Euro tutarlı (4) adet fatura daha almış, buna karşılık 467.200 Euro ödeme yapmıştır. Buna göre davalı ... şirketinin, (409.441.45 + 432.216.00) - 467.200 = 374.457.45 Euro borcunun meydana geldiği anlaşılmıştır. Davacının kayıtlarında, 08.03.2011 tarihinden sonraki fatura ve ödemelerin de aynen kayıtlı bulunduğu tespit edilmektedir.Bu durumda davacının, hesabi cari ilişkisinden kaynaklanan 267.470.79 TL alacak iddiası (talebiyle bağlı olarak) sübut bulmuş olup davacının davalı ... şirketinden takip tarihi itibariyle 267.470.79 Euro alacağı olduğu,Davalının ödeme iddiasında bulunduğu ancak bu iddiasını yazılı belge ile kanıtlayamadığı, yemin deliline de dayanmadığı görülmekle birleşen 2013/761 Esas sayılı davada asıl dava yönünden davacının takip tarihi itibariyle 267.470,79 Euro likit alacağı bulunduğu, davalının takibe haksız ve kötü niyetli olarak itiraz ettiği belirlenmekle davanın kabulüne karar verilmesi gerektiği kanaatine varılmıştır.Birleşen 2013/761 Esas sayılı dosyadaki karşı dava yönünden ; Davalı/karşı davacı ... şirketi, davacı/karşı davalı ...-... şirketinden KOMİSYON ücretlerini, sözleşmenin kurulduğu yıldan bu yana tahsil edemediğini öne sürerek, fazla hakları saklı kalmak kaydıyla şimdilik 148.058 Euro, (443.315 TL) alacağın ticari reeskont faiziyle birlikte tahsilini talep etmektedir.Yanlar arasında düzenlenen 01.06.2000 ve 01.01.2011 tarihli sözleşmelerde, davacı şirketin keseceği her bir fatura üzerinden % 5 komisyon ödeneceği kararlaştırılmıştır. Tarafların ticari defter kayıtlarının seyrine bakıldığında;Sadece davacı/karşı davalı ... şirketinin 01.10.2008 tarihli kayıtlarında 121.165.00 Euro komisyon ücret ödemesinin görüldüğü, ... şirketinin defter kayıtlarında ise bu komisyon ödeme kaydının olmadığı görülmektedir.121.165.00 Euro tutarlı komisyon ödemesi, ... şirketinin cari hesap borcundan mahsup edilen, başka bir delişle ...'nun ödemesi olarak kabul edilen bir ödemedir.Bu durumda eğer, ... şirketinin 121.165.00 Euro komisyon ücretini, ... şirketinin cari hesabından düşmemiş olsaydı, ... şirketinin, (267.470.79 € cari hesap alacağı + 121.165.00 € komisyon) = 388.635.79 € alacağı söz konusu olacaktı, bu durumda ticari defter kayıtlarına göre ... şirketinin, ... şirketinden aldığı toplam satış faturalarından doğan komisyon alacağının ne olduğu hususunun tespiti gerekecektir.İncelenen ticari defterlere göre ... şirketinin, ... şirketinden, 2000-2011 arasında toplam 10.865.013.00 Euro tutarında fatura aldığı anlaşılmaktadır. Hak ettiği komisyon alacağı, (10.865.013 x 0.05) = 543.250.65 Euro olacaktır.Diğer taraftan, davalı/karşı davacı ... vekili, müvekkil şirketin aracılığıyla ... şirketinin, Türkiye'deki başka müşterilere yaptığı satışlardan dolayı da komisyon ücreti ödemesi gerektiğini öne sürmektedir.Taraflar arasındaki -01.06.2000 tarihli sözleşmenin 4.maddesinde; ... şirketinin, kesilen satış faturaları üzerinden net % 5 tutarında bir komisyon ödemesi alacağı, ...'nun, komisyon bedelini ...'ya ödemek şartıyla ürünleri bölge dahilinde müşterilere doğrudan doğruya satma hakkına sahip olacağı düzenlenmiştir. Bu durumda ... şirketinin, bu satışları ispat etmesi gerekmektedir. ... şirketinden buna ilişkin olarak alınan (... şirketinin, dava dışı şirketlere kestiği) satış faturaları dosyaya konulmuş olup, ... tarafından, çeşitli müşteriler adına düzenlenmiş olup, toplam fatura tutarının 4.540.770.00 Euro olduğu görülmüştür.Sözleşme gereğince davalı/karşı davacı ... şirketi, bu satışlardan dolayı ... şirketinden, (4.540.770 x 0.05) = 227.038.50 Euro komisyon alacağı talep etme hakkına da sahip bulunmaktadır.Bu durumda davalı/karşı davacı ... şirketinin; 543.250.65 Euro doğrudan ... şirketine kestiği faturalardan doğan komisyon alacağı, 227.038.50 Euro dava dışı şirketlere yapılan satışlardan doğan komisyon alacağı olmak üzere 770.289.15 Euro Toplam komisyon alacağı olduğu, davacı/karşı davalı ...'nun kayıtlarında, 121.165 Euro komisyon alacağı tenzili yapılmış olduğundan, davalı/karşı davacının, karşı dava olarak, ... şirketinden KOMİSYON alacağının; (770.289.15 - 121.165.00) = 649.124.15 Euro olduğu, sonuç ve kanısına varılmaktadır.İlk bilirkişi raporu gerekçeli ve denetime elverişli bulunmadığından komisyon alacağına ilişkin yapılan hesaplamaya itibar edilmemiş, üçüncü bilirkişi raporunda ise dilekçeler aşaması tamamlanıp, deliller sunulduktan sonra bilirkişi raporu düzenlendikten sonra karşı davalı tarafından dosyaya sunulan ve karşı davacı tarafından da kabul edilmeyen 22.01.2007 tarihli " Hususi Sözleşme " başlıklı belgede belirlenen hususlar gözetilerek hesaplama yapılmış olmakla üçüncü bilirkişi raporundaki bu hesaplama dikkate alınmamış karşı dava yönünden bila tarihli ... tarafından düzenlenen bilirkişi raporundaki hesaplamaya itibar edilmiştir.Yanlar arasında düzenlenen 01.07.2000 tarihli Distribütörlük sözleşmesinin “Komisyon ödemesi” başlıklı 4.maddesinde; “..., müşterilere kesilen satış faturaları üzerinden % 5 tutarında bir komisyon ödemesine hak kazanacaktır. ..., sipariş edilen ürünlerin satış bedelinin tamamı tahsil edildikten sonra 5 gün içinde yukarıda belirtilen komisyon tutarını ...'nun tayin ettiği banka hesabına Eurdo para birimi ile ödemeyi taahhüt eder. Söz konusu komisyon ödemesi, yanlar arasında önceden komisyon bedelinin bazı ürünlerde ilgili olarak azaltılması amacıyla yazılı bir anlaşma yapılmış ise, azaltılabilecek veya artırılabilecektir. Velc, ...'ya yazılı tebligatla bildirim yaparak ve yapacağı satışlar için yukarıda belirtilen komisyon bedeli tahakkuklarını, duruma göre ...'ya ödemek şartıyla ürünleri bölge dahilinde müşterilere doğrudan doğruya satma hakkını mahfuz tutacaktır.”Ve yine Yanlar arasında düzenlenen 01.01.2011 tarihli sözleşmenin, “Komisyon Ödemesi” başlıklı 2.maddesinde, “... her bir fatura için ilgili duruma ilişkin kararlaştırılacak olan bir komisyon ödemesi hakkına sahip olacaktır. ...yukarıda belirtilen komisyonu Furo cinsinden ödemeyi ve söz konusu tutarı sipariş edilen ürünlerin tam ödemesini almasını ve ...'nun ilgili resmi faturasını kendisini tebliğini müteakip 5 iş günü içinde ... tarafından belirlenen banka hesabına havale etmeyi taahhüt eder.Söz konusu komisyon ödemesi ile ilgili değişiklik için taraflar arasında ön yazılı mutabakat sağlanması halinde bazı ürünler için azaltılabilir veya artırılabilir. İlgili hususta ...'ya yazılı bildirimde bulunmak kaydıyla, ... Velcu'nun ürünleri bölgedeki müşterilere doğrudan satma hakkına sahip olup ... ... söz konusu satışlar için ...'ya yukarıda belirtilen komisyonları ödemeyi kabul eder” düzenlemesi bulunmaktadır.Her iki sözleşmedeki komisyon ödemesi hükmünden; davacı ...'nun, hem davalı ...'ya ve hem de dava dışı bölge müşterilerine sattığı ürünler için % 5 komisyon ödemesi ödeneceği hususunun kabul edilmiştir.Davacı ... vekili itirazında, komisyon ücretinin kg başına 0.20 ve 0.10 olarak değişikliğe uğradığını beyan ettiği ve buna kanıt olarak, 31.01.2017, 28.02.2017, 31.03.2007,30.04.2007, 31.05.2007, 30.06.2007, 31.07.2007, 31.08.2007, 30.09.2007, 30.11.2007, 31.12.2007 tarihli komisyon ödeme belgelerini sunduğu ancak dava dışı şirketlere yapılan satışların, bazı ürünlerine 0.10 Euro/kg ve bazı ürünlerine de 0.20 Euro/Kg üzerinden komisyon ücreti tahakkuk ettirildiği, ancak, komisyon oranlarının, hangi ürünlere, KG bazında % 1 ve hangi ürünlere % 2 komisyon oranı uygulanacağı hususunda dosyaya, davalının kabulünü ve teammül hale gelmiş uygulamasını içeren bir delil sunmadığı görülmekle, karşı davacının 649.124,15 Euro komisyon alacağı bulunduğu ancak talebinin 600.220,35 Euro olduğu davacının talebiyle bağlı kalınarak karşı davanın kabulüne karar verilmesi gerektiği kanaatine varılmıştır.Birleşen 2012/233 E sayılı dosya yönünden ; Davacının haksız fiili nedeniyle tazminat talebinde bulunduğu, bu davada, davacı ... şirketi, sözleşmenin haksız feshi nedeniyle mahrum kaldığı komisyon gelirlerinden şimdilik 10.000 TL müspet zararının tahsilini talep etmektedir.Sözleşmenin 5.maddesinde FESİH koşullarının düzenlendiği, bu maddede; sözleşme süresinin 01.01.2011-31.12.2013 olduğu, sona erme tarihinden altı ay önce taraflarca yazılı itiraz olmadığı takdirde sözleşmenin kendiliğinden 1 yıl daha uzayacağı, kararlaştırılmıştır.Yanlar arasında düzenlenen 01.01.2011 tarihli sözleşmede; sözleşmenin maddelerinin ihlalinden dolayı feshini öngören bir düzenleme bulunmamaktadır. Davaci ... ... şirketi İse, Beyoğlu 19. Noterliğinden, davalı ... şirketine gönderdiği 22.09.2011/... yevmiye sayılı ihtarnamede; muhatap şirketin, görev ve sorumluluklarını yerine getirmediği, kendilerine ulaşmak ve irtibat kurmanın mümkün olmadığı, şirket faaliyetleri hakkında bilgi vermediği, müşterilerin birlikte ziyaret edilmesi teklifinin açıkça veya zımnen reddedildiği, icra ve davalar hakkında yanıltıcı bilgi verildiği, müvekkil adına tahsil edilen paranın gönderilmediği, müvekkil firmaya karşı haksız rekabet yaratacak bir takım işlemlere girildiği, müvekkile ait ... markasının haksız olarak kendi adına tescil ettirildiği ve sözleşmenin ihlal edildiği gerekçesiyle sözleşmenin feshedildiğini bildirdiği anlaşılmaktadır. Asıl dava kısmında açıklandığı üzere, davacı/..., davalı/... adına tahsil etmiş olduğu 126.000 USD'lik çek bedeli tutarını davacı/...'ya göndermemiştir. Davacı/... bu hususu, fesih gerekçelerinden biri olarak göstermiştir.Taraflar arasındaki sözleşme, kanunda düzenlenmemiş (atipik) ve sürekli edimli bir sözleşme (tek satıcılık sözleşmesi) niteliğindedir. Doktrinde ve uygulamada kabul edildiği üzere, bu sözleşmenin taraflarından biri sözleşmeden kaynaklanan “önemli bir borcunu ihlal ederse” ve “bu durum diğer taraf için akdi ilişkiye devam etmeyi katlanılmaz hale getirirse”, kendisi için akdi ilişki katlanılmaz hale gelen taraf, sözleşmeyi fesih öneli tanımaksızın derhal feshetme hakkına sahip olur. Davacı/...'nun davalı/... adına tahsil etmiş olduğu 126.000 USD bedelli çek tutarını davacı/ ... 'ya göndermemiş (iade etmemiş) olması da, kanaatimizce “önemli bir borç ihlali” niteliğinde olduğundan ve hayatın olağan akışında davalı/... bakımından akdi ilişkiye devam etmeyi katlanılmaz hale getirdiğinden (zira davalı/...'nın davacı/Plota'ya olan güveni zedelendiğinden), davalı/...'nın sözleşmeyi haklı olarak feshettiği kanaatine varılmıştır. Davalı/... sözleşmeyi haklı olarak feshetmiş olduğu kanaatine varılmış olduğu için de, davacı/...'ya herhangi bir tazminat (kar mahrumiyeti tazminatı vb.) ödeme yükümlülüğü bulunmadığı kanaatine varılmıştır.Birleşen 2012/233 Esas sayılı dava dosyası kapsamında her üç bilirkişi raporunda farklı görüşler belirtilmiş ise de konu hukuki olduğundan sözleşmenin feshinin haklı olup olmadığı hususu mahkememizce değerlendirilmiş ve bu çelişkinin giderilmesi için yeni bir bilirkişi kurulundan rapor alınması yoluna gidilmemiştir. Aynı şekilde karşı dava yönünden de mahkememiz ikinci raporu gerekçeli ve denetime elverişli bulunarak yapılan hesaplamayı esas alarak hüküm kurma yoluna gitmiş ..." gerekçesiyle, Asıl Dava yönünden; davanın kabulü ile 258.965,30 TL'nin, 170.863,50 TL'ik kısmının 12.06.2007 tarihinden, 88.101,80 TL'lik kısmının 23.01.2009 tarihinden itibaren hesaplanacak avans faiziyle birlikte tahsili ile davacıya ödenmesine; Birleşen Kapatılan İstanbul Anadolu 13. Asliye Ticaret Mahkemesinin 2013/761 Esas sayılı dosya yönünden; Asıl Davada: davanın kabulü ile İstanbul Anadolu 24. İcra Müdürlüğünün ... Esas sayılı takip dosyasına yapılan itirazın iptali ile takibin 267.470,79 Euro üzerinden takip tarihi itibaren 3095 Sayılı kanunun 4/a maddesi gereği belirlenen faiz oranları uygulanmak suretiyle devamına, davacının alacağı likit olduğundan 732.682,00 TL'nin % 20 oranında hesaplanan inkâr tazminatının davalıdan tahsiline, Karşı Davada: davanın kabulü ile 600.220,35 Euro'nun 148.058 Euro'luk kısmı yönünden 30.12.2013 karşı dava harç tarihinden itibaren, aşan kısım yönünden 07.11.2018 karşı dava ıslah tarihinden itibaren 3095 Sayılı Kanunun 4/a maddesi gereği belirlenen faiz oranları uygulanmak suretiyle hesaplanacak faiziyle birlikte fiili ödeme tarihindeki kur üzerinden tahsiline, davalının takas mahsup talebinin reddine; Birleşen İstanbul Anadolu 3. Asliye Ticaret Mahkemesinin 2012/233 Esas sayılı dosya yönünden; kanıtlanamayan davanın reddine karar verilmiştir. Bu karara karşı, her iki taraf vekillerince istinaf başvurusunda bulunulmuştur. İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ Davacı- birleşen davada davalı Alında - ... S.A. vekili, istinaf başvuru dilekçesinde özetle;Gerekçeli kararın 8, 9, 10 sayfalarında açıklandığı üzere birleşen 2013/761 Esas sayılı dosyadaki karşı dava yönünden rapora ve ek rapora itibar edilmediğini, bir önceki heyet raporuna itibar edildiğini ve 600.220,35 euro komisyon alacağını hak kazandığının hüküm altına alındığını, birleşen 2013/761 Esas sayılı dosyadaki karşı dava yönünden verilen kararın davacının talebine ve taleple bağlılık ilkesine taraflar arasındaki ticari ilişkiye hukuka açıkça aykırı olduğunu, hükmün euro cinsinden kurulmasının hatalı olduğunu, davacının baştaki talebinin komisyon alacaklarının Türk Lirası cinsinden tahsili olduğunu, ıslah dilekçesi ile Türk lirası olan talebin bilirkişi hesaplamasından sonra euro döviz birimine dönüştürüldüğünü, davacının dava dilekçesinde tercih hakkını kullandığını ve Türk lirası üzerinden ödeme talep ettiğini, talebini artırarak yabancı para birimi üzerinden tahsil talep ettiğini, Yargıtay 9. Hukuk Dairesinin 2020/9125 Esas, 2021/6983 Karar sayılı emsal kararında belirtildiği üzere, TL cinsi üzerinden hüküm kurulması gerektiğini, mahkemenin taraflar arasındaki ticari ilişkinin mahiyetine ve sözleşmelere aykırı ilkeler üzerinden komisyon alacağını hesapladığını, komisyon ücretlerinin mahkeme heyetinin kabulünde olduğu üzere %1 ve %2 oranında tahakkuk ettirildiğini, mahkemenin tamamen konu dışı olan ve denetime elverişsiz olduğu sabit olan önceki rapordaki baz alınan oranı %5 oranını kabul ederek davalı karşı davacının 649.124,15 EURO komisyon alacağı bulunduğuna karar verdiğini, mahkemenin %1 ve %2 oranları arasında belirsizlik olduğu gerekçesiyle %5 oranına hükmetmesinin mantığa ve hakkaniyete uygun tarafı olmadığını, ödeme belgelerinin açıkça gösterdiğini ve bütün yıllarda taraflar arasındaki ticari ilişki bitene kadar beş yıl boyunca tek bir komisyon oranı uygulandığını ve hep %1 olduğunu, bir kez dahi %5 gibi fahiş bir komisyon oranı uygulanmadığı gibi karşı davacının böyle bir talebi olmadığını, %1'lik komisyon oranın dayanağının ise 22.01.2007 tarihli hususi sözleşmenin 3.maddesi olduğunu, mahkeme heyeti tarafından her ne kadar sözleşmenin delil ibraz süresinden sonra sunulduğu açıklanmışsa da sözleşmenin taraflar arasındaki fiili ticari ilişkinin bir yansıması olduğunu, dosya içerisindeki belgelerin de bu durumu ortaya koyduğunu, karar gerekçesinde tespitte iki vahim hata olduğunu, birinci hatanın her iki sözleşmeninde %5 komisyon oranı öngördüğü şeklindeki tespit olduğunu, 2. sözleşmenin ise 2011 tarihli olduğunu, komisyon alacaklarının 2011 tarihinin öncesine ait olduğunu, 2011 tarihli sözleşmede herhangi bir komisyon oranının öngörülmediğini, komisyon oranının %5 olacağına dair hiçbir hüküm bulunmadığını; 2.hatanın ise davacının hem davalı ...'ya hem de dava dışı bölge müşterilerine sattığı ürünler için komisyon ödemesi gerektiği şeklindeki tespit olduğunu, oysa taraflar arasındaki distiribütörlük sözleşmesinde açıkça yazılı olduğu üzere sadece dava dışı müşterilere yapılan satışlarla ilgili komisyona hak kazanılacağının belirtildiğini, mahkeme tarafından komisyon oranlarının %1 ve %2 şekilde açıkça yazılı olduğunu, 2007 tarihli sözleşmeye itibar etmemiş ise de kabul anlamına gelmemek kaydı ile geriye bakılması gereken 01.06.2000 tarihli sözleşme kaldığını, 22.01.2007 tarihli sözleşme ile 01.06.2000 tarihli sözleşmede öngörülen komisyon oranı değişmesine rağmen 2000 tarihli sözleşmedeki komisyon oranı %5 kabul edilse dahi bu komisyon ödemesinin sadece ve sadece müşterilere kesilen satış faturaları üzerinden tahakkuk edileceğini, sözleşmede açıkça bu şekilde yazdığını, komisyon bedellerine hangi şartlarda hangi oranlarda hak kazanılacağının sözleşmede belirlenmesi bir yana dosyaya sunulan uzman görüşü kapsamında denetim raporunda da detaylı şekilde irdelendiğini, uzman görüşünün dikkatlice incelenmesinin önem arz ettiğini iddia ederek, sonuç olarak karşı davanın ıslah ile EURO para cinsine dönüştürülmesinin rapor ve kök rapor arasındaki çelişkilerin giderildiği son rapora rağmen mahkeme tarafından %5'lik komisyon oranı belirlenmiş gibi tespitler yapıldığını, uzman görüşü ve çelişen raporda sadece davacı lehine olan kısmın çekip çıkarılarak fahiş ve haksız alacak kaleminin hüküm altına alındığını, taraflar arasında distribütörlük sözleşmesi sabit olmasına rağmen ticari ilişkinin distribütörlük ilişkisi olmayıp acentelik ilişkisi gibi varsayıma dayalı olarak eksik ve hatalı raporun baz alındığını, doğrudan ...'ya kesilen faturalar üzerinden de komisyon tahakkuk ettirildiğini iddia ederek, asıl ve birleşen davalarda verilen kararın kaldırılarak davalarının kabulüne, karşı tarafın açtığı birleşen davanın ve birleşen davadaki karşı davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.Asıl davada davalı, birleşen bir davada davacı ve diğer birleşen davada karşı davacı ... İnşaat AŞ vekili, istinaf başvuru dilekçesinde özetle; Asıl dava konusunun davacı şirketin cari hesap ilişkisi içerisindeki müvekkili şirketten dava dışı üçüncü firma tarafından keşide edilen yetkili hamil olan müvekkili şirketçe hukuki yollarla tahsil edilen çek bedeli 126.000,00 USD tutarındaki sözde alacağı olduğunu, usul ve yasaya aykırı olarak davanın kabul edildiğini, dava konusu taleplerin haksız olduğunu, müvekkili şirketin davacı şirket için distribütörlük yaptığını bu nedenle şirketler arasında cari ilişki bulunduğunu, dava dışı ... ... Ltd. Şirketi'nden ürün sipariş edildiğini, siparişin karşılığı olarak 08.05.2007 tarihli 126.000,00 USD bedelli çek tanzim edildiğini, çek keşidecisinin ... Şirketi, lehtarının ise ... Şirketi olduğunu, çekin lehtar tarafından müvekkiline ciro edildiğini, müvekkilinin yetkili hamil olduğunu, muhatap banka tarafından çekin men edilmesi nedeniyle ödenemediğinin bildirilmesi üzerine çekin tahsili için Mersin 8. İcra Müdürlüğünün ... Esas sayılı dosyası ile takip başlatıldığını, keşideci şirket ... tarafından Mersin 2. ATM 2007/306 Esas sayılı dosyası ile menfi tespit davası açıldığını, çek bedelinin hukuki yollarla müvekkili tarafından tahsil edildiğini, davacının ise çek nedeniyle müvekkilinden alacağı bulunduğu iddiası ile dava açtığını, davacı iddiasının malı satan ve dolayısıyla parayı talep hakkı olan firma olduğunu, çeki distribütör firma olarak tahsil ettiklerini, sadece tahsilatla ve icra takibini yürütmekle görevli olduklarının ileri sürüldüğünü, kambiyo senedine alacak ilişkisinde davacının taraf ehliyetinin olmadığını, kesinleşen mahkeme kararı ile icra takibine konu çekin neden kaynaklandığının hüküm altına alındığını ayrıca çekin cari hesaba eklendiğini, yıllar boyu devam eden distribütörlük ve cari hesap ilişkisinin bulunduğunu, çekin müvekkili şirketçe cari hesaba eklendiğini, davacı şirketin ancak taraflar arasındaki ilişkinin sonlandığı tarihteki cari hesap bakiyesine göre müvekkili şirketten alacağı veya müvekkili şirkete borcu olabileceğini; birleşen İstanbul Anadolu 3. ATM'nin 2012/233 Esas sayılı dosyası yönünden istinaf nedenlerinin ise davanın konusunun davacı şirketin müvekkili şirketin davalı ... Şirketinden davalı şirketin haksız olarak feshettiği sözleşme sonucu uğranan müspet zararının haksız fesihten kaynaklı tazminat talebi olduğunu, müvekkilinin davacı Alında - ... şirketinin davalı olduğunu, mahkeme tarafından davanın reddedildiğini, kararın usul ve yasaya aykırı olduğunu, asıl davalı şirketin sözleşmeyi haksız feshetmediği aksine asıl davanın konusunu oluşturan müvekkili tarafından tahsil edilen çek bedelinin müvekkili şirketçe davalıya gönderilmemiş olmasının haklı sebep olduğu sonucuna varıldığını, oysaki belirtildiği üzere davalının çekten kaynaklı herhangi bir alacağının olmadığını, davacının bir süredir tek satıcı olan müvekkili şirketi devre dışı bırakarak Türkiye piyasasında ürün satışı yaptığını, bizzat sözleşmeyi kendisinin ihlal ettiğini öğrendiğini, davacının ortaklarının aynı isimde ve aynı ortaklık yapısı ile Türkiye'de şirket kurduğunu, şirket üzerinden başkaca aracılar vasıtasıyla bizzat birçok satış yaptığının sabit olduğunu, kararın maddi gerçeğe aykırı olduğunu, kararın kaldırılarak davanın kabulü gerektiğini; birleşen İstanbul Anadolu 2. ATM'nin 2013/761 Esas sayılı dosyadaki asıl davada ise sözde alacağına istinaden İstanbul Anadolu 24. İcra Müdürlüğünün ... Esas sayılı dosyası ile icra takibi başlatmış olduğu karşısında itiraz üzerine itirazın iptali ile icra inkâr tazminatı istemine ilişkin olduğunu, müvekkilinin davalı konumunda olduğunu, yargılama sonucunda kabul kararı verildiğini, kararın usul ve yasaya aykırı olduğunu, müvekkilinin davacı şirketin 2000 yılında 2011 yılına kadar Türkiye distribütörlüğünü yaptığını, iki adet distribütörlük sözleşmesinin mevcut olduğunu, sözleşme kapsamında müvekkilinin tek yetkili satıcı olduğunu, sözleşmenin davacı tarafından feshinin tamamen haksız olduğunu, müvekkilinin sözleşmeyi ihlaline yönelik herhangi bir ihtarnamenin olmadığını, aksine müvekkilinin bilgisi ve aracılığı olmaksızın Türkiye'de ürün satışı ve pazarlaması yapılarak sözleşmenin kendileri tarafından ihlal edildiğini, bu konuda birleşen İstanbul 13. Asliye Ticaret Mahkemesinin 2012/233 Esas sayılı dosyasında dava açıldığını, müvekkilinin komisyonlarının hesaplanmasının talep edildiğini, müvekkilinin tek satıcı olduğundan komisyon ödemelerinin hesaplanmasının çok basit yöntemle mümkün olduğunu, satışlar üzerinden sözleşmenin 4. maddesine göre hesaplanacak %5 komisyon alacaklarından ödenmeyen tutarların mevcut olduğunu, davacının takibe koyduğu tüm faturaların karşılık ödemelerinin belgesinin sunulduğunu; bu son dava içinde açtıkları karşı davada ise taraflar arasındaki sözleşme devam ederken müvekkilinin hak kazanmış olmasına rağmen alamadığı komisyon ücretlerinin talep edildiğini, belirsiz alacak davası açılarak daha sonra da talebin artırıldığını, karşı dava yönünden istinaf taleplerinin olmadığını, mahkeme tarafından reddedilen takas mahsup taleplerinin istinaf edildiğini, asıl ve birleşen davalarda defi olarak ileri sürülmüş olmasına karşı takas mahsup taleplerinin itibar edilmemesinin hatalı olduğunu, TBK'nın 139. maddesinde takasın düzenlendiğini, ret kararının hatalı olduğunu iddia ederek, belirtilen nedenlerle asıl ve birleşen dosyalar yönünden aleyhe kurulan hükümlerin kaldırılmasını talep etmiştir. İNCELEME VE GEREKÇE Asıl dava, distribütörlük sözleşmesi kapsamında davalı şirket tarafından davacı hesabına üçüncü kişiden yapılan tahsilat tutarının davalıdan tahsili; birleşen İstanbul Anadolu 3. Aliye Ticaret Mahkemesinin 2012/233 Esas nolu davası distribütörlük sözleşmesi kapsamında alacağın tahsili; birleşen İstanbul Anadolu 13. Asliye Ticaret Mahkemesinin 2013/761 Esas nolu davası ise sözleşme kapsamında doğan alacağın tahsili amacı ile başlatılan icra takibine karşı itirazın iptali; bu son birleşen davadaki karşı dava ise sözleşme kapsamında doğan komisyon alacağının tahsili istemlerine ilişkindir. İlk derece mahkemesince yapılan yargılama sonucunda asıl davanın kabulüne, birleşen 233 E sayılı davanın reddine, birleşen 761 e sayılı davada asıl ve karşı davaların kabulüne karar verilmiş; bu karara karşı, her iki taraf vekillerince istinaf başvurusunda bulunulmuştur.İstinaf incelemesi, HMK'nın 355. maddesi uyarınca, ileri sürülmüş olan istinaf nedenleriyle ve kamu düzeni yönüyle sınırlı olarak yapılmıştır. Taraflar arasında, distribütörlük sözleşmesinin mevcudiyeti ve sözleşmenin davacı karşı davalı şirket tarafından fesih edildiği konusunda herhangi bir uyuşmazlık yoktur. İstinaf incelemesi bakımından uyuşmazlık, Türk lirası cinsinden açılan davanın ıslah ile euro olarak dava değerinin ıslah edilmesinin mümkün olup olmadığı, bilirkişi raporları neticesinde komisyon oranının %5 olarak kabulünün usul ve yasaya uygun bulunup bulunmadığı, komisyon oranının %1 veya 2 olarak kabulünün gerekip gerekmediği, komisyon oranlarının sözleşmelerde belirtilip belirtilmediği, distribütör tarafından hamil olarak tahsil edilen çek bedelinin davacının talep etmekte haklı olup olmadığı, davalı birleşen dosyadaki davacı ve karşı davacının takas mahsup talebinin reddinin usul ve yasaya uygun bulunup bulunmadığına ve yukarına ayrıntılı açıklanan istinaf sebeplerine ilişkindir. Dosya kapsamından, taraflar arasında 22.01.2007 tarihinde gerçekleştirilen hususi sözleşme adlı sözleşmenin imzalandığı, sözleşmede işverenin ..., yüklenicinin ... Şirketi olduğu, sözleşme konusunun 1. maddede düzenlendiği, iş bedelinin ise üçüncü maddede; üstlenicinin alacağı bedel olarak üzerinde anlaşılan ve üstlenicinin alacağı bedelin kilo başına 0.10 EURO ile en çok 0.30 EURO arasında olacağına yer verildiği, 01.06.2020 tarihinde distribütörlük sözleşmesinin imzalanmış olduğu, sözleşmede görevlendirme başlığı ile 1.maddede; sözleşme ile ... ...'yu sözleşmeye ekli bir sayılı ekte bulunan ...'nun yeni ürünlerinin dâhil edilmesi için zaman zaman tadil edilebilecek listede dökümlü süt ürünlerini dağıtması, satması (toptan ve perakende) ve pazarlama amacıyla Türkiye Cumhuriyetinde (Bölge) tek yetkili distribütörü ve temsilcisi olarak görevlendirdiği ve ...'nun bu görevi kabul ettiğinin belirtildiği, siparişlerin 2. maddede düzenlendiği, ... tarafından bölgede verilecek tüm siparişlerin ...'nun onayına tabi olduğu, teslimat şartları ve fiyatlar ve ödemelerin 3. maddede düzenlendiği, komisyon ödemesinin 4. maddede yer aldığı, 4. maddenin ilk bendinde ...'nun müşterilere kesilen satış faturaları üzerinden %5 tutarında bir komisyon ödemesine hak kazanacağı, ...'nun sipariş edilen ürünlerin satış bedelinin tamamı tahsil edildikten sonra beş iş günü içinde belirtilen komisyon tutarının ...'nun tayin ettiği banka hesabına EURO para birimi ile ödemeyi taahhüt ettiğine yer verildiği; sözleşmenin sona ermesi ve feshin 7. maddede düzenlendiği, sözleşmenin imzalandığı tarihte yürürlüğe gireceği ve 01.07.2000 tarihinden başlamak üzere üç yıl süre ile yürürlükte kalacağı, 30.06.2003 tarihinde sona ereceği, sözleşmenin sona ermesinden önce tarafların hiçbirinin diğerine hitam tarihinden üç ay önce yazılı fesih öneri çekerek sözleşmeyi feshetme iradesini bildirmez ise sözleşmenin kendiliğinden üç yıllık bir süre daha uzayacağının belirtildiği, davacı ... Şirketi tarafından dava dışı ... Gıda... Ltd. Şirketi adına 138.600,00 ABD Doları üzerinden ticari fatura düzenlendiği, davacı ile davalı karşı davalı arasında 01.01.2011 tarihinde dağıtım sözleşmesinin gerçekleştirildiği, sözleşmede ürün yelpazesinde yer alan mandıra ürünlerini dağıtmak üzere münhasır hak ve aynı zamanda Alında - ...'yu öngörülen bölgede temsil etmek üzere münhasır hak vermek istediğine ilişkin olduğu, Alında ... Şirketi tarafından 22.09.2011 tarihinde Beyoğlu 19. Noterliğinde düzenlenen ihtarname ile son olarak 01.01.2011 tarihinde imzalanan sözleşme uyarınca müvekkili firmanın Türkiye'den temsili ve sözleşmede belirtilen ürünlerin Türkiye'de satışı/dağıtımı hakkındaki muhatap firmayı münhasır olarak yetkilendirdiği ancak belirli bir süreden beri muhatap firma tarafından görev ve sorumlulukların yerine getirilmediği, sözleşmeyi ihlal eder tutum ve davranışlarda bulunulduğu, müvekkiline olan birikmiş ve çok büyük meblağlara ulaşan borçları tüm ısrarlarına rağmen ödenmediği, müvekkili firmanın nam ve hesabına yürütülen bir takım icra takipleri ile davaların başarılı olarak sonuçlanmasına, alacakların tahsil edilmesine rağmen icra ve takip dosyaları hakkında yanıltıcı bilgi verildiği, müvekkili adına gönderilen paranın gönderilmediği, ... markasının haksız olarak kendi adlarına tescil edildiği, güveni aşırı şekilde sarsıcı bahsedilen sebeplerden dolayı ticari ilişkisinin devam etmesinin mümkün olmayacağı belirtilerek sözleşmelerin tek taraflı olarak feshedildiği, firmanın beş iş günü içinde kendilerine defalarca yazılı olarak bildirilen birikmiş borçlarını ve Mersin 8. İcra Müdürlüğünün ... sayılı dosya kapsamında tahsil edilen miktarı ödememesi, ... markasını müvekkili firmaya devretmemesi, kanun ve ticari teamüllere devam etmesi nedeniyle adli yollara başvurulacağının belirtildiği, davalı karşı davacı .... AŞ'nin 12,.10.2011 tarihli Ankara 36. Noterliğinde düzenlenen cevabı ihtarnamede, belirtilen hususların çoğunun gerçekleri yansıtmadığı, sürekli olarak iletişim görüşme sağlandığı, aksine müvekkili firmanın kendi ofisinde firma tabelasını koymak suretiyle özel alan tahsis ettiğini, müşteriler ile görüşmeler yapma geliştirme, mal pazarlaması yapma, satma hususunda firmanın yetkili olduğunu, müvekkili firmanın alacaklısı olduğu takip ettiği bir alacağın olmadığını, feshin haksız olduğunu, uğranılan zarar ve ziyanlar için tazminat haklarının saklı tutulduğunun ifade edildiği, dava dışı ... .. Ltd. Şirketi ile ... .. AŞ tarafından davalı karşı davacı ... AŞ'ye Mersin 2. Asliye Ticaret Mahkemesinin 2007/306 Esas, 2008/292 Karar sayılı dosyasında menfi tespit davasını açmış oldukları, davanın konusunun .... AŞ'nin 08.05.2007 tarih ve 126.000,00 USD bedelli Mersin 8. İcra Müdürlüğünün 2007/354 Esas sayılı dosyasında takip başlatmış olduğu, takibe konu çekte geçerli bir cironun olmadığı iddiaları ile davanın açıldığı, 27.11.2008 tarihli karar ile mahkeme tarafından dava konusu süt proteinleri üzerinde yapılan inceleme ve bilirkişi raporları ile dava dışı Yunanistan'da bulunan ... firması ile ilgili yazışmaların ve tüm dosya içeriğine göre keşidecisi ... Gıda Şirketi lehtarı ... ürünleri AŞ olan 08.05.2007 tarihli 126.000,00 USD bedelli çekin lehtar yapılan ciro edildiği, davalı şirket tarafından bankaya ibraz edildiği ve takip başlatıldığı, lehtar ve keşideci tarafından İran'a ihraç edilen transit ticari kapsamında dava dışı Yunanistan'daki ... Firmasından ithal edilen süt ürünlerinin İran'da yapılan inceleme sonucunda bozuk olduğundan dolayı iade edilmesi nedeniyle davanın açıldığı, davacıların her ne kadar satılan malların iade edilmesi nedeni ile Yunanlı firma tarafından malların geri alınmadığı, raf ömrünün daha uzun olan uluslararası gıda tüzüğüne uygun mallarla değiştirilmesinin talep edilmediği bu nedenle verilen çekin karşılıksız kaldığı hususundaki iddianın davacı keşideci ve lehtar tarafından yazılı belge ile ispatlanamadığı, keşideci ve lehtarın kendisi ile dava dışı olan ... firmasına karşı ileri sürülebileceği defileri şahsi ilişkiye ilişkin itirazlarının iyi niyetli hamile karşı ileri sürülemeyeceği gerekçesiyle davanın reddine karar verildiği, Yargıtay 19. Hukuk Dairesinin 2009/4870 Esas, 2009/1320 Karar ve 11.02.2010 tarihli bozma ilamı ile davalı vekilinin temyizi yönünden tedbir kararının icra dosyasında infaz edildiği, davalının alacağına kavuşmasının engellendiği belirtilerek İİK'nın 72/4 maddesi uyarınca davalı yararına tazminata hükmedilmesi gerektiği belirtilerek bozulduğu, davacı şirket tarafından 22.12.2011 tarihinde sözleşmeden kaynaklı olarak 126.000,00 USD bedelli çekle ilgili davacı nam ve hesabına dava dışı ... AŞ'ye ürün teslim edildiğinin çekle ilgili alacağın davalı tarafça tahsil edildiği, tahsil edilen paranın gönderilmediği, sözleşmenin feshedildiği belirtilerek Mersin 8. İcra Müdürlüğünün ... Esas sayılı dosya kapsamında tahsil edilen alacağın miktarının tespiti ile davalıdan tahsili istemli davanın açıldığı, birleşen davada , davalı karşı davacının alacak istemi ile davacı karşı davalı tarafından İstanbul Anadolu 24. İcra Müdürlüğünün ... Esas nolu dosyasında 09.04.2013 tarihinde davalı karşı davalı ... AŞ Şirketi hakkında 267.470,79 EURO asıl alacağın tahsili amacı ile bakiye alacağın tahsili talepli ve İstanbul Anadolu 2. ATM'nin 2011/1054 Esas sayılı dosyadaki alacak hakkının saklı ve takipten ayrı olarak belirtilmek suretiyle ilamsız icra takibi başlattığı, davalı şirket tarafından borca ve takibe itiraz ettiği, davacının ise birleştirilen itirazın iptali davasını yasal süresi içinde açmış olduğu anlaşılmıştır. Tarafların delillerini ibraz etmesi ve ilgili delillerin celbi sonrasında bilirkişi incelemesi gerçekleştirilmiştir. 26.06.2014 tarihli bilirkişi heyet raporunda; asıl dava (alacak) bakımından; (Raporun 17.sayfasında detaylı olarak belirtildiği üzere) davacı (...) firması tarafından iadesi talep edilen 126.000.-USD karşılığı asıl alacak tutarı; dava tarihi olan 22.12.2011 tarihi itibarıyla 258.965.30 TL, ve işlemiş faiz tutarının 132.399.64 TL ve alacak toplamı da; (258.965.30 * 132.399.64=) 391.364.94 TL olarak hesap ve tespit edildiği, davacı taleplerinin hesaplanan tutar bakımından yerinde olduğu, birlesen dava (İst. Anadolu Asliye 3 Ticaret Mahkemesinin E. 2012/233 nolu dosyası) (alacak) bakımından; (raporun 18.sayfasında detaylı olarak belirtildiği üzere) davanın davacısı (... A.$)'nin herhangi bir alacağından bahsedilemeyeceği ve alacak talebinin yerinde olmadığı sonucuna varıldığı, birleşen dava (İst, Anadolu Asliye 13.Ticaret Mahkemesi'nin E. 2013/761 Esas nolu dosyası) (itirazın iptali) bakımından; (raporun 19.sayfasında detaylı olarak belirtildiği üzere) davalı (...) tarafından yapıldığı iddia edilen ve davacı (...) firması kayıtlarında görünmeyen ödemelere ilişkin belgeler ibraz edilmediğinden, mevcut borcun davalı (...) tarafından ödenerek kapatıldığı iddiaları konusunda bir kanaate varılamadığı, mahkemece de uygun görülmesi ve davalı (...) tarafından 20.05.2011 - 31.12 2011 tarihleri arasında davacı firmaya yapıldığı iddia edilen ödemelere ilişkin belgelerin dosyaya ibrazı halinde, bu belgeler üzerinde yapılacak detaylı inceleme ile davalı (...)'nun ödeme iddiaları konusunda daha kesin bir kanaate varılabileceği , aksi halde, davacı firmanın İst Anadolu 24.İcra Mdtlüğü'nün E.2013/ 8400 nolu dosyası ile, davalı (...) aleyhine yapmış olduğu 267.470.79 EURO asıl alacağın, (kur: 2.3364, Harca Esas Değeri: 624918.75 TL) takip tarihindeki TCMB EURO Efektif Satış Kuru üzerinden TL karşılığının, tahsil tarihinden itibaren asıl alacağa işleyecek avans faizi ile, TBK.m.100 gözetilerek tahsili talebinin yerinde olduğu kanaat ve sonucuna varılabileceği belirtilmiştir. Davacı vekili raporuna karşı beyan dilekçesinde; rapora bir diyeceklerinin olmadığını, dava ve ıslah taleplerinin kabulü ile karşı davanın reddi doğrultusunda karar verilmesini talep etmiştir. Davalı- karşı davacı vekili tarafından rapora karşı itiraz dilekçesinde; birleşen olmak üzere toplamda 4 adet dava olduğunu, 2013/761 Esas sayılı dosyada 443.315,00 TL'lik karşı dava açtıklarını, dördüncü dava olan karşı dava ile ilgili değerlendirmenin yapılmadığını belirterek, belgelerin celbinden sonra ek rapor alınmasını veya yeni bir heyetten rapor alınmasını talep etmiştir. Davalı- karşı davacı .... AŞ tarafından 23.10.2018 tarihli dilekçe ile davaların ıslah edildiği belirtilerek, asıl davanın reddine karar verilmesini ıslah olunan birleşen 2012/233 Esas sayılı davanın ıslah talebinin kabulü ile 820.263,72 TL'nin tahsiline, birleşen 2013/761 Esas sayılı davanın reddine, %20 icra inkâr tazminatının tahsiline, müvekkilinin ıslah ettiği karşı davanın kabulü ile 600.220,35 EURO'nun fiili ödeme tarihindeki kur üzerinden faizi ile birlikte tahsiline karar verilmesini talep etmiştir (davalı karşı davacı 30.12.2013 tarihli cevap ve karşı dava dilekçesinde; fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak kaydıyla 443.315,00 TL,( 148.058,00 EURO')nun faizi ile tahsili talep etmiştir).02.05.2019 tarihli havale tarihli ek bilirkişi raporunda; asıl ve birleşen davalar ayrı ayrı tekrar edildikten sonra taraf itirazları değerlendirilerek; ...'nun itiraz dilekçesi ekinde sunduğu komisyon oranları listesine göre; taraflar arasındaki komisyon oranı uygulamanın, süre boyunca hangi oranlar üzerinden gerçekleşmiş olduğuna bakıldığında; 2006 yılına kadar olan satışlarda % 5, 2006 yılından sonraki satışlarda ise, KG bazında % 1 veya % 2 komisyon oranlarının uygulandığının anlaşıldığı, ancak, komisyon oranlarının, hangi ürünlere, KG bazında % 1 ve hangi ürünlere % 2 komisyon oranı uygulanacağı hususunda dosyaya, davalının kabulünü ve teamül hale gelmiş uygulamasını içeren bir delilin dosyaya sunulmadığı, ticari defterlerin 2008 kayıtlarında, komisyon alacağının 121.165 Euro olarak kabul edildiği, davacı ...'nun yukarıda sunduğu kayıtlarında ise komisyon alacak miktarının 2008 itibariyle 87.907.25 Euro olduğu, bu tutarın içerisinde 2007-2008 yıllarında % 1 ve %2 komisyon oranlarının da mevcut olduğunun anlaşıldığı, bu durumda davacı ...'nun,% 5 komisyon oranı altında, davalını kabulünü içeren bir anlaşma veya teammül uygulamayı gösteren bir fatura sunmamış olduğundan, davalı/karşı davacı ... şirketinin 649.124.15 Euro komisyon alacağı hususundaki görüşlerinde bir değişiklik olmayacağı, davacı ... vekili itirazında; mevcut derdestlik itirazlarının bilirkişilerce tartışılmadığını, zira Anadolu 13 Asliye Ticaret Mahkemesinin 2013/761 E. ve Anadolu 3 ATM 2012/233 E sayılı dosyalarında ...'nun talep sonuçlarının aynı olduğunu, iki dosyada da komisyon alacaklarının talep edildiğini, beyan ettiği, birleşen Anadolu 13.Asliye Ticaret Mahkemesinin 2013/761 E sayılı davanın konusu 267.470.79 Euro cari hesabın tahsiline ilişkin olduğu, bu hususun, müstakil bir şekilde kurul raporunda incelendiği, yine, birleşen Anadolu 3 ATM 2012/233 E sayılı davanın konusu, müspet zararın tazminine ilişkin olduğu, bu hususun da kök raporda müstakil bir şekilde belirtildiği, yani, asıl ve birleşen dava konularında, aynı alacak taleplerinin söz konusu olmadığı, bu nedenle davacının, derdestlik itirazının nedeninin anlaşılamadığı, 2012/233 Esas yönünden itirazın sözleşmenin müvekkili tarafından haklı olarak feshedilmesi nedeniyle ... şirketinin müsbet zarar tazminatına hak kazanamayacağı hususuna ilişkin olduğu, kök raporda da belirtildiği üzere; 01.01.2011 tarihli sözleşmenin 3 yıl olduğu, davacı ...'nun ise 27 ay öncesinden bu sözleşmeyi fesh ettiği, fesih gerekçelerini de, 22.09.2011/... yevmiye sayılı ihtarnameyle ... şirketine bildirildiği, fesih gerekçesinin; “... şirketinin görev ve sorumluluklarını yerine getirmemesi, kendileriyle irtibat kurulmasının mümkün olamaması, şirket faaliyeti hakkında bilgi verilmemesi, icra ve davalar hakkında yanıltıcı bilgiler verilmesi, müşteri ziyaretlerinin ziyaret edilmesi teklifinin. reddedilmesi, müvekkili adına tahsil edilen paraların gönderilmemesi, haksız rekabet yaratacak fiiller içerisine girilmesi ve ... markasını haksız olarak kendi adına tescil ettirilmesi” şeklinde olduğunun anlaşıldığı, yanlar arasında düzenlenen 01.01.2011 tarihli sözleşmede, söz konusu fiillerden ötürü sözleşmenin doğrudan feshini öngören bir düzenlemenin olmadığı, tam tersine, sözleşmenin 13.maddesinde, sözleşme kapsamında bir anlaşmazlık olması halinde, AB ticari tahkime götürüleceği, bununla birlikte anlaşmazlıklar halinde her iki tarafın dava açmadan önce barışçıl bir çözüm bulmak için ciddi çaba göstereceği husunun kararlaştırıldığının görüldüğü, salt bu duruma bakıldığında; davacı ...'nun, sözleşmeyi doğrudan feshetmek yerine, sözleşmenin ruhuna uygun şekilde, davalı şirketi noksanlıklar hususunda önceden uyarması, noksanlıkların giderilmesini istemesi, bu konuda kendisine önel tanıması, noksanlıkların ve ihlallerin giderilmemesi halinde sözleşmenin tek taraflı feshedileceği uyarısının yapılması gerekliliğin ortaya çıktığının açıkça anlaşılabileceği, mahkemenin takdirinde bulunduğu, ancak davacının buna tevessül etmeden ve davalı şirkete önel vermeden doğrudan ve res'en yapılan sözleşme feshinin, haksız bir fesih sayılıp sayılmayacağı, haksız fesihin kabulü halinde, kök rapordaki tazminat hususunda, görüşümüzde bir değişiklik olmayacağı belirtilmiştir. Davalı- karşı davacı ... vekili 03.07.2019 havale tarihli dilekçesi ile; davacı tarafın zamanaşımı itirazları hakkında beyanlarını ve takas mahsup talebini ileri sürerek kabul anlamına gelmemek üzere henüz fatura edilmemiş olan 48.903,80 TL alacağın akabinde davada ıslah ettikleri 600.220,35 EURO alacaktan davacının davalardan dolayı olan alacaklarını takas mahsup edilmesini ve kalan alacağın davacı davalıdan talep edilen faizleri birlikte tahsili ile müvekkiline ödenmesini, takas mahsup talebinin kabul edilmemesi halinde dava ve ıslah ile talep ettikleri tüm talep konusu alacaklarının faizi ile birlikte davalıdan tahsiline karar verilmesini talep etmiştir. 14.04.2021 havale tarihli bilirkişi raporunda; asıl dava konusu uyuşmazlık, “davalı/... tarafından tahsil edilmiş olan 126.000 USD bedelli çek bedelinin iadesini davacı/...'nın talebe hak kazanıp kazanmadığı” noktasında olduğu, raporun Mali Kısmında açıklanan gerekçelerle; davalı/...'nun, davacı/...'nın tek yetkili distribütörü sıfatını haiz olması bağlamında davacı adına dava konusu çeki aldığı, icra yoluyla tahsilatını yaptıktan sonra tahsil ettiği tutarı davacıya göndermesi gerektiği halde göndermediği; dolayısıyla davalının, icra yoluyla tahsil ettiği çek bedeli tutarını davacıya ödemekle yükümlü olduğu kanaatine varıldığı, dava dosyasına daha önce sunulmuş olan 26.06.2016 tarihli kök Bilirkişi Kurulu Raporu'nun 13 ve devamı sayfalarında da aynı kanaate varılmış olduğu gibi; dava dosyasına daha önce sunulmuş olan tarihsiz kök bilirkişi kurulu raporu'nun 16 ve devamı sayfalarında da, aynı yönde kanaate varılmış olduğu, sonuç İtibariyle, işbu asıl dava bakımından; davacı/...'nın davalı/...'dan dava tarihi itibariyle 258.965,30 TL asıl alacağı, 133.721,16 TL işlemiş temerrüt faizi alacağı olmak üzere toplam 392.686,46 TL alacağı bulunduğu; asıl alacağın, talep gibi dava tarihinden itibaren işletilecek “avans faizi” ile birlikte tahsili gerektiği kanaatine varıldığı, birleşen dava (Anad.13.Tic.2013-761) asıl davada; işbu asıl dava konusu uyuşmazlık, “davacı/...'nın davalı/...'dan, aralarındaki akdi ilişkiden kaynaklanan bakiye cari hesap alacağı bulunup bulunmadığı” noktasında olduğu, raporun mali kısmındaki tespitlere göre; davacının davalıdan, aralarındaki akdi ilişkiden kaynaklanan bakiye 267.470,79 Euro alacağının bulunduğu, dava dosyasına daha önce sunulmuş olan 26.06.2016 tarihli kök bilirkişi kurulu raporu'nun 19 ve devamı sayfalarında da aynı kanaate varılmış olduğu gibi; dava dosyasına daha önce sunulmuş olan tarihsiz kök bilirkişi kurulu raporu'nun 27 ve devamı sayfalarında da, aynı yönde kanaate varıldığı, sonuç itibariyle, işbu asıl dava bakımından; davacı/...'nın davalı/...'dan, takip tarihi itibariyle 267.470,79 Euro alacağı bulunduğu; alacağın talep gibi takip tarihinden itibaren işletilecek “avans faizi” ile birlikte tahsili gerektiği kanaatine varıldığı, karşı davada; işbu karşı dava konusu uyuşmazlık; “davalı/...'nun (karşı davacının) davacı/...'dan (karşı davalıdan), aralarındaki akdi ilişkiden kaynaklanan bakiye komisyon alacağı bulunup bulunmadığı” noktasında olduğu, raporun mali kısmında açıklandığı üzere; davalı/...'nun dava dosyasına sunduğu deliller ve açıklamalar itibariyle, davalının davacıdan, 88.741,39 Euro bakiye komisyon alacağı bulunduğu kanaatine varıldığı, sonuç itibariyle, işbu karşı dava bakımından; davalı/...'nun (karşı davacının) davacı/...'dan (karşı davalıdan), dava tarihi itibariyle 88.741,39 Euro alacağı bulunduğu; alacağın talep gibi dava tarihinden itibaren işletilecek temerrüt faizi (kanaatimizce avans faizi) ile birlikte tahsili gerektiği kanaatine varıldığı, birleşen dava (Kadıköy 3.Tic.2012-233) davada; işbu dava konusu uyuşmazlık, “taraflar arasındaki sözleşmenin davalı/... tarafından haklı mi haksız mı feshedildiği, davacı/...'nun davalı/...'dan, sözleşmenin feshi nedeniyle mahrum kalmış olduğu komisyon bedellerinden kaynaklanan tazminat alacağı bulunup bulunmadığı” noktasında olduğu, asıl dava kısmında açıklandığı üzere, davacı/..., davalı/... adına tahsil etmiş olduğu 126.000 USD'lik çek bedeli tutarını davacı/...'ya göndermemiş olduğu, davacı/... bu hususunun fesih gerekçelerinden biri olarak gösterdiği, taraflar arasındaki sözleşme, kanunda düzenlenmemiş (atipik) ve sürekli edimli bir sözleşme (tek satıcılık sözleşmesi) niteliğinde olduğu, doktrinde ve uygulamada kabul edildiği üzere, bu sözleşmenin taraflarından biri sözleşmeden kaynaklanan “önemli bir borcunu ihlal ederse” ve “bu durum diğer taraf için akdi ilişkiye devam etmeyi katlanılmaz hale getirirse”, kendisi için akdi ilişki katlanılmaz hale gelen taraf, sözleşmeyi fesih öneli tanımaksızın derhal feshetme hakkına sahip olduğu, davacı/...'nun davalı/... adına tahsil etmiş olduğu 126.000 USD bedelli çek tutarını davacı/...'ya göndermemiş (iade etmemiş) olmasının da, “önemli bir borç ihlali” niteliğinde olduğundan ve hayatın olağan akışında davalı/... bakımından akdi ilişkiye devam etmeyi katlanılmaz hale getirdiğinden (zira davalı/...'nın davacı/Plota'ya olan güveni zedelendiğinden), davalı/...'nın sözleşmeyi haklı olarak feshettiği kanaatine varıldığı, davalı/... sözleşmeyi haklı olarak feshetmiş olduğu kanaatine varılmış olduğu için de, davacı/...'ya herhangi bir tazminat (kar mahrumiyeti tazminatı vb.) ödeme yükümlülüğü bulunmadığının kanaatine varıldığı, şu hususu da belirtmek isteriz ki: davalı/..., “kendisine ait markanın davacı/... tarafından Türkiye'de davacı/... adına tescil edildiğini” iddia etmektedir. Davacı/...'nun da bu iddia karşısında bir savunmasına dosya kapsamında rastlanılmadığı, bu iddianın mahkemece Türkiye Patent Ofisinden sorulması gerektiği, bu iddianın varlığı gözüne alındığında, taraflar arasındaki akdi ilişkinin temelinde olması gerekin “güven unsurunun” zedelendiğinin anlaşıldığı, bu durum da, feshin haklılığını pekiştirdiği, sonuç itibariyle, işbu birleşen dava bakımından; davacı/...'nun davalı/...'dan herhangi bir tazminat alacağı bulunmadığı kanaatine varıldığı, asıl dava bakımından; davacı/...'nın davalı/...'dan dava tarihi itibariyle 258.965,30 TL asıl alacağı, 133.721,16 TL işlemiş temerrüt faizi alacağı olmak üzere toplam 392.686,46 TL alacağı bulunduğu; asıl alacağın, talep gibi dava tarihinden itibaren işletilecek “avans faizi” ile birlikte tahsili gerektiği; birleşen dava bakımından (Anad.13.Tic.2013-761); birleşen asıl dava bakımından; davacı/...'nın davalı/...'dan, takip tarihi itibariyle bakiye 267.470,79 Euro cari hesap alacağı bulunduğu; alacağın takip tarihinden itibaren işletilecek avans faizi ile birlikte tahsili gerektiği; birleşen karşı dava bakımından; davalı/...'nun (karşı davacının) davacı/...'dan (karşı davalıdan), dava tarihi itibariyle 88.741,39 Euro bakiye komisyon bedeli alacağı bulunduğu; alacağın dava tarihinden itibaren işletilecek temerrüt faizi (kanaatimizce avans faizi) ile birlikte tahsili gerektiği; birleşen dava bakımından (Kadıköy3.Tic.2012-233); davacı/...'nun davalı/...'dan herhangi bir tazminat alacağı bulunmadığı belirtilmiştir. 01.03.2022 tarihli ek bilirkişi raporunda; kök rapordaki ulaşılan ve yer verilen hususların aynen korunduğu belirtilmiştir. Mahkemece bilirkişi raporları doğrultusunda sözleşme feshinin haklı olarak gerçekleştirildiğinin kabulü ile yukarıda yer verilen gerekçelere istinaden, asıl ve birleşen davalar ile birleşen davadaki karşı dava hakkında hüküm tesis edilmiştir. Taraflar arasında distribütörlük sözleşmesinin uzun yıllar devam ettiği, sözleşmenin davacı ... ... tarafından ihtarname ile fesih etmiş olduğu konusunda tartışma mevcut değildir. Davacı ... ... tarafından feshe dair gönderilen ihtarnamede, davalı karşı davacı ... tarafından sözleşme kapsamında edimlerinin gereği gibi yerine getirmediği, davalı karşı davacının icra takibine konu etmiş olduğu 126.000,00 USD tutarındaki çek bedelini aktarmadığı, alacağın geciktirildiği, iletişime geçilmediği vb. iddialarını dayanmış olduğu anlaşılmaktadır. Dosya içerisinde yer alan Mersin 2. Asliye Ticaret Mahkemesinin 2007/306 Esas, 2008/292 Karar sayılı karar içeriğinden, davalı karşı davacı tarafça Mersin 8. İcra Müdürlüğünün ... Esas sayılı dosyasında icra takibine konu edilen çeke dayanan hak sahibinin davacı- karşı davalı ... ... olduğu anlaşılmaktadır. Davalı- karşı davacı ... tek satıcı sıfatı ile çeki davacı- karşı davalı ... ... adına teslim aldığı anlaşılmaktadır. Taraflar arasındaki uzun yıllara dayanan sözleşme, iki taraflı ve atipik bir sözleşmedir. Sözleşme, acentelik ve bayilik sözleşmesi özelliklerini bünyesinde taşımaktadır. Sözleşme süresi dolmadan davacı karşı davalı ... ... tarafından fesih edilmiştir. Fesih ihtarında, davalı karşı davacının edimlerini tam olarak yerine getirmediği vb. iddialara yer verilmiştir. Davalı karşı davacının tahsil edilen çek bedelini hak sahibi davacı karşı davalı tarafa teslim etmediği sabittir. Bu durumda, asıl davada alacak talebinin kabulüne karar verilmesinde hukuka aykırılık bulunmadığından, asıl davada davalı vekilinin istinaf başvurusunun reddi gerekmiştir. Haksız rekabete dair ve diğer iddialar değerlendirildiğinde taraflar arasında güven ilişkisinin ortadan kalkmış olduğu anlaşılmaktadır. Bu durumda davacı karşı davalı şirketten sözleşmenin devamını beklemek isabetli olmayacaktır. Her iki tarafa edimler yükleyen sözleşmenin taraflardan birinin edimlerini hiç veya gereği gibi yerine getirmemesi durumunda sözleşmenin feshinin haklı olduğunun kabulü gerekecektir. Bu nedenle davacı karşı davalının sözleşmenin feshinin haklı sebeplere dayandığı sonucuna varılmıştır. Mahkemenin bu yöndeki vermiş olduğu kararda bir isabetsizlik görülmemiştir. Davacı karşı davalının açmış olduğu asıl davada talep konusu ettiği çek ve ferilerine dair alacak isteminin kabulü ile birleşen davadaki cari hesap alacağının kabulüne dair hükümler, taraflara ait ticari defter ve kayıtlar ile dosya üzerinde gerçekleştirilen inceleme sonucu düzenlenen bilirkişi raporu gereğince oluşturulduğundan, kararda bir isabetsizlik görülmemiş olup asıl davada ve birleşen 761 E sayılı davada davalı ... vekili tarafından ileri sürülen istinaf başvurusunun reddi gerekmiştir. Davacı karşı davalı Alinca ... 'nun sözleşmeyi feshinin haklı olduğu olduğu tespit edildiğinden, ilk derece mahkemesince, birleşen 233 E sayılı davaya ilişkin verdiği ret kararında da bir isabetsizlik görülmemiştir. Zira anılan birleşen davada davacı ..., davalının sözleşmeyi haksız feshettiğini ve acentenin bölgesinde doğrudan satış yaptığını belirterek komisyon alacağı talep etmiştir. Fesih haklı olduğuna göre, fesih sonrasındaki doğrudan satışlar nedeniyle davacı ...'nun alacak talebinin reddine karar verilmesi isabetli bulunmuş ve davacı ... vekilinin bu davaya yönelik istinaf başvurusunun reddi gerekmiştir. Taraflar arasındaki 01.06.2020 tarihli distribütörlük sözleşmesinin 4.maddesinde; komisyon ödemesi başlığı ile ...'nun müşterilere kesilen satış faturaları üzerinden net %5 tutarında komisyon ödemesine hak kazanacağına yer verilmiştir. Bu nedenle bu tutar üzerinden hesaplanan komisyon alacağının, 761 E sayılı birleşen davada karşı davacı ... yararına hüküm altına alınmasında hukuka aykırılık görülmemiştir. Karşı davalı ...vekili, komisyon oranının %1 ve %2 olduğu yönünde savunmada bulunmuş ise de taraflara ait defter ve kayıtların incelenmesinde, söz konusu oranlar üzerinde hesaplanan komisyon ücretleri olmakla birlikte bunun teamül hâline getirilmediği, sözleşmede mevcut olan %5 oranındaki komisyon ödemesinin gerçekleştirilmiş olduğu tespit edildiğinden, karşı davalı ...vekilinin, 761 E sayılı dosyadaki karşı davada verilen hükme yönelik istinaf başvurusunun reddi gerekmiştir. Davalı- karşı davacı ... tarafından, birleşen İstanbul Anadolu 13 ATM'nin 2013/761 Esas sayılı dosyasında cevap dilekçesi ile birlikte karşı dava olarak fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak kaydı ile ödenmeyen komisyon ücretlerinden 443.315,00 TL (148.058,00 EURO)'nun tahsili talep edilmiştir. Davalı karşı davacı tarafça komisyon alacağına dair karşı davadaki talepleri 07.11.2018 tarihli dilekçe ile ıslah edilmiştir. Islah dilekçesinde; karşı dava olan 600.220,35 EURO'nun tahsili talep edilmiştir. Karşı davalı vekili, ıslah talebini istinaf konusu yapmış ve usul ile yasaya uygun olmadığını iddia etmiştir.6098 sayılı TBK'nın 99. maddesi (BK 83. md) uyarınca konusu para olan borç ülke parasıyla ödenir. Ancak ödemenin ülke parası dışında başka bir para birimiyle ödenmesi kararlaştırılmış ise alacak ödemenin bu para birimiyle veya ülke para birimiyle ödenmesini istemede seçimlik hakka sahiptir. Ancak yenilik doğurucu nitelikteki bu hakkın kullanılmasıyla birlikte hakkı kullanan kişi bu kararından geri dönemez. Somut olayda, davalı- karşı davacı, davacı- karşı davalıdan komisyon alacağını her ne kadar Türk lirası cinsinden göstermiş ise de alacak miktarını parantez içerisinde EURO üzerinden de göstermiştir. Karşı davacının alacağını TL'ye çevirdiğine yani seçimlik hakkını dava açarken kullandığına dair bir açıklaması yoktur. Mahkemece de bu hususta açıklama iztenmemiştir. Taraflar arasındaki sözleşme ilişkisnde borç ve alacakların EURO cinsinden olduğu tartışmasızdır. Karşı davacı ..., karşı dava dilekçesinde alacağını açıkça TL'ye çevirmediğinden ıslah talebinin EURO döviz cinsinden yapılmış olmasında bir isabetsizlik olmadığı kanaatine varılmış, karşı davalı ...vekilinin 761 E sayılı dosyadaki karşı davaya bu konuda yönelttiği istinaf nedenlerinin reddi gerekmiştir. Davalı- karşı davacı ... vekili 03.07.2019 tarihli havale tarihli dilekçesiyle 2013/761 Esas sayılı dosyasında karşı dava olarak açtığı davada toplam 649.124,15 EURO alacaklı olduğunun bu miktarın 48.903,80 EURO'nun tahsilinin fatura kesilmesine bağlı olduğunun belirtildiğini, kabul anlamına gelmemek üzere henüz fatura kesilmemiş olan 48.903,80 TL alacakları ile dava ve ıslah ettikleri 600.220,35 EURO alacağın davacının davalılardan dolayı olan alacaklarının takas - mahsup edilmesini ve kalan alacağın davacı - davalıdan faizleri ile birlikte tahsilini, takas ve mahsup taleplerinin kabul edilmemesi hâlinde dava ve ıslah taleplerinin faizi ile tahsiline karar verilmesini talep etmiştir. Mahkemece, takas ve mahsup talebi reddedilip davalı- karşı davacının karşı davaya konu ettiği alacağının kabulüne dair hüküm tesis edilmiştir. Bilindiği üzere, TBK'nın 139. maddesinde "İki kişi karşılıklı olarak bir miktar para veya özdeş diğer edimleri birbirine borçlu oldukları takdirde, her bir borç muaccel ise her biri alacağını borcuyla takas edebilir. Alacaklardan biri çekişmeli olsa bile takas ileri sürülebilir ." düzenlemesi ile takas beyanının ne şekilde ileri sürülebileceği düzenlenmiştir. Takasın ne şekilde hüküm ifade edeceği ise 143. maddede düzenlenmiştir. Buna göre, takas, borçlunun takas iradesini alacaklıya bildirmesiyle gerçekleşir. Bu durumda her iki borç, takas edilebilecekleri anda daha az olan borç tutarınca sona erer. Yani takas beyanı, tıpkı ifa gibi borcu sona erdiren bir hukuki işlemidir. TBK'nın 139. maddesinde, alacaklardan biri çekişmeli olsa bile takas ileri sürülebileceği açıkça düzenlenmiş olduğundan, takasa konu alacak hakkında dava açılmış olması takas hakkının kullanılmasına engel olmayacaktır. Somut davada, davalı- karşı davacı tarafça takas konusu edilen alacak miktarı zaten birleşen 761 E sayılı davada karşı dava olarak ileri sürülmüş ve yargılama devam etmekte olduğundan ve sonuçta takas konusu edilen alacağın kabulüne karar verildiğinden, davalı- karşı davacının buna yönelik istinaf talebinde hukuki yararın olmadığı, mahkeme kararının isabetli olduğu sonucuna ulaşılmıştır.Açıklanan bu gerekçelerle, HMK'nın 353/1.b.1 hükmü uyarınca dosya üzerinden yapılan istinaf incelemesi sonucunda, her iki taraf vekillerinin asıl ve birleşen davalara ve birleşen davadaki karşı davaya yönelik istinaf başvurularının esastan reddine dair aşağıdaki hüküm verilmiştir. HÜKÜM: Yukarıda açıklanan gerekçelerle; 1-HMK'nın 353/1.b.1 maddesi uyarınca, her iki taraf vekillerinin asıl ve birleşen davalar ile birleşen davadaki karşı davaya yönelik istinaf başvurularının ayrı ayrı esastan reddine, 2-Asıl davada davacı ... -... tarafından asıl dava için yatırılan istinaf başvuru ve peşin karar harçlarının Hazineye gelir kaydına, bakiye 534,70 TL istinaf karar harcının davacıdan tahsili ile Hazineye gelir kaydına, 3- Birleşen 2013/761 E sayılı davada karşı davalı ...tarafından, karşı dava için yatırılan istinaf başvuru ve peşin karar harçlarının Hazineye gelir kaydına, bakiye 176.588,14 TL istinaf nispi karar harcının karşı davalı Alinca ...'dan tahsiline, Hazineye gelir kaydına, 4-Asıl davada davalı ... .. AŞ tarafından asıl dava için yatırılan istinaf başvuru ve peşin karar harçlarının Hazineye gelir kaydına; bakiye 17.249,91 TL istinaf nispi karar harcının asıl davada davalı .... AŞ'den tahsili ile Hazineye gelir kaydına,5-Birleşen 2012/233 Esas sayılı dosyada davacı ... ... AŞ tarafından bu dosya için yatırılan istinaf başvuru ve peşin karar harçlarının Hazineye gelir kaydına, bakiye 534,70 TL istinaf karar harcının .... AŞ'den tahsili ile Hazineye gelir kaydına, 6-Birleşen 2013/761 E sayılı dosyadaki asıl davada davalı ....AŞ tarafından yatırılan istinaf başvuru ve peşin karar harçlarının hazineye gelir kaydına, bakiye 33.114,50 TL istinaf nispi karar harcının davalı .... AŞ'den tahsili ile hazineye gelir kaydına, 7-Taraflarca yapılan kanun yolu giderlerinin kendilerinin üzerinde bırakılmasına,8-Gerekçeli kararın Dairemiz Yazı İşleri Müdürlüğünce taraf vekillerine tebliğine dair;HMK'nın 353/1.b.1 maddesi uyarınca dosya üzerinden yapılan istinaf incelemesi sonucunda, 27.11.2025 tarihinde, oy birliğiyle ve temyizi kabil olmak üzere karar verildi. KANUN YOLU: HMK'nın 361. maddesi uyarınca, iş bu gerekçeli kararın taraf vekillerine tebliğ tarihlerinden itibaren iki haftalık süreler içinde temyiz yolu açıktır.