T.C. İSTANBUL BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 13. HUKUK DAİRESİ DOSYA NO: 2025/2169 Esas KARAR NO : 2025/2239 Karar T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A B Ö L G E A D L İ Y E M A H K E M E S İ K A R A R I İNCELENEN KARARIN MAHKEMESİ: Bakırköy 5. Asliye Ticaret Mahkemesi ESAS NO: 2025/472 Esas - 2025/934 Karar TARİHİ: 15/10/2025 DAVA: Şirketin İhyası KARAR TARİHİ: 25/12/2025 İlk derece Mahkemesinde yapılan inceleme sonucunda verilen karara karşı istinaf kanun yoluna başvurulmuş olmakla dava…
T.C. İSTANBUL BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 13. HUKUK DAİRESİ DOSYA NO: 2025/2169 Esas KARAR NO : 2025/2239 Karar T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A B Ö L G E A D L İ Y E M A H K E M E S İ K A R A R I İNCELENEN KARARIN MAHKEMESİ: Bakırköy 5. Asliye Ticaret Mahkemesi ESAS NO: 2025/472 Esas - 2025/934 Karar TARİHİ: 15/10/2025 DAVA: Şirketin İhyası KARAR TARİHİ: 25/12/2025 İlk derece Mahkemesinde yapılan inceleme sonucunda verilen karara karşı istinaf kanun yoluna başvurulmuş olmakla dava dosyası incelendi: TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMASININ ÖZETİ: Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; müvekkili tarafından dava konusu TASFİYE HALİNDE ... ... VE KORUMA HİZMETLERİ ANONİM ŞİRKETİ aleyhine İstanbul Anadolu 30. İş Mahkemesi'nin 2024/887 Esas Esas sayılı dosyasıyla dava açtıklarını, yargılama sırasında borçlu şirketin tasfiye sonucunda sicilden terkin edildiğini öğrendiklerini, yargılamaya devam edebilmek için dava konusu şirketin ihyasına karar verilmesini talep ve dava etmiştir.Davalı ... Sicil Memurluğu vekili cevap dilekçesinde özetle; tasfiye işleminin tasfiye memuru tarafından yürütüldüğünü, tasfiye sonunda şirketin sicilden terkin edilmesinin yasal zorunluluk olduğunu, bu nedenlerle müvekkili aleyhine açılan davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.Davalı Tasfiye memuru ...N adına duruşma gününü bildirir davetiye tebliğ edildiği halde duruşmaya katılmamış, böylece yokluğunda yargılama yapılarak karar verilmiştir. İLK DERECE MAHKEMESİNİN KARARININ ÖZETİ: İlk Derece Mahkemesi 15/10/2025 tarih ve 2025/472 Esas - 2025/934 Karar sayılı kararında;"....Davacı tarafından dava konusu şirket aleyhine İstanbul Anadolu 30. İş Mahkemesi'nin 2024/887 Esas sayılı dosyasıyla işçilik alacaklarının tahsili talepli dava açıldığı, yargılama sırasında şirketin sicilden tasfiye nedeniyle terkin edildiğinin anlaşıldığı, yargılamaya devam edilebilmesi için şirketin ihyasını istemekte davacı tarafın hukuki yararı bulunduğu; dava konusu şirket hakkında dava bulunduğu tasfiye sürecini yürütüp tamamlayan tasfiye memurunun kusurlu olması ve davanın açılmasına sebebiyet vermiş olması nedeniyle yargılama giderlerinden sorumlu tutulması gerektiği kanaat ve sonucuna varılarak aşağıdaki hüküm tesis edilmiştir. " gerekçesi ile, ''1-Sabit görülen davacının davasının KABULÜNE, İstanbul Ticaret Sicil Memurluğu'nun 53644 sicil numarasında kayıtlı, TASFİYE HALİNDE ... ... VE KORUMA HİZMETLERİ ANONİM ŞİRKETİ'nin İstanbul Anadolu 30. İş Mahkemesi'nin 2024/887 Esas sayılı dosyası ve bu dosyayla bağlantılı dosyalara münhasır olmak üzere TTK 547.maddesi gereğince ihyasına,2-Tasfiye memuru olarak daha önce tasfiye memuru olarak görev yapmış olan ...N'in görevlendirilmesine,'' karar verilmiş ve karara karşı davalı tasfiye memuru vekili tarafından istinaf başvurusunda bulunulmuştur. İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ: Davalı tasfiye memuru vekili istinaf dilekçesinde özetle; yapılan tebligatın usulüne uygun olarak yapılmadığını, zorunlu bir sebep olmaksızın elektronik tebligat yerine klasik yöntemle tebligat yapılmasının usule aykırı olduğunu, müvekkile dava dilekçesi ve tensip zaptı tebligatının mazbatasının dosyada bulunmadığını, müvekkilin elektronik tebligat adresi bulunmasına rağmen açık tebligat ile müvekkile tebligat yapılmaya çalışılmış olmasının usulsüz olduğunu, müvekkilin söz konusu davayı gerekçeli kararın elektronik tebligatı ile öğrendiğini, taraf teşkili henüz yapılmadan karar verildiğini, kararın usule aykırı olduğunu, müvekkilin savunma hakkının kısıtlandığını, bu nedenle yerel mahkeme kararının kaldırılması gerektiğini, Tasfiye memuru olarak müvekkilin rızası dışında olan bu atamanın kabul edilemeyeceğini, usulsüz şekilde tebligat yapıldığından müvekkilin gerekli açıklamaları yapamadığını, başka bir tasfiye memuru atanmasını talep edemediğini, davanın tarafınca önerilecek veya resen şirket ortak veya yetkililerinden veya ücreti mukabilinde tasfiye görevini yapabilecek yeni bir tasfiye memuru atanmak üzere kararın kaldırılarak dava yeniden görülmek üzere dava dosyasının kararı veren mahkemeye gönderilmesi gerektiğini, Şirketi temsile yetkili kişilere ayrıca tebligat yapılmadığını, şirketin ihyası davasında hem tasfiye memuruna hem de şirket ortaklarına tebligat gönderilmesi gerektiğini, ancak dosya içerisine bakıldığında sadece bir tane tebligatın var olduğunu ve bu tebligatın da usulsüz şekilde tebliğ edildiğini, ihya davalarının zorunlu olarak, öncelikle Ticaret Sicil Memurluğu’na karşı açılması gerektiğini, şirketin tasfiye tarihinde sicilde kayıtlı ortaklarının tespit edilmesi ve böylesi bir davaya dahil edilmesi gerektiğini, seçilecek tasfiye memuru / memurları şayet dışarıdan atanmayacak ise ortaklardan bir veya bir kaçının bu görevi kabul edip edemeyeceklerine ilişkin beyanlarının mahkemece alınıp sağlıklı karar verilmesi gerektiğini, somut olayda da müvekkilin zamanının bir bölümünü de pilotluk eğitimi aldığından zorunlu olarak yurt dışında geçirmesi nedeniyle böylesi bir görevi kabul etmesinin mümkün olmadığını, müvekkil bu görevi kabul etmek zorunda olmamakla birlikte yeniden ihyası istenilen şirketin tasfiye tarihinde, bu işi yapmakla görevli ve şirket yönetim kurulu kararı ile atanmış bir tasfiye memurunun olmaması karşısında açılan davanın, öncelikle şirket ortaklarına ihbarı ile akabinde şeriklerin davaya dahi edilmeleri yasal bir zorunluluk iken bu hususun göz ardı edildiğini, yerel mahkemenin gıyapta tasfiye memuru atamasının usul ve yasaya aykırı olduğunu, alelade bir tasfiye olmadığını, aksine sınırlı ve özel bir tasfiye şekli olmakla, bu konuda atanan kişinin sınırlı olarak yapacağı tasfiye işlemleri konusunda da mahkemece uyarılması gerektiğini, bu kanuni lazimeye uyulmamış olmasının dahi tek başına istinaf talebinin kabulünü gerektirdiğini, istinaf başvurularının kabulü ile ilk derece mahkemesi kararının istinaf incelemesi sonucunda kaldırılmasına, mahkemesine iadesine, aksi halde yerel mahkeme kaldırılarak yapılacak yargılama neticesinde şirketin ihyasına karar verilemeyeceğine ve müvekkilin tasfiye memuru olarak atanmasının uygun olmadığına karar verilmesi gerektiğini, Şirketin ihyasının talep edilebileceği 5 yıllık sürenin dolmuş olduğunu, bu sebeple talebin reddinin gerektiğini, 6102 sayılı TTK'na eklenen geçici mad.7/15 fıkrasında kapsamında ticaret sicilinden terkin edilen sermaye şirketleri ile kooperatiflerin üzerinde herhangi bir malvarlığının olduğunun sonradan anlaşılması veya ilgili şirket veya kooperatifin faaliyetlerine kaldığı yerden devam etmek istemesi durumlarında ya da şirketten veya kooperatiften kişinin alacağının bulunması halinde ticaret sicilden silinme tarihinden itibaren 5 yıl içinde ihya için dava açılması gerekmekte olduğunu, 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu’nun md.124/2. fıkrasında ticaret şirketleri; kollektif, komandit, anonim, limited ve kooperatif şirketlerden ibaret olarak sayıldığından, bahse konu yasal düzenleme gereğince ihyası talep edilen şirket bir anonim şirket olduğundan, T.T.K nın geçici 7. maddesinin 15. fıkrasında yer alan azami beş yıllık sürenin davaya konu şirket bakımından da uygulanması gerektiğini, Davanın hukuki yarar yokluğu sebebiyle usulden reddine karar verilmesi gerektiğini, davacının dava hakkına sahip olmasının dava açabilmesi için yeterli olmadığını, bundan başka davacının dava açmakta hukuki bir yararının bulunması gerektiğini, dava hakkının hukuki yarar ile sınırlı olduğunu, dava açmakta hukuki yararı olmayan kişinin Devletin mahkemelerini gereksiz yere uğraştıramayacağını, bu hukuki korunmanın ihtiyacı olarak da adlandırıldığını, yani davacının mahkemeden hukuki korunma istemesinde, korunmaya değer bir yararı olması gerektiğini, mahkemenin dava şartlarından birinin bulunmadığını tespit edince davanın esası hakkında inceleme yapamayacağını, davacının daha önce ihya edilmiş şirketin yeniden ihyasını talep etmekte hukuki yararının bulunmadığı, dolayısıyla davanın hukuki yarar yokluğu sebebiyle usulden reddinin gerektiğini, Davanın açılmasına sebebiyet vermeyen müvekkil aleyhine talep edilen yargılama giderleri ve avukatlık ücretinin müvekkile yükletilmesinin haksız ve hukuki dayanaktan yoksun olduğunu, tasfiye işlemleri tamamlanıp ticaret sicilinde ilan edildiği tarihte davacı tarafından açılan davanın derdest olmadığını, tasfiye memurunun davalı safında gösterilerek şirketin terkinine yönelik işlem yapmadığı halde aleyhine yargı gideri ve vekalet ücretine hükmedildiğini, tasfiye memurunun bu davayı bilebilecek durumda olmadığını, işbu davanın açılmasına tasfiye memuru sebebiyet vermediğinden yargılama giderleri ile avukatlık vekalet ücretinin tasfiye memurunun üzerine bırakılmasının hukuka, kanuna ve yerleşik Yargıtay içtihatlarına aykırı olduğunu belirterek ilk derece mahkemesi kararının kaldırılarak davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir. İSTİNAF SEBEPLERİNİN DEĞERLENDİRİLMESİ: HMK'nın 355. maddesine göre istinaf incelemesi; istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak ve kamu düzenine aykırılık görüldüğü takdirde ise resen gözetilmek suretiyle yapılmıştır.Dava, ticaret sicilden tasfiye suretiyle terkin edilmiş şirketin ek tasfiye işlemlerinin tamamlanması için TTK 547. maddesine göre ihyası talebine ilişkindir.Mahkemece, davanın kabulüne, karar verilmiş ve karara karşı davalı tasfiye memuru vekili tarafından istinaf başvurusunda bulunulmuştur. HMK'nun 320/1 fıkrası uyarınca basit yargılama usulüne tabi davalarda mahkeme, mümkün olan hallerde tarafları duruşmaya davet etmeden dosya üzerinden karar verebilir. Yargıtay Hukuk Genel Kurulu'nun 2017/11-2924 Esas, 2018/1935 Karar sayılı kararında da belirtildiği üzere, ihya davaları basit yargılama usulüne tabidir. Mahkemece 27/05/2025 tarihli tensibin ara kararı ile;Dava dilekçesi ve eklerinin, basit yargılama usulü tensip tutanağı ile birlikte davalıya tebliğine karar verildiği, dava dilekçesinde davalı tasfiye memurunun ... hesabı belirtilmediğinden dava dilekçesinde belirtilen adrese tensip ara kararı uyarınca dava dilekçesi ve tensip zaptı ekli meşruatlı davetiye çıkartıldığı, davetiyenin uyap PTT ekranından yapılan sorgulamada aynı konutta oturan yakınına 30/05/2025 tarihinde tebliğ edildiği, yapılan tebligat usulüne uygun olduğundan, davalı tasfiye memurunun usulsüz tebligat yapıldığı, savunma hakkının kısıtlandığı ve delillerin toplanılmamasının usule aykırı olduğuna yönelik istinaf sebebi yerinde görülmemiştir. TTK'nın 547. Maddesinde tasfiyenin kapanmasından sonra ek tasfiye işlemlerinin yapılmasının zorunlu olduğunun anlaşılması halinde şirketin yeniden tescilinin istenebileceği düzenlenmiştir. Yargıtay 11. Hukuk Dairesinin 2014/14921 Esas - 2014/16864 Karar sayılı ilamında da belirtildiği üzere, Türk Ticaret Kanununun 547. maddesi uyarınca açılacak ihya davasının, tasfiye memuru ve ticaret sicil memurluğuna husumet yöneltilerek açılması gerektiği, TTK. 547/2 Maddesinde;'' Mahkeme istemin yerinde olduğuna kanaat getirirse, şirketin ek tasfiye için yeniden tesciline karar verir ve bu işlemlerini yapmaları için son tasfiye memurlarını veya yeni bir veya birkaç kişiyi tasfiye memuru olarak atayarak tescil ve ilan ettirir,'' hükmü düzenlenmiştir.Dosya içinde bulunan ticaret sicil kayıtları incelendiğinde, ihyası talep edilen şirketin 21/11/2022 tarihinde tasfiye suretiyle ticaret sicilden terkin edildiği, tasfiye memurunun ... olduğu anlaşılmıştır.İhyası talep edilen şirket tasfiye neticesinde ticaret sicilden terkin edildiğinden, ihya talepli davanın tasfiye sürecini tamamlayan tasfiye memuru ile yasal hasım olan İstanbul Ticaret Sicil Müdürlüğü'ne karşı yöneltilmesi gerekir. Şirket ortaklarının şirketi temsil yetkisinin olmadığı, tasfiye halindeki şirketi temsil yetkisi tasfiye memuruna ait olduğundan, mahkemece şirket ortaklarına davetiye çıkartılmaması yerinde olup bu yöndeki istinaf sebebi yerinde görülmemiştir.Dava, tasfiye memurunun sorumluluğuna ilişkin olmayıp ihyası istenilen şirketin TTK.nun 547.maddesi uyarınca ek tasfiyesi talebine ilişkin olup TTK 547 maddesi kapsamında açılan davada ise zaman aşımı veya hak düşürücü süre söz konusu değildir, bu nedenle davalı tasfiye memuru vekilinin hak düşürücü süre, zamanaşımı süresi içerisisinde dava açılmadığına yönelik istinaf sebebi yerinde değildir. Somut olayda, davacı ... tarafından ticaret sicilden terkin edilen ihyası istenilen şirket hakkında terkin tarihinden önce 12/05/2017 tarihinde İstanbul Anadolu 30 İş Mahkemesinin 2024/887 Esas (İstanbul BAM 52 Hukuk Dairesinin 2022/1984 Esas - 2024/1801 Karar sayılı kaldırma kararından önce Eski Esas No: 2020/106 ) Sayılı icra dosyası ile işçi ve işveren ilişkisinden kaynaklı alacak davası açtığı, iş bu dosyada taraf teşkilinin sağlanabilmesi için ilgili şirketin yeniden tescilinin zorunlu olduğu, buna göre davacının iş bu davayı açmakta hukuki yararının bulunduğu, ihyası istenilen şirketin tasfiye suretiyle ticaret sicilden terkin edilmeden önce hakkında açılan ve görülmekte olan bir davanın bulunması halinde tasfiye işlemlerinin tamamlandığından söz edilemeyeceği, davalı tasfiye memuru, eldeki davanın açılmasına sebep olmuştur. İlanlar sırasında davacı tarafın başvuruda bulunmaması ihya talebine engel teşkil etmediği, bu durumda tasfiye işlemleri eksik bırakıldığından ek tasfiye işlemlerinin yapılması zorunlu olmakta ve kaydı silinen şirketin ek tasfiye işlemlerinin tamamlanması bakımından ihyası gerekmektedir. Mahkemece ek tasfiye işlemlerinin yapılması için şirketin ihyasına karar verilmiştir. Dosya kapsamı ve toplanan tüm delillere göre TTK 547 maddesindeki ek tasfiye koşullarının gerçekleştiği gözetilerek, ihya karar verilmesi ve şirketin yönetim kurulu üyesi,yetkilisi, aynı zamanda son tasfiye memuru olan ...'nin tasfiye memuru olarak atanması TTK. 547/2 madde uyarınca yerindedir.Tasfiye memuru vekili, müvekkilinin pilotluk eğitimi aldığından zamanının büyük bir bölümünü yurt dışında geçirmesi sebebiyle tasfiye memurluğu görevini yapmasının zor olacağını istinaf sebebi olarak ileri sürmüş ise de, tasfiye memurunun mazeretini bildirir dilekçe ile ilk derece mahkemesine başvurup tasfiye memurunun değiştirilmesini her zaman talep edip mahkemece bu talep her zaman değerlendirilebileceğinden bu yöndeki istinaf sebebi yerinde görülmemiştir. TTK.547/2 maddesi uyarınca ek tasfiye işlemleri için şirketin ihyası koşullarının oluşması, davalı tasfiye memuru tasfiye işlemlerini eksik bıraktığından dava açılmasına sebep olduğu ve davalı ... sicil memurluğunun yasal hasım olup tasfiye işlemlerinde her hangi bir yetki ve sorumluluğunun bulunmadığı, davanın açılmasına ticaret sicil müdürlüğünün sebep olmadığı, HMK'nın 323/1-ğ maddesi uyarınca vekille takip edilen davalarda kanun gereğince takdir olunacak vekâlet ücreti yargılama giderlerinden olup, HMK'nın 326/1. maddesi uyarınca aleyhine hüküm verilen taraftan alınmasına karar verileceği düzenlenmesine göre, tasfiye memuru aleyhine yargılama gideri, hükmedilmesinin gerekmesi, hükmedilecek bu giderlerin tasfiye ek gideri olarak tasfiye edilen şirketten alınabilecek olması karşısında, ilk derece mahkemesince verilen kararda bir isabetsizlik bulunmamakla, davalı tasfiye memurunun aleyhine yargılama gideri ve vekalet ücretine hükmedildiğine yönelik istinaf sebepleri yerinde değildir. (Yargıtay 11 HD. 2014/7827 Esas- 2014/10350 Karar sayılı kararı ve Yargıtay 11 HD.nin 2019/5292 Esas- 2020/612 Karar sayılı kararı da benzer mahiyettedir.)Sonuç olarak, ilk derece mahkemesince verilen karar usul ve yasaya uygun olup kamu düzenine aykırılık da görülmediğinden, davalı tasfiye memuru vekilinin istinaf başvurusunun HMK'nın 353/1-b1 maddesi gereğince esastan reddine karar verilmesi gerektiği kanaatine varılarak aşağıdaki hüküm kurulmuştur. HÜKÜM : Yukarıda açıklanan nedenlerle; 1-Davalı tasfiye memurunun istinaf başvurusunun 6100 sayılı HMK'nın 353/1-b1 maddesi gereğince ESASTAN REDDİNE, 2-Harçlar Kanunu gereğince istinaf eden davalı tasfiye memuru tarafından yatırılan istinaf kanun yoluna başvurma harcının hazineye gelir kaydına, 3-Karar tarihi itibariyle Harçlar Kanunu gereğince alınması gereken 615,40 TL istinaf karar harcı, istinaf eden davalı tasfiye memuru tarafından peşin olarak yatırıldığından yeniden harç alınmasına yer olmadığına, yatırılan harcın hazineye gelir kaydına, 4-İstinaf yargılama giderlerinin istinaf eden davalı tasfiye memuru üzerinde bırakılmasına, 5-Artan gider avansı bulunması ve talep halinde yatıran tarafa iadesine, 6-Kararın ilk derece mahkemesi tarafından taraflara tebliğe gönderilmesine, Dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda Yargıtay HGK.'nun 14/07/2025 Tarih ve 2024/251 Esas -2025/468 Karar sayılı kararı uyarınca HMK. 362/1-ç maddesi gereğince kesin olarak 25/12/2025 tarihinde oy birliği ile karar verildi.