T.C. ANKARA BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ BAM 20. HUKUK DAİRESİ Esas-Karar No: 2024/448 - 2026/13 T.C. ANKARA BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 20.HUKUK DAİRESİ ESAS NO : 2024/448 KARAR NO : 2026/13 T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A K A R A R İNCELENEN KARARIN MAHKEMESİ : ANKARA 3. FİKRİ VE SINAİ HAKLAR HUKUK MAHKEMESİ TARİHİ : 23/01/2020 NUMARASI : 2019/241 E. - 2020/48 K. DAVANIN KONUSU :YİDK Kararının İptali, Marka Hükümsüzlüğü Taraflar arasında görülen davada Ankara 3. Fikri ve Sınai Haklar …
T.C. ANKARA BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ BAM 20. HUKUK DAİRESİ Esas-Karar No: 2024/448 - 2026/13 T.C. ANKARA BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 20.HUKUK DAİRESİ ESAS NO : 2024/448 KARAR NO : 2026/13 T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A K A R A R İNCELENEN KARARIN MAHKEMESİ : ANKARA 3. FİKRİ VE SINAİ HAKLAR HUKUK MAHKEMESİ TARİHİ : 23/01/2020 NUMARASI : 2019/241 E. - 2020/48 K. DAVANIN KONUSU :YİDK Kararının İptali, Marka Hükümsüzlüğü Taraflar arasında görülen davada Ankara 3. Fikri ve Sınai Haklar Hukuk Mahkemesince verilen 23/01/2020 tarih ve 2019/241 E. - 2020/48 K. sayılı kararın Dairemizce incelenmesi davacı tarafından istenmiş ve istinaf dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü: TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMALARININ ÖZETİ :Davacı vekili, müvekkili şirketin 2018/67796, 2018/20731, 2018/20723, 2018/20706, 2016/06596, 2013/78653, 99/013358 sayılı ve "...", "...", "...", "...+şekil", "...", "YENİ ...+ şekil", "...+şekil" ibareli tanınmış markaların sahibi olduğunu, davalı ...'ın bu markalar ile karıştırma ihtimali bulunacak derecede benzer nitelikteki "...+ şekil" ibaresini marka olarak tescil ettirmek üzere davalı Kuruma başvurduğunu, 2018/62121 kod numarasını alan başvuruya müvekkilince yapılan itirazın, davalı Kurum tarafından reddedildiğini, oysa davalı markasının hiçbir ayırıcı vasfı, baskın unsuru, orijinal niteliği bulunmadığını, dava konusu marka ile müvekkili markalarının aynı veya ayırt edilemeyecek kadar benzer olduğunu, dava konusu "..." markası ile müvekkilinin "..." markası dikkate alındığında, bu markayı taşıyacak davalı tarafın ürünlerinin piyasada tanınan, itibarlı müvekkili şirketinin malları imajını verecek olup, bu şekli ile tüketiciler ve 3. kişiler nezdinde müvekkili ile bağlantılı olduğu kanaatinin oluşacağını, davalı başvurusunun, müvekkilinin “...” ibareli markalara kazandırdığı bilinirlikten yararlanma gayreti içerisinde olduğunu, davalının başvurusunun, haksız ve kötü niyetli olarak yapıldığını ileri sürerek, YİDK'in 2019-M-2537 sayılı kararının iptaline, dava konusu markanın hükümsüzlüğüne karar verilmesini talep ve dava etmiştir. Davalı ... vekili, Kurum kararının usul ve yasaya uygun olduğunu, dava konusu markanın özgün bir yazı stiliyle kaleme alındığını, kelime, şekil ve renk unsurundan oluşan ayırt edici bir kombinasyona sahip olduğunu, davalı markasının, davacı markalarından farklı seslerle başlayıp devam ettiğini, vurgunun markanın ilk okunan baş kısmında olacağını, tanınmışlık iddiasının yerinde olmadığını, kötü niyetin ispat edilemediğini savunarak, davanın reddini istemiştir. Davalı ..., dava konusu marka ile itiraz sahibinin markası arasında benzerlik ve iltibas tehlikesinin bulunmadığını, "..." markasının tanınmışlık kriterlerini taşımadığını, dolayısıyla tanınmışlık iddiasının yerinde olmadığını, kötü niyet iddiasının tamamen asılsız olduğunu savunarak, davanın reddini istemiştir. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARININ ÖZETİ: Mahkemece, dava konusu 2018/62121 sayılı "...+şekil" ibareli başvuru ile davacı markaları arasında karıştırılma ihtimali bulunmadığı, tanınmışlık iddialarının yerinde olmadığı, kötü niyetin ispat edilemediği gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir. İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ :Davacı vekili, ilk derece mahkemesince denetime elverişli olmayan bilirkişi raporuna dayalı olarak karar verildiğini, müvekkili adına tescilli "..." asıl unsurlu markalar ile davalı tarafa ait "..." ibareli markanın görsel, işitsel, anlamsal, mal ve hizmet sınıfları bakımından benzer olduğunu, aralarında hiçbir farklılık bulunmadığını, ortalama tüketici nezdinde markaların karıştırılmaya yol açacağını, müvekkiline ait marka ile davalı tarafa ait marka ibaresinin, tüketici nezdinde aynı şirketten veya ekonomik olarak bağlantılı şirketlerden geldiği şeklinde algılanabileceğini, karıştırılma ihtimalinin halkı yanıltabilecek nitelikte olduğunu, davalı şirket markasının karışıklık yaratacağının ortada bulunduğunu, karıştırılma ihtimalinin varlığı için tüketicilerin belli bir ürünün işletmesel kökeni bakımından yanılgıya düşmelerinin gerektiğini, tüketicinin mutlaka yanılmasının gerekmeyip böyle bir tehlikenin varlığının da yeterli olduğunu, benzer şekilde ortalama tüketici kitlesinin tümünün yanılma tehlikesi ile karşılaşmasının da gerekmediğini, tüketicilerin bir kısmının bu tehlike altında bulunmasının yeterli kabul edileceğini, müvekkiline ait "..." ibareli marka ile davalı tarafa ait "..." ibareli markanın bu tehlike unsurunu açıkça barındırdığını ve ortalama tüketiciyi aynı işletmesel kökenden geldiği yanılgısına düşüreceğini, müvekkili markalarının tanınmışlığı nedeniyle de başvurunun reddinin gerektiğini, davalı başvurusunun kötü niyetli olduğunu ileri sürerek, ilk derece mahkemesi kararının kaldırılmasını ve davanın kabulüne karar verilmesini istemiştir. GEREKÇE : Dava, YİDK kararının iptali marka hükümsüzlüğü istemlerine ilişkindir. İnceleme, 6100 sayılı HMK'nın 355. madde hükmü uyarınca istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak ve kamu düzenine aykırı hususların olup olmadığı gözetilerek yapılmıştır. Dosya kapsamı, mevcut delil durumu ve ileri sürülen istinaf sebepleri dikkate alındığında mahkemenin vakıa ve hukuki değerlendirmesinde usul ve esas yönünden yasaya aykırılık bulunmadığı, tescilli bir marka ile başvuru konusu işaret arasında iltibasa sebebiyet verebilecek derecede benzerlik olup olmadığının, her ikisinin ayırt edici ve baskın unsurları gözetilerek münferit unsurlardan ziyade bütünü itibariyle bıraktığı izlenimin dikkate alınarak belirleneceği, buna göre "..." ibareli başvuru ile davacının itirazına mesnet "..." asıl unsurlu markalar arasında 6769 sayılı SMK'nın 6/1 maddesi anlamında ortalama alıcılar nezdinde görsel, işitsel ve anlamsal olarak bıraktıkları genel izlenim itibariyle ilişkilendirilme ihtimalini de içerecek şekilde karıştırılma tehlikesinin bulunmadığı, zira dava konusu başvurunun başında yer alan "..." ibaresinin ve özgün biçimde düzenlenmiş şekil unsurunun başvuruya yeterli ayırt ediciliği sağladığı, diğer bir deyişle markaların hecelerine bölünerek iltibas değerlendirmesi yapılamayacağı da gözetildiğinde, tertip tarzı ve farklı kelime unsurları itibariyle dava konusu başvurunun, davacı markalarından yeterince farklılaştığı, davacı markalarının tanınmış olduklarının kabulünün dahi varılan sonucu değiştirmeyeceği, dava konusu başvurunun kötü niyetli yapıldığının ispat edilemediği, Yargıtay Hukuk Genel Kurulu'nun 08.06.2016 gün ve 2014/11 E., 2016/778 K. sayılı kararında da belirtildiği gibi iltibas değerlendirmesi, hakimlik mesleğinin gerektirdiği genel hukuki bilgi ile çözümleneceğinden, davacı vekilinin bilirkişi raporuna ilişkin istinaf itirazının da yerinde olmadığı anlaşılmakla, davacı vekilinin istinaf başvurusunun esas yönünden reddine dair hüküm kurmak gerekmiştir. HÜKÜM : Gerekçesi yukarıda belirtildiği üzere; 1-Davacı vekilinin istinaf başvurusunun HMK'nın 353/1-b.1 maddesi gereğince ESASTAN REDDİNE, 2-Harçlar Kanunu uyarınca alınması gereken 732,00-TL maktu istinaf karar ve ilam harcından, davacı tarafından istinaf başvurusunda yatırılan 427,60-TL istinaf karar ve ilam harcının mahsubu ile bakiye 304,40-TL'nin davacıdan tahsili ile Hazineye irat kaydına, 3-İstinaf aşamasında davacı tarafından yapılan yargılama giderlerinin davacı uhdesinde bırakılmasına, 4-İstinaf aşamasında duruşma açılmadığından taraflar lehine vekalet ücreti takdirine yer olmadığına, Dair, dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda oybirliği ile 15/01/2026 tarihinde HMK 361. maddesi uyarınca kararın tebliğinden itibaren iki hafta içerisinde Yargıtay temyiz yolu açık olmak üzere karar verildi. GEREKÇELİ KARARIN YAZILDIĞI TARİH : 15/01/2026 Başkan Üye Üye Katip Bu belge 5070 sayılı Yasa hükümlerine göre elektronik olarak imzalanmıştır.