T.C. ADANA BAM 3. HUKUK DAİRESİ Esas-Karar No: 2023/2126 - 2025/2337 T.C. ADANA BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 3. HUKUK DAİRESİ DOSYA NO : 2023/2126 KARAR NO : 2025/2337 T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A B Ö L G E A D L İ Y E M A H K E M E S İ K A R A R I BAŞKAN : ... ÜYE : ... ÜYE : ... KATİP : ... İNCELENEN DOSYANIN MAHKEMESİ : İskenderun Asliye Ticaret Mahkemesi NUMARASI : 2022/252 Esas, 2023/52 Karar DAVACI : ... VEKİLİ : Av. ... DAVALI : ... VEKİLLERİ: Av. ... Av. ... DAVA : Cisma…
T.C. ADANA BAM 3. HUKUK DAİRESİ Esas-Karar No: 2023/2126 - 2025/2337 T.C. ADANA BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 3. HUKUK DAİRESİ DOSYA NO : 2023/2126 KARAR NO : 2025/2337 T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A B Ö L G E A D L İ Y E M A H K E M E S İ K A R A R I BAŞKAN : ... ÜYE : ... ÜYE : ... KATİP : ... İNCELENEN DOSYANIN MAHKEMESİ : İskenderun Asliye Ticaret Mahkemesi NUMARASI : 2022/252 Esas, 2023/52 Karar DAVACI : ... VEKİLİ : Av. ... DAVALI : ... VEKİLLERİ: Av. ... Av. ... DAVA : Cismani Zarar Sebebiyle Açılan Maddi Tazminat KARAR TARİHİ : 27/10/2025 GEREKÇELİ KARARIN YAZILDIĞI TARİH : 28/10/2025 İskenderun Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 24/01/2023 tarih ve 2022/252 Esas, 2023/52 Karar sayılı kararına yönelik olarak istinaf kanun yoluna başvurulmuş olmakla Dairemize gönderilen dosyanın yapılan incelemesinde; GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ: TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMALARININ ÖZETİ: DAVA: Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; 08.06.2019 tarihinde, davalı şirkete ZMMS poliçesi ile sigortalı olup dava dışı ...'nın sevk ve idaresindeki ... plakalı araç ile davacının sevk ve idaresindeki ... plakalı motosiklete çarpması sonucu davacının yaralandığını, davacının İskenderun limanında puantör olarak günlük 120,00 TL yevmiye ücretle çalıştığını, ancak kazada yaralanması nedeniyle çalışamadığını, çalışma gücünü kaybederek sakat kaldığını, artık çalışamayacağını veya aynı işi yaparken daha fazla efor sarf etmek zorunda kalacağını, kazanın meydana gelmesinde sürekli maluliyetten kaynaklı maddi ve manevi tazminat davası olan İskenderun Asliye Ticaret Mahkemesinin 2019/218 E sayılı davada alınan ATK raporunda davalıya sigortalı araç sürücüsünün %85 oranında kusurlu olduğunun, davacının geçici iş görmezlik süresinin 9 Ay ve iyileşme süresinde 1 Ay boyunca bakıcıya muhtaç olduğunun tespit edildiğini, meydana gelen zararın tazmininden davalının sorumlu olduğunu, bu maksatla davalıya müracaat ve arabuluculuk süreçlerinden olumlu netice alınamaması üzerine dava ikamesinin zaruri hale geldiğini ileri sürerek ve belirsiz olan alacağın tespiti ile fazlaya ilişkin haklar saklı tutularak 50,00 TL geçici iş göremezlik ve 50,00 TL bakıcı gideri olmak üzere 100,00 TL maddi tazminatın davalıya ihbar tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalıdan tahsili ile davacıya ödenmesine karar verilmesi talep ve dava edilmiştir. CEVAP: Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; Davanın İskenderun Asliye Ticaret Mahkemesinin 2019/218 E sayılı davası ile birleştirilmesini, davanın belirsiz alacak davası olarak açılamayacağını, kazaya karışan ... plakalı aracın kaza tarihinde müvekkili nezdinde Karayolları Motorlu Araçlar Mali Sorumluluk Sigorta Poliçesi ile sigortalı olduğunu, davacının müvekkiline eksik evrakla müracaat etmesi nedeniyle davanın usulden reddi gerektiğini, müvekkilinin geçici iş göremezlik ve bakıcı gideri zararlarından sorumlu olmadığını, müvekkilinin sorumluluğunun sigortalı araç sürücüsünün kusuru ve poliçe teminat limitleri ile sınırlı olduğunu, tarafların kusur durumu ve davacının maluliyet oranının ATK tarafından belirlenmesini, tazminatın poliçe genel şartlarında belirlenen usul ve esaslara göre hesaplanmasını, SGK tarafından davacıya yapılan rücuya tabi ödemelerin zarardan mahsup edilmesini, davacının motosiklet kullanırken kaza sırasında kask ve diğer koruyucu ekipman kullanmaması nedeniyle müterafik kusur indirimi yapılmasını, neticede davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI: Mahkemece, davacının davasının kabulü ile; 16.036,65 TL geçici işgöremezlik zararı ile 2.174,64 TL bakıcı gideri olmak üzere toplamda 18.211,28 TL maddi tazminatın 18.07.2019 tarihinden itibaren işleyecek yasal faiziyle birlikte davalıdan alınarak davacıya verilmesine karar verilmiştir. İSTİNAF NEDENLERİ: Karara karşı davalı vekili; İskenderun Asliye Ticaret Mahkemesinin 2019/218 E. 2020/250 K. sayılı dosyasında hükmedildiği, Adana BAM 3. Hukuk Dairesinin 2021/522 E. 2022/649 K. Sayılı kararında ise karar kaldırılarak ilamın 7. fıkrasında "Başvuru tarihi itibariyle Hazine tarafından karşılanan 1.320,00 TL arabulucu ücretinin kabul oranına göre hesaplanan 660,00 TL'sinin davalı ...'dan, 660,00 TL'sinin davacıdan alınarak Hazineye irat kaydına," karar verildiğini, böylece aynı yargılama gideri konusunda birden fazla ve çelişen karar verildiğini, davacının müvekkili şirkete başvuru dilekçesinden de görüleceği üzere eksik başvuruda bulunduğunun açık olduğunu, bu nedenle davanın usulden reddine karar verilmesi gerektiğini, İskenderun Asliye Ticaret Mahkemesinin 2019/218 E. 2020/250 K. sayılı dosyasında alınan kusur ve maluliyet raporunu kabul ederek davasını açan davacının o yargılamada geçici iş göremezlik zarar miktarını bildiğinden davanın belirsiz alacak davası olarak açılmasının usul hukuku kurallarına aykırı olduğunu, kazanın gerçekleştiği tarihte geçerli mevzuat uyarınca geçici iş görmezlik ve geçici bakıcı gideri tazminatı poliçe kapsamında olmadığını, dosyadaki maluliyet raporunun geçici iş göremezlik süresi yönünden hüküm kurmaya elverişli olmadığını, davacının geçici işgöremezlik/bakıcı giderine ilişkin iddiasını, buna ilişkin giderini ispatlayamadığını, dosyaya sunulan bir gelir belgesinin olmadığını, gerçekleşen kazada sigortalı aracın kusurunun bulunmadığını, kusur, aktüerya raporu ve maluliyet raporunun hüküm kurmaya elverişli olmadığını, davacının evli eşi için çalışmayan AGİ dahil asgari ücretin esas alındığını, dosyada davacının ücretini gösterir bir belge olmadığı gibi, eşinin çalışıp çalışmadığına ilişkin de herhangi bir belge bulunmadığını, müterafik kusur indirimi yapılması gerektiğini belirterek kararın kaldırılmasını talep etmiştir. DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ VE GEREKÇE: Dava, cismani zarar nedeniyle meydana gelen geçici iş göremezlik ve bakıcı giderinden oluşan maddi zararın tazmini talebine ilişkindir. İlk Derece Mahkemesi tarafından davanın kabulüne karar verilmiş, karar davalı vekili tarafından istinaf edilmiştir. Davalı vekilinin arabuluculuk ücreti yönünden yapılan istinaf başvurusunun incelenmesinde; Davalı vekili arabuluculuk ücretinin İskenderun Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 2019/218 Esas sayılı dosyasında hüküm altına alınmış olduğunu, aynı tutanak nedeniyle yeniden yargılama giderine ilişkin hüküm kurulmasının hatalı olduğunu ileri sürmüştür. İskenderun Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 2019/218 Esas, 2020/250 Karar sayılı dosyası incelendiğinde davacı ... tarafından davalı ... A.Ş'ye ve ...'ya yönelik 08/06/2019 tarihli trafik kazası nedeniyle kalıcı iş göremezlikten kaynaklı maddi tazminat ve manevi tazminat davası olduğu, Dairemizce yapılan istinaf incelemesi neticesinde 2021/522 Esas, 2022/649 Karar sayılı dosyası üzerinden kararın kaldırılarak ilamın 7.fıkrasında "başvuru tarihi itibariyle Hazine tarafından karşılanan 1.320,00 TL arabulucu ücretinin kabul oranına göre hesaplanan 660,00 TL'sinin davalı ...'dan, 660,00 TL'sinin davacıdan alınarak Hazineye irat kaydına" karar verilmiş olup, ilamın Yargıtay 4.Hukuk Dairesi'nin 29/05/2025 tarihli onama kararıyla kesinleşmiş olduğu, hüküm altına alınan 29/07/2019 tarihli arabuluculuk son tutanağı hakkında iş bu dosya yönünden kurulan hükümle birlikte aynı tutanağa ilişkin mükerrer ödeme söz konusu olacağından davalı vekilinin bu yönlü istinaf başvurusu yerinde görülmüştür. Davalı vekilinin usule uygun başvuru yapılmamış olduğu iddiasına yönelik istinaf başvurusunun incelenmesinde; Dava, trafik kazasından kaynaklı yaralanma nedeni ile maddi ve manevi tazminat istemine ilişkindir. Kaza tarihinde ve poliçenin düzenleme tarihinde yürürlükte bulunan 2918 Sayılı Karayolları Trafik Kanunu’nun ‘Doğrudan Doğruya Talep ve Dava Hakkı’ başlıklı 97. maddesinde (Değişik:14/04/2016-6704/5 md.) “Zarar görenin, zorunlu mali sorumluluk sigortasında öngörülen sınırlar içinde dava yoluna gitmeden önce ilgili sigorta kuruluşuna yazılı başvuruda bulunması gerekir. Sigorta kuruluşunun başvuru tarihinden itibaren en geç 15 gün içinde başvuruyu yazılı olarak cevaplamaması veya verilen cevabın talebi karşılamadığına ilişkin uyuşmazlık olması halinde, zarar gören dava açabilir veya 5684 sayılı Kanun çerçevesinde tahkime başvurabilir.” düzenlemesi yer almaktadır. Dosya kapsamı incelendiğinde, davacı tarafça 04/07/2019 tarihli dilekçe ekinde İskenderun Cumhuriyet Başsavcılığı dosyası, Kaza Tespit Tutanağı, taraflara ait kolluk ifadeleri, alkol raporları, ruhsat, ehliyet ve davacının maluliyetinin tespiti yönünden epikrizlerin davalı tarafa 05/07/2019 tarihinde tebliğ edilmiş olup usule uygun başvurunun yapılmış olduğu, bu nedenle davalı vekilinin bu yönlü istinaf başvurusunun yerinde olmadığı kabul edilmiştir. Davalı vekilinin kusur oranlarına ilişkin istinaf başvurusunun incelenmesinde; Olay tarihli kaza tespit tutanağı incelendiğinde kazanın oluşumunda ... plakalı araç sürücüsü ...'nün 2918 sayılı KTK'nun 52/1-a maddesini ihlal ettiğinden, ... plakalı araç sürücüsü ...'nın 2918 sayılı KTK'nun 57/1-c maddesini ihlal ettiğinden kusurlu olduğu belirtilmiştir. İskenderun Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 2019/218 Esas, 2020/250 Karar sayılı dosyasında alınan ... Adli Tıp Kurumu Trafik İhtisas Dairesi Başkanlığı'nın ... Tarihli ve ... sayılı raporunda, sürücü ..., sevk ve idaresindeki otomobil ile meskun mahalde gündüz vakti seyri sırasında geldiği olay yeri dört yönlü kontrolsüz kavşakta sağındaki kavşak kolundan kavşağa gelen motosiklete ilk geçiş hakkını bırakması gerekirken bu kurala uymadığı, kontrolsüzce ve seyir hızıyla giriş yaptığı kavşakta sağından gelen motosiklet ile çarpışmasıyla meydana gelen olayda dikkatsizliği, tedbirsizliği ve kurallara aykırı hareketiyle % 85 oranında kusurlu olduğu, sürücü ..., sevk ve idaresindeki motosiklet ile meskun mahalde gündüz vakti seyrederken olay yeri kavşağa yaklaşımı sırasında yeterince müteyakkız bulunmadığı, bu haliyle kavşakta kendisine ilk geçiş hakkını bırakmayan otomobile karşı zamanında etkin tedbir alamayıp çarpışmasıyla meydana gelen olayda dikkatsizliği, tedbirsizliği ve kurallara aykırı hareketiyle % 15 oranında kusurlu olduğu belirtilmiş, alınan ATK raporunun kaza tespit tutanağıyla ve dosya kapsamıyla uyumlu olduğu ve aralarında çelişki bulunmadığı, raporun olayın oluşuna uygun ve hüküm kurmaya elverişli olduğu değerlendirilmekle davalı vekilinin istinaf başvurusunun reddi gerekmiştir. Davalı vekilinin geçici iş göremezlik tazminatından ve bakıcı giderinden sorumlu olmadıklarına yönelik istinaf başvurusunun incelenmesinde; Davalı vekili müvekkili kurumun geçici iş göremezlik tazminatından ve bakıcı giderinden sorumlu olmadığını ileri sürmüş ise de, 09/10/2020 günlü resmi gazetede yayınlanan Anayasa Mahkemesinin 2019/40-2020/40 Esas-Karar sayılı 17/07/2020 günlü kararı dikkate alındığında davacının zararının belirlenmesinde 01/06/2015 günlü ZMSS genel şartlarının dikkate alınamayacağı anlaşılmaktadır. Bu yönüyle davacının tedavi sürecinde uğramış olduğu geçici iş görmezlik zararının ve bakıcı giderinin davacının gerçek zararı niteliğinde olduğu, dolayısıyla davalı sigorta şirketi tarafından davacının uğramış olduğu bu zararın karşılanması gerektiği anlaşıldığından bu miktar yönünden davanın kabulüne karar verilmiş olmasında bir isabetsizlik bulunmamakla, buna dair istinaf başvurusunun reddi gerekmiştir. (Aynı yönde Yargıtay 17. HD'nin 2019/6271E- 2020/8104 K sayılı 03/12/2020 günlü kararı) Davalı vekilinin hesap raporuna yönelik istinaf başvurusunun incelenmesinde: Anayasa Mahkemesinin 2019/40-2020/40 E.K sayılı 17/07/2020 günlü kararı sonrasında Yargıtay 17. Hukuk ve sonrasında Yargıtay 4. Hukuk Dairesinin istikrarlı kararlarında (örneğin 17/06/2021 gün ve 2021/9757 Esas ve 2021/3262 karar sayılı kararları, 2021/3173 Esas ve 2944 Karar sayılı kararları) davacının gerçek zararının belirlenmesi noktasında davacının muhtemel bakiye yaşam süresinin TRH 2010 Yaşam Tablosu'na göre belirlenerek ve prograsif rant tekniği kullanılmak suretiyle tazminat miktarının hesaplanması gerektiğine işaret edilmiştir. Buna göre eldeki dosyaya baktığımızda mahkemesince hükme esas alınan hesap raporunda TRH 2010 yaşam tablosu ve prograssif rant yöntemi kullanılmak sureti ile davacının zararının belirlendiği, her ne kadar davalı vekilince evli ve eşi çalışmayan AGİ dahil asgari ücret esas alınarak hesaplama yapılmış olmasının hatalı olduğu ileri sürülmüş ise de, davacının evli olmadığı, buna göre de bekar ve AGİ dahil asgari ücret esas alınarak yapılan hesaplamanın yerinde olduğu, raporun bu yönüyle hüküm kurmaya elverişli olduğu anlaşılmakla davalı vekilinin bu yöndeki istinaf başvurusunun reddi gerekmiştir. Davalı vekilinin maluliyet oranına yönelik yapılan istinaf başvurusunun incelenmesinde; Yargıtay 17. ve 4. Hukuk Dairelerinin Anayasa Mahkemesinin 2019/40-2020/40 Esas-Karar sayılı 17/07/2020 günlü iptali kararından sonra dahi vermiş olduğu yerleşik uygulamasına göre maluliyet oranları Adli Tıp Kurumu ... İhtisas dairesi ya da Üniversitelerin Adli Tıp Anabilim dalı başkanlığından oluşturulacak bilirkişi heyetinden kaza tarihi itibari ile yürürlükte olan mevzuat yönetmelik hükümlerine uygun olacak şekilde belirlenmesi gerekmektedir. Buna göre, 11/10/2008 tarihinden önceki kazalar için Sosyal Sigortalar Sağlık İşlemeleri Tüzüğü çerçevesinde düzenlenmiş sağlık kurulu raporu, 11/10/2008-01/09/2013 tarihleri arasında gerçekleşen kazalar için Çalışma Gücü ve Meslekte Kazanma Gücü Kaybı Oranı Tespit İşlemleri Yönetmeliği çerçevesinde düzenlenmiş sağlık kurulu raporu 01/09/2013 ile 01/06/2015 tarihleri arasındaki kazalar için Maluliyet Tespit işlemleri Yönetmeliği çerçevesinde düzenlenmiş sağlık kurulu raporu 01/06/2015 ile 20/02/2019 tarihleri arasındaki meydana gelen kazalar için 30/03/2013 tarihli ve 28603 sayılı Resmî Gazete’de yayımlanan Özürlülük Ölçütü, Sınıflandırması ve Özürlülere Verilecek Sağlık Kurulu Raporları Hakkında Yönetmelik çerçevesinde düzenlenmiş sağlık kurulu raporu ve 20/02/2019 tarihinden sonra meydana gelecek kazalar içinse Erişkinler İçin Engellilik Değerlendirmesi Hakkında Yönetmelik hükümlerine uygun şekilde heyet rapor alınması gerekmektedir. (Benzer yönde Yargıtay 4. Hukuk Dairesi'nin 2021/6247 E - 2021/9135 K; 2021/5898 E - 2021/8467 K; 2021/4501 E - 2021/7401 K sayılı kararları) Açıklamalar ışığında eldeki dosyaya baktığımızda, kaza tarihi 08.06.2019 olup mahkemesince hükme esas alınan 29.05.2020 tarihli Adli Tıp Kurumu 2.İhtisas Kurulu Başkanlığı tarafından düzenlenen maluliyet raporunun, kaza tarihinde yürürlükte bulunan Erişkinler İçin Engellilik Değerlendirmesi Hakkında Yönetmelik hükümleri çerçevesinde düzenlendiği, davacının kalıcı maluliyetinin bulunmadığı, 9 aya kadar iyileşme süresinin bulunduğu, bu süreçte 1 ay başkasının bakımına muhtaç durumda olduğu anlaşılmakla rapor yerinde görülmüş, İskenderun Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 2019/218 Esas, 2020/250 Karar sayılı dosyada alınan maluliyet raporunun Yargıtay 4.Hukuk Dairesi'nin 2022/6637 Esas, 2025/8873 Karar sayılı ilamıyla onanmasına karar verilerek 29/05/2025 tarihinde kesinleşmiş olduğu ve dosyamız yönünden de bağlayıcı olduğu değerlendirilmekle davalı vekilinin bu yönlü istinaf başvurusunun reddine karar vermek gerekmiştir. Davalı vekilinin belirsiz alacak davası açılamayacağına ve faiz başlangıç tarihine yönelik istinaf başvurusunun incelenmesinde; Dava haksız fiile (trafik kazasından geçici iş göremezlik ve bakıcı giderine) dayalı maddi tazminat istemine ilişkin olup belirsiz alacak davası olarak açılmasında usul ve yasaya aykırı bir yön bulunmamaktadır. Diğer yandan sigorta şirketinin poliçe kapsamında sorumlu olduğu tazminatı 2918 sayılı KTK 99. maddesi gereğince başvuru tarihinden itibaren 8 iş günü içerisinde ödemesi gerekmektedir. Bu süre içinde ödeme yapılmaz ise bu süre sona erdikten sonra 9. gün sigorta şirketinin temerrüde düştüğü kabul edilir. Davacı tarafın davadan önce sigorta şirketine bir başvuruda bulunmaması halinde yada başvuru ispatlanmadığı hallerde davalı sigorta şirketinin dava tarihi itibari ile temerrüte düştüğü kabul edilerek bu tarihten itibaren faize hükmolunması gerekmektedir. Somut olayda, söz konusu zararın tazmini davacı vekili tarafından sigorta şirketine 05.07.2019 tarihinde gerekli evraklarla başvuru yapıldığı davacı tarafça sunulan belgelerden anlaşıldığına göre, hükmolunan tazminata başvuru tarihinden 8 iş günü sonrasına denk gelen tarih olan 18.07.2019 tarihinden itibaren yasal faiz uygulanmış olmasında herhangi bir yanlışlık bulunmamaktadır. Bu yönüyle davalı vekilinin istinaf başvurusu yerinde görülmemiştir. Davalı vekilinin müterafik kusura ilişkin istinaf başvurusunun incelenmesinde; Zararın meydana gelmesinde veya artmasında zarar görenin de kusurunun bulunması halinde söz konusu olan müterafik kusur 6098 sayılı TBK'nın md. 52. maddesinde (Borçlar Kanunu'nun 44.) düzenlenmiştir. Zarar görenin kusurunun, zararın meydana gelmesinde başlıca etken olması halinde zarar verenin sorumluluğunun kalkması söz konusu olabileceği gibi belirlenen kusura göre zarar ve ziyandan indirim yapılmasını da gerektirebilir. Müterafik kusur indiriminde her somut olayın özelliğine göre olayın meydana geliş tarzı ve zararın artmasında zarar görenin kusurlu davranışının sonuca etkisi değerlendirilerek uygun oranda bir indirim yapılmasını gerektirir. Karayolları Trafik Yönetmeliğinin 150/1-a bendi gereğince; motosikletle gerek sürücü gerekse de yolcu olarak seyir halinde iken zorunlu olan koruyucu ekipmanların kullanılmaması zararın doğmasına veya artmasına sebebiyet veren etkenlerdendir. Özellikle de motosiklet gibi bir araçla seyir halinde iken mevzuata göre yolcuların takmak zorunda olduğu koruma başlağı (kask) hayati öneme sahiptir. Bu nedenle davacının kaza anında kaskının bulunup bulunmadığı, buna göre müterafik kusuru olup olmadığının değerlendirilmesi gerekmiştir. Dosya kapsamından, davacının kask takıp takmadığının tespiti yapılamamış ise de, davacının sunulan maluliyet ölçüsünü belirtir raporun incelenmesinde yaralanmasının bacak bölgesinde olduğu, bu nedenle kask takılmamasının zararın artmasına sebebiyet vermediği anlaşıldığından müterafik kusur sebebiyle indirim yapılmaması yerindedir. Bu nedenle davalı vekilinin bu yöndeki istinaf sebebi yerinde görülmemiştir. HMK'nın 355. Maddesi gereği, kamu düzenine aykırılık teşkil eden hususlar hariç tutularak, istinaf neden ve gerekçeleri ile sınırlı olmak üzere yapılan incelemede; Açıklanan ve benimsenen nedenlerle dosya içeriğine, toplanan delillere, hükmün dayandığı yasal ve hukuksal gerekçeye göre, ilk derece mahkemesince davanın kabulüne karar verilmiş ise de, arabuluculuk ücreti yukarıda açıklandığı üzere ödenmiş olduğundan bu hususta yeniden karar verilmesine yer olmadığına karar verilmesi gerekirken yazılı şekilde karar verilmesi usul ve yasaya aykırı olduğundan, davalı vekilinin istinaf talebinin kısmen kabulü ile, HMK 353/1-b-2 maddeleri gereği ilk derece mahkemesi kararının düzelterek yeniden hüküm kurulmak üzere ortadan kaldırılmasına karar verilmesi gerekmiş ve aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur. HÜKÜM: Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere; 1-Davalı vekilinin istinaf başvurusunun KISMEN KABULÜ ile; a-6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanununun 353/1-b/2. maddesi hükmü uyarınca düzelterek yeniden esas hakkında karar verilmek üzere İskenderun Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 24/01/2023 tarih ve 2022/252 Esas, 2023/52 Karar sayılı kararının hüküm fıkrasının 4. BENDİNİN KALDIRILMASINA, b- Hüküm fıkrasının 4. bendinin, "4-Arabuluculuk ücretinin dairemizin kesinleşen 2021/522 Esas, 2022/649 Karar sayılı dosyası ile tahsiline karar verildiği anlaşıldığından yeniden alınmasına yer olmadığına,'' olarak DÜZELTİLMESİNE, c- İlk derece mahkemesi kararındaki diğer hükümlerin aynen muhafazasına, İstinaf giderleri açısından; 2-Davalı tarafça yatırılan istinaf karar harcının karar kesinleştiğinde ve talep halinde iadesine, 3-İstinaf aşamasında duruşma yapılmadığından istinaf incelemesi için vekalet ücreti takdirine yer olmadığına, 4-Davalı tarafından yapılan 154,50 TL istinafa dosya gönderme ücretinin davacıdan alınarak davalıya verilmesine, 5-Kesin olan işbu kararın taraflara tebliği, avans iade, harç iade ve harç tahsil işlemlerinin HMK'nın 359/3. maddesi gereğince İlk Derece Mahkemesince yerine getirilmesine, Dair, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun 362. maddesi gereğince; miktar itibari ile KESİN olmak üzere dosya üzerinde yapılan inceleme sonunda oy birliği ile karar verildi. 27.10.2025 Başkan Üye Üye Katip İş bu karar 5070 Sayılı Yasa hükümlerine uygun olarak elektronik imza ile imzalanmıştır