T.C. ANKARA BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ BAM 20. HUKUK DAİRESİ Esas-Karar No: 2023/1753 - 2025/1945 T.C. ANKARA BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 20. HUKUK DAİRESİ ESAS NO : 2023/1753 KARAR NO : 2025/1945 T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A K A R A R İNCELENEN KARARIN MAHKEMESİ : ANKARA 1. FİKRİ VE SINAİ HAKLAR HUKUK MAHKEMESİ TARİHİ : 10/01/2023 NUMARASI : 2021/98 E. - 2023/14 K. DAVANIN KONUSU : Marka Hükümsüzlüğü, Ticaret Unvanının Terkini Taraflar arasında görülen davada Ankara 1. Fikri ve Sı…
T.C. ANKARA BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ BAM 20. HUKUK DAİRESİ Esas-Karar No: 2023/1753 - 2025/1945 T.C. ANKARA BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 20. HUKUK DAİRESİ ESAS NO : 2023/1753 KARAR NO : 2025/1945 T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A K A R A R İNCELENEN KARARIN MAHKEMESİ : ANKARA 1. FİKRİ VE SINAİ HAKLAR HUKUK MAHKEMESİ TARİHİ : 10/01/2023 NUMARASI : 2021/98 E. - 2023/14 K. DAVANIN KONUSU : Marka Hükümsüzlüğü, Ticaret Unvanının Terkini Taraflar arasında görülen davada Ankara 1. Fikri ve Sınai Haklar Hukuk Mahkemesince verilen 10/01/2023 tarih ve 2021/98 E. - 2023/14 K. sayılı kararın Dairemizce incelenmesi asıl davada davacı birleşen davada davalı tarafından istenmiş ve istinaf dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü: TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMALARININ ÖZETİ: Asıl davada davacı birleşen davada davalı vekili, müvekkilinin 2014 yılında ulusal ve uluslararası alanda eğitim danışmanlığı, proje geliştirme, istihdam ve dijital pazarlama alanında faaliyet gösterdiğini, müvekkilinin 2020/27232, 2020/73594 , 2020/120609 sayılı ve "..." ibareli tescilli markalarının bulunduğunu, davalı Şirketin müvekkiline gönderdiği ihtarname ile 2000/24063 sayılı “...” ibareli markasına dayanarak, müvekkilinin markalarının terkinini talep ettiğini, davalının golf sporuna yönelik bir dernek olduğunu, ülkemizde neredeyse faaliyetinin dahi bulunmadığını, davalının Türkiye’de yerleşik tek üyesinin ... ... olduğunu, bu kulübün ise son organizasyonunun 2012 yılında gerçekleştirdiğini, yine Türkiye Golf Federasyonu nezdinde yapılan araştırmada da 5 yıl içerisinde davalının herhangi bir organizasyon gerçekleştirmediğinin tespit edildiğini, dava konusu markanın son 5 yıl içerisinde neredeyse hiç kullanılmadığını ileri sürerek davalı adına tescilli bulunan 2000/24063 sayılı markanın kullanılmaması nedeniyle iptaline karar verilmesini talep ve dava etmiş, birleşen davada da davacı yanın markasını hiç kullanmadığını, müvekkilinin markası ile davacı markasının farklı olduğunu savunarak, birleşen davanın reddini istemiştir. Asıl dava davalı birleşen davada davacı vekili, müvekkilinin 1901 senesinde kurulmuş dünyadaki en eski profesyonel golfçüler derneği sıfatını haiz olduğunu, 8000'den fazla üyesinin bulunduğunu ve 75 ülkede faaliyetlerinin olduğunu, müvekkilinin markalarını lisans vermek suretiyle de pek çok ülkede kullandırdığını, temel olarak spor ve eğitim hizmeti verdiğini, Türkiye’deki şubelerinde de bu hizmetlerin verildiğini, dava konusu markanın kullanıldığını savunarak asıl davanın reddini, birleşen davada da davalı adına tescilli bulunan 2020/27232 sayılı ve "... ..." ibareli markanın müvekkiline ait dünyanın çeşitli yerlerinde kullanılan, tescilli ve tanınmış olan 2000/24063 sayılı "..." ibareli markası ile ayniyet derecesinde benzer bulunduğunu, davalının ticaret unvanının asli unsurunun da müvekkilinin markasının asli unsuru ile aynı olduğunu ileri sürerek, 2020/27232 sayılı markanın hükümsüzlüğü ile davalının ticaret unvanının terkinine karar verilmesini talep ve dava etmiştir. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARININ ÖZETİ:Mahkemece, asıl davada dava konusu markanın davalı yanın, ülkemizde ... ... A.Ş. ile ticari ortaklık içerisinde hareket ettiği, bu firmanın golf sporu ve organizasyonlarına yönelik faaliyetlerinde “... ...” ibaresini, markasal nitelik arz edecek şekilde uzun yıllardır kullandığı, buna dair dosya kapsamına sunulan delillerin bir kısmı yalnızca yurt dışı tüketicilere etki eder nitelikteki belgeler ise de büyük bir kısım delilin de anılan markanın kullanımlarının ülkemiz tüketicisine de doğrudan etki eder niteliğini ortaya koyduğu, sunulan deliller bir bütün olarak değerlendirildiğinde, davalı yanın “...” markasının kullanımlarının esasen golf sporuna yönelik etkinlik, organizasyon, tesis sağlama, eğitim, tanıtım ve sportif faaliyetlere yönelik olduğunun anlaşıldığı, bunun dışında davalının doğrudan markasal kullanımlarının mevcut olduğu yönünde bir kanaate varılamadığı, hal böyleyken mezkur kullanımların, dava konusu 2000/24063 sayılı marka kapsamındaki “spor ve kültürel etkinlikler düzenleme hizmetleri, golf sporuyla ilgili eğitim, sportif ve kültürel etkinlikler düzenleme hizmetleri, golf turnuvaları ve yarışmaları düzenleme hizmetleri, golf tesisleri sağlama hizmetleri, golf sporuyla ve golf oyuncularıyla ilgili dergiler ve matbuat yayınlama hizmetleri, golf sporuyla ilgili bilgi sağlama hizmetleri, golf ile ilgili profesyonel bilgi verme ve danışmanlık hizmetleri” hizmetlerinde ciddi ve markasal kullanımları göstermeye elverişli olduğu, davalı markası kapsamındaki sair hizmetlerde ise davalının ciddi, süreklilik arz eden ve doğrudan “...” ibaresinin markasal kullanımlarını taşır bir kullanımının mevcut olmadığı gerekçesiyle asıl davanın kısmen kabulü ile davalı adına tescilli 2000/24063 sayılı ...+Şekil ibareli markanın "spor ve kültürel etkinlikler düzenleme hizmetleri, golf sporuyla ilgili eğitim, sportif ve kültürel etkinlikler düzenleme hizmetleri, golf turnuvaları ve yarışmaları düzenleme hizmetleri, golf tesisleri sağlama hizmetleri, golf sporuyla ve golf oyuncularıyla ilgili dergiler ve matbuat yayınlama hizmetleri, golf sporuyla ilgili bilgi sağlama hizmetleri, golf ile ilgili profesyonel bilgi verme ve danışmanlık hizmetleri” dışında kalan tüm mal ve hizmetler yönünden kullanmama nedeniyle iptaline, Fazlaya ilişkin istemlerin reddine, birleşen davada da 2020/27232 sayılı ve "..." ibareli davalı markası ile davacı yanın 2000/24063 sayılı ve "..." ibareli markası arasında, dava konusu marka kapsamında yer alan 16. sınıftaki “Basılı yayınlar, basılı evrak: kitaplar, dergiler, gazeteler, faturalar, irsaliyeler, gelir makbuzları, takvimler, posterler, fotoğraflar, afişler, tablolar, çıkartmalar, pullar. Kırtasiye, büro, eğitim-öğretim, yazım, çizim, resim ve sanatçılar için malzemeler (mobilyalar ve cihazlar hariç):”malları, 35.sınıftaki “Müşterilerin malları elverişli bir şekilde görmesi ve satın alması için Koruyucu amaçlı olanlar hariç her türlü malzemeden yapılmış iç-dış giysiler, çoraplar, fularlar, şallar, bandanalar, eşarplar, kemerler. Ayak giysileri: ayakkabılar, terlikler, sandaletler. Baş giysileri: şapkalar, kasketler, bereler, takkeler, kepler. mallarının bir araya getirilmesi hizmetleri; (belirtilen hizmetler perakende, toptan satış mağazaları, elektronik ortamlar, katalog ve benzeri diğer yöntemler ile sağlanabilir.), 41. Sınıftaki “Eğitim ve öğretim hizmetleri. Sempozyum, konferans, kongre ve seminer düzenleme, idare hizmetleri. Spor, kültür ve eğlence hizmetleri (sinema, spor karşılaşmaları, tiyatro, müze, konser gibi kültür ve eğlence etkinlikleri için bilet sağlama hizmetleri dahil). Dergi, kitap, gazete v.b.gibi yayınların basıma hazır hale getirilmesi, okuyucuya ulaştırılmasına ilişkin hizmetler”; 42. Sınıftaki “Bilimsel ve sınai inceleme, araştırma hizmetleri; Bilgisayar hizmetleri: bilgisayar programlama, bilgisayarı virüse karşı koruma, bilgisayar sistem tasarımı, başkaları adına web sitelerinin tasarlanması, bakımı ve güncelleştirilmesi, yazılım tasarımı, kiralanması ve güncelleştirilmesi, internet arama motoru sağlama, hosting, bilgisayar donanımları alanında danışmanlık, bilgisayar donanımlarının kiralanması hizmetleri. Bu sınıfa dahil olup mühendislik, mimarlık, bilgisayar hizmetleri kapsamına girmeyen her türlü tasarım hizmetleri; “ ve 45. Sınıftaki “Hukuki hizmetler (sınai ve fikri mülkiyet hakları konusunda danışmanlık hizmetleri dahil).” hizmetleri açısından SMK'nın 6/1 maddesi anlamında iltibas bulunduğu, dava konusu marka kapsamında farklı olarak yer alan emtia bakımından SMK'nın 6/5 maddesi koşullarının oluşmadığı, birleşen dosya davalısının ticaret unvanının “... ...” kısmını, ticaret unvanının kalanından bağımsızlaştırarak ve markasal nitelik arz edecek şekilde kullanıma konu ettiği, davalının bu kullanımlarında 2020/27232 sayılı ... şeklindeki logosunun kullandığı gibi bu logodan bağımsız tamamen düz yazı şeklinde “... ...” ibarelerini de kullandığı,bu mahiyetteki bir kullanımın, davalı yanın ticaret unvanı kapsamında kalan bir kullanım olarak değil, ticaret unvanının kapsamının ötesinde markasal bir kullanım olarak değerlendirilmesi gerektiği, davalı yanın eğitim danışmanlığı, proje geliştirme, istihdam ve dijital pazarlama alanında faaliyet göstermek amaçlarına yönelik faaliyetleri olduğu gözetildiğinde, bu faaliyetlerinin birleşen dosya davacısının tescilli markası kapsamındaki faaliyetler ile örtüştüğü/benzeştiği, bu durumun davacı tescilli markasından doğan hakları ihlal edebilecek sonuçlar yaratabileceği gerekçesiyle birleşen davanın kısmen kabulü ile davalı adına tescilli 2020/27232 sayılı ...+Şekil ibareli markanın 16.sınıftaki “Basılı yayınlar, basılı evrak: kitaplar, dergiler, gazeteler, faturalar, irsaliyeler, gelir makbuzları, takvimler, posterler, fotoğraflar, afişler, tablolar, çıkartmalar, pullar. Kırtasiye, büro, eğitim-öğretim, yazım, çizim, resim ve sanatçılar için malzemeler (mobilyalar ve cihazlar hariç):”; 35. Sınıftaki “Müşterilerin malları elverişli bir şekilde görmesi ve satın alması için Koruyucu amaçlı olanlar hariç her türlü malzemeden yapılmış iç-dış giysiler, çoraplar, fularlar, şallar, bandanalar, eşarplar, kemerler. Ayak giysileri: ayakkabılar, terlikler, sandaletler. Baş giysileri: şapkalar, kasketler, bereler, takkeler, kepler. mallarının bir araya getirilmesi hizmetleri; (belirtilen hizmetler perakende, toptan satış mağazaları, elektronik ortamlar, katalog ve benzeri diğer yöntemler ile sağlanabilir.); 41. Sınıftaki “Eğitim ve öğretim hizmetleri. Sempozyum, konferans, kongre ve seminer düzenleme, idare hizmetleri. Spor, kültür ve eğlence hizmetleri (sinema, spor karşılaşmaları, tiyatro, müze, konser gibi kültür ve eğlence etkinlikleri için bilet sağlama hizmetleri dahil). Dergi, kitap, gazete v.b.gibi yayınların basıma hazır hale getirilmesi, okuyucuya ulaştırılmasına ilişkin hizmetler”; 42. Sınıftaki “Bilimsel ve sınai inceleme, araştırma hizmetleri; Bilgisayar hizmetleri: bilgisayar programlama, bilgisayarı virüse karşı koruma, bilgisayar sistem tasarımı, başkaları adına web sitelerinin tasarlanması, bakımı ve güncelleştirilmesi, yazılım tasarımı, kiralanması ve güncelleştirilmesi, internet arama motoru sağlama, hosting, bilgisayar donanımları alanında danışmanlık, bilgisayar donanımlarının kiralanması hizmetleri. Bu sınıfa dahil olup mühendislik, mimarlık, bilgisayar hizmetleri kapsamına girmeyen her türlü tasarım hizmetleri; “ ve 45. Sınıftaki “Hukuki hizmetler (sınai ve fikri mülkiyet hakları konusunda danışmanlık hizmetleri dahil).” mal ve hizmet sınıfları yönünden hükümsüzlüğüne ve sicilden terkinine, fazlaya ilişkin bütün istemlerin reddine karar verilmiştir. İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ: Asıl davada davacı birleşen davada davalı vekili, asıl davanın konusu markanın sahibi davalı şirketin İngiltere'de mukim golf sporu ile ilgili bir dernek olduğunu, Türkiye’de neredeyse hiçbir faaliyeti bulunmayan davalının dava konusu markayı da Türkiye sınırları içerisinde neredeyse hiç kullanmadığını, davalının Türkiye’de yerleşik tek üyesinin ... Kulübünün olduğu, söz konusu kulübün ise son organizasyonunun 2012 yılında gerçekleştirdiğini, yine Türkiye Golf Federasyonu nezdinde yapılan araştırmada da son 5 yıl içerisinde davalının herhangi bir organizasyon gerçekleştirmediğinin tespit edildiğini, mahkemece dava konusu markanın kullanıldığı kabul edilen mal ve hizmetler yönünden davalının kullanıma dair hiçbir delil sunamadığını, birleşen davada davacının mesnet markasının asıl davada kullanılmaması nedeniyle kısmen iptaline karar verildiğini, iptaline karar verilen bir markaya dayalı olarak iltibas nedeniyle hükümsüzlük isteminde bulunulmayacağını, öte yandan birleşen davanın konusu olan müvekkiline ait marka ile birleşen davada davacının mesnet markası arasında gerek işaretler bakımından gerekse de mahkemece emtia benzerliğinin gerçekleştiği kabul edilen mal ve hizmetler yönünden SMK'nın 6/1 maddesi anlamında benzerlik bulunmadığını ileri sürerek, ilk derece mahkemesi kararının kaldırmasını asıl davanın kabulü ile birleşen davanın reddini istemiştir. GEREKÇE :Asıl dava, kullanmama nedenine dayalı marka iptali, birleşen dava ise marka hükümsüzlüğü ve ticaret unvanının terkini istemlerine ilişkindir. İnceleme, 6100 sayılı HMK'nın 355. madde hükmü uyarınca istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak ve kamu düzenine aykırı hususların olup olmadığı gözetilerek yapılmıştır. 6100 sayılı HMK’nın 294. maddesi gereğince mahkeme, yargılamanın sona erdiği duruşmada hükmü vererek tefhim eder. Hükmün tefhimi, her halde hüküm sonucunun duruşma tutanağına geçirilerek okunması suretiyle olur. Zorunlu nedenlerle sadece hüküm sonucunun tefhim edildiği hallerde, gerekçeli kararın tefhim tarihinden başlayarak bir ay içinde yazılması gerekir. HMK’nın 298/2. maddesi gereğince de gerekçeli karar, tefhim edilen hüküm sonucuna aykırı olamaz. Kararın gerekçesi ile hükmün de birbirine uyumlu olması gerektiği gibi gerekçenin de kendi içinde tutarlı olması zorunludur. Zira, gerekçeli kararın kendi içinde çelişkili olması halinde hükmün denetlenmesi mümkün olmayacaktır. Anılan husus kamu düzeni ile ilgili olup, gözetilmesi yasa ile hakime yükletilmiş bir ödevdir. Öte yandan, kararın gerekçesi ile hüküm arasındaki ya da gerekçenin kendi içindeki çelişkiye cevaz verilmemesinin amacı, kamunun mahkemelere olan güveninin sarsılmamasına yöneliktir. Yargıtay Hukuk Genel Kurulu'nun 2009/19-109 Esas ve 2009/123 Karar sayılı ilamında değinildiği üzere, 10.04.1992 tarih, 1991-7 Esas 1992-4 Karar sayılı Yargıtay İçtihadı Birleştirme Kararı, hakimin tefhim etmiş olduğu kısa kararla gerekçeli kararın uyum içinde olması gerektiğini öngörmektedir. Yargı erkinin görev ve yetkisi, Anayasa ile yasaları amaçlarına uygun olarak yorumlayıp uygulamak, keza İçtihadı Birleştirme Kararlarının bağlayıcılığını gözetmekten ibarettir. Kısa kararla gerekçeli karar ve hüküm arasındaki çelişkiye cevaz verilmemesinin amacı, kamunun mahkemelere olan güveninin sarsılmamasına yöneliktir. Tefhim edilen hüküm başka, gerekçeli karardaki hüküm veya gerekçe başka ise bu durumun, mahkemelere olan güveni sarsacağı tartışmasızdır. İçtihadı Birleştirme Kararında bu konuya çok büyük bir önem verilmiş, çelişkinin varlığı tespit edildiği takdirde, başka hiçbir incelemeye gerek görülmeksizin ve tarafların bu konuyu temyiz sebebi yapıp yapmadıklarına bakılmaksızın, kararın salt bu nedenle bozulması gerektiğine işaret edilmiştir. Somut uyuşmazlıkta da ilk derece mahkemesince, hükmün gerekçe kısmında birleşen davada davalının ticaret unvanında yer alan "..." ibaresinin birleşen davada davacının tescilli markasından doğan hakları ihlal ettiği ve bu bağlamda birleşen davadaki davalının ticaret unvanının terkini istemi yerinde bulunmasına rağmen hüküm kısmında birleşen davadaki bu talebi de kapsar şekilde fazlaya ilişkin bütün istemlerin reddine karar verilerek gerekçe ile hüküm arasında çelişkiye yol açılmıştır. Bu husus, az yukarıda açıklanan kararın gerekçesi ile hükmün birbirine uyumlu bulunmasına ilişkin ilke ve yasa hükümlerine aykırıdır. O halde, gerekçeli kararda yaratılan çelişki giderilecek şekilde yeniden bir karar verilmesi zorunlu olduğundan, usul ve yasaya aykırı olan hükmün kaldırılması gereklidir. Kabule göre de, Yargıtay 11. Hukuk Dairesi'nin 01.03.2013 tarih, 2012/1496 Esas- 2013/3805 Karar sayılı ilamında da açıklandığı üzere kullanmama nedeniyle iptal kararı, iptal davasının açıldığı tarihten itibaren etkili olup talep edilmesi ve iptale yol açan sebebin daha önceki bir tarihte gerçekleştiğinin belirlenebilmesi halinde, iptal hükmünün geçmişe yönelik etkisinin tespit edilecek bu tarihten başlatılması da mümkündür. Somut olayda da birleşen davada davacının mesnet 2000/24063 sayılı markasının, asıl davada kullanmama nedenine dayalı olarak iptali talep edilmiş, mahkemece de asıl davada bahsi geçen markanın bir kısım mal ve hizmetler yönünden kullanmama nedeniyle iptaline karar verilmiştir. Bu duruma ve birleşen dava, asıl dava tarihinden sonra açıldığına göre, birleşen davada, davacının mesnet markası olan 200/24063 sayılı marka ile birleşen davada hükümsüzlüğü talep edilen 2020/27232 sayılı markaların iltibas iddiası bakımından yapılan karşılaştırmasında, 2000/24063 sayılı markanın asıl davada kullanmama nedeniyle iptaline karar verilen mal ve hizmetler dikkate alınarak, bu mal ve hizmetlerle benzer olan mal ve hizmetler yönünden de 2020/27232 sayılı markanın hükümsüzlüğüne karar verilmesi de doğru olmamıştır. Her ne kadar bölge adliye mahkemeleri, hukuki denetimin yanında aynı zamanda maddi vakıa incelemesi de yaparak, tahkikat sonucuna göre yeniden esas hakkında hüküm kurabilir ya da yargılamada eksiklik bulunmamakla beraber, kanunun olaya uygulanmasında hata edilip de yeniden yargılama yapılmasına ihtiyaç duyulmadığı takdirde, veyahut kararın gerekçesinde hata edilmiş ise düzelterek yeniden esas hakkında karar verebilirse de somut olayda, hükmün gerekçesi ile hüküm arasında çelişki olduğundan, ortada hukuki ve maddi vakıa denetimine elverişli bir hüküm bulunmamaktadır. Bu nedenle Dairemizce davanın yeniden görülüp yeni bir karar verilmesi için ilk derece mahkemesine ait kararın esası incelenmeden kaldırılmasına ve HMK'nın 353/1-a-6 maddesi uyarınca dosyanın ilk derece mahkemesine gönderilmesine karar vermek gerekmiş, aşağıdaki şekilde hüküm tesis edilmiştir. HÜKÜM : Gerekçesi yukarıda belirtildiği üzere; 1-Asıl davada davacı birleşen davada davalı vekilinin istinaf başvurusunun HMK'nın 353/1-a-6 maddesi gereğince KABULÜ ile Ankara 1. Fikri ve Sınai Haklar Hukuk Mahkemesince verilen 10/01/2023 gün ve 2021/98 E. - 2023/14 K. sayılı kararın KALDIRILMASINA, 2-Dosyanın, davanın yeniden görülmesi için mahkemesine İADESİNE, 3-Asıl davada davacı birleşen davada davalı vekilinin diğer istinaf itirazlarının bu aşamada incelenmesine yer olmadığına, 4-Asıl davada davacı birleşen davada davalı tarafından istinaf başvurusunda her iki dava yönünden ayrı ayrı peşin olarak yatırılan 179,90'ar-TL maktu istinaf karar ve ilam harcının istek halinde davacı karşı davalıya ayrı ayrı iadesine, 5-İstinaf aşamasında duruşma açılmadığından taraflar lehine vekalet ücreti takdirine yer olmadığına, 6-İstinaf aşamasında yapılan yargılama giderlerinin ilk derece mahkemesince yapılacak yargılamada değerlendirilmesine, 7-Kararın tebliği ve harç işlemlerinin yerel mahkeme tarafından yaptırılmasına, Dair, dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda oy birliği ile 17/10/2025 tarihinde HMK 353/1-a-6 maddesi uyarınca KESİN olmak üzere karar verildi. GEREKÇELİ KARARIN YAZILDIĞI TARİH : 28/10/2025 Başkan Üye Üye Katip Bu belge 5070 sayılı Yasa hükümlerine göre elektronik olarak imzalanmıştır.