Hukuk Genel Kurulu 2011/4-671 E. , 2011/809 K. "" MAHKEMESİ : Yargıtay 4.Hukuk Dairesi (İlk Derece) TARİHİ : 03/05/2011 Taraflar arasındaki tazminat davasının yapılan incelemesi sonucunda ilk derece mahkemesi sıfatıyla Yargıtay 4. Hukuk Dairesince; “……… DAVA : Dava dilekçesinde, davacının soruşturma aşamasında Devlet'in güvenliğine ilişkin belgeleri hile ile almak isnadı ile tutuklandığı; ancak, hakkında açılan kamu davasında hukuka aykırı olarak kişisel verilerin kaydedilmes…
**Hukuk Genel Kurulu 2011/4-671 E. , 2011/809 K.** **"İçtihat Metni"** MAHKEMESİ : Yargıtay 4.Hukuk Dairesi (İlk Derece) TARİHİ : 03/05/2011 Taraflar arasındaki tazminat davasının yapılan incelemesi sonucunda ilk derece mahkemesi sıfatıyla Yargıtay 4. Hukuk Dairesince; “……… DAVA : Dava dilekçesinde, davacının soruşturma aşamasında Devlet'in güvenliğine ilişkin belgeleri hile ile almak isnadı ile tutuklandığı; ancak, hakkında açılan kamu davasında hukuka aykırı olarak kişisel verilerin kaydedilmesi ve silahlı örgüt üyesi olmakla suçlandığı; tutuklandığı suçtan dava açılmaması karşısında, iddianamenin düzenlenmesi ile derhal salıverilmesi gerektiği; buna rağmen, kasıtlı olarak 3 yıldır tutuklu durumunda bulunduğu ileri sürülerek; ayrı ayrı 10.000,00-TL manevi tazminata hükmedilmesi talep olunmuştur. CEVAP : Cevap dilekçesinde, CMK'nun 141-144. maddeleri uyarınca Ağır Ceza Mahkemesi'nin görevli bulunduğu; hakimler aleyhine bu şekilde tazminat davası açılmasının Anayasa'ya aykırı olduğu; kararlarda yasal ve yeterli gerekçenin gösterildiği; davanın izaç amacını taşıdığı savunulmuştur. Yargılama aşamasında, dava dilekçesi 6110 sayılı Yasa uyarınca Hazine'ye tebliğ edilmiştir. Dahili davalı Hazine vekili tarafından verilen dilekçede; dava konusu edilen işlemin kesinleşmediği ve davanın dinlenilebilir olmadığı; esası bakımından da, davanın reddi gerektiği savunulmuştur. GEREKÇE : T.C. Anayasası’nın “Kişi hürriyeti ve güvenliği” başlıklı 19/3, 6, 7 ve son. maddesinde; suçluluğu hakkında kuvvetli belirti bulunan kişilerin, ancak kaçmalarını, delillerin yok edilmesini veya değiştirilmesini önlemek maksadıyla veya bunlar gibi tutuklamayı zorunlu kılan ve kanunda gösterilen diğer hallerde hakim kararıyla tutuklanabilecekleri, tutuklanan kişilerin, makul süre içinde yargılanmayı, soruşturma veya kovuşturma sırasında serbest bırakılmayı isteyebileceği, hürriyeti kısıtlanan kimselerin kısa sürede durumu hakkında karar verilmesini ve bu kısıtlamanın kanuna aykırılığı halinde hemen serbest bırakılmasını sağlamak amacıyla yetkili yargı merciine başvurma hakkına sahip olduğu, bu esaslar dışında işleme tabi tutulanların uğradıkları zararın, tazminat hukukunun genel prensiplerine göre Devletçe ödeneceği hükmü yer almaktadır. Keza Anayasa’nın 40/3. maddesinde de kişinin, resmi görevliler tarafından meydana getirilen haksız işlemler sonucu uğradığı zararının kanuna göre Devletçe tazmin edileceği öngörülmüştür.