12. Hukuk Dairesi 2022/13712 E. , 2023/4335 K. MAHKEMESİ :İcra Ceza Mahkemesi SAYISI : 2018/439 E., 2021/483 K. HÜKÜM/KARAR : Davanın Reddine Taraflar arasındaki , davalı üçüncü kişinin İİK'nın 89/1 haciz ihbarnamesine itirazının haksız olduğundan bahisle İİK'nın 338 inci maddesi gereğince sanıkların cezalandırılmaları ve davalının tazminata mahkum edilmesi talepli davasından dolayı yapılan yargılama sonunda, İlk Derece Mahkemesince sanıkların ayrı ayrı beraatlerine ve tazmin…
**12. Hukuk Dairesi 2022/13712 E. , 2023/4335 K.** **"İçtihat Metni"** MAHKEMESİ :İcra Ceza Mahkemesi SAYISI : 2018/439 E., 2021/483 K. HÜKÜM/KARAR : Davanın Reddine Taraflar arasındaki , davalı üçüncü kişinin İİK'nın 89/1 haciz ihbarnamesine itirazının haksız olduğundan bahisle İİK'nın 338 inci maddesi gereğince sanıkların cezalandırılmaları ve davalının tazminata mahkum edilmesi talepli davasından dolayı yapılan yargılama sonunda, İlk Derece Mahkemesince sanıkların ayrı ayrı beraatlerine ve tazminatın talebinin reddine karar verilmiştir. Kararın şikayetçi vekilince temyiz edilmesi üzerine, Yargıtay 19. Ceza Dairesinin 11.07.2018 tarihli ve 2016/9793 Esas, 2018/8450 Karar sayılı kararı ile mahkeme kararının tazminat kararı yönünden bozulmasına karar verilmiştir. Mahkemece bozmaya uyularak yeniden yapılan yargılama sonucunda; tazminat isteminin reddine, karar verilmiştir. Mahkeme kararı davacı vekili tarafından temyiz edilmekle; Tetkik Hâkimi ... tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü: I. DAVA 1.Davacı/ alacaklı vekili dava dilekçesinde; borçlu ...Plastik Kağıt Ambalaj San.ve Tic. Ltd. Şti.'nin alacaklıya borcundan dolayı başlatılan icra takibinin kesinleştiğini, davalı üçüncü şahıs şirkete 89/1 haciz ihbarnamesi gönderildiğini, itiraz edilmediğini, ikinci haciz ihbarnamesi gönderildiğini, 23.01.2014 tarihinde itiraz edildiğini, davalı şirket ile borçlu şirketin yetkilisinin aynı sanık ... olduğunu, her iki şirketin aynı iş kolunda birbirleriyle büyük çaplı ticari faaliyet yaptıklarını, Ankara 17. İcra Dairesinin 2012/1655 Esas sayılı dosyasında icra takibi yapıldığını, Ankara 16. İcra Hukuk Mahkemesinin 2012/129 Esas sayılı dosyasında imzaya itiraz edildiğini, imzalardan birinin sanık ...'e ait olduğunu, fakat diğer sanık ...'e ait olmadığının belirtildiğini, Ankara 7. Asliye Ticaret Mahkemesinin 2012/554 Esas sayılı dosyasında, sanık ...'in borçlunun davalı şirketten alacaklı olduğunu kabul ettiğini, muhasebe kayıtlarına göre 500.000,00 TL alacağı olduğunu, borcuna karşılık KDV'siyle birlikte 590.000,00 TL için on adet senet düzenlendiğini, davacı alacaklıya bu on senetten 59.000,00'ar TL'lik iki senedin verildiğini, bunlardan birisinin ödendiğini, diğerinin Ankara 17. İcra Dairesi ve Ankara 16. İcra Hukuk Mahkemesinin 2012/129 Esas sayılı dosyası ile Ankara 7. Asliye Ticaret Mahkemesinin 2012/554 Esas sayılı dosyasına konu edildiğini, bu davanın da reddedildiğini, sanıkların hakikate muhalif beyanda bulunmak suçundan İİK'nun 338 inci maddesi gereğince cezalandırılmalarına, davalıdan 50.050,00 TL alacağın tahsiline, %40'tan aşağı olmamak üzere kötüniyet tazminatının tahsiline karar verilmesini talep etmiştir. II. CEVAP 1.Davalı/üçüncü kişi vekili cevap dilekçesinde özetle; sanıkların beraatine ve tazminat talebinin reddine karar verilmesini istemiştir. III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI Mahkemenin 21.05.2015 tarihli ve 2014/78 Esas, 2015/198 Karar sayılı kararı ile; ceza yönünden suçun suç tarihinden itibaren üç aylık hak düşürücü süre içinde şikayet edilmesi gerektiği gibi, tazminat davası yönünden de suç tarihinden itibaren bu hak düşürücü süre içinde bu dava açılması gerektiğinden, somut olayda davalının suç tarihinin hacze itiraz ettiği 24.09.2013 tarihi olduğu, mahkemece şikayet edilen bu davanın 27.02.2014 tarihi itibariyle üç aylık hak düşürücü sürenin geçtiği, bu sebeplerle süresi içinde dava edilmediğinden davacının davasının hak düşürücü süre içinde açılmadığından reddine karar verildiği, bu sebeplerle ceza yargılamasında sanıklar lehine düşme kararı verilmesi gerekirse de, daha lehine olan suç unsurları oluşmadığından sanıkların beraatine, hukuk yargılamasında ise öncelikle davanın hak düşürücü süre içinde açılmadığından davanın reddine karar verilmiştir. IV. TEMYİZ A. Temyiz Yoluna Başvuranlar İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı/müşteki vekili temyiz isteminde bulunmuştur. V. BOZMA VE BOZMADAN SONRAKİ YARGILAMA SÜRECİ A. Bozma Kararı Yargıtay 19. Ceza Dairesinin 11.07.2018 tarihli ve 2016/9793 Esas, 2018/8450 Karar sayılı "...Her iki sanık yönünden Hakikate Aykırı Beyanda Bulunmak suçundan kurulan hükümlerin onanmasına, Tazminat Talebi Yönünden Yapılan İncelemede;...Asıl borçlu Poleks ... Ltd. Şti. ile 3.şahıs Tripolimer Çevre ve Biyolojik Çözüm Teknolojileri San. ve Tic. A.Ş.'e ait defter ve kayıtlar üzerinde karşılaştırmalı olarak bilirkişi incelemesi yaptırılarak, üçüncü şahıs Tripolimer Çevre ve Biyolojik Çözüm Teknolojileri San. ve Tic. A.Ş.'nin, birinci haciz ihbarnamesinin tebliğ tarihi itibariyle asıl borçlu Poleks ... Ltd. Şti.'ne kesinleşmiş ve muaccel bir borcu bulunup bulunmadığı tespit edilmeden, eksik inceleme ile yazılı şekilde davanın reddi kararı verilmesi,..." gerekçesiyle mahkeme kararı bozulmuştur. B. Mahkemece Bozmaya Uyularak Verilen Karar Mahkemenin 30.09.2021 tarihli ve 2018/439 Esas, 2021/483 Karar sayılı kararı ile; Yargıtay 19. Ceza Dairesinin 11.07.2018 tarih ve 2016/9793 Esas 2018/8450 Karar sayılı bozma ilamında haciz ihbarnamesinin tebliği tarihi itibariyle üçüncü şahıs Tripolimer Çevre ve Biyolojik Çözüm Tek. San. ve Tic. A.Ş.'nin, asıl borçlu ...Plastik Kağıt Amb. San. Ve Tic. Ltd. Şti.’ye kesinleşmiş ve muaccel bir borcu bulunup bulunmadığı hususunda her iki şirkete ait defter ve belgeler üzerinde karşılaştırmalı bilirkişi incelemesi yaptırılarak sonucuna göre hukuki durumun tespit edilmesine karar verildiği, mahkemenin 11.02.2021 tarihli ara kararı gereğince ''taraflara borçlu 3. kişi şirketin ticari defter ve kayıtlarını sunmaları için 2 haftalık kesin süre verilmesine, sunulmadığı takdirde bu delile dayanmaktan vazgeçilmiş sayılacağının ve mevcut delil durumuna göre karar verileceğinin ihtarına, (ihtar yapıldı)'' karar verildiği, taraf vekillerince ticari defterlerin sunulmadığı, bilançolar ve dosya kapsamına göre rapor hazırlanması için dosyanın bilirkişiye tevdi edildiği, mahkemece alınan 02.08.2021 tarihli bilirkişi raporunda ticari defterler olmadığından bilançolar ve dosyadaki mevcut delil durumuna göre alacak ve borca ilişkin tespitin yapılamadığı, ihtarname kapsamında dosyanın mevcut hali ile tazminat borcu sabit olmadığı, kaldı ki somut olayda; gerçeğe aykırı beyanda bulunma suçunun oluşmadığı gözetildiğinde, ortada bir haksız fiil bulunmadığından (Yargıtay 12HD.'nin 03/04/2019 tarih, 2019/4791 esas, 2019/5385 karar nolu ilamı) tazminat talebinin bu nedenlerle de reddi gerektiğinden hukuk davası yönünden davanın reddine karar verilmiştir. VII. TEMYİZ A. Temyiz Yoluna Başvuranlar Mahkemenin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı vekili temyiz isteminde bulunmuştur. B. Temyiz Sebepleri Davacı vekili temyiz dilekçesinde; Yargıtay bozma ilamı sonrası mahkemenin yaptığı işlemlerde kaybolduğu belirtilen ticari defterlerin iş bu dosya içinde ve diğer ilgili mahkeme dosyalarında ise şirketin açıklayıcı bilançoları olmasına rağmen, tarafların belge sunmamaları nedeniyle davanın reddedilmesinin hukuki hakikate aykırı bir karar olduğunu, takip borçlusu olan ...Plastik Kağıt Ambalaj San.ve Tic.Ltd. Şti. isimli firmanın, haciz ihbarnamesine itiraz eden üçüncü kişi Tripolimer Çevre ve Biyolojik Çözüm Teknolojileri San.ve Tic.A.Ş.’den alacağı olduğunu, devam eden tüm davalarda alınan bilirkişi raporları ve de bozma öncesinde yapılmış bilirkişi incelemelerinde, şirket kayıtlarının hukuka aykırı biçimde gerekçesiz biçimde silinmiş olduğunun saptandığını, her iki firmanın da genel müdürü, yönetim kurulu başkanı ve büyük ortağı olan ... isimli kişinin dahi alacak ilişkisini inkar etmemekte olduğunu, bilirkişi raporları ile haciz ihbarnamesine itiraz eden üçüncü kişi firmanın itirazının haksız olduğunun anlaşıldığını, üçüncü kişinin gerçekte takip borçlusuna 573.100,00 TL borcu olmasına rağmen, muhasebe kayıtlarında yaptığı tahrifatla bu borcu kayıtlarından hukuk dışı yöntemlerle silmiş olduğunu, bilirkişi raporu ile bu hususun ortaya çıktığını ve mahkeme kararında da bu hususun kabul edildiğini, önceki mahkeme kararında, alacağın varlığına rağmen bu tür davalarda üç aylık hak düşürücü sürenin uygulanması gerektiğinden hareketle gerekçe kurulduğunu, Yargıtay bozma ilamı sonucu yapılan incelemede ticari defterlerin sunulamamış olmasının gerçekte 573.100,00 TL borcu olmasına rağmen, bilahare muhasebe kayıtlarında yaptıkları tahrifatla bu borcu kayıtlarından hukuk dışı yöntemlerle silinmiş olduğunun, bilirkişi raporu, Ankara 7. Asliye Ticaret Mahkemesinin 2012/554 Esas sayılı dosyasından alınan ve davaya kazandırılmış olan bilirkişi raporu ve en nihayet bozma öncesi mahkeme kararında da kabul edilmiş bir husus olduğunu, böylesi bir durumda kaybolan ticari defter üzerine usuli yönü ile hareket ederek davanın reddine karar verilmesinin doğru olmadığını ileri sürerek mahkeme kararının bozulması istemi ile temyiz yoluna başvurmuştur. C. Gerekçe 1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme Uyuşmazlık, davalı üçüncü kişinin İİK'nın 89/1 inci haciz ihbarnamesine itirazının haksız olduğundan bahisle İİK'nın 89/4 üncü maddesi gereğince davalının tazminata mahkum edilmesi istemine ilişkindir. 2. İlgili Hukuk 2004 sayılı İcra İflas Kanununun (2004 sayılı Kanun) 338 ve 89 uncu maddesinin birinci fıkrası, 89uncu maddesinin dördüncü fıkrası 3. Değerlendirme 1.2004 sayılı İİK’nın 89 uncu maddesinin birinci ve ikinci fıkralarında; “Hamiline ait olmayan veya cirosu kabil bir senetle müstenit bulunmayan alacak veya sair bir talep hakkı veya borçlunun üçüncü şahıs elindeki taşınır bir malı haczedilirse icra memuru; borçlu olan hakiki veya hükmi şahsa bundan böyle borcunu ancak icra dairesine ödeyebileceğini ve takip borçlusuna yapılan ödemenin muteber olmadığını veya malı elinde bulunduran üçüncü şahsa bundan böyle taşınır malı ancak icra dairesine teslim edebileceğini, malı takip borçlusuna vermemesini, aksi takdirde malın bedelini icra dairesine ödemek zorunda kalacağını bildirir. Bu haciz ihbarnamesinde, ayrıca 2, 3 ve 4. fıkra hükümleri de üçüncü şahsa bildirilir. Üçüncü şahıs; borcu olmadığı veya malın yedinde bulunmadığı veya haciz ihbarnamesinin tebliğinden önce borç ödenmiş veya mal istihlak edilmiş veya kusuru olmaksızın telef olmuş veya malın borçluya ait olmadığı veya malın kendisine rehnedilmiş olduğu veya alacak borçluya veya emrettiği yere verilmiş olduğu gibi bir iddiada ise, keyfiyeti, haciz ihbarnamesinin kendisine tebliğinden itibaren yedi gün içinde icra dairesine yazılı veya sözlü olarak bildirmeye mecburdur" hükmüne yer verilmiştir. Kanun hükmünde yer alan tazminatın konusu, haciz ihbarnamesine karşı üçüncü kişinin gerçeğe aykırı beyanda bulunması sebebiyle takip alacaklısının uğradığı zarardır. Bu davada, üçüncü kişinin gerçeğe aykırı beyanda bulunduğunu davacı takip alacaklısı ispat etmelidir. Üçüncü kişinin beyanının aksi, İİK'nın 68. maddesinde sayılan belgelere bağlı olmaksızın her türlü delille ispat edilebilir. Anılan maddenin açık hükmü gereğince; icra mahkemesince, genel hükümlere göre yargılama yapılarak sonuca gidilmelidir. İİK'nın 89/4 üncü maddesine dayalı olarak açılan tazminat davasında, tarafların göstereceği deliller, ticari defterler ve kayıtlar üzerinde bilirkişi incelemesi yapılarak, ihbarnamenin tebliğ tarihi itibariyle, borçlunun, üçüncü kişiden istenebilir, kesin nitelikte bir alacağının mevcut olup olmadığı genel hükümler çerçevesinde belirlenir, diğer bir ifade ile anılan maddeye göre tazminata hükmedilebilmesi için, borçlunun, haciz ihbarnamesinin üçüncü kişiye tebliği tarihi itibariyle, üçüncü kişi nezdinde kesinleşmiş, İİK’nun 89/1 inci maddesi kapsamında haczedilebilecek muaccel bir alacağının bulunması zorunludur. 2.Somut olayda; üçüncü kişi Tripolimer Çevre Ve Biyolojik Çözüm Tekno. San. ve Tic. Ltd. Şti.'nin, asıl borçlu ...Plastik Kağıt Ambalaj San.ve Tic.Ltd. Şti.'ne, haciz ihbarnamesinin tebliğ tarihi itibariyle kesinleşmiş ve muaccel bir borcunun bulunup bulunmadığının tespiti için her iki tarafa ait tüm ticari defter ve belgeler ile 2013 yılına ait ticari defterlerle birlikte banka hesapları ile (her iki şirketin 2013 yılına ait defter kayıtlarını oluşturan defter ve belgelerin (Fatura, Çek, Hakediş, Teminat Mektubu, Avansla ödemeleri, Banka dekontları vb. evrakların) üzerinde karşılaştırmalı olarak bilirkişi incelemesi yaptırılıp, 89/1. haciz ihbarnamesinin tebliğ tarihi itibariyle borçlunun üçüncü şahıs şirketten kesinleşmiş ve muaccel bir alacağının olup olmadığının net olarak tespit edilerek sonucuna göre hukuki durumun tayin ve takdiri yerine, eksik inceleme ile yazılı şekilde karar verilmesi isabetsiz olmakla, bu sebeple sözkonusu ticari defterlerin temini için, defterlerin ibraz edilmesi hususunda taraflara HMK'nın 220/3 üncü maddesi ve HMK'nın 222/5 inci maddesi ihtarını içeren meşruhatlı davetiyenin usulüne uygun olarak tebliği ile sonucuna göre HMK'nın 222/5 inci maddesindeki "Taraflardan biri tacir olmasa dahi, tacir olan diğer tarafın ticari defterlerindeki kayıtları kabul edeceğini belirtir; ancak, karşı taraf defterlerini ibrazdan kaçınırsa, ibrazı talep eden taraf iddiasını ispat etmiş sayılır." şeklindeki hüküm gereğince bir karar verilmesi gerekirken eksik inceleme ile yazılı şekilde karar verilmesi isabetsizdir. 3.Bu nedenle mahkemenin 30.09.2021 tarihli ve 2018/439 Esas, 2021/483 Karar sayılı kararının açıklanan nedenlerle bozulması gerekmiştir. VIII. KARAR Açıklanan sebeplerle; Davacı vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile kararın İİK'nın 366 ıncı ve 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun geçici 3. maddesine göre uygulanmakta olan 1086 sayılı Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanunu'nun 428 inci maddeleri gereğince BOZULMASINA, İstek hâlinde temyiz peşin harcının yatırana geri verilmesine, İlamın tebliğinden itibaren 10 gün içinde karar düzeltme yolu açık olmak üzere, 20.06.2023 tarihinde karar verildi.