11. Hukuk Dairesi 2024/4565 E. , 2025/2607 K. MAHKEMESİ : Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 20. Hukuk Dairesi Bölge Adliye Mahkemesi kararı davalı Kurum vekili tarafından temyiz edilmekle; temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü: KARAR I. DAVA Davacı vekili dava dilekçesinde, müvekkilin…
**11. Hukuk Dairesi 2024/4565 E. , 2025/2607 K.** **"İçtihat Metni"** MAHKEMESİ : Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 20. Hukuk Dairesi Bölge Adliye Mahkemesi kararı davalı Kurum vekili tarafından temyiz edilmekle; temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü: KARAR I. DAVA Davacı vekili dava dilekçesinde, müvekkilinin 2018/111815 sayılı “...+şekil” ibareli marka başvurusunun davalı şirketin itirazı sonucunda davalı Kurum’un Yeniden İnceleme ve Değerlendirme Kurulu (YİDK) kararı ile nihai olarak reddedildiğini, müvekkilinin “... ...” ibareli 2017/12545 sayılı markasının halihazırda tescilli bulunduğunu, dava konusu marka ile davalı şirket markasının farklılık taşıdığını, harf markalarında ayırt ediciliğin ve koruma düzeyinin düşük olduğunu, taraf markalarının farklı müşteri kitlesine hitap ettiklerini, tescili talep edilen mal ve hizmet sınıflarının davalı şirketin mal ve hizmet sınıfları ile farklılık içerdiğini, müvekkilinin mobilya ve dekorasyon sektöründe, davalı şirketin ise moda ve parfümeri sektöründe faaliyet gösterdiğini, markalar arasında imaj transferi olmayacağını ileri sürerek “...+şekil” ibareli marka başvurusu hakkında verilen YİDK kararının iptalini talep etmiştir. II. CEVAP 1.Davalı ... vekili cevap dilekçesinde, dava konusu 2018/111815 sayılı başvuru ile redde mesnet markaların aynı türden emtiaları içerdiklerini, markaların şekil unsurlarının benzerlik taşıdığını, davacı başvurusunun, davalı şirketin markasına yakınlaşma çabası içerisinde olduğunu, bu haliyle markanın, iltibas ve haksız yararlanmaya sebebiyet vereceğini, davacı markasının, redde mesnet markanın serisi ve devamı olarak algılanacağını savunarak davanın reddini istemiştir. 2.Davalı şirket vekili cevap dilekçesinde, müvekkilinin dünyaca tanınmış “...” markalarının sahibi olduğunu, müvekkilinin itiraza mesnet markasının son derece özgün tasarlandığını, ilk olarak müvekkilince ihdas edildiğini, başvuruya konu işaretin müvekkilinin markaları ile karıştırılmaya yol açacak düzeyde benzer olduğunu, dava konusu markadaki “...” ibaresinin markaları birbirlerinden farklılaştırmadığını savunarak davanın reddini istemiştir. III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI İlk Derece Mahkemesince, işaretler arasında ortalama düzeyde görsel benzerlik bulunduğu, davalı markalarının tanınmışlığı sebebiyle tüketicilerin bu markalara aşina olduğu, dava konusu logonun, esinlenmenin ötesinde bir yakınlık içerdiği, tüketicilerin bu logoyu gördüğünde davalı şirketin markalarını hatırlayabileceği ve markaları ilişkilendirebileceği, ancak yalnızca davalı markalarının dünya genelinde tanınmışlığı bulunan parfümeri, kozmetik, sabun, mücevherat, saat, deri eşyalar, çanta, şemsiye, parfüm spreyleri, ev tekstili, giysi, ayakkabı, baş giysileri ve giysilerle ilgili aksesuarlar gibi ürünler bakımından karıştırılma ihtimalinin bulunduğu, buna karşın diğer ürün ve hizmetlerde tüketiciyi yanıltacak düzeyde bir benzerliğe rastlanmadığı, bu ürün ve hizmetler açısından karıştırılma tehlikesinin bulunmadığı, davacının müktesep hak iddiasına dayanak yaptığı markaların tescil tarihleri üzerinden henüz beş yıllık sürenin geçmediği, müktesep hak iddiasının yerinde görülmediği gerekçesiyle davanın kısmen kabulüyle hükümde gösterilen hizmetler haricinde kalan diğer hizmetler bakımından 2020-M-1318 sayılı YİDK kararının iptaline, fazlaya ilişkin istemin reddine karar verilmiş, hüküm, taraf vekillerince istinaf edilmiştir. IV. İSTİNAF Bölge Adliye Mahkemesince, dava konusu markanın siyah bir fon üzerine altın renginde iki “e” harfinin birbirine zıt yönlere bakacak ve iç içe geçecek şekilde konumlandırılması ile oluşturulmuş bir şekil ve bu şeklin hemen altında şekle göre daha küçük olarak yazılmış, dilimizde somut bir anlamı bulunmayan “...” ibaresinden oluştuğu, markada şekil ve kelime unsurunun bir bütün olarak algılandığı, birinin diğerine nazaran öne çıkarılmadığı, davalı şirketin redde mesnet markalarının ise birbirine zıt yönlere doğru konumlandırılmış ve sırt kısımları iç içe geçmiş “c” harfinden meydana geldiği, bir bütün olarak dava konusu başvurunun, davalı şirketin markalarında yer almayan “...” ibaresini içermesi, “e” ve “c” harflerinin alfabedeki iki ayrı harf olması ile genel kompozisyonu itibariyle davacı markalarından yeterince ayrıştığı, karşılaştırılan markalar arasında 6769 sayılı Sınai Mülkiyet Kanunu’nun 6/1 hükmü anlamında ortalama alıcılar nezdinde görsel, işitsel ve anlamsal olarak bıraktıkları genel izlenim itibariyle ilişkilendirilme ihtimalini de içerecek şekilde iltibas tehlikesinin bulunmadığı, işaretler benzer bulunmadığından, emtia karşılaştırması yapılmasına gerek görülmediği, davalının redde mesnet markalarının tanınmış olmasının da varılan sonucu değiştirmeyeceği gerekçesiyle davalılar vekillerinin istinaf başvurularının ayrı ayrı esastan reddine, davacı vekilinin istinaf başvurusunun kabulü ile İlk Derece Mahkemesi kararının kaldırılmasına, davanın kabulüne, YİDK'in 2020-M-1318 sayılı kararının iptaline karar verilmiş, hüküm, davalı ... vekilince temyiz edilmiştir. V. TEMYİZ A. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme Dava, marka başvurusunun reddine dair YİDK kararının iptali istemine ilişkindir. B. Değerlendirme ve Gerekçe İlk Derece Mahkemesince verilen karara yönelik olarak yapılan istinaf başvurusu üzerine 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (HMK) 355. vd. maddeleri kapsamında yöntemince yapılan inceleme sonucunda Bölge Adliye Mahkemesince esastan verilen nihai kararda, dosya kapsamına göre saptanan somut uyuşmazlık bakımından uygulanması gereken hukuk kurallarına aykırı bir yön olmadığı gibi aynı Kanun'un 369/1 hükmü ve 371. maddesinin uygulanmasını gerektirici nedenlerin de bulunmamasına göre usul ve yasaya uygun Bölge Adliye Mahkemesi kararının onanmasına karar vermek gerekmiştir. VI.SONUÇ: Yukarda açıklanan nedenlerle, davalı ... vekilinin temyiz itirazlarının reddi ile Bölge Adliye Mahkemesince verilen kararın HMK'nın 370/1 hükmü uyarınca ONANMASINA, aynı Kanun'un 372. maddesi uyarınca işlem yapılmak üzere dava dosyasının İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine, aşağıda yazılı temyiz giderinin temyiz edene yükletilmesine, 21.04.2025 tarihinde kesin olarak oy birliğiyle karar verildi.