T.C. İSTANBUL BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 13. HUKUK DAİRESİ DOSYA NO :2026/52 Esas KARAR NO :2026/98 Karar T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A B Ö L G E A D L İ Y E M A H K E M E S İ K A R A R I İNCELENEN KARARIN MAHKEMESİ:İstanbul Anadolu 10. Asliye Ticaret Mahkemesi NUMARASI : 2025/607 Esas - 2025/714 Karar TARİH:10/09/2025 DAVA:Şirketin İhyası KARAR TARİHİ:22/01/2026 İlk derece Mahkemesinde yapılan inceleme sonucunda verilen karara karşı istinaf kanun yoluna başvurulmuş olmakla dav…
T.C. İSTANBUL BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 13. HUKUK DAİRESİ DOSYA NO :2026/52 Esas KARAR NO :2026/98 Karar T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A B Ö L G E A D L İ Y E M A H K E M E S İ K A R A R I İNCELENEN KARARIN MAHKEMESİ:İstanbul Anadolu 10. Asliye Ticaret Mahkemesi NUMARASI : 2025/607 Esas - 2025/714 Karar TARİH:10/09/2025 DAVA:Şirketin İhyası KARAR TARİHİ:22/01/2026 İlk derece Mahkemesinde yapılan inceleme sonucunda verilen karara karşı istinaf kanun yoluna başvurulmuş olmakla dava dosyası incelendi: TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMASININ ÖZETİ:Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; müvekkilinin işçilik alacaklarına ilişkin davasının İstanbul 15. İş Mahkemesi’nin 2013/831 E. sayılı dosyasında görülmekte olduğunu, söz konusu mahkemenin 26.06.2025 tarihli 32. celsesinde taraflarına, ilgili şirket hakkında ihya davası açmak üzere yetki ve süre verildiğini, ihyası istenen şirketin, 05.05.2023 tarihli genel kurul kararıyla tasfiye sürecine girdiğini, 08.05.2023 tarihli ticaret sicili işlemiyle terkin edildiğini, terkin ilânının aynı tarihli 10826 sayılı Türkiye Ticaret Sicili Gazetesi’nde yayımlandığını,iş kazası nedeniyle tazminat davasının hâlen derdest olduğunu;ancak ihyası istenen şirketin 08.05.2023’te tasfiye tamamlanmadan ticaret sicilinden terkin edildiğini, bu durumda müvekkilinin alacaklarını takip etmesinin fiilen imkânsız hâle geldiğini, ihya davasının şartlarının oluştuğunu, sicil müdürlüğünün sadece yasal hasım konumunda olduğundan, tasfiye sürecine ilişkin herhangi bir kusur ya da sorumluluğu bulunmadıkça, kendisine yargılama gideri yüklenemeyeceğinin kabul edildiğini, eldeki davada da, şirketin usule uygun şekilde tasfiye edilmeden terkin edilmesine sebebiyet veren davalı tasfiye memuru hakkında yargılama giderleri ve vekâlet ücretine hükmedilmesinin gerekmekte olduğunu, tüm bu sebeplerden dolayı ilgili tasfiye memurunun davalı olarak davaya dahil edilmesi amacıyla bilgilerinin temini için İstanbul Ticaret Sicil Müdürlüğüne müzekkere yazılmasını,tasfiye halindeki ... Şirketi’nin ihyasını, şirketin İstanbul Ticaret Sicili’ne yeniden tescil ve ilanını, yargılama giderleri ile vekâlet ücretinin davaya eklenmesinin ardından davalı tasfiye memuruna yükletilmesini, talep ve dava etmiştir.Davalı ... vekili cevap dilekçesinde özetle; davacının, husumetinin yalnızca yasal hasım olan müvekkili müdürlüğe yönelttiğini, usule ve Yargıtay içtihatlarına göre, husumetin aynı zamanda tasfiye memuru olan ...'a da yöneltilmesinin gerekeceğini, bu itibarla, uyuşmazlığa uygulanacak hukuk kurallarının ve davacının iddialarını değerlendirirken anılan hususların göz önünde bulundurulmasının önemli olduğunu,Ticaret Sicili Müdürlüğünün, TTK m. 32 ve Ticaret Sicili Yönetmeliği m. 34 hükmü çerçevesinde işlem yaptığını, tasfiye sürecinde yetki ve sorumluluğun şirketin tasfiye memurunda olduğunu, mahkemece dava konusu şirketin ek tasfiyesine karar verilmesi durumunda ttk m. 547/2 gereğince tasfiye memurunun atanmasının zorunlu olduğunu, müvekkilinin davanın açılmasına sebep olmadığını, bu nedenle yargılama giderleri ve vekâlet ücretinden sorumlu tutulamayacağını,tüm bu sebeplerden dolayı müvekkili müdürlük yönünden davanın reddini, mahkeme aksi kanaatte ise müvekkili müdürlük aleyhine yargılama giderleri ve vekâlet ücretine hükmedilmemesine karar verilmesini talep etmiştir.Davalı Tasfiye Memuru vekili cevap dilekçesinde özetle; dava konusu olan ihya talebinin, ... ŞTİ. Hakkında açıldığını, İhya davasının, iflası veya tasfiyesi gerçekleşmiş olan bir şirketin yeniden faaliyete geçirilmesi amacıyla açılmakta olduğunu, ancak, bahse konu şirketin tasfiye sürecinin tamamlanmış, Kartal ... Noterliğinin 03.05.2023 tarih, 10931 sayı ile tasdikli, 02.05.2023 tarihli 2 Sayılı Genel Kurul Kararıyla tescil edildiğini ve ...nce 08.05.2023 tarihinde Türk Ticaret Kanununa uygun olarak terkin edildiğini, bu nedenle şirketin mevcut durumu ve finansal yapısı dikkate alındığında, ihya talebinin yasal dayanaktan yoksun olduğunun izahtan vareste olduğunu, davalı ... ŞTİ.'nin tasfiye sürecinin tamamlandığını, tasfiye işlemlerinin tüm yasal düzenlemelere uygun olarak yapıldığını, şirketin malvarlığının, borçları ve alacakları göz önünde bulundurularak yapılan tasfiye işlemlerinde herhangi bir usulsüzlüğün bulunmamakta olduğunu, şirketin Ticaret Sicil Kaydı, ...ne ibraz edilen belgelere istinaden ve Türk Ticaret Kanununa uygun olarak terkin edildiğini, davacı yanın ihya talebinin yasal bir dayanağının bulunmamakta olduğunu, davalı ... ŞTİ.'nin malvarlığının tüketildiğini, aktif faaliyet gösterebilecek ekonomik potansiyelden yoksun olduğunu, bu nedenle davacının ihya talebinin reddinin gerektiğini, müvekkilinin tasfiye sürecindeki sorumluluğunun, şirketin yönetim ve temsil organı olarak tasfiye işlemleriyle sınırlı olduğunu, müvekkilinin tasfiye işlemlerinde kusurunun olmadığını, mahkemedeki bu davanın açılmasında da müvekkilinin kusurunun olmadığını ,bu nedenle davacı yanın ihya talebinin hukuki dayanaktan yoksun olduğunu tüm bu sebeplerden dolayı davanın reddini, vekalet ücreti ve yargılama giderlerinin davacının üzerinde bırakılmasına karar verilmesini, talep etmiştir. İLK DERECE MAHKEMESİNİN KARARININ ÖZETİ:İlk Derece Mahkemesi 10/09/2025 tarih 2025/607 Esas - 2025/714 Karar sayılı kararında; "Dava 6102 Sayılı TTK'nın 547. maddesi uyarınca sicilden terkin edilen dava konusu şirket hakkında dava dilekçesinde belirtilen dava davasının yürütülmesi, kesinleşmesi, infazı işlemleri ile sınırlı olmak üzere ihyasına karar verilip verilemeyeceğine ilişkindir.İstanbul Ticaret Sicil Müdürlüğünün cevabi yazısıyla ihyası talep edilen şirketin son tescilini 08.05.2023 tarihinde yaptırdığı, şirket yetkilisinin ve tasfiye memurunun ... olduğu, şirketin 08.05.2023 tarihinde sicil kaydının tasfiyenin sona ermesi nedeni ile terkin olduğu bildirmiştir.İhyası istenen şirket aleyhinde davacı yanca İstanbul 15. İş mahkemesinin 2013/831 E. Sayılı dosyasında 2013 yılında dava açmış ihyası istenen şirket vekille temsil edilmiştir. Bu davanın açıldığı tarihten 10 yıl sonra şirketin tasfiyesi tamamlanarak sicilden terkin edilmiştir.Tasfiyenin kapatılması için tüm tasfiye işlemlerinin eksiksiz yapılmış olması, tasfiye halindeki şirketin taraf olduğu tüm uyuşmazlıkların neticelenmiş olması gerekir. Şirketin devam eden bir hukuki uyuşmazlığı nedeniyle şirketin ihyasına karar verildiğinde, yapılacak ek tasfiye işlemleri, tasfiye üstlenmiş olduğu görevin devamı niteliğindedir. ( Bkz. İst. BAM 14. HD. 2019/771 E, 2020/880 K. )TTK'nın 547. Maddesinde tasfiyenin kapanmasından sonra ek tasfiye işlemlerinin yapılmasının zorunlu olduğunun anlaşılması halinde şirketin yeniden tescilinin istenebileceği düzenlenmiştir.TTK 547 maddesi kapsamında açılan davada zaman aşımı veya hak düşürücü süre söz konusu değildir. ( Bkz. İst bam 13. HD. 2020/1769 Esas , 2020/1480 Karar sayılı ilamı ) İst Bam 12. HD. 2021/251 E, 2021/200 K. Sayılı ilamında "....TTK'nın 547. maddesi gereğince tasfiyenin kapanmasından sonra ek tasfiye işlemlerinin yapılmasının zorunlu olduğu , terkin edilen şirketin davacıya borçlu olup olmadığının bu davanın konusunu teşkil etmediği ,yapılan ilanlara rağmen alacağın bildirilmemesinin ihya isteminin reddine gerekçe olamayacağı, davacının derdest davanın sonlandırılabilmesi için ihya istemekte hukuki yararı bulunduğu, tüzel kişiliğin sona erdiğinin kabul edilemeyeceği esasen davalı tasfiye memurunun istinaf sebeblerine konu ettiği hususların esas davalarda incelenebilecek nitelikte olduğu gözetilerek, mahkemenin dava dosyası ile sınırlı olarak tüzel kişiliğin ihyasına ve tasfiye memuru atanmasına ilişkin hükmüne yönelik istinaf sebebleri yerinde görülmemiş davalı tasfiye memurunun istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir." belirtilmiştir.Yapılan yargılamaya göre, her ne kadar dava konusu şirket kendisi tarafından tasfiye sürecine girip tasfiyeyi sonuçlandırmış ve sicilden terkin edilmiş ise de dava konusu terkin edilen şirket hakkında halen devam eden dava bulunduğu, dolayısıyla faal olduğu, şirket borcu ortaya çıkabileceği, tasfiyenin şirketin tüm borç ve alacakları tasfiye olunmaksızın tamamlanamayacağı, ticaret sicilinden terkin olunamayacağı sonucuna varıldığından ve 6102 Sayılı Türk Ticaret Kanunu'nun 547/2. maddesi gereğince "Mahkeme istemin yerinde olduğuna kanaat getirirse, şirketin ek tasfiye için yeniden tesciline karar verir ve bu işlemlerini yapmaları için son tasfiye memurlarını veya yeni bir veya birkaç kişiyi tasfiye memuru olarak atayarak tescil ve ilan ettirir." hükmü dikkate alındığında davanın kabulüne, dava konusu şirketin ihyasına, son yetkilisi ve tasfiye memuru olan davalının tasfiye memuru olarak atanmasına karar verilmesi gerektiği kanaat ve sonucuna varılmıştır. İhyası istenen şirket hakkında derdest dava olduğu bilinmesine rağmen tasfiye memurunca usul ve yasaya aykırı şekilde tasfiyenin tamamlandığından bahisle şirketi sicilden terkin ettirmiştir. Tasfiye memuru usulsüz tasfiye nedeni ile davacının yaptığı yargılama giderlerini ve vekalet ücretini ödemekle mesul tutulacaktır.Tüm dosya kapsamı ve toplanan delillerin değerlendirilmesine göre, ihyası talep edilen şirket hakkında derdest dava olduğu anlaşıldığından davanın kabulüne, dava konusu şirketin ihyasına, son yetkilisi ve aynı zamanda tasfiye memuru olan davalının tasfiye memuru olarak atanmasına, davalı ... Sicil Müdürlüğü yasal hasım olması sebebiyle işbu davalı yönünden davacı lehine yargılama gideri ve vekalet ücreti takdirine yer olmadığına karar verilmiştir. İstanbul BAM 12. HD. 2018/970 E, 2018/698 K. Sayılı ilamı "....Tasfiye sürecinde tasfiyenin gereği gibi yapılmasından davalı tasfiye memuru sorumlu bulunduğundan davada taraf sıfatı bulunduğu, davalı tasfiye memuru aleyhine davanın kabulü nedeniyle vekalet ücreti ve yargılama giderine hükmedilmesi HMK 326/1 gereği olduğu gözetilerek; davacı vekilinin istinaf başvurusunun kabulü ile hükmün davacı yargı gideri bakımından kaldırılarak yargılama gideri ve vekalet ücretinin davalı tasfiye memurundan tahsiline karar verilmiştir."İstanbul BAM 13.HD. 2020/94 E, 2020/698 K. Sayılı ilamı "... Belirtilen yasa maddesinde açıkça düzenlendiği üzere; tasfiyenin kapanmasından sonra ek tasfiye işlemlerinin yapılmasının zorunlu olduğu anlaşılırsa davaya dayanak olan işlemlerin sonuçlandırılmasına münhasır olarak şirketin yeniden tescili talebi ile işbu davanın açılıp görülmesi mümkündür.Davacının açtığı dava sonucunda davanın kabulüne karar verildiği taktirde tasfiye işlemlerinin eksiksiz olarak tamamlandığından bahsedilemeyecektir. (Yargıtay 11. Hukuk Dairesi 2015/1277 E.) Davacının şirket aleyhine açtığı dava sonuçlanmadığına göre tasfiye eksik yapılmıştır. İlanlara başvurulmamış olması sonucu değiştirmez. İhya davası şirketin aktif hale gelmesi için değil, söz konusu hukuk davasına münhasır olmak üzere davanın sonuçlandırılması ve sonrasında tasfiyenin tamamlanmasını temin için açılmıştır. Tasfiye işlemi eksik yapıldığı ve davacının dava açmasına sebebiyet verildiği için yargılama giderlerinin tasfiye memuru üzerinde bırakılmasında ve vekalet ücreti takdirinde bir usulsüzlük yoktur." gerekçeleri ile tasfiye memurunun vekalet ücretinden ve yargılama giderinden sorumlu olduğu belirtilmiştir.İstanbul BAM 12. HD. 2017/897 E,2017/645 K. Sayılı ilamında "... Somut olayda ; terkin olunan şirketin eski çalışanı olan davacının eksik gösterilen sigortalı hizmet tesbiti davası açıldığı ,davanın sürdürülebilmesi için davacı vekiline davalı şirketin tüzel kişiliğinin ihya davası açmak üzere süre verildiği, açılan bu davanın görülebilmesi için şirketin tüzel kişiliğinin ihyasına, tasfiye memuru atanarak tescil ve ilanına karar verildiği , tasfiyeden sonra dava açılmış olsa da davacı bakımından tasfiyenin usulune uygun sonlandığının kabul edilemeyeceği , şirketin alacağı ve borcu bulunmadığı bu sebeble ihyasında hukuki yarar bulunmadığı savunmasının dinlenebilir olmadığı , ,toplanan tüm delillere göre TTK 547 maddede ki ek tasfiye koşullarının gerçekleştiği kanaatına varan mahkemenin takkdirinde isabetsizlik olmadığı,ihya ve yeniden tasfiye memuru atanmasına ve tasfiye usulune uygun sonlandırılmadığından davalı tasfiye memurunun HMK 326/1 gereği yargı gideri aleyhine hüküm verilen davalıdan alınacağından istinaf sebebleri yerinde bulunmamakla davalı tasfiye memuru vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir." belirtmiştir. İstanbul BAM 13. HD. 2018/1670 E, 2019/1527 K. Sayılı ilamında "...Tasfiye yapıldığı tarih itibariyle usulüne uygun yapılmış olsa bile tasfiye sonrası açılan davanın yürütülmesi amacıyla şirketin ihyası yasal zorunluluktur. Tasfiyede ilanların yapılmış olması, davacının tasfiye memuruna başvurmaması sonucu değiştirmez. Davacının şirketten alacaklı olup olmadığı, İş Mahkemesindeki yargılama sonucu belirlenebilecek bir husustur. Sonuç olarak; TTK 547. maddedeki ek tasfiye işlemleri için şirketin ihyası isteminin koşullarının oluştuğu, mahkeme kararının usul ve yasaya uygun olduğu, istinaf nedenlerinin yerinde olmadığı anlaşılmakla.." şeklindeki kararında tasfiyenin yapıldığı tarih itibarı ile usule uygun yapılsa dahi tasfiye sonrası açılan davanın yürütülmesi için şirketin ihyasına ve yargılama giderleri ve vekalet ücretinin tasfiye memurundan tahsil edilerek davacısına ödenmesine dair mahkeme kararını onamıştır. Somut olayda da davalı tasfiye memuru tarafından devam eden hukuki ihtilaflar olmasına rağmen şirket sicilden terkin ettirilmiştir.HMK'nın 326. maddesi uyarınca, aksine düzenleme bulunmadıkça yargılama giderlerinin, aleyhine hüküm verilen taraftan alınmasına karar verilir. Tüm bu anlatılan nedenlerden ötürü davanın kabulüne karar verilmiş, davalı ... sicil müdürlüğü yasal hasım olması nedeni ile yargılama gideri ve vekalet ücretinden sorumlu tutulmamış, yukarıda anlatılan nedenlerden ötürü tasfiye memuru yargılama gideri ve vekalet ücretinden sorumlu tutularak davanın kabulüne dair aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur."gerekçesi ile,''1-DAVANIN KABULÜNE, İstanbul Ticaret Sicil müdürlüğünün ... sicil nosuna kayıtlı bulunup 08.05.2023 tarihinde sicilden terkin edilen TASFİYE HALİNDE ... ŞİRKETİ hakkında derdest olan İstanbul 15. İş mahkemesinin 2013/831 Esas sayılı dava doyasının yürütülmesi, kesinleşme ve infaz işlemleri ile sınırlı olmak üzere sicilden terkinine ilişkin kararın kaldırılmak suretiyle İHYASINA, İstanbul Ticaret Sicil Müdürlüğüne yeniden TESCİLİNE, 2-Tasfiye Memuru olarak ... TC kimlik numaralı ...'ın atanmasına, ek tasfiye işlemlerinin tasfiye memuru tarafından yürütülmesine, ek tasfiye işlemleri bitinceye kadar tasfiye memurunun görevine devam etmesine, '' karar verilmiş ve karara karşı davalı tasfiye memuru vekili tarafından istinaf başvurusunda bulunulmuştur. İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ:Davalı tasfiye memuru vekili istinaf dilekçesinde özetle; müvekkilinin ihyası istenen ve ticaret sicilinden terkin edilen şirketin tasfiyesine ilişkin işlemlerde tasfiye memuru olarak görev yaptığını, davaya bu sıfatla dâhil olduğunu, mahkemece, şirketin ihyasına ve terkin kararının kaldırılmasına hükmedildiğini, kararın usul ve yasaya aykırı olduğunu, mahkemece verilen, şirketin terkinine neden olan tasfiye sürecinin usulüne uygun şekilde tamamlanıp tamamlanmadığı, şirketin ihyasına neden ihtiyaç duyulduğu ve bu talebin şirketin menfaatleriyle orantılı olup olmadığı hususlarında yeterli değerlendirme yapılmaksızın karar verildiğini, müvekkilinin, tasfiye işlemlerini hukuka uygun şekilde yerine getirdiğini, şirketin ihyasına neden olacak zorunlu ve hukuken geçerli bir sebep bulunmadığını, davacı tarafça sunulan deliller soyut nitelikte olup, şirketin yeniden faaliyete geçirilmesini gerektirir mahiyette ciddi bir gerekçe ve menfaat ortaya konulamadığını, karar, tasfiye memurunun sorumluluğunu doğrudan etkileyecek nitelikte olup, bu bağlamda müvekkilin hukuki menfaatini ihlal eder nitelikte olduğunu, Ayrıca, hükmedilen vekâlet ücretinden tasfiye memuru sıfatıyla müvekkilinin sorumlu tutulmasının da açıkça hukuka aykırı olduğunu, müvekkilinin, yargılamaya konu davada asli veya fer’i bir taraf olmayıp, yalnızca terkin edilen şirketin tasfiye işlemlerini yürüten tasfiye memuru sıfatıyla davaya dâhil edildiğini, tasfiye memurunun yargılamanın tarafı olmaması nedeniyle aleyhine vekâlet ücretine hükmedilmesinin mümkün olmadığını, İleri sürerek, yukarıda açıklanan ve re'sen gözetilecek diğer nedenlerle, ilk derece mahkemesi kararının kaldırılmasına, davanın reddine, yargılama giderleri ve vekalet ücretinin karşı tarafa yükletilmesine karar verilmesini talep etmiştir. İSTİNAF SEBEPLERİNİN DEĞERLENDİRİLMESİ:HMK'nın 355. maddesine göre istinaf incelemesi; istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak ve kamu düzenine aykırılık görüldüğü takdirde ise resen gözetilmek suretiyle yapılmıştır. Dava;6102 sayılı TTK'nun 643 maddesi atfı ile 547 inci maddesine dayalı olarak açılmış olup, Tasfiye Halinde ... Şirketi'nin ihyası istemine ilişkindir. Mahkemece davanın kabulüne, davalı tasfiye memurunun yargılama gideri ve vekalet ücreti ile sorumlu tutulmasına karar verilmiş karara karşı davalı tasfiye memuru vekili tarafından istinaf kanun yoluna başvurulmuştur. TTK'nın 547/1 maddesinde; "Tasfiyenin kapanmasından sonra ek tasfiye işlemlerinin yapılmasının zorunlu olduğu anlaşılırsa, son tasfiye memurları, yönetim kurulu üyeleri, pay sahipleri veya alacaklılar, şirket merkezinin bulunduğu yerdeki asliye ticaret mahkemesinden, bu ek işlemler sonuçlandırılıncaya kadar, şirketin yeniden tescilini isteyebilirler." hükmü düzenlenmiştir. İhyası talep edilen şirketin sicil kayıtları üzerinde yapılan inceleme neticesinde;şirketin 06/01/2023 tarihli genel kurul toplantısında tasfiye kararı aldığı, tasfiye kararı öncesi de şirketi münferiden temsil ve ilzama yetkili müdürlerden olan davalı ...'ın tasfiye memuru olarak atandığı, alacaklılara çağrı ilanlarının yapıldığı, 02/05/2023 tarihli genel kurul kararı ile tasfiyenin sonlandırıldığı, tasfiyenin sona ermesi nedeniyle şirketin 08/05/2023 tarihinde sicilden terkin edildiği anlaşılmıştır.İstanbul 15 İş Mahkemesi'nin 2013/831 esas sayılı dosyası kapsamından, davacının ihyası talep edilen şirket aleyhine iş kazası nedeniyle tazminat davası açtığı, davanın halen derdest olduğu, yargılama sırasında şirketin terkin edildiğinin tespiti üzerine, mahkemenin 26/06/2025 tarihli 32. celsenin bir nolu ara kararı ile davacı yana,Tasfiye Halinde ... Şirketi'nin ihyası için dava açmak üzere yetki ve süre verdiği anlaşılmıştır. Davacının bu davada taraf teşkilinin sağlanabilmesi ve yargılamanın yürütülebilmesi için şirketin ihyasını talep etmekte hukuki yararının mevcut olduğu, davalının aksi yöndeki istinaf sebebinin yerinde olmadığı anlaşılmıştır.Tasfiyenin tamamlanması nedeniyle tüzel kişiliği sona erdirilen şirket hakkında, terkinden önce açılan ve derdest olan dava dosyasının yürütülebilmesi için şirketin tüzel kişiliğinin yeniden ihyası ve şirkete tasfiye memuru atanması gerekmektedir. Mahkemece bu gerekçelerle davanın kabulüne ve terkin öncesi tasfiye memuru olan davalı ...'ın yeniden tasfiye memuru olarak atanmasına karar verilmesinde isabetsizlik bulunmamadığı anlaşılmıştır. Davalı tasfiye memuru, ihyası istenen şirket aleyhine açılmış derdest dava mevcut iken tasfiyeyi usulsüz sonlandırarak ihya davasının açılmasına sebebiyet vermiştir. yargılama giderlerinin ek tasfiye gideri olarak ihya edilen şirketten alınabilecek olduğu da gözetildiğinde, davalı tasfiye memurunun kendisini vekil ile temsil ettiren davacı yararına vekalet ücreti ile sorumlu tutulması da yerindedir. Aksi yöndeki istinaf sebepleri yerinde görülmemiştir. Sonuç itibariyle; ilk derece mahkemesi hüküm ve gerekçesinde usul ve yasaya aykırı bir yön bulunmadığı gibi, kamu düzenine aykırılık da saptanmadığından, davalı tasfiye memurunun istinaf başvurusunun 6100 Sayılı HMK'nun 353/1-b1 maddesi uyarınca esastan reddine karar vermek gerekmiştir. HÜKÜM:Yukarıda açıklanan nedenlerle; 1-Davalı tasfiye memurunun istinaf başvurusunun 6100 sayılı HMK' nın 353/1-b1 maddesi gereğince ESASTAN REDDİNE, 2-Harçlar Kanunu gereğince istinaf eden tarafından yatırılan istinaf kanun yoluna başvurma harcının hazineye gelir kaydına, 3-Karar tarihi itibariyle Harçlar Kanunu gereğince alınması gereken 732,00-TL istinaf karar harcından istinaf eden tarafından peşin olarak yatırılan 615,40-TL harcın mahsubu ile bakiye 116,60-TL'nin davalı tasfiye memurundan tahsili ile hazineye gelir kaydına, 4-İstinaf yargılama giderlerinin istinaf talep eden üzerinde bırakılmasına, 5-Artan gider avansı bulunması ve talep halinde yatıran tarafa iadesine, 6-Kararın ilk derece mahkemesince taraflara tebliğe gönderilmesine, Dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda Yargıtay HGK.'nun 14/07/2025 Tarih ve 2024/251 Esas -2025/468 Karar sayılı kararı uyarınca HMK. 362/1-ç maddesi gereğince kesin olarak 22/01/2026 tarihinde oy birliği ile karar verildi.