T.C. İSTANBUL BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 13. HUKUK DAİRESİ DOSYA NO: 2023/1370 Esas KARAR NO: 2026/340 Karar T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A B Ö L G E A D L İ Y E M A H K E M E S İ K A R A R I İNCELENEN KARARIN MAHKEMESİ : BAKIRKÖY 2. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ NUMARASI: 2022/1120 Esas - 2023/490 Karar TARİHİ : 12/05/2023 DAVA: İtirazın İptali KARAR TARİHİ: 19/02/2026 İlk derece Mahkemesinde yapılan inceleme sonucunda verilen karara karşı istinaf kanun yoluna başvurulmuş olmakla da…
T.C. İSTANBUL BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 13. HUKUK DAİRESİ DOSYA NO: 2023/1370 Esas KARAR NO: 2026/340 Karar T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A B Ö L G E A D L İ Y E M A H K E M E S İ K A R A R I İNCELENEN KARARIN MAHKEMESİ : BAKIRKÖY 2. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ NUMARASI: 2022/1120 Esas - 2023/490 Karar TARİHİ : 12/05/2023 DAVA: İtirazın İptali KARAR TARİHİ: 19/02/2026 İlk derece Mahkemesinde yapılan inceleme sonucunda verilen karara karşı istinaf kanun yoluna başvurulmuş olmakla dava dosyası incelendi: TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMASININ ÖZETİ: Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; davalı borçlu hakkında ... İcra Müdürlüğünün ...Esas sayılı dosyası ile takip başlatıldığını, borçlu tarafından ödeme emrine itiraz edildiğini, borçlunun ödemeye ilişkin herhangi bir belge sunmadığını, bu nedenle icra emrine yapılan itirazın haksız ve mesnetsiz olduğunu belirterek, davalının haksız olarak borca ve faize ilişkin yapmış olduğu itirazın iptaline, takibin 23.098,68 TL asıl alacak ve takip tarihinden itibaren değişen oranlarda avans faizi uygulanmasına, alacağın %20'si oranında icra inkar tazminatına karar verilmesini talep ve dava etmiştir. Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; faturaya dayalı ilamsız takipte icra dairesinin yetkisinin İİK 50.maddesinin yollaması ile HMK genel hükümlerine göre belirleneceğini, müvekkilinin sermayesinden çok bedeni çalışması ile iktisadi faaliyete bulunduğunu, esnaf odasına kayıtlı olduğunu, davaya bakmaya görevli ve yetkili mahkemenin Büyükçekmece Asliye Hukuk Mahkemesi olduğunu, takip dayanağı faturanın herhangi bir akdi ilişkiye dayanmadığını ve açık düzenlenmiş bir fatura olduğunu, malların teslim edildiğini ispat unsurlarını da ihtiva etmediğini, müvekkilinin davacı tarafa hiç bir borcu bulunmadığını belirterek, davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir. İLK DERECE MAHKEMESİNİN KARARININ ÖZETİ: İlk Derece Mahkemesi 12/05/2023 tarih 2022/1120 Esas - 2023/490 Karar sayılı kararında;" Mahkememiz dosyası, dosyada mevcut ba-bs kayıtlarıyla dava konusu alacağın kıyas edilerek kayıtların birbirleriyle örtüşüp örtüşmediği hususunda tespit yapılması amacıyla SMMM bilirkişiye tevdi edilmiş, bilirkişi tarafından düzenlenen 16/03/2023 tarihli raporda özetle; davacı şirketçe ...Vergi Dairesi'ne beyan edilen Ekim/2015 dönemine ait BS Formu incelendiğinde, takip ve dava konusu 27/10/2015 tarihli ...seri numaralı faturanın 19.575,15 TL matrahlı 3.523,53 TL KDv'li toplam 23.098,68 TL bedelli BS formuyla bildiriminin yapıldığı, davalı tarafından ....Vergi Dairesi'ne beyan edilen Ekim/2015 dönemine ait BA Formu incelendiğinde, takip ve dava konusu 27/10/2015 tarihli, ...seri numaralı, 19.575,15 TL matrahlı 3,53 TL KDV'li toplam 23.098,68 TL bedelli irsaliyeli faturanın BA formuyla bildiriminin yapıldığının bildirildiği görülmüştür. Tarafların BA ve BS kayıtlarında dava konusu faturaların kayıtlı olması halinde tarafların ticari defterlerinin incelenmesine gerek yoktur. Zira münazaalı hususlar bizatihi tarafların kayıtları ile ispatlanmış kabul olunur (Yargıtay 11. Hukuk Dairesi'nin 19/11/2015 tarih 2015/3302 Esas 2015/12272 Karar sayılı ilamı).Yukarıda yer verilen açıklamalar, dosyada mevcut ba-bs kayıtları ile İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 13. Hukuk Dairesi'nin 2020/1561 Esas 2022/1729 Karar sayılı ilamının birlikte değerlendirilmesinde; davaya ve takibe konu faturaların davalı tarafça ilgili vergi dairesine bildiriminin yapıldığı, bu nedenle davacı tarafın teslim hususunu ve alacağın varlığını ba-bs kayıtlarıyla ispat ettiği, davalı tarafın ise iş bu borcun ödendiğini yazılı belge ile ispat edemediği kanaatine varıldığından davalı takip borçlusu tarafından yapılan itirazın iptali ile takibin devamına karar vermek gerekmiştir.Davacı vekili, itirazın iptali talebi ile birlikte icra inkar tazminatı talebinde bulunmuştur. Borçlu aleyhine icra inkar tazminatına hükmedilebilmesi için likit ve belirlenebilir bir alacağın mevcut olması gerekmektedir. Likit bir alacaktan söz edilebilmesi için, ya alacağın gerçek miktarının belli ve sabit olması ya da borçlusu tarafından belirlenebilmesi için bütün unsurların bilinmesi veya bilinmesinin gerekmekte olması, böylece, borçlunun borç tutarını tahkik ve tayin etmesinin mümkün bulunması; başka bir ifadeyle, borçlunun yalnız başına ne kadar borçlu olduğunu tespit edebilir durumda olması gerekir. Buna göre davalı borçlu tarafından fatura ve vergi dairesi kayıtları ile sabit olan alacağın tereddütsüz bir şekilde likit ve belirlenebilir olması nedeni ile davalı borçlu aleyhine kabul edilen alacak miktarı üzerinden %20 oranında icra inkar tazminatına hükmedilmiş ve aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur. "gerekçesi ile, ''1-Davanın KABULÜ ile; -Malatya İcra Müdürlüğü'nün ...esas sayılı takip dosyasında davalı takip borçlusu tarafından yapılan itirazın iptali ile takibin devamına, -Alacak likit ve belirlenebilir olduğundan kabul edilen %20'si üzerinden hesap edilen 4.619,73 TL icra inkar tazminatının davalıdan alınarak davacıya verilmesine, '' karar verilmiş ve karara karşı davalı vekili tarafından istinaf başvurusunda bulunulmuştur. İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ: Davalı vekili 14/06/2023 tarihli istinaf dilekçesinde özetle;davanın ilk olarak .... İcra Hukuk Mahkemesinde açılmış olup mahkemenin 2017/313 E. 2017/346 K. Sayılı kararı ile Malatya Asliye Hukuk Mahkemesinin görevli olduğu gerekçesi ile görevsizlik kararı verilerek usulden reddedildiğini, mahkemece yargılama giderinin görevli mahkemece dikkate alınmasına karar verildiğini, Malatya 4. Asliye Hukuk Mahkemesi'nin 2017/631 E. 2018/421 K. Sayılı ilamı ile yetkili mahkemenin Büyükçekmece Asliye Hukuk Mahkemesi olduğu gerekçesi ile yetkisizlik kararı ile yargılama giderlerinin yetkili mahkemece değerlendirilmesine karar verildiğini, Büyükçekmece 1. Asliye Hukuk Mahkemesi'nin de 2018/376 E. 2018/525 K. Sayılı ilamı ile Bakırköy Asliye Ticaret Mahkemesinin görevli olduğu gerekçesi ile görevsizlik kararı vererek usulden davayı reddettiğini, harç ve ücreti vekalet, yargılama masraflarının görevli mahkemece nazara alınmasına karar verildiğini, dosya iki defa görevsizlik bir defa yetkisizlik ile usulden reddedildiğini, Yargıtayın emsal kararları doğrultusunda vekalet ücretinin, yargılama giderlerinden sayıldığını, istinaf talebine konu ilamda görülebileceği üzere davalı taraf lehine yetkisizlik ve görevsizlik sebepleri ile usulden red kararları neticesinde görevli ve yetkili mahkemece göz önüne alınacak davalı taraf lehine vekalet ücretine hükmedilmediğini, [Yargıtay 6. HD. E. 2015/11520 K. 2016/4177 T. 26.05.2016, Yargıtay 22. HD. E. 2013/14750 K. 2013/13376 T. 3.6.2013, Yargıtay 8. HD. 10.06.2019 T. 13035/5632] Davacı tarafın 29/05/2017 tarihli dava dilekçesinde delil olarak sadece fatura, keşif ve bilirkişi delillerine dayandığını, davacı tarafın delilleri ile dava ispatlanamadığından dolayı haklı olarak Bakırköy 2. Asliye Ticaret Mahkemesi 2019/111 E. 2020/246 E. Sayılı kararı ile davanın reddine karar verildiğini, istinaf mahkemesi tarafların talepleri ile bağlı inceleme yapması gerekirken davacı tarafın istinaf taleplerinde bulunmayan davalı tarafın dayandığı ticari defterler deliline dayanılarak hüküm kurulması gerektiğine yönelik kaldırma kararı verdiğini, istinaf mahkemesi tarafların talebi dışında kamu düzenini ilgilendiren hususlarla sınırlı inceleme yapabileceği göz önüne alınsa da ispat hukukunun kamu düzenini ilgilendirmediğini, dolayısıyla istinaf mahkemesinin kararına direnilmesi gerekirken hüküm kurulmasının hukuka aykırılık teşkil ettiğini, (Yargıtay HGK 2016/1884 E. 2020/919 K. 18/11/2020 T.), taraflarınca her ne kadar cevap dilekçesinde ticari defterler deliline dayanılmış olsa da Bakırköy 2. Asliye Ticaret Mahkemesi 2019/111 E. Sayılı dosyanın 03/05/2019 tarihli ön inceleme tutanağının 2 numaralı ara kararınca "Taraf vekillerine dilekçesinde gösterdikleri ancak henüz sunmadıkları belgeleri mahkememize sunmaları veya başka yerden getirtilecek belgelerin getirtilebilmesi amacıyla gereken açıklamayı yapmaları, celp olunacak ilgili yerlerin isim ve adreslerini bildirmeleri için HMK'nun 140/ son maddesi gereğince 2 haftalık kesin süre verilmesine," kararı verilmiş olup taraflarına 2 haftalık kesin süre içerisinde BA/BS formuna dayanılmadığından ve gerekli açıklamalar yapılmadığından dolayı HMK gereğince BA/BS form delilinden vazgeçmiş sayılmalarına karar verilmesi gerekmekte iken bu delile dayanılarak hüküm kurulmasının hukuka aykırı olduğunu[Yargıtay HGK 2021/517 E. 2022/152 K. 17.02.2022 T., Yargıtay 14. Hukuk Dairesi 2016/11586 E. 2019/1604 K.], cevap dilekçesinde ticari defterler deliline dayanılmış olsa da BA/BS formlarının bilindiği üzere ticari defter değil, ticari kayıt olduğunu, bu nedenle ticari kayıtlara taraflarınca delil olarak dayanılmadığını, (Yargıtay 19. HD. 2018/3083 E. 2019/4860 K. 21.10.2020 T.], ispat yükü davacı tarafta olmasına rağmen davayı ispatlar delillerin dosyaya sunulmadığını, dava konusu ihtilaf re'sen araştırma ilkesine tabi bir yargılama olmayıp delillerin taraflarca ileri sürülmesi gerektiğini, davacı taraf ileri sürmediği delile dayanmış olup taraflarınca da verilen kesin süre içerisinde BA/BS deliline dayanılmadığını, İleri sürerek; izah edilen ve re'sen göz önüne alınacak sebeplerden dolayı; istinaf taleplerinin kabulü ile ilk derece mahkemesi kararının kaldırılarak hüküm vermek üzere ilk derece mahkemesine gönderilmesine, aksi durumda kararın kaldırılarak davanın reddine, yargılama ve vekalet ücretinin karşı tarafa tahmiline karar karar verilmesini talep etmiştir. Davalı vekili 15/06/2023 tarihli ek istinaf dilekçesinde özetle; davacı tarafın dava konusu itirazın iptaline konu ....İcra Müdürlüğü ...E. Sayılı dosyasında takibi ..... ... adına yaptığını, ayrıca 29/05/2017 tarihli dava dilekçesinde ise husumetin ..... ...'a yöneltildiğini, şahıs şirketinin tüzel kişiliği bulunmamakla birlikte dava ve taraf ehliyeti ayrıca takip ehliyeti bulunmadığını, bu husus dava şartı olup mahkemece re'sen gözetilmesi gerektiğini, fakat yargılamanın hiçbir aşamasında bu hususun gözetilmediğini, dava sanki ...'un şahsına yöneltilmiş gibi karar verildiğini, dava ve icra takibinin şahıs şirketine yöneltiği tartışmasız olup dava şartı eksikliğinden davanın reddi gerekirken kabulünün hukuka aykırı olduğunu ileri sürmüştür. İSTİNAF SEBEPLERİNİN DEĞERLENDİRİLMESİ: HMK'nın 355. maddesine göre istinaf incelemesi; istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak ve kamu düzenine aykırılık görüldüğü takdirde ise resen gözetilmek suretiyle yapılmıştır. Dava, ticari satış ilişkisi kapsamında düzenlendiği ileri sürülen 22/06/2016 tarihli 23.098,68 TL tutarlı fatura alacağının tahsili amacıyla başlatılan icra takibine vaki itirazın iptali istemine ilişkin olup, mahkemece davanın reddine dair verilen 06/03/2020 tarih ve 2019/111 esas 2020/246 karar sayılı karara karşı davacı vekili tarafından istinaf kanun yoluna başvurulduğu, dairemizin 2020/1561 esas, 2022/1729 karar sayılı ilamı ile davacının istinaf başvurusu kabul edilerek ilk derece mahkemesi kararının kaldırıldığı, mahkemece kaldırma kararı doğrultusunda yapılan yargılama sonucu davanın kabulüne karar verildiği, bu karara karşı davalı vekilinin istinaf başvurusunda bulunduğu anlaşılmıştır.6100 Sayılı HMK'nun 331/2 fıkrası uyarınca; görevsizlik, yetkisizlik veya gönderme kararından sonra davaya başka bir mahkemede devam edilmesi halinde, yargılama giderlerine o mahkeme hükmeder. Ancak bu kararlar üzerine davaya başka bir mahkemede devam edilmemesi halinde ve talep üzerine davanın açıldığı mahkeme dosya üzeirnden durumu tespit edip davacıyı yargılama giderlerine mahkum eder. Bu durumda görevsizlik v/veya yetkisizlik kararı sonrası yargılamaya bir başka mahkemede devam edilmesi halinde, bu yargılama görevsiz veya yetkisiz mahkemede açılan davanın devamı niteliğinde olduğundan, davacı aleyhine görevsizlik ve/veya yetkisizlik kararları nedeniyle ayrıca vekalet ücretine hükmedilemez. Bu nedenle mahkemece, daha önce verilen görevsizlik ve yetkisizlik kararları nedeniyle davalı lehine ayrıca vekalet ücretine hükmedilmemesi usul ve yasaya uygundur. Aksi yöndeki istinaf sebebi yerinde görülmemiştir. Davalının gerçek kişi tacir olduğunun tespit edilmesi nedeniyle, davalı ticaret ünvanı da eklenerek takip yapılmasına ve dava açılmasında usul ve yasaya aykırı bir yön bulunmadığı, aksi yöndeki istinaf sebebinin yerinde olmadığı anlaşılmıştır. Dosya içeriği belgelere göre; kaldırma ilamı öncesi alınan bilirkişi raporuna itiraz dilekçesinde davacı yanın bs formlarını ibraz edip, davalını ba formları da celbedilerek ek rapor alınmasını talep ettiği, buna göre mahkemece kaldırma ilamı doğrultusunda, tarafların uyuşmazlık konusu fatura tarihine göre ilgili dönem ba-bs formlarının getirtilerek ek rapor alındığı, davalının takip ve dava konusu satış faturasını vergi dairesine alım olarak beyan ettiğinin tespit edildiği, böylece fatura muhtevasının davalıya teslim edildiğine dair davacı lehine fiili karine oluştuğu ve ispat yükünün yer değiştirdiği, davalının malları teslim almadığını veya ödeme yaptığını ispata elverişli delil sunmadığı, bu durumda mahkemece davanın kabulüne karar verilmesinin yerinde olduğu, davalının aksi yöndeki istinaf sebebinin yerinde olmadığı anlaşılmıştır. Sonuç itibariyle; dava dosyası içerisindeki bilgi ve belgelere göre, mahkeme kararının gerekçesinde dayanılan delillerin tartışılıp, değerlendirilmesinde usul ve yasaya aykırı bir yön bulunmadığı gibi kamu düzenine aykırılık da görülmediğinden, davalının istinaf başvurusunun HMK 353/1-b-1 maddesi gereğince esastan reddine karar vermek gerekmiştir. HÜKÜM : Yukarıda açıklanan nedenlerle; 1-Davalının istinaf başvurusunun 6100 sayılı HMK' nın 353/1-b1 maddesi gereğince ESASTAN REDDİNE, 2-Harçlar Kanunu gereğince istinaf eden tarafından yatırılan istinaf kanun yoluna başvurma harcının hazineye gelir kaydına, 3-Karar tarihi itibariyle Harçlar Kanunu gereğince alınması gereken 1.577,87-TL istinaf karar harcından istinaf eden tarafından peşin olarak yatırılan 394,47-TL harcın mahsubu ile bakiye 1.183,40-TL'nin davalıdan tahsili ile hazineye gelir kaydına, 4-İstinaf yargılama giderlerinin istinaf talep eden üzerinde bırakılmasına, 5-Artan gider avansı bulunması ve talep halinde yatıran tarafa iadesine, 6-Kararın ilk derece mahkemesince taraflara tebliğe gönderilmesine, Dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda 19/02/2026 tarihinde HMK'nın 362/1-a maddesi gereğince kesin olarak oy birliği ile karar verildi.