İSTİNAF KARAR TARİHİ:12/03/2026 Taraflar arasında görülen dava neticesinde ilk derece mahkemesince verilen hükmün davalı vekilince istinaf edilmesi üzerine düzenlenen rapor ve dosya kapsamı incelenip gereği görüşülüp düşünüldü; TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMALARININ ÖZETİ DAVA:Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; Müvekkilinin dünyaca ünlü “...” markası altında faaliyet gösteren “... Oteli”nin işletmecisi olduğunu, şirketin genel işleyişi içerisinde gizli bilgi, müşteri çevrele…
T.C. İSTANBUL BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 43. HUKUK DAİRESİ DOSYA NO:2022/1490 KARAR NO:2026/471 T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A B Ö L G E A D L İ Y E M A H K E M E S İ K A R A R I İNCELENEN KARARIN MAHKEMESİ:İSTANBUL ANADOLU 12. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ TARİHİ:22/02/2022 NUMARASI:2020/415 Esas - 2022/118 Karar DAVA:İtirazın İptali (Rekabet Yasağından Kaynaklanan Zarar Nedeniyle) İSTİNAF KARAR TARİHİ:12/03/2026 Taraflar arasında görülen dava neticesinde ilk derece mahkemesince verilen hükmün davalı vekilince istinaf edilmesi üzerine düzenlenen rapor ve dosya kapsamı incelenip gereği görüşülüp düşünüldü; TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMALARININ ÖZETİ DAVA:Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; Müvekkilinin dünyaca ünlü “...” markası altında faaliyet gösteren “... Oteli”nin işletmecisi olduğunu, şirketin genel işleyişi içerisinde gizli bilgi, müşteri çevreleri ve bilgileri ve diğer konulara haiz olması gereken çalışanlar ile müvekkili şirket arasında, iş sözleşmesine ek olarak rekabet etmemeye ilişkin sözleşme imzalandığını, bu sözleşme uyarınca gizlilik teşkil eden ve rekabet sınırları içerisinde kalması gereken bilgilere haiz çalışanların, bu bilgileri müvekkil şirket aleyhine, kötü niyetli olarak kullanmamaları amaçlandığını, bu sırada da çalışanların iktisadi geleceklerini tehlikeye düşürmemek için süre bakımından en makul süre olarak 1 yıl süre şartı konulduğunu, 29.09.2014 tarihinde müvekkili şirkette “...” olarak işe başlayan ve sonrasında “...”ne terfi eden davalı ile bu tarz bir sözleşme imzalandığını ve davalının işten ayrılmasından itibaren 1 yıl içerisinde, müvekkil ile rekabet halinde olan veya aynı faaliyet alanında çalışan başka bir işyerinde çalışmaması, aksine durumda müvekkili davacı şirkete brüt maaşının 6 katı cezai şart ödemesi kararlaştırıldığını, yapmış olduğu iş gereği davalının, müvekkili şirketin birçok gizli kalması gereken bilgisini öğrendiği gibi müşteri çevresi ile de tanışmış ve birebir ilgilendiğini, davalı işçinin müvekkil şirkete hitaben düzenlediği 30.10.2019 tarihli dilekçeyle mevcut görevinden evlilik nedeniyle istifa ettiğini, müvekkilinin davalının kıdem tazminatını ödeyerek kendisiyle yollarını ayırdığını, davalının kıdem tazminatını aldıktan hemen sonra müvekkili şirketin en büyük rakip otellerinden biri olan “...” otelinde Kıdemli Satış Müdürü olarak çalışmaya başladığını, davalının bu eyleminin, sözleşmenin açık hükmüne aykırılık teşkil ettiğini, müvekkili şirketin işlettiği otelde gerçekleştirilmesi planlanan “... Kongresi” isimli etkinliğin şüphelinin son çalışma günü olan 30.10.2019 tarihinde satış departmanı tarafından kullanılan program olan ... sisteminden çıkarıldığı anlaşıldığını, bu değişikliğin kimin tarafından yapıldığı konusunda yapılan araştırmalar neticesinde davalının kendi adına tanımlı olan “...” rumuzuyla bu değişikliği bizzat gerçekleştirdiği ve etkinliği müvekkili şirketin kullandığı sistemden çıkardığı tespit edildiğini, müvekkili şirketin işlettiği otelin açılış tarihinden bugüne kadar her sene (2015-2016-2017-2018-2019) müvekkil şirkete ait otelde yapılan etkinliğin 2020 yılı için davalının çalışmaya başladığı “...” otelinde gerçekleştireceği bilgisi alındığını, “...” olarak çalışan davalının şirketin tüm bilgilerine haiz olduğu gibi, birebir müşteri çevresinin içerisinde yer aldığını, hali hazırda başka bir otel bünyesinde çalışan davalının, iş bu bilgileri kötüye kullanma ve müşteri çevresini yeni işyeri ile çalışmaya ikna etme imkânına sahip olduğunu, bu yolla müvekkili şirketin müşteri ve gelir kaybına yol açmakta ve ileride de daha büyük kayıplara yol açma tehlikesi altında olduğunu, zaman bakımından 1 yıl gibi gayet makul ve hatta çok kısa bir süre belirlendiğini, sözleşme konu olarak da sadece müvekkili şirketin çalışmış olduğu sektörün ve müvekkil şirket ile rekabet halinde olan ve İstanbul Anadolu Yakası sınırları içerisinde kişi, kuruluş veya şirket şeklinde sınırlandırma yapıldığını, çok dar bir çerçevede tutulan sözleşme ile işçinin çalışma geleceğinin korunduğunu, 1 yıl gibi kısa bir zaman için ve sadece müvekkili şirketin çalıştığı iş bakımından getirilen dar sınırlandırmalar karşısında ve sadece Anadolu Yakası'nda faaliyette bulunan rakip işletmelerin de sayısı dikkate alındığında, işçinin çalışma geleceğini hiçbir şekilde tehlikeye düşmediğini, davalı yine otelcilik sektöründe ve İstanbul Anadolu Yakası sınırları dışında faaliyette bulunan başka bir otelde rahatlıkla çalışabileceği halde, bu hususa riayet etmeyerek sözleşmede düzenlenen rekabet yasağını doğrudan ihlal ettiğini, davalının bu sözleşme uyarınca uyması gereken rekabet etmeme şartına uyamayarak, müvekkil şirket ile aynı alanda faaliyette bulunan bir otelde, rekabet yasağı süresi içinde çalışmaya başlamış, dahası müvekkili firmanın müvekkilleri ile de görüşmeler yaparak zarara yol açtığını, anılan sözleşmenin 11.1 maddesi uyarınca Rekabet etmeme yasağına aykırılık nedeniyle tahakkuk eden 6 aylık brüt ücret tutar karşılığı olan 56.880,00 TL.'lik cezai şart alacağının tahsili istemiyle İstanbul 27. İcra Müdürlüğünün ... sayılı dosyası üzerinden icra takibi başlatıldığını, yapılan itiraz üzerine takibin durduğunu, haksız ve kötüniyetli itirazının iptali ile takibin devamına karar verilmesi, kötü niyeti çok açık ortada olması ve alacağın likit olması sebebiyle ayrıca davalı aleyhine icra ve inkar tazminatına hükmedilmesini talep ve dava etmiştir. CEVAP:Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; Müvekkilinin 2004 senesinden bu yana uluslararası zincir oteller de dahil olmak üzere otelcilik alanında aktif olarak çalıştığını, 16 sene boyunca kazanmış olduğu portföyün daha önce bünyesi altında çalışmış olduğu davacı şirkete de katkıları olduğunu, işinin gereği olarak markaya sayısız müşteri ve firma kazandırdığını, müvekkilinin davacı şirket bünyesinde 2014-2019 yılları arasında Ziyafet Satış Departmanında çalıştığını ve 5 sene boyunca ciddi özveri ile çalışmış, iki kez de terfi aldığını, evlilik nedeniyle kıdem tazminatını alarak iş akdini feshettiğini, yeni işinde ise daha üst pozisyonda (kıdemli satış müdürü) olup, birçok birimden sorumlu olmasına rağmen ziyafet satış biriminde olmadığından, 09:00-18:00 mesai saatlerinde çalışabildiğini, müvekkilinin işe başlarken imzalamış olduğu sözleşmede oldukça ağır şartlar mevcut olduğunu, müvekkilinin de diğer çalışanlar gibi işe girebilmek için bu sözleşmeyi imzaladığını, sözleşmedeki Rekabet yasağı maddesi incelendiği zaman; çalışanı ne kadar zor durumda bırakan, mesleğini icra etmesini engelleyen, tek taraflı, baskıcı bir tutum içerisinde olduğunu, ilgili madde gereğince, müvekkilinin, otelcilik sektöründe bir sene boyunca başka bir yerde çalışmayarak, uzun yıllar edinmiş olduğu birikimleri bir tarafa atması istendiğini, ... Kongresi hususunda davacı taraf her ne kadar müvekkilini suçlayıcı ithamlarda bulunsa da; söylenenlerin gerçekle uzaktan yakından ilgisi olmadığını, müvekkilinin otelden ayrılmadan önce takip ettiği tüm organizasyonları arayarak gerekli düzenlemeleri yaptığını ve bu organizasyonlar arasında konfirme olanlar(kontratlı organizasyonlar) opsiyonlu ( henüz nerede ve ne şekilde yapılacağı netlik kazanmamış) olanlar olduğunu, ilgili kongrenin müvekkilin aramalar yaptığı dönemde opsiyonlu durumda olduğunu, karşı tarafın sunmuş olduğu dökümanda da organizasyonun opsiyonlu olduğu, konfirme olmadığı açıkça görüldüğünü, yani fiyat araştırması devam etmekte ve onaylanmamış bir durumda olduğunu, müvekkilinin bu organizasyon gibi bir çok firma ve acentayı arayarak bilgi aldığını, aktif olanları ve aktif olmayanları ekibe rapor ederek devrini gerçekleştirdiğini, opsiyon tarihini aşmış, netleşmeyen veya iptal olanları elbette her zaman olduğu gibi kayıt tuttuğu sistemden çıkarttığını, bu rutinin haftalık iş akışında olan bir süreç olduğunu, müvekkil ilgili organizasyon sahibini aradığında, organizasyon sahibi, kendisinin işten ayrıldığını ve kongrenin durumunun netlik kazanmadığını, opsiyonda tutmanın şu an için gerekli olmadığını müvekkile söylediği için; müvekkil iptal işlemini gerçekleştirdiğini, aynı gün aktif olmadığını öğrendiği bir çok organizasyonun aynı şekilde sistemden iptalini gerçekleştirdiğini, dosya ve iş devri yaparak görevinden ayrıldığını, (... Kongresi) sahibi (...) ile müvekkilin tanışıklığı 2009 yılına dayandığını, Müvekkilin kendisi ile ... otelinde çalışmaya başlamadan 5 sene önce görev yapmakta olduğu farklı otellerde de birlikte çalıştıklarını, müvekkili ile iş birliği organizasyonların başarılı bir şekilde sonuçlanması sebebiyle artarak devam etmiştir. ve ilgili organizasyonun daha önce 5 sene boyunca ...'da yapılmasının sebebi de müvekkil ile ...'nun yıllardır birlikte yapmakta olduğu başarılı organizasyonları olduğunu, müvekkilinin henüz ...Otel ile hiçbir bağlantısı yokken, ...'nun ...Otel değerlendirdiği oteller arasında olduğunu, hatta keşif için otele gidip otelin Satış Direktörü ile bizzat görüştüğünü, bu sürecin yaklaşık olarak 1 ay kadar sürmüş ve 1 ay sonra müvekkilin ...Otelde çalışmaya başlamaya karar vermesiyle birlikte, kendisi özgür iradesi ile organizasyonu ...Otel'e konfirme ettiğini, bu işi ve portföyü iddia edildiği üzere müvekkilinin ... Otelinden alıp ...oteline getirmediğini, ... ile müvekkilin, 11 yıllık çalışma geçmişi (...'dan da öncesine dayanır) elbette mekan tercihinde etkili olduğunu, müvekkilinin iddia edildiği gibi ... Oteli'nden bilgi ve belgeleri dışarıya çıkarmadığını, müvekkilinin yasanın kendine tanıdığı hakkı kullandığını, her ne kadar evlendiğini bildirerek iş akdini feshetmiş olsa da sonrasında çalışması gerekmiştir ve önüne çıkan fırsatı her çalışan gibi değerlendirdiğini, müvekkilinin otelcilik alanında çalışması haksız rekabet teşkil etmediğini, yıllardır bu faaliyet alanında çalışan birinin başka bir alanda çalışmasının beklenemeyeceğini, açıklanan nedenlerle müvekkili hakkında açılmış olan söz konusu bu davanın reddini Yargılama giderleri ile vekalet ücretinin karşı tarafa tahmiline karar verilmesine talep etmiştir. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI:İstinaf incelemesine konu kararı veren ilk derece Mahkemesince eldeki dava hakkında yapılan yargılama sonunda, " ,...Davacının cezai şart talep etme hakkı bulunmakla birlikte TBK'nın 182/son maddesi uyarınca, hâkim, fahiş bulduğu cezai şartı resen terkin edebilir. Davaya konu olayda, davalının rekabet yasağını ihlal etmesi halinde 6 aylık net maaşı cezai şart olarak kararlaştırılmıştır. Bu cezai şart karşılığında davacı işveren herhangi bir yükümlülük üstlenmemiş olup 6 aylık ücret tutarının fahiş olduğu kanaatine varılmıştır. TBK'nın 445/2. maddesi gereğince taktiri indirim hakkı %50 oranında kullanılmak suretiyle davanın kısmen kabulüne karar vermek gerekmiştir. Davaya konu talep tazminat hukukunu ilgilendirdiğinden ve cezai şart koşullarının gerçekleşip gerçekleşmediği ,yargılamayı gerektirdiğinden,tazminat alacağının önceden belirlenebilirlik ,hesap edilebilirlik vasfı dolayısıyla likit alacak niteliği taşımadığı kuşkusuzdur.(Yargıtay 11 ...nin 2007/3767 esas 2008/5874 karar sayılı ve 1.5.2008 tarihli ilamı ve İstanbul BAM 12. Hukuk Dairesinin 2020/1235 E., 2021/16 K. Sayılı ilamı da bu yöndedir. ) Buna göre davacının icra inkar tazminatı talebinin reddine karar verilmiştir. Hakimin takdir hakkını kullanarak TBK'nın 182/son maddesini uygulamak suretiyle yapmış olduğu indirim miktarı vekalet ücretinin hesabında dikkate alınamayacağından, reddolunan kısım üzerinden davalı lehine karşı vekalet ücretine ve yargılama giderlerine hükmedilmeyerek hüküm kurulması gerektiğinden reddolunan kısım yönünden davalı taraf lehine vekalet ücretine hükmedilmemiştir. Reddolunan miktar yönünden davacı aleyhine yargılama giderlerine de hükmedilmemiş olup yargılama giderlerinin tamamının davalı üzerinde bırakılmasına," karar verilmiştir.Bu karara karşı davalı vekili tarafından istinaf başvurusunda bulunulmuştur. İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ:Davalı vekili istinaf dilekçesinde özetle; ilk derece mahkemesinin davalı işçinin rekabet yasağına aykırı davrandığının kabulüne ilişkin kararında, savunmanın yeterince değerlendirilmemesi ve yeterli gerekçeyi içermemesi nedeniyle hukuka aykırı olduğunu, davacı şirketin zarara uğradığı iddiasının davalı ile ilgisi bulunmadığını, pandemi nedeniyle davacının iştigal konusunda çalışma olmamasının davalı ile ilişkilendirilemeyeceğini, iş sözleşmesinde rekabet yasağına ilişkin cezai şartın varoluş nedeni olan zarar ya da zararın doğma ihtimalinin mevcut olmadığını, davanın açılmasında hukuki yarar bulunmadığını, İstikrar kazanan içtihatlar gözetildiğinde varılan sonuç ve verilen kararın buyurucu nitelikteki madde hükmüne göre hukuka aykırı olduğunun kabulü gerektiğini beyanla, ilk derece Mahkemesince verilen kararın kaldırılmasını, davanın reddine ve kötü niyet tazminatına hükmedilmesine karar verilmesini talep ve istinaf etmiştir. GEREKÇE:Dava,Türk Borçlar Kanunu'nun 444 vd. maddelerinde düzenlenen ve iş sözleşmesi ile kararlaştırılan işçinin rekabet etme yasağına bağlanan cezai şartın tahsili amacıyla başlatılan icra takibine vaki itirazın iptali davasıdır.İlk derece mahkemesince davanın kısmen kabulüne karar verilmiş, karara karşı davalı vekilince istinaf kanunu yoluna başvurulmuştur.Davacı tarafça davalı hakkında İstanbul 27. İcra Müdürlüğünün ... sayılı dosyası ile 33.866,42 TL ödenen kıdem tazminatının iadesi, 56.880,00 TL cezai şart olmak üzere toplam 90.746,42 TL nin tahsili amacıyla ilamsız icra takibi başlatıldığı, borçlunun itirazı üzerine takibin durduğunu, 56.880,00 TL lik cezai şarta yönelik itirazının iptali için eldeki davanın açıldığı görülmektedir.İstinafa gelen uyuşmazlık temelde, 13/08/2014 tarihli hizmet sözleşmenin 11. Maddesinde düzenlenen rekabet yasağının geçerli olup olmadığı, davalının eylemlerinin rekabet yasağını ihlal niteliğinde olup olmadığı noktasındadır.Taraflar arasındaki 13/08/2014 tarihli belirsiz süreli iş sözleşmesinde davalının görev unvanının “...” olarak yazıldığı,Türkçe karşılığının “Toplantı & Etkinlik Satış Yöneticisi” olarak tanımlanabileceği, sonrasında “Satış Müdürlüğü”ne terfi ettiği, sözleşmenin rekabet yasağına ilişkin 11. Maddesinin ; Türk Borçlar Kanunu'nun 444 ve devam eden maddeleri uyarınca Personel, bu Sözleşme'nin feshinden itibaren İstanbul Anadolu Yakası sınırları içinde 1 (bir) yıl süre ile ve Sözleşme'de tanımlanan iş ile sınırlı olmak kaydıyla İşverenin yazılı iznini almaksızın, doğrudan veya dolaylı olarak, İşveren işleri ile rekabet halindeki faaliyetlerde bulunmayacak, bu tür faaliyetlerde bulunan başka bir şirkete (eşi, çocukları, da dâhil olmak üzere) ortak olmayacaktır. Personel firma ve kişilere bilgi ve doküman (dijital ortamda, bilgisayar ortamında ve veya teknolojik gelişmeler vasıtasıyla,) vermeyecek, müşteri bilgilerini paylaşmak yada müşterileri başka kişi, kurum ve/veya kuruluşa göndermeyecektir.Doğrudan ve/veya dolaylı şekilde haksız rekabet yapabilecek firma kurmayacaktır. İŞVEREN' in müşterileri ile serbest veya maaşlı bir menfaat İlişkisinde bulunmayacaktır. İŞVEREN' in müşterisi olmayan rakip firmaya geçtiğinde, işveren'in müşteri portföyünü kullanmayacaktır. Ayrıca çalışan Borçlar Kanunun 349.maddesi ve devam eden hükümlerince tanımlanan şekilde işverenle rekabet içerisine girmeyecektir. İşverenin; bir önceki paragrafta bahsedilen bu eylem ve eylemlerden dolayı uğrayacağı zararı karşılamak üzere ayrıldığı tarihteki brüt maaşının 6 katı kadar tazminat ödeyeceğini kabul ve taahhüt eder. İşvereninin Türk Borçlar Kanunu 446. maddesi ve devamı hükümlerinde tanımlanan tüm zarar ziyan ve tazminat haklarını talep etme hakkı ayrıca saklıdır." düzenlemesini içerdiği görülmektedir.Davacının davalı ile iş sözleşmesini evlilik gerekçesiyle 30/10/2019 tarihinde verdiği fesih dilekçesi ile 12/11/2019 tarihinde ayrılacağını bildirdiği, davalı şirketçe de 12/11/2019 tarihinde sigorta kayıtlarına çıkışının bildirildiği, kıdem tazminatının ödendiği, davalının 09/12/2019 tarihinde davacının rekabet içinde bulunduğu ve yine İstanbul Anadolu yakasında faaliyet gösteren ... otelinde kıdemli satış müdürü olarak çalışmaya başladığı anlaşılmaktadır. 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu(TBK)'nun 444/1. maddesinde, fiil ehliyetine sahip olan işçinin, işverene karşı, sözleşmenin sona ermesinden sonra herhangi bir biçimde onunla rekabet etmekten, özellikle kendi hesabına rakip bir işletme açmaktan, başka bir rakip işletmede çalışmaktan veya bunların dışında, rakip işletmeyle başka türden bir menfaat ilişkisine girişmekten kaçınmayı yazılı olarak üstlenebileceği, aynı maddenin 444/2. maddesinde ise, rekabet yasağı kaydının, ancak hizmet ilişkisi işçiye müşteri çevresi veya üretim sırları ya da işverenin yaptığı işler hakkında bilgi edinme imkânı sağlıyorsa ve aynı zamanda bu bilgilerin kullanılması, işverenin önemli bir zararına sebep olacak nitelikteyse geçerli olacağı düzenlenmiştir. Buna göre rekabet yasağı kaydının geçerliliği için zararın gerçekleşmesi şart olmayıp, işçinin edindiği bilgilerin iş verenin önemli bir zararına sebep olacak nitelikte olması yeterlidir.Türk Borçlar Kanunu'nun rekabet yasağına ilişkin 445. Maddesinde de rekabet yasağının, işçinin ekonomik geleceğini hakkaniyete aykırı olarak tehlikeye düşürecek biçimde yer, zaman ve işlerin türü bakımından uygun olmayan sınırlamalar içeremeyeceği ve süresi, özel durum ve koşullar dışında iki yılı aşamayacağı belirlenmiştir. Aynı maddenin 2. fıkrasında ise, hâkimin, aşırı nitelikteki rekabet yasağını, bütün durum ve koşulları serbestçe değerlendirmek ve işverenin üstlenmiş olabileceği karşı edimi de hakkaniyete uygun biçimde göz önünde tutmak suretiyle, kapsamı veya süresi bakımından sınırlayabileceği belirlenmiştir. Burada hakime aşırı nitelikteki rekabet yasağının kapsamını veya süresini sınırlama yetkisi verilmiştir. (Y 11 H.D' nın 16.03.2016 tarih ve 2015/6975 E-2016/2969 K) Davalı'nın fiil ehliyetine sahip olduğu, rekabet yasağına ilişkin düzenlemenin İş sözleşmesinin bir maddesi olarak yazılı yapıldığı , coğrafi sınır ve sürenin hukuka uygun olarak belirlendiği herhangi bir eksiklik bulunmadığı anlaşılmaktadır. Bu aşamadan sonra davalının davacı firmada yaptığı iş ile yeni başladığı iş yerindeki işin rekabet yasağını düzenleyen sözleşme hükümleri ile TBK 444/2.Maddesindeki düzenleme yönünden değerlendirilmesi gerekir. Somut olayda; dosyaya alınan bilirkişi raporunda; “Hizmet Sözleşmesinin” 11. maddesinde düzenlenen rekabet yasağının konusu “Sözleşmede tanımlanan iş ile sınırlı olmak kaydıyla. (..)” olarak belirlenmiştir. Sözleşmede tanımlanan iş; “...” dir. Türkçe karşılığı “...” olarak tanımlanabilir.Her iki tarafın beyanından ve dava dışı .... A.Ş.'nin müzekkere cevabından davalı ... ...'in 09.12.2019 tarihinde “...” otelinde “...” olarak görev yaptığı anlaşılmaktadır. Davalı davacı şirketten 12.11.2019 tarihinde ayrılmış ve hemen hemen 1 ay sonra dava dışı ... OTEL'de çalışmaya başlamıştır. Somut uyuşmazlıkta davacı şirketin ve davalının hali hazırda çalıştığı işyerinin faaliyet alanları dikkate alındığında, tarafların iştigal konularının benzer olduğu, davalının davacı şirketten ...” olarak çalışmaktayken dava dışı ... Otel'de Kıdemli Satış Müdürü olarak çalıştığı, her iki görevinde satış ile ilgili olduğu ve davalının cevap dilekçesindeki açıklamalardan davalının davacı şirkette yapmakta olduğu işi yapmaya devam ettiği anlaşılmaktadır, ayrıca davacı vekili tarafından 12.10.2021 tarihli dilekçe ekinde sunulan görev tanımları da incelendiğinde davalı tarafın satış Uzmanı ve satış temsilcisi olarak davacı şirkette çalıştığı; bu durumda davalının “Hizmet Sözleşmesinin” 11. maddesinde düzenlenen rekabet yasağının konusuna giren bir eylemde bulunduğu kanaatine varıldığı, sonuç olarak: 1.Taraflar arasında imzalanan sözleşmenin “Hizmet Sözleşmesi” Yasağının; in 11 inci maddesinde yer alan rekabet - davalının çalışamayacağı iş türünün belirlenmiş olması, sözleşmenin süre, yer ve konu bakımından sınırlandırılmış olması,- davacı ile davalının sonradan çalıştığı işyerinin rakip işletme olarak nitelendirilebilmesi ve aynı müşteri çevrelerine hitap ederek aynı konularda faaliyet göstermeleri, -davalının yaptığı işin, davacının müşteri çevresi veya davacının yaptığı işler hakkında bilgi edinme imkânı sağlaması ve aynı zamanda bu bilgilerin kullanılmasının, davacının önemli bir zararına sebep olacak nitelikte olması sebebiyle geçerli olarak kabul edilebileceği, fakat bu konudaki nihai takdirin sayın mahkemeye ait olduğu, 2. Rekabet yasağı içeren sözleşmede kararlaştırılan 56.880,00 TL'nin davalının tacir olmaması sebebiyle ve mahkemece aşırı nitelikte bulunması halinde indirilebileceği," kanaat bildirildiği görülmüştür.Dosyaya toplan tüm deliller ile rekabet yasağına ilişkin sözleşme şartının yasal düzenlemeye uygun olduğu, davalının sözleşme maddesini ihlal ettiği, davacının sözleşme ile kararlaştırılan cezai şarta isteme hakkının bulunduğu, ilk derece mahkemesince de TBK'nın 182/son ve TBK'nın 445/2. maddesi gereğince dosya içeriğine uygun taktiri indirim yapılar hüküm kurulduğu, ilk derece mahkemesi kararının usul ve esas yönünden hukuka uygun olduğu anlaşılmakla davalının yerinde görülmeyen istinaf isteminin reddine karar vermek gerekmiştir. HMK'nın 355. Maddesi uyarınca kamu düzenine aykırılık ve istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak yapılan istinaf incelemesi sonunda; ilk derece mahkemesi kararının usul ve esas yönünden hukuka uygun olduğu anlaşıldığından davalı vekilinin yerinde görülmeyen istinaf başvurusunun reddine karar vermek gerekmiştir. HÜKÜM:Yukarıda açıklanan nedenlerle: 1-Davalı vekilinin istinaf başvurusunun HMK'nın 353(1)b-1 maddesi uyarınca ESASTAN REDDİNE, 2-Davalı tarafından başvuru sırasında peşin olarak yatırılan 485,70 TL harcın, alınması gerekli olan 1.942,73 TL harçtan mahsubu ile bakiye 1.457,03 TL istinaf karar harcının davalıdan alınarak hazineye irat kaydına, 3-Davalı tarafından istinaf aşamasında yapılan yargılama giderlerinin kendi üzerinde bırakılmasına,Dair, dosya üzerinden yapılan inceleme sonunda, HMK'nın 362(1)a maddesi uyarınca kesin olarak oy birliğiyle karar verildi. 12/03/2026