7. Hukuk Dairesi 2012/3108 E. , 2012/5512 K. "İçtihat Metni" Taraflar arasında görülen dava sonucunda verilen hükmün, Yargıtayca incelenmesi davalı ... tarafından istenilmekle, temyiz isteğinin süresinde olduğu anlaşıldı. Dosya incelendi, gereği görüşüldü: Kadastro sırasında dava konusu 122 ada 28 parsel sayılı 4247,71 m2 yüzölçümündeki taşınmaz kazandırıcı zamanaşımı zilyetliğine ve satın almaya dayanılarak davalılar ..., ... ve ... adına paylı olarak tespit edilmiştir. Davacı Hazine davalılar
**7. Hukuk Dairesi 2012/3108 E. , 2012/5512 K.** **"İçtihat Metni"** Taraflar arasında görülen dava sonucunda verilen hükmün, Yargıtayca incelenmesi davalı ... tarafından istenilmekle, temyiz isteğinin süresinde olduğu anlaşıldı. Dosya incelendi, gereği görüşüldü: Kadastro sırasında dava konusu 122 ada 28 parsel sayılı 4247,71 m2 yüzölçümündeki taşınmaz kazandırıcı zamanaşımı zilyetliğine ve satın almaya dayanılarak davalılar ..., ... ve ... adına paylı olarak tespit edilmiştir. Davacı Hazine davalılar lehine zilyetlikle taşınmaz edinme koşullarının oluşmadığını ve taşınmazın devletin hüküm ve tasarrufu altında bulunan yerlerden olduğunu öne sürerek dava açmıştır. Mahkemece davanın kabulüne, dava konusu taşınmazın davacı Hazine adına tapuya tesciline karar verilmiş; hüküm, davalı ... tarafından temyiz edilmiştir. Mahkemece dava ve temyize konu 122 ada 28 parsel sayılı taşınmaz üzerinde tespit gününde davalılar yararına 3402 sayılı Kadastro Kanununun 14. maddesi hükmünde öngörülen kazandırıcı zamanaşımı zilyetliği ile taşınmaz edinme koşullarının gerçekleşmediği, taşınmaz üzerindeki zilyetliğin iradi olarak terk edildiği gerekçe gösterilerek hüküm kurulmuş ise de mahkemece yapılan araştırma ve soruşturma hüküm vermeye yeterli değildir. Kadastro tespitine bir kayıt ve belge esas alınmamış, yargılamada taraflar bir kayıt ve belgeye dayanmamışlardır. Hal böyle olunca taşınmazların tapuda kayıtlı olmadığı menkul mal hükümlerine tabi olduğu, bu nedenlerle yanlar arasındaki uyuşmazlığın zilyetlik hükümlerine göre çözümleneceği kuşkusuzdur. Mahkemece iddia ve savunmanın kıymetlendirilmesi yönünden taşınmaz başında keşif yapılmış, tespit tutanağı bilirkişileri Abdurrezzak Acay ve Behçet Acay'ın tespitteki beyanları ile keşifte saptanan hukuksal olgu birbirine aykırı düştüğü halde taşınmaz başında adı geçen tutanak bilirkişileri dinlenilmemiş, ayrıca somut olayda davalı tarafça bildirilen tanıklarda dinlenilmemiş varsa nedenleri hüküm yerinde gerekçeleriyle açıkça gösterilmemiştir. Ayrıca taşınmaz içinde yer yer taşlık ve kayalık kısımların bulunduğu belirtilmesine rağmen bu bölümlerin taşınmaza oranının ne olduğu, taşınmazda baskın unsurun taş veya kaya olup olmadığı ve taşınmazın hangi bölümüne isabet ettiği uzman fen ve ziraat bilirkişi raporlarında gösterilmediği gibi mahkeme gözlemide bu hususları açıklayıcı nitelikte değildir. Böylesine yetersiz araştırma ve soruşturma ile hüküm kurulamaz. O halde sağlıklı bir sonuca varılabilmesi için yöreyi iyi bilen elverdiğince yaşlı, yansız, yerel ve uzman bilirkişi fen elemanı ve uzman ziraatçi bilirkişi tespit tutanağı bilirkişilerinin tümü tarafların aynı yöntemle gösterecekleri tanıklar hazır olduğu halde taşınmaz başında yeniden keşif yapılmalı, dava konusu taşınmazın öncesinin kime ait olduğu, kimden kime kaldığı, taşınmaz üzerinde sürdürülen zilyetliğin başlangıç günü, süresi ve sürdürülüş biçimi hakkında yerel bilirkişi ve tanıklardan ayrı ayrı olaylara dayalı bilgiler alınmalı, tespitte saptanan hukuksal olgu dikkate alınarak tutanak bilirkişileri yeniden taşınmaz başında ayrı ayrı dinlenerek tesbitte saptanan hukuksal olgu ile hükme dayanak yapılan keşifte dinlenen yerel bilirkişi ve tanık ile yapılması muhtemel keşifte dinlenecek olan yerel bilirkişi ve tanıkların beyanları arasında aykırılık varsa duraksamasız giderilmeli, daha sonra uzman ziraatçi bilirkişi ve mahkeme heyeti hazır olduğu halde, taşınmaz bizzat mahkemece görülüp, gözlenmeli, gözlem keşif tutanağına aynen yansıtılmalı, özellikle taşınmazın meyil durumu, fiziksel yapısı, dıştan komşu taşınmazlarla toprak mukayesesi yapılmalı, komşu taşınmazların tespit tutanağı içeriği ve varsa dayanakları kayıtlarla yerel bilirkişi ve tanık sözleri denetlenmeli, komşu taşınmazların tespitlerine bir kayıt ve belge esas alınmış ise nizalı parsel yönünü sözü edilen kayıt ve belgelerin ne biçimde ve kimin yeri olarak sınır gösterdiği üzerinde durulmalı, uzman bilirkişi fen elemanından keşfi izlemeye, yerel bilirkişi ve tanık sözlerini denetlemeye, uzman ziraatçi bilirkişiden ise mahkeme gözlemini yansıtmaya elverişli ayrıntılı, gerekçeli rapor alınmalı, taşınmazın fotoğrafları çektirilmeli daha sonra davanın dayanağını oluşturan 3402 sayılı Kadastro Kanununun 14. maddesi hükmüne göre davalı taraf ile ortak miras bırakanın varsa, dava dışı mirasçılarının onaylı nüfus kayıt örnekleri ilgili Nüfus Müdürlüğünden getirtilerek kimlikleri bu yolla sağlıklı biçimde belirlenip ilgililer adına aynı çalışma alanı içerisinde kayıtsız ve belgesizden kazandırıcı zamanaşımı zilyetliğiyle başkaca taşınmaz mal tespit ya da tescil edilip edilmediği, Kadastro, Tapu Sicil ve Hukuk Mahkemeleri Yazı İşleri Müdürlüklerinden ayrı ayrı sorulup saptanmalı, somut olayın özelliğine göre taşınmazın sadece 8-10 yıldır kullanılmadığı gerek yerel bilirkişi gerekse uzman ziraat bilirkişi tarafından bildirilmiş olmakla taşınmazın 8-10 yıldır kullanılmamasının iradi terk olarak kabul edilemeyeceği gözönüne alınmalı, yine davalı taraf yararına zilyetlikle kazanma koşullarının oluştuğu sonucuna varıldığı takdirde taşınmazın davalılar adına paylı olarak tespit edildiği, taşınmazda paydaş olan davalılar ... ve ...'ın aleyhlerindeki hükmü temyiz etmedikleri hususu da hüküm kurulurken dikkate alınmalı, bundan sonra toplanan ve toplanacak tüm deliller birlikte değerlendirilerek sonucuna göre bir hüküm kurulmalıdır. Mahkemece böylesine bir araştırma ve soruşturma yapılmaksızın yazılı şekilde hüküm kurulması isabetsiz olduğu gibi mahkeme hükmünden önce 19.01.2011 tarihinde yürürlüğe giren 6099 Sayılı Yasa ile değişik 3402 Sayılı Kadastro Kanunu’nun 36/A ve geçici 11. maddelerinde “Kadastro işlemi ile oluşan tespit ve kayıtların iptali için Devlet veya diğer kamu kurum ve kuruluşları tarafından kayıt lehtarına karşı kadastro mahkemeleri ile genel mahkemelerde açılan davalarda davalı aleyhine vekalet ücreti dahil, yargılama giderine hükmolunmaz ve bu hüküm henüz infaz edilmemiş yargı kararlarına da uygulanır.” hükmü gözetilmeksizin davalılar aleyhine yargılama gideri ve vekalet ücretine hükmedilmesi dahi isabetsiz, davalı ...'ın temyiz itirazları bu nedenlerle yerinde görüldüğünden kabulü ile hükmün BOZULMASINA, peşin alınan harcın istek halinde ilgilisine iadesine, 05.09.2012 gününde oybirliğiyle karar verildi.