T.C. İSTANBUL BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 13. HUKUK DAİRESİ DOSYA NO: 2023/1499 Esas KARAR NO:2026/120 Karar T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A B Ö L G E A D L İ Y E M A H K E M E S İ K A R A R I İNCELENEN KARARIN MAHKEMESİ: İstanbul 4. Asliye Ticaret Mahkemesi ESAS NO: 2020/518 Esas - 2022/668 Karar TARİHİ: 27/10/2022 DAVA :İtirazın İptali (Acentelik Sözleşmesinden Kaynaklanan) KARAR TARİHİ: 22/01/2026 İlk derece Mahkemesinde yapılan inceleme sonucunda verilen karara karşı istinaf k…
T.C. İSTANBUL BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 13. HUKUK DAİRESİ DOSYA NO: 2023/1499 Esas KARAR NO:2026/120 Karar T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A B Ö L G E A D L İ Y E M A H K E M E S İ K A R A R I İNCELENEN KARARIN MAHKEMESİ: İstanbul 4. Asliye Ticaret Mahkemesi ESAS NO: 2020/518 Esas - 2022/668 Karar TARİHİ: 27/10/2022 DAVA :İtirazın İptali (Acentelik Sözleşmesinden Kaynaklanan) KARAR TARİHİ: 22/01/2026 İlk derece Mahkemesinde yapılan inceleme sonucunda verilen karara karşı istinaf kanun yoluna başvurulmuş olmakla dava dosyası incelendi: TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMASININ ÖZETİ: Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; müvekkil şirketin alacağını tahsil etme amacıyla İstanbul 29. İcra Müdürlüğünün ... sayılı dosyası ile icra takibi başlatılmış olduğunu, borçlu şirketler tarafından haksız ve mesnetsiz olarak ödeme emrine itiraz edildiğini, borçlular aleyhine müvekkil şirket gibi dava dışı ... Limited tarafından İstanbul 7. ATM 2020/457 Esas sayılı dosyası ile itirazın iptali davası açıldığını, iş bu dava ile 7. ATM 2020/457 Esas sayılı davası arasında sıkı bir bağlantı bulunmakta olduğunu, usul ekonomisi gereği bu iki dosyanın birleştirilmesi gerektiğini, borçlu şirketlere karşı huzurda açılan iş bu davanın hukuki sebepleri her borçlu için temelde aynı olduğunu, borçluların aynı şirketler topluluğuna mensup üç şirket olduğunu, müvekkil şirketin nam ve hesabına bilet satışları gerçekleştirmiş olmasına rağmen muaccel olan bilet bedeli borçlarını müvekkil şirkete geri vermedikleri için bu davanın açılması gerektiğini, her ne kadar burada üç ayrı tüzel kişilik bulunsa da aslında bir şirketler topluluğu söz konusu olduğundan aslında tek bir şirketler topluluğunun borcu söz konusu olduğunu, dava dışı singapoure şirketi tarafından borçlu şirketlere karşı icra takibi başlatıldığını, bu icra takibine borçlu şirketler tarafından itiraz edilmesi nedeniyle zorunlu arabuluculuk aşamasına başvurulduğunu, ancak borçlu şirketler tarafından İstanbul arabuluculuk ofisinin yetkisine itiraz edildiğini, bu itiraz İstanbul Sulh Hukuk Mahkemesinin 2020/472 E 2020/387 Karar sayılı dosyası ile değerlendirildiğini, bu dosyada yetkili arabuluculuk ofisinin her üç şirket içinde İstanbul Arabuluculuk ofisi olduğuna karar verildiğini, davalı borçluların borca ilişkin itirazlarının haksız ve mesnetsiz olduğunu, müvekkil şirketin alacağının tahsilini geciktirmeye yönelik olduğunu, davalı şirketlerde 2013 yılında imzaladıkları sözleşme ile ... Birliği'nin ... sistemine akredite olduklarını, bu kapsamda hava yollarına ait bilet bedellerinin davalılar tarafından ödenmemesi riski göz önünde bulundurularak 2019 itibariyle ...'ya davalı şirketlerce 28.078.000 USD tutarında banka teminat mektubu verildiğini, davalı şirketler 16/10/2019 tarihinde müvekkil şirketin nam ve hesabına satmış olduğu biletlerin satış bedellerini ödemediğini, davalı şirketlerin müvekkil şirkete ait uçak biletlerini müvekkil nam ve hesabına sattığını, bilet bedellerini tahsil ettiklerini, bu bedellerin müvekkil şirkete ödenebilmesi için ... tarafından 15 günlük periyotlarda davalı şirketlere ödeme talebi gönderildiğini, satılan bilet bedellerinin karşılığının ödenmesi talep edildiğini, 16/10/2019 tarihinde müvekkil hava yolu şirketin nam ve hesabına satmış olduğu biletlerin satıl bedellerini ödemediğini, ... tarafından davalı şirketlere 30/11/2019 tarihine kadar hava yollarına olan borçlarını ödemeleri için süre verildiğini, son olarak bu süre içerisinde bilet bedellerinin ödenmesi gerektiğini, davalıların bu bedeli ödememekte ısrar etmesi üzerine davalıların ... akreditasyonunun sona erdirilmesine karar verildiğini, davalıların ... bünyesinde bulunan teminat mektuplarının tamamı ... tarafından bozdurulduğu, bozdurulan teminat mektuplarının tamamının 28.078,000 USD olduğunu, bu miktarın ... tarafından davalılardan alacakları olan hava yolu şirketlerine dağıtıldığını, ancak müvekkil şirkete ödenen miktar davalı şirketlerin müvekkil şirkete olan borç miktarını karşılamaya yetmediğini, müvekkil şirketin bu dava tarihi itibariyle borçlu şirketlerden 864.518,10 TL asıl alacağı bulunduğunu, hava yolu şirketleri ile seyahat acenteleri arasındaki ödeme raporları ... sistemi ile gerçekleştirildiğini, seyahatler için alınan biletlerin büyük bir kısmı ... kanalıyla ... sistemi üzerinden kesilmekte olup bu platform tüm hava yolları tarafından takip edilmekte olduğunu, müvekkil hava yolu şirketi ile davalı şirketler arasında acente ilişkisi bulunduğu, davalı şirketler müvekkilin nam ve hesabına bilet satışı gerçekleştirmekte ve 15 günlük periyotlarla da bilet satışı bedellerine ilişkin tutarları ... sistemine ödeme yapmak borcu altında olduğunu, davalıların müvekkile ait biletleri sattığını, açıklanan bu nedenlerle; huzurdaki dosyanın İstanbul 7. ATM 2020/457 Esas sayılı dosyası ile birleştirilmesini, borçluların borcunu karşılamaya yeter taşını ve taşınmaz malları ile üçüncü kişilerdeki hak ve alacaklarının ihtiyaten haczini, borçluların İstanbul 29. İcra Müdürlüğünün ... sayılı dosyasındaki ödeme emrine karşı yapmış olduğu haksız ve mesnetsiz itirazın iptalini ve icra takibinin devamını, borca haksız ve kötü niyetli olarak itiraz eden davalı borçlunun %20den az olmamak üzere icra inkar tazminatına mahkum edilmesini, yargılama giderleri ve vekalet ücretinin karşı tarafa yükletilmesini talep ve dava etmiştir.Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; davacının Singapur merkezli bir şirket olup Singapur ile Türkiye arasında adli yardımlaşma anlaşması bulunmamakla birlikte Yunanistan 1954 tarihli Hukuk Usulüne dair Lahey Sözleşmesine de taraf olmadığını, davacının yabancı bir şirket olması ve zikredilen muafiyetten yararlanamaması sebebiyle MÖHUK'un 48. Maddesine göre teminat göstermesinin zorunlu olduğunu, davacı tarafça dosyaya bir takım kayıtlar sunulduğunu, bu delillerin taraflarına tebliğ edilmediğini, huzurdaki davanın mahkemece yetkisiz olduğunu, müvekkillerinini adresinin Antalya olduğunu, bu sebeple yetkili mahkemenin Antalya mahkemeleri olduğunu, dava dışı ... tarafından düzenlenen kayıtların bu dava açısından delil olma niteliği bulunmadığını, müvekkillerinin ... tarafından dava dışı ... aleyhine...'nın müvekkillerine yönelik haksız uygulamaları sebebiyle tazminat davası açıldığını, söz konusu davanın İstanbul 1. ATM 2019/732 Esas sayılı dosyası üzerinden görüldüğünü, davacının delil olarak dayandığı kayıtlar müvekkilleri ihtilaf içerisinde bulunan ... tarafından hazırlanmış olduğu için ihtifatlı olduğunu, davacı vekilinin aynı zamanda söz konusu tazminat davasının dosyasında ... vekili olarak da görev yaptığını, müvekkillerinin sahibi oldukları online seyahat sistemleri vasıtasıyla acenteler ile hava yolu şirketleri gibi seyahat ürün tedarikçilerini buluşturarak uçak bileti konaklama gibi seyahat ürünlerinin satışını sağladığını, davacı vekilinin de vekili olduğu dava dışı ... ise uluslararası hava taşımacılığı yapan yaklaşık 290 şirketin üye olduğu, sözde havacılık sektöründeki sorunları çözmek ve sektörde yeksanlığı sağlamak için 19/04/1945 yılında kurulmuş bir birlik olduğunu, havayolu taşımacılığında kullanılan uçak biletlerinin yolculara satışını gerçekleştirebilmek için ...'ya üye olmak bir zorunluluk olmasa da havayolu şirketlerinin acentelere satış yetkisi verirken ilgili acentenin ...'ya akredite olmasını bir güven kriteri olarak aramakta olduğunu, ...'ya akredite olmak bir bağlayıcılık içermediğini, ...'ya akredite olmayan seyahat acentelerinin sektörde hayatta kalabilmesinin neredeyse imkansız olduğunu, ... havayolu firmalarının bilet satışlarından dolayı acenteler nezdinde doğacak olan alacaklarını garantiye alabilmek için acentelerden teminat mektubu aldığını, ... teminat miktarına ilişkin kendi hazırladığı regülasyonlarını aynı ülke içerisinde yer alan acentelere karşı dahi eşit bir şekilde uygulamadığını, kimi acenteden fazla teminat alırken diğer acentelerden herhangi bir teminat talep etmeme hakkını kendisinde gördüğünü, ... fonksiyonunu yitirmiş ve ticari hareket eden bir yapıya büründüğünü, kararın teminatın sağlanamaması başlığı taşıyan 5.5.4 maddesi ve 13. Maddesi düzenlemelerine göre acentenin ... tarafından istenilen ek teminatı sağlayamaması durumunda bu durumun bütün ... üyesi havayollarına bildirileceği ve bilet satış yetkisinini ... tarafından kapatılacağı belirtildiğini, ek teminatın istenildiği tarihten itibaren 60 gün içerisinde tamamlanmaması durumunda ise ...'nın acentenin akreditasyonunu kaldırılacağı ve acente ile arasındaki satış acenteliği sözleşmesini feshedeceği hususu düzenlendiğini, müvekkillerinin davacı ile yaptığı bir çok yazışmanın ve çözüm çabalarının sonuç vermemesi üzerine ... müvekkillerinin bilet satış yetkisini dondurarak onun ticari faaliyetlerini yerine getirememesine sebep olduğunu, davacı her fırsatta elinde bulunan teminat mektuplarını bir tehdit aracı olarak kullanarak mektupları tanzim etme baskısını müvekkillerine sürekli olarak yaşattığını, müvekkillerinin üzerine düşen yükümlülükleri yerine getirmesine rağmen ... müvekkillerinin ihtiyati tedbir taleplerinden vazgeçmesini fırsat bilerek nezdinde bulunan 23.078.000 USD tutarlı teminat mektuplarını kötü niyetli şekilde hatta müvekkillerine haber dahi vermeden bozdurduğunu, dosyaya müvekkilleri ile davacı arasında imzalanmış tek bir sözleşme bile sunulmadığı, delil olarak dayanılan belgelerin müvekkilleri ile ihtilaf halinde olan ...'nın ne şekilde düzenlediği belli olmayan tek taraflı belgeleri olduğunu, müvekkillerinin borcunun olduğunu gösteren hiçbir kaydın bulunmadığı gerçeği ışığında da davanın reddi gerektiğini, açıklanan bu nedenlerle; davanın HMK 61. Maddesine göre ...'ya ihbar edilmesini, haksız ve hukuki dayanağı bulunmayan davanın reddini, yargılama giderleri ve vekalet ücretinin karşı tarafa yükletilmesini talep etmiştir. İLK DERECE MAHKEMESİNİN KARARININ ÖZETİ:İlk Derece Mahkemesi 27/10/2022 tarih ve 2020/518 Esas - 2022/668 Karar sayılı kararında;".....Tüm dosya kapsamı birlikte değerlendirildiğinde, davacı ile dava dışı ... arasında farklı tarihler akdedilen Yolcu satış Acentesi Anlaşması ile davalıların ... üyesi olduğu, sözleşmeye göre ...'nın havayolu şirketlerini temsil ettiği dolayısı ile davacı ve davalılarında da sözleşmenin tarafları olduğu, sözleşmenin 7. Maddesinde ... kayıtlarının düzenleneceği ve davalı şirketlerin bu kayıtlara göre ödeme yapılacağının düzenlendiği, sözleşme kapsamında davalının ... aracılığı ile davacıya ödemesi gereken bilet bedellerini ödemediği, ödeme yapılmaması ve ... nın onay/akreditasyon dan vazgeçmesi ile sözleşmenin haklı nedenlerle fesih edildiği, mahkememizce alınan ve denetime uygun bulunan bilirkişi raporu ile davalılar ... A.Ş’den 204.609,80 TL asıl alacak ve 17.550,19 TL işlemiş faiz,... A.Ş’den 295.001,50 TL asıl alacak ve 25.303,45 TL, ... A.Ş’den 364.906,80 TL asıl alacak ve 31.299,50 TL alacağı olduğu görülmüş ve denetime uygun bulunan bilirkişi raporu da dikkate alınarak davanın kabulüne, davalıların itirazı haksız ve alacak likit olduğundan davalıların sorumlu oldukları alacağın %20'si oranında icra inkar tazminatına mahkumiyetine hükmedilmiştir." gerekçesi ile,''1- Davalıların İstanbul 29. İcra Müdürlüğü'nün ... sayılı takip dosyasına konu alacağa yönelik itirazlarının iptali ile takibin; a. ... yönünden 204.609,80 TL asıl alacak ve 17.550,19 TL işlemiş faiz ve takip tarihinden sonra işleyecek avans faizi ile birlikte kaldığı yerden devamına, İİK md. 67/2 uyarınca alacak likit ve itiraz haksız olduğundan toplam alacağın % 20 oranında icra inkar tazminatının davalıdan alınarak davacıya ödenmesine, b. ... yönünden 295.001,50 TL asıl alacak ve 25.303,45 TL işlemiş faiz ve takip tarihinden sonra işleyecek avans faizi ile birlikte kaldığı yerden devamına,İİK md. 67/2 uyarınca alacak likit ve itiraz haksız olduğundan toplam alacağın %20 oranında icra inkar tazminatının davalıdan alınarak davacıya ödenmesine, c. ... yönünden 364.906,80 TL asıl alacak ve 31.299,50 TL işlemiş ve takip tarihinden sonra işleyecek avans faizi ile birlikte kaldığı yerden devamına,İİK md. 67/2 uyarınca alacak likit ve itiraz haksız olduğundan toplam alacağın %20 oranında icra inkar tazminatının davalıdan alınarak davacıya ödenmesine,'' karar verilmiş ve karara karşı davalılar vekili tarafından istinaf başvurusunda bulunulmuştur. İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ:Davalılar vekili istinaf dilekçesinde özetle; müvekkillerden ... ve ... adresinin ... / Antalya'da bulunması sebebiyle bu iki müvekkil açısından yetkili olmayan İstanbul icra müdürlükleri nezdinde icra takibi başlatılabilmesinin mümkün olmadığını, yetkili icra müdürlüklerinin Antalya icra müdürlükleri olduğunu, dolayısıyla dava şartı yokluğundan davanın usulden reddinin gerektiğini, ... yönünden yapılan yetki itirazının kabul edilmemiş olması durumunda dahi ... ve ... açısından dava şartının bulunmadığı gerçeğinin değişmediğini, zira davacının iddiasının aksine davalılar arasında ihtiyari bir dava arkadaşlığı bulunmadığını, Davacının iddialarını kabul anlamına gelmemekle birlikte; her üç davalının dava dışı ... ile yapmış oldukları sözleşmelerin farklı olduğunu, ayrıca davacının ... Turizm'den ... / ... Turizm'den ve ...'den sebebi ve miktarı farklı alacaklar olduğunu iddia ettiğini, takip ve dava konusu alacakların birbirinden farklı olduğunu, bu sebeple müvekkiller arasında ihtiyari dava arkadaşlığı bulunmadığını, dava şartı yokluğuna rağmen yargılamaya devam edilmesinin usul ve yasaya aykırı olduğunu, yerel mahkeme kararının kaldırılması gerektiğini, Davacının davasını ispatlayamadığını, yerel mahkemece davanın kabulüne gerekçe olarak bilirkişilerce ... tarafından tek taraflı ve ne şekilde hazırlandığı belli olmayan ... kayıtları üzerinde alacağın tespitinin yapılmasının gösterildiğini, ... kayıtlarının huzurdaki yargılama açısından delil olabilmesinin mümkün olmadığını, bir an için söz konusu ... kayıtlarının doğru olduğu varsayımında dahi söz konusu ...'lerdeki '...' satırlarının yanında yazan tutarların dava konusu ödeme emrindeki tutarlarla örtüşmesi gerektiğini, ancak bu iki kategorinin birbiriyle uyumsuz olduğunu, buna rağmen yerel mahkemece ... kayıtlarının alacak iddiasını doğruladığına nasıl kanaat getirdiğinin anlaşılamadığını, yerel mahkemenin herhangi bir maddi vakıa incelemesi yapmaksızın dosyaya davacı tarafından sunulan '...Türkiye'de I... - ...' isimi belgedeki tutarların doğru olduğu varsayımıyla hareket ettiğini, tutarlara ilişkin sağlıklı bir değerlendirme ve inceleme yapılmadığı hususunun dosyadaki bilirkişi raporları incelendiğinde de rahatlıkla anlaşılabileceğini, kararın gerekçesinde atıfta bulunulan 19/10/2021 tarihli bilirkişi kurulu raporu ve 20/06/2022 tarihli bilirkişi kurulu ek raporundaki ifadelerin özensiz incelemeyi ortaya koyduğunu, işbu ifadelerin de bilirkişilerin ... kayıtlarındaki tutarlara ilişkin bir inceleme yapmayıp ödeme emrindeki tutarların doğru olduğu varsayımıyla hareket ettiklerini gösterdiğini, Söz konusu ihtilaf açısından davacının dayandığı ... kayıtlarının ve '... Grubu ... - ...' isimli belgenin herhangi bir delil vasfı bulunmadığını, bu belgelerin maddi vakıaları göstermekten uzak olduğunu ve denetime elverişli olmadığını, davacının dayanak olarak gösterdiği ... kayıtlarında herhangi bir uçuş, ..., elektronik bilet bilgisi, yolcu adı ve soyadı, uçuş tarihlerinin yer almadığını, gerçekten yapılan bir uçuş olup olmadığının dahi anlaşılamadığını, davacı tarafından dayanılan bir diğer belge olan '... - ...' isimli belgenin ise davanın tarafları arasında düzenlenen bir belge olmadığını, bu belgenin de karara dayanak teşkil etmesinin mümkün olmadığını, ilgili belgenin ne zaman düzenlendiğinin dahi belirsiz olduğunu, belgede yazılan tutarların neye göre belirlendiğinin de belirsiz olduğunu, sonuç olarak hem ... katılarının hem de '... - ...' isimli belgenin maddi hukuk kurallarının unsurlarını karşılayacak maddi vakıaların gerçekten meydana gelip gelmediğini ortaya koymaktan uzak olduğunu, söz konusu kayıt ve belgelerin HMK'nın 200. maddesi anlamında senet ya da kesin delil niteliğinde olmadığını, zira bir belgenin senet olarak kabul edilebilmesi için aleyhine kullanılan tarafın imzasını taşıması gerektiğini, müvekkillerin imzasını taşımayan bu belgelerin karara dayanak teşkil etmesinin mümkün olmadığını, davacı tarafça herhangi bir ticari defter de sunulmadığından davanın reddinin gerektiğini, Bununla birlikte '... - ...' isimli belgenin mutlak bir delil olmadığı gibi delil başlangıcı dahi olmadığını, delil başlangıcının tanımının HMK'nın 202. maddesinde açıklandığını, yazılı delil başlangıcı niteliği dahi bulunmayan işbu belgeler müvekkiller ve / veya temsilcileri tarafından düzenlenmediğinden karara dayanak olarak gösterilmesinin hatalı olduğunu, Faturadan kaynaklanan alacağa ilişkin uyuşmazlıklarda dahi faturanın tek başına hizmetin verildiğini göstermediğini, fatura konusu işin yapıldığının/ hizmetin verildiğinin davacı tarafça kanıtlanması gerektiğini, yani ispat yükünün davacı tarafa ait olduğunu, bu durumda herhangi bir fatura niteliği dahi bulunmayan söz konusu belgelerin iddia konusu uçuşların gerçekleştiğini ispatlamayacağını,Yerel mahkemenin müvekkillerin davacı tarafından sunulan ... kayıtlarının aksini ortaya koyan bir belge sunmadığına yönelik tespitlerinin ispat külfeti açısından hatalı olduğunu, zira müvekkillerin ... sistemine girme yetkisi olmadığından hangi uçuşların yapılıp hangilerinin yapılmadığını kontrol edebilme imkanı bulunmadığını, pandemi dönemindeki hayat dinamikleri içerisinde uçuşların yapılmamasının olağan bir durum olduğunu, müvekkillerin uçuşların yapılmadığını kanıtlamasına gerek olmadığını, aksine davacının pandemi döneminde uçuş gerçekleştirdiğini kanıtlaması gerektiğini, dosya kapsamında uçuşların yapıldığına ilişkin hiçbir döküman bulunmadığını, Yerel mahkeme kararında faize ilişkin hesaplama yapılmasının ve icra inkar tazminatına hükmedilmesinin de hatalı olduğunu, tarafların kontrolünde olmayan bir takım tek taraflı hazırlanan kayıtlara istinaden likitlikten bahsedilemeyeceğini, Sonuç olarak davacının dava konusu alacağın ispatı hususunda kendi ticari defterlerine dayanmadığı gibi başkaca delillerler de alacağını ispat edemediğini, davacı ile müvekkiller arasında herhangi bir sözleşme olmadığı için tarafların yerine getirmek zorunda olduğu edimlerden bahsetmenin de mümkün olmadığını, bu sebeplerle davacının iddiasını üçüncü kişi ...'nın kayıtlarına dayandırmasının ispat hukuku çerçevesinde mümkün olmadığını, dolayısıyla yerel mahkemece kanıtlanamayan, usul ve yasaya aykırı davanın reddine karar verilmesi gerekirken kabulüne karar verilmesinin hatalı olduğunu belirterek ilk derece mahkemesi kararının kaldırılarak davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir. İSTİNAF SEBEPLERİNİN DEĞERLENDİRİLMESİ:HMK'nın 355. maddesine göre istinaf incelemesi; istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak ve kamu düzenine aykırılık görüldüğü takdirde ise resen gözetilmek suretiyle yapılmıştır.Dava, yolcu satış acentelik sözleşmesinden kaynaklanan alacağın tahsili talebiyle başlatılan icra takibine itiraz üzerine İİK'nın 67 vd maddeleri uyarınca açılan itirazın iptali istemine ilişkindir. Mahkemece, davanın kabulüne, karar verilmiş ve karara karşı davalılar vekili tarafından istinaf başvurusunda bulunulmuştur.Davalılar vekilinin icra müdürlüğünün yetkili olmadığı ve geçerli bir icra takibi bulunmadığına yönelik istinaf sebepleri incelendiğinde,HMK'nın 57.maddesi gereğince, birden çok kişi hakkında maddede sayılan durumların bulunması halinde birlikte dava açılabileceği, bu kapsamda davaların temelini oluşturan vakıaların ve hukuki sebeplerin aynı veya birbirine benzer olmasını ihtiyari dava arkadaşlığı sebebi olarak görüldüğü anlaşılmıştır. Dosya kapsamındaki belgelerden davalıların grup şirketleri olduğu ve dava dışı ... ile yaptığı sözleşmeler kapsamında birçok hava yolu şirketi ile birlikte davacı şirkete ait biletleri sattıkları bu nedenle ticari ilişkinin bir bütün olarak değerlendirilerek borç ve alacak miktarının belirlenmesi gerektiği anlaşılmakla, davaların temelini oluşturan vakıaların ve hukuki sebeplerin aynı olması nedeniyle aralarında ihtiyari dava arkadaşlığı bulunduğu ve davaların HMK'nın 166.maddesi gereğince birlikte görülmesi gerektiği anlaşılmıştır.İtirazın iptali davaları, icra takibine sıkı sıkıya bağlı davalardandır. İtirazın iptali davasında, icra dairesinin yetkisine itiraz halinde, yetkili icra dairesinden ödeme emri tebliğ edilmesi, HMK'nın 114/2. maddesi anlamında özel dava şartıdır.Somut uyuşmazlıkta, davalılardan ... AŞ'nin yerleşim yerinin Şişli/İstanbul olduğu anlaşılmıştır. Diğer davalıların yerleşim yeri ise Antalya ilidir. Davalılar vekili takibin yetkisiz icra dairesinde başlatıldığını belirterek icra dairesinin yetkisine itiraz edilmiştir. HMK'nın 6. maddesi gereğince her dava (takip) dava tarihindeki davalının yerleşim yerinde açılmalıdır. Davalının (borçlunun) birden fazla olması halinde bunlardan birinin yerleşim yeri mahkemesinde dava (takip) açılabilir. Ancak, dava sebebine göre Kanun'da davalıların tamamı hakkında ortak yetkiyi taşıyan bir mahkeme belirtilmiş ise, davaya o yer mahkemesinde bakılır. Birden fazla davalının bulunduğu hallerde, davanın, davalılardan birini sırf kendi yerleşim yeri mahkemesinden başka bir mahkemeye getirmek amacıyla açıldığı, deliller veya belirtilerle anlaşılırsa mahkeme, ilgili davalının itirazı üzerine onun hakkındaki davayı ayırarak yetkisizlik kararı verir. Somut olayda davalılarla ... arasındaki sözleşme ve davalıların ortaklık yapısı nedeniyle HMK. 57 madde kapsamında ihtiyari dava arkadaşlığı bulunduğu, İİK'nın 50.maddesi yollamasıyla HMK'nın 6. ve 7. maddeleri gereğince İstanbul İcra Müdürlüğü yetkili olduğundan tüm davalılar yönünden takibin yetkili icra müdürlüğünde yapıldığının kabulü gerekir. Bu nedenle mahkemece 10/06/2021 tarihli duruşmanın ara kararı ile davalılar vekilinin yetki itirazının reddine karar verilmesi usul ve yasaya uygun olduğundan, davalılar vekilinin yetkili icra müdürlüğünde takip yapılmadığına yönelik istinaf sebepleri yerinde görülmemiştir.Davalılar vekilinin mahkemenin kabulüne yönelik istinaf sebepleri incelendiğinde ... tüm dünyada tarifeli havayolu taşıyıcılarının temsil edildiği bir birlik olduğu, davacı havayolu şirketi ile dava dışı ... Taşımacılığı Birliği (...) arasında imzalanan sözleşme çerçevesinde davacı havayolu şirketi ... sistemine üye olmayı ve ... Birliği’nin ... sitemine üye olan acentelerin davacı havayoluna ait biletleri satmasını kabul etmiştir.Davalı ...ile dava dışı ... arasında 01.02.2013 tarihli, Davalı ...Ş. İle dava dışı ... arasında 26.10.2016 tarihli, Davalı ... A.Ş. İle dava dışı ... arasında ise 04.04.2013 tarihli acentelik anlaşması imzalandığı, Bu anlaşmaların 3.1. Maddesinde; “Acente, taşıyıcının (...) hizmetleri ve taşıyıcının yetkilendirdiği diğer hava taşımacılarının hizmetleri üzerinden hava yolcu taşımacılığı satmaya yetkilidir...” şeklinde hüküm olduğu, bu anlaşma ile davalı acenteler, dava dışı ... tarafından Yolcu Bilet satmaya ve satılan bu biletlerin ücretini tahsil etmeye yetkili kılınmıştır. ..., havayolu firmalarının alacakları teminat altına alabilmek adına yetkilendirdiği seyahat acentelerinden teminat mektubu alabilmekte, Bu teminat mektubunun miktarı seyahat acentesinin ve bulunduğu ülkenin risk portföyüne göre farklılık gösterebilmektedir.Davalı şirketlerin, ... Birliği’nin ... sistemine akredite oldukları, bu kapsamda havayollarına ait bilet bedellerinin davalılar tarafından ödenmemesi riski göz önünde bulundurularak 2019 itibariyle ...’ya davalı şirketlerce 28.078.000 USD tutarında banka teminat mektupları verildiği, davalı şirketlerin davacı şirkete ait uçak biletlerini davacı nam ve hesabına sattıkları, bilet bedellerini tahsil ettikleri, tahsil edilen bu bedellerin davacı havayolu şirketine ödenebilmesi için ... tarafından 15 günlük periyodlarda davalı şirketlere ödeme talebi gönderildiği, satılan bilet bedellerinin karşılığının ödenmesinin talep edildiği, davalı şirketlerin, 16 Ekim 2019 tarihinde davacı havayolu şirketinin nam ve hesabına sattığı biletlerin satış bedellerini ödemediği, davalı şirketlerin davacı havayolu da dahil olmak üzere havayollarının borçlarını ödememesi nedeni ile 17 Ekim 2019 tarihinde ... tarafından davalı şirketlerin ... akreditasyonunun dondurulmasına karar verildiği, ayrıca ... tarafından davalı şirketlere 30 Kasım 2019 tarihine kadar havayollarına olan borçlarını ödemeleri için süre verildiği, son olarak bu süre içerisinde bilet bedellerinin ödenmesi gerektiğinin belirtildiği, davalıların bu bedelleri ödememesi nedeni ile davalıların ... akreditasyonunun sona erdirilmesine karar verildiği ve davalıların ... bünyesinde bulunan teminat mektuplarının tamamı ... tarafından bozdurulduğu, bozdurulan teminat mektuplarının toplam miktarının 28.078,000 USD olduğu, bozdurulan teminat mektuplarından elde edilen miktarın ... tarafından davalılardan alacakları oranında davacı şirketinde içerisinde bulunduğu havayolu şirketlerine dağıtılmış olmasına rağmen davacı havayolu şirketine ödenen miktarın davalı şirketlerin davacı havayolu şirketine olan toplam borç miktarını karşılamaya yetmediği belirtilerek bakiye alacağın tahsili talebiyle davaya konu icra takibinin başlatıldığı, takibe itiraz üzerine istinafa konu itirazın iptali davası açılmıştır.Davalılar vekili istinaf dilekçesinde, davalı şirketler ile davacı şirket arasında herhangi bir hesap kaydının bulunmadığını, davalı şirketlerin davacı şirkete borçlarının olmadığını iddia etmiş ise de; Davalılar ile dava dışı ... arasında imzalanan acentelik sözleşmelerinin anlaşmada bulunan kural, karar ve hükümler başlıklı 2. Maddesinin alt bentlerinde, acenteler seyahat acenteleri el kitabında belirtildiği üzere 2.1.a.2 maddesinde acenteler ... kılavuzunda belirtilen faturalandırma ve anlaşma planı kurallarına, çeşitli zamanlar değiştirilmiş halleri ile uymayı kabul edeceği düzenlenmiştir.Yine sözleşmenin ''Acente tarafından taşıyıcılara ödenecek paralar - havale" başlıklı 7/1. maddesinde;" Acente tarafından belirtilen yolcu hava taşımacılığı veya bu Anlaşma uyarınca satılan yardımcı hizmetler için para alındığında derhal bir Trafik Dökümanı çıkarılacaktır. Ve acente, bu Trafik Belgesi ile ilgili olarak ödenecek tutarın Taşıyıcıya havale edilmesinden sorumlu olacaktır." hükmü yer almaktadır.Davalı şirketler, imzaladıkları acentelik sözleşmeleri ile ... Birliği’nin ... sistemine akredite olmuşlardır. Davalı şirketler, davacı havayolu şirketine ait uçak biletlerini davacı nam ve hesabına satmışlar ve bilet bedellerini tahsil etmişlerdir. Havayolu şirketleri ile seyahat acenteleri arasındaki ödeme raporları ... (...) sistemi ile gerçekleşmektedir. Davacı havayolu şirketi ile davalı acentelerin ...Birliği'nin ... sistemine üye olduğu, sisteme kayıtlı üyelerin birbiriyle doğrudan ticari işlem veya cari hesap kaydının tutulmadığı, ... sisteminde yapılan işlemlerin kayıtlarına itibar edildiği ve işlerin bu şekilde yürüdüğü anlaşılmıştır. Davacı tarafça ibraz edilen ...'nın ... kayıtlarına göre düzenlenen bilirkişi raporunun hükme esas alınmasında herhangi bir hukuka aykırılık bulunmadığından bu yöndeki istinaf sebepleri yerinde görülmemiştir.Davalıların imzaladığı acentelik sözleşmelerinin 10. Maddesinde; acentenin gerçekleştirilen tüm işlemlerin bilgilerini kayıt ederek ve destekleyici kanıtlar ile birlikte yeterli kayıt ve hesapları tutacağını, bu kayıtların hesaplarının acente tarafından 2 yıl süre ile saklanacağı düzenlenmiştir.Davalı tarafın, iptal veya iade edilen biletlerle ilgili geri ödeme savunmasını davalının ıspatlamak zorunda olduğu, bu yönde delil ibraz etmediğinden, davalılar vekilinin aksi yöndeki istinaf sebepleri yerinde görülmemiştir.İlk Derece Mahkemesine sunulan deliller, bilirkişi heyetinden alınan kök ve ek raporu içeriğindeki tespitler doğrultusunda; mahkemece davanın kabulüne karar verilmesinde isabetsizlik bulunmamaktadır. İlk derece mahkemesince gerekçesi yazılmak suretiyle hüküm kurulduğu da gözetildiğinde mahkemenin kabul ve gerekçesine göre davalılar vekilinin mahkemenin kabulüne, temerrüt faizine, icra inkar tazminatına yönelik aksi yöndeki istinaf sebepleri yerinde görülmemiştir.Sonuç olarak, davalılar vekilinin istinaf başvurusunun HMK'nın 353/1-b1 maddesi gereğince esastan reddine karar verilerek, aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur. HÜKÜM:Yukarıda açıklanan nedenlerle; 1-Davalıların istinaf başvurularının 6100 sayılı HMK' nın 353/1-b1 maddesi gereğince ESASTAN REDDİNE, 2-Harçlar Kanunu gereğince istinaf eden davalılar tarafından yatırılan istinaf kanun yoluna başvurma harcının hazineye gelir kaydına, 3-Karar tarihi itibariyle Harçlar Kanunu gereğince alınması gereken 59.055,23 TL istinaf karar harcından istinaf eden davalılar tarafından peşin olarak yatırılan 16.030,15 TL harcın mahsubu ile bakiye 43.025,08 TL'nin davalılardan tahsili ile hazineye gelir kaydına, 4-İstinaf yargılama giderlerinin istinaf eden davalılar üzerinde bırakılmasına, 5-Artan gider avansı bulunması ve talep halinde karar kesinleştiğinde yatıran tarafa iadesine,Dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda HMK'nın 361/1. maddesi gereğince kararın taraflara tebliğ tarihinden itibaren iki hafta içerisinde Yargıtay'da temyiz yolu açık olmak üzere yetki yönünden oy çokluğu, esasa ilişkin oy birliği ile 22/01/2026 tarihinde karar verildi. MUHALEFET ŞERHİ:Dava; taraflar arasındaki acentelik sözleşmesinden kaynaklanan alacağın tahsili için girişilen icra takibine vaki itirazın İİK m.67 uyurınca itirazın iptali istemine ilişkin olup, mahkemece davalılardan ... Şirketi ile ... Şirketi'nin icra dairesinin ve mahkemenin yetkisine yönelik itirazları reddedilmiş, tüm davalılar yönünden işin esasına girilerek davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir.Karar karşı tüm davalılarca istinaf kanun yoluna başvurulmuş, davalılardan ... Şirketi ile ... Şirketi tarafından hem icra dairesinin hem de mahkemenin yetkisine yönelik itirazlar istinaf sebebi olarak da ileri sürülmüştür. Davacı ile her bir davalı arasında ayrı acentelik ilişkisi kurulmuş olması sebebiyle taraflar arasında 6100 Sayılı HMK'nun 59 maddesinde ifadesini bulan zorunlu dava/takip arkadaşlığı arkadaşlığı mevcut değildir.6100 Sayılı HMK'nun 57 maddesinde düzenlenen ihtiyari dava/takip arkadaşlığı ise; davacılar veya davalılar arasında dava konusu olan hak veya borcun, elbirliği ile mülkiyet dışındaki bir sebeple ortak olması, ortak bir işlemle hepsinin yararına bir hak doğmuş olması veya kendilerinin bu şekilde yükümlülük altına girmeleri, davaların temelini oluşturan vakıaların ve hukuki sebeplerin aynı veya birbirine benzer olması hallerine münhasır olup, sınırlı sayıdaki( bkz. Yılmaz, Ejder; Hukuk Muhakemeleri Kanunu Şerhi, 2. Bası, Yetkin Yayınları, Ankara 2013, s. 590) bu sebeplerden birinin varlığı halinde birden çok kişi birlikte dava açabilir, yahut birden çok kişi aleyhine birlikte dava açılabilir. ... ilkesine tabi bu sebeplerden biri mevcut değilse ihtiyari dava arkadaşlığından bahsetmek mümkün değildir. Diğer ifade ile zorunlu dava arkadaşlığının mevcut olmadığı tüm hallerde ihtiyari dava arkadaşlığının mevcut olduğunu kabule yasal olanak yoktur. 1086 Sayılı HUMK'dan farklı olarak 6100 Sayılı HMK'ya eklenen hukuki sebeplerin "benzer" olması ifadesi ile amaçlanan, madde gerekçesinde de belirtildiği üzere usul ekonomisi ve çelişkili kararları önlemektir. Bu sebeple; ihtiyari dava arkadaşlığını kabul için aranan "benzerlik" koşulunun mevcut olup olmadığına ilişkin değerlendirme usul ekonomisi ve çelişkili kararların önlenmesi ilkelerinin çerçevesi ile sınırlı olarak yapılabilir. Aksi kabul doğrudan hükmün düzenleniş amacını ihlal edecektir. Örneğin birbirinden farklı ancak, benzer hükümleri içeren genel kredi sözleşmeleri, fuarcılık sözleşmeleri, abonelik sözleşmeleri gibi tip sözleşmelerin tarafı olan ve aralarında başkaca ortak nokta bulunmayan birden fazla davalı aleyhine tek dava açılması imkanının bulunduğunu kabul, hükmün konuluş amacına doğrudan aykırı olacak, yargılamanın karmaşıklaşmasına, uzun sürmesine ve usul ekonomisi ilkesinin anayasal temelini teşkil eden makul sürede ve en az masrafla yargılanma hakkının ihlaline netice verecektir. İİK'nun 50.maddesi para borçlarının takibinde hangi icra dairelerinin yetkili olduğu hususunda 6100 Sayılı HMK'nun yetkiye dair hükümlerine atıf yapmakta olup, borçlular arasında ihtiyari dava arkadaşlığının varlığı halinde, HMK'nun 7/1 fıkrası uyarınca davalılardan birinin yerleşim yeri icra dairesinde de takip yapılabilir.Eldeki davada davalılardan ... Şirketi ile ... Şirketi icra dairesinin yetkisine yönelik itirazlarının değerlendirilebilmesi için, yukarıdaki ilke ve açıklamalara göre davalılar arasında ihtiyari dava arkadaşlığının mevcut olup olmadığını tespit etmek zorunludur. Zira 6100 Sayılı HMK'nun 7/1 maddesi ancak davalılar arasında ihtiyari dava arkadaşlığının mevcut olduğu durumlarda uygulanabilir bir yetki kuralıdır. Somut olayda; davalıları her biri, dava dışı ... ile bağıtladıkları sözleşmeler kapsamında, davacı adına acente sıfatıyla uçak bileti satışı yapmakta olup, her bir davalı ile davacı arasında ayrı acentelik ilişkisi kurulmuştur. Davacı esas olarak davalıların her birinden, davacı adına yaptıkları uçak bileti satışlarından elde ettikleri ancak davacıya ödemedikleri iddia olunan satış bedellerinin tahsilini talep etmektedir. Uyuşmazlık davacının; her bir davalı ile arasında mevcut ve diğerinden bağımsız acentelik ilişkisinden doğmuş alacağının varlığı ve miktarı olduğundan, her bir davalının davacı acentesi sıfatıyla ne kadar uçak bileti sattığı, satılan bu uçak biletlerinden elde edilen geliri davacıya ödeyip ödemediği ayrı ayrı değerlendirilecektir. Dava dışı ..., hava yolu şirketleri ile acenteler arasında bir tür aracı konumunda olup, davalıların ... ile sözleşme yapmış olmaları, davacı açısından davalıları ihtiyari dava arkadaşı yapmaz. Zira uyuşmazlık, ... ile davalılar arasındaki sözleşmelerden değil, davacı ile davalılar arasında ayrı ayrı kurulan acentelik ilişkilerinden kaynaklanmaktadır. Öte yandan davalı şirketlerin ortaklık yapılarının benzer olması da, uyuşmazlığın konusu nazara alındığında, 6100 Sayılı HMK'nun 57/1-c bendinde aranan " benzerlik" koşulunu sağlamayacaktır.Tüm bu açıklamalar çerçevesinde; davalı şirketler arasında ihtiyari dava arkadaşlığı bulunmadığı, 6100 Sayılı HMK'nun 7/1 maddesinde düzenlenen yetki kuralının somut olayda uygulanamayacağı, davalılar ... Şirketi ile ... Şirketi'nin süresinde icra dairesinin yetisine itiraz ettikleri, davalı ... Şirketi ile ... Şirketi'nin adreslerinin takip ve dava tarihi itibariyle ... / ANTALYA sınırları içerisinde olduğu, takibin bu davalılar yönünden yetkisiz icra dairesinde başlatılmış olması nedeniyle, davalılara karşı açılan davanın HMK 114/2 ve115/2 fıkraları gereğince dava şartı yokluğundan usulden reddine karar verilmesi gerektiği, davalıların bu yöndeki istinaf sebeplerinin haklı olduğu kanaatinde olduğumdan, bu iki davalı bakımından yetkiye yönelik istinaf sebebinin yerinde olmadığına dair sayın çoğunluğun görüşüne katılmıyor ve muhalif kalıyorum. 22/01//2026