11. Hukuk Dairesi 2014/4829 E. , 2014/8734 K. MAHKEMESİ :TİCARET MAHKEMESİ Taraflar arasında görülen davada .... Asliye Ticaret Mahkemesi’nce verilen 28/12/2012 gün ve 2011/384-2012/316 sayılı kararı bozan Daire’nin 15/11/2014 gün ve 2013/4545-2013/20609 sayılı kararı aleyhinde davalı vekili tarafından karar düzeltilmesi isteğinde bulunulmuş ve karar düzeltme dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dosya için düzenlenen rapor dinlenildikten ve yine dosya içer…
**11. Hukuk Dairesi 2014/4829 E. , 2014/8734 K.** **"İçtihat Metni"** MAHKEMESİ :TİCARET MAHKEMESİ Taraflar arasında görülen davada .... Asliye Ticaret Mahkemesi’nce verilen 28/12/2012 gün ve 2011/384-2012/316 sayılı kararı bozan Daire’nin 15/11/2014 gün ve 2013/4545-2013/20609 sayılı kararı aleyhinde davalı vekili tarafından karar düzeltilmesi isteğinde bulunulmuş ve karar düzeltme dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dosya için düzenlenen rapor dinlenildikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra gereği görüşülüp düşünüldü: Davacı vekili, müvekkilinin davalı şirketin ortağı olduğunu, 09.02.2007 tarihinde yapılan genel kurul toplantısında dava dışı ortaklar ... ve ...'le birlikte yönetim kurulu üyeliğine seçildiğini, ancak fiilen işlerin dava dışı ... tarafından yürütüldüğünü, müvekkiline şirketin faaliyet ve geliri hakkında bilgi verilmediğini, şirket giderlerinin gerçeği yansıtmadığını, bilanço, muhasebe kayıtları ve kasa kayıtlarının birbiri ile örtüşmediğini, şirket yöneticilerinin şahsi hesabına para aktarıp aktarmadığının, aktardı ise bunun cari hesaba işlenip işlenmediğinin araştırılması gerektiğini, kar payı dağıtılmadığını, ayrıca 03.05.2010 tarihinde yapılan olağanüstü genel kurula usulüne uygun çağrı yapılmadığı için müvekkilinin katılamadığını, toplantı nisabına uyulmadığını, bu toplantıda müvekkilinin yönetim kurulu üyeliğine son verildiğini, alınan kararların iptali gerektiğini, 07.06.2010 tarihli olağan genel kurul toplantısına da usulüne uygun çağrı yapılmadığını, toplantı ve karar nisabına uyulmadığını, toplantıya yönetim kurulu üyeleri ... , ...ve ...'in katıldığını, şirketin 2007-2008 ve 2009 yıllarına ilişkin bilanço ve kar-zarar hesapları ile yönetim kurulu ve denetçi faaliyetlerinin ibra edildiğini, dava dışı Asiye 'in genel kurul tarihinde ... dışında olduğunu sonradan öğrendiklerini, ...adına sahte imza atıldığını, bu toplantıda alınan kararların da iptali gerektiğini ileri sürerek, 2007-2008-2009 ve 2010 yıllarına ilişkin yasal defter ve kayıtlara göre ortaklara dağıtılması gereken gerçek kar payı tespit edilerek ile şimdilik 5.000 TL kar payının davacıya ödenmesine, 03.05.2010 ve 07.06.2010 tarihli genel kurulların iptaline karar verilmesini talep ve dava etmiştir. Davalı vekili, davanın reddini istemiştir. Mahkemece, davalı şirketin 2007 yılından 2010 yılına kadar zarar ettiği, davalı şirketin ticari defterlerinin genel kabul görmüş muhasebe ilkelerine göre uygun tutulduğu, davacının 2007-2008-2009 ve 2010 yıllarına ilişkin kâr payı alacağının bulunmadığı, dava konusu genel kurul kararlar 03/05/2010 ve 07/06/2010 tarihli olup işbu dava 25/07/2011 tarihinde açıldığından davanın süresinde açılmadığı, genel kurul hazırun cetvelinin incelenmesinde, sermayenin %60'ını temsil eden ortakların toplantıya katıldığı, bu durumda söz konusu genel kurullarda toplantı ve karar yeter sayılarının sağlandığı, davacı tarafça sahte imzaya ilişkin iddiaların somut olarak/kim tarafından, hangi belgede, ne şekilde atıldığına yönelik açıklamada bulunulmadığı, dava konusu genel kurullara katılan ve hazırun cetvellerinde adı geçen fakat bu davada taraf olmayan ortaklara davacının iddiasına dayalı olarak imza incelemesi yaptırılmasının hukuka uygun bulunmadığı gerekçesiyle davanın reddine dair verilen karar davacı vekili tarafından temyizi üzerine Dairemizin 15.11.2013 tarihli kararı ile bozulmuştur. Davalı vekili karar düzeltme isteminde bulunmuştur. Yargıtay ilamında benimsenen gerektirici sebeplere, karar nisabının bulunmamasının kararı mutlak butlanla batıl kılmasına ve batıl olduğunun tesbiti davasının ise hak düşürücü süreye tabi bulunmaksızın her zaman açılmasının mümkün olmasına göre, davalı vekilinin HUMK'nın 440.maddesinde sayılan hallerden hiçbirini ihtiva etmeyen karar düzeltme isteğinin reddi gerekir. SONUÇ: Yukarıda açıklanan nedenlerle davalı vekilinin karar düzeltme isteğinin HUMK'nın 442.maddesi gereğince REDDİNE, alınması gereken 52,40 TL karar düzeltme harcı peşin ödenmiş olduğundan yeniden alınmasına yer olmadığına, 3506 sayılı Yasa ile değiştirilen HUMK'nın 442/3. maddesi hükmü uyarınca, takdiren 228,00 TL para cezasının karar düzeltilmesini isteyen davalıdan alınarak Hazine’ye gelir kaydedilmesine, 08/05/2014 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.