T.C. İSTANBUL BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 14. HUKUK DAİRESİ DOSYA NO : 2022/1466 KARAR NO : 2026/107 T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A İ S T İ N A F K A R A R I İNCELENEN KARARIN MAHKEMESİ : BAKIRKÖY 1. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ TARİHİ: 09/11/2021 NUMARASI: 2021/148 Esas 2021/1070 Karar DAVANIN KONUSU: Menfi Tespit (Satım ilişkisinden kaynaklı) Taraflar arasındaki menfi tespit davasının ilk derece mahkemesince yapılan yargılaması sonunda ilamda yazılı nedenlerle davanın reddine dair …
T.C. İSTANBUL BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 14. HUKUK DAİRESİ DOSYA NO : 2022/1466 KARAR NO : 2026/107 T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A İ S T İ N A F K A R A R I İNCELENEN KARARIN MAHKEMESİ : BAKIRKÖY 1. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ TARİHİ: 09/11/2021 NUMARASI: 2021/148 Esas 2021/1070 Karar DAVANIN KONUSU: Menfi Tespit (Satım ilişkisinden kaynaklı) Taraflar arasındaki menfi tespit davasının ilk derece mahkemesince yapılan yargılaması sonunda ilamda yazılı nedenlerle davanın reddine dair verilen karara karşı, davacı tarafından istinaf yoluna başvurulması üzerine Dairemize gönderilmiş olan dava dosyası incelendi, gereği konuşulup düşünüldü. TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMALARININ ÖZETİ Davacı vekili, dava dilekçesinde özetle; Davalı ... tarafından, müvekkili ... ve diğer borçlular.... Şti., ... ve...hakkında 24/10/2016 tanzim tarihli 30/04/2017 vade tarihli ve 350.000,00 TL bedelli senet ile ilgili alacaklı olduğu iddiası ile Bakırköy.... ... Müdürlüğünün ... E. sayılı dosyasından kambiyo senetlerine mahsus ... takibi yapıldığını, ... dosyasından gönderilen ödeme emrine karşı Bakırköy .... ... Hukuk Mahkemesinin 2018/1180 Esas sayılı dosyasından açılan dava ile yasal süresi içerisinde, sözleşme konusu edimler yerine getirilmemiş olması sebebi ile ve takibe konu edilen bononun Teminat Senedi olarak verildiği gerekçesi ile takibin iptali talepli dava açıldığını ve mahkemece davanın reddine karar verildiğini, iş bu davanın istinaf aşamasında olduğunu, .... Şti. yetkilisi müvekkili ... ile ... arasında İstanbul İli, Gaziosmanpaşa İlçesi, .... mevkii . .. Ada, . Parsel, No:. sayılı gayrimenkulün müvekkiline ait şirkete satışının verileceğine ilişkin ...10.2016 tarihli sözleşme akdedildiğini, sözleşmenin 2. maddesinde; “Verilecek satışa karşılık satış gününden itibaren 6 ay sonrasına 350.000,00- TL bedelli senet şirket ve yetkilisi ... tarafından ...'a verilecektir.'' hükmü uyarınca müvekkili tarafından sözleşme tarihi olan ..10.2016 tarihinde ... lehine ...10.2016 tanzim tarihli 30/04/2017 vade tarihli ve 350.000,00-TL. bedelli senet düzenlendiğini, yine sözleşmenin 4. maddesine göre ''6 ay sonrası senet günü geldiğinde tapu tekrar ilk sahibi ...’a geri verilecektir. Düzenlenen senet ise iade edilecektir.” ibaresi mevcut olup, sözleşmeden açıkça anlaşıldığı üzere sözleşmede mevcut gayrimenkulün müvekkili şirkete satışı yapılması karşılığında söz konusu senedin düzenlendiğini ve 6 ay sonra tekrar geri iade satışı yapıldığında senet müvekkiline geri teslim edilmek üzere anlaşma sağlandığını, ne var ki sözleşmenin bir maddesinin dahi yerine getirilmediğini ve söz konusu senedin icraya konu edildiğini, bununla birlikte, senedin teminat senedi olarak düzenlendiğini ve 24.10.2016 tarihli sözleşme gereği düzenlendiğini, sözleşme hükümlerine uyulmamış olduğunun alacaklı taraf ... tarafından da bilindiğini, yapılan ... takibi incelendiğinde görüleceği üzere alacaklı ..., ... hakkında ödeme emri dahi gönderilmediğini, her hangi bir işlem yapılmadığını, muvazaalı bir ... takibi olduğunun açıkça ortada olduğunu, İİK'nın 72/5. maddesinde, borçluyu menfi tespit davası açmaya zorlayan ... takibinin haksız ve kötü niyetli olduğu anlaşıldığı takdirde alacaklıdan tahsili için tazminata karar verilmesi gerektiği belirtilmekte olup davalının müvekkili hakkında yapmış olduğu ... takibi tamamen haksız ve kötü niyetli olduğundan davalının takip konusu alacağın yüzde yirmisinden aşağı olmamak üzere tazminata mahkum edilmesini, müvekkili, davalının haksız ve kötü niyetli ... takibi ve diğer davalı borçlu ... ile iş birliği yapılarak haksız ve kötü niyetli başlatılan ... takibi nedeniyle mağduriyet yaşadığını, müvekkilinin daha fazla mağdur olmaması için ihtiyati tedbir kararı verilmesi gerektiğini belirtere, müvekilinin Bakırköy .... ... Müdürlüğünün ..... E sayılı dosyası nedeniyle davalıya borçlu olmadığının tespitine, yargılama giderleri ve vekalet ücretinin karşı tarafa yükletilmesine karar verilmesini talep ve dava etmiştir. Davalı vekili, savunmasında özetle; davacı tarafından da belirtildiği üzere Bakırköy 5. ... Hukuk Mahkemesi 2018/.... Esas sayılı dosyada müvekkili aleyhine açılan davanın reddedildiğini, bu dava dosyası incelendiğinde, aynı iddialar ile işbu davanın açıldığının anlaşılacağını, senetteki lehtarın ve iyiniyetli müvekkilinin akraba olduğu iddiasının da öne sürdüğünü, yine diğer dosya borçlusu kişiye ödeme emrinin gönderilmemesi sebebiyle takibin muvazaalı olduğu iddiasında bulunduğunu, kısacası davacının ... hukuk dosyasında reddedilen davasının ardından aynı iddialar ile işbu davayı açtığını, ... hukuk dosyasında bu davada öne sürülen tüm iddiaların değerlendirildiğini ve bunun üzerine reddedildiğini, dolayısıyla işbu dava açısından sadece ... hukuk mahkemesi kararına bakıldığında dahi davanın reddi imkanının doğacağını, davacı tarafça sözleşme konu edilerek borcun kabul edilemeyeceği iddiasının öne sürüldüğünü, bu iddianın yerinde olmadığını, nitekim müvekkilinin iyi niyetli hamil olduğunu, davacı tarafça sözleşmeye dayanak olarak öne sürülebilecek iddiaların ancak senet lehtarına öne sürülebileceğini, davacı tarafın müvekkilinin alacağına ulaşması haksız ve kötüniyetli bir şekilde engellenmeye çalıştığını, bu sebeple kötüniyetli olarak işbu davayı açması nedeniyle %20'den az olmamak üzere ... inkâr tazminatına hükmedilmesi gerektiğini, davacı tarafça haksız ve hukuka aykırı bir şekilde ihtiyati tedbir istendiğini, bu talebin de müvekkilinin mağdur etmeye yönelik olduğunu, bunun yanı sıra kötüniyetli borçlunun hukuka aykırı amaçlarına hizmet edeceğini, hukuk düzenin kötüniyetli kişiyi korumayacağı aşikar olduğunu ileri sürerek, öncelikle davacının ihtiyati tedbir talebinin reddine, davanın reddine, %20'den az olmamak üzere ... inkâr tazminatının davacıdan tahsiline karar verilmesini talep etmiştir. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARININ ÖZETİ İlk Derece Mahkemesince yapılan yargılama sonucunda; "Dava, ...10.2016 düzenleme tarihli, ....04.2017 vade tarihli, keşidecisinin dava dışı.... Şti, keşideci yönünden aval verenin davacı ..., lehtarının dava dışı ... ve düzgün ciro silsilesi kapsamında son hamilinin davalı ... olan, 350.000,00 TL miktarlı bonodan kaynaklı olarak davacının davalıya borçlu olmadığının tespiti isteminden ibarettir. Yargılamaya konu Bakırköy 8. ... Müdürlüğünün ... Esas sayılı takip dosyasının incelenmesinde; 350000,00 TL miktarlı davaya konu senet üzerinden kambiyo senetlerine mahsus takip başlatıldığı görülmüştür. Takibe konulan senedin, bono niteliğinde olup, tüm yasal unsurları barındırmakta olduğu, davalının davacının iddia ettiği gibi senede konu borcun sözleşmeden kaynaklanmadığını savunduğu, senette de bedelin nakden ödendiği yönünde açıklama olduğu, davalının savunması ile senet metnini tadil etmediği, senet üzerinde teminat senedi olduğuna dair herhangi bir ibare yer almadığı, davalının son meşru hamil olduğu, davacının iddiasını yazılı belge ile kanıtlaması gerektiği, bu yönde bir kanıt sunmadığı... " gerekçesiyle davanın reddine, karar verilmiştir. Bu karara karşı, davacı vekilince istinaf başvurusunda bulunulmuştur. İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ Davacı vekili, istinaf başvuru dilekçesinde özetle; davalı ... tarafından, müvekkili ... ve diğer borçlular.... Şti., ... ve...hakkında .../10/2016 tanzim tarihli .../04/2017 vade tarihli ve 350.000,00 TL bedelli senet ile ilgili alacaklı olduğu iddiası ile Bakırköy ... ... Müdürlüğünün ... E. sayılı dosyasından kambiyo senetlerine mahsus ... takibi yapıldığını, ... dosyasından gönderilen ödeme emrine karşı Bakırköy .... ... Hukuk Mahkemesinin 2018/... Esas sayılı dosyasından açılan dava ile yasal süresi içerisinde, sözleşme konusu edimlerin yerine getirilmemiş olması sebebi ile ve takibe konu edilen bononun teminat senedi olarak verildiği gerekçesi ile takibin iptali talepli dava açılmış ve mahkemece davanın reddine karar verilmiş olduğunu, davanın temyiz aşamasında olduğunu, davalı ve dava dışı ...'ın birlikte hareket ederek müvekkilini dolandırdığını, müvekkilinin Bakırköy Cumhuriyet Başsavcılığına şikâyette bulunduğunu, mahkemenin soruşturma dosyasını incelemeden ve bekletici mesele yapmadan karar verdiğini, savcılık dosyasının Bakırköy Cumhuriyet Başsavcılığına sorularak celbini talep ettiklerini, dava konusu senedin sözleşmenin 1. maddesinde mevcut satışa karşılık verilen bir senet olduğunu ve bunun açıkça teminat senedi olduğunu, senedin teminat senedi olduğunun delilinin sözleşme olduğunu, sözleşme konusu taşınmazın müvekkiline ait şirkete hiç devredilmediği için müvekkilinin kambiyo iradesinin varlığından ve borcu olduğundan söz edilemeyeceğini, muvazaalı bir ... takibi yapıldığını, alacaklı ... ile ... arasında hiçbir ticari ilişki bulunmadığını, bu nedenlerle ilk derece mahkemesinin istinafa konu kararının usul ve yasaya aykırı olduğunu belirterek, kararın kaldırılmasına ve davanın kabulüne karar verilmesini istemiştir. İNCELEME VE GEREKÇE Dava, davalı tarafından davacı aleyhine Bakırköy .... ... Müdürlüğünün ... Esas sayılı dosyasında kambiyo senedine dayalı olarak başlatılan takip nedeniyle davacının borçlu olmadığının tespiti istemiyle İİK'nın 72. maddesi uyarınca açılmış bir menfi tespit davasıdır. İlk derece mahkemesince yapılan yargılama sonucunda davanın reddine karar verilmiş; bu karara karşı, davacı vekilince, yasal süresi içinde istinaf başvurusunda bulunulmuştur. İstinaf incelemesi, HMK'nın 355. maddesi uyarınca, ileri sürülmüş olan istinaf nedenleriyle ve kamu düzeni yönüyle sınırlı olarak yapılmıştır. Dosya kapsamından; davalı tarafından,....10.2016 düzenleme tarihli, ....04.2017 ödeme tarihli 350.000,00- TL bedelli, "nakden" ibareli bono nedeniyle davacı ve dava dışı ..., ..., .... Şti. aleyhine kambiyo senetlerine özgü haciz yolu ile Bakırköy ... ... Müdürlüğünün ... Esas nolu dosyasında ... takibi başlatıldığı, davacı tarafça ... takibine konu bononun ....10.2016 tarihli sözleşme çerçevesinde verilen bir bono olduğunun, bononun teminat olarak verildiğinin ileri sürüldüğü, bonodan borçlu olmadığını iddia ederek iş bu davanın açılmış olduğu anlaşılmaktadır. 6102 TTK'nın kambiyo senetlerine ilişkin hükümleri, poliçe esas alınarak düzenlenmiştir. Kanun koyucu, kambiyo senetlerinin ortak olan hükümlerine poliçe başlığı altında yer vermiş; bono ve çek hakkında ise ortak hükümlere yollama yapmakla yetinmiştir (TTK m. 778 ve 818). Yargıtay HGK'nun 15.09.2020 tarihli ve 2017/12-269 E., 2020/591 K. sayılı emsal nitelikteki kararında belirtildiği üzere; kambiyo senetleri mücerret kıymetli evrak niteliğine sahip olduklarından bu senetlerde yer alan hak, temel borç ilişkisinden bağımsızdır. Ancak kambiyo taahhüdünde bulunmanın temelinde, şart olmamakla birlikte, genellikle satım, bağışlama, kira, taşıma gibi bir borçlandırıcı işlem vardır. Temel borç ilişkisinin taraflarından birinin bir kambiyo senedi düzenleyip lehtara vermesiyle kambiyo ilişkisi diye adlandırılan ve temel borç ilişkisinden bağımsız olan ikinci bir borç ilişkisi doğar. Zira bir borç ilişkisi için kambiyo taahhüdünde bulunulması tarafların açık yenileme iradeleri olmadıkça 6098 sayılı TBK'nın 133/2. maddesi gereğince borcun yenilenmesi sonucunu doğurmaz; kambiyo senedinin ifa yerine değil ifa uğruna verilmiş olduğu kabul edilir. Dolayısıyla bir borç hakkında kambiyo senedi düzenlendiği takdirde, taraflar arasında biri temel borç ilişkisi, diğeri kambiyo ilişkisi olmak üzere iki çeşit ilişki bulunur. Aynı durum, kambiyo senedinin tedavülü hâlinde de karşımıza çıkar. Bir kambiyo senedi ciro edildiği zaman, ciranta ile ciro edilen kişi arasında kural olarak bir temel ilişki (asıl borç ilişkisi) bulunmaktadır. Ayrıca, bu iki kişi arasında kambiyo hukukundan doğan bir kambiyo ilişkisi de mevcuttur. Bu sebeple taraflar arasındaki temel borç ilişkisindeki bozukluklar kambiyo ilişkisini etkilemez. Temel borç ilişkisinden doğan defiler, temel borç ilişkisi ile kambiyo ilişkisinin taraflarının aynı olması ve bile bile borçlu zararına hareket edilmesi hâlleri dışında, kambiyo ilişkisinde ileri sürülemez. Zira temel borç ilişkisi kendi hukukuna, kambiyo ilişkisi de kendi hukukuna tabidir. Temel borç ilişkisindeki bir edimin teminatı olarak düzenlenen kambiyo senetlerinde, teminat ettikleri husus gerçekleşinceye kadar geçici bedelsizlik, gerçekleşince kesin bedelsizlik söz konusudur. Eğer temin ettikleri husus gerçekleşmez ise senette bedelsizlik ortadan kalkacaktır. Bu itibarla kambiyo senedinin teminat amacıyla düzenlenmesi hâlinde borçlu, senet lehtarın elindeyse (ciro görmemişse), teminatı talep etme şartlarının oluşmadığını (riskin gerçekleşmediğini) ya da alacaklının senedin teminatını oluşturduğu borç miktarını aşan bir talepte bulunduğunu kişisel defi olarak öne sürebilir. Senet ciro edilmişse, hamil, senedin teminat senedi olduğunu biliyor ve borçlunun zararına hareket ediyorsa, anılan definin hamile karşı da öne sürülmesi mümkündür. Ancak bu hususun davacı tarafından kanıtlanması gerekir. Bir teminat senedinden söz edilebilmesi için ya senedi düzenleyen kişinin temel ilişkiden kaynaklanan ediminin (cezai şart öngörülen durumlar dışında) doğrudan doğruya belirli bir para borcunun ödenmesi olmaması yani paradan başka bir edim olması ya da alacaklının uğrayacağı muhtemel zararları güvenceye bağlamak amacı ile senedi vermiş olması gerekir. Hemen belirtilmelidir ki kambiyo senedinin üzerinde teminat kaydı var ise ancak neyin teminatı olduğu belirtilmemiş ise bu kayıt kambiyo senedinin mücerrettik vasfını ortadan kaldırmaz. Sadece teminat olduğuna dair eklenen bu kayda doktrinde mücerret teminat kaydı denilmektedir. Buna karşılık senet üzerinde asıl borç ilişkisine atıf yapan veya ödemeyi şarta bağlayan kayıtlar olması durumunda senedin mücerretlik vasfı ortadan kalkacağından böyle bir senede dayanılarak kambiyo senetlerine özgü haciz yolu ile takip yapılamaz. Başka bir deyişle kambiyo senedinin teminat senedi olduğunun senet metninden anlaşılması durumunda senedin mücerretlik vasfı ortadan kalkacağı için senet hükümsüzdür ve bu hükümsüzlük; borçlu tarafından, lehtara veya ciranta konumunda olan hamile karşı da ileri sürülebilir. Dolayısıyla senet metninden anlaşılan bu defi mutlak defi niteliğinde olup, üçüncü kişilere karşı da ileri sürülebilir. Senedin teminat senedi olduğu senet metninden anlaşılamıyor ise senedin sözleşme ile bağlantısı kanıtlanmalıdır. Sözleşmede senedin vade, tanzim tarihi ve miktarlarına açık bir şekilde atıf bulunmalıdır. Senede açıkça atıf bulunan sözleşmede senedin teminat amacıyla verilmiş olduğu belirtilmiş olabilir. Senet ciro edilmişse, hamilin bile bile borçlunun zararına hareket ettiğinin davacı tarafından kanıtlanması gerekir.Somut olayda, davalının yetkili hamil olarak çeki kötü niyetli iktisap ettiği veya iktisapta ağır bir kusuru bulunduğu ispat edilememiştir. Keşideci olan davacı, lehtarla aralarında olan şahsi defi niteliğindeki iddialarını iyi niyeli üçüncü işi olan hamile karşı ileri süremez. Somut olayda, davalının yetkili hamil olarak çeki kötü niyetli iktisap ettiği veya iktisapta ağır bir kusuru bulunduğu ispat edilememiştir. Davacı vekili istinaf başvuru dilekçesinde ceza dosyasının bekletici mesele yapılması talebinde bulunmuş ise de HMK'nın 357/1. maddesi gereğince, ilk derece mahkemesinde ileri sürülmeyen iddia ve savunmaların istinaf aşamasında ileri sürülemesi mümkün olmadığından, bu yöne ilişkin istinaf nedeninin reddi gerekmiştir. Açıklanan bu gerekçelerle, HMK'nın 353/1.b.1 maddesi uyarınca dosya üzerinden yapılan istinaf incelemesi sonucunda, ilk derece mahkemesinin istinafa konu kararı usul ve yasaya uygun olup davacı vekilinin istinaf sebepleri yerinde görülmediğinden, davacı vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine dair aşağıdaki hüküm verilmiştir. HÜKÜM:Yukarıda açıklanan gerekçelerle; 1-HMK'nın 353/1.b.1. maddesi uyarınca, davacı vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine, 2-Davacı tarafından yatırılan istinaf başvuru ve peşin karar harçlarının Hazineye gelir kaydına, 651,30 TL bakiye istinaf karar harcının davacıdan tahsili ile Hazineye gelir kaydına, 3-Davacı tarafından yapılan kanun yolu giderlerinin kendi üzerinde bırakılmasına, 4-Gerekçeli kararın ilk derece mahkemesince taraflara tebliğine, 5-Dosyanın kararı veren ilk derece mahkemesine gönderilmesine dair; HMK'nın 353/1.b.1 maddesi uyarınca dosya üzerinden yapılan istinaf incelemesi sonucunda, oy birliğiyle ve kesin olarak karar verildi. 22.01.2026 KANUN YOLU: HMK'nın 362/1.a. maddesi uyarınca, dava konusunun miktarına göre karar kesindir.