T.C. ANKARA BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ BAM 20. HUKUK DAİRESİ Esas-Karar No: 2024/344 - 2026/587 T.C. ANKARA BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 20.HUKUK DAİRESİ ESAS NO : 2024/344 KARAR NO : 2026/587 T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A K A R A R İNCELENEN KARARIN MAHKEMESİ : ANKARA 2. FİKRİ VE SINAİ HAKLAR HUKUK MAHKEMESİ TARİHİ : 21/09/2023 NUMARASI : 2023/23 E. - 2023/304 K. DAVANIN KONUSU : YİDK Kararının İptali, Marka Hükümsüzlüğü İle Sicilden Terkin Taraflar arasında görülen davada Ankara 2.…
T.C. ANKARA BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ BAM 20. HUKUK DAİRESİ Esas-Karar No: 2024/344 - 2026/587 T.C. ANKARA BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 20.HUKUK DAİRESİ ESAS NO : 2024/344 KARAR NO : 2026/587 T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A K A R A R İNCELENEN KARARIN MAHKEMESİ : ANKARA 2. FİKRİ VE SINAİ HAKLAR HUKUK MAHKEMESİ TARİHİ : 21/09/2023 NUMARASI : 2023/23 E. - 2023/304 K. DAVANIN KONUSU : YİDK Kararının İptali, Marka Hükümsüzlüğü İle Sicilden Terkin Taraflar arasında görülen davada Ankara 2. Fikri ve Sınai Haklar Hukuk Mahkemesince verilen 21/09/2023 tarih ve 2023/23 E. - 2023/304 K. sayılı kararın Dairemizce incelenmesi davacı tarafından istenmiş ve istinaf dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü: TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMALARININ ÖZETİ : Davacı vekili, 1998 yılından beri online alışveriş pazarında faaliyet gösteren, hisseleri Nasdaq'ta halka açık ve tanınmış "..." markasının sahibi olan müvekkilinin, davalının 2021/076115 sayılı "..." ibareli markasının 09, 35, 38, 41, 42 ve 45. sınıflarda tesciline yönelik itirazının YİDK tarafından nihai olarak reddedildiğini, oysa müvekkilinin markasının yaygın, yoğun ve ciddi kullanım ile ayırt edicilik kazanmış olup "..." ibaresinin ortaklığının taraf markalarını görsel, işitsel ve kavramsal olarak benzer kıldığını, davaya konu markanın kapsamına alınmak istenen mal ve hizmet sınıflarının müvekkilinin markası kapsamında tescilli olduğu da nazara alındığında tüketiciler nezdinde markaların karıştırılması ve davaya konu markanın müvekkilinin seri markalarından biri olarak algılanmasının söz konusu olacağını, "..." markasının tanınmış marka vasfında olduğunu, davaya konu markanın tescilinin müvekkilinin markasının ayırt ediciliği ve itibarına zarar vereceği gibi davalı şirketin haksız menfaat elde etmesine neden olacağını ve müvekkilinin markasına bu derecede benzer bir marka tercihinin kötü niyetli olduğunu ileri sürerek 2022-M-15485 sayılı YİDK kararının iptaline ve tescili halinde davaya konu markanın hükümsüzlüğüne karar verilmesini talep ve dava etmiştir. Davalı şirket vekili, davacı şirketin "www.....com" isimli alışveriş sitesi üzerinden tüketicilere online ürün satış hizmeti sunmasına karşılık, müvekkilin "..." markasının hamilelikten anneliğe ilerleyen deneyim sürecine odaklanan bir mobil uygulama olduğunu, herhangi bir ticari faaliyetinin bulunmadığını, faaliyet alanları ve hitap ettikleri kitle farklı olduğundan markaların karıştırılmasının mümkün olmadığını, marka işaretleri arasında bütünsel algıda herhangi bir benzerliğin bulunmadığını, ortak unsur olan "..." ibaresinin yaygın kullanımı olan ayırt ediciliği düşük bir ibare olduğunu, bir bütün olarak "..." şeklindeki müvekkilinin markasının bölünemeyeceğini ve başvurunun kötü niyetli olmadığını savunarak davanın reddine karar verilmesini istemiştir. Davalı ... vekili, müvekkili kurum kararının usul ve yasaya uygun olduğunu savunarak, davanın reddine karar verilmesini istemiştir. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARININ ÖZETİ: Mahkemece, taraf markalarında "..." ibaresi ortak olarak yer alıyorsa da ibarenin ayırt edici niteliğinin oldukça zayıf olduğu, zayıf ibarelerin küçük eklemelerle ortalama tüketici nezdinde farklılaşabileceği, dava konusu marka tüketici tarafından bütüncül olarak "..." şeklinde algılanacağından bu durumun işletmeler arasında bir farklılığa yol açacağı, davacının itiraza mesnet "..." ibareli markalarının bilinirliğinden kaynaklı arttırılmış ayırt edici niteliğe sahip olduğu düşünülse de, bu hususun münhasıran "..." ibaresinden kaynaklanmadığı, bunun bütüncül olarak "..." ibaresinden kaynaklandığı, davacının ayırt ediciliği düşük "..." ibaresinin üçüncü kişiler tarafından kullanımına katlanmak durumunda olduğu, bu itibarla dava konusu marka ile davacının redde gerekçe markaları arasında marka işaretleri bakımından işitsel, görsel ve kavramsal olarak karıştırılmaya yol açacak düzeyde bir benzerlik bulunmadığı, davaya konu markanın "..." markasının sahip olduğu imaj ve prestijden faydalanma amacı taşıdığına yönelik bir kanaat oluşmadığı ve dosya kapsamında davalının, haksız kazanç, yedekleme, şantaj, spekülasyon vb. kötü niyetli olarak hareket ettiğine dair somut bir delil bulunmadığı, gerekçeleriyle davanın reddine karar verilmiştir. İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ: Davacı vekili istinaf başvuru dilekçesinde, müvekkilinin uzun yıllardan beri tescilli olan "..." markasının, yaygın ve yoğun kullanım sonucu sektöründe tanınan, ayırt ediciliği yüksek bir marka niteliği kazandığını, "..." ibaresinin üzerinde kullanıldığı mal ve hizmetlerle bir ilişkisi bulunmadığını, ibarenin ortaklığının markaların tüketiciler tarafından karıştırılma ihtimalini doğurduğunu, müvekkilinin markasının tanınmış marka vasfında olduğunu ve davalı şirketin bu tanınmışlıktan haksız menfaat elde etme amacıyla hareket ettiğini ileri sürerek ilk derece mahkemesi kararının kaldırılmasını ve davanın kabulüne karar verilmesini istemiştir. GEREKÇE : Dava, YİDK kararının iptali, marka hükümsüzlüğü ile sicilden terkin terkin istemine ilişkindir. İnceleme, 6100 sayılı HMK'nın 355. madde hükmü uyarınca istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak ve kamu düzenine aykırı hususların olup olmadığı gözetilerek yapılmıştır. Dosya kapsamı, mevcut delil durumu ve ileri sürülen istinaf sebepleri dikkate alındığında mahkemenin vakıa ve hukuki değerlendirmesinde usul ve esas yönünden yasaya aykırılık bulunmadığı, taraf markalarında ortak olarak yer alan "..." ibaresinin ayırt ediciliğinin güçlü olmadığı, bu ibare dışında taraf markalarını birbirine yakınlaştıran bir unsur bulunmadığı, başvuruya bir bütün olarak yeterli ayırt ediciliğin sağladığı, bu hale göre dava konusu marka başvurusunu gören tüketicilerin, bunun davacının itirazına mesnet markalarından farklı bir marka olduğunu derhal ve ilk bakışta algılayabileceği, nitekim Yargıtay 11. Hukuk Dairesinin 2024/5000 E., 2025/3068 K. sayılı ilamında "www.....com" ibaresinin, 2024/4562 E., 2025/2502 K. sayılı ilamında ise "..." ibaresinin, davacı markaları ile karıştırılmaya yol açmayacağının kabul edildiği, açıklanan nedenlerle somut olayda SMK'nın 6/1 ve 6/5 maddesi koşullarının oluşmadığı anlaşılmakla, davacı vekilinin istinaf itirazlarının esas yönünden reddine dair hüküm kurmak gerekmiştir. HÜKÜM : Gerekçesi yukarıda belirtildiği üzere; 1-Davacı vekilinin istinaf başvurusunun HMK'nın 353/1-b.1 maddesi gereğince ESASTAN REDDİNE, 2-Harçlar Kanunu uyarınca alınması gereken 732,00-TL maktu istinaf karar ve ilam harcından, davacı tarafından istinaf başvurusunda yatırılan 427,60-TL istinaf karar ve ilam harcının mahsubu ile bakiye 304,40-TL'nin davacıdan tahsili ile Hazineye irat kaydına, 3-İstinaf aşamasında davacı tarafından yapılan yargılama giderlerinin davacı uhdesinde bırakılmasına, 4-İstinaf aşamasında duruşma açılmadığından taraflar lehine vekalet ücreti takdirine yer olmadığına, Dair, dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda oybirliği ile 26/03/2026 tarihinde HMK 361. maddesi uyarınca kararın tebliğinden itibaren iki hafta içerisinde Yargıtay temyiz yolu açık olmak üzere karar verildi. GEREKÇELİ KARARIN YAZILDIĞI TARİH : 27/03/2026 Başkan Üye Üye Katip Bu belge 5070 sayılı Yasa hükümlerine göre elektronik olarak imzalanmıştır.