İSTİNAF KARAR TARİHİ:11/02/2026 GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ:Davacı vekili, müvekkil banka ile asıl borçlu ... ..Ltd Şti arasında 05/01/2017 tarihinde 250.000-TL ve 23/03/2018 tarihinde 500.000-TL limit ile imzalanan genel kredi sözleşmelerine istinaden müvekkili bankaca davalı borçluya kredi tahsis edildiğini, davalının müteselsil kefil sıfatıyla sözleşmeleri imzaladığı, kredi taksitlerinin vadesi gelmesine rağmen herhangi bir ödeme yapılmadığını, ihtara rağmen ödeme yapılmaması üzerine…
T.C. İSTANBUL BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 12. HUKUK DAİRESİ DOSYA NO:2026/196 KARAR NO:2026/245 T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A İ S T İ N A F K A R A R I İNCELENEN KARARIN MAHKEMESİ:İSTANBUL ANADOLU 6. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ TARİHİ:16/09/2025 NUMARASI:2023/834 Esas - 2025/632 Karar DAVA:İtirazın İptali DAVA TARİHİ:19/11/2023 İSTİNAF KARAR TARİHİ:11/02/2026 GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ:Davacı vekili, müvekkil banka ile asıl borçlu ... ..Ltd Şti arasında 05/01/2017 tarihinde 250.000-TL ve 23/03/2018 tarihinde 500.000-TL limit ile imzalanan genel kredi sözleşmelerine istinaden müvekkili bankaca davalı borçluya kredi tahsis edildiğini, davalının müteselsil kefil sıfatıyla sözleşmeleri imzaladığı, kredi taksitlerinin vadesi gelmesine rağmen herhangi bir ödeme yapılmadığını, ihtara rağmen ödeme yapılmaması üzerine ... Banka Alacakları İcra Dairesi' nin ... sayılı dosyası ile icra takibi yapıldığını, davalının itirazının iptali ile takibin, takip talebinde yazılı şartlarla aynen devamına, alacağın %20'sinden aşağı olmamak üzere icra inkar tazminatına hükmedilmesine karar verilmesini talep etmiştir.Davalı vekili; şirket tarafından 22/10/2018 tarihinde 550.000-TL tutarlı Kredi Çerçeve Sözleşmesi imzalandığını, bu sözleşme ile eski kredi çerçeve sözleşmeleri kapsamında kullandırılan kredilerin kapandığı, yeni sözleşme akdedilerek, yeni kefalet alınarak kredi kullandırıldığının anlaşıldığını, müvekkil yönünden temerrüt şartlarının oluşmadığını, davacının talebinin 250.000-TL ile sınırlı olduğunu, hesap kat ihtarında talep edilen temerrüt faiz oranı fahiş ve yasaya aykırı olduğunu belirterek davanın reddini, davacının reddedilen tutarın %20 sinden aşağı olmamak üzere kötü niyet tazminatına hükmedilmesine karar verilmesini talep etmiştir.Mahkemece; alınan bilirkişi raporuna göre; asıl borçlu...Ltd Şti ile davacı banka arasında genel kredi sözleşmesi akdedildiği, davalının müteselsil kefil olarak sorumluluk altına girdiği, kredilerin davalı tarafından ödenmediği, davacı bankanın bakiye alacağının denetime elverişli bilirkişi raporu ile toplam 107.620,90-TL olarak tespit edildiği, davalı/borçlunun 88.800,98-TL asıl alacak ile 16.623,54-TL işlemiş faiz, 831,18-TL BSMV, 1.140-TL ihtiyati haciz vekalet ücreti, 225,20-TL masraf olmak üzere toplam 107.620,90-TL yönünden itirazının iptali ile takibin asıl alacağa takip tarihinden itibaren yıllık %23,40 oranında faiz işletilmesine, fazla istemin reddine ,alacağın %20 si oranında icra inkar tazminatının davalıdan tahsiline karar verilmiştir.Davalı vekili; mahkemenin, davacı bankanın birden fazla genel kredi ve çerçeve sözleşmesine dayalı iddiasını, bu sözleşmelerin birbirinin devamı niteliğinde olduğu varsayımıyla değerlendirmiş; hangi sözleşmeden, hangi kullandırımdan, hangi tarih ve koşullarla doğan borcun müvekkilinin kefalet sorumluluğu kapsamında kaldığını denetime elverişli biçimde ortaya koymadığı, kefalet borcu fer’i nitelikte olup, kefilin sorumluluğu ancak belirli veya en azından belirlenebilir bir asıl borca bağlanabilir. Somut olayda kefaletin kapsamı ile takibe konu edilen borç arasında birebir ve açık bir ilişki kurulmadan hüküm tesis edildiğini, bilirkişi raporlarında sözleşmelerin birbirinin devamı olduğu ve kefaletin bu nedenle sonraki borçları da kapsadığı yönünde hukuki nitelendirme yapılmış, bu değerlendirme mahkemece aynen benimsendiği alacak; birden fazla sözleşme ve kredi ilişkisi, farklı tarihler, temerrüt koşulları, faiz tür ve oranları ile BSMV hesaplamaları üzerinden bilirkişi incelemesiyle belirlendiğini, likit olmayan alacak bakımından icra inkâr tazminatına hükmedilmesinin hukuka aykırı olduğunu, mahkeme ticari işlerde faiz serbestisi gerekçesiyle sözleşmesel temerrüt faizini hükme esas almış; ancak kefil yönünden temerrüdün hangi tarihte ve hangi koşullarla oluştuğunu, ihtar ve muacceliyet hususlarını somut biçimde tartışmadığı ileri sürülerek kararın kaldırılmasına karar verilmesini talep etmiştir.Alacaklı banka tarafından icra takip dosyasında davalı ve diğer müteselsil kefil ve asıl borçlu hakkında 11/04/2022 tarihinde 302.377,89-TL si asıl alacak olmak üzere toplam 392.001,65-TL alacağın, asıl alacağa takip tarihinden itibaren %23,40 oranda temerrüt faiziyle tahsili istemiyle icra takibi başlatılmıştır. Alınan bilirkişi raporunda davadışı asıl borçlu şirketin banka ile 05.01.2017 tarihli 250.000-TL, 23.03.2018 tarihli 500.000-TL iki adet sözleşmeyi davalının 800.000-TL limitle müteselsil kefil olarak imzaladığı, bu iki sözleşmeden sonra davalının kefalet imzası bulunmayan 500.000-TL limitli 22.10.2018 tarihli bir sözleşme daha imzalandığı belirlenmiştir.İcra takibine konu borcun iki ayrı taksitli ticari kredi olduğu ve 19.07.2017 tarihli genel kredi sözleşmesinden doğan borcun (1198 kredi no) 80.040,09-TL asıl alacaktan kalan borç bulunduğu, diğer taksitli kredinin ise 12.03.2019 tarihinde kullandırılan krediden doğduğu belirlenmiştir. Bu halde davalının ilik iki kredi sözleşmesinde ki kefaletinden sorumlu olduğu; bu halde ilk imzalanan sözleşme 19.07.2017 tarihli sözleşmeye dayalı olarak aynı tarihte kullanılan taksitli krediden doğan borç ödenmediğinden davalı sorumludur. İcra takibinde davalının kefalet imzası bulunmayan davalının sorumlu olmadığı sözleşmeden doğan taksitli krediden doğan alaacğın tahsili için de icra takibi başlatılmış ise de; bilirkişi raporunda davalının kefaleti bulunmayan 12.03.2019 tarihinde kullanılan 22.10.2018 tarihli sözleşmeden doğan borç nedeniyle davalı sorumlu tutulmamış olup;davalının imzaladığı genel kredi sözleşmesinden doğan borçtan sorumlu tutulmasında isabetsizlik bulunmamıştır.Davalı vekili; borcun birden fazla kredi sözleşmesinden doğduğu, borcun ferdileştirilmediği ileri sürülmekte ise de mahkemece davalının sorumluluğu doğru şekilde tesbit edilmiştir. Banka kredi sözleşmesinden doğan borç likit ve hesaplanabilir olduğundan davalı vekilinin karara yönelik istinaf nedenleri yerinde değildir. Ayrıca faiz oranı olarak talep edilen %23,40 oranı fahiş sayılabilecek bir oran olmayıp, sözleşme hükmüne uygun orandadır. Davalı vekilinin karara yönelik istinaf nedenleri yerinde görülmediğinden istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir. HÜKÜM:Yukarıda açıklanan nedenlerle: Davalı vekilinin istinaf başvurusunun HMK'nun 353(1)b-1 maddesi uyarınca ESASTAN REDDİNE,Alınması gereken 7.351,58-TL istinaf karar harcından peşin yatırılan 1.838-TL nin mahsubu ile kalan 5.513,58-TL harcın davalıdan alınarak Hazine'ye ödenmesine,Davalı tarafından yapılan giderlerin üzerinde bırakılmasına, davacı tarafından yapılan 60-TL istinaf yargı giderinin davalıdan alınarak davacıya verilmesine, Dosya üzerinde yapılan inceleme sonunda HMK 362(1)-a maddesi uyarınca kesin olmak üzere oy birliği ile karar verildi. 11/02/2026