11. Hukuk Dairesi 2024/2705 E. , 2025/1797 K. "İçtihat Metni" MAHKEMESİ : İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 16. Hukuk Dairesi SAYISI : 2022/785 Esas, 2024/490 Karar HÜKÜM : Kısmen kabul İLK DERECE MAHKEMESİ : İstanbul 4. Fikri ve Sınai Haklar Hukuk Mahkemesi SAYISI : 2021/169 E., 2021/26 K. Bölge Adliye Mahkemesi kararı davalılar vekili tarafından temyiz edilmekle; temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetk
**11. Hukuk Dairesi 2024/2705 E. , 2025/1797 K.** **"İçtihat Metni"** MAHKEMESİ : İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 16. Hukuk Dairesi SAYISI : 2022/785 Esas, 2024/490 Karar HÜKÜM : Kısmen kabul İLK DERECE MAHKEMESİ : İstanbul 4. Fikri ve Sınai Haklar Hukuk Mahkemesi SAYISI : 2021/169 E., 2021/26 K. Bölge Adliye Mahkemesi kararı davalılar vekili tarafından temyiz edilmekle; temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü: KARAR I. DAVA Davacı vekili dava dilekçesinde; "..." markalarının müvekkili davacıya ait olduğunu, 5 yıldan fazla süredir sağlık, kişisel bakım, kozmetik, itriyat, temizlik ve medikal ürünlerin satışı ve dağıtımına yönelik ticari faaliyetlerde kullanıldığını, marka üzerinde müvekkilinin öncelik hakkı bulunduğunu, davalı şirketin "..." ibaresini içeren ticaret unvanıyla 03.01.2019 tarihinde kurulduğunu, 27.12.2019 tarihinde kötü niyetli olarak "..." markasının tescili için başvurduklarını, https://www.....con.tr/ alan adı ile e-ticaret sitesi oluşturmak için tahsis yaptırdıklarını, "..." adını kullanarak bir çok e-ticaret sitesinde sağlık, kişisel bakım, ıtriyat, medikal vb. ürün satışı ve dağıtımını yaptıklarını, "..." ibaresini kullanarak çok sayıda internet sitesinde sahte ürünleri tüketicilere gönderdiklerini, bu kullanımların haksız ve hukuka aykırı olduğunu, markaların karıştırılma ihtimalinin bulunduğunu, davalıların www.farmazenecza.com.tr ibaresi ve markasının, müvekkilinin markasıyla iltibas yarattığını, bu durumun ticaret unvanı olarak da iltibasa sebebiyet verdiğini ileri sürerek marka hakkına tecavüz ve haksız rekabet fillerinin tespit edilip yasaklanmasını, fiillerinin devamının önlenmesini, haksız şekilde yapılmış ticaret unvanı kaydının sicilden terkinini, davalıların haksız kullanımları sebebiyle müvekkili tacirin markasının değerine zarar verildiğinden davalıya ait internet sitesine erişiminin kaldırılmasını, e-ticaret sitelerindeki haksız kullanımlarının durdurulmasını, bu sitelerdeki içeriklerin kaldırılmasını talep etmiştir. II. CEVAP Davalılar cevap dilekçesinde; "..." ibaresinin müvekkilinin ticaret unvanı olduğunu, "FARMA" ibaresinin eczane anlamına geldiğini, "ZEN" ibaresinin de Farsça'dan geldiğini ve kadın anlamında olduğunu, müvekkili davalının e-ticaret perakende satış yöntemi olarak ifade edilen dropshipping usulünde faaliyet gösterdiğini, bu yöntemde de sipariş, paketleme gibi işlemleri gerçekleştirmeden tedarikçiden satın aldığını ve tedarikçilerden satın aldığı haliyle gönderdiğini, müvekkilinin bu çerçevede davacıdan da ürün aldığını ve sattığını, bu yanıyla davacı ile de ticari ilişkilerinin bulunduğunu, müvekkilinin satışa sunduğu ürünlerin bazılarının doğrudan davacıdan satın alındığını ve davacının ürünü olduğunu, savunarak davanın reddini istemiştir. III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile davacının önceki tarihli tescilli markası ile davalının sonraki tarihli tescilli ticaret unvanı arasında ayırt edilemeyecek derecede bir benzerlik bulunduğu, tarafların fiili faaliyet alanları dikkate alındığında benzer ihtiyaçları giderdikleri, son kullanıcı profillerinin aynı olduğu, davacının tedarikçi olduğu, davalının perakende olarak ürün sattığı göz önüne alındığında birbirleri yerine ikame edileceklerinin kabulü gerektiği, davalının ... ibareli ticaret unvanı ile yaptığı ve gerçekte davacının tedarik ettiği ürünler üzerinde “...” markasının yer alması halinde davacı ile davalı arasında iltibas kurulacağı ve bu iltibasın da davacı için tehlike oluşturacağı gözetilerek davalıya ait unvanının sicilinden terkini gerektiği kanaatine varıldığı, davalının tecavüz yaratacak şekildeki kullanımları ve ticaret unvanı kullanımlarının davalının tacir niteliği dikkate alındığında haksız rekabet oluşturduğu gerekçesiyle davanın kabulü ile davalı kullanımlarının, davacıya ait ... ibareli marka haklarına tecavüz ve haksız rekabet teşkil ettiğinin tespitine, bu tecavüz ve haksız rekabetin önlenmesine ve durdurulmasına, davalılardan ... Medikal Sanayi ve Ticaret Limited Şirketi'nin ticaret unvanında yer alan ... ibaresinin sicilden terkinine, davalıya ait www.farmazenecza.com.tr ve www.farmazenecza.com internet adreslerine erişimin engellenmesine, karar verilmiş, hüküm, davalılar vekilince istinaf edilmiştir. IV. İSTİNAF Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile davalının yargılama sırasında tescil edilen markasının 35. sınıfta tescilli olduğu hizmetler kapsamında, kişisel bakım ürünleri ile gıda takviyeleri, medikal ürünler, temizlik ürünlerinin satışının yer almadığı, davacının 2020/30459 başvuru numaralı “...” markasının bu malları da kapsayacak şekilde tescili için dava açılmadan önce 11.03.2020 tarihinde tescil başvurusu yaptığı, marka korumasının tescil başvuru tarihinden itibaren başladığı, davacının bu tarihten önceki kullanımlarının, davalının ise tüm kullanımlarının tescilsiz kullanım olduğu, davacının kullanımı davalıdan çok daha önce başladığından davalının daha sonra davacının kullandığı ve marka tescil başvurusu yaptığı "..." markası ile görsel ve işitsel olarak benzer olan "..." markasını aynı faaliyetlerde kullanmaya başlamasının ortalama tüketici nezdinde karışıklığa neden olacağı, her iki firma arasında bağlantı olduğu zannına kapılabilecekleri, her iki firmanın ürünlerinin karıştırılabileceği, bu durumun davacının marka haklarına tecavüz ve haksız rekabet teşkil ettiği, ceza mahkemesinin beraat kararının gerekçesine göre hukuk mahkemesini bağlayıcı olmadığı, ayrıca davalının, davacının "..." markası ile davacıya ait olmayan ürün sattığı da tespit edildiğinden bu eylemin haksız rekabet oluşturduğu, davalının ticaret unvanının terkini davasıyla ilgili yapılan incelemede, davalı tarafça yargılama sırasında ticaret unvanı değiştirilerek "..." ibaresi ticaret unvanından çıkartılmış olmakla ticaret unvanının terkini davası konusuz kaldığından, bu konuda karar verilmesine yer olmadığına karar vermek gerekirken, davanın kabulüne ve ticaret unvanının terkinine karar verilmesinin doğru olmadığı gerekçesiyle davalılar vekilinin istinaf isteminin kısmen kabul, kısmen reddi ile İlk Derece Mahkemesi kararının kaldırılmasına, davanın kısmen kabulüne, davalılar kullanımlarının, davacıya ait "..." ibareli marka haklarına tecavüz ve haksız rekabet teşkil ettiğinin tespitine, bu tecavüz ve haksız rekabetin önlenmesine ve durdurulmasına, davalılardan ... Medikal Sanayi ve Ticaret Limited Şirketi'nin ticaret unvanının terkini talebi konusuz kaldığından bu konuda karar verilmesine yer olmadığına, davalılara ait www.farmazenecza.com ve www.farmazenecza.com.tr alan adlı internet adreslerine erişimin engellenmesine karar verilmiş, hüküm, davalılar vekilince temyiz edilmiştir. V. TEMYİZ A.Dava ve Hukuki Nitelendirme Dava, benzerlik iddiasıyla marka hakkına tecavüzün ve haksız rekabetin tespiti, önlenmesi, internet sitelerine erişimin engellenmesi ve ticaret unvânının terkini istemine ilişkin olup uyuşmazlık davalıların eylemlerinin marka hakkına tecavüz ve haksız rekabet teşkil edip etmediği noktasında toplanmaktadır. B. Değerlendirme ve Gerekçe Dava dosyasına sunulan İstanbul Anadolu 1. Fikri ve Sinai Haklar Ceza Mahkemesinin 2020/436 E. sayılı dava dosyasına ait gerekçeli kararda; "... Müşteki adına tescilli "..." markası ile iltibas yarattığı iddia edilen "..." ibaresinin sanığın ticaret siciline tescili yapılan şirket ünvanında iltibas yaratacak şekilde kullanıldığı ve bu şekilde marka hakkına tecavüz ettiği iddiası mevcut ise de, sanığın ticaret ünvanı olan ... Medikal Sanayi ve Ticaret Limited Şirketi ibaresinin Ticaret Sicilinde17230 sicil numarası ile tescilli olduğu, Türk Ticaret Kanununun 50. Maddesinde "usulen tescil ve ilan edilmiş olan ticaret ünvanını kullanma hakkı sahibine aittir" düzenlemesi bulunduğu, usulüne uygun olarak tescili yapılmış olan bu ünvanın tescil sahibinin ticari işletmesi ve faaliyeti ile ilgili olarak kullanılması mutad ürünleri üzerinde ticaret ünvanına yer vermesinin doğal olduğu, Türk Ticaret Kanunu hükümleri ile 6769 sayılı kanun hükümleri arasında öncelik sonralık ilişkisinin bulunmayıp ticaret ünvanının haksız olarak tescil edildiği iddiası var ise öncelikle sözkonusu tescilin hükümsüz kılınmasının gerektiği, Müşteki adına tescilli "..." markası ile iltibas yarattığı iddia edilen "..." ibaresinin sanığa ait www.farmazenecza.com alan adlı internet sitesinde marka hakkına tecavüz yaratacak şekilde kullanıldığı iddia edilmiş ise de, yerleşik Yargıtay içtihatlarına göre markanın sadece domain adında kullanılmasının marka hakkına tecavüz oluşturmayacağı, tecavüzün oluşabilmesi için markanın iltibas yaratacak şekilde internet sitesinin içeriğinde de kullanılması gerektiği, alınan bilirkişi raporunda tespit edildiği üzere sanığın faaliyet alanının 35. sınıf mal ve hizmet alanına dahil olduğu (online ürün satışı), sanık adına TPE nün 2015/33364 ve 2017/47405 sırasında tescilli markaların 35. sınıfta tescilinin bulunmadığı, markaların tescilli olduğu sınıfta sahibine koruma sağlayacağı, bu nedenle marka korumasından yararlanamayacağı, müştekinin TPE de 2020/30459 başvuru numarası ile 35. sınıfta tescili için başvurusu bulunmakta olup, bilirkişi raporunda, şikayetçinin ... markasının 35. sınıfta 2015 yılından beri kullandığı, dolayısıyla bu sınıfta da hak sahibi olduğu değerlendirilmiş ise de, marka korumasının 3. kişilere karşı, markanın tescil ve ilanının yapılması ile hüküm ifade edeceği, dolayısı ile bilirkişinin bu değerlendirmesinin hukuka uygun bulunmadığı, Sanığın satışını yaptığı ürünleri, şikayetçinin internet sitesinden satın aldığı ... ibareleri bulunan kutu ile satışa sunması eyleminin ise marka hakkına tecavüz suçunun unsurlarını oluşturmadığı, zire marka hakkına tecavüz suçunun oluşabilmesi için 6769 sayılı kanunun 30/1 maddesinde belirtildiği üzere başkasına ait marka hakkına iktibas veya iltibas suretiyle tecavüz ederek mal üretme ve hizmet sunma unsurlarının gerçekleşmesi gerektiği, sanık tarafından kullanılan kutuların taklit olduğu konusunda herhangi bir iddia ve delilin bulunmadığı, Katılan adına 35. sınıfta tescilli bulunan "eczane ..." markasının ise suç tarihinden sonra 28/04/2021 tarihinde sicile kayıt edildiği ve 31/05/2021 tarihli gazetede yayınlanmış olması nedeni ile suçun oluşumuna etki etmeyeceği, açıklanan nedenler ile sanığın üzerine atılı suçun yasal unsurlarının oluşmadığı anlaşılmış ve aşağıdaki hüküm kurulmuştur..." gerekçeleriyle sanık ...'ın marka hakkına tecavüz suçundan üzerine atılı suçun yasal unsurlarının oluşmadığından beraatine karar verildiği anlaşılmıştır. Ceza mahkemesi kararlarının hukuk davasına etkisi, hukukumuzda 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu'nun (TBK) 74. maddesinde düzenlenmiş olup hukuk hakimi, ceza mahkemesinin kesinleşmiş kararları karşısında ilke olarak bağımsız kılınmıştır. Anılan Kanun'un "Ceza hukuku ile ilişkisinde" başlıklı 74. maddesinde, "Hâkim, zarar verenin kusurunun olup olmadığı, ayırt etme gücünün bulunup bulunmadığı hakkında karar verirken, ceza hukukunun sorumlulukla ilgili hükümleriyle bağlı olmadığı gibi, ceza hâkimi tarafından verilen beraat kararıyla da bağlı değildir. Aynı şekilde, ceza hâkiminin kusurun değerlendirilmesine ve zararın belirlenmesine ilişkin kararı da, hukuk hâkimini bağlamaz." hükmü yer almaktadır. Bu açık hüküm karşısında, ceza mahkemesince verilen beraat kararının, kusur ve derecesinin, zarar tutarının, temyiz gücünün ve yükletilme yeterliğinin, illiyet gibi esasların hukuk hakimini bağlamayacağı konusunda bir ihtilaf bulunmamaktadır. Ancak Yargıtay'ın yerleşmiş içtihatlarında, ceza hakiminin tespit ettiği maddi olaylarla ve özellikle "fiilin hukuka aykırılığı" konusuyla hukuk hakiminin tamamen bağlı olacağı kabul edilmektedir. Yani, maddi olayları ve yasak eylemlerin varlığını saptayan ceza mahkemesi kararı, taraflar yönünden kesin delil niteliği taşıyacak, maddi olgunun tespitine dair ceza mahkemesi kararı hukuk hakimini bağlayacaktır. Ceza mahkemesinde bir maddi olayın varlığı ya da yokluğu konusundaki kesinleşmiş kabule rağmen, aynı konunun hukuk mahkemesinde yeniden tartışılması söz konusu olmayacaktır. Bu durumda yukarıda yapılan tespitler ve ilkesel değerlendirmeler çerçevesinde, metni alınan Ceza Mahkemesi kararının gerekçesi hukuk hakimini bağlayıcı niteliktedir. Marka hakkına tecavüzün haksız rekabetin nitelikli hâli olduğu göz önünde bulundurularak marka hakkına tecavüz ve haksız rekabet iddiaları bakımından Ceza Mahkemesi kararının kesinleşip kesinleşmediği araştırılıp dosyadaki deliller hep birlikte değerlendirilmek suretiyle bir karar verilmek üzere Bölge Adliye Mahkemesi kararının bozulması gerekmiştir. VI. SONUÇ: Yukarıda açıklanan nedenlerle davalıların temyiz itirazlarının kabulü ile Bölge Adliye Mahkemesi kararının BOZULMASINA, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'un 373/2 hükmü uyarınca dava dosyasının Bölge Adliye Mahkemesi'ne gönderilmesine, peşin alınan temyiz karar harcının istek halinde ilgililere iadesine, 13.03.2025 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.