T.C. ANTALYA BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 16. HUKUK DAİRESİ KARAR TARİHİ:25/02/2026 T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A B Ö L G E A D L İ Y E M A H K E M E S İ K A R A R I İNCELENEN KARARIN MAHKEMESİ:DENİZLİ 1. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ KARAR TARİHİ:28/02/2024 DAVANIN KONUSU:Tazminat GEREKÇELİ KARAR YAZIM TARİHİ:25/02/2026 İlk derece mahkemesinin kararı süresi içerisinde istinaf edilmiş olduğundan dosya içerisinde bulunan belgeler okunup incelendi. Üye hakimin görüşü değerlendirildi. GE…
T.C. ANTALYA BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 16. HUKUK DAİRESİ KARAR TARİHİ:25/02/2026 T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A B Ö L G E A D L İ Y E M A H K E M E S İ K A R A R I İNCELENEN KARARIN MAHKEMESİ:DENİZLİ 1. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ KARAR TARİHİ:28/02/2024 DAVANIN KONUSU:Tazminat GEREKÇELİ KARAR YAZIM TARİHİ:25/02/2026 İlk derece mahkemesinin kararı süresi içerisinde istinaf edilmiş olduğundan dosya içerisinde bulunan belgeler okunup incelendi. Üye hakimin görüşü değerlendirildi. GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ: DAVACININ İDDİALARININ ÖZETİ: Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; müvekkilinin %78,9 kurucu hissedarı olduğu ... Üretim A.Ş.ne karşı dava dışı ... ve ... tarafından, şirketin orjinal pay defterinde ortak olmadıkları halde ortak oldukları iddiası ile kayyım tayini talebiyle açılan dava sonunda Denizli Asliye Ticaret Mahkemesi'nin ... esas, ... karar sayılı ilamıyla şirkette anlaşmazlık olduğu ve şirketin organsız kaldığı gerekçesi ile genel kurul toplantısı yapılıp yönetim kurulu teşkil edinceye kadar davalıların kayyım heyeti olarak atandıklarını, dava dışı ... ve ...nun şirketin kuruluşundan bu yana kullanılan pay defterinden ayrı olarak düzenlenen ve müvekkilinin imzasını taşımayan pay defterini Şişli 17.Noterliğine 12/10/2011 tarihinde tasdik ettirdiklerini, Denizli Ticaret Sicil Müdürlüğü'ne başvurarak ikinci pay defterine resmiyet kazandırmaya çalıştıklarını, dava dışı ... ve ... ile yapılan yol haritası mahiyetindeki 01/04/2011 tarihli ortaklık sözleşmesi, resmi memur önünde yan hükümlerinin de geçerli olmak üzere (noter şartı) yerine getirilmediği takdirde geçersiz olacağını tarafların imza ettiğini, sözleşmenin noter huzurunda yapılmadığını, imzalanmadığını, onaylanmadığını, böylece sözleşmenin yok hükmünde olduğunu, Mahkemenin şirketin gerçek pay defteri olan 03/07/2020 tarihli pay defterine değil, sonradan ortaya çıkan 2011 tarihli pay defterine ilk etapta itibar ettiğini ve kanuna aykırı karar verdiğini, davalı kayyımların şirketi yönettikleri 7 yıllık dönemde şirketin zarara uğradığını, birçok projenin güdük kaldığını, elde edilmesi gereken karın onda birinin bile elde edilemediğini, Denizli Asliye Ticaret Mahkemesi'nin ... esas, ... karar sayılı ilamının temyiz edildiğini, Yargıtay'ca kararın bozulduğunu, bozma sonrasında yapılan yargılamada mahkemenin direndiğini, bu direnme kararına karşı yönetici kayyımı pozisyonundaki davalıların sorumsuzluk göstererek temyiz başvurusunda bulunmadıklarını, mahkemenizin kayyımların yönetim kurulunu oluşturması konusunda görev verdiği bu kararın tarihinin 09.10.2019 olduğunu, müvekkilinin defalarca davalı kayyım heyetine mahkeme kararını uygulaması ve şirketin yönetim kurulunu oluşturarak görevi yönetim kuruluna devretmesi hususunda defalarca yazılı ve sözlü olarak başvurmasına rağmen davalı kayyımların kendilerini atayan mahkemenin verdiği bu kararı dikkate almadığını ve görevlerini yerine getirmediğini, yine davalı kayyımların görevde oldukları 2014 yılından bu yana şirketin önemli yatırımlarının başında gelen ... Projesi için tek bir adım atmadıklarını, hiç bir yatırım yapmadıklarını, davalı kayyımların pay defterine kayıt davasını bilerek kusurlu olarak ve kötü niyetle temyiz etmeyerek bir süre daha şirkette yönetim kayyımlığı yapmaya ve yüksek maaş almaya devam ettiklerini, yine müvekkilinin defalarca sözlü olarak başvurmasına , defalarca mail atmasına, yazılı ihtar çekmesine rağmen müvekkiline şirketin faaliyetleri, gelir ve giderleri yapılması gereken ve yapılan yatırımları, işletme giderleri vs.mali konularda hiçbir bilgi verilmediğini, bilanço ve gelir gider mizan tablosunun verilmediğini, kayyımların üzerlerine düşen görevleri yerine getirmediklerini, sorumluluklarını yerine getirmeyen kayyımların şirketi ve müvekkilini zarara uğrattıklarını beyan ederek öncelikle tedbir taleplerinin kabulü ile tedbiren kayyımların görevlerinin sonlandırılarak başka bir heyetin genel kurul toplanana kadar kayyım heyeti olarak atanmasına karar verilmesini, bilerek, ağır kusur ve ihmalleri ile müvekkilini ve şirketi büyük zarara uğratan kayyımların 6102 sayılı kanunun 553.maddesi uyarınca sorumlu olduklarının kabulü ile, 50.000,00 TL manevi tazminata, fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak ve ilerde zarar miktarı belirlenebilir hale geldiğinde artırılmak üzere 50.000,00 TL maddi tazminata mahkum edilmelerine, tazminata olay tarihinden itibaren ticari reeskont avans faizi işletilmesine, işbu tazminatın davalılardan müştereken ve müteselsilen tahsili ile müvekkiline verilmesine, bunun mümkün olmaması halinde dava dışı ... şirketine ödenmesine, yargılama giderleri ve ücreti vekaletin davalılar üzerinde bırakılmasına karar verilmesini talep ve dava etmiştir. DAVALININ SAVUNMALARININ ÖZETİ: Davalılar vekili cevap dilekçesinde özetle; müvekkilerinin dava dışı ... Üretim A.Ş.ne Denizli Asliye Ticaret Mahkemesinin ... esas ... karar sayılı ilamıyla yönetici kayyımı olarak atandıklarını, atama kararı müvekkillerine tebliğ edildikten sonra müvekkillerinin dava dışı ...'a gittiklerini, resmi defter ve belgeleri teslim almak istediklerini ancak şirket merkezinde bulunan davacı ...'nin müvekkillerine hakaret ederek kendilerini tanımadığını, kayyıma ihtiyaç olmadığını, şirketi kendisinin yöneteceğini, defter ve belgeleri teslim etmeyeceğini beyan ettiğini, iddia ettikleri bu hususların Denizli Cumhuriyet Başsavcılığı'nın ... Soruşturma ve ... Karar sayılı dosyalarında mevcut olduğunu, müvekkilerince şirketin Ticaret Sicil Müdürlüğünde gösterilen ortaklarına şirketin sevk ve idaresi için ortaklık payları oranınca maddi destek sağlamalarının noter vasıtasıyla ihtarname tebliğ edilerek istendiğini, zira şirketin ... tarafından haksız ve mesnetsiz olarak şirketin organsız olduğu dönemde açtığı ve kesinleştirdiği icra takipleri ile haciz altında olduğunu, şirketin gelir elde edemediğini, ... ve ...'nun çağrıya olumlu cevap verdiklerini, her ay üzerlerine düşen ödemeyi yaparak şirkete borç verdiklerini, şirket ortağı ...'nin Denizli 5. İcra Dairesi ... Esas ve Denizli 9. İcra Dairesi ... Esas sayılı takip dosyalarındaki alacaklarının kaynağı hususunda kayyım heyetine gerekli izahatı yapmadığı gibi şirketin 2012 ve önceki yıllara ait defter ve kayıtlarını da kayyım heyetine teslimden kaçındığını, bu nedenle ...'nin 2012 yılından 2013 yılına devreden 1.132.615,41 TL alacağının gerçek bir alacak olup olmadığının dahi tespit edilemediğini, davacının açtığı davanın hukuka aykırı ve mesnetsiz olduğunu, müvekkillerinin kayyımlık görevini özenle yerine getirdiklerini, davacının sürekli kayyımları kullanarak ... ve ... ile aralarındaki davalarda manipülasyon yapmaya çalıştığını, huzurdaki davanın belirsiz alacak davası olarak açılamayacağını, davacının kayyumlardan kimin ne şekilde/sebeple ve ne kadar miktarda sorumlu olduğunu izah etmesi gerektiğini, davacının iddialarının asılsız ve gerçek dışı olup, müvekkillerinin şirketi özen yükümlülüğüne uygun olarak yönettiğini, davacının taleplerinin zamanaşımına uğradığını, davacının kayyım heyetine gönderdiği mailler dikkate alındığında (zararın varlığı kabul edilmemekle beraber) zarar oluşsa dahi 2 yıllık zamanaşımı süresinde kayyım heyetine karşı dava ikame edilmediğinden talebin zamanaşımına uğradığını, dava dilekçesindeki tüm iddia ve suçlamaları Denizli Cumhuriyet Başsavcılığı'nın ... Soruşturma sayılı dosyasıyla ve sair şikayetleri ve mailleri ile kayyıma yönelttiğini, ancak dava açmak için 2020 yılını beklediğini, çünkü davacının elindeki son hukuki imkanın işbu dava olduğunu, davacının, açtığı tüm davaları kaybettiğini, şimdi kayyımlarla uğraşmak istediğini, bu nedenlerle haksız ve yersiz davanın reddine, davalılar arasında TTK.nun 557.maddesi gereğince farklılaştırılmış teselsül olduğundan her bir davalı için ayrı ayrı olmak üzere ücreti vekalete hükmedilmesine, yargılama gideri ve ücreti vekaletlerin davacı üzerinde bırakılmasına karar verilmesini talep etmiştir. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARININ ÖZETİ: İlk derece mahkemesince yapılan yargılama sonunda; "...Tüm dosya kapsamının değerlendirilmesi neticesinde; TTK.'nın 553. maddesinde "Kurucular, yönetim kurulu üyeleri, yöneticiler ve tasfiye memurları, kanundan ve esas sözleşmeden doğan yükümlülüklerini kusurlarıyla ihlal ettikleri takdirde, hem şirkete hem pay sahiplerine hem de şirket alacaklılarına karşı verdikleri zararlardan sorumludurlar" hükmü düzenlenmiştir. Bu düzenleme karşısında davalıların sorumlu tutulabilmeleri için öncelikle dava dışı ... şirketinin ve dolaylı olarak da davacının bir zararının oluşması ve bu zarara davalıların kusurlu eylemlerinin neden olması gerekmektedir. Mahkememizce toplanan deliller ve aldırılan bilirkişi heyeti asıl ve ek raporu uyarınca davalı kayyımların dava dışı ... Üretim A.Ş.'yi ve davacı ortağı doğrudan veya dolaylı olarak zarara uğratan bir eylemlerinin bulunmadığı tespit edilmekle davacının ispat edilemeyen maddi tazminat talebinin ve davacı tarafça manevi tazminata esas olarak gösterilen eylemler davalı yönetim kayyımlarının şirket müdürü olarak gerçekleştirdiği işlemler olup, bu işlemler nedeniyle zarar öncelikle şirket uhdesinde doğacağından ve ayrıca doğrudan davacıyı hedef alan bir eyleme dair bir iddia ve ispat bulunmadığından TBK'nın 58. maddesi uyarınca davalıların iddia edilen eylemleri nedeniyle manevi tazminatın koşulları oluşmadığından davacının manevi tazminat talebininde reddine karar verilerek.." şeklindeki gerekçe ile davanın reddine karar verilmiştir. İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ: Karara karşı, davacı vekili istinaf başvurusunda bulunmuştur. Davacı vekili istinaf dilekçesinde özetle; müvekkilinin kurucu hissedarı olduğu, ... Üretim AŞ'ye karşı dava dışı ... ve ... tarafından şirketin orjinal pay defterinde ortak olmadıkları halde ortak oldukları iddiasıyla kayyım tayini talebiyle dava açıldığını, Denizli 1. Asliye Ticaret Mahkemesinin ... Esas, ... Karar sayılı ilamı ile davalıların şirkete kayyım olarak atandıklarını, dava dışı ... ve ...nun şirket hissedarı olmadıklarını, mahkemenin hatalı olarak sonradan tanzim edilen pay defterine göre karar verdiğini, mahkemenin dosyasının müvekkili tarafından temyiz kanun yoluna götürüldüğünü, Yargıtay 11. Hukuk Dairesinin ... Esas, ... Karar sayılı ilamı ile "...Dava, davalı şirkete idare ve temsile yetkili kayyım atanması istemine ilişkin olup, anonim şirkete kayyım atanması kural olarak şirketin organsız kalması halinde talep edilebilecek bir tedbir niteliğinde olup, somut olay bakımından davalı şirketin organsız kalmasının söz konusu olmadığı hususu gözden kaçırılarak davanın kabulüne karar verilmesi doğru olmamış, hükmün temyiz eden davalı ve fer'i müdahil yararına bozulması gerekmiştir..." gerekçesiyle bozulduğunu, o dosyanın davacıları ... ve ... tarafından karar düzeltme yoluna gidildiğini, Yargıtay 11. Hukuk Dairesinin ... Esas, ... Karar sayılı ilamı ile bu talebin reddedildiğini, bozma sonrası yapılan yargılamada mahkemece direnme kararı verildiğini, direnme kararına karşı yetkili olan davalılarca kanun yoluna gidilmediğini, böylelikle şirkete ve ortaklara zarar verildiğini, direnme kararını kendisinin kanun yoluna götürdüğünü ancak Yargıtay Hukuk Genel Kurulunun ... Esas, ... Karar sayılı ilamı ile kendisi fer-i müdahil kabul edildiğinden ve bu nedenle temyiz hakkı olmadığından başvurusunun reddine karar verildiğini, ... Üretim AŞ vekilinin tanık olarak dinlendiği duruşmada kayyım heyetinin kararı temyiz etmemeleri yönünde telkinde bulunduklarını beyan ettiğini, eldeki davanın sorumluluk davası olduğunu, kayyımların kendi menfaatlerini düşünerek hareket ettiklerini, müvekkilinin bilgi alma hakkını kullanmadığını, şirketin ... de alacağının olduğunu ancak kayyım heyetinin bu hususla ilgilenmediğini, alacağın tazmin yoluna gidilmediğini, şirketin 30.000 USD'lik mal varlığının kaybolmasına sebebiyet verildiğini, şirketin şantiyedeki makinelerinin çalındığını, tarumar edildiğini, kayyım heyetince şantiyeye hiç uğranılmadığını, kayyımlar görevlerini tam olarak yapmadıklarından şirkete ait teminat mektubunun EPDK tarafından irat kaydedildiğini, teminat mektubunun bedelinin ipotek konulan evin satılmaması için müvekkili tarafından ödendiğini, bu para müvekkile iade edilmesi gerekirken iade edilmeyerek müvekkilinin zarara uğratıldığını, müvekkilinin 10 yıldır her hangi bir ödeme almadığını, şirketin çektiği kredilerinve leasing borçlarının müvekkili tarafından kefil sıfatı olması dolayısıyla ödendiğini, şirketin borcu için ödenen bu paraların kayyımlardan istenmiş ise de müvekkiline ödenmediğini, bu nedenle şirketin enerji gelirlerine haciz koyarak alacaklarını yasal yoldan bir kısmını tahsil ettiğini, şirketin günlük ihtiyaçlarının, vadesi gelen borçlarının, işçi maaşlarının müvekkili tarafından ödendiğini, yaptığı icra takiplerinin itirazlar üzerine durduğunu, şirketin içinin para alış verişleriyle bilerek ve kasten boşaltıldığını, icra dosyalarına yapılan ödemelerin hiç birisinin şirket defterlerinde görünmediğini, kayyımların şirket aleyhine icra dosyalarına itiraz etmediklerini ve boşu boşuna ticari faiz ödenmesine sebep olduklarını, bilirkişi raporunun eksik olduğunu, kayyımlar tarafından yasa dışı ve gereksiz işlemler yapıldığını, şirketin zarara uğratıldığını, şirket hesapları ile ilgili bilgi vermediklerini, şirketin zararına işlemler yaptıklarını, yapılan işlemlerin sadece kendi aldıkları düzenli ödemenin uzamasına hizmet ettiğini, hataları nedeni ile ... Projesinin çöpe gitmesine hizmet ettiklerini, dosyaya yanıltıcı banka ekstreleri sunulduğunu, tüzel kişi bana hesapları ile kişisel banka hesapları arasında mevzuata aykırı ve şirkete menfaatine aykırı işlemler yapıldığını, ihmaller gerçekleştirildiğini beyan ederek, kararın kaldırılmasını talep etmiştir. DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ ve GEREKÇE: Dava, şirket yöneticilerinin sorumluluğuna dayanan maddi ve manevi tazminat istemlerinden ibarettir. Dairemizce istinaf incelemesi, 6100 sayılı HMK'nın 355. madde hükmü uyarınca istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak ve kamu düzenine aykırı hususların olup olmadığı gözetilerek yapılmıştır. TTK 553/1. Maddesinde; "Kurucular, yönetim kurulu üyeleri, yöneticiler ve tasfiye memurları, kanundan ve esas sözleşmeden doğan yükümlülüklerini kusurlarıyla ihlal ettikleri takdirde, hem şirkete hem pay sahiplerine hem de şirket alacaklılarına karşı verdikleri zarardan sorumludurlar." düzenlemesi mevcuttur. TTK 555. Maddesinde de; " Şirketin uğradığı zararın tazminini, şirket ve her bir pay sahibi isteyebilir. Pay sahipleri tazminatın ancak şirkete ödenmesini isteyebilirler. (2) Pay sahibinin açtığı davayı hukuki ve maddi sebepler haklı gösterdiği takdirde, mahkeme, dava giderleriyle avukatlık ücretini, bu giderler davalıya yükletilemediği hâllerde, davacı pay sahibiyle şirket arasında, hakkaniyete göre paylaştırır. " düzenlemesi mevcuttur. Yönetici aleyhine açılacak sorumluluk davası, doğrudan doğruya zarar ve dolaylı zarar durumuna göre değişiklik içerir. Yöneticinin ortaklığın mal varlığının azaltan veya kötüleştiren yasa ve ana sözleşme hükümlerine aykırı davranışları, ortaklar ve alacaklıların dolaylı zarar görmesine yol açar. Yani davacının ortağı olduğu şirketin kötü yönetilmesi nedeniyle şirketin zarara uğratılması nedenine dayalı tazminat davasında, şirket yöneticisinin eylemleri nedeniyle uğranılan zarar, şirket açısından doğrudan, davacı ortak açısından ise dolaylı zarar olup, dava tarihinde yürürlükte olan 6102 sayılı TTK'nın 555. maddesi hükmü gereğince hükmedilecek tazminatın şirkete verilmesinin talep edilmesi gerekmektedir (PULAŞLI, Hasan, Şirketler Hukuku Genel Esaslar, Ankara 2020, s. 649; ÖZEKES, Muhammet/SEVEN, Vural/MERİÇ, Nedim, Sermaye Şirketlerinde Sorumluluk Davası, 1. Baskı, Ekim 2021, s. 42 vd). Davacı ortağın doğrudan bir zararı varsa bu zararın ortağa ödenmesi istenebilir. Ortaklar tarafından yönetici aleyhine sorumluluk davası açılabilmesi için genel kuruldan karar alınmasına gerek yoktur. HMK'nın 31. maddesi gereğince, hâkim, uyuşmazlığın aydınlatılmasının zorunlu kıldığı durumlarda, maddi veya hukukî açıdan belirsiz yahut çelişkili gördüğü hususlar hakkında, taraflara açıklama yaptırabilir; soru sorabilir; delil gösterilmesini isteyebilir. Davaya konu talebin somutlaştırılmaması halinde önce hâkim, HMK'nın 31. maddesi ve 119/1-e maddesi gereğince davayı aydınlatma ödevi ve ön incelemedeki görevi gereği, somut olmayan hususların belirlenmesini davacıdan istemeli, gerekirse taraflara açıklattırma yaptırmalı, bu eksiklik giderildikten sonra yargılamaya devam etmelidir. Dava dilekçesinin bazı kısımlarında davacının müvekkilinin zararından bahsettiği, bazı kısımlarında şirketin zararından bahsettiği, bazı kısımlarda ise hem şirketin hem de ortakların zararından bahsettiği görülmektedir. Ön inceleme duruşmasında uyuşmazlık konularının tespitinde " davacının doğrudan ve dolaylı zararına neden olup olmadıkları" hususu da belirlenmiştir. Mahkemece, davacının doğrudan zarar ve dolaylı zarar talepleri denetime elverişli olacak şekilde açıklattırılıp, kalemler yönünden talep edilen tazminat rakamları ayrıştırılarak ve talep sonucuna göre bu hususlarda ve tespit edilen uyuşmazlık konularında yargılama yapılıp hüküm verilmesi gerekirken yazılı şekilde eksik inceleme yapılması hatalı olmuştur. Ayrıca, aşamalarda, mahkemece oluşturulan bilirkişi heyeti aracılığı ile kök ve ek rapor aldırıldığı, bu raporlar gereği hüküm verildiği anlaşılmaktadır. 15/01/2024 tarihli ek raporunda sonuç kısmında, kök rapordaki tespitlerin geçerli olduğu belirtilmiştir. Ancak, ek rapor içeriğine bakıldığında, davacının, "Sonu 78 ile biten ve sonradan ... G.M. Merkezince gönderilen excell ortamında ... sütunda görüleceği üzere ... adına sonu 78 ve 28 ile biten şahsi gerçek kişiler hesaplarına karşılıklı virmanlar yapılmış olup akibeti meçhuldür." şeklinde itirazının incelendiği 5 ve 6'ncı sayfada, "... Davacının ... sütun olarak belirtmiş olduğu hesap özetinin ... satırdan oluşan ve üzerinde bir takım işaretlemeler yapmış olduğu ... no'lu IBAN hesap özeti olduğu anlaşılmıştır. Davacının işaret ettiği hesap hareketleri incelenmiş olup .... ile biten hesabın ... no'lu IBAN no'lu hesap olduğu tespit edilmiştir. Bu hesabın hesap hareketleri dosyada mevcut değildir. ... ve ... no'lu hesaplar arasında para transferleri gözlenmiştir. Bu nedenle bankaya ... no'lu hesabın 'ortak kayyım hesabı mı yoksa ...'in şahsi hesabı mı' olduğunun sorulmasının dosya için önem arz ettiği anlaşılmaktadır. Zira davacının bu hesabın ...'in şahsi hesabı olduğu ve şirkete ait paraların bu hesaba aktarıldığı yönünde iddiası bulunmaktadır. Davalı kayyımlar adına açılmış ortak hesap olduğu cevabının alınması halinde şirket kazançlarının vadeli hesapta değerlendirilmesi, paraların boşta tutulmayarak faiz geliri elde edilmesinin amaçlandığı anlaşılacağından bu husus cevaplanmış olacaktır..." tespiti mevcuttur. Yine, aynı raporda, davacının, kayyımların şahsi harcamaları için ödemeler gerçekleştirdiği yönündeki beyanlar karşılanırken, "..Sunulu CD içerisinde davacı tarafından işaretlenmiş satırlardan '... Otomotiv' şirketine yapılan ödemenin şahsi ödeme olup olmadığı hususu da duruşmada davalılar vekilince cevaplanmış olup gerek görüldüğünde ... fimasına bu konunun sorulabileceği ifade edilmiştir. Davacı bu konuyu '"ÖNEMLİDİR. ... nin ... marka hiçbir aracı yoktur.Açıklama da ... ... bayisidir. ... ailesinin ... adet ... otomobili bulunmaktadır. Dolayısıyla tamamen zimmet suçudur." şeklinde işaret etmiştir. Yine aynı işaretli hesap özetinde, kayyımların bireysel emeklilik ödemelerinin şirket paralarından ödendiği iddia edilmiş olup yapılan incelemede '... Müşteri Numarası : ...' için toplam 2.732,00 TL. Ödeme yapıldığı tespit edilmiş olup ... firmasına bu müşteri numarasının kime ait olduğu ve ödemelerin hangi vasıfta bulunduğun sorulması ile konunun açıklığa kavuşabileceği anlaşılmaktadır..." şeklinde tespit yapıldığı da görülmektedir. Bilirkişi ek raporunun tebliğinden sonraki ilk duruşma olan .....tarihli duruşmada davacı vekilinin, "...... Bank'tan gelen müzekkere cevabına göre tespit edilen icra dosyaları ve bizim bildirdiğimiz icra dosyaları celp edilerek, ... ve ...'ya da bilirkişi raporunda belirtilen sorular sorularak yeni bir bilirkişi heyetinden rapor aldırılmasını talep ederiz .." şeklinde beyan ve talepte bulunduğu, mahkemece, davacı asilin 05/02/2024 tarihli dilekçe ekinde listesi bulunan icra dosyalarının UYAP sisteminden celbi için müzekkere yazılmasına karar verildiği, takip eden celsede ise hüküm verildiği anlaşılmaktadır. Yine, 07/02/2024 tarihli duruşmadan sonra, 14/02/2024 tarihinde ... Bankasına ve ...'a celse arasında müzekkereler yazıldığı, ...tan 22/02/2024 tarihli yazı cevabının geldiği, ... Bankasının 23/02/2024 tarihli yazı cevabında ise araştırmalarının devam ettiğinin, talep edilen bilgilerin tam ve eksiksiz düzenlenebilmesini teminen 08/03/2024 tarihine kadar cevap verileceğinin bildirildiği, hüküm tarihi olan 28/02/2024 tarihine kadar dosyada bir cevabın olmadığı anlaşılmaktadır. Davacı taraf, anılan bankaya yazılan müzekkere cevabı beklenmeden, delilleri tam olarak toplanmadan karar verilmiş olmasını hatalı olduğunu ileri sürerek, bu hususları da istinaf başvuru sebebi yapmıştır. Hükmün verildiği duruşmada, anılan banka yazılarına dair bir tespitin yapılmadığı duruşma tutanağından anlaşılmaktadır. ...a yazılan yazıya verilen cevabın, hükme esas alınan delillerden birisi olup olmadığı, ... Bankasına yazılan cevabın beklenmemesinin nedeni, bu hususların özel ve teknik bir inceleme gerektirip gerektirmediği konusunda bir değerlendirme gerekçeden anlaşılamamaktadır. Mahkemece, ek bilirkişi raporunda, yukarıda belirtilen tespitleri ve dosyadaki itirazlar karşılanmadan, uyuşmazlığın çözümü için yararlı olacağı bildirilen hususlarda yazışma yapılmadan, bir değerlendirme yapılmadan eksik inceleme ile karar verilmesi hatalı olmuştur. Tüm bu hususlar ışığında, mahkemece, davacının maddi tazminat kalemleri, netleştirilip, dava değeri taleplere bölüştürülüp, somutlaştırılarak, dava dilekçesindeki talep sonucu da dikkate alınıp, ek raporda belirtilen hususlarda araştırma, yazışmalar yapılıp, tüm deliller toplanarak, ek rapor alınarak itirazların karşılanmasının sağlanması, alınacak ek rapor uyuşmazlığı çözer, itirazları karşılar nitelikte görülmez ise dosya kapsamı gereği oluşturulacak yeni bir bilirkişi heyetinden rapor alınması, tarafların ve dava dışı üçüncü kişi şirketin taraf olduğu dilekçelerde geçen diğer dava dosyalarının incelenerek iş bu dosyaya etkisi olup olmadığının karar yerinde tartışılarak, usuli kazanılmış haklar da dikkate alınarak karar verilmesi gerekirken, eksik inceleme ile karar verilmesi gerinde olmamıştır. Sonuç olarak, davacı vekilinin istinaf başvurusunun esastan kabulü ile ilk derece mahkemesi kararının 6100 sayılı HMK'nın 353/1-a-6 maddesi gereğince kaldırılmasına karar vermek gerekmiş ve aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur. HÜKÜM:Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere; 1-Davacı vekilinin ilk derece mahkemesinin kararına ilişkin istinaf başvurusunun ESASTAN KABULÜNE, 2-6100 sayılı HMK'nın 353/1-a-6 maddesi gereğince DENİZLİ 1. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ'nin 28/02/2024 tarih ve ... Esas ... Karar sayılı kararının KALDIRILMASINA, 3-6100 sayılı HMK'nın 353/1-a-6 maddesi gereğince davanın yeniden görülmesi için dosyanın ilk derece mahkemesine GÖNDERİLMESİNE, 4-492 sayılı Harçlar Kanunu gereğince peşin olarak yatırılan istinaf karar harcının ilk derece mahkemesince talebi halinde davacıya İADESİNE, 5-Davacı tarafından yapılan istinaf yargılama giderinin ilk derece mahkemesinde yapılacak yargılama sonunda dikkate ALINMASINA, 6-İstinaf incelemesi duruşmasız yapıldığından davacı lehine vekalet ücreti takdirine YER OLMADIĞINA, 7-6100 sayılı HMK'nın 333. maddesi gereğince peşin alınan ve harcanmayan istinaf gider avansının ilk derece mahkemesince ilgiliye İADESİNE, 9-Kararın ilk derece mahkemesince taraflara TEBLİĞİNE, Dair, 6100 sayılı HMK'nın 353/1-a-6 maddesi gereğince dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda oybirliğiyle ve HMK'nın 353/1-a maddesince kesin olarak karar verildi. ...