İSTİNAF KARAR TARİHİ: 11/12/2025 Taraflar arasında görülen dava neticesinde ilk derece mahkemesince verilen hükmün davalı vekilince istinaf edilmesi üzerine düzenlenen rapor ve dosya kapsamı incelenip gereği görüşülüp düşünüldü; TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMALARININ ÖZETİ DAVA: Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; müvekkili Şirketin 14.06.2019 tarihinde İstanbul Ticaret Sicil Müdürlüğünce tescil edilerek davalı ... ve ... tarafından kurulmuş, Türkiye Ticaret Sicil Gazetesinde…
T.C. İSTANBUL BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 43. HUKUK DAİRESİ DOSYA NO: 2022/968 KARAR NO : 2025/1857 T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A B Ö L G E A D L İ Y E M A H K E M E S İ K A R A R I İNCELENEN KARARIN MAHKEMESİ: İSTANBUL 18. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ TARİHİ: 08/12/2021 NUMARASI : 2021/108 Esas - 2021/876 Karar DAVA: Menfi Tespit (Kambiyo Senetlerinden Kaynaklanan) İSTİNAF KARAR TARİHİ: 11/12/2025 Taraflar arasında görülen dava neticesinde ilk derece mahkemesince verilen hükmün davalı vekilince istinaf edilmesi üzerine düzenlenen rapor ve dosya kapsamı incelenip gereği görüşülüp düşünüldü; TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMALARININ ÖZETİ DAVA: Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; müvekkili Şirketin 14.06.2019 tarihinde İstanbul Ticaret Sicil Müdürlüğünce tescil edilerek davalı ... ve ... tarafından kurulmuş, Türkiye Ticaret Sicil Gazetesinde 20.06.2019 tarih, 9852 Sayı ile, 394. Sayfasında ilan edilmiş, tasfiye süreci öncesinde 195891-5 Ticaret Sicil Numarası ile faaliyet göstermiş olduğunu, müvekkili şirketin, iştigal konusu künefe satışı olan bir işletmenin işletilmesinden ibaret olan bir limited şirket olduğunu, davalı taraf 04.02.2020 tarihinde İTSM tarafından tescil edilmiş, TTSG’nin 10.02.2020 tarih, 10012 sayı ile, 32. Sayfasında ilan edilmiş olan pay değişikliği ile şirket ortaklığından ayrılmış, halihazırda şirketin eski ortağı olduğunu, müvekkili şirket ile davalı arasında bu hissedarlık dışında herhangi bir ticari ilişki de mevcut olmadığını, 16.03.2020 tarihinde, bakanlık genelgeleri doğrultusunda işletme fiilen durdurulmuş, akabinde de 20.05.2020 tarihinde işletmenin bulunduğu mecur tahliye edildiğini, müvekkili şirketin işletmenin fiilen kapatıldığı 16.03.2020 tarihinden itibaren işletmenin kapanmasına yönelik işlemler dışında herhangi bir ticari faaliyeti olmadığını, davalı taraf müvekkili şirket aleyhine, T. ... bankası A.Ş. – Yayla- B.Evler Şubesi, ... İban Numaralı, ... Çek Nolu, 20.07.2020 keşide tarihli, keşide yeri İstanbul olan, 40.000TL bedelli, dosyada mübrez Çek ile ilgili olarak, İstanbul 13. İcra Müdürlüğünün ... E. Sayılı icra dosyası ile takip başlatmış olduğunu, Halihazırda gayri faal durumda olan bir işletmenin işletmecisi olan müvekkil şirketin davalıya hiçbir borcu olmadığının tespiti bakımından huzurdaki davayı ikame etme zorunluluğu doğduğunu, 2. icra takibine konu çek, bedelsiz bir çek olup, müvekkili şirketin ticari kayıtlarında böyle bir borç görünmediğini, müvekkili şirketin TTK ilgili hükümlerine göre kurulmuş ve ticari faaliyetini sürdürmekte olan bir şirket olduğunu, bu kapsamda müvekkili şirketin her türlü alacak ve borçları, ticaret şirketleri ile ilgili hükümler kapsamında müvekkili şirketin kayıtlarında yer aldığını, çek bedelinin davalıya ödenmesi, sebepsiz zenginleşme teşkil edeceğini, davalının kötüniyet tazminatı ödemesine karar verilmesini talep ettiklerini, açıklanan nedenlerle, davalı tarafından icra takibine konu edilen ... bankası ... çek no’lu, 20.07.2020 keşide tarihli, 40.000tl bedelli çek’in bedelsiz çek olduğunun ve müvekkili şirketin bu çek dayanak yapılarak başlatılan istanbul 13. icra müdürlüğünün ... e. sayılı icra dosyası kapsamında davalıya herhangi bir borcu bulunmadığının tespitini, davalı tarafın, müvekkili şirketten hiç bir alacağı olmadığını açıkça bilmekte iken, elindeki bedelsiz çeke dayanarak takip başlattığını, davacı taraf bu çekin bedelsizliğini açıkça bildiğinden icra takibini başlatmakta haksız ve kötüniyetli olduğunu, bu nedenle, davalının müvekkil şirkete %20'den az olmamak kaydı ile kötüniyet tazminatı ödemeye mahkum edilmesine karar verilmesini talep ve dava etmiştir. CEVAP: Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; davacı, taraflarına İstanbul 13. İcra Müdürlüğü'nün ...-e sayılı dosyası ile icra takibine konu edilen ... bankası ... çek nolu, 20.07.2020 keşide tarihli, 40.000,00 TL bedelli çekin bedelsiz olduğu iddiası ile borçlu olmadığının tespitini talep ettiğini, davacı tarafın iddiaları haksız ve dayanaktan yoksun olduğunu, haksız ve hukuki dayanaktan yoksun olduğundan davanın reddine karar verilmesini talep ettiklerini, müvekkili daha önce davacı ... ... İnşaat Turizm San. ve Dış Tic. Ltd. Şti'nin ortağı olduğunu, müvekkili 04.02.2020 tarihinde şirketteki payını şirketin diğer ortağı ...'a devrederek şirketin ortaklığından ayrıldığını, söz konusu çekin şirketin müvekkiline olan borçlarına karşılık verildiğini, çekin müvekkili tarafından bankaya ibraz edildiğinde karşılıksız çıktığını, karşılıksız kalan çekin icraya konulduğunu ve çek karşılığı bankada bulundurulmadığı için şirket yetkilisi hakkında şikayette bulunulduğunu, şirket yetkilisi hakkında istanbul 19.icra ceza mahkemesi'nde 2020/513-e sayılı dava açıldığını, şirket yetkilisi cezadan kurtulmak için işbu davayı açmış olduğunu, davacı taraf dava ve takip konusu çekin müvekkile niçin verildiği konusunda bir beyanda bulunmadığını, davacı tarafın durduk yerde müvekkiline çek vermesinin hayatın olağan akışına uygun olmadığını, dava dilekçesinin müvekkili ...'a tebliğ edilmiş olduğunu, ... arabulucuya başvurmayacağını beyan ettiğini, davacı tarafın iddiaları haksız ve ve dayanaktan yoksun olduğunu, dava konusu çek müvekkile alacaklarına karşılık verilmiş olduğunu, haksız ve hukuki dayanaktan yoksun davanın reddine karar verilmesini ve haksız ve kötü niyetli olarak dava açan davacının %20 den az olmamak üzere kötü niyet tazminatına mahkum edilmesin talep etmiştir. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI : İstinaf incelemesine konu kararı veren ilk derece Mahkemesince eldeki dava hakkında yapılan yargılama sonunda, " ...Tüm dosya kapsamından dava bedelsizlik iddiasına dayalı çekten dolayı borçlu olunmadığının tespiti istemine ilişkindir, kural olarak çek ödeme aracı olup, çekin ödeme dışında başka bir amaçla verildiği iddiasının davacı tarafça ispatlanması gerekmektedir, davalı vekili 08/12/2020 tarihli duruşmadaki beyanında çekin davacıya ait şirket hissesinin şirketin dava dışı diğer ortağına devredilmesi nedeniyle hisse devir bedeli olarak müvekkiline verildiğini beyan etmiş olup, taraf vekillerinin beyanlarından davacı taraf ile davalı arasında ticari ilişki bulunmadığı anlaşılmış olup şirketin hissesinin devir bedelinden devalan yerine davacının sorumlu tutulamayacağı değerlendirilmiş olup, davanın kabulü ile, davacının İstanbul 13. İcra Müd.nün ... e. Sayılı dosyasına konu Türkiye ... Bankası A.ş. 0752 Yayla-Bahçelevler Şubesine ait ... seri numaralı keşidecisi ... ... İnş Turizm San. Ve Dış Tic. Ltd. Şti, Lehdarı ... olan 20/07/2020 keşide tarihli ve 40.000-TL bedelli çekten dolayı borçlu olmadığının tespitine," karar verilmiştir. Bu karara karşı davalı vekili tarafından istinaf başvurusunda bulunulmuştur. İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ : Davalı vekili istinaf dilekçesinde özetle; şirket yetkilisinin cezadan kurtulmak için davayı açtığını, davacı tarafın dava konusu çekin istekleri dışında ellerinden çıktığına ilişkin bankaya veya adli makamlara bir müracaatı bulunmadığını, imzanın şirket yetkilisine ait olduğunu, davacı tarafın dava ve takip konusu çekin niçin keşide edildiğine ilişkin olarak beyanda bulunmadığını, mahkeme kararının dayandığı gerekçe hatalı olduğunu, 08.12.2021 tarihli duruşmadaki beyanların mahkeme kararına yanlış olarak aktarıldığını, hisse devrinden davacının sorumlu olduğuna ilişkin bir iddiaları bulunmadığını, davacı şirket sorumluluğunun, davacı şirkete ait bir çekin, davacı şirketin yetkilisi ... tarafından davalı ...'a verilmesi olduğunu,. davacı şirketin takip ve dava konusu çekin sahibi olduğu için davada taraf olduğunu, davalı ... ile ticari ilişkisi olduğu için taraf olmadığını, davacı şirkete ait olan bir çekin, şirket yetkilisi tarafından keşide edilerek piyasaya verildiği için şirketin sorumlu olduğunu, davacı tarafın haksız ve kötü niyetli olduğunu, takip ve dava konusu olan çekin rızaları dışında ellerinden çıktığına ilişkin bankaya veya adli makamlara yapılmış bir başvuruları bulunmadığını, imzanın şirket yetkisine ait olduğunu, çek bankaya ibraz edildikten sonrada çekin rızaları dışında ellerinden çıktığına ilişkin bir beyanları, şikayetleri olmadığını, kararın hukuka aykırı olduğunu, hatalı hukuki değerlendirmeler içerdiğini, eksik incelemeye dayalı karar oluşturulduğunu, davacı tarafa, piyasada dolaşım değeri olan ve bir ödeme aracı olan çeki neden keşide ettiklerinin dahi sorulmadığını, piyasada hiç kimsenin durduk yerde çek imzalayıp orta yere bırakmayacağını, çek keşide edilip birine veriliyorsa bunun mutlaka bir sebebi olduğunu, bu hususun davacı tarafa sorulmadığını, mahkeme kararının hatalı olduğunu beyanla, ilk derece Mahkemesince verilen kararın kaldırılmasını ve davanın reddine karar verilmesini talep ve istinaf etmiştir. GEREKÇE : Dava, icra takibine konu edilen çek nedeniyle borçlu olmadığının tespiti istemine ilişkindir. İlk derece mahkemesince davanın kabulüne karar verilmiş, karara karşı davalı vekilince istinaf kanun yoluna başvurulmuştur.İstinafa gelen uyuşmazlık temelde; dava konusu çekin bedelsiz olup olmadığı noktasındadır. Davacı vekili, müvekkili şirketin kayıtlarında davalıya herhangi bir borç bulunmadığını, müvekkili şirketin icra takibine konu edilen çekler nedeniyle borçlu olmadığını belirterek menfi tespit isteminde bulunuş, davalı vekili ise davaya cevabında dava konusu çeklerin müvekkilinin şirketten olan alacakları için keşide edildiğini, duruşmada ise cevap dilekçesini tekrarla dava konusu çeklerin müvekkilinin devrettiği hisse karşılığında hisseleri devralan ... tarafından şirket adına keşide edilerek verildiğini beyan etmiştir.Genel olarak menfi tespit davalarında ispat yükü davalı alacaklıdadır. Ancak genel kuralın aksine senede dayalı borç ilişkilerinde ispat yükü senet borçlusundadır. Kambiyo senedi niteliğinde olan çek, düzenlenmesine esas teşkil eden temel ilişkiden bağımsız, kayıtsız, şartsız bir bedelin ödenmesi taahhüdünü içeren mücerret ( soyut) bir borç ilişkini ifade eder. Bedelsizlik iddiası, keşideci ve lehtar arasındaki temel ilişkide şahsi defii olup, ilişkinin tarafları dışındaki iyi niyetli 3. kişilere karşı ileri sürülemez. 6100 sayılı HMK'nın 'Karşı ispat' başlıklı 191. Maddesi ' (1) Diğer taraf, ispat yükünü taşıyan tarafın iddiasının doğru olmadığı hakkında delil sunabilir. Karşı ispat faaliyeti için delil sunan taraf, ispat yükünü üzerine almış sayılmaz.' hükmünü içermektedir. Çek, mevcut bir borcun tasfiyesi amacıyla verilen bir ödeme aracı olup, çekin avans olarak verildiğini ya da bedelsiz olduğunu ispat yükü davacı borçlu üzerindedir. Diğer yandan çek, bağımsız borç ikrarını içeren bir senettir. Bu nedenle bir illete bağlı olması şart değildir ve Çeki elinde bulunduran davalının çeki edinme nedenini açıklama mecburiyeti bulunmamaktadır, aksi düşüncenin kabulü çekin mücerretlik vasfını ortadan kaldırır.Somut olayda, dava konusu 20/07/2020 tarihli ... nolu 40.000-TL bedelli çekin davacı şirket tarafından davalı lehine keşide edildiği, çekin gününde ibrazı üzerine karşılıksız işlemi uygulandığı, davalının davacı şirketteki hisselerini 31/01/2020 tarihli hisse devir sözleşmesi ile dava dışı ...'a devrederek davacı şirket ortaklığından ayrıldığı, pay devri ile birlikte ... şirketin tek ortağı haline geldiği, 31/05/2020 tarihli genel kurul kararı ile şirketin tasfiyeye girdiği hususları ihtilaf dışı olup; uyuşmazlık, ispat yükünün yer değiştirip değiştirmediği, buna göre bedelsizlik iddiasının ispatlanıp ispatlanmadığı hususundadır. Davalı tarafın cevap dilekçesindeki ve duruşmadaki beyanları birlikte değerlendirildiğinde davalı çeklerin veriliş nedeni olarak şirketten olan alacaklarını ve hisse devrini ileri sürmektedir.31/01/2020 tarihli hisse devir sözleşmesinde davalı hisse devir bedelini nakden ve tamamen aldığını beyan etmiştir. Ancak çeklerin incelenmesinde basım tarihlerinin 19/02/2020 tarihi olduğu görülmektedir. Bu tarih, davalının hisse devri ve şirket ortaklığından ayrılmasından sonraya tekabül etmekte olup, çeklerin hisse devir sözleşmesinden sonraki bir tarihte keşide edildiği açıktır. Davacı tarafından çek üzerindeki imzaya yönelik bir itiraz bulunmamaktadır. Davacı tarafından çek keşidesine ilişkin bir neden de ileri sürülmemiştir. Diğer taraftan, kambiyo senetlerinin ticari defterlerde kayıtlı olmaması veya defterlere göre davalının davacıdan alacaklı olduğu anlaşılmasa dahi kambiyo senetlerinin mücerretliği ilkesi uyarınca sebeple bağlı kalınamayacağından (Yargıtay kapatılan 19. HD'nin 16/12/2015 tarih, 2015/6832-17015 sayılı içtihadı) hisse devrinden sonra çeki keşide eden davacının çekin bedelsiz kaldığı iddiasını da ispatlanması gerekmektedir. Bu hususta ispat yükü üzerinde olan davacı, bedelsizlik iddiasını ispatlayamadığından davanın reddine karar verilmesi gerekirken kabulüne karar verilmesi doğru olmamıştır. Açıklanan nedenlerle davalı vekilinin istinaf başvurusunun kabulüne, kararın kaldırılmasına, davanın reddine, şartları oluşmadığından davalının tazminat talebinin reddine karar verilmesi gerekmiştir.HMK'nın 355. Maddesi uyarınca kamu düzenine aykırılık ve istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak yapılan istinaf incelemesi sonunda; Mahkemece delilerin takdirinde yanılgıya düşülerek davanın kabulüne karar verilmesi isabetli görülmemiş ve bu nedenle davalı vekilinin istinaf başvurusunun kabulü ile ilk derece mahkemesi kararının kaldırılmasına, yeniden yargılama yapılmasına gerek bulunmadığından Dairemizce esas hakkında yeniden karar verilmek suretiyle davanın reddine karar verilerek aşağıdaki şekilde hüküm tesis edilmiştir. HÜKÜM:Yukarıda açıklanan nedenlerle: Davalı vekilinin istinaf başvurusunun KABULÜ İLE; istinaf incelemesine konu İlk Derece Mahkemesi kararının HMK'nın 353(1)b-2 maddesi uyarınca KALDIRILMASINA, 1-Davanın reddine, 2-Davalının kötü niyet tazminatı talebinin reddine, 3-Alınması gereken 615,40 TL peşin harçtan, davacı tarafından yatırılan 683,10 TL harçtan mahsubu ile fazlaya dair 67,70 TL'nin karar kesinleştiğinde ve talep halinde davacıya iadesine, 4-Davacı tarafından yapılan yargılama giderlerinin üzerinde bırakılmasına, 5-Davalı tarafça yapılan bir yargılama gideri olmadığından bu konuda karar verilmesine yer olmadığına, 6-Davalı yargılama sırasında kendini vekille temsil ettirdiğinden karar tarihinde yürürlükte bulunan A.A.Ü.T. uyarınca 40.000,00 TL vekalet ücretinin davacı taraftan alınarak davalıya verilmesine, 7-Karar kesinleştiğinde, HMK Gider Avansı Tarifesinin 5. Maddesi uyarınca, artan gider avansının davacı tarafa; davalının yatırdığı avanstan artan kısmın kendisine iadesine, 8-İstinaf Yargılamasına İlişkin Olarak; a-Davalı vekilince yatırılan istinaf karar harcının istemi halinde kendisine iadesine, b-Davalı tarafça istinaf aşamasında yapılan istinaf başvuru harcı 220,70 TL, posta gideri 40,00 TL olmak üzere toplam 260,70 TL yargılama masrafının davacı taraftan alınarak davalıya verilmesine, Dair, dosya üzerinden yapılan inceleme sonunda, HMK'nın 362(1)a maddesi uyarınca kesin olarak oy birliğiyle karar verildi. 11/12/2025