T.C. İSTANBUL BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 45. HUKUK DAİRESİ DOSYA NO : 2025/1263 KARAR NO : 2025/1593 T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A İ S T İ N A F K A R A R I İNCELENEN KARARIN MAHKEMESİ: İSTANBUL ANADOLU 13. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ TARİHİ: 20/01/2025 NUMARASI: 2022/37 Esas 2025/42 Karar DAVANIN KONUSU: Tazminat (Sigorta Ödemesine Dayanan Rücuen)|Tazminat (Rücuen Tazminat) KARAR TARİHİ: 31/12/2025 6100 Sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 352. Maddesi uyarınca dosya incelendi; G…
T.C. İSTANBUL BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 45. HUKUK DAİRESİ DOSYA NO : 2025/1263 KARAR NO : 2025/1593 T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A İ S T İ N A F K A R A R I İNCELENEN KARARIN MAHKEMESİ: İSTANBUL ANADOLU 13. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ TARİHİ: 20/01/2025 NUMARASI: 2022/37 Esas 2025/42 Karar DAVANIN KONUSU: Tazminat (Sigorta Ödemesine Dayanan Rücuen)|Tazminat (Rücuen Tazminat) KARAR TARİHİ: 31/12/2025 6100 Sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 352. Maddesi uyarınca dosya incelendi; GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ: ASIL DAVA:Davacı vekili dava dilekçesi ile; davacı şirketin 12/07/2012 tarihinde ... Şti. unvanlı şirketi tüm hak alacak ve borçları ile birlikte devraldığı, davalı sigorta şirketinin Fiba Sigorta olan ünvanının daha sonra ... Sigorta olduğu ve daha sonra da ... A.Ş. ünvanını aldığı halen bu ünvanla faaliyetini sürdürdüğü, taraflar arasında muhtelif sigorta poliçelerine bağlı olarak kurulan sigorta ilişkisinin konusunun ... adı da verilen beton pompası olduğu ve araç üzerindeki "... Pompası" nın kamyon üzerinde karayollarında hareket halindeyken bir kazaya karışması halinde karayolları zorunlu trafik ve kasko sigortası ile sigortalanmış olduğu halde şantiyelerde veya ilgili alanda sabit bir halde ve kamyon vasfı bulunmaksızın beton pompalarken meydana gelebilecek hasarlar için... Sigortası ile Türkiye Cumhuriyeti sınırları dahilinde 3. kişilere verebileceği hasarlara karşılık 3. şahıs mali mesuliyet sigortası ile maddi ve manevi risklere karşı davalı şirketçe sigorta edildiği; söz konusu sigorta poliçeleri kapsamında olmak üzere "... Mah. 200 sok. 5226 ada ve 12 parsel" sayılı taşınmazdaki inşaat yapımı sırasında ...Ltd. Şti. tarafından yapılmakta olan inşaatın işçisi ...' ın 24/01/2009 tarihinde meydana gelen kaza nedeniyle vefat ettiği; olayın derhal sigorta şirketine bildirildiği ve ... nolu ... Poliçesi kapsamında bulunan "3. şahıs mali mesuliyet" teminatından ...sayılı hasar dosyasının açıldığı ve varılan sulh kapsamında söz konusu dosya zımnında davacı şirket tarafından 525.000,00 TL ödenmesinin kararlaştırıldığı ve 11/09/2019 tarihli söz konusu protokol gereğince davacı şirket tarafından 12/01/2018 tarihinde 100.000,00 TL, 16/05/2018 tarihinde 100.000,00 TL ve 18/09/2019 tarihinde 325.000,00 TL olmak üzere toplam 525.000,00 TL ödenmek zorunda kalındığı (sulh protokolü içeriği de bu şekilde olup tarihlerde maddi hata söz konusu değildir, protokol öncesi yapılan ödemeler tarihleri ile protokolde belirtilmiştir) ve söz konusu ödemenin davalı sigorta şirketinden talep edildiği halde çoğu zaman cevap vermeye dahi gerek görülmeksizin taleplerin karşılıksız bırakıldığı ve sonuçta ödeme yapılmadığı; davalı sigorta şirketine de ihbar edilen ve müteveffanın mirasçıları tarafından açılıp Antalya 3. İş Mahkemesi'nin 2009/495 Esas iken bozma sonrası 2018/273 Esası alan davada maddi ve manevi tüm hakların davalılar tarafından karşılanması nedeniyle 20/09/2019 tarihli feragat dilekçesi ile davadan feragat edilmesi sonucu davanın feragat nedeniyle reddine karar verilmiş olduğu, söz konusu dosya üzerinden temin edilen raporda ..ŞTİ'nin %40 oranında kusurlu olduğunun belirtildiği; ... tarafından açılan ve Antalya 5. İş Mahkemesi' nin 2012/281 Esas sayılı dosyası üzerinden 11/12/2019 tarihinde verilen davanın kısmen kabulüne ilişkin 2019/884 Karar sayılı kararın tebliğ aşamasında olduğu, bu dosya üzerinden temin edilen raporda ise...ŞTİ'nin %50 kusurlu olduğunun belirtildiği; söz konusu 2009/495 Esas sayılı dosya üzerinden sonuçlanan dava ile ilgili olarak Antalya 5. İcra Müdürlüğü'nün ... sayılı dosyası üzerinden icra işlemlerinin söz konusu olduğu ve davalı sigorta şirketinin başvuruya olumlu cevap vermesini beklemek yerine davacı şirketin itibarını kendince korumaktan başka bir çaresinin kalmaması üzerine sonuçta belirtilen farklı kusur raporlarına da bağlı olarak şekillenen yargılama süreçlerinin devamında cebri icra tehdidi altında davacının payına düşen 525.000,00 TL' yi ödemek durumunda kaldığı, davalı sigorta şirketi tarafından ödenmesi gereken söz konusu bedelin ödenmediği ve bu davanın açılması durumunda kalındığı ve poliçeler kapsamında davalının sorumlu olduğu; tazminat yükümlüsüne karşı kesilen zaman aşımı süresinin sigortacıya karşı da kesilmiş olacağı, sigortacı bakımından kesilen zaman aşımının tazminat yükümlüsü bakımından da kesilmiş olacağı ve söz konusu davalar nedeniyle davalar süresince zaman aşımının kesilmiş olduğu , kaldı ki hem davadan önce sigorta şirketi nezdinde dosyanın açılmış olması ve hemde davanın sigorta şirketine de ihbar edilmiş olması nedeniyle zamanaşımının söz konusu olmadığı ileri sürülerek ve fazlaya ilişkin haklar saklı tutulmak suretiyle sigorta poliçesi kapsamında davalı sigorta şirketi tarafından ödenmesi gerektiği halde ödenmemesi nedeniyle davacı tarafça ödenmek zorunda kalınan 525.000,00 TL'nin ödeme gününden itibaren ticari faizi ile birlikte davalı sigorta şirketinden tazminine ve ayrıca davacı şirketin ödemek zorunda kaldığı başkaca ödemelerin ve uğradığı/uğrayacağı zararlar ile bu zararlar nedeniyle talep edilmesi imkanı bulunan diğer alacakların tespitine karar verilmesi talep ve dava edilmiştir. BİRLEŞEN DAVA :Davacı vekili dava dilekçesi ile ; Müvekkili şirket ... Şti.'nin 12/07/2012 tarihinde ..., Şti.'ni tüm hak ve alacakları ve borçları ile birlikte devraldığını, davalı Sigorta şirketinin ticari unvanı ... Sigorta iken daha sonra ... Sigorta ve bugün ise ... A.Ş. unvanı ile halen faaliyetini sürüdürdüğünü, müvekkili şirketin 1998 yılından bu yana inşaat şantiyelerinde kullanılmak üzere sabit veya taşınır bir şekilde kurulan ... pompası aracılığı ile arzu edilen yere betonun dökülmesini sağlayan mekanizmalara sahip firmalardan biri olduğunu, şantiyelerde veya ilgili alanda sabit bir halde ve kamyon vasfi bulunmaksızın beton pompalarken verebileceği hasarlar için de ... Sigortası ile Türkiye Cumhuriyeti sınırları dahilinde 3. kişilere verebileceği hasarlara karşılık 3. Şahıs Mali Mesuliyet sigortası ile maddi ve manevi tüm risklere karşı yine davalı şirketçe sigorta edildiğini, müteveffa ...'ın 24/01/2009 tarihinde ... mahallesi 200 sk. 5226 ada ve 12 parselde inşaat yapmakta olan ...Ltd.şti tarafından yapılmakta olan bir inşaatın işçisi olduğunu, bu inşaatta beton dökmek üzere görevlendirilen .... A.Ş kendisinin sağladığı betonun ilgili alana “sadece” dökülmesi için müvekkili ile mutabık kaldığını, müvekkili şirketin beton mikserleri ile alanda hazır edilen betonu belirlenen alana taşımak üzere ... kurduğu ve sabitlediğini, bu mekanizma ile betonun aktarılmasını sağladığını, ilgili aktarma mekanizması müvekkili şirkete ait bulunan ... plakalı araç üzerinde mevcut alana sabitlendiğini, beton dökme işlemi sırasında beton pompasının yan yattığını ve mahalde bulunan müteveffanın da zarar görmesine neden olduğunu, olayın meydana gelmesi ile birlikte 3. kişinin düçar olduğu durum ortaya çıkar çıkmaz taraflarınca derhal sigorta şirketine bilgi verildiğini ve ... nolu ... Sigorta poliçesi kapsamında bulunan “3. Şahıs Mali Mesuliyet” teminatından... sayılı dosyasını açtırmak sureti ile ...'ın ölümüne neden olunması ile ilgili olarak bir hasar dosyasının açıldığını, bahse konu olay ile ilgili olarak, muhtemel zararların tazmini amaçlı İstanbul Anadolu 13. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 2022/37 E.sayılı dosyasında ikame edilen davanın hala derdest olduğunu, iş bu dava ile İstanbul Anadolu 13. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 2022/37 E. Sayılı dosyasında görülen davanın, aynı sigorta poliçelerinden kaynaklanan tarafları aynı olup sonucu itibariyle birbirini etkileyecek davalar olduğunu, usul ekonomisi gereği İstabul Anadolu 13. Asliye Ticaret Mahkemesi 2022/37 E. Sayılı dosyası ile iş bu dosyanın birleştirilmesine, Antalya Genel İcra Dairesi ... Sayılı dosya ve dayanak ilam kapsamında icra tehdidi altında ödenmek zorunda kalınan 68.346,81 TL'nin ödeme tarihinden işleyecek ticari faiziyle davalıdan rucuen tahsiline, müspet ve menfi üm zararlarımızın tespiti ile davalıdan ticari faiz ilavesi ile tahsiline, yargılama giderleri ve avukatlık ücretinin davalı tarafa yükletilmesine karar verilmesini talep ve dava etmiştir. ASIL VE BİRLEŞEN DAVAYA CEVAP:Davalı vekili cevap dilekçesi ile; dava konusu uyuşmazlıkla ilgili kazanın 24/01/2009 tarihinde meydana gelmiş olması ve TTK. Madde 1420 düzenlemesi nedeni ile davanın zaman aşımına uğradığını savunarak zaman aşımı itirazında bulunulmuş olup, esas yönden de kazanın riziko adresinde meydana gelmediği ve olayın teminat kapsamında olmadığı ileri sürülerek davanın reddine karar verilmesi talep edilmiştir. İLK DERECE MAHKEMESİ'NİN KALDIRMA ÖNCESİ VE SONRASI KARARLARI İLE DAİREMİZİN KALDIRMA KARARI :Mahkemece, " Taraflar arasındaki ihtilaflı ve ihtilafsız noktalar, yukarıda özetlenen davaların ve icra takibinin tarafları ve rolleri; eldeki davanın davacısının davacı ve takip alacaklısı konumunda olduğu bir dava ve takip bulunmaması, olayın 24/01/2009 tarihinde meydana gelmiş olması, eldeki bu davanın 04/06/2020 tarihinde açılmış olması ve tüm dosya kapsamına nazaran zaman aşımına ilişkin sürenin başlangıcına 24/01/2009 tarihinin esas alınması gerektiği, davacının açtığı bir dava ve takip söz konusu olmadığından diğer davaların ve takibin zaman aşımını kesen sebepler arasında yer almadığı ve buna göre de varılan sonuca etkili olmamakla birlikte olay tarihinin, 6102 sayılı Kanunun yürürlüğünden önceki bir tarih olması nedeniyle 6762 sayılı Kanunun uygulama kapsamında kaldığı, bununla beraber her iki kanun yönünden de ön görülen 2, 6 ve 10 yıla ilişkin süreler geçtikten sonra eldeki bu davanın açılmış olduğu ve zaman aşımı itirazının yerinde olduğu sonucuna Heyet çoğunluğunca varılmış ise de Üye Hakim ... Heyet çoğunluğunun bu görüşüne iştirak etmemiştir. Sonuç olarak söz konusu yasal düzenlemelere, olayın 24/01/2009 tarihinde meydana gelmiş olmasına, diğer davalarla ilgili olarak yukarıda yapılan açıklamalara, taraflar arasındaki sigorta sözleşmesine dayanan ilişkiye, ceza zaman aşımına ilişkin düzenlemelerin olayımızda uygulanmasının söz konusu olmamasına ve tüm dosya kapsamına nazaran, Heyet çoğunluğu olarak ileri sürülen zaman aşımı itirazının yerinde olduğu sonucuna varıldığından bu doğrultuda Üye Hakim...'nın karşı oyu ve oy çokluğu " davanın zamanaşımı süresinin dolması nedeniyle usulden reddine karar verilmiştir.Verilen karar davacılar vekilince istinaf edilmesi üzerine dairemizin 15/12/2021 tarih 2021/1427 E. 2021/1316 K. Sayılı ilamı ; " ...Davaya konu dayanak yapılan poliçe ile 3. kişilere verilecek zararlar da teminat altına alındığı anlaşılmaktadır. Söz konusu poliçedeki üçüncü şahıs mali mesuliyet sigortası, üçüncü kişiler bakımından meydana gelebilecek maddi ve manevi riskleri teminat altına alan bir sorumluluk sigortası türüdür. Sorumluluk sigortası bu haliyle sigorta ettirenin üçüncü kişilere verebileceği zararlardan ötürü bu zararların giderilmesi için sigorta ettirenin malvarlığındaki azalmayı önleyen, sigorta ettirenin eyleminden zarar gören üçüncü kişilerin zararlarının giderilmesini amaçlayan sigortadır. Davanın mahiyeti gereği, davacının, poliçe kapsamında üçüncü kişilere verilen zarar nedeniyle rücuen tazminat talebinde bulunabilmesi için öncelikle zarar miktarının belirlenmesi ve zarar gören üçüncü kişiye ödeme yapılması gerekmektedir. Bu nedenle davacı sigortalı yönünden zararın oluştuğu tarih, olayın gerçekleştiği tarih değil, zararın doğduğu tarihtir. O halde zamanaşımının başlangıcı, henüz belirlenmemiş ve davacı tarafından ödenmesi mümkün olmayan bir tarih olan kaza tarihi olarak kabul edilmesi hukuken mümkün değildir. Eğer zarar gören 3. kişi tarafından zararın tazmini için doğrudan sigorta şirketine başvurulması söz konusu olsaydı o zaman rizikonun gerçekleştiği tarih önem arzederdi. Bu nedenle zamanaşımı süresinin, davacının 3. kişi mirasçılarına yaptığı son ödeme tarihi ile başladığı gözetilerek son ödemenin yapıldığı 12/09/2019 tarihli sulh protokolüne göre dava tarihi itibariyle 2 yıllık zamanaşımı süresi dolmadığından işin esasına geçilerek karar verilmesi gerektiği " gerekçesiyle davacı vekilinin istinaf başvurusun kabulü ile dairemiz kararına uygun şekilde yargılama yapılamak ve yeniden bir karar verilmek üzere kaldırma kararı verilmiştir.Dairemizin kaldırma kararında sonra yapılan yargılama sonucunda mahkemece; " ... Mah. 200 sok. 5226 ada ve 12 parsel" sayılı taşınmazdaki inşaat yapımı sırasında ...Ltd. Şti. tarafından yapılmakta olan inşaatın işçisi ...' ın 24/01/2009 tarihinde meydana gelen kaza nedeniyle vefat ettiği, olayın sigorta şirketine bildirilmesi üzerine hasar dosyasının açıldığı, davacı şirket ile ... mirasçıları arasında akdedilen 11/09/2019 tarihli protokol gereğince davacı şirket tarafından 12/01/2018 tarihinde 100.000,00 TL, 16/05/2018 tarihinde 100.000,00 TL ve 18/09/2019 tarihinde 325.000,00 TL olmak üzere toplam 525.000,00 TL nin zarar görenlere ödendiği görülmüştür.Antalya 3. İş Mahkemesi'nin 2018/273 Esas (2009/495 Esas) müteveffanın mirasçıları tarafından davacı taraf aleyhine dava açıldığı, işbu dava dosyası ile birleşen Antalya 7. İş Mahkemesi'nin 2016/23 esas sayılı davasının davacılarının da ...'ın bazı mirasçıları olduğu, davalılar arasında söz konusu ''... Ltd. Şti.'' unvanlı şirketin ve ''... Sigorta A.Ş.''nin de yer aldığı, söz konusu dosya üzerinden temin edilen raporda...ŞTİ'nin %50 oranında kusurlu olduğunun belirtildiği, işbu dava dosyasında bozma öncesinde verilen karara ilişkin olarak mütevaffanın mirasçıları tarafından Antalya 5. İcra Müdürlüğü'nün ... sayılı dosyası üzerinden icra takibi başlatıldığı, bunun üzerine icra dosyasının tarafları arasında 12.09.2019 tarihinde bir sulh protokolü yapıldığı, daha önce yapılan ödemelerin de bu protokolde belirtildiği, 20.09.2019 da mahkemeye sunulan protokol ile davadan feragat verildiği, davacı tarafından vefat edenin desteğinden kalan eş ve çocukları için toplam 525.000,00 TL (15.01.2018 tarihinde 100.000,00 TL, 16.05.2018 tarihinde 100.000,00 TL, 17.09.2019 tarihinde 325.000,00 TL) ödendiği görülmüştür.Antalya 5. İş Mahkemesi'nin 2020/603 Esas (2012/281 Esas) sayılı dosyasında ... tarafından dosyamız davacısının da aralarında yer aldığı bir kısım davalılar aleyhine rücuen tazminat davası açıldığı, davanın kısmen kabul edildiği, dosyamız davacısının hükmedilen tazminatın 26.657,20 TL lik kısmından diğer davalılar ile birlikte müştereken ve müteselsilen sorumlu tutulduğu, verilen kararın istinaf incelemesinden geçerek kesinleştiği, işbu dosyada alınan rapor ile dava konusu kazanın meydana gelmesinde %50 oranında kusurlu bulunduğu, bu kusurun %10 luk kısmının ise ... a ait olduğunun tespit edildiği, yargılama neticesinde verilen kararın Antalya Genel İcra Dairesi'nin ... sayılı takibine konu edildiği ve davacı tarafça 07/10/2021 tarihli ve 68.346,81 TL bedelli ödemenin yapıldığı görülmüştür.Antalya 15. Asliye Ceza Mahkemesinin 2013/549 Esas sayılı dosyasında meydana gelen dava konusu iş kazası ile ilgili olarak yapılan yargılama sonucu kazanın meydana gelmesinde kusurlu oldukları tespit edilerek ... Şirketi çalışanı ... (asli kusurlu), ... Şirketi Şantiye Şefi ... (tali kusurlu) ve ihbar olunan ... Şirketi yetkilisi...'nun (tali kusurlu) mahkumiyetlerine karar verildiği ve verilen kararın kesinleştiği görülmüştür.Dava konusu kazanın meydana gelmesinde dosyamız davacısı şirketin çalışanının ceza yargılamasına göre asli kusurlu bulunduğu ve verilen kararın kesinleştiği, bir diğer kesinleşmiş mahkeme kararı olan Antalya 5. İş Mahkemesi'nin 2020/603 Esas sayılı dosyasında dosyamız davacısının %50 oranında kusurlu bulunduğu, mahkememizce alınan 21.05.2024 tarihli ek bilirkişi raporunda da yine davacısı şirketin %50 oranında kusur olduğunun tespit edildiği görülmüştür.Asıl dava yönünden yapılan maddi ve manevi zarar hesaplamasında; Dava dışı ...’ ın vefatı nedeni ile desteğinden yoksun kalan eş ve çocuklarının davacı şirketten davacının % 50 kusuru oranında toplam talep edebilecekleri tazminatın 189.249,95 TL olduğu, poliçe klozlarında herbir hasarda 100 Eurodan az olmamak üzere %10 oranında muafiyet bulunduğu görüldüğünden (189.249,95 x %10)= 18.924,99 TL muafiyet düşülerek (189.249,95-18.924,99)= 170.324,96 TL olarak hesaplanmış olup, sigorta şirketinden ...’nın bağladığı gelirlerin ilk pesin sermaye değerlerinin sigortalının kusuru oranındaki tutarın yarısı olacağının kabulü ile 15.057,84 TL ‘nin tenzilinin gerektiği, bu durumda; protokol tarihi itibarı ile dava dışı üçüncü şahısların talep edebilecekleri maddi zararlarının toplam (170.324,96-15.057,84)= 155.267,12 TL olduğu, davalı sigorta şirketi tarafından Antalya 5. İcra Müdürlüğü'nün ... sayılı dosyasına 39.115,05TL ödeme yapıldığı, yapılan bu ödemenin tenzili neticesinde davacı tarafın talep edebileceği maddi tazminat bedelinin 116.152,07 TL olduğu, müteveffa işçinin eşi için 50.000,00 TL, çocuklar için 20.000,00 TL manevi tazminat bedelinin somut olayın şartlarına uygun olduğu, davacı şirketin %50 kusur oranına göre toplam 105.000,00 TL manevi tazminat talebinde bulunulabileceğinin tespit edildiği görülmüştür. Birleşen dava yönünden yapılan maddi zarar hesaplamasında; Davacının Antalya 5. İş Mahkemesi'nin 2020/603 Esas (2012/281 Esas) sayılı dosyasında yapılan yargılama neticesinde verilen kararın Antalya Genel İcra Dairesi'nin ... sayılı takibine konu edildiği ve davacı tarafça 07/10/2021 tarihinde 68.346,81 TL bedelli ödemenin yapıldığı, yapılan ödemeye % 10 tenzili muafiyet uygulandığında 61.512,13 TL'lik kısmının davalı taraftan talep edilebileceğinin tespit edildiği görülmüştür. " gerekçesiyle Asıl dava dosyası bakımından davanın kısmen kabulü ile 116.152,07 TL maddi ve 63.000,00 TL manevi tazminat bedeli toplamı olan 179.152,07 TL'nin 100.000,00 TL lik kısmı bakımından 12/01/2018, bakiye 79.152,07 TL lik kısmı bakımından 16/05/2018 tarihinden itibaren işleyecek avans faizi ile birlikte davalı taraftan tahsili ile davacı tarafa ödenmesine, fazlaya ilişkin taleplerin reddine, birleşen dava dosyası bakımından davanın kısmen kabulü ile 61.512,13 TL nin 07/10/2021 tarihinden itibaren işleyecek avans faizi ile birlikte davalı taraftan tahsili ile davacı tarafa ödenmesine, fazlaya ilişkin taleplerin reddine karar verilmiştir. İSTİNAF SEBEPLERİ Davacı vekili yasal süresi içinde sunmuş olduğu istinaf dilekçesinde; Müvekkil tarafından yapılan ödemenin tamamı sigorta poliçesi kapsamında davalı sigorta şirketi tarafından karşılanması gerektiğini, müvekkil tarafından müteveffa ...'ın mirasçılarına yapılan ödemenin 525.000,00 TL ve ... tarafından başlatılan icra takibinde ödemenin 68.346,81 TL olduğu da dosya kapsamında inkar edilemeyecek bir şekilde tespit edildiğini, bu açık tespitlere rağmen ilk derece mahkemesi tarafından ek bilirkişi raporu hükme esas alınarak zararın kusur esasına göre indirim yapılarak karar verilmesi hatalı olduğunu, dosyada mübrez sigorta poliçesi ve 3.Şahıs M.M. poliçesi genel şartlarında müşterek ve müteselsil sorumlulukların teminat kapsamı dışında bırakıldığına dair hiçbir madde yer almadığını belirterek istinaf başvurusunun kabulü ile asıl dava yönünden davanın kabulüne karar verilmesini talep etmiştir.Davalı vekili yasal süresi içinde sunmuş olduğu istinaf dilekçesinde; Üçüncü şahıs mali mesuliyet teminatı, sadece riziko adresinde geçerli olduğunu, riziko adresi dışında meydana gelen olaylar için 3. şahıs mali mesuliyet teminatı verilmediğini, poliçenin bütünü incelendiğinde de sadece riziko adresinde meydana olayların teminat kapsamına alındığı anlaşıldığını, fabrika sahası dışında sadece davacı tarafın beton bompaları ve 3 adet mx24 kuleboom için makina kırılması teminatı verildiğini, teminat verilen beton pompalarının bilgileri de poliçe üzerine yazıldığını, müvekkilim sigorta şirketi uyuşmazlığa konu poliçe ile sınırsız bir teminat vermediğini, davacı tarafın beyanlarına göre risk değerlendirmesi yaparak poliçe özel şartlarında belirtilen şekilde kısıtlamalar yaparak teminat verdiğini, davacı tarafın tazminat talebi, yukarıda açıklanan nedenlerle poliçe özel şartları gereğince 3. şahıs mali mesuliyet teminatı kapsamına girmediğinden davanın reddi gerektiğini,Üçüncü Şahıs Mali Sorumluluk Sigortası Genel Şartları'nın 3. maddesinin 4. bendi gereğince de " motorlu nakil vasıtalariyle römorkların, motorlu bisikletlerin ve her nev'i hava nakil vasıtalarının kondüktörleri, zilyetleri (detenteur) veya sahiplerine karşı ileri sürülen mutalebeler." davacının talebi teminat dışı bırakıldığını, uyuşmazlığa konu olay da bir motorlu nakil vasıtası olan aracın kondüktörü-zilyetine karşı yapıldığından teminat dışı olduğunu, teminat kapsamında olmayan tazminatın kabul edilmesi hukuka aykırı olup işbu kararın kaldırılması gerektiğini,Genel şartlar'ın 8. maddesi gereğince davacı tarafın müvekkilimin onayını almadan yaptığı uzlaşma sonucunda ödenen tutardan müvekkilim sigorta şirketi sorumlu tutulamayacağını,Kazaya karışan iş makinasının operatörünün gerekli sürücü- operatör belgesine sahip olup olmadığı araştırılmadığını, birleşik ürün sigorta poliçesi'nin geniş kasko klozu kapsamında uğramış olduğu hasarların teminat kapsamında olabilmesi için sürücünün operatör belgesine sahip olması gerektiğini, hiçbir şekilde davanın kabulü anlamına gelmemek kaydıyla, kaza tarihi itibariyle kazaya karışan iş makinasının operatörünün yürürlükteki mevzuat gereğince gerekli ve yeterli sürücü-operatör belgelerine sahip olup olmadığı araştırılmadan karar verilmesi hukuka ve kanuna aykırı olduğunu, Poliçe kapsamında davadan önce ödenen tazminat tutarları, açılan diğer davalar nedeniyle ödenmesi ihtimali olan tazminat tutarları da dikkate alınması gerekirken ilk derece mahkemesi tarafından gerekli incelemeler yapılmadan karar verilmiş olması hukuka ve hakkaniyete aykırı olduğunu, davacı aleyhine açılan davada hukuki savunmaların eksik yapılması, gerekli itirazların yapılmaması nedeniyle fazla ödenen tazminattan müvekkilim sigorta şirketi sorumlu tutulamayacağını,İlk derece mahkemesi tarafından avans faize hükmedilmesi hukuka aykırı olup müvekkil şirketil ancak yasal faizden sorumlu tutulabileceğini,Kabul anlamına gelmemekle beraber müvekkil şirket söz konusu zarardan sorumlu tutulsa bile ilk derece mahkemesi tarafından bilirkişi incelemesi ile hesaplanmış olan zarar miktarı yanlış hesaplanmış olup fahiş olduğunu, poliçe üzerindeki muafiyet tutarları ve hasar tarihindeki euro kuruna göre hesaplama yapılmadığını belirterek ilk derece mahkemesinin kararının kaldırılmasını, asıl ve birleşen davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir. DELİLLERİN DEĞERLENDİRMESİ VE GEREKÇE HMK'nın 355. ve 357. maddeleri gereğince istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle bağlı olarak ve kamu düzenine aykırılık hususlarını da gözetilerek yapılan inceleme neticesinde; Asıl ve birleşen dava, 24/01/2009 tarihinde meydana gelen ...'ın ölümü ile sonuçlanan iş kazası nedeni ile davacı tarafından ... mirasçılarına maddi ve manevi zarar karşılığı olarak ödenen tazminat ile aynı olaydan dolayı Sosyal Güvenlik Kurumu'na yapılan ödemenin ... Sigorta poliçesi kapsamında rücuen tazmini istemine ilişkindir.Dosya kapsamına göre; taraflar arasında 06/01/2009-31/12/2009 dönemini kapsayan ... Sigorta Poliçesi düzenlenmiş olup 24/01/2009 tarihinde meydana gelen dava dışı işçi ...'ın ölümü ile sonuçlanan iş kazası neticesinde dava dışı işçinin mirasçıları tarafından açılmış maddi ve manevi tazminat davaları sonucunda taraflarca varılan sulh gereğince yapılan ödemenin işveren mali mesuliyet sigorta poliçesi kapsamında rücuen tazmini amacıyla iş bu davanın açıldığı anlaşılmıştır.Davalı vekili her ne kadar üçüncü şahıs mali mesuliyet teminatı, sadece riziko adresinde geçerli olduğunu, riziko adresi dışında meydana gelen olaylar için 3. şahıs mali mesuliyet teminatı verilmediğini ileri sürmüş ise de dayanak yapılan birleşik ürün sigortası incelendiğinde; işveren mali mesuliyet sigortası (olay başına 200.000,00 Euro, yıllık azami 1.000.000,00 Euro teminat, manevi tazminat talepleri olay başı ve vade süresince toplam 50.000 Euro limit ile teminata dahil ) ile üçüncü şahıs mali mesuliyet sigortası (olay başına 250.000,00 Euro yıllık azami 1.000.000,00 Euro teminat,manevi tazminat talepleri olay başı ve vade süresince toplam 50.000 Euro limit ile teminata dahil ) ayrı ayrı teminat kapsamına alınmış, riziko adresi : "... Bornova/İzmir", faaliyet konusu : "Makine, Motor Fabrikaları" olarak belirtilmiştir.Poliçede yer alan İşveren Mali Mesuliyet Sigortası Teminat Kapsamı, Özel Şartları ve Muafiyetler Klozu " işbu poliçe gereği sigortalının işyerinde meydana gelebilecek iş kazaları sonucunda işverene terettüp edecek hukuki sorumluluk nedeniyle işverene bir hizmet akdi ile bağlı ve Sosyal Sigortalar Kanununa tabi işçiler veya bunların hak sahipleri tarafından işverenden talep edilecek ve Sosyal Sigortalar Kurumu'nun sağladığı yardımların üstündeki ve dışındaki tazminat talepleri ile yine aynı Kurum tarafından işverene karşı iş kazalarından dolayı ikame edilecek rücu davaları sonunda ödenecek tazminat miktarlarını, İşveren Sorumluluk Sigortası Genel Şartları çerçevesinde yukarıda yazılı meblağlara kadar temin eder.İnşaat işleri ve madencilik ile ilgili olarak yapılacak her türlü yer altı işleri ve montaj işleri teminat haricidir.İşbu poliçe ile, sigorta ettiren yukarıda bahsi geçen riziko adresinde çalışmakta olan 103 kişinin mesleki faaliyetleri sırasında meydana gelebilecek iş kazaları sonucu işverene terettüp edecek hukuki sorumluluğu poliçe limitleri dahilinde kapsar" 3. Şahıs Mali Mesuliyet Sigortası Teminat Kapsamı, Özel Şartları ve Muafiyetler" Klozu " İşbu poliçe sigortalıyı, sigortalının meriyeti esnasında vukua gelecek bir hadise neticesinde a) Üçüncü şahısların ölmesi, yaralanması ve sıhhatinin muhtel olması b) üçüncü şahıslara ait mallarda ziya ve hasar husule gelmesi sebebiyle poliçede gösterilen sıfat, faaliyet ve hukuki münasebetlerden dolayı, kendisine karşı, üçüncü şahıslar tarafından ileri sürülebilecek zarar ve ziyan taleplerinin neticelerine karşı, Türkiye Cumhuriyetinin hukuki mesuliyete müteallik mevzuatı hükümleri dairesinde ve işbu poliçede tespit olunan meblağlara kadar temin eder.... Sözleşmesel sorumluluklar, teminat haricidir. Üçüncü Şahıs Mali Mesuliyet teminatı, açıklamalar kısmında detayları bulunan riziko adreslerinde geçerlidir.Her bir hasarda 100 Euro'dan az oymamak kaydıyla hasarın %10 oranında tenzili muafiyet uygulancaktır " şeklinde kararlaştırılmıştır.Somut olayda; Müteveffa ..., 24/01/2009 tarihinde ... Mahallesi 200 Sk. 5226 ada ve 12 parselde inşaat yapmakta olan dava dışı ...Ltd. Şti. tarafından yapılmakta olan bir inşaatın işçisi olup bu inşaatta beton dökmek üzere taşere edilen ... A.Ş. kendisinin sağladığı betonun ilgili alana “sadece” dökülmesi için davacı ile anlaştığı, davacı şirkete ait beton mikserleri ile alanda hazır edilen betonu belirlenen alana taşımak üzere ... sistemini kurduğu, sabitlenen bu mekanizma ile betonun aktarılması sağlandığı sırada beton pompasının ön kısmının gevşek zemine battığı ve arka tekerlerinin havaya kalktığı, bunun sonucunda da beton pompasının bomu devrilerek pompanın demir borularının mahalde bulunan inşaat işçisi ...'ın üzerine düşmesi neticesinde vefat ettiği anlaşılmıştır. Görüldüğü üzere talep edilen tazminatın; 24/01/2009 tarihinde ...Ltd. Şti. tarafından ... Mah. 200 sk. 5226 ada ve 12 parselde yapılmakta olan inşaat işi esnasında davacıya ait sabitlenen beton mikseri ile beton döküldüğü sırada meydana iş kazası nedeniyle inşaat işçisi ...'ın vefatı nedeniyle davacı tarafından ödenen maddi ve manevi tazminata ilişkin olup vefat eden işçinin dava dışı inşaatı yapan ...Ltd. Şti'nin işçisi olması yani üçüncü kişi sıfatında olması nedeniyle söz konusu talebin "Üçüncü Şahıs Mali Mesuliyet Sigortası" teminatı kapsamında değerlendirilmelidir.Yukarıda ifade edildiği üzere davaya konu Birleşik Ürün Sigorta Poliçesi'nin "Üçüncü Şahıs Mali Mesuliyet Sigortası Teminat Kapsamı, Özel Şartları ve Muafiyetleri" başlığı altında 3. şahıs mali sorumluluk teminatının, " açıklamalar kısmında detayları bulunan riziko adreslerinde geçerli " olduğu kararlaştırılmıştır. Her ne kadar sigorta poliçesinin 1. Sayfasında riziko adresi : "... Bornova/İzmir" olarak belirlenmiş ise de açıklamaların bulunduğu poliçenin 8. sayfasında yer alan Üçüncü Şahıs Mali Mesuliyet teminatının, T.C. sınırlarında geçerli olduğu kararlaştırılmış olmakla teminatın sigortalı/sigorta ettiren lehine genişletilmiş olduğu, davaya konu kazanın ise ... Mahallesi 200. Sk. .. Ada, 12 Parsel'de bulunan dava dışı ...Ltd. Şti. tarafından yapılmakta olan inşaatta meydana gelmiş olmakla rizikonun teminat kapsamında kaldığı anlaşılmıştır. Nitekim Üçüncü Şahıs Mali Mesuliyet Sigortası'nın teminatının, T.C. sınırları ile genişletilmesi, sigorta poliçesinin kapsamı, davacı sigortalının faaliyeti dikkate alındığında olayın özelliğine uygun görülmüştür. Aksi halde davacı sigortalının faaliyetleri nedeniyle sorumluluğunu doğuracak bir çok olay teminat kapsamı dışında kalacaktır.Mahkemece kusur oranı yönünden: dava konusu kazanın meydana gelmesinde davac dışı şirket çalışanının ceza yargılamasına göre asli kusurlu bulunduğu ve verilen kararın kesinleştiği, bir diğer kesinleşmiş mahkeme kararı olan Antalya 5. İş Mahkemesi'nin 2020/603 Esas sayılı dosyasında davacının %50 oranında kusurlu bulunduğu, mahkemece alınan 21.05.2024 tarihli ek bilirkişi raporunda da yine davacı şirketin %50 oranında kusur olduğu tespit edilmekle davacı şirket çalışanına %50 oranında kusur atfedilmiş olup söz konusu kusur oranına tarafların bir itirazı bulunmamaktadır. Davacı vekili tazminatın, kusur esasına göre indirim yapılarak karar verilmesi hatalı olduğunu, davalı sigortacının dosyada mübrez sigorta poliçesi ve 3.Şahıs M.M. poliçesi genel şartlarında zararın tamanından müşterek ve müteselsil sorumlu olduğu ileri sürülmüştür. TTK 1429/1 maddesinde, sigortacı, aksine sözleşme yoksa, sigorta ettirenin, sigortalının, lehtarının ve bunların hukuken fiillerinden sorumlu bulundukları kişilerin ihmallerinden kaynaklanan zararları tazmin ile yükümlü olduğu düzenlenmiştir. Davacı sigortalı, dava dışı üçüncü kişilerle birlikte sebebiyet verdiği davaya konu kazadan dolayı zarar gören üçüncü kişilere karşı TBK 61 maddesi uyarınca müştereken ve müteselsilen sorumlu ise de poliçede aksi kararlaştırılmadığı diğer bir ifade ile davacının, üçüncü kişilerden kaynaklı müşterek ve müteselsil sorumlulukları da teminat kapsamına alınmadığı müddetçe davalı sigorta şirketin poliçe kapsamındaki sorumluluğu, davacının kusur oranı ile sınırlı olduğundan davacı vekilinin yöndeki istinaf nedeni yerinde görülmemiştir.Davalı vekili, davacı tarafın müvekkilimin onayını almadan yaptığı uzlaşma sonucunda ödenen tutardan müvekkilim sigorta şirketi sorumlu tutulamayacağını ileri sürmüştür. Mahkemece davalı sigorta şirketinin muvafakatı bulunmadığından, ödeme miktarları üzerinden değil, kusur oranına göre davacının gerçek zarardan sorumluluğu olduğu miktara göre tazminata hükmedilmiştir. Bu kapsamda birinci heyetten alınan 05/12/2022 tarihli raporda özetle; "Vefat tarihinde 43 yaşında olan müteveffanın aktif döneminde bulunduğu, evli ve 8 çocuk babası olan müteveffanın gelirinin asgari ücretin 1,081 katı olduğunun kabulü ile evli ve 4 (8 çocuk) AGİ eklenmek sureti ile 60 yaşına kadar hesaplandığı, elbette pasif dönem için net asgari ücret dikkate alındığı, buna göre dava dışı ...” ın vefatı nedeni ile desteğinden yoksun kalan eş ve çocuklarının davacı şirketten davacının %50 kusuru oranında toplam talep edebilecekleri tazminatın 189.249,95 TL olduğu, sigorta şirketinden ...' nın bağladığı gelirlerin ilk pesin sermaye değerlerinin sigortalının kusuru oranındaki tutarın yarısı olacağının kabulü ile 15.057,84 TL' nin tenzilinin gerektiği, bu durumda; protokol tarihi itibarı ile dava dışı üçüncü şahısların talep edebilecekleri maddi zararlarının toplam 173.600,76 TL olduğu, iş bu tutarın kaza tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte talep edildiği dikkate alındığında işlemiş faizi ile birlikte 311.609,53 TL'ye protokol tarihinde ulaştığı,manevi tazminat yönünden eş için 50.000,00 TL, çocuklar için 20.000,00 TL olduğunun kabulü ile (icra baskısında verilen miktarlar) davacı şirketin sorumluluğunun %50 kusur oranında olacağı, toplam 210.000,00 TL manevi tazminatın toplam 105.000,00 TL'sinden sorumlu olduğu, yargılama giderleri ve feriler yönünden, 17.05.2017 tarihli icra takibinde toplam talep edilen miktarın işlemiş faizi ile birlikte 87.978,46 TL olduğu, işbu tutarın icra takip tarihinden protokol tarihine kadar olan işlemiş faizi ile birlikte ulaştığı değerin 106.374,39 TL olacağı, davacının %50 kusurunun bulunduğunun kabulü ile işbu tutarın protokol tarihi itibari ile 53.187,20 TL' sinden sorumlu olduğu, toplam protokol tarihi itibarı ile davacının 311.609,53 TL maddi, 205.532,47 TL manevi, 53.187,20 TL yargılama giderleri vekalet ücretleri, feriler vb. olmak üzere toplam 570.329,20 TL dava dışı üçüncü şahıslara borcunun bulunduğu, protokolün toplam 525.000,00 TL üzerinden yapıldığı takdir ve hukuki değerlendirmesi Mahkemeye ait olmak üzere / elbette manevi tazminat miktarlarının hukuki münakaşası mahkemede olmak kaydıyla (Eş ... için 50.000,00 TL, çocuklar için ayrı ayrı 20.000,00 TL' nin Sayın Mahkeme tarafından kabulü durumunda), protokol dahilinde ödenen miktarın kadri maruf olduğu Birleşen dava yönünden; davacının davalı sigorta şirketinden talep edebileceği ... tarafından bağlanan aylıkların ilk peşin sermaye değerinin kusuru oranında ve yarısı olduğunun mahkeme tarafından kabulü durumunda; toplam miktarın ancak 15.057,84 TL olabileceği, davacının yapılan yargılama ile ... “ya ödemiş olduğu ... Şirketi ve davalı ...” ın 26.657,20 TL sınırlı sorumluluğu dahilinde- yargılama sonrası %50 sorumluluk dahilinde hüküm kurulan miktar) tüm işemiş faiz ve ferileri ile birlikte Antalya Genel İcra Dairesinin... Sayılı dosyasına dayanak yapılan 07/10/2021 tarihli ve 68.346,81 TL ödediği dikkate alındığında; ödeme tarihinden itibaren işleyecek faizi ile birlikte davalıdan (%50 kusur oranında ödemiş olduğundan) ödenen 68.346,81 TL' yi talep edilebileceği" yönünde tespit ve görüşe yer verilmiştir.Tarafların itirazı doğrultusunda ikinci bir heyetten alınan 31/05/2023 tarihli bilirkişi raporunda; "Maddi Tazminat yönündan; Dava dışı ...” ın vefatı nedeni ile desteğinden yoksun kalan eş ve çocuklarının davacı şirketten davacının %50 kusuru oranında toplam talep edebilecekleri tazminatın 189.249,95 TL olduğu, poliçe klozlarında her bir hasarda 100 Eurodan az olmamak üzere %10 oranında muafiyet bulunduğu görüldüğünden (189.249,95 x %10)- 18.924,99 TL muafiyet düşülerek 170.324,96 TL olarak hesaplanmış olup, sigorta şirketinden ...'nın bağladığı gelirlerin ilk pesin sermaye değerlerinin sigortalının kusuru oranındaki tutarın yarısı olacağının kabulü ile 15.057,84 TL 'nin tenzilinin gerektiği, bu durumda; protokol tarihi itibarı ile dava dışı üçüncü şahısların talep edebilecekleri maddi zararlarının toplam (170.324,96-15.057,84)- 155.267,12 TL olduğu hesaplandığı,Manevi Tazminat yönünden; eş için 50.000,00 TL, çocuklar için 20.000,00 TL olduğunun kabulü ile (icra baskısında verilen miktarlar) davacı şirketin sorumluluğunun %50 kusur oranında olacağı, toplam 210.000,00 TL manevi tazminatın toplam 105.000,00 TL olduğu hesaplanmış olup, manevi tazminat yönünden takdirin Yüce Mahkemeye ait olduğu, yargılama giderleri ve feriler yönünden takdirin mahkemeye ait olduğu, toplam protokol tarihi itibarı ile davacının 155.267,12 TL maddi tazminat yönünden ana para borcunun bulunduğu, 24.01.2009 Cumartesi günü olduğundan 26.01.2009 tarihinde 1 Euro 2,1462 TL (TCMB Döviz Satış kuru) toplam teminat limiti (Maddi) : 250.000 Euro TL karşılığı 536.550,00 TL, 50.000 Euro Manevi tazminatının TL karşılığı 107.310,00 TL olduğu, poliçe teminat tutarları ve zarar miktarları eur üzerinden verilmiş olup, hasar tarihindeki kura göre tespit edilmesi gerektiği " bildirilmiştir.Belirtilen yasal düzenlemeler ve açıklamalar doğrultusunda somut olay değerlendirildiğinde; yukarıda açıklandığı üzere dava dışı ...Ltd. Şti. tarafından yapılmakta olan inşaatta meydana gelen kazanın, davaya konu sigorta poliçesindeki üçüncü şahıs mali mesuliyet teminatı kapsamında kaldığı, söz konusu kazaya ilişkin davacı tarafından, dava dışı 3. şahıslara 12.01.2018 tarihinde 100.000,00 TL, 16.05.2018 tarihinde 100.000,00 T, 17.09.2019 tarihinde 325.000,00 TL olmak üzere davacı tarafından toplam 525.000,00 TL ödeme yapıldığı, ayrıca davacı firma tarafından ...'ya dava dışı 3. Şahıslara bağlanan aylıkları ilk PSD değerinin kusurları oranındaki sorumluluklarının son Antalya 5. İş Mahkemesinin 2020/603 E. 2020/609 K. 23.12.2020 tarihli kararı dahilinde, Antalya İcra Dairesinin ... Sayılı dosyasına davacı kurum tarafından 07/10/2021 tarihinde 68.346,81 TL ödeme yapıldığı, dava dışı işçinin mirasçıları tarafından açılan maddi ve manevi tazminat davaları tarafların sulh olması nedeniyle sonlandırıldığı, poliçede üçüncü şahıs mali mesuliyet teminatı olay başına 250.000,00 Euro (rizikonun gerçekleştiği tarihteki kur karşlığı 536.550,00 TL) yıllık azami 1.000.000,00 Euro teminat, manevi tazminat talepleri olay başı ve vade süresince toplam 50.000 Euro ( rizikonun gerçekleştiği tarihteki kur karşlığı 107.310,00 TL) limit ile teminata dahil ayrı ayrı teminat kapsamına alındığı görülmüştür. Denetime açık hüküm kurmaya elverişli bulunan ikinci bilirkişi heyeti raporu doğrultusunda karar verilmesinde bir isabetsizlik görülmemiş olup asıl dava yönünden; dava dışı ...’ın vefatı nedeni ile desteğinden yoksun kalan eş ve çocuklarının davacı şirketten davacının % 50 kusuru oranında toplam talep edebilecekleri tazminatın 189.249,95 TL olduğu, poliçe klozlarında herbir hasarda 100 Eurodan az olmamak üzere %10 oranında muafiyet bulunduğu görüldüğünden (189.249,95 x %10)= 18.924,99 TL muafiyet düşülerek 170.324,96 TL olarak hesaplanmış olup, sigorta şirketinden ...’nın bağladığı gelirlerin ilk pesin sermaye değerlerinin sigortalının kusuru oranındaki tutarın yarısı olacağının kabulü ile 15.057,84 TL ‘nin tenzili ile protokol tarihi itibarı ile dava dışı üçüncü şahısların talep edebilecekleri maddi zararlarının toplam (170.324,96-15.057,84)= 155.267,12 TL, birleşen davaya yönünden davacı kurumca Antalya 5. İş Mahkemesi'nin 2020/603 Esas (2012/281 Esas) sayılı dosyasında yapılan yargılama neticesinde verilen kararın Antalya Genel İcra Dairesi'nin ... sayılı takibine konu edildiği ve davacı tarafça 07/10/2021 tarihinde 68.346,81 TL bedelli ödemenin yapıldığı, yapılan ödemeye % 10 tenzili muafiyet uygulandığında 61.512,13 TL olarak hesaplanmıştır. Davalı vekili istinaf dilekçesinde; poliçe kapsamında davadan önce ödenen tazminat tutarları, açılan diğer davalar nedeniyle ödenmesi ihtimali olan tazminat tutarları da dikkate alınması gerekirken ilk derece mahkemesi tarafından gerekli incelemeler yapılmadan karar verilmiş olması hukuka ve hakkaniyete aykırı olduğunu, davacı aleyhine açılan davada hukuki savunmaların eksik yapılması, gerekli itirazların yapılmaması nedeniyle fazla ödenen tazminattan müvekkilim sigorta şirketi sorumlu tutulamayacağını ileri sürmüş ise de mahkemece davalı sigorta şirketi tarafından Antalya 5. İcra Müdürlüğü'nün ... sayılı dosyasına 39.115,05TL ödeme yapıldığı, yapılan bu ödemenin tenzili neticesinde davacı tarafın talep edebileceği maddi tazminat bedelinin 116.152,07 TL olduğuna hükmedilmiştir. Dosyaya ibraz edilen 39.119,05 TL ödeme dekontu dışında başkaca ödeme yapıldığına ilişkin bilgi ve belge bulunmadığı gibi davacı aleyhine açılan davada hukuki savunmaların eksik yapıldığı yada gerekli itirazların yapılmadığı gerekçesiyle fazla tazminat ödendiği iddiası ispatlanamadığından davalı vekilinin bu yöndeki istinaf nedeni yerinde görülmemiştir. Diğer yandan manevi tazminata konu hükmedilen tazminat miktarı, rizikonun gerçekleştiği tarihteki teminat bedeli sınırları içerisinde kaldığı, davacı tarafça, dava dışı işçinin mirasçılarına yapılan toplam 525.000,00 TL'nin ödemenin, manevi zararları da içerdiği anlaşılmıştır.Davalı vekili diğer bir istinaf nedeni olarak; avans faize hükmedilmesi hukuka aykırı olup davalı şirketin ancak yasal faizden sorumlu tutulabileceğini ileri sürmüş ise de davalı sigorta şirketi tacir olup ticari faaliyetinden kaynaklanan uyuşmazlıklarda, 6102 sayılı yasanın 8, 9 ve 395 sayılı yasanın 2/2 maddesi ve 3095 sayılı yasanın 2. maddesi nazara alındığında uygulaması gereken faiz türü 3095 sayılı yasanın 2/2 maddesi uyarınca avans faizdir. Yargıtay 6. Hukuk Dairesi'nin 14/09/2021 tarihli 2021/10 E. 2021/61 K. sayılı ilamında; 492 sayılı Harçlar Kanunu'nun 2. maddesinde ifade edilen (1) sayılı tarifenin 1/e bendinde belirtilen işin esasının hüküm altına aldığı kararlardan anlaşılması gerekenin, ilk derece mahkemesi yerine geçilerek verilen ve icra kabiliyeti söz konusu olan kararlar olduğu, ilk derece mahkeme kararlarına dair istinaf başvurusunun esastan reddi yönündeki kararların ise icra edilebilir karar niteliğinde olmadığı için maktu harca tabi olduğu ifade edilmiştir. Somut dosya yönünden Dairemizce yapılan inceleme neticesinde verilen istinaf başvurusunun esastan reddi kararı icra edilebilir bir karar niteliğinde değildir ve ilk derece mahkemesi kararının geçerliliği devam etmektedir. İlk derece mahkemesi kararı kaldırılarak esas hakkında yeni bir karar verilmediği için emsal ilamda açıklanan hususlar Dairemizce de uygun bulunarak, davalı yönünden istinaf karar harcının maktu olarak belirlenmesi gerekmiştir.Açıklanan gerekçelerle; incelenen mahkeme kararının istinaf sebepleri ve kamu düzeni ile sınırlı yapılan inceleme itibariyle usul ve esas yönünden hukuka uygun olduğu anlaşıldığından, davacı vekilinin asıl dava yönünden, davalı vekilinin asıl ve birleşen dava yönünden istinaf başvurusunun 6100 Sayılı HMK m. 353/1-b.1 gereğince esastan reddine karar verilmiş aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur. H Ü K Ü M:Gerekçesi yukarıda izah edildiği üzere; 1.Davacı vekilinin asıl dava yönünden, davalı vekilinin asıl ve birleşen dava yönünden istinaf başvurusunun 6100 sayılı HMK'nın 353/1-b.1 maddesi gereğince ESASTAN REDDİNE, 2-Harçlar Kanunu gereğince davacı tarafından yatırılan istinaf başvuru harcının hazineye gelir kaydına, alınması gereken 615,40 TL istinaf karar harcının davacı tarafça yatırılan 3.059,47 TL'den mahsubu ile arta kalan 2.444,07 TL'nin ilk derece mahkemesince karar kesinleştiğinde ve talep halinde davacıya iadesine, 3-Davalı vekilinin asıl ve birleşen dosyada istinaf talebi yönünden yatırılan istinaf başvuru harcının hazineye gelir kaydına, her iki dosyadan ayrı ayrı alınması gereken 615,40 TL istinaf karar harcının davalı tarafça yatırılan 4.109,94 TL'den mahsubu ile arta kalan 2.879,14 TL'nin ilk derece mahkemesince karar kesinleştiğinde ve talep halinde davacıya iadesine, 4-İstinaf yargılama giderlerinin davacı ve davalı üzerinde bırakılmasına, 5-İstinaf yargılaması sırasında duruşma açılmadığından vekalet ücreti takdirine yer olmadığına,Dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda, 6100 sayılı HMK'nın 361/1 ve 7550 sayılı Ceza ve Güvenlik Tedbirlerinin İnfazı Hakkında Kanun ile Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanunun 20/2 maddesi uyarınca HMK'nın ek 1.maddesindeki değişiklik dikkate alınarak kararın tebliğinden itibaren iki haftalık süre içerisinde Yargıtay nezdinde temyiz kanun yolu açık olmak üzere oybirliği ile karar verildi.31/12/2025