11. Hukuk Dairesi 2013/14102 E. , 2014/3643 K. MAHKEMESİ :ASLİYE HUKUK MAHKEMESİ Taraflar arasında görülen davada ... 3. Asliye Hukuk Mahkemesi’nce verilen 18/04/2013 tarih ve 2010/368-2013/143 sayılı kararın Yargıtayca incelenmesi davalı vekili tarafından istenmiş ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi ... tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve …
**11. Hukuk Dairesi 2013/14102 E. , 2014/3643 K.** **"İçtihat Metni"** MAHKEMESİ :ASLİYE HUKUK MAHKEMESİ Taraflar arasında görülen davada ... 3. Asliye Hukuk Mahkemesi’nce verilen 18/04/2013 tarih ve 2010/368-2013/143 sayılı kararın Yargıtayca incelenmesi davalı vekili tarafından istenmiş ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi ... tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü: Davacı vekili, müvekkilinin sektörde yaklaşık bir asırdır var olan ve "... ...." olarak tanınıp bilinen bir şirket olduğunu, bu ibareyi 1929 yılından beri ticaret unvanı ve işletme adı olarak kullanarak ibareye ayırt edicilik kazandırdığını, ayrıca "NAMLI" ibareli tescilli markalarının bulunduğunu, davalı tarafın müvekkili markaları ile ayırt edilemeyecek derecede benzer olan "... ..." ibareli markayı kötüniyetli olarak 35.08 alt sınıfta tescil ettirdiğini, davalı markasının müvekkili markası ile karışıklığa yol açacağını ve müvekkilinin tanınmışlığından haksız şekilde faydalanacağını, davalının eyleminin haksız rekabet hükümlerini de ihlal ettiğini ileri sürerek, davalı markasının 35.08 alt sınıfta hükümsüzlüğünü ve kararın ilanını talep ve dava etmiştir. Davalı vekili, müvekkilinin "20.11.1987 tarihinde "... ..." ticaret unvanını aldığını, "..." ibareli markalar üzerinde gerek tescil gerekse eskiye dayalı hak sahibi olanın müvekkili olduğunu, davacı da müvekkilinin bu markayı yıllardır gerek tescilli gerek tescilsiz olarak kullandığını bildiğinden, müvekkiliin kullanımına sessiz kalarak hak kaybına uğradığını, davanın TMK'nın 2. maddesi gereği reddinin gerektiğini savunmuştur. Mahkemece, iddia, savunma, benimsenen bilirkişi raporu ve tüm dosya kapsamına göre, davacı şirket ve ortakları ile onların üst soyunun aynı adresteki iş yerinde 1959 yılından itibaren "..." tescilsiz unvan ve işletme adı ile davalı ile aynı iştigal alanında ticari faaliyette bulundukları, bu isimle tanındıkları, tescilsiz işaretlerin TTK'nın haksız rekabete ilişkin hükümleri çerçevesinde koruma altında olduğu, davacı tarafın sicil çevresini de aşacak şekilde haksız rekabet hükümlerine göre koruma elde ettiği işareti 1991 yılında ticaret şirketi unvanı olarak da tescil ettirerek Türkiye'de korunan bir sınai hak biçimine dönüştürdüğü, 1996 yılından sonra da marka tescillerini gerçekleştirdiği, davacının hükümsüzlüğün talep edildiği 35.08 alt sınıfında davaya konu "NAMLI" ibaresi üzerinde öncelikli bir hakkının bulunduğu, 556 Sayılı KHK'nın 8/1-b, 8/3 ve 42. maddeleri gereğince hükümsüz koşullarının oluştuğu gerekçesiyle, davanın kabulüne, davaya konu 2007/60041 nolu "... ..." ibareli markanın tescil edilmiş olduğu 35.08 alt sınıfında hükümsüzlüğüne ve sicilden terkinine, hükmün ilanına karar verilmiştir. Kararı, davalı vekili temyiz etmiştir. 1- Dava dosyası içerisindeki bilgi ve belgelere, mahkeme kararının gerekçesinde dayanılan delillerin tartışılıp, değerlendirilmesinde usul ve yasaya aykırı bir yön bulunmamasına göre, davalı vekilinin aşağıdaki bent dışında kalan sair temyiz itirazları yerinde değildir. 2- Ancak, 556 sayılı KHK'nin 42. maddesine dayalı olarak verilen hükümsüzlük kararının aynı KHK'nin 72. maddesi uyarınca ilanı mümkün olmadığı halde, mahkemece hüküm özetinin ilanına karar verilmesi isabetli alınmayıp hükmün bu nedenle bozulması gerekmekte ise de, anılan yanlışlığın giderilmesi yeniden yargılamayı gerektirmediğinden hükmün düzeltilerek onanması gerekmiştir. SONUÇ: Yukarıda (1) nolu bentte açıklanan nedenlerle davalı vekilinin sair temyiz itirazlarının REDDİNE, (2) nolu bentte açıklanan nedenlerle davalı vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile kararın hüküm fıkrasındaki "Hüküm özetinin 556 sayılı KHK'nin 72. maddesi gereğince tirajı 100.000'in üzerinde olan bir gazetede ilanına, ilan masraflarının davalı tarafından alınmasına" cümlesinin hüküm fıkrasından çıkartılmasına, hükmün bu haliyle DÜZELTİLEREK ONANMASINA, ödediği temyiz peşin harcın isteği halinde temyiz edene iadesine, 27.02.2014 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.