11. Hukuk Dairesi 2009/4379 E. , 2011/2724 K. "İçtihat Metni" MAHKEMESİ :Ticaret Mahkemesi BİRLEŞEN DAVA : İzmir 5. Asliye Ticaret Mahkemesi SAYISI : 2005/720 - 2006/554 BİRLEŞEN DAVA : İzmir 7. Asliye Hukuk Mahkemesi SAYISI : 2003/493 - 2006/179 BİRLEŞEN DAVA : İzmir 1. Asliye Ticaret Mahkemesi SAYISI : 2003/704 - 2006/84 Taraflar arasında görülen davada İzmir 3. Asliye Ticaret Mahkemesi’nce verilen 02/12/2008 tarih ve 2003/420-2008/753 sayılı kararın Yargıtayca incelenmesi duruşmalı olarak ası
**11. Hukuk Dairesi 2009/4379 E. , 2011/2724 K.** **"İçtihat Metni"** MAHKEMESİ :Ticaret Mahkemesi BİRLEŞEN DAVA : İzmir 5. Asliye Ticaret Mahkemesi SAYISI : 2005/720 - 2006/554 BİRLEŞEN DAVA : İzmir 7. Asliye Hukuk Mahkemesi SAYISI : 2003/493 - 2006/179 BİRLEŞEN DAVA : İzmir 1. Asliye Ticaret Mahkemesi SAYISI : 2003/704 - 2006/84 Taraflar arasında görülen davada İzmir 3. Asliye Ticaret Mahkemesi’nce verilen 02/12/2008 tarih ve 2003/420-2008/753 sayılı kararın Yargıtayca incelenmesi duruşmalı olarak asıl ve birleşen davacı vekili ve birleşen davada davacı şirket tarafından istenmiş olmakla, duruşma için belirlenen 15.03.2011 gününde asıl ve birleşen davada davacı ... vekili Av. ... .... ile birleşen davada davalısı ... vekili Av. ..., asıl ve birleşen davalarda davalı ... vekili Av. ....geldi, tebligata rağmen başkaca gelen olmadı, temyiz dilekçesinin süresinde verildiği anlaşıldıktan ve duruşmada hazır bulunan taraf avukatları dinlenildikten sonra, duruşmalı işlerin yoğunluğu ve süre darlığından ötürü işin incelenerek karara bağlanması ileriye bırakılmıştı. Dava dosyası için Tetkik Hakimi ... tarafından düzenlenen rapor dinlenildikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü: Davacı ... vekili, asıl davasında müvekkilinin davalı şirketin %40 pay sahibi olduğunu, evli olduğu diğer davalının ise, %60 pay sahibi bulunduğunu, 20 yıl süre ile şirketi temsil ve ilzama yetkili müdür olarak atandığını, bu davalının şirket kârlarını ödemediğini, şirketin malvarlığı ve gelirleriyle ilgili bilgi vermediğini, şirketin yaptığı inşaatlardan elde edilen geliri kendi adına banka hesabına yatırdığını, mal ve para kaçırdığını, ailenin korunması yönünde tedbir kararı alındığını, boşanma, nafaka ve tazminat davalarının açıldığını, bu davaların açılması sonrasında şirket adına olması gereken ve fakat kendi adına açtığı hesaptan faiz geliri elde etmesine birkaç gün kalmasına rağmen parayı çektiğini, şirket adına tapulu taşınmazı muvazaalı olarak Ayşe Çiçek’e devir ettiğini, yine şirket adına tapulu olması gerekirken kendi adına tescil ettirdiği bir başka taşınmazı 26.05.2003 tarihinde elinden çıkardığını, şirket gelirlerini zimmetine geçirdiğini, müdürlük görevini kötüye kullandığını, kar payı ödemediğini ileri sürerek, şimdilik 1 Milyar TL kar payının davalılardan müteselsilen tahsiline, taşınmaz satışı ve bankadan çekilen paraların davalı şirket hesabına aktarılmasına, davalı şirketin feshine, kar payının ve şirket varlıklarından hissesine düşen miktarın fesih sonucu müvekkiline ödenmesine karar verilmesini talep ve dava etmiştir. Birleşen İzmir 7. Asliye Hukuk Mahkemesi’nin 2003/493 Esas sayılı dosyasında; İzmir-Buca 7015 ada ve 2 parselde kayıtlı ve şirkete ait olması gerekirken davalı müdür ortak ... adına tescil edilen taşınmazın, davacı ... ile ...arasındaki boşanma davasında verilen 25.03.2003 tarihli tedbir kararından hemen sonra 26.03.2003 tarihinde, anılan davalı tarafından iş takipçisi samimi arkadaşı diğer davalıya çok düşük bedelle muvazaalı olarak devir edildiği, devrin davacı eşten mal kaçırmak amaçlı olduğu ileri sürülerek, tescilin iptali ile şirketteki hisseleri oranında davacı ... ve diğer ortak davalı ... adına tapuya kayıt ve tesciline karar verilmesi istenmiştir. Birleşen İzmir 5. Asliye Ticaret Mahkemesi’nin 2005/720 Esas sayılı dosyasında; davacı ...’ın davalılardan ... ile ortak olduğu şirketin fesih ve tasfiyesine yönelik davada anılan davalının şirketi tek başına temsil ve ilzam yetkisinin tedbiren kaldırıldığı, durumun kendisine tebliğ edildiğini, ancak bu davalının şirkete ait...plakalı aracı diğer davalıya 05.01.2004 tarihinde yetkisiz şekilde müvekkilinden mal kaçırmak kastıyla sattığı ileri sürülerek, satış sözleşmesinin iptali, aracın şirkete ait olduğunun tespiti ile trafik siciline tesciline karar verilmesi talep edilmiştir. Birleşen İzmir 1. Asliye Ticaret Mahkemesi’nin 2003/704 Esas sayılı dosyasında; davacı şirketin ortağı olan davalı ...’ın arsa maliki sıfatıyla davacı şirket ile arsa karşılığı kat sözleşmesi imzaladığı, şirkete düşen 6 numaralı bağımsız bölümü anılan davalının kendi adına tescil ettirdiği, bu suretle şirketi zararlandırdığı ileri sürülerek, anılan taşınmazın davacı şirket adına tesciline karar verilmesi talep edilmiştir. Davalı ... vekili, tüm kazanımlarının müvekkilinin kendi çalışması ve ailesinden kalan mirasa dayandığını, kendi ayrı hesabı olduğunu, muvazaa iddiasının yerinde bulunmadığını, birleşen İzmir 1.Asliye Ticaret Mahkemesi’nin 2003/704 Esas sayılı dosyasında da; evlilik birliği devam ederken davacı şirketin diğer ortağı ...’ın 6 numaralı taşınmazı beğenmesi üzerine bu katın şirket tarafından müvekkiline fatura edildiğini, iddiaların yerinde olmadığını savunarak, davaların reddini istemiştir. Davalı ... vekili, tapuya güven ilkesinin geçerli olduğunu, davacının muvazaa iddiasını kanıtlaması gerektiğini, bedelin düşüklüğünün tek başına ispata yeterli olmayacağını, esasen davanın devir eden ...’a karşı açılmasının gerektiğini savunmuştur. Davalı ..., davaya yanıt vermemiştir. Mahkemece, iddialar, savunmalar, toplanan kanıtlar ve benimsenen bilirkişi raporuna göre, şirketin kâr payı dağıtımına ilişkin kararının olmadığı, esasen son 5 yıldır kâr elde edemediği, ortakların karı-koca olduğu, boşandıkları, şirketin sürekli zarar etmesi, birbirlerini sürekli suçlamaları ve şirketin devamında bir yarar olmadığı gerekçesiyle TTK’nun 551. maddesi uyarınca haklı nedenin oluştuğu; İzmir 7. Asliye Hukuk Mahkemesi’nin 2003/493 esasında kayıtlı dava konusu taşınmazın tapusunun iptali isteminde salt satış değerinin muvazaayı ispat edemediği, başka kanıt sunulmadığı, esasen dinlenen tanıkların gerçekte daha yüksek değerden satışın yapıldığını açıkladıkları; birleşen İzmir 1. Asliye Ticaret Mahkemesi’nin konusu taşınmazın yapılan sözleşme ile mal sahibi ve ortak davalı adına tescil edileceğinin kararlaştırıldığı, hakkaniyete aykırı durumun olmadığı, sözleşmeyi davacı şirketin bizzat kendisinin yaptığı; diğer birleşen davanın konusu araç satışında davalı ...’ın satış tarihi itibariyle tek başına şirkete ait aracı satmaya yetkili olmadığı, davacı ile birlikte temsile karar verildiği, durumun Ticaret Siciline bildirildiği, satışın geçersiz olduğu gerekçesiyle asıl davanın kısmen kabulüne, davalı şirketin fesih ve tasfiyesine, tasfiye memuru olarak Mevaip Dinçsoy’un atanmasına, tasfiye payının tasfiye sonucu davacıya ödenmesine, diğer istemlerin reddine, birleşen İzmir 5. Asliye Ticaret Mahkemesi’nin 2005/720 esas sayılı davanın kabulüne, araç satışının iptaline, şirket adına tesciline, birleşen diğer davaların reddine karar verilmiştir. Kararı, asıl ve birleşen davanın davacısı ... vekili ile birleşen davada davacı şirket kayyımı temyiz etmiştir. 1-Dava dosyası içerisindeki bilgi ve belgelere, mahkeme kararının gerekçesinde dayanılan delillerin tartışılıp, değerlendirilmesinde usul ve yasaya aykırı bir yön bulunmamasına, muvazaa iddiasının kanıtlanmamış olmasına göre, davacı ... vekilinin birleşen İzmir 7. Asliye Hukuk Mahkemesi’nin 2003/93 Esas sayılı dosyasında tesis edilen hükme yönelik tüm temyiz itirazlarının reddiyle anılan davadaki kararın onanmasına, anılan davacının ve davacı şirket kayyımının asıl ve birleşen diğer davalara yönelik olarak aşağıdaki bentlerin kapsamları dışında kalan ve yerinde görülmeyen diğer temyiz itirazlarının reddi gerekmiştir. 2-Asıl dava, limited şirketin müdürünün azli, kar ve tasfiye payının tahsili, zimmete geçirildiği ve kişisel hesaba aktarıldığı iddia edilen paranın şirkete iadesi ile şirketin fesih ve tasfiyesine karar verilmesi istemlerine ilişkindir. Mahkemece yazılı şekilde hüküm kurulmuştur. Davacı ile davalı gerçek kişinin diğer davalı limited şirketin ortakları olduğu, davalı ortağın 20 yıl süreyle şirketi temsil ve ilzama yetkili müdür olarak atandığı hususları uyuşmazlık konusu değildir. Davacı ortak ile davalı ortağın önceden evli bulundukları, kesinleşen mahkeme kararı ile boşandıkları da dosya kapsamıyla sabittir. Davacı taraf, davalı limited şirketin ortağı sıfatıyla açmış olduğu asıl davada müdür sıfatı bulunan davalı ortağın müdürlük görevini kötüye kullanmak suretiyle diğer davalı şirketi zarara uğrattığını, elde ettiği gelirleri zimmetine geçirdiğini ve kendi şahsi hesabına aktardığını ileri sürerek, belirlenecek tazminatın davalı şirkete verilmesine karar verilmesini istemiştir. Ancak, davacı ortağın TTK’nun 309. maddesine dayalı bu istemi hakkında değerlendirme yapılmadan, olumlu ya da olumsuz bir karar verilmeden hüküm kurulması doğru görülmemiş, kararın davacı ... yararına bozulması gerekmiştir. 3-Birleşen İzmir 1. Asliye Ticaret Mahkemesi’nin 2003/704 Esas sayılı dosyasında kayıtlı dava dosyasında, davacı şirketin ortağı olan ve müdür sıfatı bulunan davalının, arsa maliki sıfatıyla davacı şirketle kat karşılığı inşaat sözleşmesi yaptığı, bu sözleşme uyarınca kendisine (arsa sahibi sıfatıyla) 7 numaralı bağımsız bölümün tapusunun verileceğinin kararlaştırıldığı, oysa davalının şirketi temsilen kendisiyle sözleşme imzalayarak davacı şirkete ait olması gereken 6 numaralı taşınmazı adına tapuda tescil ettirdiği ileri sürülerek, bu taşınmazın tapusunun iptali ile şirket adına tesciline karar verilmesi talep edilmiştir. Davalı vekili de, sözleşmede 7 numaralı bağımsız bölümün müvekkiline kalacağı kararlaştırılmış olmasına rağmen işlem tarihi itibariyle şirketin diğer ortağı ...’ın 6 numaralı konutu beğenmesi üzerine davacı şirket tarafından satışının yapıldığını savunmuştur. Esasen, taraflar arasında düzenlenen kat karşılığı inşaat sözleşmesinin 17. maddesinde de 7 numaralı bağımsız bölümün davalı arsa sahibi ortağa kalacağının hükme bağlandığı anlaşılmaktadır. Ancak, mahkemece, uyuşmazlığa konu 6 numaralı konutun sözleşme ile davalı arsa sahibi ortağa bırakıldığı, bunun hakkaniyete uygun olduğu kabul edilerek davanın reddi yönünde hüküm kurulmuştur. Bu durum karşısında, tarafların kabulü ve kat karşılığı inşaat sözleşmesine aykırı şekilde davacının iddiasının konusu maddi vakıanın yanlış değerlendirilmesi sonucu yazılı şekilde karar verilmesi de yanlış olmuş, kararın davacı şirket yararına bozulması gerekmiştir. SONUÇ:Yukarıda (1) numaralı bentte açıklanan nedenlerle asıl ve birleşen davaların davacısı ... vekilinin İzmir 7. Asliye Hukuk Mahkemesi’nin 2003/93 Esas sayılı dosyasında tesis edilen hükme yönelik temyiz itirazlarının reddiyle bu davadaki kararın ONANMASINA, asıl ve birleşen davalara yönelik diğer temyiz itirazlarının reddine, (2) ve (3) numaralı bentlerde açıklanan nedenlerle asıl ve birleşen davaların davacısı vekili ile davacı şirket kayyımının temyiz itirazlarının kabulü ile kararın BOZULMASINA, takdir edilen 825.00 TL duruşma vekillik ücretinin davalı ... ve Sadık'tan alınarak davacıya verilmesine, 825.00 TL duruşma vekillik ücretinin davacıdan alınarak davalı ... ve Ahmet'e verilmesine, ödedikleri temyiz peşin harcın isteği halinde temyiz edenlere iadesine, 15.03.2011 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.