11. Hukuk Dairesi 2012/13541 E. , 2013/14640 K. "İçtihat Metni" MAHKEMESİ :TİCARET MAHKEMESİ Taraflar arasında görülen davada İstanbul 1. Asliye Ticaret Mahkemesi’nce verilen 27/12/2011 tarih ve 2008/436-2011/483 sayılı kararın Yargıtayca incelenmesi davalı vekili tarafından istenmiş ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi Gülenay Erşan tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutana
**11. Hukuk Dairesi 2012/13541 E. , 2013/14640 K.** **"İçtihat Metni"** MAHKEMESİ :TİCARET MAHKEMESİ Taraflar arasında görülen davada İstanbul 1. Asliye Ticaret Mahkemesi’nce verilen 27/12/2011 tarih ve 2008/436-2011/483 sayılı kararın Yargıtayca incelenmesi davalı vekili tarafından istenmiş ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi Gülenay Erşan tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü: Davacı vekili tarafından verilen dilekçe ile, Rumeli TV adıyla televizyon yayını yapan G.O.P Prodüksiyon A.Ş.'nin yönetim kurulu başkanı,...A.Ş.'nin yönetim kurulu başkan yardımcısı ve her iki şirketin de yüzde kırk ortağı olan müvekkilinin şirketlerin temsili ve ilzamı için onayının ve imzasının şart olmasına rağmen davalı ...'ın yeni ortak sıfatıyla davacının müşterek imzası ve onayı olmadan pay defterine kaydı için yönetim kurulu karan alınmış olduğu, 08.07.2008 tarihli olağanüstü genel kurulunda davalı ...'a oy hakkı verildiğini ve divan başkanlığı yaptırıldığını, davacı ve diğer ortaklara toplantıya davet iadeli taahhütlü mektupla yapılmadığından usulsüzlük olduğunu, davalı ... tarafından atanan denetçi ...'un şirket çalışanı olarak denetçi olamayacağı gibi, iki olağan genel kurul yapıldığı halde denetçinin şirketi yeniden olağanüstü genel kurula çağırmasının dürüstlük kurallarına aykırı olduğu, davalı ...'ın davacının haberi olmadan şirket merkezine gece yarısı gelerek davalı şirketlere ait hard disk ve televizyon programlarını yükleyip kendi adına marka tescili başvurularında bulunduğunu, davalı ...'ın, kardeşi diğer davalılar ..., ... ve diğer paydaş yakınları ile birlikte şirketi kendi nam ve hesabına kullanarak usulsüz bir biçimde işletmeye el koydukları, kendilerinden şirket defterlerinin ihtarname yoluyla istenmesi sonucunda tasdik ettirilen ikinci defterlerin teslim edildiğini, ortada bir çift defter kullanımı olduğunu, davacının onayı ve imzası olmadan personel işten çıkarımları ve Lüleburgaz'da yeni bir şube açıldığını belirterek G.O.P Prodüksiyon A.Ş. ile...A.Ş. Yönetim Kurulunun seçimine ilişkin 08.07.2008 tarihli Olağanüstü Genel Kurul kararlarının ve davalı ...'ın pay defterine kaydına ilişkin yönetim kurulu kararlarının, davalı ... tarafından yapılan başvuru ve marka tescillerinin ve de davacı gıyabında alınan ve şirketler ve davacı zararına olan işlem ve kararların iptaline karar verilmesi istenmiştir. .../... S.2 Davalılar vekili, davacının açtığı iptal davasının TTK 317. vd maddeleri gereğince tüzel kişiyi temsilen yönetim kurulu başkanı veya idare meclisine açılabileceğinden dolayı davalı ..., ..., ... ve ... yönünden bir husumet bulunmadığı, iki ayrı şirketin iki ayrı kararına karşı tek bir dava açılmasının TTK 381. maddesi gereğince mümkün olmadığını, davaların ayrılmalarının gerektiğini, davalı ...'ın ortak olarak pay defterine işlenmesine ilişkin anonim şirket yönetim kurulu kararları aleyhine iptal davası açılamayacağı gibi pay defterine kaydın davalı ...'ın noter kanalıyla yolladığı ihtarnameden sonra zaruri olduğunu, marka tesciline konu olan taleplerin ayrı bir dava oluşturduğunu, itirazın TPE'ye yapılması gerektiğini, olağanüstü genel kurula yapılan davetlerin usulüne uygun olup iadeli taahhütlü yollandığının kanıtlarıyla ispatlandığı, toplantının denetçi tarafından TTK 355 ve 553. maddelerinin öngördüğü üzere şirket içinde var olan zaruri ve müstacel sebeplerden dolayı düzenlendiğini; davacı tarafından istenen karar ve pay defterlerinin kendi sorumluluğunda olup noter kanalıyla istenmesinin defterlerin kaybolduğu intihasını uyandırdığını ve bunu üzerine yeni pay ve karar defteri kullanımı kararının alınmasının usul ve yasaya aykırılık teşkil etmediğini, davacının işbu davayı açmakla kendisinin kurmuş olduğu şirketin rakip olduğu davalı şirkete zarar vermek amacında olduğunu savunarak davanın reddine karar verilmesini istemiştir. Mahkemece, davacı tarafça GOP A.Ş.'ye ait 08.07.2008 tarihli olağanüstü genel kurul toplantısının usulüne uygun olarak yapılmadığı, davacıya iadeli taahhütlü mektup gönderilmediği, denetçinin genel kurulu toplantıya çağırmasının yerinde olmadığı iddia edilerek genel kurulda alınan kararların iptalinin istendiği, öncelikle iptal davasının doğrudan şirket tüzel kişiliğine açılması gerekip diğer yönetim kurulu üyeleri ile denetçiye husumet yöneltilemeyeceği, dosyada mevcut posta alındı listesine göre davacıya toplantı gün ve gündeminin gönderildiğinin ve davacının toplantıya gelip toplantının ertelenmesini talep ettiğinin, bu talebin reddedilip toplantının yapıldığının görüldüğü, bu durumda davet mektubu gönderilmemiş bile olsa toplantıya katılındığı için bu durumun bir iptal sebebi olarak ileri sürülemeyeceğinden davacının bu iddiasının yerinde bulunmadığı; davacı tarafça ...'a yapılan pay devrinin geçersiz olduğunun da ileri sürüldüğü, İstanbul 25. Noterliği'nin 3 Haziran 2008 tarih ve 10391 Y nolu "hisse devir sözleşmesi" ile ...'ın 1 adet hissesini uhdesinde bırakarak 59 adet hissesini 29.500 TL nominal bedelle ...'a devrettiği, bu hususun Beyoğlu 9. Noterliği'nin 3 Haziran 2008 tarih ve 12391 Y nolu ihtarnamesi ile yönetim kurulu üyelerine bildirilmiş ve devrin pay defterine yazımının istenmiş olduğu, bu konuda dosyada yönetim kurulu kararının mevcut bulunmadığı, pay defteri fotokopilerinde de, pay devri ile ilgili işlem yapılmadığının görüldüğü, TTK'nın 416. maddesine göre devrin ciro edilmiş senedin devralana teslimi ile gerçekleşeceği, devrin şirkete karşı ancak pay defterine kayıtla hüküm ifade edeceği, devrin pay defterine kaydedilmemiş olmasına karşılık, hazirun cetvelinde bu devrin görüldüğü ve ...'ın 59 payının kayıtlı olduğu, hazirun cetvelinin yönetim kurulu tarafından şirket kaşesi üzerine atılan iki imza ile tasdik edildiği, şirket esas sözleşmesinin 20. maddesinde "nama yazılı olan hisselerin devri yönetim kurulunun kabulüne bağlıdır" hükmünün mevcut olduğu, yönetim kurulunun devri usulüne uygun olarak onaylaması ve pay defterine geçirmesi gerektiği, bu konuda herhangi bir karar alınmadığı, pay devrinin esas sözleşmeye uygun yapılmadığı ve yönetim kurulu kararı bulunmadığı gibi, pay defterine de kaydedilmediğinin görüldüğü; denetçinin genel kurulu olağanüstü toplantıya çağırmasının doğru olmadığının da davacı tarafça iddia edildiği, denetçi ...'un 11.06.2008 tarihli raporunda, yönetim kurulu üyelerinin karar almak için bir araya gelemedikleri, bu durumun şirketin çalışanları ve üçüncü kişiler bakımından sakıncalar yarattığı, işlerin durma noktasına geldiği, denetçinin, ...'ın şirket aleyhine icra takibi yapması olgusunun görüşülmesi ve yeni yönetim kurulunun yeniden seçimi için genel kurulun toplantıya çağrılmasına karar verip toplantıyı düzenlemiş olduğu, TTK'nın 355. maddesine göre "murakıpların zaruri ve müstacel sebepler çıktığı takdirde umumi heyeti fevkalade toplantıya mecbur oldukları" hükme bağlanmış olup yönetim kurulunun toplanamaması, genel kurulun yapılamaması gibi sebeplerin denetçiler bakımından müstacel sebep olarak kabul edileceği, davalı şirketin 08.04.2008 tarihinde olağan genel kurulunu yaptığı, toplantıda divan başkanlığına davacının seçildiği, 2007 yılı hesaplarının tetkiki ile yönetim kurulu ve denetçinin ibra edildiklerinin görüldüğü, bu toplantıda yönetim kurulu ve denetim kurulu üyelerinin seçimi maddesinin bulunmadığı, bu toplantıdan üç ay sonra denetçinin zaruri ve müstacel hallere dayanarak genel kurulu olağanüstü toplantıya çağırmasının normal olmadığı, olağan toplantıda şirket hesaplarının kabul edilip yöneticilerin ibra edildikleri ve herhangi bir sorun ortaya konulmadığı, buna rağmen sırf davacıyı bertaraf etmek amacıyla diğer yönetim kurulu üyeleri ile denetçinin birlikte hareket ederek olağanüstü toplantıyı yaptıklarının anlaşıldığı, yönetim kurulu üye sayısının beşe çıkarılıp davacının yönetim kuruluna alınmadığı, bunun objektif iyi niyet kurallarına uygun olmadığı, yönetim kurulunun toplanmadığı, karar alamadığı ve yönetim kurulunun genel kurulu toplantıya çağıramadığı konusunda aksine bir delil sunulamadığı, toplantıya çağrının kural olarak yönetim kurulu tarafından yapılması gerektiği, 08.07.2008 tarihli olağanüstü genel kurulda, gündemin 4. maddesinde yönetim kurulu üye sayısının beşe çıkarılmasına ve yönetim kurulu üyeliklerine de Levent Baykal, ..., ..., Mehmet Cenk Yılmaz ile Hatice Ceren Yılmaz'ın seçilmesine karar verildiği, davacının bu karara muhalif oy verip muhalefetini zapta geçirttiği, şirket esas sözleşmesinin 7. maddesine göre yönetim kurulunun en az 3, en çok 5 kişi olacağının belirlendiği, buna göre yönetim kurulunun 5 kişiden oluşmasının esas sözleşmeye uygun olduğu, TTK 316. maddesine göre, genel kurulu yönetim kurulunu azledebileceği, yeni yönetim kurulu seçilmesi suretiyle, eski yönetim kurulunun görev süresinin sona erdirildiği, yapılan işlemin kanuna ve esas sözleşmeye uygun olduğu ancak genel kurulun murakıp tarafından olağan toplantıdan 3 ay sonra çağrılmış olmasının müstacel ve zaruri hallerin bulunmaması göz önünde tutulduğunda, yapılan bu çağrının ve alınan kararların amacının davacıyı yönetim kurulundan uzaklaştırmak olduğu ve bunun objektif iyi niyet kurallarına aykırı bulunduğu gerekçesiyle, davanın kabulü ile davalı şirketin 08.07.2008 tarihli olağanüstü genel kurul kararlarının iptaline karar verilmiştir. Kararı, davalı vekili temyiz etmiştir. Dava, anonim şirket olağanüstü genel kurul kararının iptali istemine ilişkindir. Mahkemece, yazılı gerekçelerle davanın kabulüne karar verilmiş ise de, 6762 sayılı TTK’nın 355. maddesi gereğince denetçiler, zaruri ve müstacel sebepler çıktığı takdirde umumi heyeti fevkalade toplantıya davete mecburdurlar. Bu sebepleri kendiliğinden veya azınlığın ya da ortakların gerekçeli başvuruları üzerine takdir ederler. Dolayısıyla, ortakların başvurusu üzerine denetçinin genel kurulu olağanüstü toplantıya çağırma yetkisi bulunmaktadır. Bu nedenle, mahkemenin toplantıya çağrının özel amaç taşıdığından bahisle genel kurulda alınan kararların iptaline karar vermesi yerinde olmamıştır. Öte yandan ortak olmayan ...'ın olağanüstü genel kurula katılması bakımından, 31.05.2011 tarihli birlirkişi raporunda da belirtildiği üzere, her ne kadar Günay olağanüstü genel kurul toplantısına iştirake yetkili değilse de, Günay'ın katılımı toplantı nisabını ve kullandığı oy karar nisabını etkilememekte, dolayısıyla ihtilaflı genel kurul kararı kanunda öngörülen toplantı ve karar nisabına aykırı bulunmamaktadır. Anılan iddialar dışında genel kurul toplantısında alınan kararların kanuna, ana sözleşmeye ve afaki iyiniyet kurallarına aykırı olduğu hususu davacı tarafça kanıtlanabilmiş değildir Bu itibarla, anılan gerekçeler ile davanın kabulü doğru görülmemiş, hükmün davalı yararına bozulması gerekmiştir. SONUÇ: Yukarıda açıklanan nedenle davalı vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile hükmün davalı yararına BOZULMASINA, ödediği temyiz peşin harcın isteği halinde temyiz edene iadesine, 11.07.2013 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.