11. Hukuk Dairesi 2008/10961 E. , 2010/1630 K. MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi Taraflar arasında görülen davada Batman 2. Asliye Hukuk Mahkemesi’nce verilen 27.06.2008 tarih ve 2007/421 - 2008/425 sayılı kararın Yargıtayca incelenmesi davalı vekili tarafından istenmiş ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi ... tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanaklar…
**11. Hukuk Dairesi 2008/10961 E. , 2010/1630 K.** **"İçtihat Metni"** MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi Taraflar arasında görülen davada Batman 2. Asliye Hukuk Mahkemesi’nce verilen 27.06.2008 tarih ve 2007/421 - 2008/425 sayılı kararın Yargıtayca incelenmesi davalı vekili tarafından istenmiş ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi ... tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü: Davacı vekili, müvekkiline ait marketin merkez ve şubesinin iki ayrı işyeri paket sigorta poliçesi ile sigortalı olduğu dönemde meydana gelen sel felaketi sonucu işyerlerinin zarara uğradığını, davalının düşük tazminat ödeme teklifini kabul etmediklerini ileri sürerek, şimdilik 7.000.00 YTL, ıslah dilekçesi ile toplam 35.014.99 YTL tazminatın faiziyle birlikte tahsilini talep ve dava etmiştir. Davalı vekili, gerçek zararın kanıtlanması gerektiğini savunarak, davanın reddini istemiştir. Mahkemece dosya kapsamına ve benimsenen bilirkişi raporuna göre, eksik sigorta ve muafiyet uygulaması sonucu her iki işyeri toplam emtia zararının 35.014.99 YTL olarak belirlendiği gerekçesiyle davanın kabulüne karar verilmiştir. Kararı, davalı vekili temyiz etmiştir. 1-Dava dosyası içerisindeki bilgi ve belgelere, mahkeme kararının gerekçesinde dayanılan delillerin tartışılıp, değerlendirmesinde usul ve yasaya aykırı bir yön bulunmamasına göre, davalı vekilinin yerinde görülmeyen ve aşağıdaki bendin kapsamı dışında kalan diğer temyiz itirazlarının reddi gerekmiştir. 2-Dava, işyeri sigorta poliçesine dayalı tazminat istemine ilişkindir. Diğer bir çekişme, sel nedeniyle zarar gören malın miktarına ve değerine ilişkin olup, mahkemece, hükme esas alınan bilirkişi raporuna göre belirlenen miktara hükmedilmiştir. Oysa, bu raporda atıf yapılan ekspertiz raporunda bahsedilen genel mizan, faturalar ve fotoğraflar ekspertiz raporuna eklenmemiş, işyerinde bir sayım yapılmadığı, davacının beyanına ve eklediği faturalara itibar edildiği de açıklanmıştır. Bilirkişi raporunda ayrıca işyeri video görüntülerinin de değerlendirildiği, ekspertiz raporundaki saptamaların bu görüntülerle uyumlu olduğu, olay tarihindeki rayice de uyduğu bildirilmiştir. Oysa, gerçek zararın miktarını kanıt yükü sigorta ettiren davacı üzerinde olup, olay günü öncesine kadar işletmeye giren mal mevcudu ile satılan mal mevcudunun farkının belirlenmesi, diğer anlatımla olay günü öncesinde işletmede kalan mal mevcudunun saptanması gerekmektedir. Bu hususlar öncelikle ticari defter ve belgeler üzerinde yaptırılacak uzman bilirkişi nicelemesi ile ortaya konmalıdır. Tüm bu araştırma ve incelemeler sonrasında, gerçek zararın miktarı kesin olarak saptanamaz ise BK.’nun 42 nci maddesi uyarınca hakiminin kendisinin değerlendirme yapması, somut olayın özelliklerini tartışması, hakkaniyete uygun tazminat miktarına hükmetmesi gerekir. Somut olayda, davalı vekili rapora itirazında, gerçek zarar miktarının tespiti için işyerine giriş-çıkışı yapılan emtiaların ticari defterler, fatauralar ve sevk irsaliyeleri ile saptanması gerektiğini, raporda atıf yapılan ekspertiz raporunda bahsedilen genel mizan, faturalar ve fotoğrafların ekspertiz raporuna eklenmediğini, yeni bir bilirkişi incelemesi gerektiğini bildirmiştir. Davalı yan, bu eksiklikleri davadan önce davacıya verdiği cevabi ihtarnamede de bildirmiş, sel nedeniyle zarar gördüğü iddia edilen mal miktarının işyerine hacim itibariyle sığıp sığamayacağının da belirlenmesi gerektiğini de savunmuş olup, rapora itirazında bu ihtarameye de dayanmıştır. Esasen davacı vekili de delil listesinde muhasebecideki işyeri kayıtlarına da dayanmış, bunların celbini istemiştir. Bu durumda, mahkemece, bilirkişi kuruluna mali müşavir ya da muhasebeci olan bir bilirkişi dahil edilerek ilke olarak doğru olan bu itiraz üzerinde durulması, yukarıda yapılan açıklamalar çerçevesinde denetime elverişli yeni bir rapor alınması, sonucuna göre bir karar verilmesi gerekirken, rapora itibar edilmesinin gerekçeleri de açıklanmadan, yetersiz ve denetime elverişli olmayan, ksmen varsayımlara ve hukuki olmayan yazılı gerekçelere dayalı bilirkişi raporuna göre eksik inceleme ile hüküm tesisi doğru olmamıştır. SONUÇ:Yukarıda (1) numaralı bentte açıklanan nedenlerle, davalı vekilinin diğer temyiz itirazlarının reddine,(2) numaralı bentte açıklanan nedenlerle,diğer temyiz itirazlarının kabulü ile kararın davalı yararına BOZULMASINA, ödediği temyiz peşin harcın isteği halinde temyiz edene iadesine, 15.02.2010 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.