12. Hukuk Dairesi 2023/7301 E. , 2024/4380 K. "İçtihat Metni" MAHKEMESİ :Ceza Dairesi ŞİKAYETÇİ : Kone Asansör San. Ve Tic. A.Ş. SUÇ : Hakikate muhalif beyanda bulunmak HÜKÜM : Esastan Ret Bölge Adliye Mahkemesince verilen hükümler temyiz edilmekle dosya incelendi, gereği görüşülüp düşünüldü: 1-Hakikate Muhalif Beyanda Bulunmak suçuna yönelik kurulan hükümlere yönelik vekalet ücreti talebine hasren sanıklar vekilinin temyizine ilişkin incelemede, Temyiz incelemesine konu edilen suçun 2004 sayılı
**12. Hukuk Dairesi 2023/7301 E. , 2024/4380 K.** **"İçtihat Metni"** MAHKEMESİ :Ceza Dairesi ŞİKAYETÇİ : Kone Asansör San. Ve Tic. A.Ş. SUÇ : Hakikate muhalif beyanda bulunmak HÜKÜM : Esastan Ret Bölge Adliye Mahkemesince verilen hükümler temyiz edilmekle dosya incelendi, gereği görüşülüp düşünüldü: 1-Hakikate Muhalif Beyanda Bulunmak suçuna yönelik kurulan hükümlere yönelik vekalet ücreti talebine hasren sanıklar vekilinin temyizine ilişkin incelemede, Temyiz incelemesine konu edilen suçun 2004 sayılı İcra ve İflas Kanunu'nun 338. maddesi kapsamında kalan ve kanunda üst sınırı bir yıla kadar hapis cezası öngören, "Hakikate Muhalif Beyanda Bulunmak" suçunu oluşturduğu gözetildiğinde; 28/02/2019 tarihli Resmi Gazete'de yayımlanarak yürürlüğe giren 7165 sayılı Kanun ile yeniden düzenlenen CMK'nun 286/2-d uyarınca; İlk defa bölge adliye mahkemesince verilen ve 272 nci maddenin üçüncü fıkrası kapsamı dışında kalan mahkûmiyet kararları hariç olmak üzere, ilk derece mahkemelerinin görevine giren ve kanunda üst sınırı iki yıla kadar (iki yıl dâhil) hapis cezasını gerektiren suçlar ve bunlara bağlı adlî para cezalarına ilişkin her türlü bölge adliye mahkemesi kararlarının temyizi mümkün olmadığı cihetle, sanıklar vekili tarafından yapılan temyiz isteminin 5271 sayılı CMK'nun 298/1. maddesi uyarınca, tebliğnameye uygun olarak REDDİNE, 2-Tazminat davasının reddine ilişkin hükme yönelik vekalet ücreti talebine hasren davalı vekilinin temyiz başvurusunun incelenmesinde; 2.3.2005 tarihli ve 5311 sayılı Kanunun 25. maddesi ile değişik 2004 sayılı İcra ve İflas Kanunu'nun 364/1. maddesine göre Bölge Adliye Mahkemesi Hukuk Dairesince verilen ve miktar ve değeri Onbin Türk Lirası’nı geçen nihai kararlara karşı temyiz yoluna başvurulabilir. Bu hükümde öngörülen kesinlik sınırı, 24.11.2016 tarih ve 6763 sayılı Kanun'un 4. maddesi ile 02.12.2016 tarihinden itibaren kırk bin Türk Lirası’na, 20.02.2019 tarih ve 7165 sayılı Kanun’un 1. ve 2. maddesi ile 28.02.2019 tarihinden itibaren elli sekiz bin sekiz yüz Türk Lirası’na, 01.01.2020 tarihinden itibaren yetmiş iki bin yetmiş Türk Lirası'na, 01.01.2021 tarihinden itibaren yetmiş sekiz bin altı yüz otuz Türk Lirası'na, 01.01.2022 tarihinden itibaren yüz yedi bin doksan Türk Lirası'na, 01.01.2023 tarihinden itibaren iki yüz otuz sekiz bin yedi yüz otuz Türk Lirası'na, 01.01.2024 tarihinden itibaren de üç yüz yetmiş sekiz bin iki yüz doksan Türk Lirası'na çıkarılmıştır. Davalının temyizinin konusunun nispi vekalet ücretine ilişkin olduğu ve icra mahkemesince İİK'nun 89/4. maddesine göre istenebilecek tazminat miktarının üst sınırı olan haciz ihbarnamesinde belirtilen borç miktarı 331.873,28 TL üzerinden belirlenecek nispi vekalet ücretinin 51.780,99 TL olacağı, bu durumda, temyizin konusunun 51.780,99 TL lik nispi vekalet ücretine ilişkin olduğu anlaşılmıştır. Somut olayda, Bölge Adliye Mahkemesinin karar tarihine göre uyuşmazlık konusu 51.780,99 TL lik nispi vekalet ücretine ilişkin değerin, yukarıda belirtilen kesinlik sınırını geçmediği anlaşıldığından, anılan Bölge Adliye Mahkemesi kararının temyiz kabiliyeti yoktur. 5311 sayılı Kanunla değişik İİK’nın 364/1-2. maddeleri ve 6100 sayılı HMK'nın 366. maddesinin göndermesi ile uygulanması gereken aynı Kanunun 352. maddesi uyarınca temyiz başvuru talebinin (REDDİNE), 3-İİK 89/4 maddesi uyarınca talep edilen tazminat istemine yönelik olarak kurulan hükme ilişkin incelemede ise; 2004 sayılı İİK’nun 89. maddesinin 1. ve 2. fıkralarında; “Hamiline ait olmayan veya cirosu kabil bir senetle müstenit bulunmayan alacak veya sair bir talep hakkı veya borçlunun üçüncü şahıs elindeki taşınır bir malı haczedilirse icra memuru; borçlu olan hakiki veya hükmi şahsa bundan böyle borcunu ancak icra dairesine ödeyebileceğini ve takip borçlusuna yapılan ödemenin muteber olmadığını veya malı elinde bulunduran üçüncü şahsa bundan böyle taşınır malı ancak icra dairesine teslim edebileceğini, malı takip borçlusuna vermemesini, aksi takdirde malın bedelini icra dairesine ödemek zorunda kalacağını bildirir. Bu haciz ihbarnamesinde, ayrıca 2, 3 ve 4. fıkra hükümleri de üçüncü şahsa bildirilir. Üçüncü şahıs; borcu olmadığı veya malın yedinde bulunmadığı veya haciz ihbarnamesinin tebliğinden önce borç ödenmiş veya mal istihlak edilmiş veya kusuru olmaksızın telef olmuş veya malın borçluya ait olmadığı veya malın kendisine rehnedilmiş olduğu veya alacak borçluya veya emrettiği yere verilmiş olduğu gibi bir iddiada ise, keyfiyeti, haciz ihbarnamesinin kendisine tebliğinden itibaren yedi gün içinde icra dairesine yazılı veya sözlü olarak bildirmeye mecburdur" hükmüne yer verilmiştir. Kanun hükmünde yer alan tazminatın konusu, haciz ihbarnamesine karşı üçüncü kişinin gerçeğe aykırı beyanda bulunması sebebiyle takip alacaklısının uğradığı zarardır. Bu davada, üçüncü kişinin gerçeğe aykırı beyanda bulunduğunu davacı takip alacaklısı ispat etmelidir. Üçüncü kişinin beyanının aksi, İİK.'nun 68. maddesinde sayılan belgelere bağlı olmaksızın her türlü delille ispat edilebilir. Anılan maddenin açık hükmü gereğince; icra mahkemesince, genel hükümlere göre yargılama yapılarak sonuca gidilmelidir. İİK'nun 89/4. maddesine dayalı olarak açılan tazminat davasında, tarafların göstereceği deliller, ticari defterler ve kayıtlar üzerinde bilirkişi incelemesi yapılarak, ihbarnamenin tebliğ tarihi itibariyle, borçlunun, üçüncü kişiden istenebilir, kesin nitelikte bir alacağının mevcut olup olmadığı genel hükümler çerçevesinde belirlenir, diğer bir ifade ile anılan maddeye göre tazminata hükmedilebilmesi için, borçlunun, haciz ihbarnamesinin üçüncü kişiye tebliği tarihi itibariyle, üçüncü kişi nezdinde kesinleşmiş, haczedilebilecek muaccel bir alacağının bulunması zorunludur. Somut olayda, 3. Kişi Antalya Medikum Özel Sağlık Hizmetleri Aş.'nin, dava dışı borçlu Laminer Mühendislik Isıtma Soğutma Doğalgaz İnşaat San. ve Tic. Ltd. Şirketi'ne, haciz ihbarnamesinin tebliğ tarihi itibariyle kesinleşmiş ve muaccel bir borcunun bulunup bulunmadığının tespiti için, öncelikle 89/1 haciz ihbarnamesinin tebliğ edildiği 06/04/2018 tarihi itibariyle borçlu şirket ile davalı 3. kişi şirkete ait ticari defterlerin açılış ve kapanış tasdiklerinin olup olmadığının tespit edilmesi ile tüm taraflara ait tüm ticari defter ve belgeler ile 2018 yılına ait ticari defterlerle birlikte, asıl borçlu ve 3. şahıs arasında düzenlenen protokol hükümleri de dikkate alınarak, fatura, hakediş,banka dekontları ve ödeme belgeleri üzerinde karşılaştırmalı olarak bilirkişi incelemesi yaptırılıp, haciz ihbarnamesinin tebliğ tarihi itibariyle borçlunun davalı 3. şahıstan kesinleşmiş ve muaccel bir alacağının olup olmadığının net olarak tespit edilerek, sonucuna göre hukuki durumun tayin ve takdiri gerekirken, borçlu şirket ile 3. kişi şirkete ait ticari defterlerin ayrı ayrı incelenmesi sonucunda tanzim edilen bilirkişi raporlarına dayanılarak ve dosya kapsamında mevcut 03/06/2021, 13/10/2021 ve 22/08/2022 tarihli bilirkişi raporları arasındaki çelişki giderilmeden sonuca gidilmesi isabetsizdir. Kaldı ki; Somut uyuşmazlıkta, Bölge Adliye Mahkemesince ilk derece mahkemesinin karar gerekçesi değiştirilerek, tamamen farklı bir gerekçe oluşturularak istinaf talebinin esastan reddine karar verilmiştir. İstinaf kanun yolu incelemesinin nasıl yapılacağına ilişkin usül düzenlemesi HMK. nın 341 ila 360. maddeleri arasında düzenlenmiştir. Bölge Adliye Mahkemesinin ilgili dairesinin ilk derece mahkemesinin gerekçe hatasını nasıl gidereceği 6100 Sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun 353/1-b/2. maddesinde “Yargılamada eksiklik bulunmamakla beraber, kanunun olaya uygulanmasında hata edilip de yeniden yargılama yapılmasına ihtiyaç duyulmadığı takdirde veya kararın gerekçesinde hata edilmiş ise düzelterek yeniden esas hakkında, duruşma yapılmadan karar verilir.” şeklinde düzenlenmiş, Ayrıca 6100 Sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun 359/2. maddesinde “Hükmün sonuç kısmında, gerekçeye ait herhangi bir söz tekrar edilmeksizin, taleplerden her biri hakkında verilen hükümle, taraflara yüklenen borç ve tanınan hakların, sıra numarası altında, açık, şüphe ve tereddüt uyandırmayacak şekilde gösterilmesi gereklidir.” hükmüne yer verilmiştir. HMK.nın 359/2. maddesinde amaçlanan, özellikle infaza esas alınacak hüküm sonucunun şüphe ve tereddüd uyandırmayacak şekilde oluşturulmasıdır. Bölge Adliye Mahkemeleri İlk Derece Mahkemesinin hatasını HMK. nın 359. maddesine uygun şekilde yeniden karar vererek düzeltmek zorundadır. Bölge Adliye Mahkemelerinin HMK. nın 370/2, 3 ve 4. maddesinin Yargıtay' a tanıdığı düzelterek onama yetkisi yoktur. Bu emredici düzenlemeler karşısında, Bölge Adliye Mahkemesi tarafından ilk derece mahkemesinin kararını gerekçe hatası nedeni ile kaldırıp, uygun gerekçe ile yeniden esastan bir karar vermesi gerekirken, ilk derece mahkemesinin gerekçesini değiştirerek istinaf talebinin esastan reddine karar vermesi de usul ve yasaya aykırıdır. SONUÇ : Davacının temyiz itirazlarının kabulü ile yukarıda yazılı nedenlerle 5311 sayılı Kanun ile değişik İİK'nun 364/2. maddesinin göndermesiyle uygulanması gereken 6100 sayılı HMK'nun 373/1. maddesi uyarınca, İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 32. Ceza Dairesi'nin 30/05/2023 tarih ve 2023/1247 Esas, 2023/1841 Karar sayılı kararının KALDIRILMASINA ve İstanbul 26. İcra Ceza Mahkemesi'nin 14/02/2023 tarih ve 2018/64 Esas ve 2023/17 Karar sayılı kararının BOZULMASINA, peşin alınan temyiz harcının istek halinde ilgiliye iadesine, dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin de Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine, 07/05/2024 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.