11. Hukuk Dairesi 2010/1058 E. , 2010/12365 K. MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi Taraflar arasında görülen davada Türkoğlu Asliye Hukuk Mahkemesi’nce verilen 20.11.2009 tarih ve 2008/236-2009/298 sayılı kararın Yargıtayca incelenmesi davalı vekili tarafından istenmiş ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi ... tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları v…
**11. Hukuk Dairesi 2010/1058 E. , 2010/12365 K.** **"İçtihat Metni"** MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi Taraflar arasında görülen davada Türkoğlu Asliye Hukuk Mahkemesi’nce verilen 20.11.2009 tarih ve 2008/236-2009/298 sayılı kararın Yargıtayca incelenmesi davalı vekili tarafından istenmiş ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi ... tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü: Davacılar vekili, müvekkillerinin mahkeme kararı ile davalı kooperatife ortak olduklarının tespitine karar verildiğini, müvekkillerinin devralmış oldukları kooperatif ortaklığı için uğraştıkları sırada davalı kooperatifin hiçbir gerekçe göstermeden tasfiye kararı almış olduğunu, bu kararın kooperatifi ve ortakları zarara uğrattığını, tasfiye kararının ortakların menfaatlerine aykırı bulunduğunu, bu nedenle yasaya aykırı olduğunu ileri sürerek, davalı kooperatif tarafından alınan tasfiye kararının iptalini talep ve dava etmiştir. Davalı vekili, davacıların husumete ehil olmadıklarını, ortak olduklarının tespitine ilişkin davaların henüz kesinleşmediğini, davacıların ortak oldukları kabul edilse dahi davanın süresinde açılmamış olduğunu, davaya konu kararın yasaya uygun olarak alındığını, davacıların iddialarının mesnetsiz bulunduğunu savunarak, davanın reddini istemiştir. Mahkemece, iddia, savunma ve tüm dosya kapsamına göre, davalı kooperatifin hiçbir sebep yokken ve hiçbir gerekçe göstermeden tasfiyesine karar verildiği, bu kararın kanuna, anasözleşme hükümlerine ve iyiniyet esaslarına aykırı olduğu sonucuna varılarak, davanın kabulü ile davalı kooperatifin 08.05.2007 tarihli kooperatifin tasfiyesine ilişkin genel kurul kararı ile bu karara bağlı olarak alınan 21.05.2007 tarihli yönetim kurulu kararının iptaline karar verilmiştir. Kararı, davalı vekili temyiz etmiştir. 1- Dava dosyası içerisindeki bilgi ve belgelere, mahkeme kararının gerekçesinde dayanılan delillerin tartışılıp, değerlendirilmesinde usul ve yasaya aykırı bir yön bulunmamasına göre, davalı vekilinin aşağıdaki bent kapsamı dışında kalan ve yerinde görülmeyen diğer temyiz itirazlarının reddine karar vermek gerekmiştir. 2- Dava, genel kurul kararının iptali istemine ilişkindir.Davalı kooperatifin 08.05.2007 tarihli genel kurul toplantısında kooperatifin tasfiyesine karar verilmiş olup, davacılar tarafından 10.06.2008 tarihinde açılan işbu davada alınan bu kararın iptali istenmiştir. Kooperatifler Kanunu’nun 53 ncü maddesinde kanuna, anasözleşme hükümlerine ve iyiniyet esaslarına aykırı olduğu iddiası ile genel kurul kararları aleyhine toplantıyı kovalayan günden başlamak üzere bir ay içinde kooperatif merkezinin bulunduğu yerdeki mahkemeye başvurulabileceği düzenlenmiştir.Buna göre, genel kurul kararlarının iptaline ilişkin davanın 1 aylık sürede açılması gerekmekte olup, bu süre niteliği itibarıyla hak düşürücü süredir.İptal davasının bu süre geçtikten sonra açılması halinde davanın esasa girilmeden süreden reddi gerekir.Somut olayda, davacılar genel kurulda alınan kararın iptalini istemiş olup, davada iptal sebeplerine dayanmışlardır. Genel kurulda alınan kararların geçersizliğini gerektirecek bir durumun varlığı ileri sürülmediği gibi dosyadaki bilgi ve belgelerden böyle bir halin varlığı da tespit edilmemiştir.Mahkemece de iptal sebeplerine dayalı olarak davanın kabulüne karar verilmiş olup, davacılar kararı gerekçe yönünden temyiz etmemişlerdir.Bu durumda, yasal süre geçirildikten sonra açılan iptal sebeplerine dayalı davanın bu nedenle reddine karar verilmesi gerekirken, yazılı şekilde uyuşmazlığın esasına girilerek davanın kabulüne karar verilmesi doğru görülmemiş, kararın bu nedenle bozulması gerekmiştir. SONUÇ: Yukarıda (1) numaralı bentte açıklanan nedenlerle davalı vekilinin diğer temyiz itirazlarının reddine; (2) numaralı bentte açıklanan nedenlerle davalı vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile kararın davalı yararına BOZULMASINA, ödediği temyiz peşin harcın isteği halinde temyiz edene iadesine, 02.12.2010 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.