İSTİNAF KARAR TARİHİ: 05/11/2025 İSTİNAF KARAR YAZIM TARİHİ: 05/11/2025 Kayseri 2. Asliye Ticaret Mahkemesi 'nin 2024/777 Esas 2025/590 Karar sayılı ilamına karşı, davalı vekili tarafından istinaf kanun yoluna başvurulması üzerine dosya dairemize gelmekle dosya üzerinden yapılan inceleme sonucunda ; TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMALARININ ÖZETİ: Davacı vekilinin dava dilekçesinden özetle; Davacı vekilinin dava dilekçesinden özetle; müvekkili şirket ile davalı sigorta şirketi (... …
T.C. KAYSERİ BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 6. HUKUK DAİRESİ ESAS NO: 2025/1800 KARAR NO: 2025/1976 T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A B Ö L G E A D L İ Y E M A H K E M E S İ K A R A R I İNCELENEN KARARIN MAHKEMESİ: KAYSERİ 2. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ TARİHİ: 20/06/2025 NUMARASI: 2024/777Esas - 2025/590Karar DAVANIN KONUSU: Tazminat (Rücuen Tazminat) İSTİNAF KARAR TARİHİ: 05/11/2025 İSTİNAF KARAR YAZIM TARİHİ: 05/11/2025 Kayseri 2. Asliye Ticaret Mahkemesi 'nin 2024/777 Esas 2025/590 Karar sayılı ilamına karşı, davalı vekili tarafından istinaf kanun yoluna başvurulması üzerine dosya dairemize gelmekle dosya üzerinden yapılan inceleme sonucunda ; TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMALARININ ÖZETİ: Davacı vekilinin dava dilekçesinden özetle; Davacı vekilinin dava dilekçesinden özetle; müvekkili şirket ile davalı sigorta şirketi (... A.Ş.) arasında ... poliçe numarası ile 27.07.2014 - 27.07.2016 tarihlerini kapsar şekilde ve ''işveren sorumluluk sigortasını'' da içerir ''kapsamlı iş yeri sigortası'' ilişkisi kurulduğunu, müvekkili firma bünyesinde sigortalı olarak çalışan işçi ...' in müvekkili işyerinde ... tarihinde iş kazası geçirdiğini, söz konusu iş kazasından dolayı kazazede işçinin açtığı maddi-manevi tazminat konulu yargılama Kayseri 4. İş Mahkemesi'nin 2016/404 Esas, 2019/306 Karar Sayılı, 14/03/2019 tarihli yargılama dosyası ile yapıldığını, kaza tarihi itibariyle müvekkili işyerinin sigortalı olduğu sigorta şirketine (... A.Ş.) yargılama dosyası 31.03.2016 tarihinde ihbar edilmiş ve davalı sigorta şirketi de dosyada ihbar olunan sıfatında olduğunu, Kayseri 4. İş Mahkemesi'nin 2016/404 Esas, 2019/306 Karar Sayılı, 14/03/2019 tarihli kararında; mevcut kazada, kazazede işçinin kusurunun %10 olduğunu, müvekkili şirketin ise %90 kusurunun bulunduğunu, %38,2 oranında meslekte kazanma ve çalışma gücünden geri kaldığı nedenleriyle ve yapılan yargılama neticesinde işçi lehine maddi-manevi tazminata hükmedildiğini, söz konusu karara dayanılarak kazazede davacı işçi ... tarafından müvekkili şirket aleyhine Kayseri Genel İcra Dairesi'nin ... Esas sayılı dosyası ile ilamlı icra takibi başlatıldığını, müvekkili şirket tarafından söz konusu karara karşı Tehir-i İcra talepli olarak İstinaf kanun yoluna başvurulduğunu, İstinaf başvurusunun esastan reddine karar verildiğini, İstinaf kararı üzerine müvekkili şirketin söz konusu karara karşı Temyiz kanun yoluna başvurduğunu, Temyiz makamı olan Yargıtay 10. Hukuk Dairesi'nin 21.09.2023 tarihli, 2023/8581 Esas, 2023/8528 Karar sayılı kararı ile kararın onandığını, söz konusu kararın kesinleştiğini, müvekkili şirket aleyhine davacı kazazede işçi tarafından başlatılan ilamlı icra takip dosyasına müvekkili şirket tarafından ödeme yapıldığını, icra dosyasının infazen kapatıldığını, ayrıca söz konusu iş kazası nedeniyle Sosyal Güvenlik Kurumu'nun kazazede işçi için yaptığı ödemelerin müvekkili şirketten rücusu ve müvekkilinden tahsili amacıyla; SGK tarafından müvekkil şirket aleyhine Kayseri 1. İş Mahkemesi'nin 2017/345 Esas 2019/556 Karar sayılı ''Sosyal Güvenlik Hukuku'ndan Kaynaklanan Alacak'' konulu dava açıldığını, yapılan yargılama neticesinde SGK' nın davasının kabul edildiğini, söz konusu karara dayanılarak davacı kurum SGK tarafından müvekkili şirket aleyhine Kayseri Genel İcra Dairesi'nin ... Esas sayılı dosyası ile ilamlı icra takibi başlatıldığını, müvekkili şirket tarafından söz konusu karara karşı İstinaf kanun yoluna başvurulduğunu, istinaf makamı olan Kayseri Bölge Adliye Mahkemesi 7. Hukuk Dairesi'nin 10/03/2020 tarihli, 2020/385 Esas, 2020/366 Karar Sayılı kararı ile; Kayseri 1. İş Mahkemesi'nin dosyasında yeterli incelemeler ve usuli eksiklikler olduğundan kararın kaldırılmasına karar verildiğini, istinaf kararı sonrası dosya yeniden yargılama yapılmak üzere Kayseri 7. İş Mahkemesi'nin 2021/412 Esas, 2022/233 Karar sayılı dosyasıyla yapılmış, akabinde verilen karara karşı müvekkili şirketçe tekrardan İstinaf kanun yoluna başvurulmuş ancak istinaf makamı olan Kayseri Bölge Adliye Mahkemesi 7. Hukuk Dairesi'nin 13/10/2022 tarihli, 2022/3746 Esas, 2022/1893 Karar Sayılı kararı ile müvekkili şirketin İstinaf başvurusunun esastan reddine karar verildiğini, bütün izah edilen olaylar ve gelişmeler neticesinde kararın kesinleşmesi üzerine müvekkili şirket aleyhine davacı kurum SGK tarafından başlatılan ilamlı icra takip dosyasına müvekkili şirket tarafından ödeme yapıldığını, ve icra dosyası infazen kapatıldığını, tüm yargılama süreçlerinden davalı zaten ihbar olunan sıfatı ile haberdar olmakla birlikte ayrıca müvekkili tarafından yapılan ödemelerde taraflarınca iadeli taahhütlü olarak davalıya yazılı şekilde bildirildiğini, ve bu yazılı başvurumuzda tüm süreç davalıya yine ekli belgeler ile tekrar bildirilerek müvekkili tarafından yapılan ödemelerin davalı sigorta şirketinden rücuen tahsili için yazılı başvuru yapılmış ve davalıya süre verildiğini, söz konusu iadeli taahhütlü yazılı başvuru davalıya 08.07.2024 tarihinde tebliğ edildiğini, ancak davalı tarafından süresi içerisinde herhangi bir cevap ve dönüş olmadığı gibi herhangi bir ödemede yapılmadığını, davanın kabulü ile ... tarihinde meydana gelen iş kazasından dolayı müvekkilin ödediği meblağların sigortacı konumunda ki davalıdan şimdilik 350.000,00 TL' nin davalıya ihbar tarihi olan 31.03.2016 tarihinden itibaren işlemiş ve işleyecek avans faiziyle birlikte rücuen tahsili ile müvekkile ödenmesine, yargılama giderleri ile vekalet ücretinin davalı üzerine yükletilmesine karar verilmesini talep ve dava etmiştir. Davalı vekilinin cevap dilekçesinden özetle; Davalı vekilinin cevap dilekçesinden özetle; davanın yetkisiz mahkemede açıldığını, yetkili mahkeme İstanbul Nöbetçi Asliye Ticaret Mahkemeleri olup öncelikle davanın yetkisizlik sebebiyle reddine karar verilmesi gerektiğini, dava konusu talebin zamanaşımına uğradığını, varsa dahi taleplerden müvekkili sigorta şirketinin limit ile sorumluluğu bulunduğunu, poliçede varsa dahi sorumluluklarının tüm anapara, faiz, vekalet ücretleri ve olası icra masraflarının tamamını kapsar şekilde sadece 350.000,00-TL olduğunu, poliçe tüm fer'iler dahil tutar üzerinden düzenlendiğini, müvekkili şirketin dava öncesi temerrüde düşürülmediğini, sigortacıya usulüne uygun başvuruda bulunulmamışsa sigortacının sigorta bedelini ödeme borcu muaccel olamayacağından temerrüdünden de söz edilmeyeceğini, davaya konu kaza ile ilgili müvekkili şirkete herhangi bir başvuru yapılmadığından ve bu kapsamda müvekkil şirket dava açılmadan önce temerrüde düşmemiş olduğundan davacı yanın dava dilekçesindeki taleplerinden dolayı müvekkili şirketin faiz ve ferilerden dahi sorumluluğu bulunmadığını, avans faizi talebinin taraflarınca kabulünün mümkün olmadığını, dava konusu talep iş kazasından kaynaklı maddi tazminat talebine ilişkin olup avans faiz talep edilemeyeceğini, avans faizin ancak işin ticari nitelikte olması ve yine ticari işletmeye ilişkin olması halinde talep edilebilen faiz türü olduğunu, sorumluluk poliçelerinde, sigortacının; sadece sigortalısına düşen kusur nisbetince poliçe teminatları dahilinde sorumlu tutulabileceğini, yetkisizlik nedeniyle davanın usulden reddine, zamanaşımı sebebiyle davanın reddine, manevi tazminat yönünden ayrı bir kloz bulunmadığına, manevi tazminat talepleri poliçe limitinin içerisinde %20 oranında sınırlı olarak eklendiğine, varsa dahi müvekkili sigorta şirketinin sorumluluğunun sadece maddi manevi toplam poliçe limiti ve oransal fer'iler ile sınırlı olduğuna,faiz başlangıç tarihinin aleyhlerine hüküm kurulacaksa dahi ödeme tarihinden başlayacağına, haksız olarak açılmış bulunan davanın esastan dahi reddine, müvekkili şirket dava açılmasına sebebiyet vermemiş bulunmakla; tüm dava masrafları, faiz ve sair fer'i taleplerinin reddine, vekaletin ücretinin yargılama giderlerinin davacıya yükletilmesine karar verilmesini talep etmiştir. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARININ ÖZETİ: İlk derece mahkemesi tarafından yapılan yargılama sonucunda;" Somut olayın değerlendirilmesinde; davacıya ait iş yerinde ... tarihinde meydana gelen iş kazasında dava dışı ...'in yaralanması neticesinde dava dışı SGK tarafından işbu dosya davacısı ... Ltd Şti'ye yönelik,dava dışı işçiye bağlanan gelirin, geçici iş göremezlik ve tedavi gideri ödemesinin tahsili için Kayseri 7. İş Mahkemesi 2021/412 Esas 2022/233 Karar (bozma öncesi Kayseri 1.İş Mahkemesi'nin 2017/345 esas 2019/556 karar) sayılı dosyada açılan davada davanın kabulüne karar verildiği,kararın kesinleştiği ve ilamın Kayseri Genel İcra Dairesi' nin ... Esas sayılı dosyada icraya konularak davacıdan asıl alacak ile ferileri toplamı olarak 27/10/2022 tarihinde 190.921,80-TL'nin tahsil edildiği, yine aynı kazaya ilişkin dava dışı ... tarafından işbu dosya davacısı ... Ltd Şti'ye yönelik maddi ve manevi tazminat istemiyle açılan Kayseri 4. İş Mahkemesi 2016/404 Esas 2019/306 Karar sayılı dosyasında görülen davanın maddi tazminat yönünden kabulüne,manevi tazminat yönünden kısmen kabulüne karar verildiği, işbu kararın da kesinleştiği ve mahkeme ilamının Kayseri Genel İcra Dairesi' nin ... Esas sayılı dosyasında takibe konularak davacıdan asıl alacak ile ferileri toplamı olarak 15/12/2023 tarihinde 228.683,99'TL nin tahsil edildiği, davacıya ait iş yerinde meydana gelecek kazalardan dolayı işverenden talep edilebilecek maddi ve manevi zarar taleplerinin de karşılanması için 17/07/2014-27/07/2015 tarih aralığını kapsar şekilde ... numaralı Kapsamlı İş Yeri Sigorta Poliçesi düzenlendiği, kazanın sigortalı işlerinde meydana geldiği, manevi tazminat klozunun işveren mali sorumluluk sigortası teminat limitinin %20 si kadar(350.000*20/100=70.000-TL) poliçe teminat limiti kapsamına dahi olduğu, yine yargılama gideri ile işleyecek faizin de poliçe teminat limiti kapsamına olduğu, poliçe teminat limitinin ise 350.000 TL olduğu,davalı sigorta şirketi ile birleşen ...'ya İş Mahkemelerinde görülen davalarda ihbar yapıldığı,bu nedenle de davalı sigorta şirketinin, davacı şirketin, dava dışı işçiye ve SGK'ya faiziyle ödediği maddi ve manevi tazminat, harç, yargılama gideri, vekalet ücreti ile icra takibi masraflarından poliçe teminat limitiyle sorumlu bulunduğu, davacının takip dosyalarına ödemiş olduğu bedeli limit dahilinde ödediği tarihten itibaren davalıdan rücuen isteyebileceği gözetilerek..." gerekçesiyle Davanın KABULÜ ile, 350.000-TL tazminatın 190.921,80-TL' sinin ödeme tarihi olan 27/10/2022 tarihinden itibaren işleyecek avans faiziyle birlikte, 159.078,02-TL' sinin ise ödeme tarihi olan 15/12/2023 tarihinden itibaren işleyecek avans faiziyle birlikte davalıdan tahsili ile davacıya verilmesine karar verilmiştir. İşbu kararı davalı vekili süresinde istinaf etmiştir. İSTİNAF SEBEPLERİ : Davalı vekili istinaf başvuru dilekçesinde özetle;Kayseri 2.Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 2024/777 Esas sayılı dava dosyasında davacı ... Anonim Şirketi, Kayseri 4.iş Mahkemesi 2016/303 Esas 2019/306 Karar ve Kayseri 1.İş Mahkemesi 2021/412 Esas 2022/233 Karar sayılı dosyalar kapsamında yapmış olduğu ödemeleri talep ettiğini, yerel mahkemece herhangi bir rapor alınmadan müvekkil şirketin sorumlu olduğu kabul edilerek 20/06/2025 tarihli ilk celsede davanın kabulüne karar verildiğini, ilgili hususun hukuka aykırı olduğunu, söz konusu kazanın poliçe kapsamında teminatta olup/olmadığına ilişkin herhangi bir inceleme yapılmadığını ve müvekkil şirketin poliçe kapsamında sorumluluğununu bulunup/bulunmadığı yönünde herhangi bir değerlendirme; teminat incelemesi yapılmadığını, işbu sebeple ilgili mahkeme kararının kaldırılması gerektiğini, davacı söz konusu dosyalar kapsamında yapmış olduğu ödemelerde faiz yönünden kazazede işçi tarafından açılan davada kaza tarihi olan ...'den; SGK tarafından açılan davada ise onay-sarf ve tediye tarihinden işleyecek faiz ile birlikte sorumlu tutulduğunu, müvekkil sigorta şirketinin ilgili tarihlerden sorumlululuğu mevcut olmadığını, işbu sebeple söz konusu tutarların tamamının müvekkil şirketten istenmesi hukuka aykırı olduğunu, müvekkil şirketin sorumluluğu kaza/olay tarihinden itibaren olmaması sebebi ile ilgili tarihten işleyecek faizden müvekkil şirketin sorumluluğu bulunmadığını, müvekkil şirket haksız fiil sorumlusu olmayıp, varsa dahi sorumluluğunun kaynağı davacı/sigortalı işverenle yaptığı sigorta sözleşmesinden kaynaklandığını, işbu sebeple müvekkil şirketin olay tarihinden itibaren sorumluluğu varmışçasına talepçi olunması hukuka aykırı olduğunu, müvekkil şirketin varsa dahi sorumluluğu dava tarihinden itibaren işleyecek faiz ile sınırlı olacağını, davaya konu ilgili poliçe tüm masraflar klozu başlığı altında feriler dahil olarak düzenlenmiş olmasına rağmen ilgili hususa ilişkin herhangi bir değerlendirme yapılmadığını, poliçede varsa dahi sorumluluğu tüm anapara, faiz, vekalet ücretleri ve olası icra masraflarının tamamını kapsar şekilde sadece 350.000,00-TL olduğunu, poliçe tüm fer'iler dahil tutar üzerinden düzenlendiğini, ilgili özel şart dikkate alınmaksızın yargılama gideri, vekalet ücreti, işlemiş faiz vb. kalemlerden de müvekkil sigorta şirketi sorumlu tutulduğunu, işbu yönüyle ilgili hükmün kaldırılması gerektiğini, yerel mahkemece dava konusu taleplere ödeme tarihinden itibaren avans faizi işletilmesi gerektiği yönünde hüküm kurulduğunu, ancak ilgili husus hukuka aykırı olduğunu, dava konusu talep iş kazasından kaynaklı (haksız fiilden) maddi tazminat talebine ilişkin olup, avans faiz talep edilemeyeceğini, avans faiz, ancak işin ticari nitelikte olması ve yine ticari işletmeye ilişkin olması halinde talep edilebilen faiz türü olduğunu, gerek yukarıda sunulan; gerekse Sayın Mahkemece re'sen dikkate alınacak sebeplerle usule ve yasaya aykırı Kayseri 2.Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 20.06.2025 tarih, 2024/777 Esas 2025/590 Karar sayılı ilamının müvekkil lehine kaldırılmasına ve davanın reddine karar verilmesi, davalı müvekkil şirket aleyhine Kayseri Genel İcra Dairesi ... E. Sayılı dosya ile icra takibine geçilmiş olması sebebi ile ve müvekkil şirket icra tehdidi altında bulunduğundan Tehiri-İ icra talebin kabulüne, yargılama harç ve masrafları ile vekâlet ücretinin davacı üzerinde bırakılmasına karar verilmesini talep etmiştir. Davacı vekili istinaf dilekçesine karşı sunduğu cevap dilekçesinde özetle ; Davalı tarafın, yerel mahkemece herhangi bir rapor alınmaksızın ve poliçe teminat kapsamına ilişkin inceleme yapılmaksızın hüküm kurulduğu yönündeki istinaf itirazları, hem usul hukukuna hem de somut uyuşmazlığın mahiyetine açıkça aykırı olduğunu, eldeki dava, işveren sorumluluk sigortası kapsamında meydana gelen iş kazası neticesinde, davacı sigortalının kazazede işçiye ve SGK'ya yargılama ve icra safhasında ifa ettiği edimlerin, sigorta sözleşmesi çerçevesinde davalı sigorta şirketine rücuen tahsiline ilişkin olduğunu, uyuşmazlığın esasını teşkil eden sigorta poliçesinin varlığı, yürürlük süresi, rizikonun gerçekleşme tarihi ile yapılan ödemelerin mahiyeti ve miktarı taraflar arasında çekişmeli olmayıp, tamamı dosya kapsamındaki resmî belgeler ve ilamlarla sabit durumdadır. Ki poliçe limiti karşısında(350.000,00-TL) davacı müvekkilin ödemek zorunda kaldığı meblağların ise poliçe limitinin kaç katı miktarda üstünde olduğu da apaçık ortada olduğunu, bu yönüyle söz konusu ihtilaf, teknik ya da özel uzmanlık bilgisi gerektirmeyen, tamamıyla hukukî yorum ve normatif değerlendirme çerçevesinde yargılamanın hakimi tarafından kolaylıkla irdelenilerek çözülebilecek bir nitelik arz ettiğini, nitekim davalı taraf da cevap dilekçesinde, poliçeyi yahut olayın poliçe süresi içinde gerçekleştiğini inkâr etmemiş; yalnızca sorumluluğun kapsamı ve faiz başlangıç tarihi gibi hukukî nitelikteki hususlara yönelik itirazlarını sunduğunu, bu bağlamda, ilk derece mahkemesinin, dosyada yer alan belge ve kayıtları yeterli görerek HMK m. 266 uyarınca takdir yetkisini kullanması, usul ve yasaya uygundur. Hâkim tarafından yapılan bu değerlendirme sonucu verilen hüküm, hem şeklen, hem usulen hem de esasen isabetli olup; davalının istinaf dilekçesindeki anılan iddialar kararın kaldırılmasını gerektirir nitelikte olmadığını, davalı tarafın, sigorta şirketinin usulüne uygun şekilde temerrüde düşürülmediği ve bu nedenle faiz ile fer’i alacaklardan sorumlu tutulamayacağı yönündeki istinaf itirazı da hukuki dayanaktan yoksun olduğunu, somut olayda, dava konusu iş kazasına ilişkin olarak kazazede işçi tarafından ikame edilen Kayseri 4. İş Mahkemesi'nin 2016/303 Esas sayılı dosyası ile açılan tazminat davası, müvekkil davacı tarafından 31.03.2016 tarihinde işbu davadaki davalı sigorta şirketine mahkeme aracılığıyla usulüne uygun şekilde ihbar edildiğini, izah edilen tüm yargılama süreçlerinden davalı zaten ihbar olunan sıfatı ile haberdar olmakla birlikte ayrıca müvekkil tarafından yapılan ödemelerde tarafımızca iadeli taahhütlü olarak davalıya yazılı şekilde bildirildiğini, bu yazılı başvuruda tüm süreç davalıya yine ekli belgeler ile tekrar bildirilerek müvekkil tarafından yapılan ödemelerin davalı sigorta şirketinden rücuen tahsili için yazılı başvuru yapıldığını ve davalıya süre verildiğini , söz konusu iadeli taahhütlü yazılı başvurusunun davalıya 08.07.2024 tarihinde tebliğ edildiğini, davalı tarafından süresi içerisinde herhangi bir cevap ve dönüş olmadığı gibi herhangi bir ödemede yapılmadığını, dolayısıyla, ihbarın içeriği ve şekli itibarıyla ve ayrıca yapılan yazılı başvuru ile gerek Borçlar Kanunu’nun gerekse Ticaret Kanunu'nun temerrüde ilişkin hükümleri çerçevesinde sigorta şirketi açıkça temerrüde düşürülmüş olup, bu açık ve somut duruma rağmen davalı tarafın temerrüde ilişkin inkâr niteliğindeki savunmasına itibar edilmesi mümkün olmadığını, davalı Sigorta Şirketinin, poliçe limitinin aşıldığı ve yargılama giderleri, vekâlet ücreti, faiz ve sair fer’i alacaklara ilişkin herhangi bir değerlendirme yapılmadığı yönündeki istinaf itirazları, maddi olgulara ve hukuki düzenlemelere açıkça aykırı olduğunu, mahkemece, sigorta şirketinin poliçe limiti dâhilindeki sorumluluğu tespit edilerek yalnızca 350.000,00 TL tutarında teminat bedeline hükmedilmiş olup, poliçe limiti aşılmadığını, öte yandan, hükmedilen yargılama giderleri ve vekâlet ücreti, kazazede işçiye karşı değil; doğrudan davacı müvekkil ile davalı sigorta şirketi arasındaki işbu rücuen tazminat davasından kaynaklanmakta olup, davalının dava sürecindeki haksız tutumu nedeniyle yüklenmesi gereken kalemler olduğunu, aynı şekilde, poliçe limiti dışında kalan faiz kalemi de poliçede teminat altına alınan zarara ilişkin olmayıp, sigorta şirketinin ödeme yükümlülüğünü haksız şekilde yerine getirmemesi nedeniyle işlemiş olan faiz niteliğinde olduğunu, bu faiz, poliçe teminatı kapsamındaki rizikodan değil, bizzat sigorta şirketinin kusurlu davranışından kaynaklanan bir sorumluluk olduğunu, bu nedenle, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun 326. maddesi uyarınca davada haksız çıkan taraf sıfatıyla davalı sigorta şirketine yargılama giderleri ve vekâlet ücretinin yükletilmesi usul hukukunun emredici hükmünün bir gereği olduğunu, davalı tarafın, yerel mahkemece davaya konu taleplere ödeme tarihinden itibaren avans faizi işletilmesinin hukuka aykırı olduğu ve yalnızca yasal faiz uygulanabileceği yönündeki istinaf itirazları, işbu davanın mahiyeti, taraflar arasındaki hukuki ilişki ve ilgili mevzuat hükümleri dikkate alındığında dayanaksız olduğunu, eldeki dava, doğrudan kazazede işçi ile işveren arasındaki iş kazasından kaynaklı asli tazminat davası olmayıp, işverenin iş kazası nedeniyle yaptığı ödemelerin, taraflar arasında akdedilen işveren mali sorumluluk sigorta poliçesi kapsamında davalı sigorta şirketine rücu edilmesine ilişkin ticari nitelikte bir dava olduğunu, bu haliyle dava, davacı sigortalı ile davalı sigorta şirketi arasındaki sigorta ilişkisine yani ticari nitelikteki sözleşmesel ilişkiye dayanmakta olup, tarafların tacir olması ve uyuşmazlığın ticari işletmelerine ilişkin bulunması nedeniyle açıkça ticari dava niteliğinde olduğunu, avans faizi, ticari işlerden doğan para borçlarında uygulanması gereken faiz türü olduğunu, uyuşmazlığın kaynağını sigorta sözleşmesi oluşturduğundan, sigorta şirketinin tacir sıfatı ve borcun ticari mahiyeti birlikte değerlendirildiğinde, mahkemece avans faizi uygulanması hem yasaya hem de hakkaniyete uygun olduğunu, davalı tarafın dayandığı Yargıtay 17. Hukuk Dairesi kararında, zarar doğuran olayın doğrudan gerçek kişi tarafından gerçekleştirildiği ve aracın ticari nitelik taşımadığı özel bir durum söz konusu olup, eldeki davayla benzerlik arz etmediğini, diğer yandan, mahkemece hükmedilen faiz kalemi, poliçe kapsamındaki asli rizikodan değil, sigorta şirketinin alacaklı tarafından usulüne uygun biçimde temerrüde düşürülmesine rağmen yükümlülüğünü yerine getirmemesi sebebiyle oluşan temerrüt zararına ilişkin olduğunu, dolayısıyla bu faiz, sigorta teminatı ile değil, davalı tarafın temerrüdüyle ilgili olduğunu, bu itibarla, mahkemenin ticari nitelikteki rücuen tazminat davasında avans faizine hükmetmesi hem usule hem de madde hukukuna uygun olup; davalının bu yöndeki istinaf itirazlarının reddi gerektiğini, sonuç olarak; davalı tarafın istinaf dilekçesinde ileri sürdüğü tüm iddia ve itirazlar, dayanaktan yoksun mesnetsiz iddialar olduğunu, yerel mahkeme, dosya kapsamındaki bilgi, belge ve hukuki deliller doğrultusunda; sigorta sözleşmesinin hükümleri, tarafların ticari sıfatı ve rücuen tazminat talebinin hukuki niteliği çerçevesinde isabetli bir karar verdiğini, davalı taraf, istinaf dilekçesinde bu davayı adeta bir işçi-işveren uyuşmazlığı gibi nitelendirdiğini ve değerlendirdiğini, somut uyuşmazlık, iş kazasına ilişkin temel sorumluluktan değil, bu kazaya bağlı olarak sigortalı işverenin yapmış olduğu ödemelerin, işveren mali mesuliyet sigorta poliçesi kapsamında davalı sigorta şirketine rücu edilmesine ilişkin olduğunu, davacı ve davalı tarafın her ikisi de TTK anlamında tacir olup, aralarındaki sözleşmesel ilişki ve dava konusu alacak ticari nitelikte olduğunu, bu nedenle, uyuşmazlık konusu da açıkça ticari dava olup, buna uygulanacak faiz türü, yargılama giderleri ve teminat sorumluluğu da bu çerçevede değerlendirilmesi gerektiğini, bu itibarla, davalı tarafın mesnetsiz ve hukuki dayanaktan yoksun istinaf taleplerinin reddedilmesi gerektiğini, arz ve izah olunan nedenlerle; davalı tarafça ileri sürülen istinaf itirazlarının tamamı haksız, mesnetsiz ve dayanaktan yoksun olup, ilk derece mahkemesince verilen karar hukuka ve hakkaniyete uygun şekilde tesis edildiğini, bu doğrultuda, davalı tarafın istinaf başvurusunun esastan reddine, istinaf yargılama giderleri ile vekâlet ücretinin davalı tarafa yükletilmesine karar verilmesini talep etmiştir. HUKUKİ NİTELENDİRME, DELİLLERİN VE İSTİNAF SEBEPLERİNİN DEĞERLENDİRİLMESİ: Dairemizce HMK'nın 355. maddesi uyarınca istinaf nedenleriyle ve resen kamu düzeniyle sınırlı olarak istinaf incelemesi yapılmıştır. Dava, kapsamlı işyeri sigortası poliçesinden kaynaklanan tazminat istemine ilişkindir. Rizikonun gerçekleştiğini ve gerçekleşen bu rizikonun teminat kapsamı içinde kaldığını sigortalı ispatlamak zorunda iken; kural olarak rizikonun teminat dışında kaldığına ilişkin iddia ise sigortacı tarafından kanıtlanmalıdır. Aynı ilkeler Hukuk Genel Kurulunun 10.12.1997 tarihli ve 1997/11-772 E., 1997/1043 K., 16.12.1998 tarihli ve 1998/11-872 E., 1998/905 K., 08.12.2010 tarihli ve 2010/17-596 E., 2010/641 K., 22.12.2010 tarihli ve 2010/17- 655 E., 2010/688 K., 05.06.2015 tarihli ve 2013/17-2303 E., 2015/1497 K., 17.01.2019 tarihli ve 2017/17-1084 E., 2019/18 K. sayılı kararlarında da benimsenmiştir. Burada işçinin iş kazası geçirerek yaralandığı tartışmasızdır. Tartışma riziko sonucu oluşan hasarın teminat içinde kalıp kalmadığı ve hasarın miktarı hususudur. HMK'nın Bilirkişiye başvurulmasını gerektiren haller başlıklı 266. Maddesinde bilirkişiye hangi hallerde baş vurulacağı açıkça düzenlendiğini, maddeye göre "Mahkeme, çözümü hukuk dışında, özel veya teknik bilgiyi gerektiren hâllerde, taraflardan birinin talebi üzerine yahut kendiliğinden, bilirkişinin oy ve görüşünün alınmasına karar verir." HMK 266 madde kapsamında çözümü özel veya teknik bir bilgi gerektirir bir ihtilaf olarak değerlendirilmesi gerekmektedir. İhtilaf hukuk bilgisi kapsamında olmamakla, HMK 266. maddenin ikinci cümlesine göre "Ancak genel bilgi veya tecrübeyle ya da hâkimlik mesleğinin gerektirdiği hukukî bilgiyle çözümlenmesi mümkün olan konularda bilirkişiye başvurulamaz." bu yönüyle de bilirkişiye başvurulması gereken bir durum bulunmaktadır. İlk derece mahkemesince inceleme ve hesaplama gerektiren bir hususta bilirkişi incelemesi yaptırmadan, bilirkişi raporu almadan hüküm tesis edilmiştir. Dairemizin incelemesine ve denetimine açık, gerekçeli, hüküm kurmaya elverişli rapor alınmadan hüküm tesisi yerinde görülmemiştir. Hal böyle olunca mahkemece; bir nitelikli hesap uzmanı (sigorta bilirkişisi), bir iş güvenliği uzmanı bilirkişi heyetinden, taraflar arasındaki poliçe hükümleri, teminat tutarı nazara alınarak tarafların kusur durumu, kusur oranını, zarar miktarı duraksamaya yer bırakmayacak şekilde açıklayan gerekçeli ve denetime elverişli rapor alınıp, tüm deliller birlikte değerlendirilerek, hasıl olacak sonucuna göre bir karar verilmesi gerekirken eksik incelemeyle yazılı şekilde hüküm tesisi usul ve yasaya aykırı görülmüştür. Yukarıda belirtilen gerekçelerle sonuç olarak HMK'nın 355. Maddesi uyarınca istinaf başvurusu sebepleriyle sınırlı olarak yapılan inceleme sonunda istinaf eden davalı vekilinin istinaf sebepleri yukarıda belirtilen yönlerden yerinde görüldüğünden HMK'nın 353/(1)-a.6. maddesi gereğince istinafa konu edilen yerel mahkeme kararın kaldırılmasına, 6100 sayılı HMK'nın 353/(1)-a.6. maddesi gereğince Mahkemece, uyuşmazlığın çözümünde etkili olabilecek ölçüde önemli delillerin toplanmamış ve değerlendirilmemiş olması nedeniyle yukarıda belirtilen eksiklikler giderildikten sonra sonucuna göre bir karar verilmek üzere davanın yeniden görülmesi için dosyanın kararı veren mahkemeye geri gönderilmesine karar vermek gerekmiş ve aşağıdaki hüküm kurulmuştur. HÜKÜM: Yukarıda açıklanan nedenlerle; 1-Davalının istinaf başvurusunun KABULÜ İLE , 2-HMK'nın 353/1-a.6 md. gereğince, Kayseri 2. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 2024/777 Esas 2025/590 sayılı kararın KALDIRILMASINA, 3-HMK'nun 353/1-a.6 maddesi gereğince Mahkemece, uyuşmazlığın çözümünde etkili olabilecek ölçüde önemli delillerin toplanmamış ve değerlendirilmemiş olması nedeniyle yukarıda belirtilen eksiklikler giderildikten sonra sonucuna göre bir karar verilmek üzere davanın yeniden görülmesi için dosyanın kararı veren mahkemeye geri GÖNDERİLMESİNE, 4-Davalı vekili tarafından yatırılan istinaf karar harcının talepleri halinde davalıya iadesine, 5-İstinaf incelemesi duruşmalı olarak yapılmadığından vekalet ücreti takdirine yer olmadığına, 6-Davalı tarafından yapılan istinaf yargılama giderlerinin ve istinaf yoluna başvurma harcının ilk derece mahkemesince verilecek nihai kararda dikkate alınmasına 7-HMK'nın 302/5 maddesi gereğince iş bu ilamın kesinleşme kaydı ve kesinleşme kaydı yapılan kararın yerine getirilmesi için gerekli bildirilmlerin, HMK'nın 359/4 maddesi gereğince iş bu kararın taraflarına tebliği işlemlerinin yapılması ve varsa artan gider avansının ilgili tarafa iadesi işlemlerinin İlk Derece Mahkemesi tarafından yapılmasına, Dair, dava dosyası üzerinden yapılan inceleme sonucunda, HMK'nın 353/1-a.6 maddesi gereğince, KESİN olarak oybirliği ile karar verildi. 05/11/2025