T.C. İSTANBUL BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 45. HUKUK DAİRESİ ESAS NO: 2026/101 KARAR NO : 2026/133 T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A İ S T İ N A F K A R A R I İNCELENEN KARARIN MAHKEMESİ: İSTANBUL 18. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ ESAS NO: 2025/844 DAVA TARİHİ: 13/11/2025 ARA KARAR TARİHİ : 14/11/2025 DAVA: İtirazın İptali KARAR TARİHİ: 28/01/2026 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanununun 353 ncü maddesi uyarınca dosya incelendi, GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ: Davacı vekili dava dilekçesinde; müvekkili…
T.C. İSTANBUL BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 45. HUKUK DAİRESİ ESAS NO: 2026/101 KARAR NO : 2026/133 T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A İ S T İ N A F K A R A R I İNCELENEN KARARIN MAHKEMESİ: İSTANBUL 18. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ ESAS NO: 2025/844 DAVA TARİHİ: 13/11/2025 ARA KARAR TARİHİ : 14/11/2025 DAVA: İtirazın İptali KARAR TARİHİ: 28/01/2026 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanununun 353 ncü maddesi uyarınca dosya incelendi, GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ: Davacı vekili dava dilekçesinde; müvekkili şirket ile davalı arasında 01.01.2024 imza tarihli havaalanı cıp yolcu karşılama hizmetleri sözleşmesi akdedildiğini, bu sözleşme ile davalının müvekkilinden Ankara Esenboğa, İzmir Adnan Menderes ve Milas-Bodrum havalimanlarında, kısaca '...' olarak tabir edilen, karşılama-uğurlama, hızlı geçiş, lounge ve bagaj taşıma hizmetleri aldığını, müvekkili ile cari hesap usulü çalışan davalının verilen bu hizmetler karşılığında kesilen faturaları ödememesi üzerine toplamda 18.918.00 Euro asıl alacak tutarında İstanbul 36. İcra Dairesi'nin ... E. sayılı dosyası ile başlatılan icra takibine davalının kötü niyetli olarak itiraz ettiğini, takibe konu faturaların borçlu şirketin, ***@***.*** ve diğer e-mail adreslerinden gelen rezervasyon talepleri sonrasında verilen ... hizmetlerine istinaden kesildiğini, müvekkili tarafından bu hizmetlerin verilmiş olduğunun şüphe götürmez bir gerçek olduğunu, sözleşmenin 19. maddesi uyarınca İstanbul (Çağlayan) Mahkemeleri ve İcra Daireleri'nin yetkili olduğunu beyanla, itirazın iptali ile icra inkar tazminatına İstanbul 36. İcra Dairesi'nin ... E. sayılı dosyası üzerinden ihtiyati haciz kararı verilmesini, bu talepleri kabul görmez ise, davalı borçlunun taşınır ve taşınmaz mallarından en az birinin üzerine, üçüncü kişilere devrini önlemek amacıyla ihtiyati tedbir şerhi konulması kararı verilmesini talep etmiştir. İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen ara kararı ile, davacının, davalıya vermiş olduğu hizmetten kaynaklı fatura alacağına istinaden İstanbul 36. İcra Müdürlüğünün ... E. sayılı dosyası üzerinden ihtiyati haciz kararı verilmesini ve davalının taşınır ve taşınmaz mallarının 3. kişilere devrini önlemek adına ihtiyati tedbir kararı verilmesi talebine ilişkin olduğu, ihtiyati haciz talebine ilişkin olarak somut olayda davacı vekili tarafından mahkememize sunulmuş olan dava dilekçesi ile ekinde sunulan deliller incelendiğinde; sözleşme kapsamında davacı tarafça edimin/hizmetin ifa edilip edilmediği, edim/hizmet ifa edilmiş ise davacının bakiye alacağının bulunup bulunmadığı hususunun yargılama sırasında ortaya çıkacak olması sebebiyle, bu aşamada yaklaşık ispat şartının sağlanmamış olduğu, ihtiyati tedbir talebine ilişkin olarak ise dosya incelendiğinde davanın para alacağı olduğu, davacının ihtiyati tedbir konulmasını talep etmiş olduğu mal varlığının dava konusu olmadığı, para alacağında ihtiyati tedbir uygulanamayacağı gerekçesiyle Davacı vekilinin ihtiyati haciz ve ihtiyati tedbir taleplerinin ayrı ayrı reddine karar verilmiştir. Davacı vekili istinaf dilekçesinde; taraflar arasındaki havaalanı cıp yolcu karşılama hizmetleri sözleşmesi, faturalar, cari hesap ekstresi, bu alacağa dayanak oluşturan ve bizzat davalı borçlu tarafından gönderilen rezervasyon talep e-mailleri, BA-BS formları, müvekkilin alacağını tümden ispatlar nitelikte olup yaklaşık ispat ölçüsünü fazlasıyla karşıladığını, İİK'nın 257. maddesindeki şartların karşılandığını, rehinle temin edilmemiş ve muaccel bir alacak bulunduğunu, sözleşme gereği faturaların ne zaman ödenmesi gerektiğinin belirlendiğini, mahkemenin para alacağında ihtiyati tedbir uygulanamayacağından şeklindeki gerekçesinin hatalı olduğunu, para alacaklarında da tedbir kararı verilebileceğini, taleplerinin borçlunun üzerine kayıtlı taşınır ve taşınmaz mallarından en az birinin üzerine, müvekkilin müstakbel alacağını teminat altına almak için tedbir şerhi konulması olduğunu belirterek, kararın kaldırılmasını ve ihtiyati haciz kararı verilmesini bu taleplerinin uygun görülmemesi halinde ihtiyati tedbir kararı verilmesini talep etmiştir. Dava, hizmet alım sözleşmesi kaynaklı fatura alacağının tahsili için davacının başlattığı icra takibine davalı tarafça yapılan itirazın iptali davası olup, istinaf incelemesine konu talep ise ihtiyati haciz ve ihtiyati tedbir istemine ilişkindir.İhtiyati haciz talebi yönünden yapılan incelemede; 2004 sayılı İcra ve İflas Kanununun 257 nci maddesinin birinci fıkrası uyarınca ihtiyati haczin yasal koşulları açısından alacağın varlığı, miktarı ve muacceliyeti hususlarının kesin ispatından ziyade yaklaşık ispat kuralının gözetilmesi gerektiğinden; yaklaşık ispat ölçütünde mahkemede oluşması gereken kanaatin, alacağın varlığı ve muacceliyetini basit bir ihtimalden ziyade kuvvetle muhtemel göstermesi ve kanaat olması gerekir.2004 sayılı Kanunun 258 nci maddesinin birinci fıkrasına göre ihtiyati haciz kararı verilebilmesi için mahkemenin “alacağın varlığı hakkında kanaat edinmiş olması” yeterlidir. Mahkemenin “alacağın varlığına kanaat edinmiş olmasından” anlaşılması gereken alacağın usul hukuku kurallarına göre kesin veya tam olarak ispat edilmesi değildir. Diğer hukuki himaye tedbirlerinde olduğu gibi ihtiyati hacizde de amaç, davaya ilişkin yargılamadan farklı olarak, maddi hukuka dayanan hak bakımından nihai bir karar verip uyuşmazlığı esastan sona erdirmek değildir. Ancak alacaklı alacağı ve icabında haciz sebepleri hakkında mahkemeye kanaat getirecek deliller göstermeğe mecburdur.Somut uyuşmazlıkta, davacı vekili tarafından cari hesap ekstresi, havaalanı cıp yolcu karşılama hizmetleri sözleşmesi, takip konusu altı ayrı e-arşiv fatura ve elektronik posta yazışmaları sunulmuştur. Davaya esas takipte borcun sebebi havaalanı cıp yolcu karşılama hizmetleri sözleşmesinden doğan alacak talebi olarak belirtilmiştir. Davacı tarafça sunulan elektronik posta yazışmaları İngilizce olup tercüme evrakları sunulmadığından içeriğinin anlaşılamadığı, dava dilekçesi ekinde talep tarihi itibariyle davalıya ait BA formlarının da bulunmadığı ve e-arşiv faturaların davalıya tebliğine dair bir evrak ve kaydada rastlanmadığı anlaşılmıştır. Dava dosyasında bu aşaması itibariyle faturalara konu hizmetlerin tam ve eksiksiz olarak ifa edilip/edilmediği, sözleşmenin geçerli olduğunun anlaşılması halinde davacının varsa alacaklı olduğu miktar yargılama aşamasında taraflarca sunulacak kayıtların incelenmesi, sözleşme hükümlerinin ve delillerin değerlendirilmesi neticesinde tespit edilecek mahiyette olup tek başına fatura düzenlenmesi alacağın yaklaşık ispatına yeterli değildir. Bu itibarla ibraz edilen belgelerin niteliği ve dosya kapsamına göre, İİK'nın 258/1. maddesinde düzenlenen kanaat getirecek deliller kapsamında değerlendirilemeyeceğinden yaklaşık ispat koşulu ve İİK'nın 257. madde ön görülen koşullar oluşmadığından ihtiyati haczin talebinin reddine karar verilmesi isabetlidir. İhtiyati tedbir talebi yönünden yapılan incelemede; İhtiyati tedbir, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanununun "Geçici Hukuki Korumalar" üst başlığını taşıyan onuncu kısmının 389 vd maddelerinde düzenlenmiştir. 389. maddede ihtiyati tedbirin şartlarına yer verilmiş, son cümlede ise, uyuşmazlık konusu hakkında ihtiyati tedbir kararı verilebileceği belirtilmiştir. Aynı yasanın 390/3.fıkrasında ise, tedbir talep eden tarafın davanın esası yönünden kendisinin haklılığını yaklaşık olarak ispat etmek zorunda olduğu belirtilmiştir. Somut uyuşmazlıkta, davacı, alacağını teminat altına almak için davalılar adına kayıtlı taşınır ve taşınmaz mallar üzerine ihtiyati tedbir kararı verilmesini talep etmiş ise de, tedbir talep edilen davalının mal varlığı uyuşmazlığın konusu değildir. 6100 sayılı HMK'nun 389/1 maddesi uyarınca uyuşmazlık konusu olmayan mal, hak ve alacaklar üzerine de ihtiyati tedbir konulaması mümkün olmadığından ihtiyati tedbir koşulları oluşmadığından ihtiyati tedbir talebinin reddine karar verilmesinde de usul ve yasaya aykırılık bulunmamaktadır.Açıklanan sebeplerle; incelenen mahkeme kararının usul ve esas yönünden hukuka uygun olduğu anlaşıldığından, davacı vekilinin istinaf başvurusunun 6100 sayılı Kanun'un 353 üncü maddesinin birinci fıkrasının (b) bendinin (1) numaralı alt bendi uyarınca esastan reddine karar vermek gerekmiştir. H Ü K Ü M: Gerekçesi yukarıda izah edildiği üzere; 1-Davacı vekilinin istinaf başvurusunun 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanununun 353/1.b.l bendi uyarınca ESASTAN REDDİNE, 2-Davacı tarafından yatırılan 1.683,10 TL istinaf başvurma harcının Hazineye irat kaydına, 3-Karar tarihi itibariyle Harçlar Kanunu gereğince davacıdan alınması gereken 732,00 TL istinaf karar harcının davacı tarafından yatırılan 615,40 TL 'nin mahsubu ile bakiye 116,60 TL harcın davacıdan tahsili ile Hazineye irat kaydına, 4-İstinaf yargılama giderlerinin davacı üzerinde bırakılmasına, 5-İstinaf yargılaması sırasında duruşma açılmadığından vekalet ücreti takdirine yer olmadığına, 6-Kararın ilk derece mahkemesince taraflara tebliğine, Dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanununun 362/1.f maddesi gereğince kesin olmak üzere oybirliği ile karar verildi.28/01/2026