İSTİNAF KARAR TARİHİ: 24/09/2025 İSTİNAF KARAR YAZIM TARİHİ: 24/09/2025 Kayseri 1. Asliye Ticaret Mahkemesi 'nin 2023/166 Esas 2025/385 Karar sayılı ilamına karşı , davacı vekili tarafından istinaf kanun yoluna başvurulması üzerine dosya dairemize gelmekle dosya üzerinden yapılan inceleme sonucunda ; TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMALARININ ÖZETİ: Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; Kayseri Genel İcra Dairesi'nin ... Esas sayılı dosyası ile hem müvekkili ..., hem de müvekkilini…
T.C. KAYSERİ BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 6. HUKUK DAİRESİ ESAS NO: 2025/1388 KARAR NO: 2025/1625 T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A B Ö L G E A D L İ Y E M A H K E M E S İ K A R A R I İNCELENEN KARARIN MAHKEMESİ: KAYSERİ 1. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ TARİHİ: 28/04/2025 NUMARASI: 2023/166Esas 2025/385Karar DAVANIN KONUSU: Menfi Tespit (Kambiyo Senetlerinden Kaynaklanan) İSTİNAF KARAR TARİHİ: 24/09/2025 İSTİNAF KARAR YAZIM TARİHİ: 24/09/2025 Kayseri 1. Asliye Ticaret Mahkemesi 'nin 2023/166 Esas 2025/385 Karar sayılı ilamına karşı , davacı vekili tarafından istinaf kanun yoluna başvurulması üzerine dosya dairemize gelmekle dosya üzerinden yapılan inceleme sonucunda ; TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMALARININ ÖZETİ: Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; Kayseri Genel İcra Dairesi'nin ... Esas sayılı dosyası ile hem müvekkili ..., hem de müvekkilinin yetkilisi olduğu şirket aleyhine davalı yanca kambiyo senetlerine özgü haciz yolu ile icra takibi başlatıldığını, taraflar arasında arabuluculuk görüşmesinin de yapıldığını ancak anlaşamama şeklinde sonuçlandığını, takibe dayanak teşkil eden kambiyo senedinin kötüniyetli olarak ve gerçeğe aykırı şekilde düzenlendiğini ve tahrif edildiğini, zira müvekkilinin esasında ...'ne 90.000,00-TL borcu bulunduğunu, bu borcunu da senet ile ödemek istediğini, müvekkilinin söz konusu senede "90.000" ve "Doksan bin" ibaresini yazıp imzaladığını, söz konusu senedi de ablasının oğlu olan ve aynı zamanda birlikte iş yaptığı ...'a emanet ettiğini, ilgili bina yönetimine götürmesini istediğini, ancak ...'ın alacaklının senet ile ödemeyi kabul etmediğini belirterek senedi kendilerine teslim etmediğini ve imha ettiğini söylediğini, müvekkilinin de bunun üzerine söz konusu 90.000,00-TL'yi nakit ödemeye başladığını, müvekkilinin kendisine Kayseri Genel İcra Dairesi'nin ... Esas sayılı dosyası ile başlatılan takibine ilişkin ödeme emri tebliğ edildiğinde söz konusu takibin dayanak belgesinin ...'a emanet edilen senet olduğunu gördüğünü, ancak ilgili senede müvekkilinin yalnızca rakamla "90.000" - yazıyla "doksan bin" yazılarını yazdığını ve imzaladığını, ...'ın ise ilgili senedi gerçeğe aykırı olarak kendi lehine düzenlediğini ve müvekkilinin ofisinde de kendisinin sıklıkla bulunduğundan şirketin kaşesini de senede bastığını, üstelik ilgili senedin TL senedi olmasına rağmen gerçeğe aykırı şekilde senedi tahrif ederek TL yazısını çizdiğini ve yerine "Avro" yazarak Euro senedi olarak takibe koyduğunu, icra takip dosyasının derdest olduğunu ve müvekkillerinin tacir olması dolayısıyla yapılan işlemlerden zarar gördüğünü, davanın sonunda haklı çıkması durumunda da telafisi imkansız zararlar meydana geleceğini, işbu sebeple Kayseri Genel İcra Dairesi'nin ... Esas sayılı dosyası hakkında ihtiyati tedbir kararı verilerek tedbiren takibin durdurulmasını talep ettiğini belirterek Kayseri Genel İcra Dairesi'nin ... Esas sayılı dosyası nedeniyle müvekkillerinin davalıya borçlu olmadığının tespitine, davalı aleyhine alacağın %20'sinden az olmamak üzere kötü niyet tazminatına hükmedilmesine, yargılama giderleri ile vekalet ücretinin davalıya yükletilmesine karar verilmesini talep ve dava etmiştir. Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; davacı tarafça tüm dosya borcu açısından borçlu olunmadığı iddia ediliyorsa takip çıktısı 93.575,00-Euro alacağın dava konusunun değeri olarak belirlenerek dava tarihi 17/02/2023 itibariyle TCMB Efektif Euro satış kuru olan 20,1038 TL üzerinden (1.881.213,09-TL) harcı yatırılması icap ederken takip taleplerindeki yabancı para alacağının yalnızca takip tarihindeki peşin harcını belirlemeye ve devletin hükümranlık haklarını muhtel etmemeye dönük o dönemdeki Euro kuru üzerinden yazılmış harca esas değerini işbu dava konusunun değeri olarak gösterip harçlandırmak hatalı olup müteakip işlemlerin durdurularak işbu harç eksikliğinini tamamlattırılması aksi takdirde dosyanın işlemden kaldırılmasını talep ettiklerini, şayet davacı tarafça bildirilen kısım yönünden (1.036.604,14 / 20,1038 = 51.562,60-Euro) kısmi olarak menfi tespit davası açılmış ise bu hususta davacıların talep sonucunun açıklattırılması gerektiğini, zamanaşımı defi ve hak düşürücü süre itirazında bulunduklarını, davacı ...'un müvekkilinin öz dayısı olduğunu, davacının sahibi bulunduğu diğer davacı...'nin ise müvekkilinin arsa sahipleri arasında bulunduğu Kayseri İli, ... İlçesi, ...Mahallesi,... Ada, ... parselde kain taşınmaz üzerine yapılan ... isimli iş merkezinin müteahhidi olduğunu, davacı şirketin mezkur iş merkezi projesini yapmak üzere ...bank'tan kredi kullandığını, söz konusu krediyi alabilmek için bankaya teminat vermesi gerektiğini, müvekkilinin maddi yahut manevi hiçbir menfaati olmadığını sadece arsa sahibi olmasına rağmen sırf davacı dayısının ricasını kırmamak için iş merkezi projesinde kendisi ve kardeşi adına isabet eden 34 adet gayrimenkullerini davacı şirket lehine ipotek gösterdiğini, gelinen noktada davacıların kredi borçlarını kimi zaman geciktirdiklerini, kimi zaman ödemediklerini, bu nedenle müvekkilinin ve kardeşinin müteaddit defa bazen nakden davacılara borç vererek bazen ipotekli taşınmazlarının satış bedelini davacı şirketin kredi borcu taksitlerine yatırmak suretiyle davacıların borçlarını ödediklerini, bugün itibariyle davacıların müvekkiline 4.500.000,00-Euro borçlarının bulunduğunu, halihazırda davacıların kredi borçlarını ödemediği için temerrüte düştüklerini, netice itibariyle davacıların müvekkiline 4.500.000,00-Euro borcu bulunduğunu, müvekkilinin alacağının banka kayıtları ile ve tapu kayıtları ile sabit olduğunu, bu kadar belgeli alacağı varken 90.000,00-Euro bedelli senette tahrifat yapmış olmasının akıl ve izanla kabul edilebilir bir tarafının olmadığını, davacıların hile yaparak kendilerini borçtan kurtarmak ve müvekkilini cezai tahdir altında bırakmaya çalıştıklarını belirterek öncelikle harç eksikliğinin ikmal ettirilmesine; aksi takdirde dosyanın işlemden kaldırılmasına, haksız ve mesnetsiz ihtiyati tedbir talebinin ve kötüniyetli ve hileli tahrifat iddiasına dayanan menfi tespit davasının reddine, kötüniyetli borçlu aleyhine alacağın %20'sinden aşağı olmamak üzere kötüniyetli tazminatına ve alacağın %10'u tutarında para cezasına mahkum edilmesine, yargılama giderleri ve vekalet ücretinin davacılara müştereken ve müteselsilen tahmiline karar verilmesini talep etmiştir. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARININ ÖZETİ: İlk derece mahkemesi tarafından yapılan yargılama sonucunda; "Tüm açıklamalar ışığında somut olay değerlendirildiğinde: Dava dosyasındaki belgelere, toplanan delillere göre dava konusu bono senedinin üzerindeki imzanın davacı ...'a ait olduğu, davacıların senedin anlaşmaya aykırı olduğuna ve senette tahrifat ve sahtecilik nedeniyle bu bono senedine dayalı takipten dolayı davalıya borçlu olmadıklarına ilişkin iddialarını yasal deliller ile ispatlayamadığı, davacı tarafın bahse konu bono senedi yönünden savcılığa suç duyurusunda bulunduğu ancak takipsizlikle sonuçlandığı, yargılama sonunda dosya kapsamına göre davacıların iddialarının soyut mahiyette olduğu değerlendirilmiş ve ispatlanamayan davanın reddine karar verilmesi gerektiği görüş ve kanaatine varılmıştır. Kötüniyet tazminatı ve para cezası uygulanması istemi hakkında yapılan değerlendirmede: İİK'nun 72/3-4. maddesinde icra takibinden sonra açılan menfi tespit davasında borçlunun gecikmeden doğan zararları karşılamak ve alacağın %15'inden aşağı olmamak üzere göstereceği tazminat karşılığında mahkemeden ihtiyati tedbir yoluyla icra veznesindeki paranın alacaklıya verilmemesini isteyebileceği, dava alacaklı lehine neticelenirse ihtiyati tedbir kararının kalkacağı, buna dair hükmün kesinleşmesi halinde alacaklının ihtiyati tedbir dolayısıyla alacağını geç almış olmaktan dolayı doğan zararını gösterilen teminattan alacağı, alacaklının uğradığı zararın aynı davada takdir olunarak karara bağlanacağı, bu zararın herhalde yüzde %40'tan aşağı tayin edilemeyeceği hüküm altına alınmış, 6352 sayılı Yasa ile yapılan değişiklikle 05/07/2012 tarihinden itibaren %40 oranı %20 olarak değiştirilmiştir. Bu yasal düzenleme doğrultusunda davalı alacaklı lehine tazminata hükmedilebilmesi için alacaklı aleyhine ihtiyati tedbir kararı verilmesi gerekir. Somut olayda davacılar, dava dilekçesi ile icra takibinin durdurulması için ihtiyati tedbir talebinde bulunmuştur. Mahkememizce 22/02/2023 tarihli gerekçeli ara kararıyla davacı tarafın söz konusu ihtiyati tedbir talebinin reddine karar verilmiştir. Mahkememizce ihtiyati tedbir kararı verilmediğine göre, ihtiyati tedbir dolayısıyla davalının alacağını geç almış olmaktan dolayı doğan zararı bulunmadığı açıktır. Dolayısı ile bu durumda, İİK'nun 72/4. maddesinin yasal koşulları gerçekleşmediğinden davalının kötüniyet tazminatı isteminin reddine karar verilmiştir. Aynı şekilde eldeki menfi tespit davasında, davacıların alacağın %10'u tutarında para cezasına mahkum edilmesinin yasal koşulları gerçekleşmediğinden davalının para cezası uygulanması isteminin reddine karar verilmiş" gerekçesiyle Davanın REDDİNE, Koşulları bulunmadığından davalının kötüniyet tazminatı ve para cezası uygulanması istenmelerinin reddine, karar verilmiştir. İşbu kararı davacı vekili süresinde istinaf etmiştir. İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ : Davacı vekili istinaf başvuru dilekçesinde özetle; Mahkemece yapılan yargılamada pek çok husus göz ardı edildiğini ve yeterince değerlendirilmediğini, alınan raporun hükme esas alındığının belirtildiğini ve "Bilimsel nitelikli bu raporun dosya kapsamında bulunan delillerle ve savcılık soruşturması sırasında alınan kriminal raporla örtüştüğü, hüküm vermeye ve denetime elverişli olduğu görülmekle mahkememizce benimsenerek hükme esas alınmıştır." şeklinde değerlendirmede bulunulduğunu, oysa ki savcılık dosyasında bulunan ve aynı bilirkişiden alınan rapor birbiri ile örtüşmemekte hatta birbirine zıt düştüğünü, hal böyle iken maddi gerçekliğin ortaya çıkarılması için yeniden rapor alınmadığını, dosya arasında bulunan rapor müvekkil lehine ve dava dilekçesi destekler olduğu halde ne gerekçe ile hükme esas alınmadığı ise izaha muhtaç olduğunu, dosya kapsamında aldırılan raporda açıkça "farklı bir mavi mürekkepli kalem ile farklı bir şahıs tarafından "AVRO" ibaresinin yazıldığı ve "TL" ibaresinin üzeri çizilmesi suretiyle inceleme konusu senedin değeri "90.000 TL" iken farklı kalem ile tahrifen "90.000 AVRO"ya dönüştürülmesi suretiyle senedin miktarının para birimi karşılığı yönünden farklı mürekkepli kalemler ile eklenerek değişiklik/tahrifat yapıldığı müşahede ve tespit edilmiştir." dendiğini, dava dilekçesinde de bu husustan bahsedildiğini ; takibe dayanak teşkil eden kambiyo senedinin kötü niyetli olarak ve gerçeğe aykırı şekilde düzenlendiği/ tahrif edildiği belirtildiğini, zira müvekkilin esasında ... Bina Yönetimi'ne 90.000 TL borcu bulunduğunu ve bu borcu da senet ile ödemek istediğini, müvekkil söz konusu senede "90.000" ve "Doksan bin" ibaresini yazdığını ve imzaladığını, söz konusu senedi de ablasının oğlu olan ve aynı zamanda birlikte iş yaptığı davalı ...'a emanet ettiğini ve ilgili bina yönetimine götürmesini istediğini, ancak ..., alacaklının senet ile ödemeyi kabul etmediğini belirttiğini, senedi de kendilerine teslim etmediğini, imha ettiğini söylediğini, müvekkil de bunun üzerine söz konusu 90.000TL'yi nakit ödemeye başladığını, ... Bina yönetiminin vermiş olduğu cevabi yazılarla da aidat borcu teyit edildiğini, mahkeme verdiği kararın gerekçesinde davacının iddiasını bilirkişi raporu ile ispat etmesi gerektiğinden bahsettiğini ve her nasılsa müvekkil lehine olan bu raporu göz ardı etmiş ve davanın ispatlanamadığını belirttiğini, yapılan yargılamada da açıkça anlaşıldığı üzere davalı kendisine emanet edilen senedi gerçeğe aykırı olarak doldurarak müvekkil aleyhine icra takibi başlattığını, bir senette bedel kısmı veya sair bir kısım değiştirilmiş ise bu kısmın borçlu tarafından paraf imzası ile tasdik edilmesi gerektiğini, inkar halinde düzenlemeler yok hükmünde olduğunu, yerel mahkeme kararının yerinde olmasının kabulü halinde her bir alacaklı yahut senedi eline geçiren kimse daha önceden TL senedi olarak kendisine teslim edilen kıymetli evrağı Euro/dolar vb. Şekillerde icra takibin konu edebileceğini, mahkemelerde bu durumun korunması önüne geçilemez hak kayıplarına neden olacağını, burada yapılan yargılamada da müvekkil mağdur edilen TL borcunun Euro olarak tahsil edilmesinin önü açıldığını, hukuk bu tür kötü niyetleri koruyamayacağını, belirtilen nedenlerle gerçeğe aykırı şekilde senette yapılan değişiklik/tahrifat açıkça görüldüğünden ve müvekkilin de bilhassa paraf imzası dahi yer almadığından senedin senet vasfına haiz olmadığı, gerçeğe aykırı şekilde doldurulduğu kabul edilerek davanın kabulüne karar verilmesi gerekirken davanın reddine karar verilmesi yerinde olmadığını, açıklanan nedenlerle ve resen göz önüne alınacak sebeplerle yerel mahkeme kararının kaldırılmasına karar verilmesini talep ettiğini, arz ve izah edilen nedenlerle istinaf dilekçemizin kabulü ile Kayseri 1. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 2023/166E. Ve 2025/385K. Sayılı kararının kaldırılmasına karar verilmesini talep etmiştir. Davalı vekili istinaf dilekçesine karşı sunduğu cevap dilekçesinde özetle ; dosyada mahkemece ihtiyati tedbir talebinin reddine dair kurulan ara karara karşı davacılar tarafından yapılan istinaf başvurusu haksız ve hukuka aykırı olup reddi gerektiğini, davacı tarafça davanın harcı eksik yatırılmış olup bu husus ikmal edilmeden ihtiyati tedbir dahil müteakip hiçbir işlem yapılamayacağından dairenizce istinaf başvurusunun eksiklikler tamamlanmak üzere geri çevrilmesini talep ettiğini, davaya konu icra takip dosyası incelendiği takdirde senet alacağının yabancı para cinsinden olduğu ve seçimlik hakkın fiili ödeme tarihindeki kur üzerinden kullanıldığı yani takip başlatılırken alacağın vade tarihindeki kur üzerinden TL'ye çevrilmediği alacağın yabancı para cinsinden talep edildiği açıkça görüleceğini, bu meyanda davacı tarafça takip çıktısı 93.575 EURO alacağın dava konusunun değeri olarak belirlenerek dava tarihi 17/02/2023 itibariyle TCMB Efektif EURO Satış Kuru olan 20,1038 TL üzerinden (1.881.213,09 TL) harcı yatırılması gerektiğini, bu eksikliklik giderilmeden başkaca hiçbir işlem yapılmamasını arz ettiğini, mahkeme aksi kanaatte ise tedbire ilişkin şartlar gerçekleşmediği için tedbir talebinin reddine karar verilmesini talep ettiğini, işbu davaya konu takip yaklaşık 1,5 yıl evvel yapılmış davacı tarafça ilk açılan dava olan Kayseri 5. İcra Hukuk Mahkemesi 2021/583 Esas sayılı dosyası takipsiz bırakılarak düşürüldüğünü, davacıların müvekkile ciddi şekilde ve belgeli borçlu olup bu davaya konu senette tahrifat iddiaları bizzat davacıların müvekkile kurduğu kumpas mahiyetinde olduğunu, 1,5 senedir takipte olan bu dosya borcu zaten davalılar borca batık oldukları için tahsil edilemediğini, o halde ihtiyati tedbir tanımı gereği mevcut durumda nasıl bir değişme meydana gelmesinden davacılar çekinmekte olduğunu, borca batık davacılar takibin devam etmesini istememesinin anlaşılmadığını, davacılar son derece kötü niyetli olup işbu ihtiyati tedbir talebinin reddine karar verilmesini talep etmiştir. HUKUKİ NİTELENDİRME, DELİLLERİN VE İSTİNAF SEBEPLERİNİN DEĞERLENDİRİLMESİ: Dairemizce HMK'nın 355. maddesi uyarınca istinaf nedenleriyle ve resen kamu düzeniyle sınırlı olarak istinaf incelemesi yapılmıştır. Dava, menfi tespit istemine dairdir. Uyuşmazlık, bonoda tahrifat olup olmadığı, davacının borçlu olup olmadığı noktasındadır. 6102 sayılı Türk Ticaret Kanun'un 778 inci maddesinin atfı ile uygulanması gereken aynı Kanun'un 676 ncı maddesi; "(1) Poliçe bedeli hem yazı hem de rakamla gösterilip de iki bedel arasında fark bulunursa, yazı ile gösterilen bedel üstün tutulur. (2) Poliçe bedeli yalnız yazıyla veya yalnız rakamla birden çok gösterilmiş olup da bedeller arasında fark bulunursa, en az olan bedel geçerli sayılır." şeklinde, Aynı Kanun'un 776 ıncı maddesinin birinci fıkrasının (b) bendi; "Kayıtsız ve şartsız belirli bir bedeli ödemek vaadini," Aynı Kanun'un 777 nci maddesinin birinci fıkrası, "İkinci ilâ dördüncü fıkralarda yazılı hâller saklı kalmak üzere, 776 ncı maddede gösterilen unsurlardan birini içermeyen bir senet bono sayılmaz." şeklinde düzenlenmiştir. 6102 sayılı Kanun'un 776 maddesinin birinci fıkrasının b bendine göre bono kayıtsız ve şartsız belirli bir bedeli ödemek vaadini içermelidir. Bu hüküm öncelikle belirli bir bedeli ihtiva etmesi gerektiğini düzenlemektedir. Bedelin belirli olması şartı, senette bedelle birlikte para biriminin de belirtilmesi ile gerçekleşir. Belirtilen bu unsur bononun zorunlu ve geçerliliğini etkileyecek olan zorunlu unsurlardandır. Zorunlu unsurlardan birini içermeyen bir senet bono sayılmaz. 6102 sayılı Kanun'un 778 inci maddesinin atfı ile uygulanması gereken aynı Kanun'un 711 inci maddesi uyarınca bonoda miktarı belirlenen para “Türk parası” olabileceği gibi “yabancı para” da olabilir. 6102 sayılı Kanun'un 778 inci maddesinin göndermesi ile bonolar hakkında da uygulanması gereken aynı Kanun'un 676 ncı maddesi hükmü uyarınca bono bedeli hem yazı ve hem de rakamla gösterilip de iki bedel arasında fark bulunursa yazı ile belirlenen bedele itibar olunur. Ancak bu kural rakam ile değer bildiren bölümde tahrifat yapılmaması hâlinde uygulanır. Somut olayda ise alacaklı tarafından borçlu aleyhine başlatılan kambiyo senetlerine özgü haciz yolu ile takibe dayanak senedin bedel bölümüne rakamla 90.000 yazıldıktan sonra yanına Avro yazıldığı, senet metninde bedelin yazı ile belirtilen kısmına da doksan bin Avro yazıldığı, dolayısıyla yazı ve rakam ile belirlenen bedelin aynı olduğu, para biriminin de senet metninde ve üst kısımına açıkça Avro olarak belirtildiği görülmektedir. Para birimleri arasında herhangi bir çelişki bulunmadığı gibi bonodaki bedel ve para birimi konusunda tahrifat iddiası da bulunmamaktadır. Şu hâle göre takibe dayanak bononun 90.000 Avro olarak düzenlendiğinin ve senedin kambiyo vasfının bulunduğunun kabulü gerekir. Matbu senetteki TL ve Türk Lirası yazıları ise hukuki sonuç doğurmaz. Aksinin kabulü aşırı şekilcilik olup hak kaybına neden olur. Yargıtay Hukuk Genel Kurulunun 08.03.2023 tarih ve 2021/862 E. - 2023/174 K. sayılı kararında işaret edildiği üzere, senet düzenlenirken matbu senetteki TL ve Türk Lirası yazılarının çizilerek yabancı para birimi yazılmasının tahrifat olarak kabul edilemeyeceği, aksinin kabulünün aşırı şekilcilik olup hak kaybına neden olacağı, davacının bu yöndeki tahrifat iddiasının senedin geçerliliğine etkisi bulunmadığı kanaatine varılmıştır. (Yargıtay 12. Hukuk Dairesi 2024/8436 Esas 2025/1840 Karar)Tüm bu nedenlerle ilk derece mahkemesi tarafından davanın reddi yönündeki karar usul ve yasaya uygun bulunmuştur. Yukarıda belirtilen gerekçelerle ve HMK'nın 355. Maddesi gereğince istinaf başvurusu sebepleriyle sınırlı olarak yapılan inceleme sonunda davacı vekilinin yukarıda yazılı söz konusu istinaf sebepleri yerinde görülmediğinden ilk derece mahkemesinin istinafa konu edilen nihai kararının HMK'nın 353/1-b.1.maddesi gereğince usul ve esas yönünden hukuka uygun olduğu değerlendirilerek istinaf başvurusunun esastan reddine dair aşağıdaki hüküm kurulmuştur. HÜKÜM : Yukarıda açıklanan nedenlerle ; Kayseri 1. Asliye Ticaret Mahkemesi 'nin 2023/166 Esas 2025/385 sayılı kararının usul ve esas yönünden hukuka uygun olduğunun anlaşılması nedeniyle davacı vekilinin istinaf başvurusunun H.M.K. 'nın 353/1-b.1 maddesi gereğince ESASTAN REDDİNE, Alınması gereken istinaf karar ve ilam harcı istinaf eden davacıdan peşin olarak alındığından harçla ilgili yeniden karar verilmesine yer olmadığına, Davacı tarafından yapılan istinaf yoluna başvuru harcı ve istinaf posta giderlerinin davacı üzerinde bırakılmasına , İstinaf incelemesi aşamasında duruşma yapılmadığından vekalet ücreti takdirine yer olmadığına , 5- Kararın tebliğ işlemlerinin Dairemiz tarafından yapılmasına Dosya üzerinden yapılan inceleme neticesinde , 6100 sayılı HMK'nın 361/1 maddesi gereğince kararın tebliğinden itibaren iki hafta içinde Yargıtay'a temyiz yolu açık olmak üzere, oy birliği ile karar verildi. 24/09/2025