T.C. ANKARA BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 20. HUKUK DAİRESİ Esas-Karar No: 2024/158 - 2026/318 T.C. ANKARA BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 20. HUKUK DAİRESİ ESAS NO : 2024/158 KARAR NO : 2026/318 T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A K A R A R İNCELENEN KARARIN MAHKEMESİ : ANKARA 5. FİKRİ VE SINAİ HAKLAR HUKUK MAHKEMESİ TARİHİ : 22/11/2023 NUMARASI : 2023/325 E. - 2023/503 K. DAVANIN KONUSU : Marka ile İlgili Kurum Kararlarının İptali Taraflar arasında görülen davada Ankara 5. Fikri ve Sınai Hakla…
T.C. ANKARA BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 20. HUKUK DAİRESİ Esas-Karar No: 2024/158 - 2026/318 T.C. ANKARA BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 20. HUKUK DAİRESİ ESAS NO : 2024/158 KARAR NO : 2026/318 T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A K A R A R İNCELENEN KARARIN MAHKEMESİ : ANKARA 5. FİKRİ VE SINAİ HAKLAR HUKUK MAHKEMESİ TARİHİ : 22/11/2023 NUMARASI : 2023/325 E. - 2023/503 K. DAVANIN KONUSU : Marka ile İlgili Kurum Kararlarının İptali Taraflar arasında görülen davada Ankara 5. Fikri ve Sınai Haklar Hukuk Mahkemesince verilen 22/11/2023 tarih ve 2023/325 Esas - 2023/503 Karar sayılı kararın Dairemizce incelenmesi davacı tarafından istenmiş ve istinaf dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü: TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMALARININ ÖZETİ : Davacı vekili, müvekkilinin 2006/09770 sayılı ''...'' markasının bulunduğunu, bu markanın yenileme süresinin kaçırılması nedeniyle hükümden düştüğünü, ancak müvekkilinin söz konusu markayı öteden bu yana kullandığını, müvekkilinin 2022/017503 sayılı ''...'' ibareli başvurusunun, davalı şirketin 2020/14036 sayılı ''... ...'' ibareli markasına dayalı itirazı sonucunda kısmen reddedildiğini, bu karara müvekkilinin itirazında YİDK'nın 2023-M-5506 sayılı kararı ile nihai olarak reddedildiğini, oysa müvekkilinin anılan marka üzerinde gerçek hak sahibi olup öncelik hakkının bulunduğunu, davalı adına 27/06/2021 gün ve 2020/14036 no ile tescil edilmiş bulunan “... ...” markasının hükümsüzlüğü talepli İstanbul Anadolu 2. Fikri ve Sınai Haklar Hukuk Mahkemesi 2023/147 E. sayılı dosyasında dava açılmış olup, bu davanın derdest bulunduğunu, iş bu davanın bekletici mesele yapılmasını talep ettiklerini ileri sürerek, Türk Patent ve Marka Kurumu Yeniden İnceleme ve Değerlendirme Kurulu’nun müvekkili itirazlarının reddine ilişkin 16.05.2023 tarih 2023-M-5506 sayılı kararının iptaline karar verilmesini istemiştir. Davalı ... Ltd. Şti. vekili, davaya konu markanın müvekkili tarafından tescil edilmiş marka ile karıştırılmaya neden olacak şekilde benzer olduğunu, davacının reddedilen tescil başvurusuna konu markası ve müvekkili markasının aynı hizmet türünde bulunduğunu, davacı tarafın, müvekkili marka değerinin artması sebebi ile haksız kazanç sağlama amacıyla iş bu davayı kötü niyetli olarak ikame ettiğini, her ne kadar davacı tarafından "..." ibaresini müvekkilden daha eski tarihlerde kullanıldığından bahisle öncelik hakkına sahip olduğu iddia edilmişse de bu iddianın gerçek dışı olduğunu, asla kabul anlamına gelmemek kaydıyla markanın daha önce kullanılıyor oluşunun, müvekkilinin markası ile karıştırılma ihtimalini ve tescil engelini ortadan kaldırmayacağını savunarak, davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir. Davalı kurum vekili, davacı markasının tanınmış marka olmadığını, redde mesnet markanın halen koruma altında olması karşısında, önceye dayalı kullanım ve gerçek hak sahipliği iddialarının sonuca etkisinin bulunmadığını, SMK 6/3 ve 6/5 maddesinin marka sahibine, mevcut bir markayı göz ardı ederek tescil yapma imkânı değil, bir marka başvurusuna itiraz etme veya tescilli bir markayı hükümsüz kıldırma hakkı vermekte olduğunu, davacı tarafın, itiraza mesnet marka için hükümsüzlük davası açtıklarını, bu davanın bekletici mesele yapılmasını talep ettiğini, ancak söz konusu hükümsüzlük davasının bekletici mesele yapılmasının iş bu dava bakımından yerinde olmayacağını savunarak, davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARININ ÖZETİ: Mahkemece iddia, savunma, bilirkişi raporu ve tüm dosya kapsamından; dava konusu marka başvurusu incelendiğinde; ayırt ediciliği sağlayan esaslı unsurun, anlamsız bir kelime olan "..." sözcüğü olduğu, "Söz görünümden yüksek sesle konuşur." ilkesi uyarınca, şekil unsurunun, "..." sözcüğüne göre arka planda kaldığı, "..." ibaresinin "Canlı müzik bar" anlamına gelen İngilizce bir sözcük olup markanın tali unsuru konumunda bulunduğu, redde mesnet markanın genel görünümü dikkate alındığında, ayırt ediciliği sağlayan esaslı unsurun, anlamsız bir kelime olan "..." sözcüğü olduğu, "Söz görünümden yüksek sesle konuşur." ilkesi uyarınca, logo unsurunun, "..." sözcüğüne göre arka planda kaldığı, "..." ibaresinin "Salon" anlamına gelen İngilizce bir sözcük olup markanın tali unsuru konumunda bulunduğu, markaların kapsamlarında yer alan hizmetlerin aynı oldukları, davacı vekili her ne kadar gerçek hak sahipliği iddiasında bulunmuşsa da, davacı yanın bu iddiasının, redde mesnet markanın hükümsüzlüğü davasında veya redde mesnet marka başvurusunun tescili aşamasında itiraz veya hükümsüzlük sebebi olarak ileri sürülebilirse de, somut olaydaki gibi dava konusu marka başvurusu bakımından nazara alınamayacağı, iş bu davaya konu marka tescil başvuru tarihi itibariyle davacı yanın önceki tarihli 2006/09770 sayılı markası yenilenmediğinden hükümden düştüğü, hükümden düşmüş olan markanın, iş bu davaya konu marka başvurusu bakımından, davalı kurumun SMK m.6/1 hükmü uyarınca yaptığı nispi tescil engeli değerlendirmesini bertaraf edecek kabiliyetinin olmadığı, marka işlem dosyasına davacı yanın sunduğu evraka göre, davacının 2007 yılında "... ..." isimli "pavyon" niteliğini haiz eğlence yerine ait işyeri açma ve çalışma ruhsatı aldığı, yine 2008 ve 2009 takvim yıllarına ilişkin vergi levhası kaydının bulunduğu, 2012 yılına ait sanal ortam ve gazete haberlerine konu müzikli eğlence etkinliği konulu haber ve duyuruların bulunduğu, tarihsiz bir kısım gazete haberlerinde "..." isimli eğlence mekanının canlı müzik faaliyetinde bulunduğuna ilişkin bilgilendirici yazıların bulunduğu, buna göre; marka işlem dosyasına ibraz edilen davacı evrakı bütüncül olarak değerlendirildiğinde, davacı yanın "..." esas unsurlu markasal kullanımlarının iş bu davaya konu olan 43. sınıftaki hizmetlere ilişkin olmadığı, 41. sınıfta yer alan "Eğlence hizmetleri." ne ilişkin olduğu, dolayısıyla, davaya konu marka başvurusu ile redde mesnet marka arasında "birlikte var olma" koşulunun oluşmadığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir. İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ : Davacı vekili istinaf başvuru dilekçesinde; dava dilekçelerinde talep ettiklerin ve diğer delillerin toplanmadığını, müvekkilinin marka üzerinde gerçek hak sahibi olup olmadığına ilişkin alanında uzman bilirkişiler tarafından rapor alınmadığını, mahkemenin gerekçeli kararında müvekkilin markasının Nice sınıfına göre 41. sınıfa girdiğine ilişkin tespitinin yapıldığını, ancak müvekkilin markasının 43. sınıfa girdiğini, müvekkilinin işletmesinde çeşitli zamanlarda canlı müzik sunmasının sonucu değiştirmeyeceği, müvekkilinin işletmesinde markasını asli olarak 43. sınıftaki "yiyecek içecek sağlanması hizmetlerinde" kullandığını, bu konuda yeterli inceleme yapılmadığını, müvekkilinin bu "..." kelimesini ilk defa ticarileştiren, marka üzerinde gerçek hak sahibi olup dava konusu markaya ticari nitelik kazandırdığını, İstanbul Anadolu 2. Fikri ve Sınai Haklar Hukuk Mahkemesi'nin 2023/147 Esas sayılı dosyasının bu dava bakımından bekletici mesele yapılması gerektiğini ileri sürerek, yerel mahkeme kararının kaldırılarak davanın kabulüne karar verilmesini talep etmiştir. GEREKÇE : Dava, marka ile ilgili Kurum kararlarının iptali istemine ilişkindir. İnceleme, 6100 sayılı HMK'nın 355. madde hükmü uyarınca istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak ve kamu düzenine aykırı hususların olup olmadığı gözetilerek yapılmıştır. Dosya kapsamı, mevcut delil durumu ve ileri sürülen istinaf sebepleri dikkate alındığında mahkemenin vakıa ve hukuki değerlendirmesinde usul ve esas yönünden yasaya aykırılık bulunmadığı ve davacının "..." ibareli marka tescil başvurusu ile davacının "... ..." ibareli markasının, "..." ortak asıl unsuru içermesi nedeniyle ibareler yönünden benzerlik arz ettiği, "..." ibareli davacı markasının kapsadığı 43. sınıf hizmetler ile davacıya ait "... ..." ibareli markanın kapsadığı hizmetlerin aynı/aynı tür olduğu, bu sebeple de taraf markaları arasında bu hizmetler yönünden 6769 sayılı SMK’nın 6/1. maddesi anlamında “karıştırılma ihtimalinin” bulunduğu, esasen davacı vekilinin temel iddiasının, "..." asıl unsurunu anılan hizmetlerde ilk kullanan kişinin, diğer bir deyişle anılan markanın gerçek hak sahibinin müvekkili olduğu savına dayandığı, davacı yanın bu iddiasının, redde mesnet markanın hükümsüzlüğü davasında veya redde mesnet marka başvurusunun tescili aşamasında itiraz veya hükümsüzlük sebebi olarak ileri sürülebilirse de, somut olaydaki gibi dava konusu marka başvurusu bakımından nazara alınamayacağı, işbu davaya konu marka tescil başvuru tarihi itibariyle davacı yanın önceki tarihli 2006/09770 sayılı markası yenilenmediğinden hükümden düştüğü, hükümden düşmüş olan markanın, işbu davaya konu marka başvurusu bakımından, davalı Kurum tarafından SMK m.6/1 hükmü uyarınca yapılan nispi tescil engeli değerlendirmesini bertaraf edecek kabiliyetinin olmadığı, her ne kadar davacı vekilince davalının işbu davada redde mesnet markası hakkında açtıkları İstanbul Anadolu 2. Fikri ve Sınai Haklar Hukuk Mahkemesi'nin 2023/147 Esas sayılı dava dosyasının, bu dava bakımından bekletici mesele yapılması gerektiğini ileri sürmüş ise de anılan dava tarihinin 15.07.2023, işbu davanın konusu YİDK karar tarihinin ise 16.05.2023 olduğu, dolayısıyla anılan davanın YİDK kararının iptali istemine ilişkin işbu dava bakımından beklenmesinin mümkün bulunmadığı, zira YİDK kararının yerinde olup olmadığı hususunun, kararın alındığı tarihteki koşullara göre değerlendirilmesinin gerektiği, bu nedenle de mahkemece gerek anılan davanın sonucunun bekletici mesele yapılmamasında, gerekse de marka işlem dosyasında mevcut maddi ve hukuki olgular dikkate alınarak ve salt marka işlem dosyası ile sınırlı olarak değerlendirme yapılmasında ve bu değerlendirme sonucunda da yazılı şekilde hüküm kurulmasında bir isabetsizliğin bulunmadığı anlaşılmakla, davacı vekilinin istinaf başvurusunun esas yönünden reddine dair hüküm kurmak gerekmiştir. HÜKÜM : Gerekçesi yukarıda belirtildiği üzere; 1-Davacı vekilinin istinaf başvurusunun HMK'nın 353/1-b.1 maddesi gereğince ESASTAN REDDİNE, 2-Harçlar Kanunu uyarınca alınması gereken 732,00-TL maktu istinaf karar ve ilam harcından, davacı tarafından istinaf başvurusunda yatırılan 269,85-TL istinaf karar ve ilam harcının mahsubu ile bakiye 462,15-TL'nin davacıdan tahsili ile Hazineye irat kaydına, 3-İstinaf aşamasında davacı tarafından yapılan yargılama giderlerinin uhdesinde bırakılmasına, 4-İstinaf aşamasında duruşma açılmadığından taraflar lehine vekalet ücreti takdirine yer olmadığına, Dair, dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda oy birliği ile 19/02/2026 tarihinde HMK 361. maddesi uyarınca kararın tebliğinden itibaren iki hafta içerisinde Yargıtay temyiz yolu açık olmak üzere karar verildi. GEREKÇELİ KARARIN YAZILDIĞI TARİH : 19/02/2026 Başkan Üye Üye Katip Bu belge 5070 sayılı Yasa hükümlerine göre elektronik olarak imzalanmıştır.