11. Hukuk Dairesi 2022/1571 E. , 2023/3981 K. "İçtihat Metni" MAHKEMESİ : İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 14. Hukuk Dairesi SAYISI : 2021/937 Esas, 2021/1656 Karar HÜKÜM : Yeniden huküm kurularak asıl dava ret, birleşen dava kabul İLK DERECE MAHKEMESİ : İstanbul Anadolu 1. Asliye Ticaret Mahkemesi SAYISI : 2017/182 E., 2020/829 K. Taraflar arasındaki asıl menfi tespit birleşen itirazın iptali davalarından dolayı yapılan yargılama sonunda İlk Derece Mahkemesince asıl davanın kısmen kabulüne, birl
**11. Hukuk Dairesi 2022/1571 E. , 2023/3981 K.** **"İçtihat Metni"** MAHKEMESİ : İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 14. Hukuk Dairesi SAYISI : 2021/937 Esas, 2021/1656 Karar HÜKÜM : Yeniden huküm kurularak asıl dava ret, birleşen dava kabul İLK DERECE MAHKEMESİ : İstanbul Anadolu 1. Asliye Ticaret Mahkemesi SAYISI : 2017/182 E., 2020/829 K. Taraflar arasındaki asıl menfi tespit birleşen itirazın iptali davalarından dolayı yapılan yargılama sonunda İlk Derece Mahkemesince asıl davanın kısmen kabulüne, birleşen davanın reddine karar verilmiştir. Kararın taraf vekilleri tarafından istinaf edilmesi üzerine, Bölge Adliye Mahkemesince asıl davada davacı-birleşen davada davalı vekilinin asıl ve birleşen davalara yönelik istinaf başvurusunun esastan reddine, asıl davada davalı-birleşen davada davacı vekilinin asıl ve birleşen davalara yönelik istinaf başvurusunun kabulü ile ilk derece mahkemesinin istinafa konu kararının kaldırılmasına, asıl davanın reddine, birleşen davanın kabulüne karar verilmiştir. Bölge Adliye Mahkemesi kararı, Yargıtayca duruşma istemli olarak asıl davada davacı, birleşen davada davalı vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildi. Duruşma için belirlenen 20.06.2023 günü hazır bulunan asıl davada davacı-birleşen davada davalı vekilleri Avukat ... ve Avukat ..., asıl davada davalı birleşen davada davacı vekili Avukat ... dinlenildikten sonra duruşmalı işlerin yoğunluğu ve süre darlığından ötürü işin incelenerek karara bağlanması ileriye bırakıldı. Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip, gereği düşünüldü. I. DAVA 1.Asıl davada davacı vekili dava dilekçesinde; müvekkilinin Bursa Belediyesi’nce açılan ihaleyi kazanması halinde, kullanacağı kimyasal ilâcı temin etmek üzere davalı ile şarta bağlı bir alım - satım sözleşmesi imzaladığını, müvekkilinin ihaleyi kazanamaması, kazanıp sözleşme akdedememesi veya akdedilecek sözleşmenin iptal edilmesi halinde alım satım sözleşmesinin geçerli olmayacağının taraflar arasında kararlaştırıldığını, ancak henüz sözleşmenin geçerlilik şartı gerçekleşmeden davalının bir irsaliyeye dayanarak müvekkiline malın bedeline ilişkin bir fatura gönderdiğini, faturaya itiraz edildiğini, davalının alım satım sözleşmesiyle aynı gün bir irsaliye düzenleyerek ve oldu bittiye getirerek müvekkiline imzalattığını, malların teslim edilmiş gibi gösterildiğini, oysa malların teslim alınmadığını, müvekkilinin haciz tehdidi altında olduğunu iddia ederek; müvekkilinin davalıya borcunun bulunmadığının tespitine, 10.10.2016 tarihli, 1.062.000,00 TL'lik fatura ve irsaliyenin geçersizliğine, davalının sözleşmeye aykırı hareketleri ile edimini ifa etmemesi nedeniyle sözleşmenin 4/1 maddesi gereğince 212.400,00 TL tutarındaki cezai şartın davalıdan tahsiline karar verilmesini talep etmiştir. 2.Birleşen davada davacı vekili dava dilekçesinde; taraflar arasında düzenlenen 03.10.2016 tarihli sözleşme ve zeyilname uyarınca davacı tarafından, davalıya ilaç satışında bulunulduğunu, sözleşme konusu ilacın 03.10.2016 tarihinde sevk irsaliyesi ile birlikte eksiksiz ve kusursuz olarak davalıya teslim edildiğini, sözleşmeye konu ihalenin davalı üzerinde kalmaması halinde davalı tarafça teslim alınan ilacın, davacıya iade edileceğinin belirlendiğini, sözleşme konusu ihalenin davalı tarafça yüklenilmiş olduğunu, davacının, 10.10.2016 tarihli faturayı düzenleyerek davalıya gönderdiğini, davalı tarafın imzalamış olduğu sözleşme gereği üzerine düşen ve vadesi gelen ödeme yükümlülüklerini yerine getirmediğini ve borcunu ödememek amacıyla tamamıyla kötüniyetli ve gerçek dışı iddialar ile davacı şirkete çeşitli noter ihtarları gönderdiğini, davacı tarafından da bu ihtarlara cevabi ihtarlar gönderildiğini, taraflar arasında imzalanan sözleşmenin 4/2.maddesine göre "sözleşmede kararlaştırılan ödemelerden üst üste 2 taksit ödenmez ise satıcı sözleşmede belirlenen toplam ücretin %20'si oranında bir cezai şarta hak kazanacağının, alıcı üst üste 2 taksiti ödemez ise sözleşme konusu tüm alacağın tahsilini talep edebileceğinin düzenlendiği, davacının alacağını tahsil için davalı aleyhine icra takibi başlattığını, davalının, icra takibine haksız itiraz ederek takibi durdurduğunu, bu nedenlerle, davalının icra takibine vaki itirazının iptali ile takibin devamına ve icra inkar tazminatına hükmedilmesine karar verilmesini talep etmiştir. II. CEVAP 1.Asıl davada davalı vekili cevap dilekçesinde; taraflar arasında imzalanan alım satım sözleşmesinde ödemelerin 15.02.2017 tarihinden itibaren başlayacağının öngörüldüğünü, davalının bu ödemeyi yapmamak ve zaman kazanmak kastı ile 13.02.2017 tarihinde huzurunuzda görülmekte olan bu davayı açtığını, davacının çelişkili beyanlarda bulunduğunu, davacının Bursa Büyükşehir Belediyesince açılan ihalenin kendisinde kalacağını çok iyi bildiğinden müvekkili ile 03.10.2016 tarihli sözleşmeyi imzaladığını, mallara ihtiyacı olan davacının zeyilname düzenlenmesi halinde ilâçları teslim alabileceğini bildirdiğini, bu nedenle zeyilname düzenlenerek malların davacıya 03.10.2016 tarihli sevk irsaliyesi ile teslim edildiğini, davacı şirket yetkilisi el yazısı ile malları eksiksiz ve kusursuz teslim aldığını yazdığını, teslimden sonra da süresinde faturasının kesilerek davacıya gönderildiğini, davacının kötü niyetli olarak faturaya itiraz ettiğini, müvekkilinin sevk irsaliyesi ile malları teslim ettiğini ispatladığını, bunun aksinin ispatı için aynı kuvvete sahip belge sunması gerektiğini savunarak, öncelikle ihtiyati tedbir karan verilerek davacının mal kaçırmasının önlenmesine, davanın esastan reddine, davacının % 20'den az olmamak üzere tazminat ödemesine mahkum edilmesine, karar verilmesini istemiştir. 2.Birleşen davada davalı vekili cevap dilekçesinde; davalının, davacıya herhangi bir borcunun bulunmadığını, bu hususta davacıya ihtarnamede keşide edildiğini, davacının, sanki geçerli bir fatura ve alacağı varmış gibi davranarak haksız çıkar sağlama amacında bulunduğunu, davacı tarafından kendilerine mal teslim edilmediğini, bu nedenlerle, haksız, hukuka ve gerçeğe aykırı yasal dayanağı bulunmayan, taleplerin ve davanın reddi ile icra takibinin iptaline, haksız icra takibi nedeniyle davacının %20'den az olmamak üzere davacı aleyhine icra tazminatına karar verilmesini istemiştir. III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile, alım satım sözleşmelerinde malın teslimi, edimlerin karşılıklı zamanında yerine getirilip getirilmediği tartışılması gereken hususlar ise de; dava konusu olayda gerçek bir teslimin olup olmadığı hususu yerine Bursa Belediyesinin OHAL nedeniyle ihaleyi feshetmiş olmasından dolayı artık taraflar arasındaki sözleşmenin geçersiz olduğu tespitine göre değerlendirme yapmak gerektiği, taraflar arasındaki sözleşmeye göre davacının belediyeyle olan ihalesi feshedildiğinden davacının malı alma mecburiyetinin ortadan kalktığı, kural olarak sonradan geçersiz hale gelen bir sözleşmede tarafların aldıklarını iade etmekle yükümlü oldukları ve bu kapsamda birbirlerinden verdiklerini geri isteyebilecekleri, davalı tarafın malı teslim ettiği kabul edilse dahi feshedilen sözleşmeye göre verdiği malın iadesini isteme hakkının mevcut olduğu, bu durumda fatura bedelinin tahsilini talep edemeyeceği, her ne kadar davacı taraf sözleşmeden kaynaklı cezai şart talep etmiş ise de; feshedilmiş olan bir sözleşmeye dayanarak cezai şart istenmesinin mümkün olmadığı, davacının sözleşmenin geçersizliği nedeniyle davalıya fatura bedelini ödeme yükümlülüğü olmadığı, davalının ise teslim ettiğini iddia ettiği malın iadesini istemek yerine fatura bedelini ve icra takibinde talep ettiği cezai şartı isteyemeyeceği gerekçesiyle asıl davada menfi tespit isteminin kabulüne, cezai şart talebinin reddine, birleşen davada itirazın iptali talebinin tümden reddine karar verilmiştir. IV. İSTİNAF A. İstinaf Yoluna Başvuranlar İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde taraf vekilleri istinaf başvurusunda bulunmuştur. B. İstinaf Sebepleri 1.Asıl davada davacı-birleşen davada davalı vekili, istinaf dilekçesinde özetle; birleşen davada kötü niyet tazminatına karar verilmesi gerektiğini, davacının borcunun bulunmadığını bildiği halde takip başlatmasının kötü niyetli olduğunu, düzenlenen raporlarda irsaliyenin usulsüz olduğunun belirlendiğini, buna rağmen kötü niyet tazminatı talebinin reddine karar verilmesinin usulsüz olduğunu; asıl davadaki cezai şart talebinin reddinin hatalı olduğunu, menfi tespit ve itirazın iptali davalarında müvekkilinin haklılığının kanıtlanmasına rağmen karşı tarafa yüklenen 212.400,00 TL cezai şartın hüküm altına alınmamasının hukuka aykırı olduğunu, yargılama sırasında davalının dayanıksız şekilde fatura düzenlediğinin belirlendiğini, haksız şekilde fatura düzenlenerek alacak oluşturulmasının karşısında cezai şarta hükmedilmesi gerektiğini belirterek, ilk derece mahkemesinin istinafa konu kararının, asıl davada cezai şart talebinin reddine ve birleşen davadaki kötü niyet tazminatı talebinin reddine ilişkin kısımlarının kaldırılmasına ve asıl davada cezai şart alacağı talebinin ve birleşen davada kötü niyet tazminatı talebinin kabulüne karar verilmesini istemiştir. 2.Asıl davada davalı-birleşen davada davacı vekili, istinaf dilekçesinde özetle; taraflar arasındaki sözleşmenin geçerliliğinin Bursa Büyükşehir Belediyesi ile alıcı arasında sözleşme yapılması şartına bağlandığını, 19.10.2016 tarihinde alıcı ile Bursa Büyükşehir Belediyesi arasında ihale sözleşmesi imzalandığını, müvekkilince düzenlenen 03.10.2016 tarihli sevk irsaliyesi ile sözleşmenin 3.2 maddesi gereğince emtianın teslim yeri olan İzmir'deki müvekkili fabrikasından alıcıya teslim edildiğini, teslim nedeniyle 10.10.2016 tarihinde faturanın düzenlenerek alıcıya gönderildiğini, satıcının edimini yerine getirmesine rağmen alıcının ödeme yükümlülüklerini zamanında yerine getirmemesi halinde, bedelin ödenmemesinden doğan tüm ticari zararları hariç olmak üzere ve kararlaştırılan ödemelerden üst üste iki taksitin ödenmemesi durumunda cezai şart alacağın oluşacağını ve tüm alacakların muaccel olacağını, davalının 15.02.2017 ve 15.03.2017 tarihinde üst üste iki taksiti zamanında ödememesi nedeniyle tüm alacağın muaccel hale geldiğini, senede karşı her türlü iddianın senetle ispatı gerektiğini, buna rağmen ilk derece mahkemesince talepler hakkında hukuka aykırı karar verildiğini, sözleşmeyle aynı günde mal teslimini engelleyen bir hüküm bulunmadığını, sözleşmenin 3.2 maddesinde, emtianın satıcının işyerinde teslim edileceğinin düzenlendiğini, ilacın nerede ve ne şekilde kullanılacağının dava konusu olmadığını, alıcının ihaleden alacağı parayı hesap ederek müvekkili ile davaya konu sözleşmeyi imzaladığını, taksitlerin buna göre aylık olarak düzenlendiğini, Bursa Büyükşehir Belediyesinin OHAL nedeniyle ihaleyi feshetmiş olmasından dolayı artık taraflar arasındaki sözleşmenin geçersiz olduğuna ve bu nedenle taraflar arasındaki sözleşmeye alıcının malı alma mecburiyetinin ortadan kalktığına ilişkin mahkeme gerekçesinin hatalı olduğunu, ihalenin idare ile davalı arasında karşılıklı anlaşılarak feshedilmesinin her iki davadan sonra gerçekleştiğini, davalı ile idare arasında bir nevi ikale sözleşmesi düzenlendiğini, sözleşme alacağının muaccel hale gelmesinden sonra belediye ile yapılan ihale sözleşmesinin karşılıklı olarak anlaşılarak iptalinin bu sözleşmenin geçerliliğini etkilemeyeceğini belirterek; ilk derece mahkemesi kararının kaldırılmasına ve menfi tespit davasının reddine, birleşen itirazın iptali davasının kabulüne karar verilmesini istemiştir. C. Gerekçe ve Sonuç Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile taraflar arasında yazılı şekilde satım sözleşmesi düzenlendiği ve sözleşme konusu emtianın alıcıya teslim edildiğinin belgelerle sabit olduğu, davalı satıcı, emtianın alıcıya teslim edildiğini sözleşme ile aynı gün imzalanan sevk irsaliyesi ve zeyilname ile kanıtlamış olup, düzenlenen zeyilnamede sevk irsaliyesine atıf yapılmış ve emtianın satıcının adresinde teslim edildiği/teslim alındığının belirtildiği, taraflar arasında düzenlenen sözleşme ve teslim belgelerinde davacının iradesinin bozulduğuna ilişkin 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu'nun (6098 sayılı Kanun) yanılma, aldatma ve korkutma hükümleri ile aşırı yararlanma durumlarının bulunduğunun usulüne uygun delillerle alıcı tarafından kanıtlanmadığı, her iki tarafın tacir olduğu ve 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu'nun (6102 sayılı Kanun) 18 inci maddesinin ikinci fıkrası uyarınca tedbirli ve özenli davranma yükümlüğü altında olduğu, teslim konusunda hiç bir tereddüte yer vermeyen irsaliyeyi ve zeyilnameyi imzalamış olan tacirin, belge içeriği ile bağlı olduğu, dava dışı Bursa Büyükşehir Belediyesi tarafından verilen cevabi yazıdan, idare ile alıcı arasındaki sözleşme ilişkisinin 01.12.2016 tarihinde kurulduğu ve sözleşmenin bir süre yürürlükte kaldıktan sonra 31.03.2017 tarihinde karşılıklı olarak fesih edildiği, fesih tarihinden sonra da aynı işin davacı tarafından yapılmaya devam edildiğinin anlaşıldığı, belirtilen durumda, 6098 sayılı Kanun'un 173 üncü maddesi uyarınca bozucu şartın gerçekleşmediği, alıcının dava dışı belediyeden ihaleyi aldığı, bu nedenle sözleşme ile bağlı olduğu, taraflar karşılıklı iradeyle sözleşmeyi imzalamış, satıcı kendi edimini yerine getirmiş, alıcının edimi vadelere bağlanmış; ancak, satımdan sonra Belediye tarafından yapılacak ihalenin alıcıya verilmemesi halinin, bozucu şart olarak kararlaştırıldığı, asıl davada davacı-birleşen davada davalı alıcının, dava dışı Belediyeden ihaleyi almasıyla da bozucu şart ortadan kalkmış olup tarafların sözleşmeyle bağlı olduğu, sözleşmedeki şart bozucu değil, geciktirici şart olarak yorumlansa bile satıcının mal teslim edimini yerine getirdiği buna karşılık alıcı, sözleşmeden kaynaklanan bedel ödeme borcunu sözleşmede öngörülen vadelerinde yerine getirmediği, taraflar arasındaki sözleşmenin 4/2. maddesinde alıcının ödemelerini zamanında yapmaması halinde satıcının sözleşme bedelinin %20'si oranında cezai şart alacağı bulunduğu belirlendiği, icra takibine konu satım bedelinin miktarı sözleşme ile belirlenmiş likit bir alacak olduğundan, birleşen davada davacı satıcı yarına, 2004 sayılı İcra ve İflas Kanunu'nun (2004 sayılı Kanun) 67 nci maddesinin ikinci fıkrası uyarınca, sadece satım bedeli üzerinde takdiren %20 oranında icra inkar tazminatına hükmedilmesi gerektiği, ceza koşulu alacağı likit kabul edilmediğinden, inkar tazminatına sadece sözleşmedeki satım bedeli üzerinden hükmedildiği, gerekçesiyle asıl davada davacı-birleşen davada davalı vekilinin asıl ve birleşen davalara yönelik istinaf başvurusunun esastan reddine, asıl davada davalı-birleşen davada davacı vekilinin asıl ve birleşen davalara yönelik istinaf başvurusunun kabulü ile ilk derece mahkemesinin istinafa konu kararının kaldırılmasına, asıl davanın reddine, birleşen davanın kabulüne karar verilmiştir. V. TEMYİZ A. Temyiz Yoluna Başvuranlar Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde asıl davada davacı birleşen davada davalı vekili temyiz isteminde bulunmuştur. B. Temyiz Sebepleri Asıl davada davacı birleşen davada davalı vekili temyiz dilekçesinde özetle; davalının istinaf dilekçesinin usule ve meslek kurallarına aykırı olduğunu, bu nedenle reddi gerektiği halde başvurusunun kabul edilerek karar verildiğini, Bölge Adliye Mahkemesi kararının hukuka aykırı olduğunu, davalının ihtiyati haciz istemlerinin başla mahkemelerce reddedildiğini, sözleşmedeki taliki şartın gerçekleşmediğini, yapılan ihalede ilaç alımı yapılmadığını, hizmet ihalesin üçüncü şahıs adi ortaklık tarafından kazanıldığını, bu hizmet ihalesinin de sonradan OHAL nedeniyle iptal edildiğini, yürürlükte olmayan anlaşmaya dayanan faturanın icra takibine konu edilemeyeceğini, talebi aşar şekilde inceleme yapıldığını, mal teslimine ilişkin belgelerin usulüne aykırı düzenlendiğini, bu nedenle bu belgelere dayanarak malın teslim edildiği sonucuna ulaşılamayacağını, bilirkişi incelemesi yapıldığını, her iki bilirkişi raporunda da irsaliyenin geçersiz olduğunun tespit edildiğini, davalının rapora bu husus yönünden itiraz etmediğini, ispat yükünün davalıda olduğunu, malların davacıya teslim edilmediğini, davalının teslim edilen mallara ilişkin bilgileri sunamadığını, teslim edilmeyen mal için bedel ödenemeyeceğini, davalının muaccel olmayan alacağına ilişkin fatura kestiğini, faturanın yasal nitelikleri taşımadığını, icra inkar tazminatına hükmedilmesinin haksız olduğunu belirterek Bölge Adliye Mahkemesinin kararının bozulmasını istemiştir. C. Gerekçe 1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme Uyuşmazlık, asıl davada, taraflar arasındaki 03.10.2016 tarihli satım sözleşmesi ve zeyilname uyarınca davalı tarafından düzenlenen 1.062.000,00 TL tutarlı faturadan dolayı borçlu olmadığının tespiti ayrıca 212.400,00 TL cezai şart alacağının tahsili, birleşen davada, faturalı olarak yapılan mal satışından kaynaklı alacak ve cezai şartın ödetilmesine yönelik icra takibine yapılan itirazın iptali istemine ilişkindir. 2. İlgili Hukuk 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun (6100 sayılı Kanun) 369 uncu maddesinin birinci fıkrası ile 370 ve 371 inci maddeleri, 2004 sayılı Kanun'un 67 nci maddesi 3. Değerlendirme 1.Bölge adliye mahkemelerinin nihai kararlarının bozulması 6100 sayılı Kanun’un 371 inci maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür. 2.Temyizen incelenen karar, tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, dava şartlarına, yargılama ve ispat kuralları ile kararda belirtilen gerekçelere göre usul ve kanuna uygun olup asıl davada davacı birleşen davada davalı vekilince temyiz dilekçesinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir. VI. KARAR Açıklanan sebeplerle; Temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararının 6100 sayılı Kanun’un 370 inci maddesinin birinci fıkrası uyarınca ONANMASINA, Aşağıda yazılı temyiz giderinin temyiz edene yükletilmesine, Takdir olunan 8.400,00 TL duruşma vekalet ücretinin asıl davada davacı-birleşen davada davalıdan alınarak asıl davada davalı-birleşen davada davacıya verilmesine, Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine, 22.06.2023 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.