T.C. İSTANBUL BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 14. HUKUK DAİRESİ DOSYA NO: 2026/143 KARAR NO: 2026/104 T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A İ S T İ N A F K A R A R I İNCELENEN KARARIN MAHKEMESİ : İSTANBUL 22. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ TARİHİ: 15/12/2025 tarihli ara karar NUMARASI: 2025/985 Esas (Derdest) DAVANIN KONUSU: Haksız rekabet Taraflar arasındaki haksız rekabet davasının ilk derece mahkemesince yapılan yargılaması sırasında, 15/12/2025 tarihli ara kararda yazılı nedenlerle davacı vek…
T.C. İSTANBUL BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 14. HUKUK DAİRESİ DOSYA NO: 2026/143 KARAR NO: 2026/104 T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A İ S T İ N A F K A R A R I İNCELENEN KARARIN MAHKEMESİ : İSTANBUL 22. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ TARİHİ: 15/12/2025 tarihli ara karar NUMARASI: 2025/985 Esas (Derdest) DAVANIN KONUSU: Haksız rekabet Taraflar arasındaki haksız rekabet davasının ilk derece mahkemesince yapılan yargılaması sırasında, 15/12/2025 tarihli ara kararda yazılı nedenlerle davacı vekilinin ihtiyati tedbir talebinin reddine dair verilen karara karşı, davacı tarafından istinaf yoluna başvurulması üzerine Dairemize gönderilmiş olan dava dosyası incelendi, gereği konuşulup düşünüldü. TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMALARININ ÖZETİ Davacı vekili, dava dilekçesinde özetle; davalı ...'ın, müvekkili şirketin yönetim kurulu üyesi olarak TTK m. 396’ya aykırı şekilde müvekkili şirket ile haksız rekabet ettiğini, haksız rekabet hükümlerine aykırı şekilde aldatıcı satış yöntemleri kullandığını, müvekkilinin piyasadaki tanınmışlığından haksız olarak faydalandığını, internet sitesinde kullandığı ifadeler ile müvekkili şirketin tanınırlılığından halen dahi haksız şekilde faydalandığını, çalışanların müvekkili şirketten ayrılmaları için kendilerine psikolojik baskı yaptığını, kötülemelerde bulunduğunu ve müvekkili şirketten ayrılmalarını teşvik ettiğini, müvekkili şirkete ait uzun yıllardır aralıksız ve çekişmesiz kullandığı markaları kendi adına tescil ettirdiğini, müşterileri yanıltarak, eskiden müvekkili şirkete yaptırılan fuar organizasyonlarının kendi adına ve hakim pay sahibi olduğu diğer davalı şirket adına yapmak üzere sözleşmeler yaptığını, müvekkilinin ticari sırlarını ve piyasadaki tanınırlığını haksız biçimde kullanarak müvekkili şirketi maddi ve manevi zarara uğrattığını, rekabet yasağına aykırı olarak kurup yönettiği davalı şirketin tüm maddi ve gayrimaddi sermayesini haksız olarak müvekkiline ödettirdiğini, davalıların haksız rekabet yasağına aykırı davranışları nedeniyle ihtiyati tedbir kararı verilmesi gerektiğinin uzman görüşü ile de sabit olduğunu, HMK'nın 390/3. maddesi gereğince yaklaşık ispat kuralının somut olayda gerçekleştiğini, HMK'nın 389 ve devamı maddeleri ile TTK'nın m. 61. gereğince davalıların haksız rekabet teşkil eden eylemlerinin durdurulması amacıyla ihtiyati tedbir kararı verilmesini, davalıların haksız rekabet teşkil eden fiillerinin tespitine ve önlenmesini, davalıların haksız rekabet oluşturan tüm faaliyetlerinin derhal durdurulmasını ve bu faaliyetlerinin sonuçlarının ortadan kaldırılmasını, davalının haksız rekabet yolu ile elde ettiği menfaatin tespitine ve bu menfaatin TTK m. 56/1-e uyarınca müvekkili şirkete devrini, davalıların haksız rekabet neticesinde elde ettiği tüm haksız kazançların müvekkili şirkete iadesini, 500.000-tl belirsiz alacak talebinin dava tarihinden itibaren işleyecek ticari faizle birlikte davalılardan müştereken ve müteselsilen tahsiline, 100.000-TL manevi tazminat talebinin davalılardan müştereken ve müteselsilen tahsilini talep etmiştir. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARININ ÖZETİ İlk Derece Mahkemesince ihtiyati tedbir talebinin değerlendirildiği 15/12/2025 tarihli ara kararla; "...Davalıların eylemlerinin haksız rekabet oluşturup oluşturmadığı, haksız rekabetin koşullarının oluşup oluşmadığı dosyanın mevcut durumu itibariyle ispata muhtaç olduğu, HMK'nın 390/3. maddesinde belirtilen yaklaşık ispat koşulu gerçekleşmediği... " gerekçesiyle ihtiyati tedbir talebinin reddine, karar verilmiştir. Bu ara karara karşı, davacı vekilince istinaf başvurusunda bulunulmuştur. İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ Davacı vekili, istinaf başvuru dilekçesinde özetle; Davalı ...'ın müvekkili şirketin yönetim kurulu üyesi iken aynı faaliyet alanında, aynı müşteri çevresine, aynı mekânsal ve organizasyonel yapı içinde yeni bir şirket kurduğunu ve faaliyete başladığını, eylemlerinin tamamının sadakat ve özen yükümlülüklerine aykırı olduğunu, müvekkili şirket içerisinde aynı iştigal konusuna sahip diğer ...'ni kurmuş olduğunu, davalı ...'ın pozisyon ve görevi sebebiyle müvekkili şirketin tüm mali verilerine, müşteri tekliflerine ve sözleşmelerine, tedarikçi firmalarına ve en önemlisi müşteri portföyüne ulaşmış olduğunu ve bu suretle müvekkili şirketin çalışmış olduğu tüm müşteriler ile gelecek dönem fuarlar konusunda anlaşmalar yaptığını, hazırlanan sözleşme ve tekliflerde müvekkili şirketin sunabileceği teklif ve sözleşmeleri önceden bildiğini ve müvekkili şirketin iş almasına engel olmayı amaçladığını, müvekkilinin yaptığı fuarların, davalılar tarafından kopyalanarak müvekkilinin yapmayacağı dönemde davalılar tarafından yapılacağının açıklandığını, haksız rekabet fiillerinin; müvekkili şirketin müşteri çevresini ve ticari itibarını geri dönülmez biçimde aşındırdığını, TTK m. 61 hükmünün göz ardı edildiğini, ihtiyati tedbir verilmemesi hâlinin, haksız fiilin meşrulaştırması sonucunu doğurduğunu, bu nedenlerle ilk derece mahkemesinin istinafa konu ara kararının usul ve yasaya aykırı olduğunu belirterek, ihtiyati tedbir talebinin reddine dair ara kararın kaldırılmasına ve ihtiyati tedbir talebinin kabulüne karar verilmesini talep etmiştir. İNCELEME VE GEREKÇE Dava, TTK'nın 54 vd. maddeleri gereğince haksız rekabetten kaynaklanan zararın tahsili ile haksız rekabet teşkil eden fiillerin tespiti ile önlenmesi istemlerine ilişkindir. İlk derece mahkemesince, davacı vekilinin haksız rekabet sebebi olan eylemlerin durdurulmasına dair ihtiyati tedbir talebinin reddine dair ara karar verilmiş; bu ara karara karşı, davacı vekili tarafından, yasal süresi içinde istinaf kanun yoluna başvurulmuştur. İstinaf incelemesi, HMK'nın 355. maddesi uyarınca, ileri sürülen istinaf başvuru nedenleriyle ve kamu düzenine aykırılık yönleriyle sınırlı olarak yapılmıştır. Dosya kapsamından, davalı gerçek kişinin davacı şirket bünyesinde yönetim kurulu başkan yardımcısı iken davalı ... kurduğu, kurmuş olduğu şirkette hissedar olduğu, davacı şirkette elde ettiği bilgileri kullandığı, bilgilerden yararlanarak ticari kazanç sağladığı iddiası ile ihtiyati tedbir talebinde bulunulmuş olduğu anlaşılmaktadır. TTK'nın ihtiyati tedbirler başlıklı 61/1.maddesinin ''Dava açma hakkına haiz bulunan kimsenin talebi üzerine mahkeme, mevcut durumun olduğu gibi korunmasına, 56. maddenin birinci fıkrasının b ve c bentlerinde öngörüldüğü gibi haksız rekabet sonucu oluşan maddi durumun ortadan kaldırılmasına, haksız rekabetin önlenmesine ve yanlış veya yanıltıcı beyanların düzeltilmesine ve diğer tedbirlere, Hukuk Usulu Muhakemeleri Kanunun ihtiyati tedbir hakkındaki hükümlerine göre karar verilebilir '' düzenlemesi yer almaktadır. Buna göre davacının, TTK'nın 56 ve devamı maddelerine dayalı talebine ilişkin olarak ihtiyati tedbir talepleri TTK'nın 61. maddesine göre değerlendirilmelidir. Burada hüküm bulunmayan konularda, tamamlayıcı hüküm olarak HMK'nın 389 vd. maddelerinden yararlanılmalıdır. HMK'nın 389/1. maddesi ''Mevcut durumda meydana gelebilecek bir değişme nedeniyle hakkın elde edilmesinin önemli ölçüde zorlaşacağından ya da tamamen imkânsız hâle geleceğinden veya gecikme sebebiyle bir sakıncanın yahut ciddi bir zararın doğacağından endişe edilmesi hâllerinde, uyuşmazlık konusu hakkında ihtiyati tedbir kararı verilebilir.'' hükmünü, 390/3. maddesi, "Tedbir talep eden taraf, dilekçesinde dayandığı ihtiyati tedbir sebebini ve türünü açıkça belirtmek ve davanın esası yönünden kendisinin haklılığını yaklaşık olarak ispat etmek zorundadır'' hükmünü, 391/1.maddesi ise ''Mahkeme, tedbire konu olan mal veya hakkın muhafaza altına alınması veya bir yediemine tevdii ya da bir şeyin yapılması veya yapılmaması gibi, sakıncayı ortadan kaldıracak veya zararı engelleyecek her türlü tedbire karar verebilir" hükmünü içermektedir. Davacı, eylemlerin derhal durdurulması için haksız rekabete yol açan fuarların durdurulmasına, düzeltici ilanların yapılmasına, banka hesaplarına haksız rekabet teşkil edecek kazançlar için bloke konulmasına, taşınır ve taşınmaz mal varlıkları üzerine ihtiyati tedbir konulmasına kararı verilmesini istemiştir. Haksız rekabetin koşullarının somut olayda gerçekleşip gerçekleşmediği, iddiaya konu eylemlerin sabit olup olmadığı konularındaki nihai değerlendirme, elbette devam etmekte olan yargılama sonunda verilecek esas hükümle ortaya çıkacaktır. Gerek TTK'nın 61.maddesi gerekse HMK'nın ilgili maddeleri uyarınca yapılan değerlendirmede, dosyanın mevcut durumu ve TTK'nın 56. vd maddelerine göre talepler göz önünde bulundurulduğunda, haksız rekabet koşullarının mevcudiyetine dair ileri sürülen konular ispata muhtaç durumdadır. İhtiyati tedbirin gerekli olduğuna ve davacı iddialarının yerinde olduğuna ilişkin yaklaşık ispat ölçüsünde kanıt bulunmamaktadır. Bu nedenle, ihtiyati tedbir talebinin reddine dair ilk derece mahkemesi ara isabetli görülmüştür. Açıklanan bu gerekçelerle, HMK'nın 391/3 ve 353/1.b.1. maddeleri uyarınca dosya üzerinden yapılan inceleme sonucunda, ilk derece mahkemesince ihtiyati tedbir talebinin reddine ilişkin verilen ara karar usul ve yasaya uygun bulunduğundan, ihtiyati tedbir talep eden davacı vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine dair aşağıdaki karar verilmiştir. KARAR: Yukarıda açıklanan gerekçelerle; 1-HMK'nın 353/1.b.1 ve 391/3 maddeleri uyarınca, ihtiyati tedbir talep eden davacı vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine, 2-İhtiyati tedbir talep eden davacı vekili tarafından yatırılan istinaf başvuru ve peşin karar harçlarının Hazineye irat kaydına, bakiye 116,60 TL karar harcının davacıdan tahsili ile Hazineye gelir kaydına, 3-İhtiyati tedbir talep eden davacı tarafından yapılan kanun yolu giderlerinin kendi üzerinde bırakılmasına, 4-Gerekçeli kararın ilk derece mahkemesince taraflara tebliğine, 5-Dosyanın, kararı veren ilk derece mahkemesine gönderilmesine dair; HMK'nın 353/1.b.1 ve 391/3. maddeleri uyarınca dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda, oybirliğiyle ve kesin olarak karar verildi. 22.01.2026 KANUN YOLU: HMK'nın 362/1.f ve 391/3 maddeleri uyarınca karar kesindir.