MAHKEMESİ : Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 21. Hukuk Dairesi SAYISI : 2021/1118 Esas, 2023/897 Karar HÜKÜM : Davanın reddi (Esas hakkında yeniden hüküm tesis edilmek suretiyle) İLK DERECE MAHKEMESİ : Ankara 5. Asliye Ticaret Mahkemesi SAYISI : 2021/22 E., 2021/323 K. Taraflar arasındaki teminat mektubu bedelinin tahsili davasından dolayı yapılan yargılama sonunda İlk Derece Mahkemesince davanın kabulüne karar verilmiştir. Kararın davalı vekili tarafından istinaf edilmesi üzeri
MAHKEMESİ : Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 21. Hukuk Dairesi SAYISI : 2021/1118 Esas, 2023/897 Karar HÜKÜM : Davanın reddi (Esas hakkında yeniden hüküm tesis edilmek suretiyle) İLK DERECE MAHKEMESİ : Ankara 5. Asliye Ticaret Mahkemesi SAYISI : 2021/22 E., 2021/323 K. Taraflar arasındaki teminat mektubu bedelinin tahsili davasından dolayı yapılan yargılama sonunda İlk Derece Mahkemesince davanın kabulüne karar verilmiştir. Kararın davalı vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine, Bölge Adliye Mahkemesince başvurunun kabulü ile İlk Derece Mahkemesi kararının kaldırılmasına, esas hakkında yeniden hüküm tesis edilmek suretiyle davanın reddine karar verilmiştir. Bölge Adliye Mahkemesi kararı davacı vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü: I. DAVA Davacı vekili dava dilekçesinde; müvekkili tarafından ihale edilen işi yüklenen dava dışı şirketin ihale konusu iş kapsamında davalı tarafından müvekkiline ihale alan şirket lehine iki adet kesin ve süreli teminat mektubu verdiğini, dava dışı firmanın ihale konusu işi zamanında tamamlayamaması üzerine müvekkili tarafından davalıya işin kesin kabul aşaması tamamlanmadığından teminat mektuplarının süresiz uzatılması veya nakit olarak ödenmesinin talep edildiğini, bu talebe karşılık davalının talebi geçerli bir tazmin talebi olarak kabul etmediğini, teminat mektuplarının vadesi dolduğundan mektuplarla ilgili bankanın sorumluluğunun sona erdiğini bildirdiğini, dava dışı şirketin taahhüdünü yerine getirmediğini, davalının teminat mektupları nedeniyle sorumlu olduğunu ileri sürerek toplam 313.237,00 TL kesin teminat mektubu bedelinin 14.12.2018 temerrüt tarihinden itibaren işleyecek avans faizi ile birlikte davalıdan tahsiline karar verilmesini talep etmiştir. II. CEVAP Davalı vekili cevap dilekçesinde; teminat mektubunun vadesinin uzatılması, aksi takdirde mektubun tazmini şeklindeki talebin geçerli bir tazmin talebi olmadığını, mektupların vadesinin dolduğunu, bankanın sorumluluğunun sona erdiğini savunarak davanın reddini istemiştir. III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile davalının davacı ile dava dışı şirket arasında ortaya çıkacak herhangi bir uyuşmazlık ve bunun akıbet ve kanuni sonuçları dikkate alınmaksızın mektupta yazılı tutarı ilk yazılı talep üzerine derhal ve gecikmeksizin, nakden ve tamamen ödemeyi kabul etmesine rağmen bu taahhüdünü yerine getirmediği, davalı bankanın teminat mektubundan dolayı davacı idareye olan taahhüt ve sorumluluğunun yüklenici firmadan bağımsız ve ayrı değerlendirilmesi gereken bir sorumluluk türü olduğu, davalının davacıya karşı üzerine düşen ödeme yükümlülüğünü yerine getirmediği gerekçesiyle davanın kabulüne 313.237,00 TL'nin 14.12.2018 tarihinden itibaren işletilecek avans faizi ile davalıdan tahsiline karar verilmiştir. IV. İSTİNAF A. İstinaf Yoluna Başvuranlar İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davalı vekili istinaf başvurusunda bulunmuştur. B. İstinaf Sebepleri Davalı vekili istinaf dilekçesinde özetle; azılı tazmin talebinde mutlaka lehtarın teminat mektubu ile garanti edilen yükümlülüğünü yerine getirmediği, muhatap tarafından belirtilerek tazmin istenmesi gerektiğini, emsal Yargıtay kararında da "uzat veya tazmin et" talebinde riskin doğup doğmadığı anlaşılamadığından, bankanın ödeme yükümlülüğünün doğmadığının açıkça belirtildiğini, müvekkilinin davacının 13.12.2018 tarihli ve "Kesin Teminat Mektubu Uzatılması" başlıklı dilekçesinin şekli olarak incelendiğini, dilekçede teminat mektupları ile garanti altına alınan risklerin gerçekleştiğine dair hiçbir ifade bulunmadığından riskin gerçekleşip gerçekleşmediğinin anlaşılamadığını, hatta ilgili dilekçede teminat mektubunun süresiz uzatılması talebi ile riskin henüz gerçekleşmediği, gerçekleşse idi süre uzatımı değil, zararın tazmininin talep edileceği sonucu ortaya çıktığını, bu durumda davacı tarafın geçerli bir tazmin talebinde bulunduğunun kabulünün mümkün olmadığını, riskin doğmamasına rağmen bankaca ödemede bulunulması halinde haksız ödemeden dolayı bankanın sorumlu olacağını, teminat mektubu lehtarına rücu edemeyeceğinin kabul edilmekte olduğunu, davacı tarafın her yöne çekilebilecek teminat mektubu tazmin talebine rağmen müvekkilinin teminat mektubunu tazmine hükmedilmesinin hukuka aykırı olduğunu, ortada geçerli bir tazmin talebi olmadığından bankanın tazmin yükümlülüğünün de doğmadığını, teminat mektuplarının süresi dolmuş olup, süresi içinde geçerli bir tazmin talebinde bulunulmadığından bankanın sorumluluğu kalmadığını, davacının süre uzatım talebinde bulunduğunu, teminat mektubunun süresi içinde geçerli bir tazmin talebinde bulunmadığını, işin kesin kabul aşaması tamamlanmadığından bahisle teminat mektubunun süresinin uzatılması veya tazmin edilmesi talebinde bulunulduğunu, ilgili tazmin yazısı ile kesin kabul işlemlerinin dava dışı firmanın kusuru sebebiyle mi yoksa davacı tarafın kesin kabul işlemlerini tamamlayamamış olması sebebiyle mi tamamlanmadığının anlaşılamadığını, davacı tarafından bile riskin gerçekleşip gerçekleşmediği, gerçekleşti ise ne kadarlık riskin gerçekleştiğinin bilinmediğini, bu sebeple müvekkilinin tazmin talep edilirken riskin gerçekleştiğinin beyan edilemediğini, davacının tazmin talebinin red edilmesinin sebebinin riskin gerçekleşmemiş olması değil, şekli manada yapılan inceleme neticesinde ilk tazmin talebinde usulüne uygun tazmin talebinde bulunulmadığı, ikinci tazmin talebinde ise teminat mektubunun geçerlilik süresinin dolmuş olduğunun tespiti olduğunu, bankanın geçerli tazmin talebi olmaması sebebiyle tazmin talebini reddettiğini belirterek İlk Derece Mahkemesi kararının kaldırılmasını istemiştir. C. Gerekçe ve Sonuç Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile teminat mektubu vermekle bankaların mücerret bir borç altına girmeyip belirli bir yükümlülüğün yerine getirilmesini garanti etmeleri nedeniyle, yazılı tazmin talebinde mutlaka, lehtarın teminat mektubu ile garanti edilen yükümlülüğünü yerine getirmediğinin belirtilmesi gerektiği, teminat mektubunun vadesinin uzatılması, aksi takdirde mektubun tazmini (extend or pay) şeklindeki talebin, teminat mektubunun niteliği ile bağdaşmadığı, teminat mektubunun süresinin uzatılması veya tazmin edilmesi talebinde riskin doğup doğmadığının anlaşılamadığı, davalı bankanın teminat mektuplarında vadeyi uzatmaması halinde mektubu tazmin edeceği yönünde bir taahhüdünün de bulunmadığı, hal böyle olunca, mahkemece, davacının teminat mektuplarının süresi dolmadan davalıya gönderdiği talepte teminat mektubu süresinin süresiz olarak uzatılması veya tazmin edilmesini talep ettiği, talepte teminat mektubunda belirtilen riskin doğup doğmadığının anlaşılamadığı, talebin teminat mektubunun niteliği ile bağdaşmadığı, davacının davalı bankadan teminat mektuplarının geçerlilik süresi içerisinde usulüne uygun bir tazmin talebi bulunmadığı, davalının tazmin yükümlülüğünün doğmadığı gözetilerek davanın reddine karar verilmesi gerekirken yanılgılı gerekçe ile yazılı şekilde hüküm kurulmasında isabet görülmediği gerekçesiyle başvurunun kabulü ile İlk Derece Mahkemesi kararının kaldırılmasına, esas hakkında yeniden hüküm tesis edilmek suretiyle davanın reddine karar verilmiştir. V. TEMYİZ A. Temyiz Yoluna Başvuranlar Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı vekili temyiz isteminde bulunmuştur. B. Temyiz Sebepleri Davacı vekili temyiz dilekçesinde özetle; Bölge Adliye Mahkemesince, müvekkilinin davalıya usulüne uygun olarak tazmin talebinde bulunmadığı, davacı tarafından gönderilen yazıdan riskin gerçekleşip gerçekleşmediğinin anlaşılamadığı belirtilmiş ise de müvekkilince gönderilen tazmin yazısında, işin kesin kabulünün yapılmadığı belirtilerek riskin gerçekleştiğinin bildirildiğini, riskin gerçekleştirdiğini bildiren lehtarın vade uzatımı ya da tazmin talep etmesine herhangi bir engel bulunmayıp bunun geçerli bir tazmin talebi olduğunu, bunun yanında her türlü yargı harçlarından muaf olan müvekkili aleyhine harca hükmedilmesinin de doğru olmadığını belirterek kararın bozulmasını istemiştir. C. Gerekçe 1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme Uyuşmazlık, teminat mektubu bedelinin tahsili istemine ilişkindir. 2. İlgili Hukuk 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (6100 sayılı Kanun) 369 uncu maddesinin birinci fıkrası ile 370 ve 371 inci maddeleri. 3. Değerlendirme 1.Bölge Adliye Mahkemelerinin nihai kararlarının bozulması 6100 sayılı Kanun’un 371 inci maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür. 2.Temyizen incelenen karar, tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, dava şartlarına, yargılama ve ispat kuralları ile kararda belirtilen gerekçelere göre usul ve kanuna uygun olup davacı vekilince temyiz dilekçesinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir. VI. KARAR Açıklanan sebeple; Temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararının 6100 sayılı Kanun’un 370 inci maddesinin birinci fıkrası uyarınca ONANMASINA, Davacı harçtan muaf olduğundan harç alınmasına yer olmadığına, Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine, 10.09.2024 tarihinde oy birliğiyle karar verildi. Dava Dilekçesi Oluştur --> Yargıtay Kararı Son Gönderiler Yapay Zeka ile Hukukta Yeni Dönem: Hızlı, Analitik ve İsabetli 26 June 2026 Yapay Zekâ Hukuk Dünyasını Nasıl Dönüştürüyor? 26 June 2026 Yapay Zeka ve Ceza Hukuku: Dijital Çağda Adaletin Yeni Yüzü 26 June 2026 Geleceğin Hukuku: Yapay Zeka ile Dönüşen Adalet 24 June 2026 Geleceğin Hukuku: Sosyal Ağlarda Çocuk Güvenliği ve Yapay Zeka 24 June 2026 İçtihat Arama Yargıtay Kararları Danıştay Kararları Bölge Adliye Mahkemesi Kararları Kanun Yararına Bozma Kararları Asliye Ticaret Mahkemesi Kararları Fikri Sinai Haklar Kararları Mevzuat Arama Kanunlar Cumhurbaşkanı Kararnameleri Bakanlar Kurulu Yönetmelikleri Cumhurbaşkanlığı Yönetmelikleri Cumhurbaşkanı Kararları Cumhurbaşkanlığı Genelgeleri Kanun Hükmünde Kararnameler Tüzükler Kurum ve Kuruluş Yönetmelikleri Üniversite Yönetmelikleri Tebliğler Mülga Mevzuat Tüm Mevzuatlar Dilekçe × Close Print Haber bültenimize abone ol Kayıt ol Kurumsal Biz Kimiz