TÜRK MİLLETİ ADINA KARAR BAŞKAN : ... ... ÜYE : ... ... ÜYE : ... ... KATİP : ... ... İNCELENEN DOSYANIN MAHKEMESİ : ANKARA 9. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ TARİHİ : 09/02/2021 NUMARASI : 2014/1021 Esas 2021/72 Karar DAVA : Şirket Menkullerinin Devri İşlemlerinin İptali DAVA TARİHİ : 03/06/2014 KARAR TARİHİ : 07/11/2025 GEREKÇELİ KARARIN YAZILDIĞI TARİH : 07/11/2025 Taraflar arasındaki şirket menkullerinin devri işlemlerinin iptali istemine ilişkin davanın yargılaması sonunda ilam…
T.C. ANKARA BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 21. HUKUK DAİRESİ 2021/947 Esas 2025/1249 Karar T.C. ANKARA BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 21.HUKUK DAİRESİ ESAS NO : 2021/947 KARAR NO : 2025/1249 TÜRK MİLLETİ ADINA KARAR BAŞKAN : ... ... ÜYE : ... ... ÜYE : ... ... KATİP : ... ... İNCELENEN DOSYANIN MAHKEMESİ : ANKARA 9. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ TARİHİ : 09/02/2021 NUMARASI : 2014/1021 Esas 2021/72 Karar DAVA : Şirket Menkullerinin Devri İşlemlerinin İptali DAVA TARİHİ : 03/06/2014 KARAR TARİHİ : 07/11/2025 GEREKÇELİ KARARIN YAZILDIĞI TARİH : 07/11/2025 Taraflar arasındaki şirket menkullerinin devri işlemlerinin iptali istemine ilişkin davanın yargılaması sonunda ilamda yazılı gerekçelerden dolayı davanın kabulüne yönelik olarak verilen hükme karşı davalılar vekilince süresinde istinaf kanun yoluna başvurulması üzerine dosya incelendi, gereği konuşulup düşünüldü. DAVA Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; 24/01/2014 tarihli hisse devir sözleşmesinde, ..., ... ve ...'ın sahip oldukları halka açık ... Organik Gıda A.Ş.'nin %55 oranındaki paylarını 32.500.000 TL bedelle ...'ye sattıklarını; hisse devir sözleşmesine göre payların satım bedelinin bir kısmı olan 20.500.000 TL'nin şirket aktifinde bulunan taşınmazlar ve bir kısım taşınırlann satıcılara veya yakınlarına devri yoluyla sağlandığını, kalan 12.000.000 TL'nin alıcı tarafından dava dışı ...'a nakden ödeneceğinin kararlaştırıldığını, ... Tanm A.Ş tarafından ... Tanm A.Ş.’ye ait 253.093.55 TL'lik taşınır malın satıldığını, satılan taşınırlara ilişkin muhasebe kaydının bulunmadığını; bütün bu hususlar değerlendirildiğinde 24/01/2014 tarihli sözleşmenin amacının ... Tanm A.Ş.'nin varlıklarının haksız ve usulsüz bir şekilde ... ve yakınlarının uhdesine geçirilmesi olduğunu, taşınırlar dışında ... A.Ş.'ye ait bir kısım taşınmaz ile nakit ve benzeri varlıkların da ...'a ve ilişkili olduğu kişilere aktarıldığını, 24/01/2014 tarihli hisse devir sözleşmesinin ... A.Ş ile ..., ... ve ... arasında akdedildiğini, hisse devir bedelinin ... A.Ş tarafından ödenmesi gerektiğini, buna karşın hisse devir bedelinin ... A.Ş.'nin taşınırları ile ödendiğini ,... A.Ş.'nin faaliyet konusunun organik tarım ürünleri ile organik et ve süt ürünleri olduğunu, taşınırların bu şekilde satışının şirketin faaliyet konusunun gerçekleştirmesine olanak vermediğini, şirket zarara uğradığı için SPK'nın Sermaye Piyasası Kanunu madde 92 uyarınca dava açma yetkisi bulunduğunu iddia ederek ... ... tarafından ...'a satışı yapılan taşıt ile ...’ın yakınlarının sahibi ve kurucusu olduğu ... Tarım Petrol Nakl. İnş. San. Tic. Ltd. Şti. ve ...’ın yakını olan ...'a satılan makine, teçhizat ve taşıtın satışının iptaline karar verilmesini dava ve talep etmiştir. CEVAP Davalılar ..., ... ve ... Tarım Petrol Nakliyat İnşaat Ticaret Limited Şirketi vekili cevap dilekçesinde özetle; davalı ...'ın üçüncü iyi niyetli kişi olduğunu, bu taşıtı geçerli bir şekilde iktisap ettiğini, ikinci el niteliğinde olan bir kısım taşınırların satım bedelinin mizan değerinin altında olmasının hayatın olağan akışına uygun olarak, amortisman değeri dikkate alınarak fatura edildiğini, hisse devir anlaşmasının tamamen gerçek iradelerini yansıttığından davada muvazaa şartlarının oluşmadığını, olayda mal değişim sözleşmesinin bulunduğunu, sözleşmenin garantörü olan ...'ün 01/07/2014 tarihinde ... Sanayi ve Ticaret A.Ş’nin %55 oranında hissesini ve ... Holding A.Ş’nin %5 hissesine tekabül eden hissesini ... Organik Gıda A.S’ye devrettiğini, böylece taşınmazların ve taşınırların devri ve oluşan kaybın giderildiğini; defterlerin usulsüz tutulduğu iddiasının gerçeği yansıtmadığını bildirerek davanın reddini istemiştir. Davalı ... Organik Gıda A.Ş usulüne rağmen davetiye tebliğine rağmen davaya cevap vermemiştir. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI Mahkemece; dava konusu menkullerin satışı dolayısıyla nakit ödemenin yapıldığına ilişkin varsa belgelerin ibrazı davalılar ..., ... ve ... Şirket vekilinden sorulduğu, nakit ödemeye ilişkin belge ibraz edilmediği, menkullerin satışına ilişkin ...'a nakit girişinin bulunmaması nedeniyle ..., ...'ın paylarını devralabilmek için gereksinim duyduğu finansmanı ...'dan kullanmış olduğu, ...'ın paylarının ... tarafından satın alındığı, bedelin ödenmesi için finansal desteğin bir kısmının ... menkullerinin satışıyla karşılandığı, satışın, pay bedelinin ödenmesi karşılığı olduğu, bu hususun TTK'nın 380. maddesine açık aykırılık oluşturduğu ve aksi yöndeki davalılarca sunulan uzman görüşlerinin dosyadaki bilgi ve belgelerle uyuşmadığı, burada finansal destek ile payın devri arasında zorunlu bir ilişki bulunduğu, ayrıca, finansal yardım (menkul satışı) nedeniyle şirket malvarlığı azaldığı, dikkat edilmesi gereken bir husus da ...'ın yaptığı satışların ... veya diğerlerine ...'ın başka bir borcu nedeniyle değil, pay devirlerinden dolayı yapılmış olmas olduğu, 6102 sayılı TTK'nın 380'inci maddesinin gerekçesi şöyledir: "Birinci fıkra bir anonim şirketin, kendi paylarını başkasının, yani üçüncü bir kişinin satın alabilmesi için onu finanse etmesine, onu ödünç veya teminat vererek veya diğer araçlarla desteklemesine, ona yardımcı olmasına yönelik hukuki işlemleri bâtıl sayarak, 379 uncu maddenin etkisiz kalmasını ve dolanılmasını engellemeyi amaçlamaktadır. Hüküm bu türlü bir desteği, (şirketin) kendi paylarını (pay senetlerini) dolaylı olarak kendisinin alması şeklinde kabul etmektedir. Bu sebeple söz konusu işlemleri kenar başlığında kanunu dolanma olarak nitelendirmektedir.(...) denildiği, gerekçede ayrıca, "...Hükmün uygulanabilmesi için yasaklanan işlemin, şirket hisse senetlerinin alınmasını amaçlaması yeterlidir. Bunun bir anlaşmaya bağlanması gerekli olmadığı gibi, iktisap işleminin kredinin, avansın veya teminatın verilmesinden önce sağlanması veya sağlanmış olması da şart değildir; daha sonra elde edilen amaç uyuşması da hükmün kapsamındadır. Yani iktisaptan sonra, amaç beraberliği sağlanarak yapılan ödemeler ile verilen teminatlar ve garantiler de dolanı gerçekleştirir. Hükümde destek işlemi bâtıl sayılmış, ancak iktisap işleminin, yani dolanın hukuki sonucu gösterilmemiştir. (...)" şeklinde olduğu, Yasa koyucunun anılan 380'inci madde gerekçesi, hükmün yorumunda başvurulacak bir yol olup, gerekçede açık bir şekilde, hükmün uygulanabilmesi için yasaklanan işlemin, şirket hisse senetlerinin alınmasını amaçlamasının yeterli olduğu, garantilerin bulunmasının 'dolanı' önlemeyeceğinin zikredildiği, finansal destek belirgin olarak pay devri için yapıldığı, iktisaptan sonra yapılan finansal destek de işlemi bâtıl kılacağı, işlem bâtıl, olup; iptalinin gerektiği, bilirkişilerin ve davalılar tarafından sunulan uzman görüşlerin yasaya, gerekçeye aykırı, bilgi ve belgelere uyarlı olmayan kısımları uygulanabilir görülmediği, itibar edilmediği, netice itibariyle TTK m.380 koşullarının oluştuğu, TTK'nın 202'nci maddesindeki denkleştirmeye ilişkin savunmaların, iptali gereken işlem yönünden geçerli olmayacağı, davalılar ..., ... ve ... Şirketi vekili; "...mallarını çocuklarının üzerine devretmek isteyen hisse devir sözleşmesi tarafları bahse konu malların bir kısmını müvekkillere devretmişlerdir..." demiş ise de, malları devreden ve devralanlarda saik ortaklığı bulunduğu, malların pay devri karşılığında devredildiği sabit olup, bedelleri şirket malvarlığına geçmediği, devirden malları devralan gerçek kişilerin de sorumlu olduğu, Yasanın deyimiyle 'batıl' olduğu saptanan hukukî işlemden 'hak iktisap etmek' mümkün olmadığı, durumu bilen ya da bilebilecek konumda olan gerçek kişilerin bu haktan yararlanamayacakları, bu nedenle, menkul satış işlemleri SPK'nın 92'nci maddesi göre hukuka aykırı olduğu gerekçeleriyle davanın kabulü ile, ... Organik Gıda A.Ş.'nin şirket aktifinde yer alan; a)... plakalı,... şasi nolu fort marka kamyonetin davalı ... ... adlı şahsa satılmasına, b)Muhtelif makine ve teçhizatın 14/04/2014 tarih ve 051948 sayılı fatura ile 136.144,06 TL (KDV hariç) davalı ... Tarım Petrol Nakliyat İnş. Tic. Ltd. Şti.'ne satılmasına, c)Pamuk hasat makinesinin 28.03.2014 tarihinde KDV hariç 110.169,49 TL (KDV dâhil 130.000,00 TL) bedelli davalı ...'a satılmasına ilişkin her üç satışın 6362 sayılı Sermaye Piyasası Kanunu'nun m.92,f.1, b bendi atfıyla TTK'nın 380,f.1 maddesi gereğince "batıl" olmaları nedeniyle iptallerine karar verilmiştir. İSTİNAF SEBEPLERİ Davalılar ..., ... ve ... Şirketi vekili istinaf dilekçesinde özetle; dava konusu taşınmazların satış bedellerini ödemekle yükümlü kişi ...'ın 14/02/2014 tarihli yönetim kurulu kararı ve 30/12/2016 tarihli genel kurul kararı dahilinde ... ve ... olup, SPK'nın şirket organları yerine geçerek, söz konusu organsal işlemler ayakta iken, iptal edilmemiş iken, kusuru olmayan, sorumluluğu bulunmayan kişilerin muamelekinden karşılamaya yönelik dava konusu iptal işlemi adil yargılanma ve mülkiyet hakkının iptali olduğunu, muvazaa saikinin bulunmadığını, asıl borçludan tahsil edilmesi gereken bir alacağın sorumluluğun müvekkillerine yüklenmesinin adil olmadığını, borcun tek ödeme aracının nakdi ödeme olmayıp devir senetleri ve temlik işlemleri ile ödeme yapılabileceğini, Eldeki davada mahkemece hisse devir tarafları yargılamaya katılmayarak müvekkillerine ciddi bir külfet yüklendiğini, adil yargılama haklarının ihlal edildiğini, SPK'nun 92.maddesinin Sermaya Piyasısı Kuruluna müvekkillerine karşı dava açma yetkisi vermediğini, Dava konusu işlemlerin iptali ve ... adına tescili talep edildiğinden eldeki davanın ... lehine bir dava olduğunu, bu davada davalı olarak gösterilmiş ise de ... ile menfaat birliğinde olan taraf olup, hasım olmadığını ve bu davada davalı olarak gösterilmesinin taraf teşkilinin doğru tespit edilememesi sebebiyle mahkemenin yetkisine ilişkin hükümler uygulanırken hataya düşüldüğünü, ...'ın asli müdahil olması gereken davalada davalı sıfatı düzeltildiğinde diğer davalıların yerleşim yerleri Ankara olmadığından davanın Diyarbakır Bismil mahkemelerinde görülmesi gerektiğini, Ankara 7. Ağır Ceza Mahkemesinin 2016/226 Esas sayılı dosyasında alınan bilirkişi raporu içeriğinde tespit edilen maddi olguların hukuk hakimi açısından bağlayıcı olduğunu, söz konusu bilirkişi raporunda dava konusu makina ve teçhizatların ... Şirketi defter ve kayıtlarına geçirilmiş olduğu, ödemenin ise ... ortaklarından ...'dan olan alacağı münasebetiyle ...'a ödenmek üzere şirket ortağı ...'a ödendiğinin belirtildiğini, Mahkemece alınan bilirkişi raporunda da söz konusu mal bedellerinin ...'ın hisse devir alacağına mahsuben ...'ın borçlu olduğu resmi defterde de kayıt altına alınmış olup, bir kişinin alacağı ve borcunun birbirine mahsup edilmesinin hukuken mümkün bir ödeme yöntemi olduğunu, Mahkemece alınan 29/08/2019 havale tarihli bilirkişi raporunda tespit edildiği üzere şirketin devirler sebebiyle zarara uğramadığını, Bismil talimat mahkemesince alınan 02/11/2018 tarihli bilirkişi raporunda ... Tarım'ın defterlerinin incelendiğini, 14/04/2014 tarih ve 051948 sayılı faturaya dair satış ilişkisinin alacağın temlik hükümleri dahilinde ... tarafından temlik edildiği, alacağın temlik hükümlerinin de ifa edildiği belirtilmiş olup, mahkemece temlik sözleşmesinin yok sayılmasının hukuka aykırı olduğunu, Pamuk hasat makinasının ...'a satış işlemi nedeniyle şirketin zarara uğramadığı da raporda tespit edildiğini, Yapılan işlemlerde TTK'nun 380.maddesine aykırılık bulunmadığını, Sermaya Piyasesi Kurulu tarafından İstanbul 8. Asliye Ticaret Mahkemesinin 2017/110 Esas 2018/945 Karar sayılı kararında ... ve ...'ün ...'a borçlu olduğu hükme bağlanmış olup ... Şirketinin mahkeme ilamı kapsamında bu alacağın cebren tahsili yoluna gitmesi gerektiği açık olduğunu, ...'ın yaptığı satışların ... ve diğerlerine ...'ın başka bir borcu nedeniyle değil, pay devirleri nedeniyle yapıldığını, ...'ın ... tüzel kişiliğinden pay almadığını, ... ile ..., ... ve ... arasındaki hisse devir sözleşmesi gereğince ..., ... ve ...'ın şahsi tasarruf alanında olan halka kapalı hisseleri satın aldığını, ...'ın devrettiği malların bedellerinin ödenme borcunun ...'a yüklendiğini, ...'ın bu bedelleri ödeyeceğini 14/02/2014 tarihli yönetim kurulu kararı ile KAP'da açıkladığını, ... ve ...'ün 23/06/2014 tarihli yönetim kurulu kararı ile KAP'da ...'a nakden ödeme taahhüdünde bulunduğu bedel yerine ...'a SPK lisanslı... ve ... şirketlerinin değerleme raporlarına göre değeri 50.000.000,00 TL olan ... hisselerini devrederek bu borcu ödediklerini açıklamalarına rağmen SPK tarafından ... hisseleriyle borcun ödenmediğinin iddia edildiği, Bütün bu işlemler birlikte dikkate alındığında ...'ın, ...'ın pay edilmesi için finansal yardım sağlamasının söz konusu olmadığını, ...'ın, ...'a olan borcunu ödememesinin söz konusu olduğunu, sorunun muhatabının ise müvekkilleri olmayıp ... ile ... olduğunu, Mahkemece vakalar eksik değerlendirildiği gibi, vakaların hukuki analizinde yanıldığını ve hata edildiğini, Mahkemece gerekçede açıkça yer alan sebepsiz zenginleşme hükümlerinin uygulanması gerektiğinin dikkate alınmadığını, mahkemece verilen hükmün davacının dayandığı uzman görüşüne de aykırı olduğunu, Mahkemenin bilirkişi raporlarından ayrılan görüşünün hukuki olmadığını, Müvekkillerinin TTK'nın 202.maddesi kapsamında da sorumluluklarının bulunmadığını, Alınan bilirkişi raporuna itibar edilmeyecek ise mahkemece bilirkişi incelemesi yapılması ve yargılama gideri yaptırılmasının hukuka aykırı olduğunu, Mahkemece TTK'nun 358. ve 202.maddeleri nezdindeki savunmalarının değerlendirilmediğini, gerekçelendirilmediğini, Mahkemece verilen hükmün menfaat dengesine aykırı olduğunu, Hisse devir sözleşmesinden sonra, dava dışı hisselerini devredenlerin yönetim kurulundan istifa ettiklerini, hisselerini devredenler ve yönetim kurulunun 30/01/2016 tarihli olağanüstü genel kurul toplantısında ibra edildiklerini, bahsi geçen varlık satış işleminin oy birliği ile kabul edildiğini, hisselerini devredenler açısından bir mağduriyetin söz konusu olmadığını, davacının esasen muvazaa iddiasının bulunmadığını, TTK'nun 385.maddesinde kanuna aykırı olarak şirketin kendi hisselerini iktisap etmesi halinde, iktisap edilen veya rehin olarak kabul edilen payların en geç 6 ay içinde elden çıkartılması gerektiği düzenlenmiş olup, yapılan tasarruf işleminin batıl kılınmadığını, bu kapsamda yönetim kuruluna sorumluluk yüklendiğini, mahkemece bu hususların değerlendirilmediği, SPK'nun ve mahkemenin yorum tarzının TTK'nın 385.madde hükmünün konuluş amacını da bertaraf ettiğini, Borçlandırıcı işlemlerde borçlunun borçlandığı anda borçlanılan edime sahip olmasının şart olmadığını, Dava konusu olayda denkleştirme yapılması nedeniyle bir zararın oluşmadığını, Bilirkişi raporuna itirazlarının değerlendirilmediğini bildirerek ilk derece mahkemesi kararının kaldırılmasını istemiştir. HUKUKİ NİTELENDİRME, DELİLLERİN VE İSTİNAF SEBEPLERİNİN DEĞERLENDİRİLMESİ Dava, hisse devir bedellerinin, finansal yardım yasağı kapsamında, şirket menkullerının satışı yolu ile yapılması nedeniyle menkul satışlarının iptali istemine ilişkindir. 6100 Sayılı HMK'nın 355.maddesi gereğince, istinaf incelemesinin istinafa gelen tarafın sıfatı ile istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak kamu düzenine aykırılık bulunup bulunmadığı hususu gözetilerek ilk derece mahkemesinin taraflar arasındaki ihtilafta görevli mahkeme oluşu ve eldeki davada kesin yetki kuralına da aykırılık bulunmadığı anlaşılmakla işin esasına girilerek yapılan incelemede; 24/01/2014 tarihli hisse devir sözleşmesi ve ekleri, ticaret sicil kayıtları, araç satışı noter belgesi, menkul satış faturaları, SPK kayıtları ve ekleri belgeler, uzman görüşleri, Ankara 7. Ağır Ceza Mahkemesinin 2016/226 Esas sayılı dosyası, taraflar arasındaki ihtarname ve yazışmalar, bilirkişi raporları, ...nun 21/08/2015 tarihli denetleme raporu vs deliller dosya arasında mevcuttur. 24.01.2014 tarihli hisse devir sözleşmesinin incelenmesinde; 6.1. maddesinde; ..., ... ve ...'ın sahip oldukları halka açık ... Organik Gıda A.Ş.'nin %55 oranındaki paylarını 32.370.000,00TL bedelle ...'ye satıldığı, 6.2.maddesinde; satım bedelinin 20.500.000,00 TL lik kısmının şirket aktifinde kayıtlı bir kısım taşınmaz ve taşınırların tamamının devredenlere veya devredenlerce gösterilecek kişilere tapuda satılmak suretiyle karşılanacağı, bu satış sonucu olan rakamın ... ve ...'ın alacağı hisse bedeline mahsup edileceği, diğer bir deyişle ve açık bir tabirde tapu satışı sonrasında devreden ... ve ...'ın gayrimenkul alımı sebebiyle ...'a borçlu olmayacağı, iş bu gayrimenkullerin ve arsaların satış bedellerinin tamamının devralan yatırımcı tarafından gayrikabili rücu olarak ödeneceğinin kararlaştırıldığı anlaşılmıştır. Ankara 7. Ağır Ceza Mahkemesinin 2026/226 Esas 2021/4 Karar sayılı kararının incelenmesinde; dava dışı müştekiler tarafından iş bu davaya konu menkul ve araç satışının da aralarında bulunduğu olaylar nedeniyle zarara uğradıkları, sanıklar ... ile ...'ün ... Organik Gıda A.Ş hisselerinin halka arz edilmesinden elde edilen fonları mal edinmek amacıyla belli bir strateji dahilinden göstermelik şirket kurmak, 24/01/2014 tarihinde hisse devri adı altında hileli sözleşme düzenlemek, borsada işlem yapanların bilgilendirilmesi amacıyla resmi olarak internet üzerinde oluşturulan Kamu Aydınlatma Platformu'nda duyurulması zorunlu olan makina, teçhizat ve gayrimenkul satışlarını sadece hisse devri olarak göstermek ve böylece hisse sahiplerini yanıltarak hileli sözleşme ile ... Şirketinin tüm nakit değerleri ile birlikte bütün taşınır ve taşınmaz mallarının ...'a ve yakınlarına devretmek suretiyle TCK'nin 158/1-h maddesinde gösterilen nitelikli dolandırıcılık suçunu işledikleri, ... gayrimenkullerinin satış işlemlerini vekaleten ifa eden sanıklar ... ve ... ile ... şirketini hiç bir bedel ödemeksizin satın alan ... Şirketinin 24/01/2014 tarihi itibariyle tek hissedarı olan sanık ... ... ...'in nitelikli dolandırıcılık suçuna iştirak ettikleri, sanık ...'a akrabası yada yakını olup ...'a ait makina, teçhizatlar ile gayrimenkulleri satın alan ..., ... ve ...'ın suça iştirak ettikleri iddiasıyla açılan davada mahkemece tüm sanıkların beraatine karar verildiği, Karara karşı Sermaya Piyasası Kurulu ve bir kısım müştekiler/katılanlar tarafından istinaf kanun yoluna başvurulması üzerine Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 25. Ceza Dairesinin 02/02/2024 tarih 2021/1288 Esas 2024/207 Karar sayılı kararı ile, ".......C-Sanıklar ... ve ... ... hakkında kurulan beraat hükümlerine yönelik karar başlığında isimleri yazılı istinaf eden katılanlar ve katılanlar vekillerinin istinaf istemlerinin incelenmesinde ise, Yukarıda açıklandığı şekilde ...'ın halka arz edilen hisseler dışındaki % 55,3 hisseye sahip sanık ... ve dava dışı ... ve ...'ın bu hisselerini ...'a devrettikten sonra ...'ın kararlaştırılan hisselerin bedelini sanık ...'a ve onun gösterdiği yakınları olan sanıklara, ...'a ait taşınır ve taşınmazların bedelsiz satış ve devri ile ayrıca nakit borcunu da ...'ın nakit ve nakit benzeri (çek vs) kaynakları ile ödedikleri ve ...'ın hakim ortağı ve yönetim kurulu başkanı sanık ... ... ... ve onu yönlendiren ve tüm bu işlemleri yaptıranın sanık ... olduğu, 14.04.2014 tarihinden itibaren de sanık ...'ün ...'ın yönetim kurulu başkanı olduğu anlaşılmaktadır. 6362 Sayılı Sermaye Piyasası Kanununun 110. maddesinde "Aşağıdaki fiiller güveni kötüye kullanma suçunun nitelikli hâlini oluşturur; ancak bu durumda 5237 sayılı Kanunun 155 inci maddesinin ikinci fıkrasına göre hükmolunacak ceza üç yıldan az olamaz: a) Yatırım kuruluşuna, 58 inci madde kapsamındaki fon kuruluna ve 59 uncu madde kapsamındaki teminat sorumlularına; sermaye piyasası faaliyetleri sebebiyle veya emanetçi sıfatıyla veya idare etmek için veya teminat olarak veya her ne nam altında olursa olsun, kayden veya fiziken tevdi veya teslim edilen sermaye piyasası araçları, nakit ve diğer her türlü kıymeti kendisinin veya başkasının menfaatine satmak, kullanmak, rehnetmek, gizlemek veya inkâr etmek b) Yönetim, denetim veya sermaye bakımından dolaylı veya dolaysız olarak ilişkili bulunduğu diğer bir teşebbüs veya şahısla emsallerine göre bariz şekilde farklı fiyat, ücret ve bedel uygulamak örtülü işlemlerde bulunarak halka açık ortaklıkların kârını veya mal varlığını azaltmak c) Halka açık ortaklıklar ve kolektif yatırım kuruluşları ile bunların iştirak ve bağlı ortaklıklarının, yönetim, denetim veya sermaye bakımından doğrudan veya dolaylı olarak ilişkide bulundukları gerçek veya tüzel kişiler ile emsallerine uygunluk, piyasa teamülleri, ticari hayatın basiret ve dürüstlük ilkelerine aykırı olarak farklı fiyat, ücret, bedel, şartlar içeren anlaşmalar veya ticari uygulamalar yapmak veya işlem hacmi üretmek gibi işlemlerde bulunarak kârlarını veya malvarlıklarını azaltmak veya kârlarının veya malvarlıklarının artmasını engellemek" şeklinde düzenleme getirilmiş, maddenin 3. fıkrasında ise bu suça özel etkin pişmanlık öngörülmüştür. Ayrıca bu suç için aynı kanunun 115. maddesi ile izin şartı getirilmiş olup ...'nun bu davaya ilişkin suç duyurusunda izin şartının gerçekleştiği açıklanmıştır. Sanıklar ... ... ve ...'ün ...'a ait devraldıkları % 55,3 hissenin bedelini yine ...'ın taşınır ve taşınmazlarını bedelsiz satış ve devir ile ayrıca nakit kaynaklarını kullanarak ödedikleri, ancak yeni durumda ...'ın % 55,3 hissesine sahip olmalarına karşın şirketin devredilen taşınır ve taşınmaz malları ile nakit varlıklarının azalmasına yol açtıkları, ...'ın hisselerini devralan sanıklar ... ... ve ...'ün taşınmazların devri nedeniyle şirkete ödenmesi gereken bedeli yine sanık ...'ün kontrolünde olan ... Sanayi ve Ticaret A.Ş. ve ... Holding A.Ş.'nin toplam 20.000.000 TL değerindeki hisselerini ...'a devrederek kapattığı savunması var ise de, ...'nun dosya kapsamında bulunan denetleme raporlarına göre ... Holding'in bağlı ortaklığı olan ...'in bir kısım hisselerinin ...'a devredildiği tarih itibarı ile bilançosunda bulunan alacak ve borç bakiyelerinin gerçek değerini yansıtmadığı, ...'in şirket değerinin bulunmadığının belirlendiği anlaşılmaktadır. Bu açıklamalar ışığında, sanıklar ... ... ve ...'ün yukarıda açıklanan eylemlerinin 6362 sayılı Sermaye Piyasası Kanununun 1-c maddesi yollamasıyla TCK'nın 155/2, 43/1 maddelerine uyan hizmet nedeniyle güveni kötüye kullanma suçuna uyabileceği, bu suçun hükümden önce 24/10/2019 tarih ve 30928 sayılı Resmi Gazetede yayımlanarak yürürlüğe giren 7188 sayılı Kanunun 26. maddesi ile değişik 5271 sayılı CMK'nın 253. ve 254. maddeleri gereğince uzlaşma kapsamına alındığı anlaşıldığından, sanıklar ile ... şirketi arasında usulünce uzlaştırma işlemlerinin yapılarak sonucuna göre sanıkların hukuki durumunun belirlenmesi gerektiğinin gözetilmemesi Yasaya aykırı olup, karar başlığında isimleri yazılı istinaf eden katılanlar ve katılanlar vekillerinin istinaf itirazları bu nedenle yerinde görülmekle, hükümlerin 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanununun 280/1-f maddesi uyarınca BOZULMASINA " karar verildiği anlaşılmıştır. Davacı yanca, 24/01/2014 tarihli hisse devir sözleşmesi ile ..., ... ve ...'ın sahip oldukları halka açık ... Organik Gıda A.Ş.'nin %55 oranındaki paylarını 32.500.000 TL bedelle ...'ye sattıkları, ancak bu satış nedeniyle şirketin aktifine bir nakit girişi sağlanmayıp hisse devir sözleşmesine göre payların satım bedelinin bir kısmı olan 20.500.000 TL'nin şirket aktifinde bulunan taşınmazlar ve bir kısım taşınırlann satıcılara veya yakınlarına devri yoluyla karşılandığını, kalan 12.000.000 TL'nin alıcı tarafından dava dışı ...'a nakden ödeneceğinin kararlaştırıldığını, ... A.Ş tarafından ... A.Ş.’ye ait 253.093.55 TL'lik taşınır malın satıldığını, satılan taşınırlara ilişkin muhasebe kaydının bulunmadığını, 24/01/2014 tarihli sözleşmenin amacının ... A.Ş.'nin varlıklarının haksız ve usulsüz bir şekilde ... ve yakınlarının uhdesine geçirilmesi olduğunu, 24/01/2014 tarihli hisse devir sözleşmesinin ... A.Ş ile ..., ... ve ... arasında akdedildiğinden hisse devir bedelinin ... A.Ş tarafından ödenmesi gerekirken hisse devir bedelinin ... A.Ş.'nin taşınırları ile ödenmek suretiyle örtülü kazanç aktarımı yapılarak halka açık şirketin mal varlığının azaltıldığı iddia edilerek eldeki dava açılmıştır. Yukarıda belirtilen sözleşme gereğince ... A.Ş'nin şirket aktifinde yer alan ... plaka sayılı aracın şirket aktifinde 11.800,00 TL olarak kayıtlı iken 6.780,00 TL bedelle davalı ...'a satıldığı; şirket aktifinde 207.700,00 TL değerli olarak kayıtlı muhtelif makina ve teçhizat'ın 14/04/2014 tarihli 051948 nolu fatura ile davalı ... Tarım... Ltd. Şti'ne 136.144,06 TL bedelle satıldığı; şirket aktifinde 105.263,15 TL bedelle kayıtlı pamuk hasat makinesinin davalı ...'a 110.169,49 TL bedelle satıldığı tarafların kabulündedir. Uyuşmazlık söz konusu satım işlemlerinin örtülü kazanç aktarımı amacıyla yapılıp yapılmadığı ve şirketin zarara uğratılıp uğratılmadığı, davacı SPK'nın eldeki davayı açma yetkisinin bulunup bulunmadığı, taraf teşkilinin sağlanıp sağlanmadığı, ilk derece mahkemesinin davaya bakmaya yetkili olup olmadığı hususlarına ilişkindir. Davacı yan, 6362 sayılı Sermaye Piyasası Kanunu'nun "İhraççıların hukuka aykırı işlemleri ile sermayeyi veya mal varlığını azaltıcı işlemlerinde uygulanacak tedbirler" başlıklı 92'nci maddesine ve TTK'nun 380.maddesine dayanarak menkul satışlarının iptali istemiyle eldeki davayı açmıştır. Anılan Yasanın 92.maddesinde;"(1) Bu Kanuna tabi ihraççıların, kanuna, sermaye piyasası mevzuatına, esas sözleşme ve fon iç tüzüğü hükümlerine veya işletme maksat ve mevzuuna aykırı görülen durum ve işlemleri sebebiyle sermayenin veya mal varlığının azalmasına veya kaybına yol açtığının Kurulca tespit edilmesi hâlinde, Kurul; a) 6102 sayılı Kanun hükümleri saklı kalmak kaydıyla ilgililerden aykırılıkların giderilmesi için tedbir almasını ve öngörülen işlemleri yapmasını istemeye ve gerektiğinde durumu ilgili mercilere intikal ettirmeye, b) Bu durum ve işlemlerin hukuka aykırılığının Kurulca tespiti tarihinden itibaren üç ay ve her hâlde durum ve işlemin vukuu tarihinden itibaren üç yıl içinde iptal davası ve beş yıl içinde butlan veya yokluğun tespiti davası açmaya, c) Bu durum ve işlemlerin mevcudiyetinin ilk derece mahkeme kararı ile tespit edilmesi veya bu karar beklenmeksizin Kurulun talebi üzerine mahkeme tarafından karar verilmesi hâlinde bu işlemlerde sorumluluğu bulunanların imza yetkilerini kaldırmaya, ilgililer hakkında suç duyurusunda bulunulması hâlinde, yargılama sonuçlanıncaya kadar ilgilileri görevden almaya ve yapılacak ilk genel kurul toplantısına kadar görevden alınan yönetim kurulu üyelerinin yerine yenilerini atamaya, yetkilidir. (2) Halka açık bankalar hakkında bu maddeye göre işlem tesis edilmeden önce Bankacılık Düzenleme ve Denetleme Kurumunun görüşü alınır. (3) (Ek: 2/1/2017-KHK-684/6 md.; Aynen kabul: 1/2/2018-7074/6 md.) Bu madde kapsamında Kurul tarafından açılan dava ve takipler ile ihtiyati tedbir ve ihtiyati haciz taleplerinde Kurul her türlü harç ve teminattan muaftır." hükmü düzenlenmiştir. 6102 sayılı TTK'nun "Kanuna Karşı Hile" başlıklı 380.maddesinde; "(1) Paylarının iktisap edilmesi amacıyla, şirketin başka bir kişiyle yaptığı, konusu avans, ödünç veya teminat verilmesi olan hukuki işlemler batıldır. Bu butlan hükmü, kredi ve finans kurumlarının işletme konuları içine giren işlemlere ve şirketin veya onun bağlı şirketlerinin çalışanlarına, şirketin paylarını iktisap edebilmeleri için, avans, ödünç ve teminat verilmesine ilişkin hukuki işlemlere uygulanmaz. Ancak, bu istisnai işlemler, şirketin, kanuna ve esas sözleşmesine göre ayırmak zorunda bulunduğu yedek akçeleri azaltıyor veya 519 uncu maddede düzenlenen yedek akçelerin harcanmalarına ilişkin kuralları ihlal ediyor ve şirketin 520 nci maddede öngörülen yedek akçeyi ayırmasına imkân bırakmıyorsa, geçersizdir." düzenlemesi mevcuttur. Eldeki davada ... ... tarafından ...'a satışı yapılan taşıt ile ...’ın yakınlarının sahibi ve kurucusu olduğu ... Tarım Petrol Nakl. İnş. San. Tic. Ltd. Şti. ve ...’ın yakını olan ...'a satılan makine, teçhizat ve taşıtın satışının iptali istenmekte olup, davalı ... devreden, diğer davalılar ise devralan konumunda olduklarından ... A.Ş'nin davada davalı olarak yer almasında bir isabetsizlik bulunmadığı gibi taraf teşkilinde de eksiklik bulunmamaktadır. Bir kısım davalılar vekilinin hisse devir sözleşmesinin tarafı gerçek kişilerin de davaya dâhil edilmesine ilişkin istemi, SPK kapsamında, bu Kanuna tabi ihraççının eş deyişle devir alan ve devir edenlerin birlikte davada yer almış olmaları sebebiyle yerinde olmadığından bir kısım davalılar vekilinin bu yöndeki istinaf itirazlarının reddi gerekmiştir. Davalılardan ... A.Ş'nin yerleşim yeri adresi '... olup, davalılar birden fazla olduğundan HMK'nun 7/1.maddesi gereğince tüm davalılar yönünden davalı ... A.Ş'nin yerleşim yeri mahkemesinde davanın birlikte görülmesinde hukuka aykırı bir yön bulunmadığından bir kısım davalılar vekilinin mahkemenin yetkisine yönelik istinaf itirazları da yerinde değildir. SPK'nun 92.maddesi " Sermaye Piyasalarında Denetim ve Tedbirler" kısmında yer almaktadır. Bu kısmın "Tedbirler" başlıklı 2.bölümünde Kanun'un kapsamına giren çeşitli hukuka aykırı iş ve işlemlerde Kurul'un alabileceği tedbirler düzenlenmiştir. Bunlardan biri de 92.maddesinin 1.fıkrasının (b) bendinde hükme bağlanan "iptal davası ve butlan veya yokluğun tespiti davası" açılması istemidir. Bu davalar; ihraççılara karşı ve ihraççıların kanuna, sermaye piyasası mevzuatına, ihraççıların esas sözleşme ve fonların iç tüzüğü hükümlerine, ihraççıların işletme maksat ve mevzuuna aykırı durum ve işlemleri nedeniyle açılabilir. Bunun için, ayrıca, söz konusu durum ve işlemlerin, ihraççının sermayesinin veya malvarlığının azalması veya kaybına yol açtığının SPK tarafından tespit edilmesi gerekmektedir. SPK'nun 3 (h) bendine göre, ... A.Ş. bir ihraççıdır ve olayda ... A.Ş. tarafından, paylarının bir kısmını ... A.Ş.'ye satan hissedarlara bu payların bedelini ödemek amacıyla yapılan taşınır ve taşınmaz devir işlemlerinin TTK m. 308'e aykırılığı ve bu işlemlerin ... Tartım A.Ş.'nin malvarlığını azalttığı iddia edilmektedir. Bu doğrultuda SPK tarafından açılabilecek dava da “iptal davası ya da butlan veya yokluğun tespiti davası”dır. Yukarıda açıklanan hükümler doğrultusunda davacı ...'nun Kanun'un 92.maddesi gereğince eldeki davayı açma yetkisi bulunduğundan bir kısım davalılar vekilinin bu yöndeki istinaf itirazları da yerinde görülmemiştir. Nitekim, davalı ... A.Ş'nin gerçek kişi hakim ortağı, yönetim kurulu başkanı ve tek yetkili yöneticisi olan dava dışı ... ... imzası ile keşide ettiği 4 adet çekin bankaya ibraz edilerek tahsil edilmek istenmesi, şirket hesabında para mevcut olmadığından bankaca çeklerin karşılıksız muamelesine tabi tutularak çeklerin asgari sorumluluk tutarlarının hamillerine ödenmesi şeklinde gerçekleşen olayda örtülü kazanç aktarımı bulunduğu iddiasıyla Sermaye Piyasası Kanunu'nun 92.maddesi gereğince ...nca Ankara 11. Asliye Ticaret Mahkemesinin 2019/659 Esas 2022/173 Karar sayılı dosyasında açılan davada verilen hükme karşı istinaf kanun yoluna başvurulması üzerine halen Yargıtay 11. Hukuk Dairesinin incelenmesinde bulunan Dairemizin 24.12.2024 tarih 2022/900 Esas, 2024/1519 Karar sayılı kararında da ...'nun eldeki davayı açma yetkisi bulunduğu kabul edilmiştir. Yukarıda açıklandığı şekilde gerçekleşen somut olayda örtülü kazanç aktarımının söz konusu olup olmadığının incelenmesine gelince; Sermaye Piyasası Kanunu'na tabi halka açık şirketler açısından ilişkili taraflara doğnu yapılan örtülü kazanç aktarımları özellikli bir konuyu oluşturmaktadır. Halka açık olmayan şirketlerde bir vergi hukuku sorunu olan örtülü kazanç aktarımı eylem ve işlemleri, konu halka açık ortaklıklara gelince sermaye piyasası hukukunda daha ayrıntılı düzenlenmiş; halka açık şirketlerin muhtelif yol ve yöntemlerle örtülü kazanç aktarımı yapmaları yasaklanmış, idari yaptırımlar öngörülmüş, aktarılan örtülü kazanç meblağının halka açık şirkete kanuni faizi ile birlikte iadesi zorunluluğu getirilmiş ve örtülü kazanç aktarımı eylem ve işlemleri “suç' olarak tanımlanmıştır. Zira, halka açık ortaklığın mal varlığının korunması için halka açık şirketin ve bağlı ortaklıklarının mal varlıklarının, kazançtarının, karlarının, kaynaklarının değişik iş ve işlemler şeklindeki örtülü kazanç aktarımı eylemleriyle şirketin dışına çıkarılarak ilişkili kişileri teşkil eden hâkim ortaklar ve yöneticiler ile bunların kontrolü altındaki diğer şirketlere ve kuruluşlara doğru aktarılabilmesinin önlenmesi amaçlanmıştır. 6362 sayılı Sermaye Piyasası Kanunu'nun "Örtülü kazanç aktarımı yasağı” başlıklı 21'inci maddesinde,"(1) Halka açık ortaklıkların ; yönetim, denetim veya sermaye bakımından doğrudan veya dolaylı olarak ilişkide bulundukları gerçek veya tüzel kişiler ile emsallerine uygunluk, piyasa teamülleri, ticari hayatın basiret ve dürüstlük ilkelerine aykırı olarak farklı fiyat, ücret, bedel veya şartlar içeren anlaşmalar veya ticari uygulamalar yapmak veya işlem hacmi üretmek gibi işlemlerde bulunmak suretiyle karlarını veya malvarlıklarını azaltarak veya karlarının veya malvarlıklarının artmasını engelleyerek kazanç aktarımında bulunmaları yasaktır. (4) Kazanç aktarımının Kurulca tespiti halinde halka açık ortaklıklar, .. Kurulca belirlenecek süre içinde kendilerine kazanç aktarımı yapılan taraflardan, aktarılan tutarın kanuni faizi ile birlikte mal varlığı veya karı azaltılan ortaklığa ... iadesini talep eder. Kendilerine kazanç aktarımı yapılan taraflar Kurulca belirlenecek süre içinde aktarılan tutarı kanuni faizi ile birlikte iade etmek zorundadır. Örtülü kazanç aktarımı yasağının ihlali ile ilgili 94'üncü ve 110 uncu müddeler ile ilgili mevzuatta öngörülen hukuki, cezai ve idari yaptırımlar saklıdır.” hükmü düzenlenmiştir. Buna göre, sermaye piyasasında örtülü kazanç aktarımı işlemlerinden bahsedebilmek için halka açık ortaklıklar üzerinde gücü ve kontrolü elinde bulunduran kişi veya grubun yaptıkları ve/veya yaptırdıkları özel yönetimsel uygulamalarla - yöntemlerle- işlemlerle- eylemlerle- fiillerle halka açık ortaklığın karım veya malvarlığını azaltması veya artmasını engellemesi gerekir, yani neticenin gerçekleşmiş olması lazımdır. Bu halde, Sermaye Piyasası Kanununda düzenlenen sermaye piyasasında örtülü kazanç aktarımı - malvarlığı aktarımı yasağının ihlali için aranan şartlar şunlardır: I- Kazanç / malvarlığı aktaranın halka açık ortaklık ya da onun iştirak veya bağlı ortaklığı olması gerekmektedir. Burada önemli olanın, yapılan dolanlı veya seri dolanlı işlemler sonucunda, halka açık ortaklığın nihai olarak maddi zarara uğratılmasıdır / uğramasıdır. II- Kazanç aktarımı yapılan kişinin halka açık ortaklık ya da onun iştiraki veya bağlı ortaklığı ile doğrudan veya dolaylı olarak sermaye, yönetim veya denetim bakımından ilişkili olması (ilişkili taraf olması) gerekmektedir. Başka bir ifadeyle örtülü işlemin diğer tarafının, halka açık ortaklık aleyhine kazanç elde eden ve ilişkili tarafı teşkil eden gerçek ya da tüzel kişiler olması gerekir. III- İlişkili kişiler- şirketler- kuruluşlar arasındaki kazanç aktarımının örtülü işlemler (örtülü kazanç aktarımı yöntemleri - tipleri - türleri - uygulamaları - eylemleri) aracılığıyla gerçekleştirilmiş olması gerekmektedir. İşlemin her iki tarafının da nihai olarak aynı kişilerin veya grubun kontrolünde veya hakimiyetinde olması nedeniyle sadece grup şirketleri ile yapılan emsalinden farklı fiyat uygulanması halinde değil, emsal durumlarda yani normal şartlarda yapılmayacak olan bir işlemin sırf aradaki ilişkili taraf ilişkisinin varlığından ötürü yapılması halinde dahi bu durumda emsale uygun fiyat belirlense de örtülü bir işlem vardır, zira arada ilişkili taraf ilişkisi olmasa işlem hiç yapılmayacak, dolayısıyla halka açık şirket nakit ya da mal varlığı kaybına uğramayacaktır. IV- Yapılan örtülü işlem sonucunda, halka açık ortaklığın karlarının veya malvarlıklarının azalması / azaltılması veya artmasının engellenmiş olması gerekmektedir Örtülü kazanç aktarımı, çoğunlukla emsalinden farklı koşullar taşıyan hukuki işlemlerle gerçekleştirilmektedir. Hukuki işlemin görünürde ticari bir amacı bulunmakla birlikte nihai amacın, halka açık ortaklığın malvarlığının ilişkili tarafa aktarılması olduğu görülmektedir. Hukuki işlemin konusuna göre örtülü kazanç aktarımı, nakıt aktarımı ve varlık aktarımı şeklinde yapılmaktadır. Nakit aktarımında, ortaklığın nakit varlığının (parasal varlığının) bir kısmı, iç işlemler yoluyla ilişkili taraflara aktarılmaktadır. Varlık aktarımında ise ortaklığın taşınır veya taşınmaz varlıkları, piyasa değerinin altındaki düşük bir fiyattan veya bedelsiz olarak ilişkili tarafı teşkil eden kişi ve kuruluşlara satılmaktadır. Mahkemece, dava konusu menkullerin satışı dolayısıyla nakit ödemenin yapıldığına ilişkin varsa belgelerin ibrazı davalılar ..., ... ve ... Şirket vekilinden sorulmasına rağmen nakit ödemeye ilişkin belge ibraz edilmediği, menkullerin satışına ilişkin ...'a nakit girişinin bulunmaması nedeniyle ..., ...'ın paylarını devralabilmek için gereksinim duyduğu finansmanı ...'dan kullandığı, ...'ın paylarının ... Tarım tarafından satın alındığı, bedelin ödenmesi için finansal desteğin bir kısmının ... menkullerinin satışıyla karşılandığı, satışın, pay bedelinin ödenmesi karşılığı olduğu, bu hususun TTK 380 maddesine açık aykırılık oluşturduğu ve aksi yöndeki davalılarca sunulan uzman görüşlerinin dosyadaki bilgi ve belgelerle uyuşmadığı, böylelikle finansal destek ile payın devri arasında zorunlu bir ilişki bulunduğu, ayrıca, finansal yardım (menkul satışı) nedeniyle şirket malvarlığının azaldığı, ...'ın yaptığı satışların ... veya diğerlerine ...'ın başka bir borcu nedeniyle değil, pay devirlerinden dolayı yapıldığı, finansal desteğin belirgin olarak pay devri için yapıldığı, iktisaptan sonra yapılan finansal desteğin işlemi bâtıl kılacağı, netice itibariyle TTK m.380 koşullarının oluştuğu, TTK'nın 202'nci maddesindeki denkleştirmeye ilişkin davalı savunmalarının iptali gereken işlem yönünden geçerli olmayacağı, davalılar ..., ... ve ... Şirketi vekilinin "...mallarını çocuklarının üzerine devretmek isteyen hisse devir sözleşmesi tarafları bahse konu malların bir kısmını müvekkillere devretmişlerdir..." şeklindeki beyanının malları devreden ve devralanlarda saik ortaklığı bulunduğunun gösterdiği, böylelikle malların pay devri karşılığında devredildiği sabit olup, bedelleri şirket malvarlığına geçmediği, bu nedenle devirden malları devralan gerçek kişilerin de sorumlu olduğu, 'batıl' olduğu saptanan hukukî işlemden 'hak iktisap etmek' mümkün olmadığından durumu bilen ya da bilebilecek konumda olan gerçek kişilerin bu haktan yararlanamayacakları anlaşılmakla ilk derece mahkesince yazılı şekilde hüküm kurulmasında bir isabetsizlik görülmemiştir. Tüm bu nedenlerle davanın kabulüne ilişkin ilk derece mahkemesi kararında bir isabetsizlik görülmediğinde davalılar vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine karar vermek gerekmiş ve takdiren aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur. HÜKÜM: Yukarıda açıklanan nedenlerle; 1-Davalılar ..., ... ve ... Tarım Petrol Nakliyat İnş. Tic. Ltd. Şti. vekilinin istinaf başvurusunun HMK'nın 353/(1)-b.1 maddesi gereğince ESASTAN REDDİNE, 2-Davalılardan alınması gerekli olan 17.288,82 TL harçtan peşin alınan 4.322,21 TL harcın mahsubu ile bakiye 12.966,61 TL harcın davalılardan tahsili ile hazineye irat kaydına, 3-Davalılar tarafından istinaf aşamasında yapılan yargılama giderlerinin üzerlerinde bırakılmasına, 4-İstinaf incelemesi sırasında duruşma açılmadığından taraflar yararına vekalet ücreti taktirine yer olmadığına, Dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda HMK'nın 361. maddesi uyarınca gerekçeli kararın tebliğinden itibaren iki haftalık süre içerisinde Yargıtay'da temyiz kanun yolu açık olmak üzere oy birliği ile karar verildi. 07/11/2025 Başkan- ... Üye - ... Üye - ... Zabıt Katibi -... ... ... ... ...