11. Hukuk Dairesi 2009/11707 E. , 2011/10684 K. "İçtihat Metni" MAHKEMESİ :Ticaret Mahkemesi Taraflar arasında görülen davada Kadıköy 3. Asliye Ticaret Mahkemesi’nce verilen 14/04/2009 tarih ve 2007/738-2009/219 sayılı kararın Yargıtayca incelenmesi duruşmalı olarak davacılar vekili tarafından istenmiş olmakla, duruşma için belirlenen 20/09/2011 gününde davacı avukatı ... gelip, davalı avukatı yapılan tebligata rağmen gelmediği, temyiz dilekçesinin süresinde verildiği anlaşıldıktan ve duruşmada
**11. Hukuk Dairesi 2009/11707 E. , 2011/10684 K.** **"İçtihat Metni"** MAHKEMESİ :Ticaret Mahkemesi Taraflar arasında görülen davada Kadıköy 3. Asliye Ticaret Mahkemesi’nce verilen 14/04/2009 tarih ve 2007/738-2009/219 sayılı kararın Yargıtayca incelenmesi duruşmalı olarak davacılar vekili tarafından istenmiş olmakla, duruşma için belirlenen 20/09/2011 gününde davacı avukatı ... gelip, davalı avukatı yapılan tebligata rağmen gelmediği, temyiz dilekçesinin süresinde verildiği anlaşıldıktan ve duruşmada hazır bulunan davacı avukatı dinlenildikten sonra, duruşmalı işlerin yoğunluğu ve süre darlığından ötürü işin incelenerek karara bağlanması ileriye bırakılmıştı. Dava dosyası için Tetkik Hakimi ... tarafından düzenlenen rapor dinlenildikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü: Davacılar vekili, müvekkilleri ile davalı arasında 1998 yılından bu yana sağlık sigortası sözleşmesi ilişkisinin mevcut olduğunu, bu çerçevede 2003 yılından itibaren ömür boyu yenileme garantisini hak ettiklerini ve bu hakkın poliçelerin ön yüzüne yazıldığını, ancak davalının müvekkillerinin yurt dışında olduğundan bir kısım prim borçlarını ödemekte gecikmesi nedeniyle müvekkili ...'nin 26.03.2006-2007 , Rengin'in 25/03/2006-2007 tarihli poliçelerinin bildirimsiz şekilde feshedildiğini, müvekkillerinin prim borçlarını ödemesi teklifini kabul etmeyen davalının 08/05/2007-2008 tarihli yeni bir poliçe düzenlediğini, ancak bu poliçede ömür boyu yenileme garantisine yer vermediğini ileri sürerek, davalının poliçeleri iptal etmesinin ve yeni poliçede anılan garantiye yer vermemesinin haksız olduğunun tespitini talep ve dava etmiştir. Davalı vekili, müvekkilinin prim borçlarını vadesinde ödemeyen davacılara ihtarda bulunduktan sonra poliçelerini iptal ettiğini, ömür boyu yenileme güvencesinin kesintisiz olarak devam etmiş bir sigortalılık ilişkisinde 4. yılın sonunda verilebildiğini, ayrıca poliçe özel şartlarının 5.3. maddesinde prim borcunun ödenmemesi nedeniyle poliçenin iptal olması halinde bu güvencenin son bulacağının açıkça belirtildiğini, bu nedenle yeni poliçede anılan güvenceye yer verilmemesinin sözleşme şartlarına ve hukuka uygun olduğunu savunarak, davanın reddini istemiştir. Mahkemece, toplanan kanıtlar ve bilirkişi raporuna dayanılarak, dava konusu poliçelerin bir kısım primlerinin zamanında ödenmediği, davalı ... şirketinin BK'nun 101. maddesi uyarınca ihtar yazısını davacıların en son bildirilen adresine gönderdiği, PTT Genel Müdürlüğü cevabı yazısına göre ihtarların davacı ...'nin kendi imzasına 20.07.2006 ve 23.08.2006 tarihlerinde tebliğ edildiği, dolayısıyla poliçelerin davalı tarafından iptali işleminde bir usulsüzlük bulunmadığı, ömür boyu yenileme garantisinin davacılara verilmesini zorunlu kılan bir düzenlemenin olmadığı, tarafların poliçe genel ve özel şartlarına uymak zorunda oldukları, somut uyuşmazlıkta da bu özel şartlar uyarınca sözleşmeye aykırı hareket ederek poliçelerinin iptal edilmesine neden olan davacıların, yeni düzenlenen poliçede ömür boyu yenileme hakkını talep etmelerinin haklı olmadığı gibi bu taleplerinin MK'nun 2. maddesinde öngörülen objektif iyi niyet ve sigortacılıktaki azami iyi niyet kurallarına aykırı olduğu gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir. Kararı, davacılar vekili temyiz etmiştir. 1- Dava dosyası içerisindeki bilgi ve belgelere, mahkeme kararının gerekçesinde dayanılan delillerin tartışılıp, değerlendirilmesinde usul ve yasaya aykırı bir yön bulunmamasına göre, davacılar vekilinin aşağıdaki bent kapsamı dışında kalan ve yerinde görülmeyen sair temyiz itirazlarının reddi gerekmiştir. 2- Ancak dava, sağlık sigorta poliçelerinin davalı tarafından iptalinin ve yeni poliçelerde ömür boyu yenileme garantisine yer verilmemesinin haksız olduğunun tespiti istemine ilişkindir. Davacıların 1999 yılından bu yana davalı ... şirketi ile devam eden sigortalılık ilişkilerinin bulunduğu, Poliçe Özel Şartları uyarınca dört yılın sonunda ömür boyu yenileme garantisi hakkını kazandıkları, ancak davacı ...'nin 25.03.2006, davacı ...'nin 26.03.2006 tarihinde başlayan bir yıl süreli poliçelerinin devamı sırasında, ... için 25.07.2006, ... için 26.06.2006 tarihli prim taksit borçlarının ödenmediği konularında taraflar arasında bir uyuşmazlık bulunmamaktadır. Taraflar arasındaki uyuşmazlık, davalının davacılara ait poliçeleri iptal etmesinin usulüne uygun olup olmadığı noktasında toplanmaktadır. Zira anılan Poliçe Özel Şartlarının 5.2.3. maddesi uyarınca, bu güvenceyi kazanmış sigortalının prim borcunu ödememesi nedeniyle poliçenin iptal olması veya herhangi bir nedenle sigortalılığın kesintiye uğraması durumunda, sigortacının güvence taahhüdü son bulur. Bu konuda davacılar vekilince müvekkillerine hiçbir tebligatın yapılmadığı savunulmuşken, davalı tarafından davacıların poliçelerinin kendilerine ihtarda bulunulduktan sonra iptal edildiği iddia edilmiş ve 10.07.2006 ve 08.08.2006 tarihli iadeli taahhütlü ihtarnameler sunulmuştur. Mahkemece bu ihtarnamelerin davacılara tebliğ edilip edilmediği PTT Genel Müdürlüğü'nden sorulmuş, gelen cevapta gönderilen ihtarların 20.07.2006 ve 08.08.2006 tarihlerinde bizzat davacı ...'nin imzasına tebliğ edildiği bildirilmiş ve bu konuda düzenlenen dağıtım/teslim listeleri sunulmuştur. Ancak davacılar vekilince bu kez de anılan belgelerdeki imzaların müvekkiline ait olmadığı bildirilmiştir. Her ne kadar mahkemece başkaca bir araştırma yapılmaksızın tebliğ işlemi geçerli kabul edilmişse de sadece PTT Genel Müdürlüğü yazısından ve aidiyetleri itiraza uğrayan imazaları içeren listelerden hareketle bu sonuca varılması mümkün değildir. Bu durum karşısında mahkemece, davacılara yapılan tebligatların geçerli olup olmadığı üzerinde durulmadan poliçelerin davalı tarafından iptal edilmesinde bir usulsüzlüğün bulunmadığının kabul edilmesi ve yazılı gerekçelerle davanın reddine karar verilmesi doğru görülmemiş, hükmün bu nedenle bozulması gerekmiştir. SONUÇ: Yukarıda (1) numaralı bentte açıklanan nedenlerle davacılar vekilinin sair temyiz itirazlarının REDDİNE, (2) numaralı bentte açıklanan nedenlerle davacılar vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile kararın davacılar yararına BOZULMASINA, takdir edilen 825,00 TL duruşma vekalet ücretinin davalıdan alınarak davacıya verilmesine, ödediği temyiz peşin harcın isteği halinde temyiz edene iadesine, 22/09/2011 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.