T.C. ANTALYA BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 16. HUKUK DAİRESİ KARAR TARİHİ:14/10/2025 T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A B Ö L G E A D L İ Y E M A H K E M E S İ K A R A R I İNCELENEN KARARIN MAHKEMESİ:ANTALYA 1. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ KARAR TARİHİ:22/07/2025 DAVANIN KONUSU:Konkordato GEREKÇELİ KARAR YAZIM TARİHİ:14/10/2025 İlk derece mahkemesinin kararı süresi içerisinde istinaf edilmiş olduğundan dosya içerisinde bulunan belgeler okunup incelendi. Üye hakimin görüşü değerlendirildi. …
T.C. ANTALYA BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 16. HUKUK DAİRESİ KARAR TARİHİ:14/10/2025 T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A B Ö L G E A D L İ Y E M A H K E M E S İ K A R A R I İNCELENEN KARARIN MAHKEMESİ:ANTALYA 1. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ KARAR TARİHİ:22/07/2025 DAVANIN KONUSU:Konkordato GEREKÇELİ KARAR YAZIM TARİHİ:14/10/2025 İlk derece mahkemesinin kararı süresi içerisinde istinaf edilmiş olduğundan dosya içerisinde bulunan belgeler okunup incelendi. Üye hakimin görüşü değerlendirildi. GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ: DAVACILARIN İDDİALARININ ÖZETİ: Davacılar vekili dava dilekçesinde özetle; müvekkili şirketinin, 20 yılı aşkın bir süredir yaş sebze ve meyvelerin toptan satışı alanında faaliyet gösterdiğini, müvekkili şirketinin yaş sebze ve meyvelerin ihracatını, pazarlamasını ve sevkiyatını Antalya'nın Kepez ilçesinde bulunan iki şubesi aracılığıyla gerçekleştirdiğini, müvekkili şirketi gelirlerinin %25'ini Almanya, Rusya, Ukrayna, Yunanistan, Irak ve Arap yarımadasında bulunan ülkelere gerçekleştirdiği ihracat faaliyetlerinden elde ettiğini, bu anlamda, müvekkili şirketi gerek yurt dışı gerekse yurt içi piyasasında önemli bir hammadde tedarikçisi olduğunu, müvekkili ... ise, ... San. ve Tic. Ltd. Şti. unvanlı şirketin ortağı ve müdürü olduğunu, Müvekkili şirketi esas faaliyetlerinin tamamını Antalya'da sürdürmesine rağmen uzunca bir süre yönetimi "... Mahallesi, ... Sok. No: ... Fethiye/Muğla" adresindeki ofisten sağlandığını, Müvekkili şirketin faaliyetlerinin tamamının Antalya'da yürütülmesine rağmen yönetiminin farklı bir ilden idare edilmeye çalışılması, yönetimsel bazı sıkıntıları beraberinde getirdiğini, Müvekkili şirketininin yönetim ve organizasyonu arasındaki uzaklığa bağlı yönetimsel sıkıntılarla uzunca bir süre mücadele edilmişse de bu anlamsız mücadeleye son verilerek, yönetim ofisi şirketin esas faaliyetlerin yürütüldüğü yere yani Antalya'ya taşındığını, Böylelikle, müvekkili şirketininin organizasyon ve yönetim bütünlüğü tam anlamıyla sağlandığını, müvekkili şirketininin merkez adresi "... Mahallesi. ... Sokak. ... Residence Sitesi B. No:... Konyaaltı/Antalya" olduğunu, Diğer iki şubesi ise, "... Bulvarı. ... Sitesi. No: ... Kepez/Antalya" ve "... Mahallesi. ... Sokak. No: ... Kepez/Antalya" adresinde olduğunu, Müvekkili şirketi ve gerçek kişi 02/04/2025 tarihinde konkordato talep ettiğini ve bu talep üzerine dosya Muğla Asliye Ticaret Mahkemesinin ... E. sayılı dosyasına tevzi edildiğini, Mahkemece, müvekkillerine 02/04/2025 tarihinden itibaren 3 ay süreyle geçici mühlet verildiğini, 25/06/2025 tarihli celsede ise konkordato talebinin reddine karar verildiğini, Mahkemece konkordato talebinin reddine karar verilmesinde, Komiser Heyetince hazırlanan 20/06/2025 tarihli raporda, müvekkili şirketininin geçici mühlet içerisindeki faaliyetlerinden zarar raporlanması; özkaynaklarında düşüş meydana gelmesi; satışlardan elde edilen reel gelir ile proforma tablolarda öngörülen satış hedefleri arasındaki önemli bir fark bulunması gibi tespitlere yer verilmesinin etkili olduğunu,müvekkillerinin ilk konkordato talebinin reddine karar verildikten sonraki süreçte, müvekkillerinin içinde bulunduğu durum ve koşullarda önemli değişiklikler meydana geldiğini, durum ve koşullarda meydana gelen bu önemli değişimler sayesinde, müvekkillerinin konkordatonun başarıya ulaşması "ihtimal" olmaktan da öte "kesinlik" kazandığını, İcra ve İflas Kanununun 286. maddesindeki belgelerin tamamını eksiksiz olarak sunan müvekkillerine, aynı Kanun’un 287. maddesi uyarınca geçici mühlet kararı verilmesini, daha sonra geçici mühletin 2 ay süreyle uzatılmasını ve ardından da kesin mühlet verilmesini ve son olarak da konkordatonun tasdik edilmesini, müvekkillerinin faaliyetlerine devam edebilmesi, malvarlıklarının korunabilmesi ve konkordato projesinin hayata geçirilebilmesi için, İİK’nın 206. maddesinde düzenlenen 1. sırada yazılı alacaklar için haciz yoluyla yapılan ya da yapılacak takipler hariç olmak üzere, müvekkilleri aleyhine 6183 sayılı Kanuna göre yapılan takiplerde dahil olmak üzere hiçbir takip yapılmamasını ve yapılmış olan takiplerin durdurulmasını, İİK’nın 206. maddesinde düzenlenen 1. sırada yazılı alacaklar hariç diğer alacaklarla ilgili yapılmış takiplerle ilgili muhafaza tedbiri yapılmış ise, üzerindeki hacizler baki kalmak kaydıyla, muhafazalarının kaldırılarak müvekkillerine yediemin olarak teslimini, İİK’nın 206. maddesinde düzenlenen 1. sırada yazılı alacaklar için haciz yoluyla yapılan ya da yapılacak takipler hariç olmak üzere, müvekkilleri aleyhine ihtiyati tedbir ve ihtiyati haciz uygulanmamasını, Müvekkillerinin takip borçlusu veya üçüncü şahıs konumunda olduğu takipler bakımından haciz ihbarnamesi gönderilmesinin tedbiren önlenmesini, İİK m.288/I yollamasıyla İİK m.294/IV maddesi gereğince, İİK m.200 ve 201 hükmünde belirtilen hallere münhasıran takas yapılmamasını ve banka hesapları üzerine blokaj konulmasının önlenmesini, hesaplar üzerine blokajlar konulmuş ise, bu blokajların kaldırılarak hesaptaki paraların konkordato komiserlerinin denetiminde kullanılmak üzere müvekkillerine iadesine, İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 17. Hukuk Dairesinin 16/05/2019 tarih ve E. ..., K. ... sayılı kararı uyarınca, müvekkilleri tarafından keşide edilen çeklerin “karşılıksızdır” işlemine tabi tutulmamasına yönelik tensiben ihtiyati tedbir kararı verilmesini talep etmiştir. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARININ ÖZETİ: İlk derece mahkemesince yapılan yargılama sonunda özetle; "..Dava, davacı şirket ve davacı şirketin tek ortağı ve yetkilisi olan gerçek kişi adına açılmış konkordato davasıdır. Konkordato Kurumu İİK 285. ve devamı maddelerde düzenlenmiş olup İİK 286.maddesi gereğince borçlunun konkordato talebine ekleyeceği belgeler sınırlı olarak sayılmıştır. Dosyanın incelenmesinde ise davacı ... San ve Ticaret Limited Şirketi yönünden İİK 286.madede sayılan belgelerden makul güvence raporunun aslının sunulmadığı, yine dilekçeye ekli belgelerde son bilançonun, gelir tablosunun, nakit akım tablosunun, ara bilançoların ve projeye göre alacakların eline geçmesi öngörülen miktar ile iflas halinde alacaklıların eline geçebilecek muhtemel miktarı karşılaştırmalı olarak gösteren tablonun sunulmadığı, davacı ... yönünden ise sunulan ön projenin imzasız olduğu, projenin asıl borçlu şirketin projesine bağlı olduğu, bağımsız bir proje niteliğinde olmadığı, ayrıca şirket ortağının davacı şirkete 49.000.000,00-TL borcunun olduğu, projenin gerçeklemesinin bu borcun ödenmesine bağlı olduğu, ortağın projesinde ise şirkete olan borcunu ödeyebilecek nitelikte ve şekilde bir gelir kaynağının bulunmadığı, bu haliyle konkordato projelerinin samimi, gerçekçi ve uygulanabilir nitelikte olmadığı anlaşılmakla.." şeklindeki gerekçe ile Davacıların geçici mühlet kararı verilmesi ve konkordato taleplerinin ayrı ayrı reddine karar verilmiştir. İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ: Karara karşı, davacılar vekili istinaf başvurusunda bulunmuştur. Davacılar vekili istinaf dilekçesinde özetle; konkordato başvurusuna eklenecek belgelerin İİK m.286 ve Konkordato Talebine Eklenecek Belgeler Hakkında Yönetmelik m. 5'te sıralandığını, ilgili mevzuatta belirtilen konkordato talebine eklenecek belgelerin, konkordato başvurusu sırasında mahkeme'ye sunulma biçimine dair herhangi bir kural olmadığını, bununla birlikte, ilgili belgelerin tam olarak sunulmaması halinde de konkordato talebinin reddedileceğine dair bir düzenlemenin de mevcut olmadığını, konkordato başvurusu sırasında aslolanın İİK m.286 ve Konkordato Talebine Eklenecek Belgeler Hakkında Yönetmelik m. 5'te sıralanan belgeler manzumesinin mahkemeye sunulması olduğunu, konkordato talebine eklenecek belgelerde bir eksiklik olması halinde ise bu eksiklik usule ilişkin bir eksiklik olacağından, eksikliğin giderilmesi için başvuran tarafa "kesin süre" verilmesi gerektiğini, ancak somut olayda müvekkillerinin konkordato talebini inceleyen Antalya 1. Asliye Ticaret Mahkemesinin, konkordato ve medeni usul hukukuna ilişkin bilinen tüm kuralları ezdiğini, müvekkillerinin konkordato talepleri sırasında İİK m.286 ve Konkordato Talebine Eklenecek Belgeler Hakkında Yönetmelik m. 5'te belirtilen tüm belgeleri eksiksiz bir şekilde dosyaya sunduğunu, ilk derece mahkemesinin yeterli bir inceleme yapmadığı için, gerekçeli kararında eksik olduğunu belirttiği belgelerin konkordato projesi içerisinde yer aldığını fark etmediğini, halbuki kolay fark edilmesi ve herhangi bir belirsizliğin hasıl olmaması için konkordato talep dilekçelerinin ekler bölümünde "Kanun Gereği Sunulması Gereken Mali Tablolar - Kaydi ve Rayiç Bilanço, Gelir Tabloları, İflas Kıyas Tablosu, Proforma Gelir ve Nakit Akış Tablosu- proje içerisinde yer almaktadır." şeklinde bir açıklamaya yer verildiğini, İİK m.286 ve Konkordato Talebine Eklenecek Belgeler Hakkında Yönetmelik m. 5'te belirtilen tüm belgeler "konkordato ön projesinin içerisinde" dava dosyasına sunulduğunu, dava dosyasına İİK m. 286'da yazılı tüm bilgi ve belgeler eksiksiz olarak sunulduğundan ve dosya içerisinde eksik belge bulunmadığından ilk derece mahkemesince, kanunda da yazıldığı gibi derhal geçici mühlet kararı verilmesi gerekmekteyken aksi yönde karar verildiğini, ilk derece mahkemesinin gerekçeli kararında dosya içeriğine uygun olmayan tespit ve değerlendirmelere yer verildiğini, müvekkillerden ... yönünden yaslanan projenin söz konusu olmadığını, müvekkil ...'ın çok sayıda taşınmazı bulunduğunu ve söz konusu ön projede bu taşınmazların satışının planlandığını, ancak ilk derece mahkemesinin, müvekkil ...'ın şahsına ait çok sayıda taşınmazı olduğuna dikkat etmediğini, mahkemenin müvekkil şirket yönünden de dosya içeriğine uygun olmayan tespit ve değerlendirmelere yer verdiğini, gerekçeli kararda müvekkili şirkete şirket ortağının 49.000.000,00-TL borcu olduğu ve projenin gerçeklemesinin bu borcun ödenmesine bağlı olduğu, ortağın projesinde ise şirkete olan borcunu ödeyebilecek nitelikte ve şekilde bir gelir kaynağının bulunmadığının belirtildiğini, mahkeme tarafından yapılan yüzeysel inceleme sonucunda ulaşılan bu değerlendirmenin, dosya içeriğiyle tamamen uyumsuz olduğunu, müvekkili şirkete ait konkordato ön projesinin 31 ve 32. Sayfalarında kaynak tablosuna yer verildiğini, söz konusu tablo incelendiğinde, müvekkil şirketin konkordato borç ödeme kaynağı olarak öngördüğü kaynak toplamının 379 milyon TL olduğu ve bu kaynağın kullanılacağı toplam borcun 365 milyon TL olduğunun görüleceğini, bu kaynak tablosunda öngörülen en önemli kaynağın, müvekkil şirkete ait taşıtların satışından elde edilmesi planlanan 128 milyon TL tutarındaki tahsilat olduğunu, dolayısıyla, müvekkili şirketin en önemli kaynağının "ortaktan yapılacak tahsilat" olmadığını, müvekkili şirketin borç ödeme kaynağı olarak öngördüğü kalemlerden birinde olası bir sapma yaşanması durumda dahi elinde kullanabileceği yaklaşık 379 milyon TL - 365 milyon TL= 14 milyon TL kaynak fazlası bulunduğunu, mahkemenin tatmin edici bir gerekçesi olmadığını beyan ederek, kararın kaldırılmasını talep etmiştir. DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ ve GEREKÇE: Dava, geçici mühlet verilmesi ve konkordato istemine ilişkindir. Dairemizce istinaf incelemesi, 6100 sayılı HMK'nın 355. madde hükmü uyarınca istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak ve kamu düzenine aykırı hususların olup olmadığı gözetilerek yapılmıştır. Uyuşmazlığın çözümü açısından öncelikle konkordatoya ilişkin açıklama yapılmasında yarar bulunmaktadır. Konkordato, borçlarını vadesi geldiği hâlde ödeyemeyen ya da herhangi bir borçlunun, borcun belirli koşullarda ödenmesi için alacaklılarıyla anlaştığı ve yetkili ticaret mahkemesinin onayı ile geçerlilik kazanan hukukî çözüm işlemidir (Türk Hukuk Lûgatı, Türk Hukuk Kurumu, Cilt I, Ankara 2021, s. 709). Konkordato 2004 sayılı Kanun'da tanımlanmamış ise de; öğretide konkordato, dürüst bir borçlunun belli bir zaman kesiti içerisindeki bütün adi borçlarının alacaklılar tarafından kanunda gösterilen nitelikli çoğunlukla kabul edilmesi ve yetkili makamın (mahkemenin) onayı ile gerçekleşen ve borçlunun borcun bir kesiminden kurtulmasını ve/veya ödeme şeklinin borçlu yararına değişmesini sağlayan, haciz ve iflâs gibi klasik ve borçlu bakımından sert cebri icra yöntemlerinin yerine ikame edilmiş bir kolektif icra biçimidir (Baki Kuru, İcra İflas Hukuku, C. IV, İstanbul 1997, s. 3585; Süha Tanrıver, Adnan Deynekli, Konkordatonun Tasdiki, Ankara 1996, s. 29; Serdar Kale, Sorularla Konkordato (İflas Dışı ve İflas İçi Adi Konkordato), İstanbul 2017, s. 2; Hakan Pekcanıtez, Güray Erdönmez, 7101 Sayılı Kanun Çerçevesinde Konkortado, İstanbul 2018, s. 4; Sümer Altay, Ali Eskiocak, Konkordato ve Yeniden Yapılanma Hukuku, İstanbul 2019, s. 10, 15). Konkordato talep eden borçlu veya iflâsını isteyebileceği borçlusu hakkında konkordato talep eden alacaklı, bir nüsha olarak düzenlenen dilekçe, konkordato ön projesi, ayrıntılı bilanço, gelir tablosu ve 2004 sayılı Kanun'un 286 ncı maddesinde sayılan diğer belgeler ile birlikte asliye ticaret mahkemesine başvurarak üç aylık geçici konkordato mühleti verilmesi ister (2004 sayılı Kanun md. 285-287). Asliye ticaret mahkemesi 286 ncı maddede sayılan belgelerin eksiksiz olarak mevcut olduğunu belirlediği takdirde borçluya derhâl geçici üç aylık mühleti verir ve bir veya işin kapsamına göre üç kişiden oluşan komiser veya komiserler kurulu oluşturulur (2004 sayılı Kanun md. 287). Dosyaya dönüldüğünde, dava dilekçesinde de bahsi geçen, Muğla Asliye Ticaret Mahkemesinin ... E, ... K sayılı dosyası uyaptan verilen izin gereği Dairemizce incelenmiştir. Dosyaya bakıldığında, konkordato talebine ilişkin olduğu, talep edenlerin, iş bu istinaf incelemesine tabi dosyadaki talep edenler ile aynı kişiler olduğu, dava tarihinin 28/03/2025 olduğu, dosyada talep edenlere 3 ay geçici mühlet verildiği ve tedbirlerin uygulandığı, aşamalarda ise şirket yönünden projenin uygulanabilir olmadığı, şirket öz kaynaklarında ciddi düşüş olduğu, proje içinde uyuşmazlıklar olduğu, ön proje sunumu sonrası harici borçlanmalar olduğu ve bu borçlanmaların elden ödeme yapıldığı iddia edilerek tüketildiğinin ileri sürüldüğü, bu hususların ticari kayıtlarda yer almadığı, bu suretle projenin gerçekçi ve uygulanabilir olmadığı; davacı asil yönünden ise İİK m. 286 da sayılan belgelerin mahkemeye sunulmadığı, bağımsız bir proje olmadığı, şirketin projesinin başarı ihtimaline dayandığı, davacının konkordato talebinin ciddi ve alacaklıların menfaatini koruyacak nitelikte olmadığı gerekçeleriyle, geçici mühlet kararının kaldırıldığı anlaşılmaktadır. İİK m. 286'da konkordato talebine eklenecek belgeler gösterilmiştir. Belgeler sunulmamış ise, konkordato mehil talebine eklenmesi gereken belgelerin sunulması için kesin süre verilip, sonucuna göre karar verilmesi gerekir (Coşkun, Mahmut, Konkordato ve İflas, 3. Baskı, Seçkin yayınları, Ankara 2024, s. 70 ve orada anılan Yargıtay 23. Hukuk Dairesi, 12/05/2016, T., 1860/3097). Somut dosyada ise, talep edenler, ilgili belgeleri, proje içinde sunmuştur ve esasen bu açıklamayı da konkordato talep dilekçelerinin ekler bölümünde yaptıkları görülmüştür. Bu nedenle, mahkemenin bu yöne ilişkin gerekçesi yerinde değildir. Ancak, mahkeme geçici mühlet kararı verirken tamamen şekli bir denetim yapmakla yetinmemelidir. Sunulan belgelere göre, konkordato başvurusunda borçlunun mali durumunda iyileşme ihtimali varsa, gerekli tedbirler alındığı veya iyileştirme planına göre konkordato tasdik edildiğinde borçlunun içinde bulunduğu ekonomik krizden çıkabileceği sonucuna varılmış ve kanunun aradığı belgelerden borçlunun açıkça alacaklıları zarara uğratma amacı güttüğü belli değilse geçici mühlet talebi kabul edilmelidir (Coşkun, s. 71-72). Muğla Asliye Ticaret Mahkemesinin ... E, ... K sayılı dosyasında geçici mühlet karanının, yukarıda belirtilen anılan gerekçeler ile reddedilmesinden yaklaşık bir ay kadar sonra iş bu davanın açılması, mahkemenin reddine esas yaptığı hususların aksini belirtir inandırıcı bir açıklamanın projede yer almaması, şirket ortağının 49.000.000,00-TL şirket borcu olması ve projenin gerçeklemesinde bu borcun ödenmesinin önemli bir yer tuttuğunun görülmesi, bu borç miktarının, ödenmemesi durumunda projenin başarıya ulaşmasını engelleyici büyüklükte olması, ortağın projesinde ise şirkete olan borcunu ödeyebilecek nitelikte ve şekilde yeterli ve inandırıcı bir gelir kaynağının bulunmadığının anlaşılması hususları karşısında, konkordato taleplerinin, projelerin, inandırıcı, uygulanabilir ve samimi olmadığı, yasal şartları taşımadığı anlaşılmıştır. Bu hususlar ışığında, sonuç olarak mahkemenin kararı yerinde olmakla, davacılar vekilinin istinaf başvurusunun reddi gerekmiştir. HÜKÜM:Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere; 1-Davacılar vekilinin ilk derece mahkemesi kararına ilişkin istinaf başvurusunun HMK'nın 353/1-b-1 maddesi uyarınca ESASTAN REDDİNE, 2-492 sayılı Harçlar Kanunu gereğince alınması gerekli karar harçları alındığından, bu konuda başkaca karar verilmesine yer olmadığına, 3-Davacıların istinaf başvurusu nedeniyle yaptığı yargılama masraflarının kendi üzerinde BIRAKILMASINA, 4-Kullanılmayan istinaf gider avansının 6100 sayılı HMK'nın 333. maddesi uyarınca ilk derece mahkemesince ilgilisine İADESİNE, 5-İstinaf incelemesi dosya üzerinden yapıldığından vekalet ücreti takdirine YER OLMADIĞINA, 6-Kararın ilk derece mahkemesi tarafından taraflara TEBLİĞİNE, Dair, dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda, İİK'nın 293/2. maddesi gereğince KESİN olmak üzere oy birliğiyle karar verildi. ...