T.C. İSTANBUL 10. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ ESAS NO : 2025/119 Esas KARAR NO : 2025/1011 DAVA : Ticari Şirket (Genel Kurul Kararının İptali İstemli) DAVA TARİHİ : 18/02/2025 KARAR TARİHİ : 24/12/2025 Mahkememizde görülmekte olan Ticari Şirket (Genel Kurul Kararının İptali İstemli) davasının yapılan açık yargılaması sonunda; GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ: DAVA: Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; 10.03.2021 tarihinde şirket hisselerinin %12,5 lık kısmını dava dışı ...'ya devrettiği, pay…
T.C. İSTANBUL 10. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ ESAS NO : 2025/119 Esas KARAR NO : 2025/1011 DAVA : Ticari Şirket (Genel Kurul Kararının İptali İstemli) DAVA TARİHİ : 18/02/2025 KARAR TARİHİ : 24/12/2025 Mahkememizde görülmekte olan Ticari Şirket (Genel Kurul Kararının İptali İstemli) davasının yapılan açık yargılaması sonunda; GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ: DAVA: Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; 10.03.2021 tarihinde şirket hisselerinin %12,5 lık kısmını dava dışı ...'ya devrettiği, payların devredildiği hususunun müvekkil şirkete bildirildiği halde pay defterine işlenmediğini, bu nedenle de pay devrinin şirket ortak pay defterine işlenmesine yönelik ... tarafından İaçılan davanın kabulüne karar verildiğini, ... kararının ... Bölge Adliye Mahkemesi ... E. ... K. Sayılı ilam ile onandığı, bu nedenle genel kurul ilanında belirtilen ortaklık yapısının hatalı olduğu, diğer ortak ...'ya da genel kurul ilanının gönderilmediğini, davalı şirketin, daha önce de yıllara sari olarak kötüniyetli olarak sermaye arttırımı yapmaya çalıştığını, 07/08/2020 tarihli genel kurulda kötüniyetli şekilde davacıyı azınlıkta bırakmak amacıyla sermaye arttırımı kararı alındığını, ancak alınan bu kararların Mahkeme kararları ile iptal edildiğini, davalı şirket ve hakim ortağın, sermaye arttırım kararı almak ile yetinmeyip ayrıca davacıyı ortaklıktan çıkarma davası da açtığı ancak yapılan yargılama neticesinde ibu davanın reddedildiğini, davalı şirketin, 18.12.2024 tarihli genel kurulunun, usulüne uygun olarak toplanmadığı, dava konusu genel kurul toplantısının, 28.11.2024 tarih. ... sayılı ticaret sicili gazetesinde ilan edilse de toplantı tarihinin davacıya iadeli taahhütlü mektupla bildirilmediğini, bu hususun yasaya (TTK 414) aykırı olduğunu, rüçhan hakkının hukuka uygun olarak kullandırılmadığını, iç kaynaklar tüketilmeden sermaye arttırımı yapılması nedeniyle genel kurulun kararının batıl olduğunun tespitine veya iptaline karar verilmesi gerektiğini, Sermaye arttırım kararının, dürüstlük kuralına da aykırılık teşkil ettiğinden iptali gerektiğini, davalı şirketin, mali durumu gerektiğinden fazla arttırım yaparak azlık pay sahiplerinin ortaklıktaki sermaye ve pay oranlarının küçültülmesi/azaltılmasını amaçladığını, ... 7. Asliye Ticaret Mahkemesinden alınan raporun, yalnızca davalı şirket hakim ortağı olan Agro Servis'in şirketten olan alacağının tespitini içerdiği, bu raporun, sermaye arttırımına esas teşkil edebilecek nitelikte olmadığı ve gerçeği yansıtmadığı, dava dışı Agro Servis'in alacağının, fiktif olarak yaratıldığını, şirketin sermayeye arttırım ihtiyacı olmadığını, genel kurulda alınan kararların uygulanması ancak tedbir ile durdurulabildiğini, ülkemizde yargılama süreleri uzun olduğundan, genel kurul kararının yürütmesinin geri bırakılmasında geç kalınması bir sakınca yahut zarar doğurabildiğini, bu gibi durumlarda, ortaklık menfaati öne çıkarılmadan kararın olası etkileri dikkate alınması gerektiğini, genel kurulda alınan kararın uygulanması hâlinde menfaat dengesi bir taraf aleyhine önemli ölçüde bozulacaksa kararın yürütmesi geri bırakılması gerektiğini, iptali dava edilmiş olmasına rağmen seçilen yönetim kurulu tarafından uygulanmış olan bir kararın sonradan mahkemece iptali ve hükmün kesinleşmesi halinde taraflar için ve özellikle davalı şirket ve müvekkil yönünden telafisi güç ağır hukuki sonuçlar ortaya çıkacağını, açıklandığı üzere ve Yargıtay kararları ile de hukuka aykırı olduğu açıkça sabit olan genel kurul kararlarının iptali gerektiğini, bilindiği üzere genel kurul iptalleri geçmişe yönelik sonuç doğurmakta olduğunu, hal böyle iken yürütmenin geri bırakılmaması halinde özellikle rüçhan hakkını kullanmaya müvekkilin sermaye arttırımının iptal edilmesi ancak tedbir verilmemesi halinde telafisi güç ve imkansız zararlar doğacağını, tüm açıklamaları dikkate alındığında TTK m.449 uyarınca, telafisi mümkün olmayan zararların doğması ihtimali yüksek olduğundan Mahkemece kararların yürütülmesinin durdurulması imkanı bulunduğunu, bu sebeple öncelikle teminatsız olarak genel kurul kararının geri bırakılmasını, mahkeme aksi kanaatte ise teminat karşılığında da kararın yürütülmesinin geri bırakılmasını talep ettiklerini belirterek öncelikle tedbir taleplerinin kabulü ile TTK m.449 uyarınca, 18.12.2024 tarihli Genel Kurulun İcrasının Geri Bırakılmasına, neticeten davanın kabulü ile, 18.12.2024 tarihli genel kurulun kararlarının emredici hükümlere aykırı olarak, önemli derecede eksiklik ve yanlışlık içermesi sebebiyle öncelikle batıl olduğunun tespitine, mahkeme aksi kanaate ise kararın iptaline, Mahkemenin aksi kanaate olması halinde genel kurulun 6. Maddesi ile karara bağlanan sermaye arttırımı kararının kanun emredici hükümlerine ve dürüstlük kuralına açıkça aykırı olması nedeniyle iptaline, yargılama giderleri ve ücreti vekaletin davalı üzerinde bırakılmasına karar verilmesini talep ve dava etmiştir. CEVAP: Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; davacı yanın genel kurul kararlarının batıl olduğu ya da "yoklukla malül olduğu" yönündeki iddialarının dinlenemeyeceğini, TTK 446 uyarınca, davacının huzurdaki davayı açma hakkının olmadığını, toplantıya çağrının usulüne uygun yapıldığını, başta sermaye artışına dair Genel Kurul kararı olmak üzere genel kurulda alınan tüm kararların yasaya, ana sözleşmeye ve dürüstlük kuralına uygun olduğunu, sermayenin artırılmasına ilişkin genel kurul kararı yasaya, ana sözleşmeye ve dürüstlük kuralına uygun olduğunu, bu genel kurul kararının iptalinin mümkün olmadığını, toplantı ve karar nisaplarının yeterli olduğunu, sermayeye eklenebilecek herhangi bir iç kaynağın olmadığını, davacının iddiasının aksine, sermayeye eklenen ortak alacaklarının fiktif alacaklar olmadığı davalı müvekkil şirkete ait banka hesaplarına yollanan tutarlardan kaynaklandığı, yeminli mali müşavir ve mahkeme tarafından atanan bilirkişi tarafından da tespit edildiğini, şirket ortaklarının şirketten olan alacaklarının sermayeye eklenmesinin yasaya uygun olduğunu, davacının rüçhan hakkını kullanabilmesi için yasal tüm yükümlülükler yerine getirildiğini, sermaye artırımı yapılması yasal ve ekonomik zorunluluklardan kaynakladığını, sermaye artışının dürüstlük kuralına da uygun olduğunu, TTK 376 Uyarınca, Şirket Özvarlıkları İçerisinde, Şirket Sermayesi Şirket Sermayesinin Korunamadığı Tespit Edildiğinden Sermaye Artışı Yapılmasının Yasal Zorunluluk olduğunu, davalı şirketin güçlü sermaye yapısına sahip olması ve bu uğurda sermaye artışına gidilmesi ekonomik gerekçelerden kaynaklandığını, davalı şirketin güçlü ve yüksek sermaye yapısına sahip olması 6102 Sayılı Türk Ticaret Kanunu’nun amacına uygun olduğunu, sermaye artışına dair GK kararının iptal edilemeyeceğini, şirket Sermayesinin 120.000.000,00 TL artırılmış olup bunun 90.000.000,00 TL si şirket ortağının alacaklarından karşılanmış ve 30.000.000,00 TL si ise nakit olarak taahhüt edildiğini, davacıya sermaye payı oranının korunması için rüçhan hakkı tanınmış olup davacı rüçhan hakkını kullanmadığından kendi pay oranını kendisi düşürdüğünü, şirket ortağının sırf banka kanalıyla yaptığı ödemelerden kaynaklı alacağı 122.548.272,92 TL olarak belirlendiği ve aslında alacağı çok daha fazla olduğu halde bunun tamamının değil de sadece 90.000.000,00 TL sinin sermayeye eklenmesine dair alınan genel kurul kararının iyi niyetli olduğunu, genel kurul toplantısında alınan sermaye artırımı dışındaki diğer kararların iptalinin talep edilmediğini, alınan diğer kararların da yasaya ve usule uygun olduğunu, genel kurulda alınan kararların icrasının geriye bırakılması talebinin son derece haksız ve yersiz olduğunu, davacı teminat yatırmadan huzurdaki davaya devam edilemeyeceğini, görüldüğü üzere, sermayeye eklenebilecek ortak alacağı - sırf müvekkil ...'e ait banka hesabına nakjit gönderilenler- 122.548.272,92 TL ve ... A.Ş. nin toplam alacağı yaklaşık 400.000.000,00 TL olduğu halde bunun 90.000.000,00 TL lik kısmı sermaye artışında kullanıldığını, oysa ki iddia edilenin aksine sermaye artışı kötü niyetli olsa, Mahkeme tarafından tespit edilen 122.548.272,92 TL nin tamamı ve hatta faturalardan kaynaklı alacaklar da sermayeye eklenir bu sayede davacının pay oranının düşürüldüğünü, bu durumda , sermaye artışının kötü niyetli olduğu iddiası tümüyle gerçeğe aykırı olduğunu belirterek TTK 448/3 gereğince, müvekkil şirketin piyasa büyüklüğü ve kayıtlı sermayesi dikkate alınarak, davacıların şirketteki sermayelerinin nominal değeri olan 2.875.000,00 TL den az olmayacak tutarda nakit ya da kati ve süresiz banka teminat mektubunun davacılar tarafından dosyaya yatırılmasına karar verilmesi aksi halde davanın açılmamış sayılmasına, genel kurulda alınan kararların icrasının geriye bırakılmasına dair haksız taleplerin öncelikle reddine, haksız ve yersiz davanın tümüyle esastan da reddi ile yargılama giderleri ile vekalet ücretini de davacılar üzerinde bırakılmasına karar verilmesini talep etmiştir. DELİLLER VE GEREKÇE: Dava, TTK 449. Maddesine göre şirket genel kurulunun yoklukla malul olduğunun tespiti, tedritli olarak TTK 445. Maddesine göre iptali talebine ilişkindir. Taraflara usulune uygun davetiye tebliğ edilmiş olup, ... 2. İcra Müdürlüğünün ... Esas sayılı, ... 2. ATM'nin ...Esas sayılı dosya, ... 7. ATM'nin...Esas ve...Esas sayılı, ... 5. Asliye Ticaret Mahkemesinin ... Esas, ... 48. ACM'nin ... Ceza Dava Dosyası, ... 1. ATM'nin ... Esas, ... 6. ATM'nin ... Esas, ... 3. ATM'nin... Esas, ... 4. ATM'nin...Esas sayılı dosya UYAP sureti, vergi beyannameleri, davalı şirket ticaret sicil kayıtları dosyamız içerisine alınmıştır. Dosya bilirkişi ... ve ...'ya tevdi edilmiş, düzenlenen 03/07/2025 tarihli raporda; Genel Kurulda Usulsuz Çağrı Bulunup Bulunmadığı Yönünden Değerlendirme: Nihai takdir ve kanaat Muhterem Mahkemeye ait olmak üzere toplantı gün ve saatinin Türkiye Ticaret Sicili Gazetesi’nin ... gün, ... sayılı nüshası 144. sayfasında ilan edilmiş ve iadeli taahhütlü posta ile davacı pay sahibine bildirilmiş olduğu nazara alındığında ibraz edilen bilgi ve belgelere göre davalı şirket tarafından yapılan işlemlerim çağrı uslüne uygun olarak yapıldığının değerlendirildiği, aksi durumda dahi nihai takdir ve kanaat Muhterem Mahkemeye ait olmak üzere bu durumun anılan toplantının ve dolayısıyla toplantıda alınan kararların iptalini gerektirmeyeceğinin ifade edilebileceği, Sermaye Yedekleri Tüketilmeden Sermaye Artışı Yapılmasının Mümkün Olup Olmadığı, Bu Yönü ile 18.12.2024 Tarihli Toplantının Sermaye Artışına İlişkin 6. Maddesi Yönünden Değerlendirme: TTK m. 462’nin üçüncü fıkrasında dış kaynaklardan yapılan sermaye taahhüdü yoluyla sermaye artırımına bir ön koşulun getirildiği, anılan hükme göre bilançoda mevcut olan ve sermayeye eklenmesine mevzuatın izin verdiği fonlar sermayeye dönüştürülmeden sermaye taahhüt edilmesi yoluyla sermaye artırımı kararı alınmasının yasaklandığı, dolayısıyla bu noktada önem arz eden hususun, sermaye artırımının iç kaynaklarla artırılmasının mümkün olup olmadığına ilişkin olduğu, şayet iç kaynaklar ile artış mümkün ise, bu yola başvurulmaksızın, genel kurul kararı ile sermaye artışı yapılmasının mümkün olmadığı, buna karşın şirketin iç kaynaklarla sermaye artırımının mümkün olmadığı veya şirketin geçmiş yıllara zarar ettiği yahut sermayesinde azalma olduğu durumlarda şirketin sermaye artırımına gitmesinin diğer şirket pay sahiplerinin şirketteki hisselerini azaltma amacına yönelik olmadığı, kötü niyetin bulunmadığı ve sermaye artırımının dürüstlük kurallarına aykırı olmayacağı, heyetçe yapılan inceme ve değerlendirmeler neticesinde ibraz edilen bilgi ve belgelere göre davalı şirketin özellikle ticari alacakları tahsilatta güçlük içinde olduğu ve ticari mal ve hizmet alımlara ilişkin olarak verilen çeklerin ödemesi konusunda zorluk içinde olduğu ve mal ve hizmet alımı yaptığı yerlere ( satıcılara ) olan borçların ödemede güçlük çekildiğinin tespit edildiği, davalı şirketin dış kaynaktan sermaye gereksini açık olmakla birlikte yapılmış olan sermaye artırımı dahi yetersiz olduğu. zira borça batıklıktan kurtarılması için davalı şirkete daha fazla tutarda sermaye artışı yapılması zorunlu olduğu değerlendirildiğinden 18.12.2024. tarihli genel kurulun sermaye artışına dair 6. maddesinin davacıya zarar verme amacına hizmet edecek nitelikte olmadığı, bu yönü ile geçerli olduğu düşünüldüğü, 18.12.2024 Tarihli Kararın, Yokluk ve İptal Sebepleri Kapsamında Değerlendirilmesi: Genel Kurul Kararı’nın İptali Yönünden: Tekrar ifade etmek gerekirse borca kaydi olarak batıklıktan kurtarılması nakit gereksinimi için davalı şirkette daha fazla sermaye artışı yapılması gerektiği değerlendirildiğinden bu durumun, anılan maddenin TTK m. 445 kapsamında iptalini gerektirecek nitelikte olmadığının düşünüldüğü, zira bu durumun kanun ve esas sözleşmeye aykırılık teşkil etmeyeceği gibi, şirketin içinde bulunduğu olumsuz mali durum da nazara alındığında takdiri Muhterem Mahkemeye ait olmak üzere dürüstlük kuralına da aykırılık teşkil edecek nitelikte olmadığının değerlendirildiği, Genel Kurul Kararı’nın Butlanı Yönünden: Sermaye artırımı hem şirketin finansal yapısına katkı sağlama amacına hizmet ettiğinden bu artışın, TTK m. 447 kapsamında değerlendirilmesinin mümkün olmadığının düşünüldüğü, zira sermaye artırımı, diğer paydaşların gerek genel kurula katılma (TTK m. 434), gerek oy kullanma (TTK m. 434, m. 479), gerek dava hakkı (TTK m. 445, m. 447) gerekse de rüçhan hakkı (TTK m. 461) üzerinde herhangi bir değişiklik yaratacak nitelikte olmadığı, hâl böyle olunca takdiri Muhterem Mahkemeye ait olmak üzere sermaye artırımının TTK m. 447/(a) bendinde ifade edildiği üzere “Pay sahibinin, genel kurula katılma, asgari oy, dava ve kanundan kaynaklanan vazgeçilemez nitelikteki haklarını sınırlandıran veya ortadan kaldıran” nitelikte olmadığının düşünüldüğü, yine sermaye artırımının pay sahiplerinin bilgi alma, inceleme ve denetleme haklarını sınırlandıran bir niteliği haiz olmadığının düşünüldüğü, her pay sahibinin bilgi alma, inceleme ve denetleme hakları TTK m. 437 kapsamında yani kanunen korunmuş nitelikte olduğu, hâl böyle olunca anılan kararın TTK m. 447/(b) hükmüne de aykırılık teşkil edecek nitelikte olmadığının düşünüldüğü, kanun sistematiğinde sermaye artırımı, şirketin gelişimi ve büyümesi için öngörülmüş yasal bir yetki niteliğini haiz olduğu, dolayısıyla bu işlemin, şirketin temel yapısına aykırı nitelik arz edeceğinden bahsetmenin kanaatimizce mümkün olmadığı, öyle ki bu hususun şirketin menfaatlerinin temini amacına hizmet edecek nitelik arz etme noktasında da etkili olduğu, dolayısıyla 18.12.2024 tarihli genel kurulda sermaye artırımına konu olan maddenin TTK m. 447/(c) hükmü kapsamında batıl olduğundan bahsetmenin mümkün olmadığının düşünüldüğü belirtilmiştir. Dosya yeniden bilirkişilere tevdi edilmiş, düzenlenen 03/11/2025 tarihli ek raporda; taraflar esasında kök rapora karşı itirazlarında evvelce sundukları ve heyetimizce kök raporda detaylı ve de ihtimalli şekilde değerlendirilen hususları yinelediklerinden detaylıca incelemelerimiz ve itirazlara yönelik açıklamalarımız kapsamında kök raporda yer alan ve gerek çeĢitli ihtimallere dayanan gerekse de takdirin tamamen Mahkemeye ait olduğuna dair görüşlerini aynen muhafaza ettiklerini ancak Muhterem Mahkemeyi bilirkişi görüşü takyit etmediğinden, yargı makamının tamamen davacı savları veya tamamen davalı savunmaları yönünde hüküm kurmakta bütünüyle muhtar olduğu, meselenin asli ve nihai hukuki tavsifinin sadece Mahkemeye ait bulunduğu tartışma dışı olduğu belirtilmiştir. Görüldüğü üzere, mahkememizce yaptırılan bilirkişi incelemeleri ile de ortaya konulduğu gibi, ortaklara usulüne uygun genel kurul çağrısının yapıldığı, çağrı usulsüz olsa bile davacının payı itibari ile sonuca etkili olmadığı anlaşılmıştır. Yine şirketin içinde bulunduğu maddi güçlük bilirkişi incelemesi ile de ortaya konulması sebebiyle, şirketin sermaye artırımının da bir zaruret olduğu sabittir. Bu sebeple davanın reddine karar vermek gerekmiştir. HÜKÜM : Gerekçeleri yukarıda açıklandığı üzere; 1-Davanın REDDİNE, 2-Harç yeterli olduğundan ikmaline yer olmadığına, 3-Davalı kendisini vekil ile temsil ettirdiginden A.A.Ü.T göre hesaplanan 45.000,00-TL maktu vekalet ücretinin davacıdan alınarak davalıya verilmesine, 4-Davacı tarafından yapılan yargılama giderlerinin kendi üzerinde bırakılmasına, 5-Davalı tarafından yapılan yargılama gideri bulunmadığından hüküm kurulmasına yer olmadığına, 6-Dosyada kullanılmayan bakiye gider avansının HMK.’nın 333. ve HMK. yönetmeliğinin 47/1. maddeleri uyarınca karar kesinleştiğinde ve talep halinde yatıran tarafa ödenmesine, Dair, taraf vekillerinin yüzüne karşı, kararın tebliğinden itibaren 2 Hafta süre içerisinde Bölge Adliye Mahkemesine İSTİNAF yolu açık olmak üzere verilen karar açıkça okunup, usulen anlatıldı.24/12/2025 Başkan ¸e-imzalıdır Üye ¸e-imzalıdır Üye ¸e-imzalıdır Katip ¸e-imzalıdır