T.C. ADANA BAM 3. HUKUK DAİRESİ T.C. ADANA BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 3. HUKUK DAİRESİ DOSYA NO : 2024/1822 KARAR NO : 2026/1154 T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A B Ö L G E A D L İ Y E M A H K E M E S İ K A R A R I BAŞKAN : ... (...) ÜYE : ... (...) ÜYE : ... (...) KATİP : ... (...) İNCELENEN KARARIN MAHKEMESİ : .... ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ TARİHİ : 30/01/2024 NUMARASI : 2022/446 Esas, 2024/42 Karar DAVACI : ... -(T.C.NO: ...) VEKİLİ :Av. ... DAVALI : ... - ... VEKİLİ : Av. ... DA…
T.C. ADANA BAM 3. HUKUK DAİRESİ T.C. ADANA BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 3. HUKUK DAİRESİ DOSYA NO : 2024/1822 KARAR NO : 2026/1154 T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A B Ö L G E A D L İ Y E M A H K E M E S İ K A R A R I BAŞKAN : ... (...) ÜYE : ... (...) ÜYE : ... (...) KATİP : ... (...) İNCELENEN KARARIN MAHKEMESİ : .... ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ TARİHİ : 30/01/2024 NUMARASI : 2022/446 Esas, 2024/42 Karar DAVACI : ... -(T.C.NO: ...) VEKİLİ :Av. ... DAVALI : ... - ... VEKİLİ : Av. ... DAVA : Ölüm Sebebiyle Açılan Destek Tazminatı KARAR TARİHİ : 13/04/2026 GEREKÇELİ KARARIN YAZILDIĞI TARİH : 13/04/2026 ....Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 30.01.2024 tarih ve 2022/446 Esas, 2024/42 Karar sayılı kararına yönelik olarak istinaf kanun yoluna başvurulmuş olmakla Dairemize gönderilen dosyanın yapılan incelemesinde; GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ: TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMALARININ ÖZETİ: DAVA: Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; 08.01.2021 tarihinde sürücü ... sevk ve idaresindeki ... plakalı kamyonet ile sürücü ... idaresindeki ... plakalı aracın çarpışması sonucu meydana gelen trafik kazasında ...'nin vefat ettiğini, vefat nedeniyle imam nikahlı eş ...'ın destekten yoksun kaldığını, sürücüsü kusurlu ... plakalı aracın Zmms poliçesinin davalı ... tarafından düzenlendiğini ve sorumluluk altında bulunduğunu, işbu nedenlerle fazlaya ilişkin haklar sakla kalmak kaydı ile 1.000,00 TL destekten yoksun kalma tazminatının tahsiline karar verilmesini talep etmiş, ıslah dilekçesi ile dava değerini 295.460,00 TL olarak arttırmıştır. CEVAP: Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; davacının destek gördüğü iddiasının ispatlanması gerektiğini, kabul anlamında olmamak üzere BK 43.madde gereği tazminattan hakkaniyet indirimi yapılması gerektiğini, nikahsız eşin evlenme olasılığının yüksek olduğundan tazminattan ekstra indirim yapılması gerektiğini, müteveffanın anne ve babasının payları gözetilerek poliçe limiti çerçevesinde değerlendirme yapılması gerektiğini, müterafik kusur ve hatır taşıması nedeniyle tazminattan indirim yapılması gerektiğini, savunmuştur. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI: Mahkemece, davacının ölen ile imam nikahlı evli olup desteklik ilişkisi olunduğu ispatlanamadığından davanın reddine karar verilmiştir. İSTİNAF NEDENLERİ: Karara karşı davacı vekili; meydana gelen kazada ...'nin vefat etmesi nedeniyle imam nikahlı eşi ...'ın destekten yoksun kaldığını, bu nedenle destekten yoksun kalma taleplerinin olduğunu, davacı hakkında 06.07.2022 tarihinde yapılan kolluk araştırma tutanağı hakkında müvekkilinin komşularıyla husumet içerisinde olduğu, bu nedenle komşu beyanlarının çelişki ve belirsizlik barındırdığı, bu denli çelişki ve belirsizlikler bulunan beyanların dikkate alınıp hükme esas alınmasının hukuk ve yerleşik içtihatlara aykırılık teşkil ettiğini, baba ...'nin oğlunun akşamında kaza sabahında ise vefat haberini öğrendiği bir günde alınan ifadesindeki beyanlarının netlik barındırmadığını, olayın etkisiyle de müvekkili ile müteveffa arasında resmi nikah olmadığı için birlikte yaşadıklarından bahsetmek istediğini fakat çekindiğini, ayrıca daha önceden sunmuş oldukları tanık listesindeki tanıkların hiçbirinin dinlenilmeyip davayı aydınlatacak nitelikte olan tanık beyanları olmadan hüküm verilmesinin usul ve yasaya aykırı olduğunu belirterek kararın kaldırılmasını talep etmiştir. DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ VE GEREKÇE: Dava, imam nikahlı olduğu iddia edilen eşin açtığı destekten yoksun kalma tazminatına ilişkindir. Mahkemece davanın reddine karar verilmiş olup karar davacı vekili tarafından istinaf edilmiştir. Türk Medeni Kanunun'un 6. maddesine göre "Kanunda aksine bir hüküm bulunmadıkça, taraflardan her biri, hakkını dayandırdığı olguların varlığını ispatla yükümlüdür." 6098 sayılı TBK.nın zararın ve kusurun ispatı başlıklı 50. maddesinde, “Zarar gören, zararını ve zarar verenin kusurunu ispat yükü altındadır. Uğranılan zararın miktarı tam olarak ispat edilemiyorsa hâkim, olayların olağan akışını ve zarar görenin aldığı önlemleri göz önünde tutarak, zararın miktarını hakkaniyete uygun olarak belirler.” düzenlemesi yapılmıştır. Bu hale göre haksız fiilin bir türü olan trafik kazası nedeniyle yaralanmadan kaynaklanan zararın tazmini için açılan davada iddia olunan trafik kazasının varlığının ve varsa diğer araç sürücüsünün kusurunun, davacının tazminata hak kazanacağının iddia eden tarafından ispat edilmesi gerekir. Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesinin 6. maddesi ve Anayasanın 36. maddesi adil yargılama hakkında düzenlenmiştir. Bu hak kapsamında olan silahların eşitliği ilkesi gereğince taraflar yargılamada eşit haklara sahip olup bir tarafın iddia ve savunmasına ilişkin olarak delillerinin tümünün toplanmasına rağmen diğer tarafın savunmasının temelini oluşturacak şekildeki delillerin toplanmamış olması silahların eşitliği ilkesine aykırı olacaktır. Dolayısı ile adil yargılanma hakkının ihlal edilmesi sonucunu doğuracaktır. Silahların eşitliği ilkesi davanın taraflarının usule ilişkin haklar bakımından aynı koşullara tabi tutulması ve taraflardan birinin diğerine göre daha zayıf bir duruma düşürülmeksizin iddia ve savunmalarını makul bir şekilde mahkeme önünde dile getirme fırsatına sahip olması anlamına gelir. (Yaşasın Aslan, B. No:2013/1134, 16/5/2013 S.32). Anayasa Mahkemesi de Anayasa'nın 36. maddesi uyarınca inceleme yaptığı birçok kararında, ilgili hükmü Sözleşme'nin 6. maddesi ve AİHM içtihadı ışığında yorumlamak suretiyle Sözleşme'nin lafzi içeriğinde yer alan ve AİHM içtihadıyla adil yargılanma hakkının kapsamına dahil edilen silahların eşitliği ilkesine Anayasa'nın 36. maddesi kapsamında yer vermektedir. (Güher Ergun ve diğerleri, B. No:2012/13, 2/7/2013, S 38). Buna göre davalı tarafından süresi içerisinde verilen cevap dilekçesinde tanık deliline başvurulmuş, daha sonra 05.07.2022 tarihinde tanıkların isimleri bildirilmiş, 09.12.2022 tarihli dilekçe ile tanıkların müteveffa ... ile 2010 yılında dini nikahla evlilik birliğinin sağlandığına ve ölmeden önce hala beraber olduklarına, davacı ile müteveffanın müteveffa ölmeden halen eş olmaya devam ettiği hususlarında dinleneceği belirtilmiştir. Ancak mahkemece tanıklar dinlenmeden karar verilmiştir. Yine müteveffanın ölmeden önce kiminle yaşadığı belirlenmişse de davacının da kaza tarihi olan 08.01.2021 önce kiminle yaşadığı, geçimini kimin temin ettiği hususlarında zabıta araştırması yapılması, yine ölenin anne ve babasının da bilgisine başvurularak ölen ile davacının evli olup olmadıkları, ölenin davacıya destek olup olmadığının sorulması, önceki araştırma ile arada çelişki olduğu takdirde çelişkiyi giderecek bir araştırma daha yapılması sağlanarak sonucuna göre karar verilmesi gerekirken eksik inceleme ile karar verilmesi hatalı olmuştur. Mahkemesince HMK 243 maddesine uygun şekilde tanıkların dinlenilmesi, zabıta araştırmasıyla birlikte sonucuna göre karar verilmesi gerektiği halde tanıklar dinlenilmeden hüküm tesis edilmiş olması davacı yönünden adil yargılanma hakkının ihlali niteliğinde olup, bu nedenle bu nedenle davalının iddiasının ispatı açısından 6100 sayılı HMK'nın 27. md.sinde düzenlenen hukuki dinlenilme ilkesinin ihlali söz konusu olduğu anlaşıldığından davacı vekilinin istinaf başvurusu haklı bulunmuştur. HMK'nın 355. maddesi gereği, kamu düzenine aykırılık teşkil eden hususlar hariç tutularak, istinaf neden ve gerekçeleri ile sınırlı olmak üzere yapılan incelemede; Tüm bu anlatılanlar ışığında mahkemece öncelikle yukarıda açıklanan nedenlerle eksik inceleme ve araştırma yapıldığı, HMK'nın 353/1-a-6. bendine göre gereken delillerin toplanmadığı anlaşıldığından açıklanan nedenlere dayalı davacı vekilinin istinaf taleplerinin, HMK'nın 353/1-a-6. maddesi uyarınca kabulüyle, kararın kaldırılarak, sair istinaf nedenleri incelenmeksizin dosyanın mahalline gönderilmesine karar verilmesi gerekmiş ve aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur. HÜKÜM: Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere; 1-Davacı vekilinin istinaf başvurusunun 6100 Sayılı HMK'nın 353/1.a-6. maddesi gereğince KABULÜ İLE, .... Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 30.01.2024 tarih ve 2022/446 Esas, 2024/42 Karar sayılı kararının KALDIRILMASINA, 2-Yukarıda belirtilen sebeplerle eksiklikler tamamlanarak davanın yeniden görülüp karar verilmesi için dosyanın yerel Mahkemesine GÖNDERİLMESİNE, 3-Davacı tarafından yatırılan istinaf karar harcının talep halinde iadesine, 4-Davacı tarafından yapılan istinaf yargılama giderlerinin ilk derece mahkemesi tarafından kurulacak esasa ilişkin hükümde dikkate alınmasına, 5-İstinaf aşamasında duruşma yapılmadığı için istinaf incelemesi için taraflar lehine vekalet ücreti takdirine yer olmadığına, 6-HMK'nın 359/4. maddesi gereğince kararın ilk derece mahkemesince taraflara tebliğine, 7-Talep halinde inceleme konusu kararın icrasının geri bırakılması için İİK'nın 36/1 maddesi gereğince, varsa, istinaf eden tarafça yatırılan nakit teminatların veya sunulan banka teminat mektuplarının dosya kapsamı ve kararın niteliğine göre İİK'nın 36/5.fıkrası gereğince yatıran/ sunan tarafa İADESİNE, Dair, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun 353/1-a-6 maddesi gereğince KESİN olmak üzere dosya üzerinde yapılan inceleme sonunda oy birliği ile karar verildi.13/04/2026 ... ... ... ... Başkan ... Üye ... Üye ... Katip ... ¸e-imzalıdır ¸e-imzalıdır ¸e-imzalıdır ¸e-imzalıdır İş bu karar 5070 Sayılı Yasa hükümlerine uygun olarak elektronik imza ile imzalanmıştır.