T.C. İSTANBUL BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 13. HUKUK DAİRESİ DOSYA NO: 2023/789 Esas KARAR NO: 2026/310 Karar T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A B Ö L G E A D L İ Y E M A H K E M E S İ K A R A R I İNCELENEN KARARIN MAHKEMESİ : Bakırköy 7. Asliye Ticaret Mahkemesi ESAS NO: 2022/328 Esas - 2022/967 Karar TARİHİ: 18/10/2022 DAVA: Alacak (Satım Sözleşmesinden Kaynaklanan) KARAR TARİHİ: 19/02/2026 İlk derece Mahkemesinde yapılan inceleme sonucunda verilen karara karşı istinaf kanun yoluna …
T.C. İSTANBUL BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 13. HUKUK DAİRESİ DOSYA NO: 2023/789 Esas KARAR NO: 2026/310 Karar T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A B Ö L G E A D L İ Y E M A H K E M E S İ K A R A R I İNCELENEN KARARIN MAHKEMESİ : Bakırköy 7. Asliye Ticaret Mahkemesi ESAS NO: 2022/328 Esas - 2022/967 Karar TARİHİ: 18/10/2022 DAVA: Alacak (Satım Sözleşmesinden Kaynaklanan) KARAR TARİHİ: 19/02/2026 İlk derece Mahkemesinde yapılan inceleme sonucunda verilen karara karşı istinaf kanun yoluna başvurulmuş olmakla dava dosyası incelendi: TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMASININ ÖZETİ: Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; Müvekkili ile davalılar arasında, dava dışı ... Şti'nin hisselerinin devri konusunda 20/08/2013 tarihinde sözleşme yapıldığını, sözleşmeye göre müvekkili söz konusu şirketteki hisselerini davalılara devrettiğini, ancak davalılara müvekkiline ödemeleri gereken devir bedelini ödemediklerini, sözleşmenin 5. Maddesine göre davalılardan ... tarafından müvekkiline 250 bin -TL, diğer davalı ... tarafından da müvekkiline ayrıca 250 bin-TL ödeneceğini, bu hükme rağmen davalılar halen bu yükümlülüklerini yerine getirmediklerini, resen nazara alınacak sebeplerle alacak tutarının tespiti ile şimdilik her bir davalıdan 5 bin-TL olmak üzere toplam 10 bin-TL davalılardan ticari avans faizi ile birlikte tahsilini, yargılama giderleri ile avukatlık ücretinin davalı şirketten tahsiline karar verilmesini talep etmiştir.Davalı ... vekili cevap dilekçesinde özetle; Müvekkili hakkında öncelikle yetki itirazında bulunmuş, HMK hükümleri uyarınca bu davada davalının adresinin bulunduğu yer olan Bakırköy Asliye Ticaret Mahkemesi yetkili olduğunu, yine söz konusu bu alacakla ilgili halen Bakırköy 6. Asliye Ticaret Mahkemesinin 2015/453 esas sayılı dosyası ile devam eden bir dava olduğunu, bu sebeple derdestlik itirazında bulunduğunu, davacı tarafın dava dilekçesinde ileri sürdüğü 20/08/2013 tarihli sözleşmeninde taraflarına tebliğine karar verilmesini talep ettiğini, bu sözleşme örneği taraflarına tebliğ edildikten sonra olası itiraz ve cevap haklarınında saklı tuttuklarını, ancak dava dilekçesinde bahsedilen sözleşme tarihi göz önüne alındığında talep edilen alacak BK'nunun 147/4 maddesi gereğince zamanaşımına uğradığını, davanın öncelikle zamanaşımı nedeniyle reddi gerektiğini, müvekkilinin kendisine bildirdiği kadarıyla sözleşme hükümleri incelendiğinde daha detayıyla görüleceği üzere davacı taraf bu sözleşme hükümlerini yerine getirmediğini, kısacası davacı taraf sözleşme şartlarını yerine getirmediğini bu sözleşmenin gerçekleşmediğini, söz konusu tarihte yani 20/08/2013 tarihinde davalı müvekkil gelecek ticari şirket kayıtlarından da anlaşılacağı üzere zaten şirketin ortağı gözükmekte olduğunu, açıklanan nedenlerle davanın yetki ve husumet esastan reddine, yargılama giderleri ve vekalet ücretinin davacıya yükletilmesini talep etmiştir.Davalı ... vekili cevap dilekçesinde özetle; Davacı ...'ın resmi kayıtlarda şirket ortağı olarak görünse bile protokolde kullanılan ibarelerden de anlaşılacağı üzere gerçek ortak olmadığını, bu nedenle protokolden doğan bir hak ve alacağı bulunmadığını, limited şirket hisse devirleri Noter huzurunda yapılmakta olup, şirket hisselerinin devir bedelleri hisse devri sözleşmesi öncesinde ortaklara tamamen ödendiğini, bu aşamada talep edilebilecek bir hak ve borç bulunmadığını, protokolün davalı lehine hak doğurucu hükümler içerdiği bir an için kabul edilse bile protokolün 4.maddesinde hisse devreden ortaklara çeşitli yükümlülükler yüklenmiş olduğunu, bunların hiç birisi yerine getirilmediğini, dolayısı ile kendi edimlerini yerine getirmeyen davacının müvekkilden edimlerini yerine getirmesini talep etme hakkı bulunmadığını, açıklanan nedenlerle davanın reddine yargılama giderleri ve vekalet ücretinin karşı tarafa yükletilmesini talep etmiştir. İLK DERECE MAHKEMESİNİN KARARININ ÖZETİ: İlk Derece Mahkemesi 18/10/2022 tarih ve 2022/328 Esas - 2022/967 Karar sayılı kararında;".....Tarafların bildirdiği ve dosyaya sunduğu delil ve belgeler bir bütün olarak değerlendirildiğinde; her ne kadar davacı vekili yazılı ve sözlü beyanlarından tekrarla, eldeki dosyanın mahkememize kesin yetki kuralı ile geldiğini ve yetkisiz mahkemece yapılan bütün işlemlerin geçersiz olduğunu, davanın mahkememizde sıfırdan başladığını beyan etmiş ise de, dava dilekçesinin verilmesi hususunun ve davacı tarafın iddiaları ve dilekçesinde yer alan diğer hususların maddi hukuka ilişkin olduğu ve davanın tamamen ıslah edilmediği sürece uyuşmazlığın, mahkemeye verilen dava dilekçesi kapsamında değerlendirileceği kuşkusuzdur. Eldeki davada, davacı her ne kadar dava dışı ....Şti.'deki hisselerinin devri konusunda davalılar ile 20/08/2013 tarihli bir sözleşme yapıldığını ve bu sözleşme kapsamında kendi edimi olarak hisselerini davalılara devrettiğini ve ancak sözleşme kapsamında davalılara düşen edimlerin yerine getirilmediğini ve bu sözleşme kapsamında davalıların ayrı ayrı 250.000,00 TL kendisine ödeme yapması gerektiğini iddia ederek davalılara karşı bu sözleşmeden kaynaklı alacak davası yönelttiği görülmektedir. Davacının, iddialarının içeriğinden davayı dayandırdığı sözleşmenin 20/08/2013 tarihli ''protokol'' başlıklı sözleşme olduğu anlaşılmakla, işbu protokol başlıklı sözleşme kapsamında davacı her ne kadar dava dışı şirketteki hisselerini davalılara devrettiğini ve ancak davalıların sözleşmeye göre belirlenen hisse bedellerini ödemediklerini iddia etmiş ise de, sözleşmenin hisse devredenlerinin 4. Bentte belirtildiği üzere resmi ortak davacı ve gayriresmi ortaklar ... ve ... olarak belirtildiği, hisseleri devralanların borçları ve sorumlulukları başlıklı 5. Bentte ise devralan ortakların mali yükümlülüklerini düzenlemiş olup, davacının dava konusu ettiği hisse devir bedelinin 250.000,00 TL' lik kısmına dair sözleşmeye yazılan maddede, devralanın bu bedeli her 4 ayda bir 50.000,00 TL taksitler halinde, devreden ortakların şahsına ödeneceği belirtilmiş olup, burada davacıya davalılar tarafından ne kadar ödenmesi gerektiği ayrımına gidilmediği de görülmektedir. Her ne kadar davacı yukarıda detaylıca açıklandığı üzere usul hükümlerine aykırı şekilde duruşma tarihinden bir gün önce 19.05' te noterce düzenlenmiş hisse devir sözleşmesi örnekleri sunmuş ise de, bu belgelerin delil olarak hükme esas alınmamış ve yine mahkememizce de, dava dilekçesi ve dava dilekçesinde gösterilen delillerde yazılı olup davacının dava ve iddialarını dayandırdığı sözleşme olmadığı anlaşıldığından celbi istenmemiştir. Tüm dosya kapsamı ve yukarıda açıklanan hususlar doğrultusunda, ispat yükü üzerinde bulunan davacının iddialarını ispatlayamadığı ve davalılardan hisse devir bedeli alacağının bulunduğuna dair iddialarının ispata muhtaç olduğu anlaşılmakla davanın reddine karar vermek gerekmiş ve aşağıdaki şekilde hüküm tesis edilmiştir." gerekçesi ile, ''1-Davanın REDDİNE,'' karar verilmiş ve karara karşı davacı vekili tarafından istinaf başvurusunda bulunulmuştur. İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ: Davacı vekili istinaf dilekçesinde özetle; davanın daha önce İstanbul Asliye Ticaret Mahkemesi'nde açılması nedeniyle kesin yetki kuralı uyarınca istinaf mahkemesince görevsizlik kararı verildiğini, kesin yetkinin kamu düzeninden olduğunu, kamu düzenine ilişkin olarak yetkisiz mahkemenin baktığı dava ve yargılama işlemlerinin kesin hükümsüz olduğunu, bu nedenle İstanbul Asliye Ticaret Mahkemesi'ndeki tüm işlemlerin geçersiz olduğunu, Bakırköy Asliye Ticaret Mahkemesi dosyasında nazara alınamayacağını, bu nedenle dosya Bakırköy Asliye Ticaret Mahkemesi'ne geldiği sırada dosyada davaya dayanak sözleşme mevcut olduğunu, yerel mahkemenin anılan gerekçe ile davayı reddetmesinin hukuka aykırı olduğunu, Davaya dayanak 20.08.2013 tarihli hisse devir sözleşmesinin dosyaya sunulmadığı ve bu nedenle alacağın ispatlanamadığından davanın reddedildiği ifade edilmiş ise de, sözleşmenin örneğinin dava dilekçesi ekinde dosyaya sunulduğunu, sözleşmenin dosyaya sunulmamış olması veya dosyada yer almamasının mümkün olmadığını, davalıların da dilekçelerinde sözleşmenin varlığını kabul ettiklerini, dosyada bulunan sözleşme örneğinin her nasılsa sonradan yok olduğunu, nitekim davalıların da cevap dilekçelerinde sözleşmenin içeriğinden bahsederek aslının sunulması gerektiğini belirttiklerini, yerel mahkemenin, dosyada mübrez hisse devir sözleşmesinin varlığını yok sayarak alacağın ispatlanamadığı gerekçesine dayalı kararının bütünüyle hatalı ve hukuka aykırı olduğunu, Sözleşmenin dosyaya sunulmamış olduğu varsayıldığında dahi HMK md. 145 uyarınca dosyaya sonradan da delil sunma haklarının olduğunu, Yargıtay'a göre bu maddenin hem yazılı hem basit yargılama usulünde uygulandığını, dava dilekçesindeki delil listesinin 1. maddesinde açıkça 20.08.2013 tarihli sözleşmeye dayanıldığını, buna rağmen yerel mahkemenin HMK md. 145 hükmünü ve HMK md. 216 hükmünü göz ardı ederek hukuki dinlenilme haklarını ihlal ettiğini, Ayrıca yetkisiz mahkemenin taraflarca da kabul edilen sözleşme örneğinin dosyada bulunmadığını da taraflardan gizleyerek, sözleşme aslını dosyaya sunmalarını istemediğini, böylece hakimin HMK md. 31 hükmünü de ihlal ettiğini, hakimin taraflara bunu hatırlatması ve her iki tarafın da varlığını kabul ettiği sözleşmenin sunulmasını istemesi gerektiğini, sözleşmeye dayalı alacaklarının tahsilinin bir anda yetkisiz mahkemece verilen hatalı bir kararla imkansız hale getirildiğini ve yerel mahkemenin de yetkisiz mahkemenin hatasını devam ettirerek sözleşmenin bulunmadığı gerekçesiyle haklı ve hukuka uygun davanın reddine karar verdiğini, Davada tarafların dilekçeleriyle ispat yükünün yer değiştirdiğini, çünkü davalıların hisse devrini ve bunun karşılığı olan bir paranın ödenmesi gerektiğini kabul ettiklerini, ancak bu parayı ödediklerini ve ayrıca davacının bazı eşyalar teslim etmeyerek sözleşmeyi ihlal ettiğini ileri sürdüklerini, böylece davalıların ispatı gereken yeni bir iddia ortaya atarak ispat yükünü üzerlerine aldıklarını, buna rağmen yerel mahkemenin ispat yükü hala davacıda kalmış gibi hüküm kurduğunu ve sözleşme sunulmadığından davayı reddettiğini, oysa alacaklarının davalılarca inkar edilmediğini, karşı argümanlar ileri sürerek ödendiğini ve ödenmesinden haklı sebeplerle kaçınıldığını savunduklarını, bu durumda davalıların savunmalarını kanıtlayacak delilleri toplanmadan, eksik inceleme ve hatalı değerlendirme ile hüküm kurulması nedeniyle yerel mahkeme kararının hukuka aykırı olduğunu, Hem yetkisiz mahkemenin hem de yerel mahkemenin gerekçesinde hatalı yorumladığı diğer bir konunun da, HMK md. 140/5 hükmünün basit yargılama usulünde uygulanmayacağını düşünmesi olduğunu, mahkemenin HMK md. 322 hükmünde, basit yargılama usulünde hüküm bulunmayan hallerde yazılı yargılama usulüne dair hükümlerin uygulanacağını, HMK md. 318 hükmünde bu konuda bir hüküm bulunduğuna göre HMK md. 140/5 hükmünün uygulanamayacağını ifade ettiğini, oysa yazılı yargılamada delil sunumunu düzenleyen HMK md. 121 hükmü ile basit yargılamada delil sunumunu düzenleyen HMK md. 318 hükmü içeriklerinin birebir aynı olduğunu, buna rağmen kanun koyucunun ilave olarak HMK md. 140/5 hükmünü de getirdiğini, hem yazılı hem basit yargılamada esas olan delil sunumu kuralı aynı olmasına rağmen ilave olarak 140/5 hükmü kanuna konulduğuna ve HMK md. 322 ile de "tüm yazılı yargılama kurallarına atıf yapıldığına göre", HMK md. 140/5 hükmünün basit yargılamada da uygulanacağını, bu yorumuyla yerel mahkemenin hak arama özgürlüklerini ve HMK md. 36'da düzenlenen hukuki dinlenilme haklarını ihlal ettiğini, bu sebeple dahi yerel mahkeme kararının hukuka aykırı olduğunu, Yerel mahkeme kararındaki diğer tartışmalı hususun ise bu davada basit yargılama usulünün uygulanıp uygulanmayacağı olduğunu, davanın miktar ve değerinin yüz bin TL'den az olması sebebiyle basit yargılama usulünün uygulandığını, oysa dava değerinin 500 bin TL olduğunu, şimdilik 10 bin TL'sinin dava edildiğini, bu durumda basit yargılama değil yazılı yargılama usulünün uygulanacağını, hal böyleyken HMK md. 140/5 hükmü evleviyetle uygulanacağından yerel mahkemenin sözleşmeyi sunma imkanı tanımadan yargılama yapmasının hukuka aykırı olduğunu, Yerel mahkemece delil listesinde yer alan bilirkişi incelemesi delili uygulanmadan ve yemin deliline dayandıkları hatırlatılmadan hak arama özgürlükleri ihlal edilerek doğrudan karar verilmesinin de hukuka aykırı olduğunu belirterek ilk derece mahkemesi kararının kaldırılarak davanın kabulüne karar verilmesini talep etmiştir. İSTİNAF SEBEPLERİNİN DEĞERLENDİRİLMESİ: HMK'nın 355. maddesine göre istinaf incelemesi; istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak ve kamu düzenine aykırılık görüldüğü takdirde ise resen gözetilmek suretiyle yapılmıştır.Dava, limited şirket hisse devir bedelinin tahsili istemire ilişkindir.Mahkemece, davanın reddine, karar verilmiş ve karara karşı davacı vekili tarafından istinaf başvurusunda bulunulmuştur. Mahkemece, 20/08/2013 tarihli sözleşmenin süresi içerisinde sunulmadığı belirtilmiş ise de, davacı tarafın sonradan dosyaya ibraz ettiği ''protokol'' başlıklı 20/08/2013 tarihli protokolün incelenip değerlendirildiği ve gerekçenin kendi içerisinde çelişkili olduğu anlaşılmıştır.Davacının 20/08/2013 tarihli sözleşmeyi dava dilekçesinde delil olarak bildirdiği, mahkemece delillerin sunulmasına dair sonuçları hatırlatılarak usulüne uygun süre verilmeden yetkisiz mahkemece ön inceleme duruşmasında tahkikata geçilerek davanın esası hakkında karar verilmesi 6100 sayılı Kanun'un 27 nci maddesinde öngörülen hukuki dinlenilme hakkının ihlali niteliğindedir.Derdestlik, dava şartı şartı olup her aşamada resen incelenecektir. Davalılardan ... vekili cevap dilekçesinde, söz konusu alacakla ilgili halen Bakırköy 6. Asliye Ticaret Mahkemesinin 2015/453 esas sayılı dosyası ile devam eden bir dava olduğu, bu sebeple derdestlik itirazında bulunduğunu ileri sürdüğü halde mahkemece bu dava dosyasının getirtilip incelenmeden davalı vekilinin derdestlik itirazı konusunda olumlu/olumsuz karar verilmemesi yerinde görülmemiştir.Davacı vekili 17/10/2022 tarihli talep dilekçesi ekinde, ... Noterliğinde düzenlenen 20/08/2013 tarih ve ... yevmiye nolu Limited Şirket Hisse Devir Sözleşmesi ve .... Noterliğinde düzenlenen ../06/2013 tarih ve ... yevmiye nolu Limited Şirket Hisse Devir Sözleşmesini ibraz ettiği, ibraz edilen hisse devir sözleşmelerine göre devir edenin davacı ve devir alanın ise davalılar olduğu görülmüştür.Davacının, davalılara davadışı şirkette bulunan hisselerini devrettiği devir işlemlerinin tamamlandığı ve noter hisse devir sözleşmesinden ayrıca, devir bedelinin ne şekilde ödeneceğine ilişkin birde adi yazılı sözleşme imzalandığı anlaşılmaktadır. Davacı 20/08/2013 tarihli protokolü esas alarak talepte bulunmuştur.Dava konusu 20/08/2013 tarihli adi yazılı hisse devir sözleşmesinin 1. Maddesinde sözleşmenin taraflarının yazıldığı, sözleşmenin 4. Maddesinde hisse devredenlerin borç ve sorumlulukları, 5. Maddesinde ise hisse devir alanların borç ve sorumluluklarının düzenlenmiştir.Mahkemece, sözleşme hükümleri incelenerek hisse devir edenler arasında zorunlu dava arkadaşlığı olup olmadığı, davacının iş bu davayı kendi adına açıp açamayacağı, açacağı kabul edildiği taktirde ise sözleşmenin 4. Maddesi uyarınca hisse devir edenlerin borç ve yükümlülüklerini yerine getirip getirmedikleri tespit edilip sonucuna göre davacının talebinin değerlendirilmesi gerekirken eksik inceleme ile yukarıdaki şekilde karar verilmesi yerinde görülmemiştir.Mahkemenin kabulüne yönelik inceleme yapıldığında ise,Davacı tarafın, dava dilekçesinin deliller bölümünde açıkça yemin deliline dayandığı halde mahkemece davacı tarafa yemin delilinin hatırlatılmadan eksik inceleme ile karar verilmesi yerinde olmayıp davacı vekilinin bu yöndeki istinaf sebebi yerinde görülmüştür.Sonuç itibariyle, davacı vekilinin istinaf başvurusunun kabulü ile, ilk derece mahkemesi kararının HMK'nın 353/1-a-6 maddesi uyarınca kaldırılmasına, dosyanın davanın yeniden görülmesi için mahkemesine iadesine karar verilmiş ve aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur. HÜKÜM : Yukarıda açıklanan nedenlerle; 1-Davacının istinaf başvurusunun KABULÜ ile; Bakırköy ... Asliye Ticaret Mahkemesi'nin .../10/2022 Tarih ve 2022/.... Esas - 2022/.. Karar sayılı kararının HMK'nın 353/1-a6 maddesi uyarınca KALDIRILMASINA, dosyanın mahkemesine İADESİNE, 2-Harçlar Kanunu gereğince istinaf eden davacı tarafından yatırılan istinaf kanun yoluna başvurma harcının hazineye gelir kaydına, 3-İstinaf talep eden davacı tarafından yatırılan istinaf karar harcının talep halinde davacıya iadesine, 4-İstinaf başvurusu için yapılan yargılama giderlerinin esas hükümle birlikte ilk derece mahkemesince yargılama giderleri içinde değerlendirilmesine, 5-Artan gider avansı olması halinde yatıran tarafa iadesine, 6-Dairemizce verilen kararın mahiyeti gereği İİK'nın 36/5 maddesi uyarınca icranın geri bırakılması için yatırılan teminat var ise talep halinde teminatı yatıran ilgili tarafa iadesine, 7-Kararın ilk derece mahkemesince taraflara tebliğe gönderilmesine, Dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda 19/02/2026 tarihinde HMK'nın 362/1-g maddesi gereğince kesin olarak oy birliği ile karar verildi.