T.C. ADANA BAM 3. HUKUK DAİRESİ Esas-Karar No: 2024/1095 - 2026/722 T.C. ADANA BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 3. HUKUK DAİRESİ DOSYA NO : 2024/1095 KARAR NO : 2026/722 T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A B Ö L G E A D L İ Y E M A H K E M E S İ K A R A R I Başkan : Üye : Üye : Katip : İNCELENEN KARARIN MAHKEMESİ : ...ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ TARİHİ : ... NUMARASI : ... Esas, ... Karar DAVACI : ... VEKİLİ : Av. ... DAVALI : 1- ... VEKİLİ : Av. ... DAVALILAR : 2- ... 3- ... VEKİLİ : Av. ...…
T.C. ADANA BAM 3. HUKUK DAİRESİ Esas-Karar No: 2024/1095 - 2026/722 T.C. ADANA BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 3. HUKUK DAİRESİ DOSYA NO : 2024/1095 KARAR NO : 2026/722 T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A B Ö L G E A D L İ Y E M A H K E M E S İ K A R A R I Başkan : Üye : Üye : Katip : İNCELENEN KARARIN MAHKEMESİ : ...ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ TARİHİ : ... NUMARASI : ... Esas, ... Karar DAVACI : ... VEKİLİ : Av. ... DAVALI : 1- ... VEKİLİ : Av. ... DAVALILAR : 2- ... 3- ... VEKİLİ : Av. ... DAVA : Tazminat (Ölüm Ve Cismani Zarar Sebebiyle Açılan) KARAR TARİHİ : 09/03/2026 GEREKÇELİ KARARIN YAZILDIĞI TARİH : 09/03/2026 ... Asliye Ticaret Mahkemesinin ... tarih ve ... Esas, ... Karar sayılı kararı aleyhine, istinaf başvurusunda bulunulmuş ve Mahkemece dosya Dairemize gönderilmiş olmakla HMK 352. maddesi uyarınca dosya üzerinde yapılan inceleme sonunda; GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ: Tarafların iddia ve savunmalarının özeti: DAVA: Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; ... tarihinde davalılardan ... sevk ve idaresindeki ... plakalı araç ile davacı müvekkilinin sevk ve idaresindeki ... plakalı aracın çarpışması sonucu yaralamalı ve maddi hasarlı trafik kazası meydana geldiğini, müvekkilinin kaza neticesinde yaralandığını, kazaya karışan ... plakalı aracın .... tarafından düzenlenmiş olan ... numaralı sigorta poliçesi ile sigortalı olduğunu, meydana gelen kazada müvekkilinin herhangi bir kusurunun olmadığını belirterek, meslekte sürekli kazanma gücü kaybı nedeniyle 500,00 TL maddi tazminat tutarı ile meslekte geçici kazanma gücü kaybı nedeniyle 500,00 TL maddi tazminatın tüm davalılardan reeskont faizi mahkeme aksi kanaatte ise yasal faizi ile birlikte tahsiline, trafik kazası nedeniyle davacı müvekkilinin uğramış olduğu manevi zararın tazmini için davalı sigorta şirketi hariç olmak üzere 50.000,00 TL 'nin diğer davalı yanlardan kaza tarihinden itibaren reeskont avansı faizi mahkeme aksi kanaatte ise yasal faizi ile birlikte tahsiline, yargılama giderleri ve vekalet ücretinin davalılardan tahsiline karar verilmesini talep etmiş, ayrıca ... tarihli ıslah dilekçesi ile kalıcı iş göremezlik tazminatı yönünden dava talep miktarını 107.084,23 TL olarak, geçici iş göremezlik tazminatını yönünden 900,73 TL olarak ıslah ettiğini beyan etmiştir. CEVAP : Davalı ... vekili cevap dilekçesinde özetle; kazaya karışan ... plaka sayılı aracın müvekkili şirket nezdinde ZMMS poliçesi ile sigortalı olduğunu, müvekkilinin sorumluluğunun sigortalı araç sürücüsünün kusuru oranında olduğunu, raporların Adli Tıp Kurumundan alınması gerektiğini belirterek davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir. Davalılar ... ve ... vekili cevap dilekçesinde özetle; davacının haksız ve hukuka aykırı davasının reddine, yargılama giderleri ve vekâlet ücretinin karşı tarafa yükletilmesine karar verilmesini talep etmiştir. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARININ ÖZETİ: Mahkemece, davanın kısmen kabulüne; maddi tazminat talebinin kabulü ile; 107.984,96 TL'nin davalı sigorta şirketi yönünden temerrüt tarihi olan ... tarihinden itibaren, diğer davalılar ... ile ... yönünden olay tarihi olan ... tarihinden itibaren işleyecek yasal faiziyle birlikte davalılardan müştereken ve müteselsilen alınarak davacıya verilmesine, manevi tazminat talebinin kısmen kabulü ile; 25.000,00 TL'nin olay tarihi olan ... tarihinden itibaren işleyecek yasal faiziyle birlikte davalılar ... ile ...'dan müştereken ve müteselsilen alınarak davacıya verilmesine, fazlaya ilişkin talebin reddine karar verilmiştir. İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF NEDENLERİ: Karara karşı davalı ... vekili istinaf dilekçesinde; hükme esas alınan maluliyet raporunun hatalı olduğunu, davacının maluliyeti hususunda açık bir çelişki mevcut olup öncelikle raporlar arasındaki çelişkinin giderilmesi gerekirken mevcut şekilde hüküm kurulmuş olmasının hatalı olduğunu, davacı geçici iş göremezlik süresi içerisinde çalışmış olup, geçici iş göremezlik hak edişinin bulunmadığını, davacı tarafın kaza anında emniyet kemerinin takılı olup olmadığının belirsiz olduğunu, öncelikle söz konusu durumun tespiti ile koruyucu tertibatın takılı olmaması halinde hükmolunan tazminattan %20 oranında müterafik kusur indirimi yapılması gerektiğini, hükme esas alınan aktüer raporunun hatalı olduğunu, hesaplama yapılırken 1,8 teknik faiz yönteminin kullanılması gerektiğini, usulüne uygun başvuru bulunmaması nedeni ile müvekkili şirket bakımından temerrüdün gerçekleşmediğini, faiz tarihinin hatalı olduğunu belirterek kararın kaldırılmasını ve davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir. Karara karşı davalılar ... ve ... vekili istinaf dilekçesinde; müvekkili ...'ın işleten sıfatını haciz olmadığını, ... plakalı aracın resmi kayıtlarda her ne kadar müvekkili ... adına kayıtlı görünse de aracın gerçek işletenini ... olduğunu, ...'in 2020 yılı Mart ayında aracı müvekkilinden satın aldığını ancak aralarındaki dostluk ve güven bağı sebebi ile aracın noterdeki devir işlemleri henüz gerçekleşmeden söz konusu kazanın meydana geldiğini, hükme esas alınan maluliyet raporunun hatalı olduğunu, davacıya ait ... Devlet Hastanesi tarafından tanzim edilen ... tarihli %0 maluliyet belirsiz sağlık kurulu raporu mevcut olduğunu, ancak ... tarihli ATK raporunda ise maluliyet oranının %8 olarak belirlendiğini, raporlar arasındaki çelişki giderilmeden hüküm tesis edilmesinin hatalı olduğunu, kusur oranlarını kabul etmediklerini, dosya kapsamında davcının tedavi sürecine girdiği ve bu sebeple işinden mahrum kaldığına, geçici iş göremezlik süresinin bulunduğuna yönelik herhangi bir delil bulunmadığını, mahkemece müvekkiline atfedilen kusur oranının hangi kriterlere göre belirlendiğine değinilmediğini, kazanın meydana gelmesinde asli kusurlu olan tarafın davacı taraf olduğunu, davacı lehine hükmedilen manevi tazminat miktarının çok yüksek olduğunu belirterek kararın kaldırılmasını talep etmiştir. DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ VE GEREKÇE: Dava, trafik kazası nedeni ile meydana gelen yaralanmadan kaynaklı maddi ve manevi tazminat istemine ilişkindir. Mahkemece davanın kısmen kabulüne; maddi tazminat talebinin kabulü ile; 107.984,96 TL'nin davalı sigorta şirketi yönünden temerrüt tarihi olan ... tarihinden itibaren, diğer davalılar ... ile ... yönünden olay tarihi olan ... tarihinden itibaren işleyecek yasal faiziyle birlikte davalılardan müştereken ve müteselsilen alınarak davacıya verilmesine, manevi tazminat talebinin kısmen kabulü ile; 25.000,00 TL'nin olay tarihi olan ... tarihinden itibaren işleyecek yasal faiziyle birlikte davalılar ... ile ...'dan müştereken ve müteselsilen alınarak davacıya verilmesine, fazlaya ilişkin talebin reddine karar verilmiş, karara karşı davalı ... vekili ile davalılar ... ve ... vekili istinaf başvurusunda bulunmuştur. Davalı sigorta vekili ve davalılar ... ve ... vekilinin maluliyet raporuna yönelik istinaf başvuruları yönünden yapılan incelemede; Davalılar vekilleri her ne kadar maluliyet raporunun hatalı olduğunu, raporlar arasında çelişki bulunduğunu ileri sürmüş ise de, 11/10/2008 tarihinden önceki kazalar için Sosyal Sigortalar Sağlık İşlemeleri Tüzüğü çerçevesinde düzenlenmiş sağlık kurulu raporu, 11/10/2008-01/09/2013 tarihleri arasında gerçekleşen kazalar için Çalışma Gücü ve Meslekte Kazanma Gücü Kaybı Oranı Tespit İşlemleri Yönetmeliği çerçevesinde düzenlenmiş sağlık kurulu raporu 01/09/2013 ile 01/06/2015 tarihleri arasındaki kazalar için Maluliyet Tespit işlemleri Yönetmeliği çerçevesinde düzenlenmiş sağlık kurulu raporu 01/06/2015 ile 20/02/2019 tarihleri arasındaki meydana gelen kazalar için 30/3/2013 tarihli ve 28603 sayılı Resmî Gazete’de yayımlanan Özürlülük Ölçütü, Sınıflandırması ve Özürlülere Verilecek Sağlık Kurulu Raporları Hakkında Yönetmelik çerçevesinde düzenlenmiş sağlık kurulu raporu ve 20/02/2019 tarihinden sonra meydana gelecek kazalar içinse Erişkinler İçin Engellilik Değerlendirmesi Hakkında Yönetmelik hükümlerine uygun şekilde heyet rapor alınması gerekmektedir. Buna göre dosya içerisinde bulunan ve hükme esas alınan ... İhtisas Dairesi tarafından düzenlenen ... günlü raporun davacının kazadan sonraki tüm tedavi evrakları, hastane kayıtları incelenmiş ve gelişen süreçte davacının yeni tarihli film ve grafileri incelenmek sureti ile kaza tarihi olan ... tarihinde yürürlükte olan Erişkinler İçin Engellilik Değerlendirmesi Hakkında Yönetmelik hükümlerine göre düzenlendiği, davalıların davacının maluliyetinin bulunmadığını iddia ettiği ... Devlet Hastanesi tarafından düzenlenen ... günlü raporun dosya arasında bulunmadığı, davalılar tarafından davacının kalıcı maluliyetinin bulunmadığı ya da daha düşük olduğuna dair herhangi bir tıbbi tedavi evrak sunulmadığı, soyut beyanlar ile rapor alınmasının talep edildiği anlaşılmakla taraf vekillerinin maluliyete yönelik istinaf başvurularının reddine karar vermek gerekmiştir. Davalı sigorta vekilinin davacının geçici iş göremezlik döneminde çalıştığı yönündeki istinaf başvurusu yönünden yapılan incelemede; Davalı sigorta vekili her ne kadar davacının geçici iş göremezlik süresi içerisinde çalışmış olup, geçici iş göremezlik hak edişinin bulunmadığını ileri sürmüş ise de, eldeki dosyaya baktığımızda bilirkişi raporu incelendiğinde davacının çalıştığı dönem tespit edilmiş olup, söz konusu dönem için zarar hesaplaması yapılmadığı anlaşılmakla davalı vekilinin bu yöndeki itirazlarının reddine karar vermek gerekmiştir. Davalı sigorta vekilinin müterafik kusur indirimi yapılması gerektiği yönündeki istinaf başvurusu yönünden yapılan incelemede; Davalı vekili davacı tarafın kaza anında emniyet kemerinin takılı olup olmadığının belirsiz olduğunu, öncelikle söz konusu durumun tespiti ile koruyucu tertibatın takılı olmaması halinde hükmolunan tazminattan %20 oranında müterafik kusur indirimi yapılması gerektiğini ileri sürmüştür. Zararın meydana gelmesinde veya artmasında zarar görenin de kusurunun bulunması halinde söz konusu olan müterafik kusur 6098 sayılı TBK'nın md. 52. maddesinde (Borçlar Kanunu'nun 44.) düzenlenmiştir. Zarar görenin kusurunun, zararın meydana gelmesinde başlıca etken olması halinde zarar verenin sorumluluğunun kalkması söz konusu olabileceği gibi belirlenen kusura göre zarar ve ziyandan indirim yapılmasını da gerektirebilir. Dosya kapsamından, davacının sunulan maluliyet ölçüsünü belirtir raporun incelenmesinde, davacının maluliyetinin omuz bölgesinde olduğu, davacının emniyet kemeri takıp takmadığının tespit edilemediği, emniyet kemerinin takılı olması ihtimalinde dahi yaralanmasının meydana gelebileceği, yaralanma alanı nedeniyle emniyet kemeri takılmaması arasında illiyet bağı olmadığından müterafik kusur nedeniyle indirim yapılmaması yerinde olmakla davalı vekilinin istinaf sebebi yerinde görülmemiştir. Davalı sigorta vekilinin hesap raporuna yönelik istinaf başvurusu yönünden yapılan incelemede; Davalı vekili hükme esas alınan aktüer raporunun hatalı olduğunu, hesaplama yapılırken 1,8 teknik faiz yönteminin kullanılması gerektiğini ileri sürmüş ise de, eldeki dosyaya baktığımızda hükme esas alınan raporun Anayasa Mahkemesinin ... Esas-Karar sayılı ... günlü kararı, danıştay 8. Dairesinin ... sayılı dosyasında ZMMS genel şartlarının bazı maddelerine ilişkin verilen yürütmeyi durdurma kararı sonucu oluşan Yargıtay 4. Hukuk Dairesinin kararları ile uyumlu şekilde TRH 2010 yaşam tablosu ve prograsif rant yöntemi kullanılmak sureti ile hazırlandığı, davacının gelirinin dosya içerisindeki mevcut delil durumuna uygun bir şekilde asgari ücret üzerinden hesaplandığı anlaşılmakla davalı sigorta vekilinin bu yöndeki istinaf başvurusu yerinde görülmemiştir. Davalı sigorta vekilinin faiz tarihine yönelik istinaf başvurusu yönünden yapılan incelemede; Davalı vekili usulüne uygun başvuru bulunmaması nedeni ile müvekkili şirket bakımından temerrüdün gerçekleşmediğini, faiz tarihinin hatalı olduğunu ileri sürmüş ise de, 2918 Sayılı Yasanın 97 ve 99. md.leri gereği dosyaya baktığımızda; davacı vekili müvekkilinin ... gününde meydana gelen trafik kazası nedeni ile yaralandığını belirterek davalı sigorta şirketinden hastane evrakları ile kaza tespit tutanağı ve diğer ilgili evraklar ekli olacak biçimde ... maddi tazminat davası isteminde bulunduğu başvuru tarihi dikkate alındığında, söz konusu başvurudan 8. iş günü sonra ... tarihinden itibaren davalı sigorta şirketinin temerrüte düştüğünün kabulü ile yazılı şekilde karar verilmiş olması yerinde görülmekle davalı vekilinin faiz tarihine yönelik istinaf talebi yerinde görülmemiştir. Davalılar ... ve ... vekilinin işleten sıfatına yönelik istinaf başvurusu yönünden yapılan incelemede; Davalılar vekili, her ne kadar müvekkili Hamze adına kayıtlı görünse de aracın gerçek işleteninin ... olduğunu, ...'in ... yılı Mart ayında aracı müvekkilinden satın aldığını, müvekkili ...'ın işleten sıfatını haciz olmadığını ileri sürmüş ise de, eldeki dosyaya baktığımızda davacının yaralanmasına neden olan kazaya sebebiyet veren ... plaka sayılı aracın kaza tarihi itibari ile davalı ... adına tescilli olduğu, davalının aracın işleteni sıfatını devrettiğine ilişkin herhangi bir delil sunmadığı, harici yapılan satışın geçersiz olduğu, KTK 85. maddesi gereğince işleten olarak davalının davacının uğramış olduğu zarardan kaynaklı olarak müşterek müteselsil sorumlu olduğu anlaşılmakla Mahkemesince bu davalı yönünden işleten sıfatı ile sorumlu olduğu gerekçesi ile davanın kabulüne karar verilmesinde herhangi bir yanlışlık bulunmamaktadır. Davalılar ... ve ... vekilinin kusura yönelik istinaf başvurusu yönünden yapılan incelemede; Davalılar vekili mahkemece müvekkiline atfedilen kusur oranının hangi kriterlere göre belirlendiğine değinilmediğini, kazanın meydana gelmesinde asli kusurlu olan tarafın davacı taraf olduğunu ileri sürmüş ise de, kazanın hemen akabinde düzenlenen kaza tespit tutanağı incelendiğinde davalı sürücü ...'in kavşakta hızını azaltmaması nedeni ile kazanın meydana gelmesinde tali kusurlu olduğu tespit edilmiştir. Mahkemece kusur bilirkişinden alınan ... günlü kusur raporunda da yine davalı sürücü ...'in kavşağa yaklaşırken aracının hızını azaltmaması nedeni ile kazanın meydana gelmesinde %25 oranında tali kusurlu olduğu belirlenmiştir. Buna göre, mahkemece hükme esas alınan kusur raporunun dosya kapsamına ve olayın oluşuna uygun olduğu gibi, kaza tespit tutanağı ile de uyumlu olduğu, kusur oranları arasında çelişki olmadığı, davalı sürücü ...'in kavşağa girişi esnasında aracının hızını azaltmaması nedeni ile %25 oranında kusurlu kabul edilmesinde herhangi bir yanlışlık bulunmadığı kanaatine varılmış, davalılar vekilinin tüm kusurun davacıda olduğu yönündeki istinaf başvurusunun reddine karar vermek gerekmiştir. Davalılar ... ve ... vekilinin davacının geçici iş göremezlik zararının oluşmadığı yönündeki istinaf başvurusu bakımından yapılan değerlendirmede; Davalılar vekili her ne kadar dosya kapsamında davacının tedavi sürecine girdiği ve bu sebeple işinden mahrum kaldığına, geçici iş göremezlik süresinin bulunduğuna yönelik herhangi bir delil bulunmadığını ileri sürmüş ise de, dosyada hükme esas alınan ... günlü maluliyet raporu incelendiğinde, iyileşme süresinin (iş göremezlik süresi) olay tarihinden itibaren bir buçuk aya kadar uzayabileceği yönünde görüş bildirilmiş olup, davalılar vekilinin bu yöndeki istinaf başvurusunun reddine karar vermek gerekmiştir. YArgıtay 4 hukuk Dairesinin yerleşik içtihatlarına göre aktif dönem içinde bulunan kişilerin geçici iş göremezlik zararına ilişkin istemde bulunmaları için zarar görenin çalışıyor olduğunun belirlenmesine gerek bulunmamaktadır. buna göre yalnızca meslek sahipleri ve çalışıp kazanç elde etmekte olanlar değil, uğranılan kaza nedeniyle tedavi ve iyileşme sürecinde günlük işlerini yapamayan diğer kişiler de maddi tazminat talep edebileceği anlaşıldığından davacının tedavi ve iyileşme sürecine ilişkin olarak 1,5 aylık geçici iş göremezlik süresi için belirlenen maddi tazminatın kabulüne karar verilmiş olmasında bir yanlışlık bulunmadığından bu itirazın reddi gerekmiştir Davalılar ... ve ... vekilinin manevi tazminatın miktarına yönelik istinaf başvurusu yönünden yapılan incelemede; Davalılar vekili her ne kadar davacı lehine hükmedilen manevi tazminat miktarının çok yüksek olduğunu ileri sürmüş ise de, 6098 TBK'nın 56/2. maddesi hükmüne göre, hakimin özel halleri göz önünde tutarak manevi zarar adı ile hak sahibine verilmesine karar vereceği bir para tutarı adalete uygun olmalıdır. Hakimin takdir hakkını kullanırken, ülkenin ekonomik koşulları, tarafların sosyal ve ekonomik durumları, paranın satın alma gücü, tarafların kusur durumu, olayın ağırlığı, olay tarihi gibi özellikleri göz önünde tutması ve buna göre manevi tazminat takdir etmesi gerektiği açıkça ortadadır. (HGK ..., ...) Somut olayda ... tarihinde meydana gelen trafik kazasında davacının yaralandığı, ... İhtisas ATK tarafından düzenlenen ... tarihli maluliyet raporuna göre davacının %8 oranında maluliyetinin bulunduğu ve 1,5 ay iyileşme süresinin olduğu, alınan kusur raporlarına göre trafik kazasının meydana gelmesinde davalı sürücü ...'in %25 davacının ise %75 oranında kusurlu olduğu, tarafların belirlenen ekonomik sosyal durumları, kusur oranları, kaza ve davanın tarihi, davacının yaşı, yaralanmasının niteliği, olay tarihi ve TMK'nın 4. Maddesindeki hakkaniyet ilkesi birlikte değerlendirildiğinde hükmolunan manevi tazminatın yeterli ve yerinde olduğu anlaşılmıştır. Bu nedenle davalılar vekilinin manevi tazminatın miktarına yönelik istinaf başvurularını reddine karar vermek gerekmiştir. HMK'nın 355. Maddesi gereği, kamu düzenine aykırılık teşkil eden hususlar hariç tutularak, istinaf neden ve gerekçeleri ile sınırlı olmak üzere yapılan incelemede; İlk Derece Mahkemesince açıklanan ve benimsenen nedenlerle dosya içeriğine, toplanan delillere, hükmün dayandığı yasal ve hukuksal gerekçeye ve delillerin taktirinde ve değerlendirilmesinde bir isabetsizlik bulunmamasına göre, ilk derece mahkemesince verilen kararda usul ve esas yönünden yasaya aykırı bir durum bulunmadığı anlaşılmakla, davalı sigorta vekili ve davalılar ... ve ... vekilinin istinaf başvurularının HMK'nın 353/1-b.1 maddesi gereğince esastan reddine karar verilmesi gerektiği kanaati ile aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur. HÜKÜM: Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere; 1-... Asliye Ticaret Mahkemesinin ... tarih ve ... Esas, ... Karar sayılı kararı usul ve yasaya uygun olduğundan, davalı ... vekili ile davalılar ... ve ... vekilinin istinaf başvurularının HMK'nın 353/1-b.1. maddesi gereğince ESASTAN REDDİNE, 2-Harçlar Kanunu gereğince davalı ...'den alınması gereken 7.376,45-TL istinaf karar harcından davalı tarafından peşin yatırılan 1.844,00 TL istinaf karar harcının mahsubu ile, bakiye 5.502,45 TL harcın davalı ...'den tahsili ile Hazine'ye gelir kaydına, 3-Harçlar Kanunu gereğince davalılar ... ve ...'tan alınması gereken 9.084,20 TL istinaf karar harcından davalılar tarafından peşin yatırılan 2.271,05 TL istinaf karar harcının mahsubu ile, bakiye 6.813,15 TL harcın davalılar ... ve ...'tan müştereken ve müteselsilen alınarak Hazine'ye gelir kaydına, 4-Davalılar tarafından yapılan istinaf giderlerinin kendi üzerlerinde bırakılmasına, 5-Artan gider avansının bulunması halinde, karar kesinleştiğinde ilgilisine iadesine, 6-İstinaf incelemesi duruşmasız yapıldığından taraflar lehine vekalet ücreti takdirine yer olmadığına, Dair, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun 361. maddesi gereğince; Dairemizin kararının taraflara tebliğ tarihinden itibaren 2 hafta içinde kararı veren Adana Bölge Adliye Mahkemesi 3. Hukuk Dairesi'ne, yahut temyiz edenin bulunduğu yer Bölge Adliye Mahkemesi ilgili Hukuk Dairesine veya Dairemize gönderilmek üzere İlk Derece Mahkemesi'ne verilebilecek bir dilekçe ile YARGITAY'A TEMYİZ YOLU AÇIK olmak üzere, dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda oy birliği ile karar verildi.09.03.2026 Başkan Üye Üye Katip e-imzalıdır e-imzalıdır e-imzalıdır e-imzalıdır İş bu karar 5070 Sayılı Yasa hükümlerine uygun olarak elektronik imza ile imzalanmıştır