T.C. İSTANBUL BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 14. HUKUK DAİRESİ DOSYA NO: 2022/1579 KARAR NO : 2026/357 T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A İ S T İ N A F K A R A R I İNCELENEN KARARIN MAHKEMESİ: BAKIRKÖY 4. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ TARİHİ: 19/04/2022 NUMARASI : 2021/233 Esas - 2022/432 Karar DAVANIN KONUSU: Menfi Tespit (Ticari satımdan kaynaklanan) Taraflar arasındaki menfi tespit davasının ilk derece mahkemesince yapılan yargılaması sonunda ilamda yazılı nedenlerle davanın kabulüne dair…
T.C. İSTANBUL BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 14. HUKUK DAİRESİ DOSYA NO: 2022/1579 KARAR NO : 2026/357 T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A İ S T İ N A F K A R A R I İNCELENEN KARARIN MAHKEMESİ: BAKIRKÖY 4. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ TARİHİ: 19/04/2022 NUMARASI : 2021/233 Esas - 2022/432 Karar DAVANIN KONUSU: Menfi Tespit (Ticari satımdan kaynaklanan) Taraflar arasındaki menfi tespit davasının ilk derece mahkemesince yapılan yargılaması sonunda ilamda yazılı nedenlerle davanın kabulüne dair verilen karara karşı, davalı vekili tarafından istinaf yoluna başvurulması üzerine Dairemize gönderilmiş olan dava dosyası incelendi, gereği konuşulup düşünüldü. TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMALARININ ÖZETİ Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; davalı tarafın müvekkili aleyhine 19/06/2012 tarihli faturaya dayalı icra takibi başlattığını, müvekkilinin davalı tarafa böyle bir borcununun bulunmadığını, müvekkiline takip dosyasından gönderilen ödeme emrinin muhtara tebliğ edilmesi nedeniyle takipten geç haberdar olduklarını ve takibe süresinde itiraz edemediklerini, bu durumda takibin kesinleştiğini ve haciz işlemi uygulandığını, müvekkili ile davalı yan arasında ticari ilişki bulunduğunu, davalı yan tarafından müvekkilinin şirketinden almış olduğu kumaşlar karşılığında 19/06/2012 tarihli 34.998,62-TL bedelli fatura düzenlendiğini, dava konusu faturanın davalıya ödendiğini, bu faturadan dolayı davacının bir borcu bulunmadığını iddia ederek, icra dosyasının dava sonuna kadar durdurulması yönünde ihtiyati tedbir kararı verilmesini, müvekkilinin icra dosyasından dolayı ödeme sebebiyle borcunun olmadığının tespiti ile takibin iptaline, davalının kötü niyet tazminatına karar verilmesini talep ve dava etmiştir. Davalı vekili savunmasında özetle; Davacı tarafından icra dosyasından gönderilen ödeme emrine süresi içinde itiraz etmediğini, hakkında başlatılan icra takibinin kesinleştiğini, davalının müvekkiline cari hesaptan kaynaklanan farklı borçları bulunduğunu, davacı tarafından yapılan ödemelerin cari hesaptan düşüldüğünü, davacının müvekkiline takip talebinde belirtilen miktarda fatura borcunun bulunduğunu savunarak, davacının haksız ve mesnetsiz tedbir ve tazminat taleplerinin ve davanın reddine, kötü niyetli davacı aleyhine alacağın %20'sinden aşağı olmamak kaydıyla tazminata karar verilmesini talep etmiştir. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARININ ÖZETİ İlk Derece Mahkemesince yapılan yargılama sonucunda; "... taraflar arasında dava ve takip konusu 19/06/2012 tarih ve 34.998,62-TL faturada belirtilen ürünlere ilişkin satım sözleşmesi olduğuna ve faturadaki ürünlerin davalı tarafından davacıya teslim edildiğine ilişkin ihtilaf bulunmamaktadır. Taraflar arasındaki ihtilaf dava konusu fatura borcunun davacı tarafından davalıya ödenip ödenmediğine ilişkindir. Davacı tarafça dava konusu fatura borcunun davacı tarafından davalıya tahsilat makbuzu ile ödendiğini, davalı taraf ise taraflar arasında cari hesap ilişkisi olduğunu, davacı tarafça tahsilat makbuzları ile yapılan ödemelerin davacının cari hesabından düşüldüğünü ve davacının takip talebinde belirtilen miktarda borcu olduğu savunmasında bulunulmuş, davacı tarafça tahsilat makbuzları ile yapılan ödemeler inkar edilmemiştir. Mahkememizce taraflar tacir olup delil olarak ticari defterlere dayanıldığından 6102 Sayılı TTK'nun 83 ile 85 ve 6100 Sayılı HMK'nun 222'nci maddeleri uyarınca tarafların ticari defter ve belgeleri üzerinde bilirkişi incelemesi yaptırılmasına karar verilmiş, davacının ticari defter ve kayıtlarının açılış ve kapanış onaylarının yasal süresinde olmaması sebebiyle kendi lehine delil olma vasfına sahip olmadığı, davalının 2012 yılı ticari defter ve defterlerinin usulüne uygun olarak tutulduğu ve kendi lehine delil vasfına sahip olduğu, 2013 yılında davacı tarafa fatura düzenlenmediğinden işletme hesabı defterinin sunulmadığı tespit edilmiştir. Davacı ticari defter ve kayıtlarına göre dava konusu 19/06/2012 tarih ve 34.998,62-TL bedelli faturanın davalıdan alınarak ticari defter ve kayıtlarına işlendiği, karşılığında 35.000,00-TL bedelli çek verildiği ve davalı tarafa ilişkin alacak ve borç kaydının olmadığı tespit edilmiştir. Davalının ticari defter ve kayıtlarına göre dava konusu 19/06/2012 tarih ve 34.998,62-TL faturanın davacıya düzenlendiği, davacıdan 35.000,00-TL bedelli çek alındığı, ancak çekin ödenmemesi sebebiyle çekin iadesine ilişkin makbuz düzenlendiği tespit edilmiştir. Banka tarafından davacı tarafından davalıya verilen çek hakkında davacı tarafça düzeltme hakkının kullanıldığı bildirilmiştir. Davacı tarafça çek bedelinin davalıya ödenmesi sebebiyle ve davacıya iade edilmesi sebebiyle düzeltme hakkının kullanıldığını beyan etmiş, davalı tarafça çek bedelinin ödenmediği, çek bedelinin ödeneceği inancı ile söz konusu çekin davacıya iade edildiği beyan edilmiştir. Alacaklı tarafından çekin borçluya iade edilmesi çek bedelinin ödendiğine karine teşkil eder. Karinenin aksi yani çek bedelinin ödenmediği savunması aynı derecede kesin ve yazılı delil ile bunu ileri süren davalı tarafça ispat edilmesi gerekmektedir. Davalı tarafça alacağının ve bu hususun ispatı için davacıya yemin teklifinde bulunulmuş, davacı tarafça da davalıya olan borcunun ödendiğine ve başka bir borcu olmadığına dair yemin eda edilmiştir. Davacının davalıya borcun ödendiği ve borçlu olmadığı kesin deliller ile ispat edilmiş, aksi davalı tarafça kesin deliller ile ispat edilememiştir. Bu nedenlerle açılan davanın kabulüne ve borcun ödenmesine rağmen davalı tarafça kötü niyetli olarak takip başlatılması sebebiyle davalı aleyhine kötü niyet tazminatına hükmedilerek..." gerekçesiyle, davanın kabulü ile davacının İstanbul 21. İcra Dairesinin ... esas sayılı icra takip dosyasında aleyhine yapılan takibe konu borçtan dolayı davalıya borçlu olmadığının tespitine, icra takibine konu asıl alacağın % 20'si oranında (6.999,72-TL) kötü niyet tazminatının davalıdan alınıp davacıya verilmesine karar verilmiştir. Bu karara karşı, davalı vekilince istinaf başvurusunda bulunulmuştur. İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ Davalı vekili, istinaf başvuru dilekçesinde özetle; Mahkeme gerekçesinde davacı defterlerinde 34.998,62 TL faturanın kayıtlı olduğu, borç karşılığında 35.000,00 TL bedelli çek verildiği ancak çekin ödenmemesi nedeniyle davacı tarafa iade edildiği, çekin iade edilmesinin karine oluşturduğu aksinin ispat edilemediği gerekçesiyle davanın kabulüne karar verildiğini, kararın ve usul ve yasaya aykırı olduğunu, dosyaya sunulan tahsilat makbuzları yeterince incelemeden hatalı hüküm tesis edildiğini, ödemeyi yapan kısımda ..., tahsilatı yapan kısında ... isimlerinin yazılı olduğunun görüldüğünü, müvekkili ile davacının yetkilisi olduğu başka firmalar ile ticari ilişkinin bulunduğunu, davacı ve oğlunun yetkili olduğu, ... ... isimli firma bulunduğunu ayrıca oğlu adına kayıtlı ... - ... isimli firmanın bulunduğunu, ödeme yapan kısımda ... isminin yer aldığını, bu hususun yapılan ödemenin ... ... adına değil ... isimli firma adına olduğunu gösterdiğini, cevap dilekçesinde ısrarla ödemelerin davacı ... ... borcuna karşılık olmadığı, davacının yetkilisi olduğu, farklı firmalardaki cari hesap borçlarına karşılık yapıldığı, iade edilen çek bedelinin ödenmediğinin beyan edilmiş olmasına karşın dikkate alınmadığını, bu konuda davacı şirketin yetkilisi olduğu diğer firmaların ticari defter kayıtlarının getirtilerek bilirkişi raporu alınması, yapılan ödemelerin hangi cari hesaptan düşüldüğünü tespit edilmesi gerektiğini, makbuzların imzalandığı tarihte ...'nun müvekkili çalışanı olmadığını, 09.12.2013 tarihinde iş yerinde çalışmaya başlamış olmasına karşılık bu konunun dikkate alınmadığını, mahkemeye davet edilerek ödemelerin hangi firma borcuna karşılık tahsil edildiğinin sorulması gerektiğini, mahkeme tarafından davacının sunmuş olduğu belgeler ve eksik inceleme ile alının rapor esas alınarak hiçbir delil olmadan karar oluşturulduğunu, davacı iddialarının kötü niyetli olduğunu, müvekkiline olan borcunu ödememek için haksız ve hukuka aykırı talepleri içerdiğini, davacının ödemesini yapmadığı borcu ödemiş gibi göstermek suretiyle açtığı davada müvekkilinin mağduriyetine neden olduğunu iddia ederek, kararın kaldırılmasını ve davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir. İNCELEME VE GEREKÇE Dava, İİK'nın 72. maddesi gereğince icra takibinden sonra açılan menfi tespit istemine ilişkindir. İlk derece mahkemesince yapılan yargılama sonucunda davanın kabulüne karar verilmiş; bu karara karşı, davalı vekili yasal süresi içinde istinaf başvurusunda bulunulmuştur. İstinaf incelemesi, HMK'nın 355. maddesi uyarınca, ileri sürülmüş olan istinaf nedenleriyle ve kamu düzeni yönüyle sınırlı olarak yapılmıştır.Taraflar arasında, ticari satım ilişkisinin bulunduğu konusunda herhangi bir uyuşmazlık mevcut değildir. Uyuşmazlık, davalının icra takibine konu etmiş olduğu 19.06.2012 tarihli fatura konusu 34.998,62 TL'den dolayı alacaklı olup olmadığı, davacının takibe konu fatura alacağını ödeyip ödemediği, mahkemece davalının delillerinin yetirince incelenip incelenmediği, bilirkişi raporu ile rapor sonucu verilen kararın usul ve yasaya uygun bulunup bulunmadığına ilişkindir. Dosya kapsamından, taraflar arasındaki ticari ilişki kapsamında davalı tarafça davacı adına 19.02.2012 tarihinde ... ... olarak KDV dahil 34.998,62 TL tutarında kumaş ürününe dair fatura düzenlendiği, davalının fatura bedeli ile 12.090,35 TL işlemiş faiz olmak üzere toplam 47.088,97 TL tutarındaki alacağın tahsili amacıyla İstanbul 21. İcra Müdürlüğünün ... Esas sayılı dosyasında 21.04.2016 tarihinde ilamsız icra takibi başlattığı, davacının ise takip konusu alacak miktarıyla ilgili olarak 07.06.2016 tarihinde icra takibine konu alacağa ilişkin olarak fatura bedelinin ödendiği, ödemeye dair tahsilat makbuzlarının düzenlendiğini belirtilerek menfi tespit davası açmış olduğu anlaşılmıştır. Tahsilat makbuzlarında ödeme bedeli ile birlikte tarih ve ödeme şeklinin nakit veya çek olarak yapıldığına yer verildiği, tahsilat makbuzlarının üzerinde el ile "..." yazısının yer aldığı, makbuzların ... taraından imzalanmış olduğu görülmüştür. Tarafların delillerini dosyaya ibrazı ve ilgili delillerin celbi sonrasında bilirkişi incelemesi gerçekleştirilmiştir. 30.05.2017 tarihli bilirkişi raporunda; davacı yanın incelenen 2012 yılı ticari defterlerinde davalı yandan 34.998,62 TL tutarında bir adet fatura alındığı, karşılığında 35.000,00 TL tutarında çek verilerek ödeme yapıldığı ve 1,38 TL tahsilat yapıldığı, 2012 yıl son itibariyle herhangi bir borç ve alacağı kalmadığı, 2013 yılında taraflar arasında hiçbir ticari ilişkinin olmadığı, davacı yanın ticari defterlerinde davalı yanın borç ya da alacak bakiyesi olmadığı, davalı yanın ise ticari defterine kaydedilen 34 998,62 TL tutarındaki davacı yan adına düzenlenen faturaya karşılık olarak davacı yandan 18.06.2012 tarih ve 32 sıra numaralı tahsilat makbuzu ile 30.01.2013 keşide tarihli ... Laleli Şubesi ... numaralı hesaba ait ... numaralı çek ile 35.000,00 TL tutarında tahsilat yapıldığı, ancak çekin ödenmemesi nedeniyle 11.12.2013 tarihinde iade edildiğine dair makbuz düzenlendiğinin bildirildiği, dava konusu faturanın ödenmesine dair yukarıda belirtilen çekin ödenme durumunun ilgili bankadan sorulması hususunun mahkemenin takdirinde olduğu, söz konusu çekin davacı yan tarafından ödendiğinin tespiti halinde davacı yanın davalı yana borçlu olmadığı, aksi halde söz konusu çekin ödenmediğinin tespiti halinde ise davacı yanın davalı yana 34.998,62 TL borçtan sorumlu olacağı, dosya mevcudu dava dosyası ile tarafların ticari defter ve belgelerinin incelenmesi sonucunda ve raporun içinde açıklanan nedenlerle; davacı yanın davalı yana verdiği çeki ödediğinin tespit edilmesi durumunda davacı yanın davalı yana borçlu olmadığı, davacı yanın davalı yana verdiği çekin ödenmediğinin tespit edilmesi durumunda ise davacı yanın 34.998,62 TL borçtan sorumlu olacağı, tarafların, inkâr tazminatı ve diğer benzeri taleplerinin mahkemenin takdiri içinde kaldığı belirtilmiştir. Davacı vekili rapora karşı beyan dilekçesinde; çekle ilgili ödeme belgelerinin tamamının dosyaya sunulduğunu, tahsilat makbuzlarının çeke dair parça parça ödemeler olduğunu, çekin ödemesi bitince müvekkilinin çeki davalıdan alarak bankaya ibraz ettiğini, ... Laleli Şubesine ait 30.11.2013 tarihli çekin bankaya iade edildiğinin bankadan sorulmasını talep ettiklerini belirterek, davanın kabulüne karar verilmesini istemiştir. Davalı vekili bilirkişi raporuna karşı beyan dilekçesinde; tahsilat makbuzlarını müvekkilinin değil ...'nun imzaladığını, davacının müvekkili imzalamış gibi beyanda bulunduğunu ayrıca davacının defterlerinin delil vasfına sahip olmadığının tespit edildiğini, tahsilat makbuzları üzerinde müvekkili şirkete ait şirket kaşesi ve yetkilisinin imzası bulunmadığından makbuzların usulüne uygun düzenlenmediğini belirterek, davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir. ... AŞ tarafından 20.07.2017 tarihli cevabı yazı ile Laleli Şubesi müşterilerinden hesap sahibi ... ...'ye ait çekin 30.01.2013 tarihinde ...Bankası AŞ şubesine ibraz edildiği daha sonra düzeltme hakkının kullanıldığı belirilmiştir. ... Laleli Şubesindeki davacının çek hesabından davalı adına düzenlenen 30.01.2013 keşide tarihli çekin ... ... tarafından dava dışı... ... adına ciro edildiği anlaşılmıştır. Davacı vekili 08.05.2018 tarihli celsede zapta geçen beyanında; davalıya borcun ödenmesi nedeniyle davalının çeki müvekkiline iade ettiğini ve müvekkilininde çeki bankaya verdiğini ifade etmiştir. Davalı vekili ise aynı celsede zapta geçen beyanında; gelen banka cevabı yazısını kabul etmediklerini, müvekkilinin çeki davacıya teslim ettiğini ancak çek bedelinin müvekkiline davacı tarafından ödenmediğini, çek bedeli ödenmeden müvekkilinden alındığını, bankadan çekin ödenip ödenmediği hususunu sorulmasını talep etmiştir. Davacı vekili beyanında ise; davalı vekilinin yemin metnini dosyaya sunduğunu, kendilerininde bir önceki celsede müvekkilini yemini eda etmesi hususunda hazır ettiklerini mahkemenin bankaya yazılan yazı cevabı gelmeden yemini yaptırmadığını, mahkeme ve davalı tarafın yeminde ısrarcı ise müvekkilinin yemini eda etmeye hazır olduğunu ayrıca dava konusu çekin, müvekkili tarafından makbuz karşılığında borcun peyderpey ödenmesi nedeniyle iade edildiğini, müvekkilinin düzeltme hakkını kullanarak çeki bankaya verdiğini beyan etmiştir. Mahkemece 08.05.2018 tarihli 1 nolu ara kararı ile; mevcut deliller değerlendirildiğinde yemin deliline dayanılmasının mümkün olmadığı belirtilerek, 4 nolu celsenin 1 ve 2 nolu ara kararından rücu edilmesine karar verilmiştir. Mahkemenin 26.10.2017 tarihli celsesinin 1 nolu ara kararında; davalı vekilinin yemin teklifi hususunda beyanda bulunması için iki haftalık kesin süre verilmesine aksi takdirde yemin deliline dayanmaktan vazgeçmiş sayılacağının ihtarına, 2 nolu ara kararda ise davalı vekilinin yemin deliline dayandığı takdirde yemin metnini hazırlayıp davacı tarafa tebliğine karar vermiş olduğu anlaşılmıştır. Aynı celsede; dosyada faiz hususunda bilirkişi incelemesi yaptırılmadığı gerekçesiyle faiz konusunda bilirkişi raporu alınmasına ve ilgili banka şubesine müzekkere yazılmasına karar verilmiştir. ... AŞ tarafından 18.05.2018 tarihli verilen cevabı yazıda; çekle ilgili 12.06.2014 tarihinde düzeltme hakkının kullanıldığı belirtilmiştir. 11.07.2018 tarihli bilirkişi raporunda; fatura tarihinden takip tarihine kadar faizin 11.822,82 TL olduğu, takip tarihinden dava açılış tarihine kadar ise 414,23 TL olduğu, bu durumda anapara+ faiz toplamının takip tarihi itibariyle 46.811,44 TL, fatura tarihinden dava açılış tarihine kadar hesaplandığında ise 47.225,67 TL'sı olduğu görüş ve kanaatine varıldığı belirtilmiştir. Davacı vekili rapora bir diyeceğinin olmadığını beyan etmiştir. Davalı vekili zapta geçen beyanında; raporu kabul etmediklerini, çekin bankaya ibraz edilmiş ise de karşılığının ödenip ödenmediği hususunda bir ibarenin olmadığını ifade etmiştir. Mahkemenin 25.09.2018 tarihli kararı ile; yukarıda yer verildiği üzere menfi tespit davasının kabulüne dair hüküm tesis edilmiştir. Kararın istinaf edilmesi ve Dairemizin kararı ile kaldırılması sonucunda ise ilgili yerlere müzekkereler yazılmıştır. Ve davacıya yemin teklif edilmiştir. Davacı 29.03.2022 tarihli duruşma zaptına yemin beyanında; takip konusu fatura borcunu ödediğini, davalıya takibe konu fatura nedeniyle hiçbir borcunun bulunmadığını, davalı tarafa farklı bir cari hesaptan kaynaklanan bir borcunun bulunmadığını beyan etmiştir. Mahkemece, yukarıda yer verilen gerekçelere istinaden davanın kabulüne dair hüküm tesis edilmiştir. HMK'nın 190. maddesinde, ispat yükünün, kanunda özel bir düzenleme bulunmadıkça iddia edilen vakıaya bağlanan hukuki sonuçtan kendi lehine hak çıkaran tarafa ait olduğu, TMK'nın 6. maddesinde ise taraflardan her birinin hakkını dayandırdığı olguların varlığını ispatla yükümlü olduğu belirtilmiştir. Menfi tespit davasında ispat yükü kural olarak davalı alacaklıya düşer. Davacı borçlu davalının varlığını iddia ettiği hukuki ilişkiyi sadece inkâr etmekle yetinmekte, bu ilişkinin hiç doğmadığını ileri sürmekte ise ispat yükü davalıya düşer. Ancak menfi tespit davasını açan davacı borçlunun davalının varlığını iddia ettiği hukuki ilişkinin hiç doğmadığını iddia etmeyip bilakis bu ilişkinin doğduğunu bildirerek başka bir nedenle hukuki ilişkinin geçersiz olduğunu ve son bulduğunu ileri sürmekte ise bu iddiayı ispat yükü davacıya düşer. Somut olayda, davalı alacaklının takibe konu etmiş olduğu faturanın ödenmiş olduğu iddia edilerek menfi tespit davası açılmıştır. İddiaya dayanak olarak fatura karşılığı çek verildiği ve ödemelerin makbuzla yapılmasından sonra çekin iade alındığı borcun bulunmadığı belirtilmiştir. Tahsilat makbuz örnekleri dosyaya ibraz edilmiştir. Ayrıca dava dışı bankadan gelen cevabı yazıda çekin hesap sahibi olan davacı tarafça bankaya iade edildiği, düzeltme hakkının kullanıldığı belirtilmiştir. Davacı ödemelerin tahsilat makbuzları ile yapıldığını borcun sonlandırıldığını belirmiştir. Davalı vekilinin 26.10.2017 tarihli duruşma zaptına geçen beyanı üzerine, davacı tarafa yemin teklif etmesi için davalıya süre verilmiştir. Davacı asıl tarafından davalı tarafça teklif edilen yemin eda edilmiştir. Bu durumda fatura bedelinin ödenmediğine dair savunmada bulunan davalının savunmasını ispat edememiş olduğunun kabulü gerekmiştir. Davalı vekili tarafından her ne kadar tahsilatları yapanın müvekkili olmayıp ... olduğunu belirtmiş ise de davacı vekilinin dosyaya ibraz edilen 07.07.2017 tarihli beyan dilekçesinde, ... 'nun davacının ikiz kardeşi olduğu, aynı iş yerinde çalıştıkları, iş yerine birlikte sahibi olduklarını bu nedenle ... şeklinde firma adını kullandıklarını, müvekkilinin ...'e herhangi bir borcunun olmadığını, davalının kötü niyetli olduğunu, ödemeleri kardeşine tahsil ettirdikten sonra ikinci kez tahsil yoluna gidildiğini, iddialarının asılsız olduğunu, ödemelerin birden fazla makbuzla parça parça ödendiğini beyan etmiştir. Davalı taraf davacının dava dışı gerçek kişiye yönelik beyanının aksine herhangi bir beyanda bulunmamıştır. Bu nedenlerle mahkemenin, Dairemizin kaldırma kararına uygun şekilde yapmış olduğu araştırma ile gerçekleştirilen yemin sonucuna göre davanın kabulüne dair verilen hükmünde bir isabetsizlik görülmemiştir. Açıklanan bu gerekçelerle, HMK'nın 353/1.b.1 hükmü uyarınca dosya üzerinden yapılan istinaf incelemesi sonucunda, davalı vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine dair aşağıdaki hüküm verilmiştir. HÜKÜM:Yukarıda açıklanan gerekçelerle; 1-HMK'nın 353/1.b.1. maddesi uyarınca, davalı vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine, 2-Davalı tarafından yatırılan istinaf başvuru ve peşin karar harçlarının Hazineye gelir kaydına; bakiye 2.412,40 TL istinaf karar harcının davalıdan tahsili ile Hazineye gelir kaydına, 3-Davalı tarafından yapılan kanun yolu giderlerinin kendi üzerinde bırakılmasına, 4-Gerekçeli kararın, Dairemiz Yazı İşleri Müdürlüğünce taraf vekillerine tebliğine dair; HMK'nın 353/1.b.1 maddesi uyarınca dosya üzerinden yapılan istinaf incelemesi sonucunda, 26.02.2026 tarihinde, oy birliğiyle ve temyizi kabil olmak üzere karar verildi. KANUN YOLU: HMK'nın 361. maddesi uyarınca, iş bu gerekçeli kararın taraf vekillerine tebliğ tarihlerinden itibaren iki haftalık süreler içinde temyiz yolu açıktır.