TÜRK MİLLETİ ADINA KARAR İNCELENEN DOSYANIN MAHKEMESİ : ANKARA 7. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ TARİHİ : 21/11/2023 NUMARASI : 2023/767 Esas 2023/817 Karar DAVA : Muarazanın Giderilmesi DAVA TARİHİ : 07/11/2023 KARAR TARİHİ : 16/04/2026 GEREKÇELİ KARARIN YAZILDIĞI TARİH : 27/04/2026 Taraflar arasındaki muarazanın giderilmesi istemine ilişkin yargılama sonunda ilamda yazılı gerekçeyle davanın usulden reddine yönelik olarak verilen hükme karşı davacı vekilince süresinde istinaf kanu…
T.C. ANKARA BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 21. HUKUK DAİRESİ 2024/76 Esas 2026/472 Karar T.C. ANKARA BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 21.HUKUK DAİRESİ ESAS NO : 2024/76 KARAR NO : 2026/472 TÜRK MİLLETİ ADINA KARAR İNCELENEN DOSYANIN MAHKEMESİ : ANKARA 7. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ TARİHİ : 21/11/2023 NUMARASI : 2023/767 Esas 2023/817 Karar DAVA : Muarazanın Giderilmesi DAVA TARİHİ : 07/11/2023 KARAR TARİHİ : 16/04/2026 GEREKÇELİ KARARIN YAZILDIĞI TARİH : 27/04/2026 Taraflar arasındaki muarazanın giderilmesi istemine ilişkin yargılama sonunda ilamda yazılı gerekçeyle davanın usulden reddine yönelik olarak verilen hükme karşı davacı vekilince süresinde istinaf kanun yoluna başvurulması üzerine dosya incelendi, gereği konuşulup düşünüldü. DAVA Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; davacı şirketin perakende gıda ticareti ile faaliyet göstermekte iken, Kırşehir 1. Asliye Hukuk Mahkemesinin 11/03/2020 tarih ve 2020/71 Esas, 2020/119 Karar sayılı kararı ile 11/03/2020 tarihi itibariyle iflasın açılmasına karar verildiği ve söz konusu şirketin yönetiminin müvekkili iflas idaresine geçtiği; iflas halindeki şirketin mal varlığı üzerinde tasarruf yetkisi bulunan ve bu mal varlığını yöneten müvekkili iflas idaresi tarafından müvekkili şirketin davalı banka nezdinde bulunan hesaplarına ait hesap ekstreleri dökümlerine ihtiyaç olduğundan, söz konusu hesap ekstrelerinin 4982 sayılı Bilgi Edinme Kanunun 5. maddesi ve Avukatlık Kanunun 2. maddesi uyarınca verilmesi istemiyle 20/10/2023 tarihinde davalı bankanın KEP adresine başvuru yapıldığı; davalı bankanın 31/10/2023 tarihli cevabi yazısıyla, ibraz edilen vekaletnamede bankalardaki hesaplar hakkında her türlü bilgi belge vs. talep etme ile ilgili özel yetki bulunmadığı gerekçesiyle reddedildiği; yapılan başvurunun vekaletnamede özel yetki bulunması gerektiği gerekçesiyle reddedilmesinin mevzuata aykırı olduğu iddia ederek davalı banka ile olan muarazanın giderilmesi ve müvekkili şirket adına olan hesaplara ait hesap ekstrelerinin verilmesi yönünde hüküm kurulmasına karar verilmesini talep ve dava etmiştir. CEVAP Davalı tarafa bu aşamada tebligat çıkartılmamıştır. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI Mahkemece, öncelikle 6100 Sayılı HMK.'nın 114. maddesi uyarınca "dava şartlarının" mevcut bulunup bulunmadığı hususunda yapılan incelemede; davacının talebi olan "müvekkili şirkete ait hesap dökümlerinin Mahkememiz tarafından temini" talebinin, münferiden açılacak bir eda davası kapsamında talep edilebileceği; söz konusu belgelerin temini ile ilgili olarak Mahkememiz nezdinde açılan davada (delil tespiti talebinde), davacının hukuki yararının bulunmadığı ve bu doğrultuda dava şartı noksanlığı bulunduğu gerekçesiyle davanın usulden reddine karar verilmiştir. İSTİNAF SEBEPLERİ Davacı vekili istinaf dilekçesinde özetle; davanın delil tespiti olmayıp muarazanın giderilmesi istemine ilişkin olduğunu, mahkemece hatalı değerlendirme yapılarak karar verildiğini, müvekkilinin bankadan bilgileri talep etmekte haklı olduğunu ve hukuki yararının bulunduğunu bildirerek ilk derece mahkemesi kararının kaldırılmasına karar verilmesini istemiştir. HUKUKİ NİTELENDİRME, DELİLLERİN VE İSTİNAF SEBEPLERİNİN DEĞERLENDİRİLMESİ Dava, muarazanın giderilmesi istemine ilişkindir. 6100 Sayılı HMK'nın 355.maddesi gereğince, istinaf incelemesinin istinafa gelen tarafın sıfatı ile istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak kamu düzenine aykırılık bulunup bulunmadığı hususu gözetilerek ilk derece mahkemesinin taraflar arasındaki ihtilafta görevli mahkeme oluşu ve eldeki davada kesin yetki kuralına da aykırılık bulunmadığı anlaşılmakla işin esasına girilerek yapılan incelemede; 6100 sayılı HMK'nun 297. maddesinde, bir mahkeme hükmünün kapsamının ne şekilde olması gerektiği açıklanmıştır. Buna göre; bir mahkeme hükmünde, tarafların iddia ve savunmalarının özetinin, anlaştıkları ve anlaşamadıkları hususların, çekişmeli vakıalar hakkında toplanan delillerin, delillerin tartışılması ve değerlendirilmesinin, sabit görülen vakıalarla, bunlardan çıkarılan sonuç ve hukuki sebeplerin birer birer şüphe ve tereddüt uyandırmayacak şekilde hükümde gösterilmesi gereklidir. Bu kısım, hükmün gerekçe bölümüdür. Gerekçe bölümünde hükmün dayandığı hukuki esaslar açıklanır. Hâkim, tarafların kendisine sundukları maddi vakıaların hukuki niteliğini resen araştırıp bularak hükmünü dayandırdığı hukuk kurallarını ve bunun nedenlerini gerekçede açıklar (Arslan, Ramazan/Yılmaz, Ejder/Taşpınar Ayvaz, Sema/Hanağası, Emel; Medeni Usul Hukuku, Ankara, 2018, s. 474.). Anayasa'nın 141. maddesi gereğince bütün mahkemelerin her türlü kararlarının gerekçeli olması gereklidir. Gerekçenin önemi Anayasal olarak hükme bağlanmakla gösterilmiş olup, gerekçe ve hüküm birbirine sıkı sıkıya bağlıdır. Kanun’un aradığı anlamda oluşturulacak kararların hüküm fıkralarının açık, anlaşılır, çelişkisiz, uygulanabilir olmasının gerekliliği kadar; kararın gerekçesinin de sonucu ile tam bir uyum içinde o davaya konu maddi olguların mahkemece nasıl nitelendirildiğini, kurulan hükmün hangi nedenlere ve hukuksal düzenlemelere dayandırıldığını ortaya koyacak; kısaca maddi olgular ile hüküm arasındaki mantıksal bağlantıyı gösterecek nitelikte olması gerekir. Tarafların o dava yönünden, hukuk düzenince hangi nedenle haklı veya haksız görüldüklerini anlayıp değerlendirebilmeleri ve istinaf ve temyiz sırasında hukuka uygunluk denetimini yapabilmesi için ortada usulüne uygun şekilde oluşturulmuş; hükmün hangi nedenle o içerik ve kapsamda verildiğini ayrıntılarıyla gösteren, ifadeleri özenle seçilmiş ve kuşkuya yer vermeyecek açıklıktaki bir gerekçe bölümünün ve buna uyumlu hüküm fıkralarının bulunması zorunludur. Nitekim 07/06/1976 tarihli ve 1976/3-4 Esas 1976/3 Karar sayılı Yargıtay İçtihadı Birleştirme Kararının gerekçesinde yer alan "Gerekçenin ilgili bilgi ve belgelerin isabetle takdir edildiğini gösterir biçimde geçerli ve yasal olması aranmalıdır. Gerekçenin bu niteliği yasa koyucunun amacına uygun olduğu gibi kararı aydınlatmak, keyfiliği önlemek ve tarafları tatmin etmek niteliği de tartışma götürmez bir gerçektir." şeklindeki açıklama ile de aynı ilkeye vurgu yapılmıştır. Öte yandan mahkeme kararlarının taraflar, bazen de ilgili olabilecekleri başka hukuki ihtilaflar yönünden etkili ve bağlayıcı kabul edilebilmeleri, başka bir dava yönünden kesin hüküm, kesin veya güçlü delil oluşturup oluşturamayacağı gibi hukuksal değerlendirmeler de bu kararların yukarıda açıklanan nitelikte bir gerekçeyi içermesiyle mümkündür. Davacı yan eldeki davada, davalı bankanın kendisine yapılan başvuruya rağmen iflas halindeki müvekkili şirketin davalı banka nezdinde bulunan hesaplarına ait hesap ekstreleri dökümlerini kendisine vermediğini ileri sürerek muarazanın giderilmesi istemiyle eldeki davayı açmış, mahkemece davalı vekilince dosyaya sunulan ve iflas idaresi tarafından verilen vekaletnameye esas olan yetki belgesinde davacı vekiline ahzu kabz yetkisi verilmediği, bu nedenle konuya ilişkin özel vekaletname sunmayan davacı vekilinin talebinin reddine karar verilmesi gerektiği gibi bir an için aksi düşünüldüğünde dahi davacı vekilince müflis şirket kayıtları üzerinde yapılacak bir inceleme ile rahatlıkla elde edilebilecek bilgilerin davalı bankadan talep edilmesinde hukuki yararın da bulunmadığı gerekçeleri yazılmak suretiyle davanın reddine karar verilmiştir. Bu durumda mahkemece davanın hem esasa ilişkin hem de usule ilişkin (hukuki yarar) gerekçe oluşturularak davanın reddine hükmedilmiş olup, mahkemenin hangi gerekçeyle davayı reddettiği açıkça anlaşılamamaktadır. Hem esastan hem de usulden ret kararı verilmesi HMK'nun 297. maddesi ile Anayasanın 143. maddesine aykırıdır (Yargıtay Hukuk Genel Kurulunun 31/01/2019 tarih ve 2017/11-149 Esas 2019/49 Karar sayılı ilamı). Bu nedenle kamu düzeni gözetilerek ilk derece mahkemesi kararının kaldırılması gerekmiştir. Tüm bu nedenlerle kamu düzeni gözetilerek 6100 Sayılı HMK'nın 353/(1)-a.6.maddesi gereğince davanın yeniden görülmesi için dosyanın ilk derece mahkemesine gönderilmesine karar vermek gerekmiş ve takdiren aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur. HÜKÜM: Yukarıda Açıklanan Nedenlerle; 1-Davacı vekilinin istinaf başvurusunun 6100 Sayılı HMK'nın 353/(1)-a.6 maddesi gereğince KABULÜNE, 2-Ankara 7. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 21/11/2023 tarih 2023/767 Esas 2023/817 Karar sayılı kararının KALDIRILMASINA, 3-Davanın yeniden görülmesi için dosyanın karar veren ilk derece mahkemesine gönderilmesine, 4-Davacı tarafından yatırılan 269,85 TL istinaf karar harcının talep halinde davacıya iadesine, 5-Davacı tarafından istinaf aşamasında yapılan yargılama giderlerinin ilk derece mahkemesince yeniden verilecek kararda dikkate alınmasına, 6-İstinaf aşamasında duruşma yapılmadığından davacı yararına vekalet ücreti takdirine yer olmadığına, Dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda HMK'nın 353/(1)-a.6 ve 362/(1)-g. maddeleri uyarıca kesin olmak üzere oy birliği ile karar verildi. 16/04/2026 Başkan- Üye - Üye - Zabıt Katibi -