11. Hukuk Dairesi 2012/3425 E. , 2012/4594 K. "İçtihat Metni" MAHKEMESİ :Ticaret Mahkemesi Taraflar arasında görülen davada İstanbul 43. Asliye Ticaret Mahkemesi’nce verilen 22/12/2011 tarih ve 2011/342-2011/70 sayılı kararın Yargıtayca incelenmesi davacı vekili tarafından istenmiş ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dava dosyası için düzenlenen rapor dinlendikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikt
**11. Hukuk Dairesi 2012/3425 E. , 2012/4594 K.** **"İçtihat Metni"** MAHKEMESİ :Ticaret Mahkemesi Taraflar arasında görülen davada İstanbul 43. Asliye Ticaret Mahkemesi’nce verilen 22/12/2011 tarih ve 2011/342-2011/70 sayılı kararın Yargıtayca incelenmesi davacı vekili tarafından istenmiş ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dava dosyası için düzenlenen rapor dinlendikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü: Davacı vekili, müvekkili şirketin 1876 yılında kurulan ve tüm dünyada çamaşır, ev bakımı, kozmetik/kişisel bakım ve yapıştırıcı teknolojiler alanında faaliyet gösteren alanında lider bir firma olduğunu, 1956 yılından bu yana da Türkiye'de faaliyet gösterdiğini, 1985 yılında İstanbul Ticaret Sicil Müdürlüğü’ne kayıt yaptırdığını, müvekkilinin ticaret unvanının belirleyici kısmı olan HENKEL ibaresinin Türk Patent Ernstitüsü nezdinde de uzun yıllardır tescilli olup koruma altında olduğunu, davalının ise Henkel Grup İnşaat Yapı Kimyasalları İth. İhr. San. Tic. Ltd. Şti. unvanı ile 29.01.2010 tarihinde İstanbul Ticaret Sicil Müdürlüğü'ne tescil edildiğini, yapı kimyasalları ve inşaat işiyle iştigal ettiğini, davalı tarafından davacı müvekkilinin tescilli ticaret unvanının ayırdedici kısmı olan HENKEL ibaresi aynen kullanılmak suretiyle ticaret unvanı tescil edilmek ve ticari faaliyette bulunulmak suretiyle haksız rekabet yapıldığını, bu durumun tesadüfen fark edildiğini, davalının faaliyet alanının da kimyasal maddeler üretimi olup, müvekkilinin tanınmış ticari unvanından faydalanmak istediğinin aşikar olduğunu ileri sürerek öncelikle mevcut tecavüzün durdurulması yönünde ihtiyati tedbir kararı verilmesini, müvekkilinin unvanındaki ayırt edici bölüm olan HENKEL ibaresi üzerinde üstün ve önceye dayalı hak sahibi bulunduğunun tespitine, davalının ticaret unvanında müvekkilinin tanınmış HENKEL ibaresine yer vermesi nedeniyle unvana tecavüzün ve haksız rekabetin tespitine, önlenmesine, ref'ine, davalıya ait ticaret ünvanında yer alan HENKEL ibaresinin ticaret unvanından silinmesine, keyfiyetin İstanbul Ticaret sicil Müdürlüğü'ne bildirilmesine, hüküm özetinin ilan edilmesine, tazminat ve fazlaya ilişkin haklarının saklı tutulmasına karar verilmesini talep ve dava etmiştir. Davalı adına çıkan tebligat bilatebliğ iade edilmiştir. Mahkemece, davanın ticaret unvanına tecavüz ve ayırtedici kısmı olan HENKEL ibaresinin davalı tarafından kullanılmasının haksız rekabet oluşturduğu iddiası ile açılmış haksız rekabetin tespiti, haksız rekabetin ve tecavüzün ref'i ile davalının unvanının ticaret sicilden terkinine yönelik olduğu ancak taraflar arasındaki uyuşmazlığın 556 Sayılı KHK kapsamında marka hakkına tecavüzden kaynaklandığının anlaşıldığı gerekçesiyle görevsizlik kararı verilerek dava dilekçesinin reddine, karar kesinleştiğinde ve talep halinde dosyanın görevli ve yetkili İstanbul Fikri ve Sınai Haklar Hukuk Mahkemesine gönderilmesine karar verilmiştir. Karar davacı vekilince temyiz edilmiştir. Dava, ticaret unvanına tecavüz nedeniyle vaki haksız rekabetin tespiti, önlenmesi ve davalı unvanındaki iltibas yaratan ibarenin sicilden terkini istemlerine ilişkindir. Dava dilekçesinde davacı vekili, müvekkilinin ticaret unvanındaki “Henkel” ibaresinin davalı unvanında yer almasının haksız rekabet oluşturduğunu ileri sürerek, haksız rekabetin tespiti men’i, unvan terkini ve maddi manevi tazminat isteminde bulunmuştur. Davacı yanın iddiasında 556 sayılı KHK hükümleri uyarınca tescilli markalarından söz edilmiş ise de, bu markalardan kaynaklanan öncelik ya da üstünlük haklarına dayanılmadığından uyuşmazlıkta 556 sayılı KHK hükümlerinin uygulama yeri bulunmamaktadır. Bu durumda, TTK hükümlerinin uygulanması suretiyle çözümlenmesi gereken uyuşmazlıkta ticaret mahkemesi görevlidir. Bu nedenle, mahkemece yargılamaya devam olunarak taraf teşkili sağlandıktan sonra uyuşmazlığın esası hakkında bir karar verilmesi gerekirken, yazılı gerekçe ile görevsizlik kararı verilmesi doğru görülmemiş, kararın bozulması gerekmiştir. SONUÇ: Yukarıda açıklanan nedenlerle davacı vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile hükmün davacı yararına BOZULMASINA, ödediği temyiz peşin harcın isteği halinde temyiz edene iadesine, 23/03/2012 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.